Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 07-10-09, 17:47   #1
Saw

Varsayılan 10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları (Öğün Yayınları) (2014-2015)



İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄


Sayfa 10


Araştırma
1. Sunumun özellikleri hakkında araştırma yapınız.
SUNUMUN ÖZELLİKLERİ


Yaşadığımız toplumda her an insanlarla iletişim içindeyiz. Konuşurken, yazarken, bakarken, kısaca her zaman bir iletişimle, bir sunumla karşı karşıyayız.


Lokantayı seçerken bile garsonların servisine dikkat ederiz. Garsonun dış görünüşü, işteki ustalığı, müşteriye karşı tavrı o lokantayı seçmemizde birinci derecede etkilidir. Yemekler çok güzel ve kaliteli olabilir; ancak onu sunan gerektiği gibi ve estetik bir şekilde sunmuyorsa; kendisi bal, yüzü sirke satıyorsa, yemekler ne kadar kaliteli olsa da bir daha orayı tercih etmeyebiliriz.


Ayrıca; toplum içinde yaşadığımız için edindiğimiz bilgileri başkalarıyla paylaşma ihtiyacı duyarız. Bilgiyi paylaşma şekli de insanın özelliklerine (bilgi düzeyi, konuşma biçimi, yaşam biçimi, eğilimleri, ihtiyaçları, zevkleri vb) göre farklılıklar gösterir. Bilgiyi sunma şekli o bilginin değeri artırabildiği gibi azaltabilir de. Örneğin; herkesin ev içi eşya düzeni birbirinden farklıdır. Kim eşyalarını kullanışlı, estetik ve düzenli yerleştirirse onun evi daha güzel ve rahat gelir bizlere. Burada da eşyalar aynı, fakat sunu şekli farklıdır. Bilginin aktarımı, sunumu da aynı öneme sahiptir.


Bilgi; doğru kullanıldığında, dil kurallarına dikkat edilerek aktarıldığında, dinleyeni veya izleyeni sıkmayacak, usandırmayacak, rencide etmeyecek bir üslupla sunulduğunda, delil ve kaynaklarla güçlendirildiğinde değer kazanacaktır. Bilgiyi kuru, alelade, düz bir anlatımla değil de göze ve kulağa hitap eden materyallerle destekleyerek sunduğumuzda değeri daha da yükselir.


Öğretmenler de derslerde CD, VCD, tepegöz, sinevizyon, slayt, internet, bilgisayar gibi teknolojilerden yararlanarak dersi daha iyi sunmak için gayret ederler ve öğrencilerin dersi daha iyi anlamalarını sağlarlar.

Bir topluluğun önünde konuşma yapmak, insanlara hitap etmek, görüşlerimizi ya da çalışmalarımızı dinleyenlere etkili biçimde aktarabilmek gerek eğitim hayatımız boyunca gerek gelecekte iş yaşamımızda bizim için büyük önem taşıyor ya da taşıyacaktır. Yapacağımız sunum ne kadar etkili olursa, düşüncelerimizi aktarmada bazen de dinleyicileri ikna etmede o kadar başarılı oluruz.


Sonuç olarak hayatımızın her köşesinde karşılaştığımız sunum konusunu bilmek ve en etkili biçimde kullanmamız gerekir.


Buna göre sunum; bilgileri yenileyen, pekiştiren, hatırlatan, önemli noktaları öne çıkaran; bir çalışma sonucunu açıklayan; laboratuar araştırmalarını sunan, anket sonuçlarını ifade eden; önemli olay ve olguları dile getirmek üzere yapılan konuşmalardır.


2. "Anlama ve Yorumlama" bölümünde hazırlayacağınız sunum için güncel bir konu seçerek bu konu hakkında araştırma yapınız.
ÖRNEK SUNUM KONULARI
Sigaranın sağlığa zararları,
küresel ısınmanın dünyaya verdiği zararlar…

Eğitimde model insanın rolü nedir?
İslami dönem Türk edebiyatında ilk eserler…
Yağmur sularını depolamak suretiyle bahçe sulaması yapmak,
Ay’a daha hızlı nasıl gidilebilir, …

İstanbul’un fethinin Türk ve dünya tarihi açısından önemi,
Dünya basketbol şampiyonasında milli takımımızın başarısı, …
3. Atatürkçülüğün Türk toplumu için önemi konusunda araştırma yapınız.



Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için değil kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Olumlu düşünen bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir. Bir insan böyle hareket ederken “Benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekler mi?” diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce bilinmemesini tercih edecek karakterde bulunanlardır... “Memleketin ve milleti mutluluğunu düşünmekten çok kendini düşünür; o adamın değeri ikinci derecedir. Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak kendi kişiliği ile ayakta tuttuğunu zanneden adamlar, milletlerin mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar. Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler, milletlerini, yaşamak ve ilerlemek imkânlarına kavuştururlar. Türk toplumu için çok önemli bir yere sahip olan Atatürkçülük:
Devlet hayatını ve toplumun fikir hayatını kapsar.
Milletin bugün ve gelecekte bağımsızlığını, huzur ve refah içinde olmasını amaçlar.
Millet egemenliği esasına dayanır.
Milli birlik ve bütünlüğe önem verir.
Yurtta ve dünyada barışın korunmasını amaçlar.
Millete ve insanlığa hizmet etmeyi en büyük mutluluk sayar.


Hazırlık

1. izlediğiniz ya da gördüğünüz reklamlar, bir ürünü satın almanızda etkili oluyor mu? Alışverişlerinizi etkiliyorsa bunun reklamların hangi özelliklerinden kaynaklandığını açıklayınız.
Evet oluyor, çünkü Reklamlar hayatımızın her alanlında yaygın olarak görülmektedir. Reklam yoluyla insanların arzularına ve isteklerine gönderme yapılarak ürünleri almaları ve kullanmaları sağlanmaktadır. İnsanlar ihtiyaç duydukları ürünleri reklamlar aracılığıyla aldıkları gibi ihtiyaçları olmayan ürünleri de alma arzusu duymaktadırlar. Bu nedenle pek çok uzman reklamların belli bir denetim çerçevesi içinde yapılmasını önerirler. Reklamlar insanlar üzerinde bir uyarıcı niteliğindedir. Reklam, insanların estetik, güzellik arzularını harekete geçirerek reklamı yapılan ürünlere sahip olunduğunda insanların daha mutlu olacağını vurgular. Reklamlar insan psikolojisi üzerinde etkilere sahiptir. İyi yönlendirme yapılabileceği gibi kötü yönlendirme de yapılabilmektedir. İnsanların gereksinim duymadıkları ürünlere ihtiyaçları varmış gibi gösterilerek kişilerin bu ürünleri satın alması sağlanır.
2. Gruplara ayrılınız. Piyasaya yeni çıktığını varsaydığınız "Pabuç" markalı spor ayakkabısı için bir tanıtım etkinliği (canlandırma, afiş vb.) tasarlayınız. Tasarladığınız etkinlik için uygun ve etkili bir reklam metni hazırlayınız. Ayakkabının tanıtımını gerçekleştiriniz. Sınıfça en etkili tanıtımı belirleyiniz. Kararınızın sebeplerini açıklayınız.
.....

3. Herhangi bir konuda yazılmış bir metni okumak mı yoksa o metni, metinle ilgili hazırlanmış görüntüler eşliğinde dinlemek mi sizi daha çok etkiler? Açıklayınız.

Bir metni okumakla %10 verim sağlanırken, aynı metni slayt ortamında izlemek sonucunda bilginin hafızada kalma oranı %90’a kadar çıkmaktadır. Yani sunum yapan insan, aktardığı bilgileri kolay kolay unutmamaktadır.
4. Derslerde teknolojiden yararlanmanın önemi hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız.
Teknoloji kullanımı eğitimi nitelikli hale getirir. Nitelikli eğitim için teknoloji olmazsa olmazdır.
Teknoloji kullanımı ile eğitimde sınırsız bir kütüphaneye adım atılır ve öğrenmeler bu oranda zenginleşir.
· Teknoloji kullanımının artırılması eğitim sisteminin amaçlarını gerçekleştirecek davranışlar üretecektir.
5. Öğretimde hangi teknolojik araçlardan yararlanılmaktadır? Bu araçlar ne tür öğretim etkinliklerinde kullanılmaktadır? Açıklayınız.
Aşağıda görülen resimdeki araçlar kullanılmaktadır.Ama günümüzde akıllı tahta(etkileşimli tahta) bu araçların hepsinin işlevini görmektedir.
.

1. ETKİNLİK
• "Sunum" kelimesinin anlamını öğreniniz. Kelimenin kökünü belirleyerek köküyle kelimenin tamamı arasındaki anlam ilişkisini açıklayınız.

sunum; bilgileri yenileyen, pekiştiren, hatırlatan, önemli noktaları öne çıkaran; bir çalışma sonucunu açıklayan; laboratuar araştırmalarını sunan, anket sonuçlarını ifade eden; önemli olay ve olguları dile getirmek üzere yapılan konuşmalardır.
• "Araştırma" bölümünde sunumun özellikleri hakkında edindiğiniz bilgileri açıklayınız.


• Sunumlarda hangi teknolojik aletlerden faydalanıldığını belirleyip defterinize yazınız.



2. ETKİNLİK
• Bir sunum örneği bulunuz. Bulduğunuz sunumda kullanılan slaytların düzenlemesinde nelere dikkat edildiğini ve sunum sonunda yararlanılan kaynakların nasıl verildiğini belirleyip defterinize yazınız.


3. ETKİNLİK
• Lise öğrencileri arasında düzenlenen bir proje yarışmasına katıldığınızı ve bu yarışmada, projenizi jüriye tanıtmanız gerektiğini varsayınız. Tanıtımınızın etkileyici olması için nelere dikkat edersiniz? Sözlü olarak açıklayınız.


2014 2015 10.sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 13

1. “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunumda hangi konu üzerinde durulduğunu belirleyiniz. Sizce bu konuda niçin bir sunum yapma ihtiyaç duyulmuş olabilir? Açıklayınız.


Eğitim ve öğretimde kullanılan medya ve materyallerin kullanılışı ve kullanımları ile ilgili ilkleri üzerine durulmuştur. Eğitim ve öğretimde medya ve materyallerinin daha verimli şekilde kullanılması için sunum yapma ihtiyaç duyulmuş.






2. Sizce sunum yapılacak konunun ilgi çekici olmasından başka hangi özelliklere sahip olması gerekir?
Anlaşılır olması
Kısa ve öz olması
Açık bir dille yazılması
Güncel olması
Gerekli bilgi ve kaynakları içermesi






3. Sunum yapmaya uygun birkaç konu belirleyerek bu konuların neler olduğunu açıklayınız.
……………




4. “Medya ve Materyallerin kullanılması›” adlı sunumu etkili buldunuz mu? Bulmadıysanız söz konusu sunumun nasıl daha etkili hâle getirilebileceğini açıklayınız.
………………….


5. Gelişen teknoloji ile birlikte iletişim de değişikliğe uğramıştır. “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunumda kullanılan materyallerden hareketle teknolojik gelişmelerle iletişim arasındaki ilişkiyi ve teknolojinin iletişimi hangi yönlerden etkilediğini açıklayınız.


Teknoloji geliştikçe iletişim yolları da artar. iletişimde kanal öğesinde çeşitlilik artar.




6. “Medya ve Materyallerin Kullanılması” sunumunda göndericinin iletmek istediği mesajı alıcıya ulaştırmada hangi yolu kullandığı söyleyiniz. Bir iletinin alıcıya ulaşmasında başka hangi yolların kullanılabileceğini belirtiniz.


Dil yolunu kullanmıştır. (Yazılı metin)
Görsel
İnteraktif
Ses yoluyla

İşaret yoluyla vs..

2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 14






10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 15




7. “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunumda konuşmacının hangi teknik imkânları
Kullandığını belirtiniz. Kullanılan teknik imkânların iletinin gönderilmesine nasıl katkı sağladığını açıklayınız.
Bilgisayar sunumlarından faydalanmıştır. Teknik imkanların kullanılması iletinin daha anlaşılır ve net bir şekilde alıcıya ulaşmasını sağlar.


8. İncelediğiniz “Medya ve Materyallerin Kullanılmasıı” adlıı sunumdaki cümlelerin özelliklerini belirleyip maddeler hâlinde yazınız.
Kısa anlaşılır ve sade olmaları. Konuyu özetleyici nitelikler göstermeleri. Anlam bakımından derin olmaları


9. Slaytlardaki cümlelerin, sunumda anlatılanların bir özeti niteliğinde olduğu söylenebilir mi?
açıklayınız.
Evet söylenir. Çünkü cümleler anlatılanların içeriği ile doğrudan ilişkilidir.


10. Sizce slaytlarda sunum metninin tamamına yer verilmemiş olmasının sebebi nedir?
Daha anlaşılır bir şekilde sunmak. Okuyucuyu veya dinleyiciyi sıkmamak ve dikkatlerinin dağılmasına engel olmak. Aynı zamanda sunumun göze de hitap etmesi amaçlanmıştır.


11. Hazırlanmış bir metni okumakla o konuda bilgi verici ve aydınlatıcı bir konuşma yapmak
arasında etkileyicilik bakımından fark var mıdır? açıklayınız.
Evet vardır. Okumak sıkıcı, vakit alıcı, dikkat dağıtıcı olabilir. Ancak konuşmada iletişim biraz daha iyi sağlanır. Böylece etkileyicilik daha fazladır.


6. ETKiNLiK
• “Medya ve Materyallerin kullanılması” adlı sunum için hazırlanmış slaytlarda anlatılanları
özetleyiniz.
Medya ve Materyallerin en etkili şekilde kullanılması ve Medya ve Materyallerin kullanılması ile alakalı ilkeler.
• Slaytlarda kullanılan ifadelerin özelliklerini dikkate alarak sunumda slaytların nasıl bir öneme sahip olduğunu açıklayınız.
Anlatımı etkili ve güzel hale getirme açısından öneme sahiplerdir.


12. Sunumda kullanılan slaytların az veya çok olmasıı konuşmacı ve dinleyiciyi nasıl etkiler?
açıklayınız.
Slaytların az olması dinleyicilerde önemsizlik hissi yaratır. Fazla olması da dinleyiciyi sıkar ve takibi düşürür. Yeteri kadar slayt olması en ideal olandır.




7. ETKİNLİK
• Yaptığınız araştırmadan ve incelediğiniz “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunumdan hareketle sunumlarda kullanılan slaytların özelliklerini belirleyiniz.


Bir slaytta çok fazla metin yazılı olmamalıdır. Çok fazla metin yazılı olan slaytlarda izleyiciler konuşmacıya değil sunuya odaklanır. Bu ise istenmeyen bir durumdur.

Sunuya verilmek istenen bilgilerin tamamı değil, önemli kısımları yazılmalıdır. Asıl olarak, slaytlardaki metinler konuşmacıya yol gösterecek bilgi noktalarıdır.
Her madde işareti metninin tek satırı aşmamasına dikkat edilmelidir. Böylece sunudaki bilgilerin okunması kolaylaşır.
Sunuda kullanılan yazılar ve görseller en uygun stil ve boyutlarda olmalıdır. Aksi takdirde, izleyiciler sunuyu rahat bir şekilde takip edemez.
İzleyicilerin dikkatini dağıtmamak için, slaytlarda çok fazla animasyon ve farklı renkler kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Slaytlarda kullanılan arka plan rengi ile metin rengi arasında uyum olmalıdır. Birbirine yakın renkler kullanılırsa metinlerin okunması zorlaşır.



• “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunum hangi dinleyici kitlesi için hazırlanmış olabilir?
Eğitimle alakalı kişilere..


Bu soruya verdiğiniz cevaptan hareketle her sunumun her dinleyici kitlesinin ilgisini çekip çekmeyeceğini nedenleri ile açıklayınız.
her sunumun her dinleyici kitlesinin ilgisini çekmez. Çünkü herkesin ilgisini çeken konular aynı değildir..


13. “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunumda, konuşmacı ilk slaytında nasıl bir ifadekullanmıştır? Belirleyiniz. Slaytlarda kısa ve özlü ifade kullanmanın önemini belirleyip sözlü olarak ifade ediniz.
Konuyla alakalı terimleri açıklamıştır. Giriş niteliğinde cümleler yazmıştır. Kısa ve özlü olması iyi bir slaytın özellikleri arasındadır




8. ETKİNLİK
Aşağıda, sunumlarda dikkat edilmesi gereken hususlar verilmiştir. Bu hususlardan hangilerinin sunumdan önce, hangilerinin sunum anında, hangilerinin sunumdan sonra yapılması gerektiğini tespit ederek 16. sayfadaki tablonun ilgili yerlerine yazınız.

SUNUMLA ALAKALI HER ŞEY BU GÜZEL SLAYTTA


[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]




sunumdan önce
1. Kullanacağı malzemenin kontrolünü gerçekleştirme
3. Sunum yerini daha önceden görme
2. Konuşma anında ses tonuna, jest ve mimiklerine özen gösterme


sunum anında
2. Konuşma anında ses tonuna, jest ve mimiklerine özen gösterme
4. Dinleyicilerle, başta bakışlar olmak üzere, vücut diliyle iletişim kurmaya özen gösterme; ses ve kelimeleri doğru telaffuza dikkat etme
6. Sunum esnasında ciddi, ağırbaşlı, temiz ve derli toplu görünme
7. Gerektiğinde daha önce hazırlanmış bazı belgeleri, grafikleri ve şekilleri kullanma
2. Konuşma anında ses tonuna, jest ve mimiklerine özen gösterme


sunumdan sonra

8. Dinleyicilerin sorularına tartışmaya girmeden doyurucu, açık ve net biçimde cevap verme

2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 18


Sayfa 18
1. “Medya ve Materyallerin Kullanılması” adlı sunumda konuşmacının ifadelerinin etkili olup olmadığını söyleyiniz.


Etkilidir. Gayet açık ve anlaşılır ifadeler kullanmıştır. Bilgiler ve verilerle anlatımın somut olmasına dikkat etmiştir.




2. Yirmi - otuz yıl öncesine kadar eğitim araç - gereci olarak kitap, defter, tahta, tebeşir vb. kullanılırken günümüzde eğitim - öğretim ortamlarında bilgisayar ve projeksiyon gibi teknolojik cihazlar kullanılmaktadır. Bu cihazların kullanımının eğitim ve öğretim açısından önemini açıklayınız.



Bu araç ve gereçler eğitim ve öğretimin daha etkili ve daha iyi gerçekleşmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda bu araç gereçler büyük bir oranda kolaylık sağlamaktadır.

Sayfa 19


12. ETKİNLİK
• İncelediğiniz ve hazırladığınız sunumlardan hareketle sunumda kullanılan slaytların önemini
belirtiniz.
Slaytlar anlatılan konunun özeti şeklindedir.
Dinleyicilerin kısa notlarla konuyu daha çabuk kavramalarına yardımcı olur.
Görsel öğeler içerdiği için zihinde kalıcılığı arttırır.
Anlatıcı için kısa notlar olarak kullanılırlar
Konuların düzenli ve eksiksiz anlatımına yardımcı olurlar
• Sunumda dilin niçin göndergesel işleviyle kullanıldığını açıklayınız.

göndergesel işleviyle kullanılır çünkü amaç bilgi vermektir.



13. ETKİNLİK
Sunumda kullanılan teknolojik araç-gereçlerden her birinin kullanılma amaçlarını tablodaki

uygun yerlere yazınız.






Sayfa 21


1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• iyi bir sunumda .........GÖRSELLİK.................. çok önemlidir.
• Sunumda malzeme bir başkası tarafından kullanılacaksa konuşmacı ile malzemeyi kullanan
kişi arasında ..... EŞ GÜDÜM ............. olmalıdır.
• Sunuma dinleyici olarak katılanların konu hakkında ..........BİLGİ SAHİBİ.......... olması gerekir.




2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.
• Sunumda dinleyicilerin soru sormalarına izin verilmemeli. (Y )
• Sunumda hazırlanan metin ve slaytların dışına kesinlikle çıkılmamalı. (Y )
• Slaytlarda kullanılan ifadelerin açık ve net olmasına dikkat edilmeli. (D )
• Sunumda dinleyiciyi sıkacak uzun açıklamalardan kaçınılmalı. (D )
• Konuşmacı, anlatacağı konuya hâkim olmalı. (D )




3. Aşağıdakilerden hangisi sunumu başarılı kılan etkenlerden değildir?
A) Savunulan düşünceyi ya da tanıtılan ürünü vurgulamak
B) Sunuma yoğunlaşmak
C) Görselliği ön plana çıkarmak
D) Sunumda kullanılan malzemeden etkin bir şekilde faydalanmak
E) Her konu başlığından sonra dinleyicilere soru sorma imkânı vermek




4. Aşağıdakilerden hangisi sunumdan önce yapılması gerekenlerden değildir?
A) Sunum için güncel bir konu belirlemek
B) Sunum yapılacak konu hakkında ayrıntılı bilgi edinmek
C) Sunumda kullanılacak slayt metinlerini hazırlamak
D) Sunumda anlatılacakları yazılı bir metin olarak hazırlamak
E) Sunum sırasında kullanmak için anketler düzenlemek




5. Aşağıdakilerden hangisi sunum sırasında yapılması gerekenlerden biri değildir?
A) Sunum yapan kişinin ciddi ve ağırbaşlı olması
B) Ses tonunun, vücut dilinin, jest ve mimiklerin konuyla uyumlu bir şekilde kullanılması
C) Sunumda kullanılacak slaytların ayrıntılı bir şekilde hazırlanması
D) Sunumda, konuya uygun bir fon müziğinin kullanılması
E) Sunumu gerçekleştiren kişinin konuya hâkim olduğunu göstermesi




6. Sunumda dil, aşağıdaki işlevlerden hangisiyle kullanılır?
A) Kanalı kontrol işlevi
B) Heyecan bildirme işlevi
C) Göndergesel işlevi
D) Dil ötesi işlevi
E) Alıcıyı harekete geçirme işlevi



7. Sunumu gerçekleştiren kişi sunuma nasıl bir giriş yapmalıdır?
Dikkat çekici bir şekilde girmeli


8. Sunuma dikkat çekici ifadelerle başlamak niçin önemlidir? Açıklayınız.
Dinleyicilerin dikkatini çekmek için. Böylelikle konunun dinleyicide merak uyandırması sağlanır ve anlatılmak istenen daha etkili bir şekilde dinleyiciye ulaştırılır.


9. Nükteli bir anlatımın sunumun iletisine katkısı nedir?

Dinleyicilerin sıkılmasının önüne geçilir. Böylelikle sunulan konu dinleyiciye daha etkili şekilde ulaştırılır.


Sayfa 22


2. Tartışma
Araştırma
1. “Münazara, sempozyum (bilgi şöleni), açık oturum, panel, forum” kavramlarının ortak yönününne olduğunu araştırınız. Çeşitli kaynaklardan yararlanarak bu türleri tanıtıcı bir sunum hazırlayınız.



2. Televizyonlarda topluma açık olarak düzenlenen tartışma programlarının hangi konularda
ve nasıl yapıldığını araştırınız.
Çoğunlukla toplumu ilgilendiren konular üzerine yapılır. Tartışmayı yöneten biri vardır. Bununla birlikte farklı görüşleri savunan en az iki kişi vardır.




3. Topluma açık ya da kapalı olan tartışmaların özellikleri nelerdir? Araştırınız.
Tartışmanın özellikler
1. Tartışma konusunun önceden belirlenmesi,
2. önceden o konuda hazırlık yapması,
3. Konunun belli sorular çerçevesinde tek tek ele alınması,
4. Herkese eşit söz hakkı sağlanması,
5. Karşı görüşlerin hoşgörü ile karşılanması,
6. Herkese eşit sürenin verilmesi,
7. Grup üyelerini ilgilendiren ortak sorunu veya gereksinimi içermeli,
8. Tartışmaya katılanlar konu hakkında bilgi sahibi olmalı,
9. Tartışma konusu açık olarak belirlenmiş ve her üye tarafından anlaşılmış olmalı,
10. Farklı görüşlere açık olmalıdır.




1. “Tartışma” kavramı size neleri çağrıştırıyor? Sözlükten yararlanarak “tartışma” ve “münakaşa” kelimeleri arasındaki anlam farkını açıklayınız.
Münakaşa kuralları olmayan tartışma biçimidir. Tartışma ise bir başkan tarafından yönetilen söz verilerek konuşulan kurallı bir türdür. Tartışmada sonuç belirlenilir, münakaşada ise kesin bir sonuç yoktur.




2. İnsanlar niçin tartışma gereği duyarlar?
Farklı düşünceleri ortaya koyarak en güzel ve doğru olana ulaşmak için.




3. “Doğrular, düşüncelerin çarpışmasıyla ortaya çıkar.” sözünden ne anlıyorsunuz? Sorunları
n çözümüne ya da doğrulara konuşmadan, tartışmadan ulaşılabilir mi? Açıklayınız.
Hayır ulaşılamaz. Çünkü en iyi çözüm yolu bütün yönlerin ele alınması ile ortaya çıkar. Bu da tartışma ile olur




4. İlk insandan bu yana insanlar düşüncelerini birbirleriyle paylaşmasalardı bilim ve teknoloji
bu seviyede olur muydu? Açıklayınız.
Hayır. İlk günkü gibi kalırdı.




5. “Tartışma”yı bir öğretim yöntemi olarak kullanmanın faydalı olup olmayacağını sınıfta tartı
şınız. Ulaştığınız sonuçları aşağı yazınız.
Faydalıdır
Farklı fikirler ortaya atılır.
Çözüm yolları çoğalır.
Geniş bir bakış açısı kazanma olanağı sağlar.

Sayfa 22


2. TARTIŞMA

BİLGİLERİ MÜTHİŞ BİR SLAYTTAN ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bilgi, paylaşarak çoğalır. Eğer ilk insandan bu yana
insanlar düşüncelerini birbirleriyle paylaşmasalardı
doğru, iyi ve güzeli bulamazlardı. Bilimin ve
teknolojinin gelişmesini de bu bilgi paylaşımına
borçluyuz. Bütün bunlar da tartışmayla olur.

Tartışma, bir nevi paylaşmadır. Her şeyin zıttıyla var
olduğunu düşünürsek, tartışmada her düşüncenin
karşıtını alarak zenginleşir. Tartışmayla analiz ve
sentez yeteneğimizi geliştiririz. Kısaca tartışma
olmasaydı insanlık gelişmez, hayat tekdüze, renksiz
ve tatsız olurdu.
Tartışma, bir konu çevresinde lehte ve aleyhte
karşılıklı düşünceleri ortaya koyma, problemlere
cevap ve çözüm bulma; gerçek, doğru, iyi ve güzel
olanı birlikte aramaktır. (Doğru, iyi ve güzelin
zamana bağlı olduğunu unutmamak gerekir.)
Tartışmada; karşılıklı saygı ve hoşgörü, nazik,
toleranslı, sabırlı olma; konuşma kurallarına, verilen
zamana ve sıraya uyma amaca ulaşmada yararlıdır.
Tartışmada bir konuda edinilmiş peşin hükümlerin,
önceden alınmış kesin kararların, bilineni farklı
cümlelerle devamlı tekrar etmenin, konu dışına
çıkmanın tartışmaya yarar sağlamayacağı açıktır.
Tartışmayı yöneten bir başkana ihtiyaç vardır.
Başkanın; konuyu ortaya koyup sınırlaması;
konuşmacıların konu dışına çıkmalarını, konuyla
ilgisiz ve gereksiz konuşmalarını engellemesi,
konuşmacıların birbirini suçlamaya yönelik
konuşmalarına izin vermemesi, tartışmanın
kurallarına uygun yürütülmesini ve bir sonuca
ulaştırılmasını, bu sonucun da bir rapor haline
getirilmesini sağlaması gerekir.
Bazı tartışmaların sonuçları yalnızca basın
aracılığıyla duyurulur; bazıları ise basına ve halka
açık olur. Dinleyicilerin huzurunda, dinleyiciler için
gerçekleştirilen bu tartışmalarda konuşmacılar
tartışma konusundaki bilgi, birikim, görgü, düşünce
ve kanaatlerini halka iletirler; onları
bilgilendirmeyi, yönlendirmeyi amaçlarlar. Bu tip
tartışmalarda kamuoyu yaratma endişesi konuşmacıdinleyici
ilişkisini belirleyen önemli faktördür.
Tartışmalar düzenleniş amaçlarına, hedef dinleyici
kitlesinin zevk, kültür ve anlayışına göre değişik
nitelikler kazanır.
Tartışmalarda dil, gönderme ve anlatım işleviyle
kullanılır. Burada dilin çift işlevliliğinden söz
edebiliriz. Mesela “Açık oturum, bal rengi, ipek
böceği, karış karış, ruh bilimi, un helvası, yaban
gülü. Bunların her biri birer birleşik kelimedir.
Birleşik kelime, çünkü iki söz bir araya geliyor ve tek
bir kavrama karşılık oluyor. Ama bu tek kavramı
oluşturan sözlerden her biri kendi anlamını koruyor.
Bunlar ayrı yazmakla bir kelime olma özelliğini
yitirmez." cümleleri dilin gönderme işlevi olan
cümlelerdir.
“Teşekkür ederim Sayın Başkan. Burada oturan
hocalarımızın hepsi bizden oldukça büyük ve bazıları
şahsen hocam oldular. Bu yüzden incitici veya kıncı
şeyler söylemem tabi ki beklenemez." Cümlelerinde
ise dil, anlatım işleviyle kullanılmıştır.




1. “Çağdaş Dünya ve Türk fiiiri” adlı tartışmanın hangi amaçla düzenlendiğini belirleyiniz.
Uygarlık planındaki yeni değişmelerin nitelikleri ve şiire etkilerini açıklığa kavuşturmak amacı ile bununla birlikte dünya ve Turk şiirinde geleneğin ve değişimin niteliği konusunda görüş alış verişi yapmak amacıyla düzenlenmiştir


1. ETKİNLİK
• “Çağdaş Dünya ve Türk fiiiri” adlı tartışmada konuşmacıların amaçlarına ulaşmak için nelere dikkat ettiklerini belirleyip sözlü olarak ifade ediniz.
Anlatımın sade ve anlaşılır olmasına. Paylaştığı fikirleri desteklemek amaçlı örnekler vermelerine ve tanık göstermelere dikkat ettiklerini söyleyebiliriz.
2. ETKİNLİK
• “Çağdaş Dünya ve Türk fiiiri” adlı metinde ele alınan konunun özelliklerini belirleyip açıklayınız.
Konu tartışmaya açık bir konudur. Çeşitli yönleri ile ele alınılabilecek öznel ifadelerle farklı açılardan ifade edinilmeğe müsait bir konudur.
• Tartışmada konunun güncel olmasının, tartışılacak yönlerinin bulunmasının, farklı düşünce ve dikkatlerle yorumlanmaya imkân sağlamasının önemini açıklayınız. Siz de güncel ve tartışılacak yönleri bulunan birkaç tartışma konusu belirleyerek sınışa paylaşınız.


Böyle bir konunun olması tartışma türleri açısından önemlidir. Tartışmada aynı konu üzerine farklı fikirleri söylemek esastır. Bu tür konular tartışmaların verimini artıracaktır.

ÖRNEK KONU : ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN ARTMASINDAKİ TEMEL NEDENLER NELERDİR ? BUNUN ÖNÜNE GEÇMEK ADINA İNSANLAR NELER YAPMALIDIR.


3. ETKİNLİK
• Yaptığınız araştırmadan hareketle aşağıdaki tanımların ve özelliklerin “panel, forum, sempozyum, açık oturum ve münazara” türlerinden hangilerine ait olduğunu belirleyerek noktalı yerlere yazınız.




a. Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafından tartışıldığı konuşmalardır. Bu tartışma türünde amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak; farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır. Bir başkan bulunur. Konuşmacı sayısı üç ile altı arasında değişebilir. Konuşmacılar, uzmanı oldukları konunun ayrı birer yönünü ele alırlar.

PANEL




b. Konusunda uzman kişilerin bir masa çevresinde toplanarak yaptıkları tartışmalardır. Tartışılacak konu, toplumun tümünü ya da bir bölümünü ilgilendirmelidir. Bu tartışma bir salonda izleyici önünde ya da televizyon ve radyoda dinleyici önünde yapılmaktadır. Bir "başkan" tarafından yönetilir. Konunun ortaya atılması, giriş konuşmasının yapılması, soruların düzenli olarak sorulması vb.durumlar başkanın yönetiminde gerçekleştirilir.


AÇIK OTURUM




c. Bir başkanın yönetiminde, toplumu ilgilendiren bir konuda, farklı gruplardan oluşan dinleyicilerin söz alarak konuşma kuralları içerisinde yaptıkları tartışmalardır.


FORUM

ç. Toplumu yakından ilgilendiren herhangi bir konu ya da olay hakkında, dinleyiciler karşısında, farklı uzmanların konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmalardan oluşan tartışma türüdür. Diğer tartışma türlerine göre daha ilmî ve ciddi bir sohbet havasında geçer. Konuşmacılar konuyu kendi ilgi sahaları açısından ele alır. Bir başkan ve üç ile altı arasında değişen üyeden oluşur. Üyelerin konuşma süreleri 15-20 dakikayı aşmaz. Konunun uzunluğuna göre iki oturum veya iki gün sürebilir.


SEMPOZYUM



d. Herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin karşılıklı olarak savunulduğu tartışmadır. Bu tartışmada önemli olan konuşmacının kendi tezini savunmasıdır. Bu tartışma için genellikle üçer ya da dörder kişilik gruplar oluşturulur. Gruplardan biri konuyu olumlu yönden diğeri ise olumsuz yönden savunur.


MÜNAZARA



• Yaptığınız araştırmadan ve bu etkinliğin ilk aşamasında verilen tanım ve özelliklerden hareketle
“panel, forum, sempozyum, açık oturum, münazara” türlerinin ortak özelliklerini belirleyip defterinize
yazınız.



KONU HAKKINDAKİ ARAŞTIRMA İÇİN TIKLAYINIZ



• “Münazara, sempozyum, açık oturum, panel, forum” türlerini tanıtmak amacıyla hazırladığı-
nız sunumu sınıfta arkadaşlarınıza sununuz.


KONU HAKKINDAKİ SUNUM İÇİN TIKLAYINIZ


4. ETKİNLİK • Yaptığınız araştırma ile yukarıdaki tanım ve özelliklerden yola çıkarak münazarayı diğer tartışma türleriyle karşılaştırınız. Münazara türünü diğerlerinden ayıran özellikleri defterinize yazınız.


Münazara iki grup vardır ve bu iki grup bir konu hakkında bir birine zıt düşünceleri savunurlar. Burada amaç bir sonuca ulaşmaktır. Diğer tartışma türlerinde farklı görüşlerin ifadesi vardır.


5. ETK‹NL‹K
• Yaptığınız araştırmadan hareketle aşağıdaki tartışma türlerini kendi kelimelerinizle tanımlayınız.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 27

Topluma açık tartışmalarla topluma kapalı tartışmalar arasındaki benzerlik ve farklar nelerdir?



2. Topluma açık tartışmaların amaçlarını belirleyip defterinize yazınız.
Topluma açık tartışmaların amaçları:Dinleyicilerin huzurunda, dinleyiciler için gerçekleştirilen bu tartışmalarda konuşmacılar tartışma konusundaki bilgi, birikim, görgü, düşünce ve kanaatlerini halka iletirler;Onları bilgilendirmeyi, yönlendirmeyi amaçlarlar.Tartışmalar düzenleniş amaçlarına, hedef dinleyici kitlesinin zevk, kültür ve anlayışına göre değişik nitelikler kazanır.
7.Etkinlik:
* “Çağdaş Dünya ve Türk Şiiri” adlı tartışma topluma açık bir tartışma türü olarak düzenlenmiştir.
3.Sizce Tartışmalarda dilin hangi işlevi kullanılmaktadır? Niçin?Tartışmalarda dilin göndergesel işlevi kullanılmaktadır. Çünkü tartışmalar duygudan daha çok bilgiyi ön plana çıkarır. Amaç haklı bilgilendirmek ise açık ve anlaşılır bir dil kullanılmalı yoruma açık bir anlatımdan kaçınılmalıdır.
4. Tartışmalarda dil hangi işlevde kullanılır? “Çağdaş Dünya ve Türk Şiiri” adlı tartışmadan alınan aşağıdaki bölümlerde de dilin bu işleviyle kullanıldığı söylenebilir mi?
Tartışmalarda dil göndergesel işlevde kullanılır. Evet aşağıdaki metinde de dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.
5. “Çağdaş Dünya ve Türk Şiiri” adlı metinden dilin göndersel işlevde kullanılmasına örnekler“Bu gün dünya şiirine baktığımız zaman çok yönlü bir şiirle karşılaşıyoruz”. “Ortada iki yönlü bir eğilim var.”“Bir yanda insanın yüzyıllardır süregelen geleneği, makineleşmenin kendisini standart, kişiliksiz, hale getirmesine karşı koyuyor. Öte yanda da yeni teknoloji, onun

getirdiği yepyeni sosyal düze, çok daha büyük eğilimleri besliyor.”
6.Metinde geçen anlatım bozuklukları olan cümleler varsa bunları düzelterek defterinize yazınız.“Onların eserleri zamanla tenkitçiler, yayıncılar tarafından çeşitli vasıtalarla halk kültürüne mal olur. Doğrusu:Onların eserleri zamanla tenkitçiler, yayıncılar tarafından ele alınarak çeşitli vasıtalarla halk kültürüne mal edilir.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 28



8.Etkinlik:
Tartışma başkanının görevleri:
Tartışmanın başında konuyu ve konuşmacıları dinleyicilere kısaca tanıtmak
Tartışmayı başlatmak
Konuşmacıların konu dışına çıkmalarını engellemek
Konuşmacılara eşit süre vermek
Konuyu özetlemek, toparlamak
Tartışmanın sonucunu açıklamak
7. “Çağdaş Dünya ve Türk şiiri” adlı metni, konuşmacıların ifadelerinin akıcı, yalın, duru ve açık olup olmamaları bakımından inceleyiniz. Konuşmacıların ifadelerinden akıcı, yalın, duru ve açık İfadeler bulup defterinize yazınız

Metinde kullanılan dil sadedir, yabancı kelime ve kavramlar çok fazla kullanılmamıştır. Akıcı bir anlatım vardır. Cümleler çok uzun değil, telaffuzu etkileyecek söylenmesi zor kelimler kullanılmamıştır.


9.Etkinlik:
Tartışmalar aşağıdaki amaçlar çerçevesinde düzenlenir.-Bir konuda lehte (olumlu) ve aleyhte (olumsuz) karşılıklı düşünceler ortaya koyma-Sorunlara cevap ve çözüm bulma-Gerçek, doğru, iyi ve güzel olanı birlikte arama• incelediğiniz “Çağdaş Dünya ve Türk şiiri” adlı tartışmanın hangi amaçla düzenlendiğini belirleyiniz.-Gerçek, doğru, iyi ve güzel olanı birlikte arama amacıyla yapılmıştır.

• İncelediğiniz “Çağdaş Dünya ve Türk şiiri” adlı bu tartışmanın amacına ulaşıp ulaşmadığını belirtiniz

Çağdaş Dünya ve Türk şiiri” adlı bu tartışma amacına ulaşmıştır.

• Etkinliğin ilk aşamasında gördürünüz gibi tartışmanın amaçlarından biri de “gerçek, doğru,iyi ve güzel olan› birlikte aramaktır. Ancak “doğru”, “iyi” ve “güzel” kavramları zamana göre değinilmektedir. Sizce bu değişimin sebepleri neler olabilir?
Bu kavramlar zamana göre farklı yorumlanabilir. Güzel , iyi ve doğru olarak bilinen birçok durum daha sonraki zamanlarda böyle algılanmayabilir. Bu değişimin sebebi gelişen ve değişen dünya şartları olabilir.

8. Tartışmada bir konuda edinilmiş peşin hükümlerin, önceden alınmış kesin kararların, bilinenifarklı cümlelerle tekrar etmenin, konu dışına çıkmanın tartışmayı nasıl etkileyeceği konusundakidüşüncelerinizi belirtiniz. “Çağdaş Dünya ve Türk şiiri” adlı tartışmada konuşmacıların bu olumsuzluklardan uzak kalmaya dikkat edip etmediklerini açıklayınız

Tartışmalarda belirlenen konunun dışına çıkmak konuyu dağıtır. Anlatılmak istenen düşünce tam olarak anlatılamayabilir. Çağdaş Dünya ve Türk şiiri” adlı tartışmada konuşmacılar bu olumsuzluklardan uzak kalmaya dikkat etmişlerdir.


anlama yorumlama cevapları

soru 1
kişiler kendilerine özgü bir üslupla düşüncelerini ifade etmişler. buna ek olarak nesnellik de katmışlardır

soru2
sonuca varılmıştır. bu ulaşılan sonuçlar tartışma sonunda 1,2 ve 3 şeklinde numaralandırılarak verilmiştir.


soru 3
tartışmada amaç farkı fikirleri ortaya koyarak doğru olana ulaşmaktır. bu yüzden hoşgürülü saygılı bir ortam amacın ulaşmasında birinci dereceden bir etkendir..



sayfa 30 DEĞERLENDİRME


1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.


• Bir grubu ilgilendiren, daha önceden belirlenen bir konu hakkında, farklı düşünceleri olan
kişilerin konuyla ilgili görüşlerini açıklamak ve ele alınan soruna çözüm bulmak amacıyla bir araya gelerek yaptıkları karşılıklı konuşmaya ...TARTIŞMA...... denir.
• Tartışmada dil .....göndergesel....... işleviyle kullanılır.
• Tartışma konusu seçilirken katılımcıların ...eğitim düzeyi/ durumu ........ göz önünde bulundurulmalıdır.



2. Aşağıdaki yargılardan doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.


• Tartışmanın yapılacağı fiziksel ortam ve katılımcı sayısı tartışmanın niteliğini etkiler. ( D )
• Tartışma, bir öğretim yöntemi olarak kullanılırken belli hedeflere ulaşılmasını sağlayacak biçimde planlı ve programlı bir şekilde yürütülmelidir. (D )
• Açık oturum, panel, sempozyum, forum gibi tartışmalar basana ve halka kapalı olarak gerçekleştirilir. (Y )


3. Aşağıdakilerden hangisi tartışmanın aşamalarından biri değildir?
A)Tartışma konusunun seçimi
B)Tartışmayı yönlendirecek soruların belirlenmesi
C) Araç ve tekniklerin belirlenmesi
D) Tartışmanın yapılacağı fiziksel ortamın düzenlenmesi
E)Tartışma yapılacak yerde prova yapılması


4. Aşağıdakilerden hangisi tartışmadan beklenen faydayı vermez?
A)Sorulara soğukkanlılıkla cevap vermek
B) Söylenecek bir söz olmadığında susmayı bilmek
C) Emin olmadıkça bir konu üzerinde ısrar etmemek
D)Görüşleri çeşitli yollarla kanıtlamak
E)Söz cambazlığına başvurmak


5. Aşağıdakilerden hangisi tartışmayı yöneten başkanın görevlerinden biri değildir?
A)Konuyu ortaya koyup sınırlandırmak
B)Konuşmacıların konu dışına çıkmalarına izin vermek
C)Tartışmayı kurallara uygun olarak yürütmek
D)Suçlayıcı konuşmalara izin vermemek
E)Tartışmayı bir sonuca bağlayıp rapor hâline getirmek


6. Aşağıdakilerden hangisi bir tartışmacıda bulunması gereken özelliklerden değildir?
A) Savunduğu konuya hâkim olmak
B) Konu dışına çıkmamak
C) Söylenenleri dikkatle dinlemek
D) Karşı görüşlere kapalı olmak
E)Yapıcı eleştirilerde bulunmak


7. Tartışma sonunda değerlendirme yapmanın önemini açıklayınız.


Tartışma sonunda değerlendirme yapma tartışılan konunun özünü ortay koyma konuşulanları özetleme adına önemlidir.


8. Tartışma konusunun hangi özellikleri taşıması gerektiğini aşağı yazınız.


Güncel olması
Toplumu ilgilendiren konular olması
Tartışmaya açık olması


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 31HAZIRLIK

1.Bir insanın her konu hakkında bilgi sahibi olması mümkün müdür? Açıklayınız.


Bir insanın her konu hakkında bilgi sahibi olması mümkün değildir. Buna ,insanın ömrü yetmez. Dünyada o kadar çok bilgi alanı var ki bunları tek tek öğrenmek insanın bir ömür boyu sürekli çalışması demektir.




2.Sizceher dersin öğretmeninin farklı olmasının sebebi nedir?
Çünkü, bir öğretmenin bütün branşlarda başarılı olması düşünülemez. Bu yüzden daha iyi bir eğitim sunabilmek için branşlaşmaya gidilmiştir.


3. Sorunların çözümünde ülke yönetiminde ve bilimin gelişmesinde bilgi paylaşmanın önemini açıklayınız
.İnsanlar mevcut problemleri çözmek için bilgi alış verişinde bulunurlar. Bilgiler paylaşılarak yeni buluşlara kapı açılır. Beyin fırtınası yürütülerek bilimin daha da gelişmesine katkı sağlanır. Ülke sorunlarına çözüm aranır.


5. Bilgi paylaşımında ve karşılıklı anlayış ve saygının önemini açıklayınız.
Bilgiler bir çatışma içinde ve üstünlük gösterisi olarak sergilenmemeli. Bu tür bir yaklaşımla ortay konan bilgi paylaşımı pek sağlıklı değildir. Araya gurur girer bilginin karşıya ulaşmasını engeller. Bu yüzden bilimsel konular bir ağız kavgasına dönüşerek tartışılmamalı. Bir üstünlük göstergesi olarak sunulmamalı.



Sayfa 35.
1. 1-“Atatürk , Milli Egemenlik ve Gençlik” adlı panelin konusunu belirleyip konuşmacıların ele alınan konunun hangi yönlerine değindiklerini açıklayınız.
Panelin konusu: Atatürk, Mili Egemenlik ve Gençlik’tir.


Vakur Versan; “Atatürk ilkelerinde gençlik” konusunu üzerinde,
Vural Savaş; “Milli egemenlik ve milli egemenliğin iktisadi yönü”,
Dr. Hayrettin Erkmen ise , “Atatürk’ün düşüncelerinde milli egemenlik ilkesi” konularında konuşma yapacaklardır.


2. Panelde konuflmac›lar›n bir konu üzerindeki farkl› düflünceleri dile getirmelerinin öneminiaç›klay›n›z.



2. Her konuşmacı konunun aynı yönü üzerinde dursa bu pek mantıklı olmaz. Herkes birbirine benzer ifadeler kullanır. Verilmek istenen mesaj başarılı olmaz. Önemli olan bir konunun farklı yönlerinin ortay konması dinleyicilerin daha geniş bir bilgiye ulaşmalarına imkan sağlanmasıdır. Her konuşmacı bir konuyu bütün yönleri ile inceleyemeyebilir. Konunun daraltılması daha sağlıklı bir bilgiye ulaşmayı getirir.



PANEL ÖRNEĞİ


YENİ DEPREM YÖNETMELİĞİ VE UYGULAMA SORUNLARI

Prof.Dr. Ömer Zafer Alku başkanlığında yapılan panelde, panelistlerin konuşmaları konuşma sırasına göre aşağıda verilmektedir.

Prof. Dr. Ömer Z. ALKU :

Oturumun son bölümüne, panel bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Bu bö*lümde değerli konuşmacılarımız Sn.Mustafa DÜZGÜN, Sn. Nuray AYDI-NOĞLU, Sn. Erkan ÖZER ve Sn. Günay ÖZMEN olacak.


Şu ana kadar Yeni Deprem Yönetmeliği hakkında zaten çeşitli konuş*malar yapıldı, konunun içine girmiş olduk. Bu bölümde sizlerin katkısını bekledik, sizlerin görüşleriniz doğrultusunda bu bölümü düzenleyecektik, ama maalesef yazılı olarak bir tek soru geldi. Bu bölümde, konuşmacıla*rımız 5'er dakikalık süreler içinde yönetmeliğimiz üzerinde uygun gördük*leri konuları dile getirecekler, bundan sonra söz yine sizlerin olacak. So*rularınız ile panelimizi yönlendireceksiniz.

Bu yönetmeliğimiz çok yakında yürürlülüğe girecek, ama üzerinde ba*zı düzeltme çalışmaları da yapılıyor. Uygulamada yer alan mühendisleri*miz, bu yönetmeliğin gelişi ile biraz ürkek davranıyorlar ve sanki biraz huzursuzlar. Bu bizim genel tutumumuzdan kaynaklanıyor. Çünkü alış*kanlıklarımızı bırakmak biraz zor geliyor, ama bunları bırakacağız artık. İşte bu amaçla düzenlenen bu toplantıda, sayın konuşmacılar sizleri bu konuya biraz daha ısındıracaklar tahmin ediyorum.

Doç. Dr. Mustafa DÜZGÜN:

Bundan önceki oturumlarda bildirim olmadığı için değerli sayın ho*cam Sıracettin beyi ben de saygıyla anarak başlamak istiyorum. Onun anısına böyle bir etkinliğin düzenlenmesi İzmir için oldukça iyi oldu Böyle*likle kendisini bir kez daha anmış olduk. Düzenleme kuruluna ve katkıda bulunan bütün kuruluşlara şahsım adına teşekkür ederim.
Yeni Deprem Yönetmeliği için geçen on aylık süre içerisinde birçok tartışmalar yapıldı. Konu ile ilgili meslektaşlarımız ve kuruluşlar enine boyuna tartıştı ve hala tartışıyor. Zaten gerekli olan da bu, yani bu tartış*maların sürmesi. Zaten çağdaş ülkelere baktığımız zaman deprem yönet*melikleri yaklaşık olarak 8-10 yıllık bir süre içinde değiştiriliyor. Ülkenin sosyal yapısı ,ülkedeki teknolojik gelişmeler, malzemedeki iyileştirmeler bunlar hep bizim deprem türü altındaki yapıların tasarımını da geliştiri*yor. Bundan evvelki yönetmelik 22 yıllık süreden sonra yeniden ele alındı ve etkili olacak oldukça radikal değişikliklerle geldi. Bu bakımdan hepi*mizi çok ilgilendiriyor gibi görünüyor ama aslında geriye dönüp baktığı*mızda eski deprem yönetmeliği ile yapılmış yapıların iyi uygulandığı ör*neklerde bir problem yok.


Son yıllarda iki tane büyük depremle karşı karşıya kaldık. Aslında dep*rem mühendisliği açısından ve etkili olması bakımından çok büyük dep*remler değil. Ama bizim ülkemizde, gelişmekte olan ülkemizde büyük yı*kımlara sebep oldu.Büyük ekonomik yaptırımlara sebep oldu. Bedava si*gorta olarak devletin cebinden çok büyük paralar çıktı. Şimdi böyle olun*ca, bizim bu depremlerden aldığımız örnekler ve bu arada çağdaş ülkeler*deki gelişmeleri dikkate alarak bu yönetmeliğin çıkarılması kaçınılmazdı ve öyle oldu. Bu yönetmeliği destekleyenlerden biriyim.


Yeni yönetmelikte ilginç olan, çarpıcı olan değişiklikler nelerdir? Sn. Nuray hocam sunduğu bildiride bunları ortaya koydu. En önemlisi ta*sarım felsefesi, kâğıdın üzerinde yaptığımız tasarım yerinde gerçekte bire*bir yapılmadığı takdirde istediğiniz kadar en iyi bilgisayar programlarıy*la probleminizi çözseniz bile hiç bir anlamı yok; ama galiba bizim yapımızdaki, insan yapısındaki, mühendislikteki vurdumduymazlık hala de*vam ettiği için burada birazcık cezai müeyyideler gelmekte.İşte herkes es*ki tabiriyle deprem katsayısı, eskiye göre konut türü yapılarda % 50 artı diye feryat ediyor. Ne olacak? Bir gün önce yapılan yapı yıkılacak mı? Hayır, öyle bir şey yok. Ne oluyor? Bu aşamadan itibaren bir gelişme, bir yenilenme, bir kendimize gelme şeklinde bunu ele alabilirsiniz. Bu bakım*dan baktığımızda deprem yönetmeliğimiz de kavram olarak modem dep*rem yönetmeliklerinin içerik ve düzenlemelerine uymuş bulunuyor. Bu ba*kımdan sevindirici.


En önemli kavram depremin dinamik bir etki olduğunun ortaya konul*ması. Çok önemli bir kavram. Bu dinamik kavramı bundan önceki deprem yönetmeliğinde kapalı bir şekilde geçiyordu. Ama burada daha bariz bir şekilde ortaya konmuş durumda. Bu yüzden, hatta çok basit olarak modların birleştirilmesi yönteminde, kesme kuvvetlerinin bulunmasında, ağır*lık yerine kütlenin kullanılmasını dahi getirebiliyoruz. Bu felsefe bakımın*dan çok doğru bir kavram. Şimdi dinamik bir olgu olarak baktığımız dep*remde eski yönetmelikteki deprem katsayısı kavramı yerine, spektral ivme dediğimiz deprem sırasında yapıya etki edecek ivmenin ne olacağı hakkın*da kesin kavram ortaya kondu, bu bakımdan ilgi çekici. Yani eski spektrum katsayısını daha gerçekçi bir şekilde tanımlamak söz konusu olduğu için deprem yönetmeliğinin bu kısmı oldukça ilgi çekicidir.


Şimdi burada bir başka kavram daha var. Sayın hocalarım bundan ön*ceki bildirilerinde söz ettiler, düzenli ve düzensiz yapı kavramı. Eski bir yerleşim yeri olan İzmir için düzenli yapı yapmak belki o kadar kolay de*ğil. Çünkü elimizin altındaki kısıtlı alanlara sahip parsellere mal sahibinin isteklerini yerine getirebilmek için bin bir cambazlıklarla, mimar oyunla*rı karşılığında düzenli yapı yapmak o kadar kolay değil. Öyleyse düzenli yapı yapmamanın cezasını da çekeceğiz. Bunun bir bedelini ödeyeceğiz. Buda deprem yönetmeliğinde karşılığını bulmuş vaziyette. Eski yönetme*likte bir miktar değiniliyordu ama bu kadar açık bir tarifte değildi. Dep*rem hesapları sırasında kullanmış olduğumuz elastik davranışa yakın he*saplama yöntemleri içinde statik deprem yükü olarak tanımladığımız ve*yahut yeni yöntemler içinde burada epeyce açıklanmış olan dinamik ana*lizlere yer verilmiş olması yine hesaplama yöntemleri açısından bizlere epeyce yol gösterici kavramlardır.

Burada en önemli kavram sünek yapı yaparsanız, sünek taşıyıcı sistem ve onun elemanlarında süneklik kavramlarını ve koşullarını yerine geti*rirseniz size ödül veriliyor. Zaten deprem felsefesinin içindeki taşıyıcı sis*tem davranış katsayısı olarak adlandırdığımız R katsayısı burada yapaca*ğımız taşıyıcı sistemlerin bilinçli ve yerinde tam uygulanması durumunda size ödül getiriyor. Ama tabi ki bazı kısıtlamalar veya bunu yapamama kaygılarından dolayı da karşılığında iki kat gibi bir ceza ile her an karşı karşıya kalabiliyoruz. Artık gerçekçi zemin etkileşimi ile yapının hesapla*rının yapılması isteniyor.


ETKİNLİK 1
Panelin özellikleri şunlardır:


Bir başkan gözetiminde yapılır.
Konuşmacı sayısı üç ile altı arasında değişebilir.
Panelin sonunda dinleyiciler konuşmacılara soru sorabilir.
Tartışmaya dinleyiciler de katılırsa “panel”, “forum”a dönüşür.
Küçük bir grubun ilgi çekici bir konuyu kendi aralarında, büyük bir grubun karşısında tartıştıkları bir tekniktir. Bu tekniğin amacı üyeler arasında ortak düşünüş ve ortak çalışmayı özendirmektir.
Panel, lider dahil 5-9 kişiden oluşur. Lider konuyu ve panel üyelerini sunup tartışmayı açar, kendisi zaman zaman tartışmaya katılır. Tartışmaları özetler, tartışmanın akıcılığını ve etkin katilimi sağlar.


Panele katılan konuşmacılar çabuk düşünebilen, rahat konuşan, muhakeme yeteneği iyi, tartışılan konuyu iyi bilen kişilerden oluşur. Bu konuşmacılar belirli konuların uzmanları olabilecekleri gibi çeşitli görüşlerin ya da farklı fikir ve ilkelerin temsilcileri de olabilirler.
Uygulanışı: Uygulamanın başarılı olabilmesi için ön planlama yapılmalıdır. Lider önce kendi görev ve sorumluluklarını iyi kavramalı ve panel üyelerinin kendisine ilişkin bu sorumlulukları bilmelerini sağlamalıdır.
Panel üyeleri ilgili üyeye düşen bölümü ve sorumluluğu daha önceden bilmelidir. Panel üyelerinin konuya hazırlanmalarının uygun olacağı, ancak yazılı metin haline getirilerek okunmasının tekniğe aykırı olduğu bilinmelidir.
Panel informal bir tartışma havası içinde geçtiğinden konuşmacıların konuşacakları bölümle ilgili küçük notlar almalarının yeterli olacağı bilinmelidir.
Liderin soracağı soruları bildirmesi ve konuşmacının haberdar olması ve hazırlanması yararlı olur. Panelistlerin oturma biçimleri önceden planlanmalı ve dinleyicilerin görüş alanları içerisinde olmalıdırlar.

Üstünlükleri: Tartışmalara katılma oranı yüksek olur. Dinleyiciler konuya ilişkin sorular sırasında düşünme imkanı bulurlar. İlgi uyandırır, etkin katilimi sağlar. İyi bir liderlikle geniş alanı kapsar.


ETKİNLİK 2


Hangi konularda panel düzenlenebilir?
Bilim, siyaset, sanat gibi konularda ve güncel meselelerle ilgili panel düzenlenebilir.


3.ETKİNLİK:


* “ Atatürk, Milli Egemenlik ve Gençlik” konulu panel güncel bir konudur.
* Milli egemenlik her dönem toplumu yakından ilgilendiren bir konu olduğu için günceldir. Gençlik her dönemde milli meselelere duyarlı olmalı ve bilgilendirilmelidir. Bu yüzden konunun bütün yönleri günümüz meselelerine ışık tutmaktadır.


4 anlatım bozukluğu olan cümleler
“O nedenle, Atatürk gibi bugün de gençliğimize güvenmeli ve onlara her alanda sorumluluk vermekten kaçınmamalı ve onlarla gurur duymalıyız.” Birden çok “ve” bağlacı kullanılmış.

“şunu nakletmek işitiyorum ki biz Atatürkçülüğü eğer tarihi perspektifi ele almadan neticelere varamayız, inceleyemeyiz. “ bu cümlenin tamamı yanlış kurulmuş.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları
sayfa 36




2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 37
8. etkinlik
Panel başkanının ( yöneticisinin) görevleri şöyledir:


  • Konuyu ortaya koymak.
  • Konuşmacılara sırayla söz hakkı vermek.
  • Panelin sonunda konuyu derleyip toparlamak.
  • Şartlar uygunsa dinleyenlere söz hakkı vermek.
  • Konuşmacılara rahat bir ortam hazırlamak.




Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 05:38 )
 
Eski 09-02-15, 01:15   #2
Saw

Varsayılan C: 10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları



İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 38


1. Aşa.ıdaki cumlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.

• Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler onunde konunun uzmanları tarafından tartışıldı.ı
konuşmalara .......PANEL......... denir.
• Panelde amac, bir konuda karara varmaktan ziyade ....... farklı görüşleri, farklı anlayışları....... koymaktır.


2. Aşa.ıdaki cumlelerden do.ru olanların karşısına “D”, yanlış olanların karşısına “Y” yazınız.
• Paneli bir başkan yonetir. (D)
• Paneldeki konuşmacı sayısı beş ile sekiz arasındadır. (Y )
• Panelde konuşmacılar acık oturumda oldu.u gibi başkanın verdi.i sıraya ve sureye uyarlar.
( D)
• Panelin sonunda mutlaka forum duzenlenir. (Y )


3. Aşa.ıdakilerden hangisi panel başkanının gorevlerinden de.ildir?
A) Konuşmacıları tanıtmak
B) Konuşmacıları yonlendirmek
C) Kısa ozetler yaparak konuyu ozetlemek
D) Paneli başlatmak
E) Herkese eşit sure vermek




4. Aşa.ıdakilerden hangisi paneli acık oturumdan ayıran ozelliklerdendir?
A) Paneli yoneten bir başkanın bulunması
B) Konuların toplumsal ve guncel olması
C) Dinleyicilerin konuşmalara katılmaması
D) Katılımcılara verilen surelerin eşit olması
E) Ele alınan konunun farklı yonlerinin dile getirilmesi


5. Aşa.ıdakilerden hangisi panelin ozelliklerinden de.ildir?
A) Herkesi ilgilendiren, sosyal konuların ele alınması
B) Secilen konu uzerinde farklı duşuncelerin dile getirilmesi
C) Bir gerce.in ortaya cıkarılmasının amaclanması
D) Az sayıda dinleyicinin bulunması
E) Konuşmacıların dinleyiciler arasından seçilmesi


6. Panelin ozellikleri nelerdir? Acıklayınız.


Panellerin özellikleri şöyledir:


Panellerde yarışma ve tartışma havası yoktur.
Başkan, konuyu belirtir, konuşmacıları tanıtır. Ele alınan konu ile ilgili bilgileri verir.
Başkan, konuşmacılara sorular yöneltir. Konuşmacılar da görüşlerini belirtirterek, gerekli bilgiler verirler.
Diğer konuşmacılarda konuşmakta olanın sözlerini özenle dinleyip, gerekli notu alırlar. Gerekirse, konuşmacının bazı görüşlerine katılmadıklarını nedenleri ile birlikte belirtirler.
Paneller, büyük bir salonda dinleyiciler önünde yapılabileceği gibi yayın organlarının stüdyolarında da yapılabilir.


7. Bir panelde tartışılabilecek uc konu belirleyiniz.


Uyuşturucunun okul çağındak gençlere etkisi, Avrupa Birliğinin Türkiye üzerindeki olumsuz etkisi, eğitim ile sosyal statü ilişkisi


8. Panelde ele alınabilecek konular hangi niteliklere sahip olmalıdır? Aşa.ı yazınız
Toplumun bir kısmını ya da geniş bir kitlesini kapsamanlı
Tartışmaya açık olmalı

Farklı açılardan ele alınabilecek yapıda olmalı vs.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]



Ünite Sonu Değerlendirme Soruları
1. Aşağıdakilerden hangisi sunumda görsel malzemenin kullanılış amaçlarından değildir?
A)Konuyu anlatırken zaman kazanmak
B)Dinleyicilerin verilen bilgileri iyi algılamalarını sağlamak
C)Sunumu renklendirerek dikkat çekmek
D)Yanlış anlamaları engellemek
E)Dinleyicilerin hoş vakit geçirmesini sağlamak


2. Aşağıdakilerden hangisi sunumda dikkat edilmesi gerekenlerden değildir?
A)Renk ve şekil bakımından çok dikkat çekici kıyafet giymemek
B)Sunumdan önce seyircili prova yapmak
C)Sunumda söylenecekleri olduğu gibi slayttan okumamak
D)Sunumu, dinleyicilerin bilgi düzeyine göre ayarlamak
E)Her slayttan sonra bir dakika ara vermek


3. Aşağıdakilerden hangisi sunumda kullanılacak teknik malzemelerden değildir?
A)Bilgisayar
B)VCD, DVD
C)Projeksiyon
D)Mikrofon
E)Kamera


4. Aşağıdakilerden hangisi tartışma başkanın görevlerinden değildir?
A)Konuyu özellikleriyle dinleyicilere belirtmek
B)Konuşmacıları dinleyicilere tanıtmak
C)Konuşmacıların konu dışına çıkmalarını engellemek
D)Konuşmacılara istedikleri süreyi vermek
E)Tartışmanın sonucunu açıklamak


5. Aşağıdakilerden hangisi tartışma konusunun özelliklerinden biri değildir?
A)Katılımcılar için ilgi çekici olması
B)Açık olması
C)Konuyu tam olarak belirtmesi
D)Sınırlanabilmesi
E)Sadece soru yoluyla ifade edilmesi


6. Aşağıdakilerden hangisi sunumda konuşmacının yapmaması gerekenlerdendir?
A)Dinleyicilerle dostça iletişim kurması
B)Dinleyicilerin o konudaki bilgilerini küçümsememesi
C)Dinleyicileri de sunuma dâhil etmesi
D)Bazen nükteli konuşması
E)Dinleyenlere sırtını dönerek sunuları okuması


7. Tartışma ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Bütün tartışmalar topluma açık yapılır.
B)Konunun tek yönü üzerinde durulur.
C)Konuşmacıların ifadelerinde anlatım bozukluğu olabilir.
D)Konuşmacılara eşit süre verilir.
E)Bütün tartışmalarda toplumun genelini ilgilendiren güncel sorunlar ele alınır.


8. Aşağıdakilerden hangisi tartışma türlerinden değildir?
A)Panel
B)Söyleşi
C)Forum
D)Açık oturum
E)Sempozyum (bilgi şöleni)


9. Panelde dil, ağırlıklı olarak hangi işleviyle kullanılır?
A)Sanatsal işlev
B)Alıcıyı harekete geçirme işlevi
C)Dil ötesi işlev
D)Göndergesel işlev
E)Heyecana bağlı işlev


10. Panel ile forumu karşılaştırınız
Forumun panelden tek farkı tartışmanın sonunda seyircilere de söz hakkı verilmesidir.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları
sayfa 41


Araştırma
1. Bilgi edinmek için hangi kaynaklara başvurulabileceğini ve neler yapılabileceğini araştırınız.
bilgi edinmek için . internet, ansiklopedi, kitaplar, dergiler gazeteler ve makaleler birinci derecede kaynaklardır. bunun dışında sözlü olarak yapılan etknliklere katılmak da olabilir. örneğim sempozyumlara katılmak. konferanslara katılmak vs. yada gidip bireyden bilgiler almak. örneğin alanında uman bir prof.la mülakat yapmak.


2. Küresel ısınma konusunda bir araştırma yapınız. Araştırma yaparken yararlandığınız kaynaklardan “Anlama ve Yorumlama” bölümünde yazdığınız yazıda kullanmak üzere notlar alınız.

KÜRESEL ISINMA NEDİR?
Sanayi devriminden beri, özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve sanayi süreçleri gibi çeşitli insan etkinlikleri ile atmosfere salınan sera gazlarının atmosferdeki birikimlerindeki hızlı artışa bağlı olarak, şehirleşmenin de katkısıyla doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucunda, yeryüzündeki ve atmosferin alt bölümlerindeki (alt troposfer) sıcaklık artışına “KÜRESEL ISINMA” adı verilmektedir.

Diğer bir tanımlamayla; insanların çeşitli aktiviteleri sonucunda meydana gelen "sera gazları" olarak nitelenen (karbon dioksit, di azot monoksit, metan, su buharı, kloroflorokarbon) gibi gazların miktarlarının artması sonucunda yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ve katı, yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artması "KÜRESEL ISINMA" olarak adlandırılmaktadır.

İklim sisteminde vazgeçilmez bir yere sahip olan sera gazları, güneş ve yer radyasyonunu tutarak, atmosferin ısınmasında başlıca etken maddelerdir.

Sera gazlarının bulunmaması durumunda yeryüzünün sıcaklığının bugüne göre 30oC daha soğuk olacağı hesaplanmıştır. Bu soğuma küresel dunyayı bir çok yönden etkilemektedir.
Son yıllarda atmosferde çeşitli insan aktivitelerinden kaynaklanan nedenlerle karbondioksit, metan, ozon ve di azot monoksit gibi gazlardan oluşan seragazları, yeryüzü sıcaklığında belirgin artmalara sebep oluyor. Sera etkisinin artması, troposferin ısınmasında, stratosferin de soğuması nda en önemli etken olarak gösteriliyor.

1961-1990 dönemi ortalamalarından farklara göre hesaplanan küresel yıllık ortalama yüzey sıcaklığı anomalilerinin 1860-2004 dönemindeki değişimleri Yerküre’nin 4.6 milyar yıllık çok uzun jeolojik tarihi boyunca iklim sisteminde milyonlarca yıldan on yıllara kadar tüm zaman ölçeklerinde doğal etmenler ve süreçlerle birçok değişiklik olmuştur.
Jeolojik devirlerdeki iklim değişiklikleri, özellikle buzul hareketleri ve deniz seviyesindeki değişimler yoluyla yalnız dünya coğrafyasını değiştirmekle kalmamış, ekolojik sistemlerde de kalıcı değişiklikler oluşturmuştur.

Öte yandan, sanayi devriminden beri, iklimdeki doğal değişebilirliğe ek olarak, ilk kez insan etkinliklerinin de iklimi etkilediği yeni bir döneme girildi. Bu yüzden, günümüzde iklim değişikliği, sera gazı birikimlerini arttıran insan etkinlikleri dikkate alınarak da tanımlanabiliyor.

Küresel Isınma
Küresel ısınmaya yol açan sera gazlarının artmasına; temel olarak, fosil yakıtların yakılması (enerji ve çevrim), sanayi (enerji ilişkili; kimyasal süreçler ve çimento üretimi, vb. enerji dışı), ulaştırma, arazi kullanımı değişikliği, katı atık yönetimi ve tarımsal (enerji ilişkili; anız yakma, çeltik üretimi, hayvancılık ve gübreleme vb. enerji dışı) etkinliklerden kaynaklanan durumlar katkı sağlamaktadır. Atmosfere salınan insan kaynaklı sera gazı salımları nedeniyle, küresel karbon dengesi denk kapanmamaktadır.
Küresel karbon döngüsünün normal akışlarına ek olarak, esas olarak arazi kullanımı değişiklikleri ve ormansızlaştırma yoluyla 1.6 milyar ton (MMt) ve fosil yakıt yanmasından 6.3 MMt olmak üzere her yıl toplam 7.9 MMt karbon (C) atmosfere salınır (IPCC, 2002).

Küresel karbon döngüsünün iki büyük ana bileşenini oluşturan karasal ekosistemler (ormanları da içeren tüm bitki örtüsü ve topraklar) ve okyanuslar, toplam tutarın karasal ekosistemlerin ve okyanusların tuttuğu ya da uzaklaştırdığı karbon tutarı atmosfere salınan toplam tutardan çıkarıldığında, her yıl insan kaynaklı net 3.3 MMtC’nin atmosferde kaldığı bulunur. Bu yüzden, iklim değişikliğini önleyebilmenin odak noktasını, atmosfere salınan sera gazı salımlarını sınırlandırma ve/ya da azaltmanın yanı sıra, her yıl atmosferde kalan yaklaşık 3.3 MtC’lik fazla karbonun yutaklar aracılığıyla atmosferden uzaklaştırılması ve haznelerde biriktirilmesi çabaları oluşturur.

Küresel İklimde Gözlenen Değişiklikler
Temel olarak insan etkinlikleri sonucunda atmosferin bileşiminde ortaya çıkan önemli değişiklikler sonucunda, küresel yüzey sıcaklıklarında 19. yüzyılın sonlarında başlayan ısınma, 1980’li yıllarla birlikte daha da belirginleşerek, hemen her yıl bir önceki yıla göre daha sıcak olmak üzere, küresel sıcaklık rekorları kırdı. Yerküre ikliminde gözlenen ve bazılarının insan etkinlikleriyle bağlantılı olduğu kabul edilen küresel ve bölgesel ölçekteki önemli değişiklikler şöyle özetlenebilir: Küresel ortalama yüzey sıcaklığı, 20. yüzyılın başından günümüze değin yaklaşık olarak 0.8 C° arttı. Küresel olarak, 1990’lı yıllar 1860 yılından sonraki aletli gözlem kayıtlarındaki en sıcak on yıl; 1998 ise, +0.58 C°’lik anomali ile en sıcak yıl oldu. İkinci en yüksek sıcaklık rekoru, +0.47 C° ile 2002 ve 2003 yıllarına aittir.
Benzer ısınma eğilimleri ve yüksek sıcaklık rekorları, kuzey ve güney yarım kürelerin yıllık ortalama sıcaklıklarında da gözlenmektedir. Yeni gözlem sonuçlarına göre, 2004 yılı, küresel olarak en sıcak dördüncü yıl olurken, kuzey yarım kürenin en sıcak yılı olan 1998’den sonraki en sıcak ikinci yıl oldu. Gece en düşük hava sıcaklıklarında yaklaşık her on yılda 0.2 C° olarak gerçekleşen artış, gündüz en yüksek hava sıcaklıklarındaki artışın yaklaşık iki katıdır. 20. yüzyılda sıcaklıklarda gözlenen bu ısınma, geçen 1,000 yılın herhangi bir dönemindeki artıştan daha büyüktür. Atmosferin en alt 8 kilometrelik bölümündeki hava sıcaklıkları da, geçen 40 yıllık dönemde belirgin bir artış eğilimi göstermektedir. Öte yandan, 20. yüzyılda, orta enlem ve kutupsal kar örtüsü, kutupsal kara ve deniz buzları ile orta enlemlerin dağ buzulları azalırken, küresel ortalama deniz seviyesi, yaklaşık 0.1-0.2 m arasında yükseldi ve okyanusların ısı içerikleri arttı. Yağışlar kuzey yarımkürenin orta ve yüksek enlem bölgelerinde her on yılda yaklaşık % 0.5 ile % 1 arasında artarken, subtropikal karaların (Akdeniz Havzası’nı da içerir) önemli bir bölümünde her on yılda yaklaşık % 3 azaldı. Sera gazlarının atmosferik birikimleri ve onların ışınımsal zorlaması, insan etkinliklerinin bir sonucu olarak artmaya devam etti.
3. Paulo Coelho (Paulu Kuelyu)’nun “Simyacı” adlı kitabını temin ediniz ve sınıfa getiriniz. Ayrı ca kitabı okuyunuz.


Kitabın Özeti

Romanın kahramanı Santiago’nun anne ve babası rahip olması için onu papaz okuluna göndermiştir. Santiago, okuldan arta kalan zamanlarında babasına ait koyun sürüsünü otlatmaya götürür, bu sayede dağ, taş, tepe demeden Endülüs’ü gezerdi. Onaltı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini, okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler. Bunun üzerine babası da, oğluna içinde üç adet altın İspanyol parası olan bir kese vererek oğluna “git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş” der ve oğlunu kutsar.
Santiago’nun sırtında bir heybesi ve içinde de yatarken yastık olarak başının altına koyduğu bir kitabı ve yamçası vardı. Önce, babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve yaşamının büyük düşünü gerçekleştirmeye başlar; artık geziyordur. Bazen “Papaz okuluna Tanrı’yı aramak için nasıl gidebilirdim? ” diye düşünüp bunun kendisini sıktığını düşleyip tekrar kendi yazıgısı doğrultusunda bir başka yolculuğa çıkıyordu. Ancak dünya çok büyüktü, sonu gelmiyordu. Kısa bir süre de olsa koyunlarının kendisine yol göstermesine izin verse de sonunda bir yığın ilginç şeyler keşfederek tekrar onların peşinde sürüklenmekteydi. Her gün yeni bir yere gittikleri otlaklar değiştiği halde bazen mevsimlerin bile birbirine benzemediğini dahi anlamıyorlardı. Koyunların yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yoktu. Dağ, taş, köy kasaba geçip akşam hava karardığında koyunları kurtlara karşı emniyete alacak müsait bir yer bulduklarında yatıyor ve sabah hava aydınlanıncada tekrar aynı şekilde gezmeye başlıyordu.
Ancak akşam yattığında uykusunda gördüğü rüyaların da etkisinde kalarak; gördüğü bir düşün gerçekleşme olasılığının yaşamını ilginçleştireceğini düşünüyor ve o şekilde hareket ediyordu. Romanın ana konusunu teşkil eden Mısır Piramitleri’ne gitmesi ve orada hazine bulacağı ona rüyasında söylenmişti. Romanın kahramanı, rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına rüyasını anlatır. Falcı kadın, kendisine tatmin edici bir cevap veremez, ancak bulacağı hazinenin onda birini kendisine vermesini ister. Bunun üzerine bir daha düşlere inanmamaya karar vererek oradan ayrılır ve yine koyunlarıyla dolaşmaya devam eder. Ancak daha sonra geldiği kasabada karşılaştığı ve kendisini Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla konuşur, kendi amaçlarını anlatır. Yaşlı adam, hayatın gizemleri hakkındaki bilgiye karşılık Santiago’dan sürüsünün onda birini vermesini ister. Sarayına davet eder ve çobanı bir teste tabi tutar. Bir yemek kaşığının içine sıvı yağ koyarak kaşığı ağzında tutarak sarayını gezmesini ister. Bu testin amacı, “mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan” der. Çoban, mesajı almıştır. Yaşlı adam, Santiago’ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı “evet”, beyaz olanı “hayır” anlamını taşıyan bu taşları “zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış” der.
Santiago, falcı kadından ve yaşlı adamdan aldığı işaretlerden sonra Mısır’a gitmek için önce koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar. Afrika’nın bir liman şehri olan Tanca’da kendisinin turizm danışmanı olduğunu söyleyen bir Arap çocuğu ile tanışır, Mısıra gidebilmek için sahranın geçilmesinin gerektiği bunun içinde deve almak üzere Arap çocuk ile beraber pazara giderler. Fakat Arap paralarla birlikte kaçarak Santiago’yu bu şehirde parasız pulsuz bırakır. Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. Billuriyeci ile ilişkilerini geliştirdikçe ikisinin de hayallerinin benzer olduğunu farkeder. Ancak billuriyecinin yıllardır kutsal yolculuğa (hacca) gidişini gerçekleştiremediğini öğrenir ve hayallerine ulaşmak için daha değişik yöntemlerle para kazanmalarının gerektiğini anlatır.6 ay kadar burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur. Yolda bir İngiliz’le karşılaşır. İngiliz de aslında simyacıyı aramak için çölü geçmek istemektedir. Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.

Santiago, çölden de daha birçok şey öğrenebileceğini düşünerek dikkatli gözlemler yapmaktadır. Fakat İngiliz arkadaşı ise elindeki kitapları okumakla meşguldür. Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylüyorlardı. Kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimse, “her şey bir ve tek şeydir” sonucuna varır ve neye ihtiyacı varsa onu elde edebileceğini bilirdi. Simyacı, evrendeki sonsuz yolculuğunda en büyük sorunun her şeyin bir ve tek olduğunu anlamak ve bu biricik şeyin kendi gerçek görevini yerine getirmesiyle her şeyin mümkün olacağını bilirdi.
Santiago, yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam etti.Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvendi ve sonunda kumullar tepesine ulaştı. Piramitler, bütün görkemiyle karşısında yükseliyordu. Dizüstü düşüp ağladı ve kişisel menkıbesine ulaşırken rastladığı insanlar için Tanrı’ya şükretti. Hazineye ulaşmak için kumulu bütün gece boyunca kazdı. Sabah gün doğarken doğruldu ve piramitlere baktı. “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” diye düşündü. Piramitlerin de ona gülümsediğini hissederek yüreği neşeyle dolu olarak o da piramitlere gülümsedi. Sonunda hazinesini bulmuştu.
Sonuç olarak; Romanın kahramanı Santiago babasının verdiği parayla aldığı koyun sürüsü ile birlikte geceyi geçirdiği eski, yıkık bir kilise bahçesindeki incir ağacı altındadır. Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır’a piramitlere kadar gidip bulmayı arzuladığı hazineye kavuşmuştur.
Kitabın Ana Fikri

Hayattaki mutluluğumuz bazen bize uzak gibi görünse de çok yakınımızda olabilir. Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır.
Kitaptaki Olayları ve Şahısların Değerlendirilmesi

Santiago: İhtiraslı çalışkan bir kişiliğe sahiptir. Çevredekilere çabuk uyum sağlayabilen şıpsevdi bir kişidir. Tek arzusu dünyada mutlu olmak ve kendi dilediği gibi yaşamaktır. İngiliz: Kitap okumayı çok seven, akıllı ve macera seven bir kişiliğe sahiptir. Kişisel menkıbesini aramak üzere yola çıkan bir gezgindir.Simyacı: kendine has bir kişiliği vardır.kendine güvenir.Düşüncelerini direk söylemez onun bulmasını sağlar. İhtiyar : yol göstericidir.
Kitap Hakkındaki Şahsi Görüşler

Kitap çok etkileyici ve sürükleyici bir yapıt felsefi konulara yer verilmiştir. Yalın ve sade bir dille yazılmıştır. Herkesin okurken kendisinden ve hayattan bir şeyler bulacağı bir kitaptır.



4. Özet çıkarırken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında araştırma yapınız.
konu hakkında önce kısa bilgiler verilmeli
başlıklar halinde konular ele alınmalı
kısa ve öz yazılmalı
özet mantıksal bir sıralama ile yapılmalı



1. “Hazırlık” ne demektir? Bir işe başlamadan önce “hazırlık yapmak” niçin önemlidir? Açıklayınız.
herhangi bir iş için o işle alakalı veriler bilgiler elde etmek. işin daha iyi yapılması için önemlidir




2. Bir işe hazırlık yapmak size neler kazandırır?
işi en güzel şekilde yapmamızı sağlar



3. Sınıf mevcudunuza göre gruplara ayrılınız. Grup içinde “anlatıma nasıl hazırlanılacağı” konusunda tartışınız. Ulaştığınız sonuçları grup sözcünüz aracılığıyla açıklayınız.
Anlatıma Hazırlık
Bir duyguyu ve düşünceyi veya konuyu sözlü ya da yazılı olarak aktarmaya anlatım denir. Anlatıma başlamadan önce iyi bir hazırlık yapılması gerekir. Çünkü belli bir sıra takip edilmez ise anlatımda istenilen başarı elde edilemez.

Anlatım Sırası
1-) Konu tespit edilir.
2-) Konunun niçin anlatılacağına karar verir.
3-) Konu anlatılırken hangi yöntemleri kullanacağını belirler.
4-) Konu hakkında gözlemler, araştırmalar yapılmalıdır.
5-) Konuyla ilgili notlar almalıdır.
6-) Ansiklopedi, gazete, kitap, dergi ve internet gibi kaynaklardan yararlanır.

Gözlem : Bir nesnenin , olayın veya bir gerçeğin niteliklerinin bilinmesi amacıyla dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesine gözlem denir. Gözlem ayrıntıları keşfetmektir. Gözlemlerde görsel ögeler ve nitelikli sözler sık kullanılır.

Plan : Bir işin veya eserin gerçekleştirilebilmesi için uyulması tasarlanan düzenlenen plana, plan denir.

Dipnot : Metinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına veya çalışmanın sonuna konulan açıklama ve kaynak bilgisine dipnot denir. Dipnot koymanın amacı ileri sürülen görüşlerin doğruluğunu ve tutarlılığını ortaya koymaktır.

Özet Çıkarmak : Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini kısaltarak özünü vererek daha az sözle anlatmaya özet çıkarma denir.

Anlatımda Tema : Öğretici veya edebi eserlerde işlenen konu düşünce veya görüşe tema denir. Ölüm, aşk özgürlük, ayrılık gibi kavramlar birer temadır.

Konu : Hakkında konuşulan , söz söylenen, fikir yürütülen, yazı yazılan her hangi bir olay, düşünce veya duruma konu denir. Konu temanın sınırlandırılmış halidir. Örneğin sevgi bir temadır. İnsan sevgisi bir konudur.



Konu ile Tema Arasındaki Farklar : Tema soyut, genel ve geniş bir kavramdır. Konu ise somut, özel ve dar bir kavramdır.


4. İstediğiniz konuda, hazırlık yaparak (bilgi toplayarak, yazma planı ve denemeleri yaparak,
yazacağınız metnin türünü belirleyerek vb.) bir metin yazınız.

bu soruya küresel ısınma cevabına tıklayarak ulaşabilirsiniz. konnuz küresel ısınma olur



5. “Ana düşünce” ne demektir?
Ana Düşünce
Paragrafta, yazarın okuyucuya vermek istediği mesaj, yazıyı yazma amacı ana düşünceyi verir. Paragrafa sorulan “Yazarın vermek istediği mesaj nedir, yazar niçin anlatıyor?” sorularının cevabıdır. Bir paragrafın ana düşüncesi o paragrafın yazılış amacını bildirir.


6. “Tutarlılık” ne demektir? Bu kelimeyi önce kendi kelimelerinizle açıklayınız, daha sonra kelimenin anlamını sözlükten öğreniniz, ardından aşağıdaki soruya cevap veriniz.
Neyi, niçin ve nasıl anlatmak gerektiği üzerinde düşünmek ile konuşmanın veya yazının tutarlı lığı arasında bir ilişki var mıdır? Açıklayınız.
Tutarlılık bir önermenin diğer önermelerle gerçeklik veya doğruluk açısından aynı niteliği taşıması durumudur. Bir önermenin doğru olarak değerlendirilebilmesi için tutarlı olması şarttır. Bir önermenin kendi kendiyle çelişki içinde olmaması olarak da tanımlanabilir.
evvet vardır ..


7. Bir konu hakkında bir yazı yazacağınızı ya da konuşma yapacağınızı düşününüz. Sadece
mevcut bilgilerinizi kullanarak mı yoksa çeşitli kaynaklardan da bilgi toplayarak mı anlatımını- zın daha başarılı olmasını sağlayabilirsiniz? Açıklayınız.
kaynak taraması yaparak tabiki


8. Yazma veya konuşma öncesinde aşağıda belirtilen hazırlıkları yapmanın niçin önemli olduğunu açıklayınız. Sizce bir anlatımın başarılı olabilmesi için aşağıdakilerden hangisi daha önemlidir?
Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
• Bilgi toplamak
• Deneyimleri toplanan bilgilerle zenginleştirmek
• Düşünceleri gruplandırmak
• Yazılacak yazının, yapılacak konuşmanın türünün okuyucu veya dinleyici üzerinde gerçekleştireceği etkinin mahiyetini belirlemek

hepsi de çok önemlidir...


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 43

sayfa 43
1. “Atatürk’ün Sanat ve Zanaat Üzerine Görüşleri” adlı metinde yazar neyi, niçin, nasıl anlatmıştır?

Atatürk’ün Sanat ve Zanaat Üzerine Görüşlerini anlatmıştır. bu konuda okuyucuyu bilgilendirmek için anlatmış. bilgi ve belgelere başvurarak anlatmıştır.



2. “Atatürk’ün Sanat ve Zanaat Üzerine Görüşleri” adlı metinde, anlatılanları tutarlı bulup bulmadı-
ğınızı açıklayınız. Anlatımı tutarlı bulduysanız bunun sebebini söyleyiniz.

tutarlıdır. çünkü metinde hem anlam bütünlüğü vardır. hem de anlatılanların belgelendirildiği kaynaklar vardır.


3. Aşağıdaki tablonun II. sütununu “Atatürk’ün Sanat ve Zanaat Üzerine Görüşleri” adlı metne
göre doldurunuz.
kaynakça göstermiş
metinde alıntılar yapmış
paragraflar halinde yazılmış metin
okuyucu ile iletşimi sağlaması


4. Yazar, metni hazırlarken hangi kaynaklara başvurmuştur?
makale, kitap


5. Kaynak gösterilmesi metne ne kazandırmıştır?

inandırıcılık ve nesnnellik


6. Yazar, yararlandığı kaynakları gösterirken sırasıyla hangi bilgileri vermiş ve bunları birbirinden
nasıl ayırmıştır?
soyad-ad- kitap(kaynak) basım yeri-- basım yılı-----bunları birbirinden virgül ile ayırmıştır.




1. ETKİNLiK
• “Araştırma” bölümünde edindiğiniz bilgiler ile 4. soruya verdiğiniz cevaptan da yararlanarak
anlatıma hazırlık yaparken bilgi edinmek için hangi kaynaklara başvurulabileceğini ve neler yapı-
labileceğini aşağıdaki tabloya yazınız.


ansiklopedi-----------okuma
dergi------------------okuma
gazete----------------okuma
makale---------------okuma
internet--------------araştırma
sempozyum---------dinleme
konferans------------dinleme
birey------------------röportaj ve mülakat





2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 48 devamı

5. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metinde ana düşünce etrafında birleşen düşünce, bilgi,
deneyim ve örnekler sebep-sonuç ilişkisine göre mi düzenlenmiştir? Açıklayınız.


Evet sebep sonuç ilişkisine göre düzenlenmiştir. Yazar öncelikle düşüncesini ifade etmiş ve sonra se bu düşünceye niçin ulaştığını açıklamıştır.


6. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metinde, yazar daha genel bir düşünceden daha özel bir
düşünceye doğru mu yoksa daha özel bir düşünceden daha genel bir düşünceye doğru mu gitmiştir?
Açıklayınız.
Genel den özele doğru gitmiştir. Önce denemenin kolay yazılan bir tür olduğunu ifade etmiş genel bir yargıdır bu. Sonra hilmi yavuzun farklı konulardaki düşüncelerini ifade etniş ve eserlerinden örneklendirerek açıklamıştır.


7. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metinde düşüncelerin tutarlı ve dereceli bir şekilde sıralandığı
nı düşünüyor musunuz? Açıklayınız.

Evet yazar mantıksal çerçevede yazısını okuyucuya sunmuştur. Düşüncelerini belirli bir mantık çerçevesinde ifade etmiş farklı bir düşünceye geçişte ise okuyucuyu sürüklemiştir.







2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 44

1. 2 ve 3. metinlerde ne anlatılmaktadır?

anne sevgisi anne özlemi


2. 2 ve 3. metinlerin Şairlerinin konuya bakış aç›lar› ayn› mıdır? Aç›klay›n›z.


hayır sanat metinleri özneldir. bu yüzden kişiye özgüdür. aynı olamaz

3. Kültür birikiminin, kişisel deneyimin ve çevrenin anlat›ma nas›l bir etkisi oldu¤unu 2 ve 3. metinlerden hareketle aç›klay›n›z.
Kişi / sanatçı deneyimini düşüncesini hayatta onu etkileyen her şeyi istese de istemese de eserine yansıtır.. çevre de çok önemlidir. örneğin aşık veysel sivaslıdır. sivrialan köyünde yaşamıştır. yani çevresi orasıdır. üçüncü dörtlükte de bunu gayet açık bir şekilde görmekteyiz.. başka örnek ilk şiirde de sokak ş ifadeleri var bu da şehir çevresi ile alakalıdır..

2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 45
Sayfa 45


1. “Nutuk”tan alınan yukarıdaki metnin yazılış amacını ve hedef kitlesini belirleyerek açıklayınız.
Amaç konu hakkında duyguların ifadesidir. Hedef kitlesi halktır.


2. Yazılış amacı ve hedef kitle metnin anlatımını nasıl etkilemiştir?
Metinde anlatılanlar hedef kitle ile paraleldir. Amaç anlatımı etkileyen birinci faktördür. Dolayısıyla metnin anlatımı bu iki etken etrafında şekillenmiştir.


3. Metinden, Atatürk’ün kişisel deneyimini gösteren cümleleri bulunuz. Bu cümlelerin metnin anlatımını nasıl etkilediğini açıklayınız.
Bana gösterdiğiniz bu güven ve inanışa yaraşır olmak için pek önemli saydığım bir noktadaki gereksinimi bildirmek zorundayım.
Ancak böylelikle ve Tanrı'nın yardımıyla bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri iyi bir biçimde yapabileceğimi umarım.
Her zaman sayın arkadaşlarımın ellerine çok içtenlikle ve sıkıca yapışarak, onların varlıklarının bana ne kadar gerekli olduğunu bir an bile unutmayarak çalışacağım.
Anlatımı daha samimi ve etkileyici kılmıştır.


4. “Nutuk” adlı eserden alınan yukarıdaki metnin sizde uyandırdığı duyguları söyleyiniz.
Devletine ve milletine bağlı bir liderin ülkesi için ne dercede fedakâr olduğu




5. “Nutuk” adlı eserden alınan yukarıdaki metni tema, ifade düzeni ve kendi içinde oluşturduğu bütünlük açısından inceleyiniz.

Metin kendi içerisinde tema etrafında bir bütünlük oluşturmuştur. İfade düzeni anlamlar bütünü çerçevesinde paragraflarla şekillendirilmiştir.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 46




1. “Gözlem” ne demektir? Kendi ifadelerinizle açıklayınız.
Size yardımcı olacağını düşündük
Sözlükte "gözlem" ne demek?
1. Bir nesnenin, olayın ya da bir gerçeğin, niteliklerini bilmek amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede; bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araç yardımıyla izleyerek, görülen değerleri saptama işlemi, rasat.
2. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların nedenlerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem; inceleme sonucu elde edilen değer, müşahede.
3. Bir yazı ya da yapıtı yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.


2. “Okul” adlı metinde, kişisel gözlemlerin yansıtıldığı cümleleri gösteriniz.
Şimdilerde yurt dışında uluslar arası bir örgütte uzman olarak çalışan bir arkadaşım, o zamanlar kaymakam olan genç babasının paçalarına sarılmış haykırıyordu.


3. “Okul” adlı metinden hareketle anlatımda gözlemin önemini açıklayınız.

Gözlem anlatımı etkili hale getirir. İnandırıcılık ve nesnellik katar. Anlatımı zenginleştirir. Anlatımın kolay olmasını sağlar.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 48

1. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metnin hedef kitlesi ve yazılış amacı nedir? Yazının bir hedef
kitlesinin ve yazılış amacının olmasının önemi nedir?
Hedef kitle okuyucudur. Yazılış amacı ise Hilmi Yavuz’un Denemeciliğini örnekler vererek kişisel düşünceleri katarak açıklamak. Okuyucunun gözleri önüne sermek.. hedef kitle ile yazılış amacını birbirine paraleldir. Amacınız doğrultusunda bir hedef kitle seçersiniz. Ya da seçtiğiniz kitleye uygun bir amaç belirler ve o doğrultuda yazarsınız


2. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metinde yazarın ifade ettiği düşünceleri tahtaya sırası ile yazı
nız.
Hilmi Yavuzun denemeyi nasıl tanımladığı
Hilmi yavuz okurken ne gibi hislere kapıldığı
Farklı yazarların deneme için söyledikleri (nermin uygur)
Gerçekçilik ve Hilmi Yavuzun denemesinde görülen gerçekçilik
Mizah ile Hilmi yavuzun deneme anlayışı. Mizahın Hilmi yavuz için ne anlam ifade ettiği
Günümğzde ki mizah anlayışına Gülme fiiline yüklenen anlam ve Hilmi Yavuzun bu fiilden ne anladığı

Vs.
3. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metinde kişisel deneyimleri ve araştırma sonuçlarını ifade
eden cümleleri belirleyerek bunları okuyunuz.


Örnek birkaç cümle yazlım


Kişisel deneyim ifade eden
Hilmi Yavuz'un denemelerinde neyle, ne vakit, nasıl bir durumla karşılaşacağınız belirsizdir. Bu belirsizliğin temelinde, aslında onun nizami giden düşünce sarkaçlarını tekrar kurgulamak gibi bir çabası vardır.


Hilmi Yavuz'un ilk okuduğum kitabı “Denemeler ve Karşı Denemeler” idi.


Hilmi Yavuz'un "Gülen Düşünce" ismini verdiği deneme türüne en iyi örnek olarak “Budalalığı
n Keşfi”ni verebiliriz. Gülen Düşünce mizah anlayışının en kemal noktasıdır diyebiliriz...


Onun “Budalalığın Keşfi”nde ele aldığı konulardan bazılarını ben iki üç defa okudum ve her okuduğumda da emin olun, çok keyif aldım.


Gülme kavramı- na, bizim ona verdiğimiz anlamın çok ötesinde bir anlam içerdiğini öğrenmem, özellikle Hilmi
Yavuz'un atıfta bulunduğu kaynakları bire bir incelememden sonra olmuştur...


araştırma sonuçlarını ifade eden


Bunlardan birkaçının adını anmam, bu kitabı yeni keşfedecekler için bir ipucu olabilir. “Gülen Düşünce”, “Soytarılar”, “Nükte Züğürdü Olduk”, “Abdallar”, “Maske Üzerine Bir Deneme”, “Aşk”, “Bodrum Bitti”, “Temizler ve Pisler”, “Conspiracy of Silence ya da Sükût Suikastı”, “Aydınlar ve Saşıkları”, “fiimdi Yeni fieyler Söylemek Lazım”, “Noam Chomsky: Bilgin ve Aydın”, “Mitoloji ve Magazin”, “Niteliksiz Okur”, “Kahve Üzerine”...


Onun için Nermi Uygur "Denemeli Denemesiz" diyor denemelerine ve ekliyor; "Dünyasız edemediğim için, gerçekliğe saygı duyduğum için, gerçeklik ötesi hiçbir şeyin unutulmasına boyun bükemediğim için deneme yazıyorum."
Haydar Ergülen, “Kitaplık” dergisinin fiubat
2006'daki "Deneme Edebiyatı" dosyasındaki "Denemeyen fiair Yanılır" isimli yazısında şu değerlendirmeyi
yapar: "Usta şair Hilmi Yavuz da bir deneme ustasıdır. Eleştiri yazılarının yanında denemeleri
ve okuma notlarıyla da zekâ ile ironiyi buluşturan örnekler sunmuştur. fiiir, edebiyat, düşün ce dünyası, hayat ve kadınlar üzerine yazdığı denemelerinde 'rint' bir eda tutturan Hilmi Yavuz, o
'bıyıkaltı'ndan gülümseyen üslubuyla da tıpkı eski 'muharrir'ler gibi, söz gelimi Ahmet Rasim gibi, eşsiz

mizah yeteneğini de sergilemiştir."




4. “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metnin ana düşüncesi nedir?



Hilmi Yavuz’a göre deneme nedir;? Hilmi Yavuz’un denemeciliği

2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 48 anlama yorumlama

2. ETKİNLİK
DESTANLARIN ÖZELLİKLERİ,DOĞAL DESTANIN ÖZELLİKLERİ,YAPAY DESTANIN ÖZELLİKLERİ,DOĞAL DESTANLAR,YAPAY DESTANLAR, TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA DESTAN, DESTANLA ALAKALI HER ŞEY


DESTAN
Destan (Farsça: ??????), milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış tarihî toplumsal (savaş,göç, istilâ gibi) veya doğal (yangın, salgın hastalık, sel, deprem gibi) olayların anlatıldığı, hayal unsurlarıyla süslenmiş uzun manzum eserlerdir.Araplar'da "esatir ", Batı'da "myth" olarak adlandırılır.Destanlar ikiye ayrılır.
DESTANLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ


ü Anonimdirler.
ü Genellikle manzumdurlar. Az olmakla beraber nazım-nesir karışık olan destanlar da vardır. Bazıları, manzum şekilleri unutularak günümüze nesir hâlinde ulaşmıştır.
ü Olağan ve olağanüstü olaylar iç içedir.
ü Destan kahramanları olağanüstü özelliklere sahiptir.
ü Destanlar, tarihî ve sosyal olaylardan doğarlar. Bu eserlerde genellikle, yiğitlik, aşk, dostluk, ölüm ve yurt sevgisi gibi temalar işlenir.
Bir edebiyat türü olan destan, zamanla asıl anlamını yitirmiş, âşık edebiyatında savaşları, ünlü kişileri, gülünç olayları anlatan eserlere de destan denilmiştir. Türk destanları iki gruba ayrılır: İslamiyetten önceki destanlar ve İslamiyetten sonraki destanlar.


DESTANLAR ÜÇ SAFHADAN OLUŞUR:


1.Çekirdek(ortaya çıkma):Halkın benliğinde iz bırakan olaylar ve bunda rol oynayan kahramanlar
2.Yayılış(yayılma):Olayın ağızdan ağıza aktarılması
3.Derleme(yazıya geçirme):Daha sonra yazıya geçirilmesidir


Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihi önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler.
Çoğu kez manzum olurlar.
Tarih, etnografya, folklor gibi bilimler destanlardaki bilgilerden yararlanır.
Destanlar da masallar gibi sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye ayrılır.
DESTAN TÜRLERİ


Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir.
v Doğal Destanlar
v Yapay Destanlar


v DOĞAL DESTANLAR


Destanların temelinde çekirdek bir olay vardır. Bu olay gerçektir. Zaman içerisinde yaşanmış olan bu gerçek olay o millet tarafından; kimi zaman benzetmeler, kimi zaman abartmalar kullanılarak yaratılmıştır.
Özellikle İslamiyet öncesi döneme kaynaklık ederler.
Destanların dil ve anlatımı kimi zaman kahramanlara olağanüstü özellikler kazandırır, ifadeler açıktır. Uzun betimlemeler yer almaz.
Sözlü ürünlerdir.
Destanlar manzum örneklerdir. Bu, akılda kalıcılığı ve sürekliliği sağlamak içindir.
İslamiyet öncesi Türkler göçebe yaşam tarzı sürerlerdi. Atçılık ve avlanma onlar için önemlidir.
Göktanrı inancı hakimdir. Tüm bu sosyal şartları aynı zamanda destanlarda görebiliriz.
Destanlarda iki tip vardır :
"Veli" tipi (yol gösteren, yaşlı pir kişi)
"Alperen" tipi (savaşçı, cesur, korkusuz kişi)


Özellikle bazı destanlarda, anlatılan bölüm hikâye, karşılıklı konuşmaların ve seslenmelerin olduğu bölüm nazımdır. Yani nazım ve nesir iç içedir. (Destanların aslı manzum örneklerdir)


DOĞAL DESTAN ÖRNEKLERI


§ İliada, Odysseia, Yunanlıların (Homeros)
§ Kalevala, Finlilerin
§ Nibelungen, Almanların
§ Ramayana,Mahabarata, Hintlilerin
§ El Cid, İspanyolların
§ Chanson de Roland, Fransızların
§ Gılgamış, Sümerlerin
§ Şehname, İranlıların
§ İgor, Rusların
§ Şinto, Japonların


v YAPAY(SUNI) DESTANLAR


Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır.
Yazarı belli olan,daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara az yer veren bir destan türüdür.Yapma destan örneği olarak şunları sıralayabiliriz:


YAPAY DESTAN ÖRNEKLERI


§ Virgilius, Aeneit
§ Dante, İlahi Komedi
§ Tasso, Kurtarılmış Kudüs
§ Milton, Kaybedilmiş (Kaybolmuş) Cennet
§ Firdevsi, Şehnâme
§ Aristo, Çılgın Orlando
§ Camoens, Os Lusiadas
TÜRKLERIN YAPAY DESTANLARI


Kuvay-ı Milliye Destanı :Nazım Hikmet
Üç Şehitler Destanı :Fazıl Hüsnü Dağlarca
Çanakkale Destanı:Mehmet Akif Ersoy
Genç Osman Destanı:Kayıkçı Kul Mustafa
Selçukname:Yazıcıoğlu Al
TÜRK DESTANLARI 2 GRUBA AYRILIR.İSLAMİYET ÖNCESİ VE İSLAMİYET SONRASI TÜRK DESTANLARI..


İSLAMİYET'TEN ÖNCEKİ TÜRK DESTANLARI






SAKA DEVRİ DESTANLARI
A) ALP ER TUNGA DESTANI:MÖ 7. asırda Türk-İran savaşlarında ün kazanmış, İran ordularını defalarca mağlup etmiş bir Türk hükümdarını anlatır. Bu hükümdar daha sonra İranlılarca hile ile öldürülmüştür. Onun İran destanlarındaki adı Afrasyap'dır. Alp Er Tunga'nın ölümünde söylenmiş bir sagu Divan-ı Lügat'it Türk'te bulunmuştur. Ancak bununla ilgili asıl bilgi Şehname adlı İran destanında vardır.
B) ŞU DESTANI:Şu adındaki bir hükümdarın Büyük İskender'in Türk illerine yürüyüşü sırasında onunla yaptığı savaşları anlatır. Sonunda Şu İskender'le anlaşır ve Balasagun yöresine yerleşir. Bazı Türk boylarının adlarının nereden geldiğini izah yönüyle önemlidir. Eski Saka devletinin hükümdarlarına "ŞU" adı verilmesi dolayısıyla, bu destan Saka destanı olarak da bilinir.
HUN-OĞUZ DESTANLARI
A ) OĞUZ KAĞAN DESTANI:Oğuz Kağan adlı bir hükümdarın savaşlarının anlatıldığı en önemli Türk destanlarındandır. MÖ 2. asırda doğmuştur. Bu eserde Oğuz Kağanın halkına bazı hedefler göstermesi bakımından önemlidir.
B) ATTİLA DESTANI:Batı Hun hükümdarı Attila'nın fetihleri etrafında oluşmuştur. MS 5. yüzyılda Avrupa'ya korkulu yıllar yaşatan Attila, Rusya'dan Fransa'ya kadar bütün Avrupa'yı almış, Roma'ya kadar uzanmıştır. Evlendiği gece çok içtiğinden burun kanamasıyla ölmüştür. Destanda onun ölümüyle ilgili söylenen ağıtta bir ölüm feryadı değil, kahramanlıkları anlatılmaktadır.
GÖKTÜRK DEVRİ DESTANLARI
A) BOZKURT DESTANI:Destanın esası yok olma felaketine uğrayan Gök-Türk soyunun yeniden dirilip çoğalmasında bir Bozkurtun Anne kurt olarak etkili olmasıdır.
B) ERGENEKON DESTANI: Düşmanları tarafından yenilen Türkler, yok olma aşamasına gelmişlerdir. Düşmanın elinden kaçabilen iki aile, yolu izi olmayan Ergenekon'a gelmiş orada dört yüzyıl büyüyüp çoğalmışlar ve önlerinde yol almalarını engelleyen bir demir dağı eritip Ergenekon'dan çıkmışlardır; atalarının düşmanlarını yenip Gök-Türk devletini kurmuşlardır. Destanın en önemli özelliği tarihle benzerlik göstermesidir. Türklerin demiri işleyen ilk kavimlerden olması da önemlidir.
UYGUR DEVRİ DESTANLARI
A) TÜREYİŞ DESTANI:Destana göre eski Hun hükümdarının iki kızı vardı. Hükümdar, kızlarının Tanrılarla evlenmesini istiyordu. Bu yüzden onları insanlardan uzak bir yere bıraktı. Tanrı nihayet Bozkurt şeklinde geldi ve kızlarla evlendi. Bu evlenmeden Bozkurt ruhu taşıyan Uygur çocukları doğdu.
B) GÖÇ DESTANI:Uygur hükümdarlarının Çinlilerle savaşmamak için Çin prensesiyle evlenmek istemesi ve Çinlilerin bu prenses karşılığımda Türkçede kutsal sayılan bir taşı almalarını anlatır. Taş Çinlilere verilince Uygur ülkesine felaket çöker. Uygur halkı Beş Balıg denilen yere yerleşir. Destanın en önemli özelliği değersiz bir taş parçasının bile hiçbir şey uğruna düşmana verilmeyeceği inancını anlatmasıdır.


TÜRK DESTANLARINDAKİ MOTİFLER / TOTEMLER


1-IŞIK:Bu motif destanların kuruluşunda kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve mukaddes Türk çocuklarına annelik yapan kadınlar ilahî bir ışıktan doğarlar. Şamanist inanca göre yerden on yedi kat göğe doğru gittikçe aydınlanan bir nur âlemi vardır ki bunun on yedinci katında bütün göz kamaştırıcı ışığıyla Türk Tanrısı oturur. Yeryüzünde iyilik yapan ruhlar da bir kuş şeklinde bu nur âlemine uçarlar.
2-RÜYA:Destanın bütününü etkileyen ve destan kahramanlarının hareket alanını belirleyen bir motiftir. Bir mücadele üzerine kurulu destanlarda kazanılacak başarı veya yaşanacak bir felaket düş yoluyla önceden öğrenilir. Kadercilik anlayışı düş motifiyle destanlarda işlenir.
3-AĞAÇ:Destanlarda ağaç motifi üç yönüyle yer alır: Sığınak (Oba), Ana ya da Ata, varlığı, devleti temsil eden sembol. İnsanlığın yaratılışı hakkındaki Türk düşüncesine göre Tanrı, yeryüzündeki dokuz insan cinsini, bu insanlardan önce yarattığı dokuz dallı ağacın gölgesinde barındırmıştır.
4-KIRKLAR:Bu motif, kahramanlar etrafındaki gücü temsil eder. Kırk sayısı bazı eşya ve davranışları sınırlar. Oğuz Kağan'ın kırk günde yürümesi, konuşması gibi. Kırk sayısı görünmez aleminden gelen koruyucu, güç verici kutsiyete erişmiş şahısları da simgeler.
5-AT:At destanlarda önemli bir konuma sahiptir. Bunun temelinde göçebe kültürün yarattığı zorlayıcı koşullar vardır. Ata bir tür dinsel totem özelliği kazandıran şamanist inançtır. At, kahramanın başarıya ulaşmasında en etkin güçtür. Sahibini korur, ona yol gösterir, tehlikelere karşı uyarır.
6-OK-YAY:Destanlarda maden isimlerinin sıkça geçmesi Türklerin savaşçı bir ulus oldukları kadar savaş aracı üretmede de usta olduklarını gösterir. Destanlardaki maden isimleri tamamiyle Türkçe'dir. Bu da Türklerin çok eskiden beri madencilikle uğraştıklarının delilidir.Ok- yay motifi destanlarda sadece savaş aracı olarak geçmemiş, Türk üstünlüğünü ifade etmiş, hukuki bir sembol haline gelmiştir.
7-MAĞARA:Bu motif destanlarda sığınak ve ana karnını temsil eder. Bazen de ilahî buyruğun tebliğ edildiği yer olarak karşımıza çıkar.
8-AK SAKALI İHTİYAR:Destanlarda hakanların akıl danışıp öğüt diledikleri gün görmüş yaşlılar vardır.Derin tecrübeli bu kimseler, geç hakanlara yol ve iz gösterirler. Bu, Türklerin alimlere mukaddes insan gözüyle bakıp ilme değer verdiklerini gösterir.
9-YADA TAŞI:Bu taş destanlarda millî birlik ve bütünlüğü, halkın mutluluğunu ve devletin idealini temsil eder. Bu taş ülkeden çıkarıldığında birlik ve bütünlük bozulur ve kıtlık baş gösterir.


İSLAMİYET SONRASI TÜRK DESTANLARI
1.Karahanlı Dönemi Destanı
Satuk Buğra Han Destanı


2.Kazak-KırgızDestanları
Manas Destanı
3.Türk-Moğol Destanları
Cengizhan Destanı
4.Tatar-Kırım Destanları
a.TimurDestanı
b.Edige Destanı


5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri
a. Seyid Battal Gazi Destanı
b. Danişmend Gazi Destanı
c.Köroğlu Destanı
Satuk Buğra Han Destanı


Hz. Muhammed(a.s) kanatlı atı Burak’ın sırtında göklere yükseldiği “Mirâc Gecesinde” gök katlarında kendinden önceki peygamberleri görür. Bunlar arasında birini tanıyamaz ve Cebrail’e bunun kim olduğunu sorar. Cebrail : ” Bu peygamber değildir. Bu sizin ölümünüzden üç asır sonra dünyaya inecek olan bir ruhtur. Türkistan’da sizin dininizi yayacak olan bu ruh “Abdülkerim Satuk Buğra Han” adını alacaktır.” Hz. Muhammed yeryüzüne döndükten sonra hergün islâmiyeti Türk ülkesine yayacak olan bu insan için dua etti.


Hz. Muhammed’in(a.s) arkadaşları da bu ruhu görmek istediler. Hz. Muhammed dua etti. Başlarında Türk başlıkları bulunan silâhlı, kırk atlı göründü. Satuk Buğra Han ve arkadaşları selâm verip uzaklaştılar. Bu olaydan üç asır sonra Satuk Buğra Han, Kaşgar Sultanının oğlu olarak dünyaya geldi. Satuk Buğra Hanın doğduğu gün yer sarsılmış, mevsim kış olduğu halde bahçeler, çayırlar çiçeklerle örtülmüştü. Falcılar bu çocuğun büyüyünce müslüman olacağını söyleyerek öldürülmesini isterler. Satuk Buğra Hanı, annesi : ” Müslüman olduğu zaman öldürürsünüz.” diyerek ölümden kurtarır.


Satuk Buğra Han 12 yaşında arkadaşlarıyla birlikte ava çıkmağa başlar. Avda oldukları günlerden birinde kaçan bir tavşanın arkasından hızla koşarken arkadaşlarından uzaklaşır. Kaçan tavşan durur ve bir ihtiyar insan görünümü kazanır. Satuk Buğra Han’ın sonradan Hızır olduğunu anladığı bu yaşlı kişi ona Müslüman olmasını öğütler ve islâmiyeti anlatır. Satuk Buğra, Kaşgar hükümdarı olan amcasından islâmiyeti kabul etmesini ister.


Kaşgar Hanı, müslüman olmayacağını söyler. Satuk Buğra Han’ın işaretiyle yer yarılır ve hükümdar toprağa gömülür. Satuk Buğra Han hükümdar olur ve bütün Türk ülkeleri onun idaresinde islâmiyeti kabul ederler. Satuk Buğra Han, ömrünü müslümanlığı yaymak için mücadele ile geçirmiştir. Menkabelere göre Satuk Buğra Han’ın düşmana uzatıldığında kırk adım uzayan bir kılıcı varmış ve savaşırken etrafına ateşler saçıyormuş. 96 yaşında Tanrıdan davet almış bu sebeble Kaşgar’a dönmüş ve hastalanarak burada ölmüştür.




Manas Destanı


Ortaasya’da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiz nâme Moğol hükümdarı Cengiz’in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz’in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya’da yaşayan Türkler özellikle de Başkurd, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme’de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır.


Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı’nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanî tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir. XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçesinin değerli yazarı Ebü’l Gâzi Bahadır Han, “şecere-i Türk” adlı eserinde “Cengiz-Nâme”nin 17 varyantını tesbit ettiğini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya’daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir.


Orta Asya Türkleri, Cengiz’i islâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir. Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarı islâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadolu’ya saldırgan biçimde gelip ortalığı yakıp yıkmaları, Bağdat’ın önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafından yakılıp yıkılması, Timurlenk’in Yıldırım Beyazıd’la sebebsiz savaşı gibi tarihi gerçekler, Cengiz’in de diğer Moğollar gibi sevilmemesine sebeb olmuştur. Cengiz-Nâme batıda yaşayan Türkler’in hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır. “Cengiz-Nâme”nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da ” Dâstân-ı Nesl-i Cengiz Han”dır. Edige Bu destanda XIII yüzyılda Hazar denizi kıyısında kurulan Altınordu Hanlığının XV. yüzyılda Timurlular tarafından yıkılışı anlatılmaktadır.


Destanın adı, Altınordu Hanı ve bu destanın kahramanı Edige Mirza Bahadır’a atfen verilmiştir. Edige Mirza Bahadır’ın devletini ayakta tutabilmek için yaptığı büyük mücadeleler, ölümünden sonra XV. yüzyılda destan haline getirilmiştir. 1820′yılından itibaren yazıya geçirilen Edige destanının Kazak-Kırgız, Kırım, Nogay, Türkmen, Kara Kalpak, Başkırt olmak üzere altı rivâyeti tesbit edilmiştir Çeşitli Türk guruplar arasında Alp Er Tunga ve Oğuz Kağan gibi ilk Türk destanlarının izlerini taşıyan Türk kahramanlık dtünya görüşünü temsil eden burada bahsi geçenler kadar yaygınlaşmamış ortak edebiyat geleneği içinde yer almamış pek çok başka destan örneği bulunmaktadır.


Osmanlı sahasında destandan hikâyeye geçişte ara türler olarak da nitelendirilen çok tanınmış ve bir çok Türk topluluklarınca da bilinen Köroğlu örneği yanında daha sınırlı alanlarda tesbit edilen Danişmendname , Battalname gibi ilgi çekici örnekler de bulunmaktadır.


Cengiz-Name Destanı


Ortaasya’da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiz nâme Moğol hükümdarı Cengiz’in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz’in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya’da yaşayan Türkler özellikle de Başkurd, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme’de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır.


Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı’nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanî tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir. XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçesinin değerli yazarı Ebü’l Gâzi Bahadır Han, “şecere-i Türk” adlı eserinde “Cengiz-Nâme”nin 17 varyantını tesbit ettiğini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya’daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir.


Orta Asya Türkleri, Cengiz’i islâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir. Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarı islâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadolu’ya saldırgan biçimde gelip ortalığı yakıp yıkmaları, Bağdat’ın önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafından yakılıp yıkılması, Timurlenk’in Yıldırım Beyazıd’la sebebsiz savaşı gibi tarihi gerçekler, Cengiz’in de diğer Moğollar gibi sevilmemesine sebeb olmuştur. Cengiz-Nâme batıda yaşayan Türkler’in hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır. “Cengiz-Nâme”nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da ” Dâstân-ı Nesl-i Cengiz Han”dır. Edige Bu destanda XIII yüzyılda Hazar denizi kıyısında kurulan Altınordu Hanlığının XV. yüzyılda Timurlular tarafından yıkılışı anlatılmaktadır.


Destanın adı, Altınordu Hanı ve bu destanın kahramanı Edige Mirza Bahadır’a atfen verilmiştir. Edige Mirza Bahadır’ın devletini ayakta tutabilmek için yaptığı büyük mücadeleler, ölümünden sonra XV. yüzyılda destan haline getirilmiştir. 1820′yılından itibaren yazıya geçirilen Edige destanının Kazak-Kırgız, Kırım, Nogay, Türkmen, Kara Kalpak, Başkırt olmak üzere altı rivâyeti tesbit edilmiştir Çeşitli Türk guruplar arasında Alp Er Tunga ve Oğuz Kağan gibi ilk Türk destanlarının izlerini taşıyan Türk kahramanlık dtünya görüşünü temsil eden burada bahsi geçenler kadar yaygınlaşmamış ortak edebiyat geleneği içinde yer almamış pek çok başka destan örneği bulunmaktadır.


Osmanlı sahasında destandan hikâyeye geçişte ara türler olarak da nitelendirilen çok tanınmış ve bir çok Türk topluluklarınca da bilinen Köroğlu örneği yanında daha sınırlı alanlarda tesbit edilen Danişmendname , Battalname gibi ilgi çekici örnekler de bulunmaktadır.


Battal-name Destanı


Bu destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gâzi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşcısıdır. Asıl destan, VIII. yüzyılda, Emevî’lerin hırıstıyanlarla yaptıkları savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş Abdullah isimli bir kişiyle ilgili olarak doğmuştur.


Battal arapça kahraman demektir, Battal Gâzi, Arap kahramanına verilen unvanlardır. Türklerin müslüman olmalarından sonra Battal Gâzi destan tipi Türkleştirilmiş önceki destan epizotlarıyla zenginleştirilmiş ve anlatım geleneği içine alınmıştır. XII ve XIII yüzyıllarda Battal-Nâme adı ile ve nesir biçimi yazıya geçirilmiştir. Hikâyeci âşıkların repertuarlarında da yer almıştır. Seyyid Battal adıyla da anılan bu kahraman hem çok bilgili, çok dindar ve cömertdir.


Müslümanlığı yaymak için yaptığı mücadelelerde insanların yanında büyücü, cadı ve dev gibi olağanüstü güçlerle de savaşır. ” Aşkar Devzâde” isimli atı da kendisi gibi kahramandır. Arap, Fars ve Türklerin X-XX. yüzyıllar arasında oluşturdukları ortak islâm kültür dâiresinin ürünlerinden biri olmakla beraber Orta Asya’da yaşayan Türk guruplar arasına da yayılarak Türk kabul ve değerleriyle kaynaşmıştır.


Danişmend-name Destanı


Anadolunun fethini ve bu mücadelenin kahramanlarını anlatan, X11. yüzyılda sözlü olarak şekillenen XIII. yüzyılda yazıya geçirilen islâmî Türk destanlarındandır. Danişmendnâme’de hikâye edilen olayların tarihi gerçeklere uygunluğu, kahramanlarının yaşamış Türk beyleri olmalarından, Anadolu coğrafyasının gerçek isimleriyle anılmasından dolayı uzun süre tarih kitabı olarak nitelendirilmiştir.


Köroğlu metni destan adıyla anılmakla ve bazı destanî niteliklere de sahib olmakla birlikte XX. yüzyılda Anadolu’dan derlenen örnekleri daha çok halk hikâyesi geleneğine yakındır. Anadolu’da hikâyeci âşıklar tarafından 24 kol halinde anlatılan hikâyesinin özeti kısaca şöyledir.


Köroğlu Destanı


Bolu beyi, güvendiği seyislerinden biri olan Yusuf’a : ” Çok hünerli ve değerli bir at bul .” emrini verir. Seyis Yusuf, uzun süre Bolu beyinin isteğine uygun bir at arar. Büyüdüklerinde istenen niteliklere sahip olacağına inandığı iki tay bulur ve bunları satın alır. Bolu beyi bu zayıf tayları görünce çok kızar ve seyis Yusuf’un gözlerine mil çekilmesini emreder. Gözleri kör edilen ve işinden kovulan Yusuf, sıska taylarla birlikte evine döner. Oğlu Ruşen Ali’ye verdiği talimatlarla tayları büyütür.


Babası kör olduğu için Köroğlu takma adıyla anılan Ruşen Ali, babasının isteğine göre atları yetiştirir. Taylardan biri olağanüstü bir at haline gelir ve Kırat adı verilir. Kırat da destan kahramanı Köroğlu kadar ünlenir. Seyis Yusuf, Bolu beyinden intikam almak için gözlerini açacak ve onu güçlü kılacak üç sihirli köpüğü içmek üzere oğlu ile birlikte pınara gider. Ancak, Köroğlu babasına getirmesi gereken bu köpükleri kendisi içer, yiğitlik, şâirlik ve sonsuz güç kazanır. Babası kaderine rıza gösterir ancak oğluna mutlaka intikamını almasını söyler. Köroğlu Çamlıbel’e yerleşir, çevresine yiğitler toplar ve babasının intikamını alır.


Hayatını yoksul ve çaresizlere yardım ederek geçirir. Halk inancına göre silâh icat edilince mertlik bozuldu demiş kırklara karışmıştır. Çeşitli dönemlere ve farklı siyâsî birlikler sahip Türk gurubları arasında tesbit edilen Türk destanlarının kısaca tanıtımı ve özeti bu kadardır. Bu destan metinleri incelendiğinde hepsinde ilk Türk destanı Oğuz Kağan destanının izleri bulunduğu görülür. Bu destan parçaları Türk dünyasının ortak tarihî dönem hatıralarını aksettiren ilk edebî ürünler olarak da önem ve değer taşırlar. Bir gün bu parçalardan hareketle Fin destanı Kalavala gibi değerli mükemmel bir Türk destanını yazılabilirse çeşitli kaynaklarda dağınık olarak bulunan malzeme daha anlamlı hale gelebilir kanaatindeyim.


3. ETKİNLiK
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


4. ETKİNLİK
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]



Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 05:38 )
 
Eski 09-02-15, 01:27   #3
Saw

Varsayılan C: 10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları



İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 49


Buradaki sorular kişiseldir. Ancak size yardımcı olabilmek adına bazı bilgileri paylaşalım


B.
• “Araştırma” bölümünde yararlandığınız kaynaklardan notlar alırken nelere dikkat ettiniz?
..
Kaynaklardaki bilgilerin tamamını mı yoksa önemli bölümlerini mi not aldınız? Açıklayınız.
ÖNEMLİ BÖLÜMLERİ ALMAK GEREKİR


• Araştırma yaparken not ettiğiniz bilgileri aynen mi yoksa hatırlamanıza yetecek nitelikte kısa
cümleler hâlinde mi yazdınız? Niçin?
AYNEN YAZMAK OLMAZ. AYNEN YAZMAN HATIRLAMAYI AZALTIR. KİŞİ KENDİNCE CÜMLELER KURMALI KENDİ HATIRLAYACAĞI TARZDA
• Notlarınızı kaynaktaki bilgileri tamamen okuduktan sonra mı yoksa ilk okumanız sırasında mı
aldınız? Niçin?
TAMAMEN OKUDUKTAN SONRA NOT ÇIKARILMALIDIR.


• Yukarıdaki soruları cevapladıktan sonra, arkadaşlarınızla bir yazıdan nelerin nasıl not alınması
gerektiği, metni anlamadan not almanın mümkün olup olamayacağı ve not almanın anlatımı
nasıl etkilediği hususlarında tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak açıklayınız.


5. ETKİNLİK
• Hangi tür metin ve konuşmalarda gözleme ihtiyaç duyulduğunu belirleyip sonuçları defterinize yazınız.
Tasvirin ve olayların anlatımının ön planda olacağı metinlerde gözleme ihtiyaç duyulur. Kişisel deneyim ve araştırmalar üzerine yapılacak olan konuşmalarda gözleme ihtiyaç duyulur.


• Yandaki resme üç saniye bakarak resimdeki üçüncü atı görüp göremediğinizi söyleyiniz.
Göremedim diyelim
• Resme bir kez daha ve daha uzun süreyle bakınız. Bu bakışta, resimdeki üçüncü atı görüp göremediğinizi sebepleriyle açıklayınız.
Bu sefer gördük diyelim.. Nedeni ön planda olmayışıdır. İnsanlar etrafında çoğunlukla ön planda olanları görür ve algılar. İyi bir bakış ve gözlem ise bütün olay durum ve nesneler ayrıntılı şekilde görmeyi sağlar


6. ETK‹NL‹K

• Yaşadığınız mahalleyi betimleyerek defterinize yazınız.

Sayfa 50
• Bir yazma çalışması yapacaksınız. Bunun için önce aşağıda verilen tablodaki yönergelere
uyunuz ve soruları cevaplayınız.


Örnek olması açısından


Yaz›n›zda hangi konuyu ele alacaks›n›z? .......çanakkale savaşı...........


Yaz›n›z›n türü ne olacak? ............... deneme..............................


Yaz›n›z› hangi amaçla kaleme alacaks›n›z? .................bilgi vermek.....


Yaz›n›z›n kime hitap etmesini bekliyorsunuz? ................tüm okuyuculara.........................


Yaz›n›zda nas›l bir dil kullanmay› düflünüyorsunuz? ........ herkesin anlayacağı bir dil................


Yaz›n›zla ilgili bir araflt›rma yap›n›z ve yararland›¤› n›z kaynaklara
ait bilgileri yandaki bofllu- ¤a not ediniz. ………………….
1915 Çanakkale Savaşı - İbrahim Artuç
Büyük Harbin Tarihi Çanakkale Gelibolu Askeri Harekâtı - General C. F. Aspinall - Oglander (General Ian Hamilton'un karargah subaylarından)
Türk Kurmay Subaylarının Gözüyle Çanakkale Savaşı - Burhan Sayılır.
Alçıtepe'den Anafartalar'a Çanakkale Kara Muharebeleri - Tuncay Yılmazer




Yaz›n›z› haz›rlarken yararlanabilece¤iniz bir
kiflisel deneyiminizin oldu¤unu düflünüyor musunuz? ……….hayır……………..
Düflünüyorsan›z bu kiflisel deneyimi yandaki bofllu¤a yaz›n›z………………




• Yukarıdaki soruları cevapladıktan sonra yazınızı A4 boyutunda çizgisiz bir kâğıda yazınız.


[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]






• Sınıfta üç grup oluşturunuz. Her grup, grup üyelerinin yazdıkları yazılardan meydana gelen bir kitap
oluşturacaktır. Bunun için bir “kapak” ve metinlerin alfabetik sırasına göre bir “içindekiler” bölümü
hazırlayınız. Kapağa, grupça belirleyeceğiniz kitap adını yazınız.


• Diğer grupların hazırladıkları kitapları grup içinde inceleyiniz. Ardından hazırlanan bu üç kitabı

sınıf kitaplığınıza koyarak uygun zamanlarda okuyunuz.




Sayfa 51
1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Kime, niçin, neyi ve nasıl anlatmak gerektiği üzerinde düşünmeden konuşma ve yazma
…
hazırlıklı
… olmaz.
• Yazı yazma ve konuşma hazırlamada ……gözlem……., ……özet çıkarma…… ve ……not alma..
önemlidir.
• Özet çıkarma, …AYRINTILARI… atma sanatıdır.


2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.
• Anlatımda gözlem çok önemli değildir. (Y )
• Görmek iradeyle, bakmak ise irade dışı gerçekleşir. ( D)
• Bir metin anlaşılmadan o metinle ilgili not alınamaz. ( D)
• Bir yazı veya konuşma, toplanan bilgiler ve kişisel deneyimler, hazırlanacak metnin yazılış
amacı ve hedef kitlesine göre düzenlenmelidir. (D )
• Metinlerde yalnızca özelden genele gidilebilir. (Y )

3. Aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Her yazı, kendi düzeni, teması ve ifade biçimiyle kendi içinde anlamı olan organik bir birliktir.
B) Bir yazıda düşünce sıralaması genelden özele olabileceği gibi özelden genele de olabilir.
C) Bir yazının hedef kitlesi yazma çalışmasının ardından belirlenir.
D) Bir yazıda düşünceler, belli bir derecelendirmeye göre ve tutarlı olarak sıralanmalıdır.
E) Ana düşünceyi desteklemek için kişisel deneyimlerden ve yapılan araştırmalardan yararlanılabilir.



4. Hangi tür yazı ve konuşmalarda kişisel gözlemlere ihtiyaç duyulur?

Tüm öğretici ve sanatsal metinler de gözlem önemlidir.


5. Hazırlık yapılmadan yazılan bir yazının başarılı olması beklenir mi? Açıklayınız.
genel olarak beklenemez..,


6. Ana düşünce, nelerle desteklenebilir?
Kişisel deneyimlerle ve yapılan araştırmalarla


7. Aşağıdakilerden hangisi anlatıma hazırlık aşamasında yapılması gerekenlerden değildir?
A) Bilgi toplamak
B) Düşünceleri gruplandırmak
C) Okuyucuda nasıl bir etki bırakılacağına karar vermek
D) Kişisel deneyimlerden uzak durmak
E) Yazının türünü belirlemek



8. Anlamadan not almak mümkün olabilir mi? Açıklayınız.
anlamadan mümkün değildir.


9. Kaynak gösterirken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Yazı ya da eserin hazırlanma sürecinde yararlanılan kaynakların verildiği listeye kaynakça (bibliyografya) denir.
Bu listede yararlanılan kaynakların yayınevi, yazarı, adı, yayımlandığı tarih gibi bilgilere yer verilir:
örneğin
SAFA, Peyami (2000), Fatih-Harbiye: Ötüken.


10. Özet çıkarırken nelere dikkat edilmelidir?
Yazılı bir metni, özünü bozmadan, kısa cümlelerle, ana çizgileriyle yeniden yazmaya özet çıkarma denir.
Özette metnin iyi okunması,
konu ve iletinin saptanması gerekir.
Özetle ayrıntılara yer verilmez.
kişi cümleleri aynen yazmamalı kendince not almalı
kısa ve öz olmasına dikkat edilmeli


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 52


HAZIRLIK
1. “Duyguların evrensel olması” ifadesinden ne anlıyorsunuz?
İnsanların duyguları ortaktır.


2. İnsanların hissettikleri duygulardan beş tanesini söyleyiniz. Bu duyguları sizin hangi şekilde belli ettiğinizi, diğer insanlara nasıl yansıttığınızı söyleyiniz.
sevmek
sevinmek
kıskanmak
heyecanlanmak
öfkelenmek
sözlü ifadelerle jest ve mimiklerle


3. “Okul” konusunu işleyen şiir ve düz yazı örnekleri bularak bunları sınıfa getiriniz.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


4 Aşağıda, “tema” ve “konu” kavramlarıyla ilgili bir açıklamaya yer verilmiştir. Bu açıklamadan hareketle “tema” ve “konu” kavramları arasındaki ilişkiyi kendi kelimelerinizle ifade ediniz.



** Konu:Bir metinde üzerinde söz söylenen, yazı yazılan duygu, düşünce, olay veya durumlara konu denir.Her yapıtın bir temeli her fikrin bir dayanağı varsa ,her yazınında mutlaka bir konusu vardır[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]Yazı yazmaya karar veren kişi için ,her varlık,her olay,her düşünce,her mesele kısacası her şey kompozisyon konusu olabilir[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]

** Üzerinde söz söylenilen ,fikir yürütülen yazı yazılan herhangi bir olay ,düşünce veya duruma denir[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]

** Tema:Şiirde meydana getirilen duygu,düşünce ve hayale denir[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]Konudan hareketle yansıtılmak istenen duygu hali şiirin bütününe sindirilir[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]

* Tema ve Konu arasındaki ilişki:
Tema ,sınırlandırılıp somutlaştırılarak “konu” haline getirilir[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]
Tema daha genel, konu ise daha özel ve somuttur[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]
Konu görmek ve izlemekle algılanabilirken tema daha çok kavranılır[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]
Not:Anlatım türü(şiir ,hikaye ,fıkra,makale… [IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]) ,dil ve konu işlenecek temaya göre düzenlenir[IMG]https://images-blogger-opensocial.googleusercontent.com/gadgets/proxy?url=http%3A%2F%2Fwww.forumson.org%2Fimages%2 Fsmilies%2Fnokta.gif&container=blogger&gadget=a&re writeMime=image%2F*[/IMG]






2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 53


SAYFA 53
1. “Paşa Dayımın Kirazları” adlı anının konusu nedir?
en küçük şeylerin bile insanları mutlu etmeye yetebileceği


2. “Paşa Dayımın Kirazları” adlı anıya hâkim olan duygu nedir?
Geçmişe olan özlem


3. “Paşa Dayımın Kirazları” adlı anıda verilmek istenen duygu ve düşüncelerin belli bir bağlamda,
kişi, yer, zaman ve durum bildirecek şekilde sınırlandırılıp somutlaştırıldığı söylenebilir mi? Açıklayı
nız.
Evet sınırlandırılıp somutlaştırılmıştır.
Örneğin. Kişiler verilmiş kişi açısından sınırlandırılmış
Mekan isimleri söylenerek mekan açısından sınırlandırma var
Delikanlılık çağı ifadesini kullanmış zaman açısından da bir sınırlandırma söz konusudur.




2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 54


SAYFA 54
1. “Bayrak” ve “Bayrağım” adlı metinlerin temalarını belirleyerek söyleyiniz.

Tema sevgi ve aşktır.. Kast edilen konu ise bayrağa duyulan sevgi ve aşk olacaktır.


2. “Bayrak” ve “Bayrağım” adlı metinleri ahenk ve içerik unsurları bakımından inceleyiniz.

her iki şiirde ahenk unsurlarına başvurulmuş. İlk şiir serbesttir. onun dışında her iki şiirde de söz sanatları, kafiyeler, redifler, asonanslar ve aliterasyonlar mevcuttur. bu unsurlarla şiirde ahenk sağlanmıştır. İçerik için ise şunu diyebiliriz. konuları ortaktır. Her iki şiirde bayrağa olan aşkı sevgiyi hayranlığı anlatmıştır.


3. “Bayrak” ve “Bayrağım” adlı metinlerde hangi duygular dile getirilmiştir?

Sevgi, Bağlılık, hayranlık, vs




2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 55


SAYFA 55
4. “Bayrağımızın Altında” adlı metnin temasını belirleyerek söyleyiniz.
Sevgi ( vatan ve bayrak sevgisi)


5. “Bayrağımızın Altında” adlı metinle “Bayrak” ve “Bayrağım” adlı şiirleri tema bakımından karşılaştırınız.
Temalar ortaktır. SEVGİ ( bayrak / vatan sevgisi) Temaları işleyişleri farklıdır.


6. “Bayrağımızın Altında” adlı metinle “Bayrak” ve “Bayrağım” adlı şiirleri dil ve anlatım yönünden karşılaştırınız
Metinlerin öncelikle ifade şekilleri farklıdır. “Bayrak” ve “Bayrağım” manzum iken “Bayrağımızın Altında” adlı metin ise mensurdur. İlk iki metinde dil daha etkileyici biçimde kullanılmıştır. Söz sanatları benzetmeler ahenk unsurları ön plandadır. İlk iki metinde yan anlamlı ve soyut anlamlı kelimeler daha fazla kullanılmıştır. “Bayrağımızın Altında” adlı metin de ise kelimeler daha çok gerçek anlamda kullanılmıştır.


7. Duygular, tüm insanlarda ortaktır ancak bunların ifade biçimleri farklılaşabilir. Buna göre, yukarıdaki metinlerin “bayrak sevgisi”ni dile getirmedeki benzerlik ve farklılıklarını söyleyiniz.
Sanatsal metinler sübjektiftir. Her sanatçının kendine özgü dili üslubu vardır. Metinlerdeki farklılıkların temel kaynağı budur. Bununla birlikte metinlerin öncelikle ifade şekilleri farklıdır. “Bayrak” ve “Bayrağım” manzum iken “Bayrağımızın Altında” adlı metin ise mensurdur. Benzerlikleri ise ele alınan duygulardır.


8. “Bayrak”, “Bayrağım” ve “Bayrağımızın Altında” adlı metinlerden hareketle aynı temada, farklı
türlerde metinler yazılıp yazılamayacağını açıklayınız.

Aynı temada farklı türlerde metinler yazılır. Şiir-hikaye-roman-tiyatro-deneme vs.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 56


Yukarıdaki “Besbelli” ve “Ölmek istemeyen Adam” adlı şiirleri, temaları ve temalarının ifade ediliş şekilleri bakımından inceleyip sonuçları defterlerinize yazınız
İki şiirin de teması “ölüm”dür. İfade edilişleri farklıdır. “Besbelli” şiiri belirli ölçü ve kurallarla yazılmıştır. Üç birimden oluşmaktadır. “Ölmek istemeyen Adam” adam ise serbest ölçü ile yazılmıştır.
2. ETK‹NL‹K
1. Gruplar oluşturunuz. Sizden “Hazırlık” bölümünde istenen “okul” konulu şiir ve düz yazıları
grup içinde okuyunuz ve inceleyiniz. şiir ve düz yazılardan en beğendiklerinizi belirleyiniz.


[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


2. Bu metinleri, “tema, konu, dil ve anlatım” bakımlarından karşılaştırınız. Metinlerin ayırt edici özelliklerini
belirleyerek söyleyiniz.
…
3. ETKiNLiK
Aşağıdaki tabloda bazı tema adları verilmiştir. Bu temalara uygun birer konu belirleyiniz ve bu konuları tablonun uygun yerlerine yazınız.
TEMA TEMANIN İŞLENEBİLECEĞİ KONU
Yalnızlık Can Yücel şiirlerinde yalnızlık
Cesaret Toplum karşısında kendini ifade etmekle cesaret ilişkisi
Kıskançlık İkizler arasında yaşanılan kıskançlık nedenler
Mutluluk Filistinli çocuklar için mutluluğun kaynağı nedir ?
4. ETK‹NL‹K


1. Sınıf içinde altışar kişiden oluşan gruplar oluşturulur.
2. Her gruptaki altı öğrenciden ikisi “özlem” konulu bir şiir, ikisi “özlem” konulu bir hikâye ve ikisi
de “özlem” konulu bir düşünce yazısı yazar.
3. Yazıların yazılmasının ardından her grup, aynı temada yazılmış bu metinleri karşılaştırarak
bunların ayırt edici özelliklerini tespit eder.
4. Her grup, tespit ettiği özellikleri sınıfta arkadaşlarına açıklar.
5. Her grubun açıklamasını yapmasının ardından anlatım türü, tema ve dil arasında nasıl bir ilişki

olduğu açıklanır.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 57


Sayfa 57


1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Konu, temanın ……SINIRLANDIRILMIŞ……. hâlidir.
• Aynı temada, farklı ……KONULAR…………. yazılabilir.
2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.
• Tema, soyuttur. ( D)
• Her insan, aynı duyguyu aynı şekilde yaşar ve dışa vurur. (Y )
• Temanın konu hâline gelebilmesi için kişi, yer, zaman ve durum bildirecek şekilde sınırlandı-
rılıp somutlaştırılması gerekir. ( D)

3.
DEN‹Z HASRET‹
Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor,
Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum.
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor,
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.
Nasıl yaşayacağım ey deniz, senden uzak?
Yanıp sönüyor gibi gözlerimde fenerin.
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?
Ömer Bedrettin UfiAKLI
Yukarıdaki şiirin teması nedir?
A) Yalnızlık
B) Pişmanlık
C) Özlem
D) Umutsuzluk
E) Karamsarlık


4. “Konu” ile “tema” arasında nasıl bir ilişki ve farklılık olduğunu açıklayınız.

Tema daha genel anlamda olanı, konu ise daha kısmi olanı
(özeli) kapsar.
Tema, metinde “genel olarak” söz edilen, konu ise metinde
“özel olarak” söz edilendir.
Tema, düşünce olarak yapıt dışında da var olur. Konu ise
temanın parçada somutlaşması, duyguların sözcüklerle
resmedilmesidir.
Tema bir veya birkaç sözcükle ifade edilebilir. Konu ise yargı

niteliği taşımayan genel bir kavramdır.


5. Aşağıdaki temaların işlenebileceği konular belirleyiniz.
• Üzüntü......... evladını kaybeden bir annenin duyduğu üzüntü
• Yardımlaşma..... Afrika'da yardımlaşma
• Heyecan........Öğrencilerin sınav öncesi heyecanlarını yenmelerinin yolları


6. Farklı anlatım türlerini kullanarak defterlerinize “sevgi” temasını işleyen iki kısa metin yazınız.

SEVGİ TEMASINI İŞLEYEN ÖRNEK METİNLER

ÖRNEK 1
Sevgi, insanın içini ısıtan sıcacık bir duygudur. Sevgi insan olmanın temel gerekliliklerinden biridir.Yaşamak için nasıl yemek, su , nefes gerekliyse sevgi de bir o kadar gereklidir. Sevgi olmadan yaşamanın da hiçbir anlamı olmaz. Sevgi hiçbir bedeli olmayan bir hazinedir.
Sevgi para pul ile satın alınamaz. Ne kadar zengin olursanız olun insanın temel ihtiyacı olan bu duyguyu para ile satın alamazsınız. Sevgi içten gelir, kişinin yüreğinin en derinlerinden seslenir insanlara.Dünyada en değer verdiğiniz varlık ya da nesne bir kuş kanadı gibi çırpınır durur yüreğinizde.


ÖRNEK 2
Yüzyıllardır sevgi üzerine şiirler söylenmiş, şarkılar yazılmış, resimler yapılmış,sevgi en güzel şekilde sanat eserlerine yansıtılmıştır. Çünkü sevgi yüreğin yansımadır.Sevgi insanın sevdasını tüm dünyaya yansıtmak istemesidir. Bu da sanat ile sevginin birbirine sevdalanmasını sağlamaktadır.
Ne de güzel söylüyordu o nostaljik şarkı:
Hayat sevince güzel, sevince tatlı günler.
Bir kuşu, kelebeği, bir taşı sevin yeter.

Sevince kalbimizde ümitler çiçeklenir.
Kötülükler kaybolur karanlığa gizlenir.
Çok sevmeli herkesi sevgi ömrün neşesi,
Dünyada en güzel şey kalpte insan sevgisi.


Sevgi olmadan yaşamanın da bir anlamı kalmaz. Kalp, atmak için bir sebep arar ve en önemli yaşama hevesini de sevgide bulur.Daha güzel bir dünya istiyorsak sevelim. Birbirimizi sevelim, ağaçları sevelim, insanları, kuşları, doğayı sevelim. Sevgi güzellik getirir.Siz de sevin herkesi her şeyi ve de dağıtın tüm dünyaya. Çünkü sevginin getirdiği mutluluk hem bol kepçe hem bedava…




7. Aynı temayı işleyen farklı türde metinler yazılabilir mi? Örneklerle açıklayınız.
Aynı temada farklı türlerde metinler yazılır. Örneğin sevgi temasını işleyen Şiir-hikaye-roman-tiyatro-deneme vs. türlerde metin yazılabilir.


Sayfa 58
Araştırma
Deneme, makale, fıkra vb. edebî türlerde temanın nasıl sınırlandırılıp konu hâline getirildiğini araştırarak araştırma sonuçlarını sınışa paylaşınız.
ilk adımda tema, amaç ve hedef kitle doğrultusunda konuya dönüştürülerek sınırlandırılır.
bunun dışında
bağlam, kişi, zaman, ifade ve anlatma biçimiyle sınırlandırılır.


1. “Yayın Süreli yayın ....DERGİ...... Türk Dili dergisi
Yukarıdaki boşluğa ne yazılması gerektiğini sebebiyle birlikte söyleyiniz.




2. “Sınırlandırma” ne demektir? Kendi ifadelerinizle aşağı yazınız.

Genel bir durumu olayı ifadeyi herhangi bir yönü ile daha özel bir hale getirme işi.




2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 59



3. Yukarıdaki haritaların hangisinden şehirlerimizin sınır komşuları hakkında daha kesin fikir sahibi
olunabilir? Niçin?
Alttaki haritadan daha kesin bilgiler elde ederiz. Çünkü bu harita bu amaçla yapılmıştır.


4. “İletişim”in ne olduğunu söyleyiniz. İletişimin nasıl sınırlandırılabileceğini belirtiniz.
— Duygu, düşünce ve isteklerin yazı, konuşma ve görsel-işitsel akla gelebilecek her türlü araçla aktarılmasına iletişim denir.
— İletişim öğeleri ile sınırlandırılır. Kaynak (Gönderici): Alıcı: İleti (Mesaj): Kanal (Araç): Bağlam (Ortam): Dönüt (Geri bildirim): Kod




5. Öğretmeniniz sizden bir sunum hazırlamanızı istiyor ve size iki seçenek sunuyor: 1. “Edebî Türler”
konulu bir sunum. 2. “Edebî Türlerden Hikâye” konulu bir sunum. Bu sunumlardan hangisinin hazırlanması
sırasında daha az zorlanır ve zaman harcarsınız? Niçin? Aşağı yazınız.



“Edebî Türlerden Hikâye” konulu bir sunumun hazırlanmasında tabii ki .. Çünkü konuda bir kesinlik ve sınırlandırma söz konusudur. Daha özel bir alana yönelik olacağından daha az zorlanırız ve daha az bir zaman alır






Sayfa 60
6. a. Aşağıdaki I. sütunda iletişim ögeleri, II. sütunda bunların tanımları, III. sütunda ise iletişim
ögeleriyle ilgili sorular verilmiştir. IV. sütuna III. sütundaki soruların cevaplarını siz yazınız.

Gönderici: CEVAP: gönderemez .. ileti ancak göndericinin bilgisi ile sınırlandırılabilir
Alıcı: CEVAP: Anlayamaz.. iletişimde kanal unsuru olmadan anlaşma sağlanamaz
İleti . CEVAP: olunamaz. çünkü iletinin sınırları ile algılanan bilgi sınırları paraleldir
Kanal. CEVAP: anlatılamaz.. hangi kanal kullanıldı ise sadece o kanalın imkanları ile anlatım sınırlıdır
Bağlam CEVAP: yazılamaz. diğer anlamlar olmadan edebi metin ortaya çıkmaz
Dönüt CEVAP: edemez. dönüt ancak iletinin kendisi kadar olabilir




b. Yukarıdaki tabloya yazdığınız cevapları, sınıfta, gerekçeleri ile sözlü olarak açıklayınız.

bütün cevapların yanına gerekçelerini de yazdık arkadaşlar


7. Gruplara ayrılınız. “Tavır” kelimesinin anlamını sözlükten öğreniniz. Grupça “edebî metinlerde
anlatıcının tavrı” kavramının ne anlama geldiğini belirlemeye çalışınız. Tespitlerinizi sınıfta arkadaşlarınıza açıklayınız.
Tavır: Herhangi bir şeyin (duygu/bilgi/davranış) ifade ediliş biçimidir.
“edebî metinlerde anlatıcının tavrı” anlatımın nasıl ifade edildiğidir.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 62

Sayfa62 1. Aşağıdaki tabloyu, “Oğlumuz” adlı metne göre doldurunuz.


Metnin Teması
EVLAT SEVGİSİ


Metnin Bağlamı (metnin bütününde anlatılan
olay vb.)
ANNE VE BABANIN OĞLU İÇİN YAPTIKLARI VE YAŞANILANLAR
Metindeki Kişiler
BABA, ANNE, OĞUL, KÜÇÜK OĞUL)


Metinde Anlatılan Olayın Zamanı
ZAMAN KESİN DEĞİL ANCAK METİNDE ZAMAN BELİRTEN İFADELER VAR
ÖR : ( GECE, SABAH VS.)


Yazarın Amacı
DUYGULARINI VE YAŞADIKLARINI ESTETİK BİR BİÇİMDE İFADE ETMEK


Yazarın Tavrı
ÖZNEL , DOĞRUDAN, SOMUT VE BİRİNCİ KİŞİ TAVRI


2. Tabloyu doldurduktan sonra aşağıdaki boşluğu tamamlayınız.
“Oğlumuz” adlı metnin teması; bağlam, kişi, zaman ve yazarın üslubuyla .KONUYA DÖNÜŞTÜRÜLEREK. somutlaştırılmıştır.


3. “Oğlumuz ”adlı metinde ele alınan temanın deneme, şiir gibi farklı türlerle de işlenip işlenemeyeceğini belirtiniz.
İŞLENİLEBİLİR.


4. “Anlatıma Hazırlık” konusunda verilmiş olan “Cumhurbaşkanı Seçimi” ve “Hilmi Yavuz’un Denemeciliği” adlı metinleri de göz önünde bulundurarak “Oğlumuz” adlı metinde anlatıcının tavrı ve amacının temanın sınırlandırılmasını nasıl etkilediğini açıklayınız.
ANLATICININ ANLATIMDAKİ AMACI VE TAVRI KONUYU SINIRLANDIRAN UNSURLARDIR. BURADA DA AMAÇ VE TAVIR DOĞRULTUSUNDA TEMA SINIRLANDIRILMIŞ.

Sayfa 63
1. Başlık, metinde işlenen temanın sınırlandırılmış ve somutlaştırılmış göstergesidir. Siz de 2. metne
uygun bir başlık bulunuz.

ALACA POSTLU SIRTLAN


2. Metinde “korku” teması, nasıl somutlaştırılmıştır?

konuya dönüştürülerek. Bununla birlikte anlatımda tasvire ve somut ifadelere yer verlerek somutlaştırılmıştır.


3. Siz de aynı temayı işleyen bir metin yazınız. Yazdığınız metinlerde soyut olan temayı nasıl somutlaştırdığınızı belirtiniz.

KONUYA ÖRNEK OLMASI AÇISINDAN BİR ŞİİR PAYLAŞALIM

Korku
Aldanacaksan sevgilerinde, sâf sevgilerinde
İnsanların yalancı gurularına..
Kalacaksan parlak sözlerin etkisinde,
Kelimelerinle onlara kapılacaksan,
Yaşama!

Oyun yapıp oynarlar seni
Geceleri aralarında.
Şarkı yapıp söylerler dostlarına,
Roman gibi okurlar boş zamanlarında.
Masal yapıp anlatırlar çocuklarına.

Aldanacaksan gecelerinde, kara gecelerinde
Aydınlık dünyaların şen insanlarına.
Yanılıp içini açacaksan,
Derdini gizlemeden durmayacaksan,
Yaşama!

Saklarlar dinlediklerini
En zayıf zamanında vurular seni.
Uyduramazsan fikirlerine
Başıboş hareketlerini
Defe koyup çalarlar seni.

Özdemir Asaf

ÖR: bu şiirde somutlaştırmaya başvurulan yerler..

Kalacaksan parlak sözlerin etkisinde,
Oyun yapıp oynarlar seni
Geceleri aralarında.
Şarkı yapıp söylerler dostlarına,
Roman gibi okurlar boş zamanlarında.
Masal yapıp anlatırlar çocuklarına.

Yanılıp içini açacaksan,
Defe koyup çalarlar seni.







Anlama yorumlama
1. ETKİNLİK
• Gruplara ayrılınız.
• “İnceleme - Uygulama” bölümündeki metinlerde temaların nasıl sınırlandırıldığını grupça tespit
ediniz. Tespitlerinizi sınıfa paylaşınız.
Tema sınırlandırılırken
konu
belirli bir bağlam
mekan
zaman
kişiler
olay
anlatım türü
ve üslup
gibi unsurlarla sınırlandırılır
• Her grubun tespitlerini sınıfça değerlendiriniz. Değerlendirmeyle ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 64
SAYFA 64
2. ETKiNLiK



3. ETKiNLiK
• Aşağıda sınırlandırılmış temaya bir örnek yer almaktadır. Bu sınırlandırmada neye dikkat edildiğ
ini açıklayınız.
Hasret → Sıla hasreti → Almanya’da yaşayan Türklerin sıla hasreti → Yirmi yıl önce çalışmak için
Almanya’ya gitmiş olan Ahmet Bey’in sıla hasreti
KONU/ BAĞLAM-MEKAN-ZAMAN-KİŞİ


• ilk soruya verdiğiniz cevaptan hareketle iletişimi sınırlayan ögelerin neler olduğunu açıklayınız.
İletişimi sınırlandıran şey iletişimin öğeleridir. ve KONU/ BAĞLAM-MEKAN-ZAMAN-KİŞİ


• Siz de defterlerinizde “korku” ve “utanma” temalarını bağlam, kişi, zaman ve mekân çerçevesinde
sınırlandırınız.
KORKU: çocuklarda korku...,0-6 yaş grubundaki çocuklarda korku...... günümüz 0-6 yaş grubu çocuklarında korku... marmara bölgesindeki 0-6 yaş grubundaki çocuklarda korku

UTANMA: gençlerde utanma.... 17-20 yaş arası gençlerde utanma......günümüz 17-20 yaş arası gençlerde utanma..... Ege bölgesindeki 17-20 yaş arası gençlerde utanma


• iletişim etkinliğini sınırlandırmada iletişimde yer alan ögelerin (kişi, yer, zaman, mekân ve
bağlam unsurlarının) imkânlarının nasıl bir rol oynadığını örneklerle açıklayınız.
İletişim gerçekleştirilirken ancak iletişim öğeleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Bu öğeler aynı zamanda iletişimi de sınırlandırır.
Örneğin: kanalımız dil olsun "türkçe" ... Gönderici üç dil bilsin "türkçe", "almanca", "fransızca". alıcı sadece "türkçe" biliyor olsun. gönderici ile alıcı arasında ancak iletişim "türkçe" ile gerçekleşir. Bunun dışındaki herhangi bir kanal (dil olarak ) iletişimi sağlayamaz. "Almanca" bu iletişimi sağlamaz çünkü gönderici ve alıcı aynı kanalı bilmek ve kullanmak zorundadır.


4. ETKiNLiK
Aşağıdaki başlıklarda temaların nasıl sınırlandırıldığını tartışarak belirleyiniz.


“Hasan Âli Yücel'in Millî Eğitim Bakanlığı döneminde ortaöğretimde gerçekleştirilen Türk dili ve
edebiyatı eğitimi”
Bağlam/ kişi / zaman öğeleri ile sınırlandırılmıştır.


“Yenileşme Dönemi Türk edebiyatında öğretmen konulu hikâyelerde değer eğitimi”
Bağlam / zaman öğeleri ile sınırlandırılmıştır.

“10. sınıf öğrencilerinin dil ve anlatım derslerinde karşılaştıkları problemler ve bu problemlere
çözüm önerileri”
Kişi/bağlam/ öğeleri ile sınırlandırılmıştır.


“inceleme - Uygulama” bölümündeki 2. metnin başlığı “Sırtlan”dır. Siz metne hangi başlığı vermiştiniz?
ALACA POSTLU SIRTLAN

Niçin?

temayı somut bir hale getirmek için





SAYFA 64 DEĞERLENDİRME SORULARI VE CEVAPLARI


DEĞERLENDİRME


1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Temalar; ..
bağlam, kişi, zaman, ifade ve anlatma biçimiyle
.... sınırlanarak somutlaşır.
• Temanın sınırlandırılmasında anlatıcının tavrı ve ……amacı……. etkilidir.


2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna (D), yanlış olanların sonuna (Y) yazınız.


• iletişim etkinliği, iletişimde yer alan ögelerin imkânlarıyla sınırlandırılır. (D )
• Aynı temada farklı türlerde metinler yazılamaz. ( Y)
• Temanın sınırlandırılmasında yazarın niyeti ve amacı da etkilidir. ( D)


3. iletişimi sınırlayan ögeler nelerdir?
kısaca iletişim öğeleridir.
Gönderici
İleti
Alıcı
Kanal
Bağlam

4. Edebî metinlerde anlatıcı, tavrını nasıl ortaya koyar?
olay ve durumlara bakışıyla
olay ve durumları ifade ediş şekliyle


SAYFA 65

ARAŞTIRMA

1. Sınıfınıza bilimsel, felsefi ve edebî metinler getiriniz.

BİLİMSEL METİN
Bilimsel metin örneği:
Havada serbest bırakılan her cisim yere düşer. Bu düşmeye sebep olan da yer çekimi kuvvetinden başka bir şey değildir. Cisimlerin ağırlığı ya da hafifliği, aslında yerin onları daha büyük veya daha az bir kuvvetle çekmesiyle ilgilidir. Her cismin diğer cisimler üzerinde belirli bir çekim kuvveti vardır. Bu çekim kuvveti, söz konusu cisimlerin kitlesine ve birbirine olan mesafesine bağlıdır. Cisimler ağırlaştıkça ve aralarındaki mesafe azaldıkça birbirleri üzerindeki çekim kuvveti büyür.


FELSEFİ METİN
“Neyin var olduğu” sorusunu yanıtlamanın en önemli yolu, onun gözünde birlik ile çokluk ya da görünüş ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi doyurucu bir biçimde ifade edebilmekten geçmiştir. Gözle görünen bireysel varlıkların ve değişmelerin oluşturduğu kaosun, çokluğun gerisinde akılla anlaşılabilir, kalıcı ve sürekli bir gerçekliğin var olduğuna inanmıştır. Thales, çokluğun kendisinden türediği, çokluğun gerisindeki bu birliğin ‘su’ olduğunu öne sürmüştür.

Vedalar Şiiri

Öylesine gideceğim
Taş yürekli yolları kamçılayacak çizmem
Başımda hercai aşklarımdan bir çelenk
Bir istasyon kaçağı zifiri tren
Karda fayton çığlıkları, sarıkamış’tan
Öylesine gideceğim
Gölgem kalacak

Oralarda da akşam olacak
Akşamlar ki aşkın uzak öyküleridir
Metruk varoşlarında buzdan bir şehrin
Bir mevsimin yalazından bir gönül çıkmazından
Çerkez’in kahvede ‘merhaba’ korosundan
Sivas dolu bir sevdadan öylesine gideceğim
Yüreğim kalacak.

Öylesine gideceğim
-bugün mü desem-
üç vakte kadar çökecek mihrabım
telli ve tellerinden eylül sarkan bir duvak
açılmayı bekleyecek ayışığı boyunca
çiçeğini kıyamete saklayan bir diyardan

büyümüş bir inkardan, gecikmiş bir intihardan
öylesine gideceğim
neyim kalacak

Niğde’de meyhane sokağında
Hoyratça dolaştım üç gün üç gece
Baharda, zemheride, yazda üç gece
İmkansız bir sevdadan, esmer bir yalnızlıktan
Yankısı içerimde saklı bir sonbahardan
Yorgun, yılgın, mağrur

Öylesine gideceğim
Sen kalacaksın
Öylesine gideceğim
Üsküdar’da udiler hüzzam bir meltem çalacak
Gemiler demir alacak, gözlerinden
Tedirgin menekşeler solacak
Aşk sisli hatıradır, eylüldür efendim!
Bir sürgün gibi eski zamandan
Öylesine gideceğim
Ahım kalacak
Seni sevmek gibi bir günahım kalacak.

Öylesine gideceğim
Sen yoksun, bu bir gizli hazandır
Bilemezsin, fena halde yalnızım
Sen, ey kalbimin gizli tarihi!
-bir sairin nesi vardır acaba-
bir şairin nesi varsa onları
alıp da gideceğim
sen kalacaksın!

Öylesine gideceğim
Silinecek hafızam, aşkım, korkum, kederim
İçimdeki canilerin cinayet saatidir
N’olur çıkagelme! Yağmurum gizli kalsın
Gizli kalsın avazem, çığlığım, şiirim gizli kalsın
Mağlubum gideceğim
Adım kalacak
Seni sevmek gibi bir inadım kalacak

Öylesine gideceğim bilmem ki n’em kalacak
İçime bıraktığın cehennem kalacak…
Cehennem kalacak…

Ali İhsan KOLCU


2. Orman” konulu bir bilimsel yazı, bir sanat yazısı, bir de günlük hayatla ilgili yazı bulunuz. Bu
yazıları sınıfınıza getiriniz.

"Orman” konulu bir bilimsel yazı,

Orman Şekilleri

Ekvatoral yağmur ormanı

Dünyanın en canlı, en kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman tipidir. Orman ekosistemi bu tipte en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yüksek sıcaklık ve rutubetin bir araya geldiği yörelerde yağmur ormanı teşekkül etmiştir. Yağış miktarı esas itibariyle 2000-4000 milimetre arasında değişmekle beraber bazı mıntıkalarda 10.000 milimetreye ulaşır. Ortalama yıllık sıcaklık 20-30 °C arasında değişir. En soğuk ayda 18 °C'nin altına düşmez. Mevsim değişmeleri olmadığından tropik yağmur ormanı ağaçlarında, ilkbahar ve sonbahar odunu meydana gelişi görülmez.
Endonezya Takım Adalarında, Hindistan'da, Kamerun sahilinde, Amazon mıntıkasında, Brezilya'nın doğu sahilinde, Karayip Denizi sahillerinde ve adalarında yayılış gösterir. Tropik yağmur ormanları; Mangrov tropik iğne yapraklı ormanlar ve bambu ormanları olmak üzere üç grupta toplanır.
Mangrov ormanları

Tropiklerde birçok deniz etekleri, kendine has tipik bir orman formasyonu taşırlar. Denizin ilerlemesi halinde (med), yaklaşık 10 ile 20 m arasında boy yapan ağaçların yalnız tepeleri suyun üzerinde kalır. Çekilmesi halinde (cezir) ise ağaç gövdeleri geniş nefes alma kökleri ile birlikte görülür. Tohumun çimlenmesi ve çimlenmeden sonra meydana gelen fidecikler, tohumlar henüz ağaçta iken gelişirler ve biraz büyüyünce çamur toprağa düşerek köklenirler. Bu bitkiler deniz tuzuna dayanıklı bitkilerdir.
Muson ormanları

Muson iklimi etkisi altındaki ağaçlar daimi yeşil, derimsi yahut tüylü yapraklar taşırlar. Genellikle Muson ikliminin yaygın olduğu bölgelerde yetişirler. Yazları yeşil yapraklıdırlar, kışları ise yapraklarını dökerler. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır. Bu ağaçlar yazın aşırı suya, kışın da kuraklığa karşı dayanıklı ağaçlardır.
Tropik iğne yapraklı ormanlar

Güneydoğu Asya'da ve Orta Amerika'da, çeşitli çam türlerinin meydana getirdikleri geniş ormanlar, bilhassa dağlık yerlerin fakir topraklarında yaygındır. Ağaç türleri; Pinus caribaea,Pinus merkusii, Callitris podocarpustur.
Tayga ormanları

Taygalar, ormanda alt tabakanın bir kısmını meydana getirirler. Geniş yayılan rizomları sayesinde sürgün vererek çoğalırlar. Dünya üzerinde 60 cinsine dağılan yaklaşık 700 türü vardır. Boyları 0,15 m ile 30 m arasında değişir. Sert karasal iklimin nemli bölgelerinde görülürler.Görüldükleri yerlere en fazla yağış yazın,en az yağış kışın düşmektedir
Yağmur yeşili yapraklı orman (kış ormanı)

Tropik memleketlerin, yazları periyodik kurak ve çok sıcak, kışları yağmurlu iklim mıntıkalarında görülür. Bu orman şeklinin tipik özelliği, yaprak dökümünün sıcak ve kurak mevsime, esas ve vejetasyon zamanında yapraklı durumla kışa rastlamasıdır. Kış ormanı sonbaharda yeşillenir ve ilkbaharda tekrar yaprağını döker. Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.
Hindistan, Afrika ve Güney Amerika'nın geniş sahalarını kaplarlar. Maymun, ekmek ağacı ve şemsiye akasyaları bu vejetasyonun tipik ağaçlarıdır. Arka Hindistan ve Doğu Cava ormanlarının en değerli ağacı, yaprakları (30x50) cm büyüklüğünde olan Tik ağacı(Tectona grandis)'dir.
Sert yapraklı orman

Sert yapraklı orman, yazları sıcak ve yağışça fakir, kışları ılıman, fakat yağışça zengin yörelerde yayılış gösterir. Daimi yeşil yapraklı olması, sert yapraklı ormana çok serin zamanlarda hatta kışın bile fotosentez imkânı verir. Bunun yanında yaz mevsiminin kuraklığı sebebiyle bilhassa kuru topraklarda büyümede bir nevi duraklama periyodu hasıl olur.
En tipik ağaç türleri; defne (Laurus nobilis), yabani zeytin (Olea europaea), mantar meşesi (Quercus suber), fıstık çamı, pırnal meşe (Quercus ilex), kermes meşesi (Quercus coccifera), Eucalyptus, adi servi (Cupressus sempervirens), fıstık çamı (Pinus pinea), kızılçam (Pinus brutia), Halep çamı (Pinus halepensis) dir.
Makinin başlıca elemanları: Yabani zeytin, defne, mersin, koca yemiş, sandal, funda, sumak, filarya, sakız, zakkum, laden, katırtırnağı, ardıç, ılgın, Keçiboynuzu tur.
Yazın yeşil yapraklı orman (Yaz ormanı)

Kuzey yarı kürenin belirli derecede serin kışlara sahip olan ve yazlarla kışlar arasında mevsim farkları gösteren enlemlerinde görülür. İnce ve yumuşak olan yaprakların sonbaharda dökülmesi kış soğuğundan ziyade, toprağın donması halinde hasıl olabilecek kuraklık tehlikesine karşı alınan bir tedbirdir. Yaz ormanları bilhassa Orta Avrupa'da, yazları zengin yağışlı mıntıkalarda görülür. Türkiye'de, denizden yüksek olmayan yerlerde yaygındır.
Yazın yeşil yapraklı ormanın ana türleri; kayın (Fagus), meşe (Quercus), akçaağaç (Acer), ıhlamur (Tilia), karaağaç (Ulmus), gürgen (Carpinus), huş (Betula), kısmen de kestane(Castanea), ceviz (Juglans) ve caryadır.
İğne yapraklı (ibreli) orman

Yayılış sahası, Kuzey yarı kürenin kışları sert, düzenli kar ve don mevsimleri gösteren yüksek enlemleridir. Yaz, kış yeşil iğne şeklini almış olan asimilasyon organları, kısa ve vejetasyon devresinde, sıcaktan en yüksek derecede faydalanmayı mümkün kılar. İğne yapraklı ormanların çoğunda gövdeler devamlı, düz ve dalsızdır. Ağır olmayan gövde odunları, bıçkı kerestesi ve yapı ağacı olarak çok kıymetlidir. Bu orman tipi, Kuzey Avrupa ve Asya'dan Kuzey Amerika'nın kuzeyine kadar, 20 enlem genişliğindeki bir şerit halinde yayılış gösterir. dünyadaki igne yapraklı agaçlar(yapragını dökemeyen agaçlar):göknar,sedir,katran,arakorya,andız,ladin, çam,servi,ardıç,şemsiye agacı,lariks(melez),mazı...
Galeri ormanları

Afrika, Güney Amerika ve İç Anadolu'nun yağmurca fakir, kurak mıntıkalarında nehirler boyunca, dar veya geniş şeritler halinde oldukça kuvvetli büyüyen ormanlar meydana gelir ki, bunlara galeri ormanları denir.
Bataklık ormanları

Tropik bölgelerin geniş, sürekli su altında kalan, [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] bölgelerinde rastlanır. [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]'nın bataklık servisi ormanları bu ormanlara örnek olarak gösterilebilir.
Kaynak : wikipedia





günlük hayatla ilgili yazı


DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE ORMAN YANGINLARI
Dünyada ve ülkemizde ormanları tehdit eden unsurlardan birisi de orman yangınlarıdır. Ülkemiz Akdeniz iklim kuşağına yer almaktadır. Orman yangınları bu kuşağın kaçınılmaz olgusudur. Her yıl dünyada ortalama 4 milyon hektar, Akdeniz kuşağında ise ortalama 550 bin hektar orman yanmaktadır.
Ülkemiz özellikle Hatay’dan başlayıp Akdeniz ve Ege sahil bölgelerinden İstanbul’a kadar uzanan kıyı bandı yangınlar açısından en riskli bölgeyi oluşturmaktadır.
Yangına birinci derece hassas alan 7.182.051 ha, yangına ikinci derece hassas alan 5.091.788 ha’dır. Buna göre ormanlarımızın yaklaşık % 60’ına tekabül eden 12 milyon hektarlık kısmı yangına çok hassas bölgelerde yer almaktadır. (Harita-2)

Akdeniz iklim kuşağında orman yangınlarıyla birlikte yaşmaya alışmalıyız.olağan bir hadise gibi görmeliyiz. Orman yangını söndürme çalışmaları; Avrupa birliği ülkelerinde olduğu gibi felaketlerle mücadele edecek ulusal düzeyde sivil ve askeri görevlilerin oluşturacağı büyük bir organizasyon kurulmalı ve orman yangınları ile mücadele bölümünde ormancı yangın uzmanları yer almalıdır. Ormancı çalışanlar ise asli görevlerini yapmalıdır.


sanat metni
örnek 1
Orman yurdun temelidir,
Nesillerin evvelidir.
Her sanatın ilk elidir,
Ormandaki varlığa bak.

Orman memleketin süsü,
Hem ufağı, hem irisi,
Her dalında bir kuş sesi,
Ormandaki varlığa bak.

Çiçek açar renk renk,
Dağları süsler gülerek.
Selleri önler emerek,
Ormandaki varlığa bak.

Bizi besler, kaşık olur,
Kapı, söve, eşik olur,
Tabut olur, beşik olur,
Ormandaki varlığa bak.

Gemi olur, suda yüzer,
Uçak olur, gökte gezer,
Kalem, kağıt neler yazar,
Ormandaki varlığa bak.

Aşık Veysel Şatıroğlu

örnek 2


ORMAN


bir zamanlar bir orman varmış bu ormanda sincaplar ailesi varmış bu ailenin bir tek evini avcı biliyormuş avcı bir gün erkenden eve dogru koyulmuş sincapların küçük sincap dışarıda oyun oynuyormuş küçük sincap avcıyı görünce aglamaya başlamış daha sonra agladıktan sonra anne sincap avcıyı görünce yuvanınagzını kapatmış anne sincap avcı bu seferlik küçük sincap olsun demiş he bu sefer kiyak geçtim diyerek bagırdı. anne sincap sen görürsün demiş.
anne sincap herkezi uyandırıp avcıya tuzak kurmuşlar iki tane tahtadelen beş metre derinliginde bir çukur açmışlar sonra koca koca yapraklar koparmışlar çukurun üstüne koyup saklanmışlar .avcı büyük yavru almaya gelmiş bu sefer elime düştün avcı çukura düşmüş avcı nolur beni çıkarın buradan küçük yavrum nerde demiş avcı yalan söylüyüp durmuş.en sonunda onu bir fanusa kapattım demiş anne sincap anaktarı at bize anaktar evde beni burdan çıkarın demiş.avcının iyi kalpli bir kardeşi varmış adı kereste parçası derlermiş kereste parçası abisine yemek getirmek için evine gitmiş bir fanusta sincap görünce hemen anaktarla açmış sincap oh be sen kimsin avcı seni gebertir sonra seni keser sonrada senin etinle yemek yapar hadi gidek yaaa ben annemi özledim demiş yola konmuşlar avcının kardeşi yarı yolda geri dönmüş sonra küçük sincap koşarak annecigim demiş ve mutlu mesut huzurlu yaşamışlar.



1. En son yazdığınız yazının adı ve konusu neydi? Bu yazıyı hangi amaçla yazmıştınız?
göz yaşı--- savaşta ölen çocukların kimsesiz kalışıyla duydukları üzüntü-- bu konu hakkında kişisel düşünceleri ( hissettiklerimi) ifade etmek


2. Her yazının ve konuşmanın bir amacının olduğunu söyleyebilir misiniz? Niçin?

Evet muhakkak vardır


3. iletişimin ögeleri nelerdir? Sıraladığınız ögelerden sizce hangisi en önemlidir? Niçin?


—Kaynak (Gönderici):
—Alıcı:
—İleti (Mesaj):
—Kanal (Araç):
—Bağlam (Ortam):
—Dönüt (Geri bildirim):

—Kod
kaynak en önemlisidir

4. Ana fikir, bir metinde asıl söylenmek istenendir. Her metnin bir ana fikrinin olmasını neye
bağlıyorsunuz?
Çünkü yazar metni belirli bir amaç doğrultusunda yazar


5. Matematik dersindeki konuların her öğrenim aşamasında ve her sınıfta değişmesini neye
bağlıyorsunuz?
Kaynağın gönderdiklerini alan kişi ( alıcı) değişmektedir. buna paralel amaç değişmiştir zaten



6. a. Aşağıdaki metni okuyunuz.


Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 05:38 )
 
Eski 09-02-15, 01:47   #4
Saw

Varsayılan C: 10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları



İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄


SAYFA 66

b. “Kırlangıcın Uyarısı” adlı metindeki kahramanların (varlıkların) metinde nasıl bir işleve sahip
olduğunu açıklayınız.
metin fabl olduğu için başkahramanlar ve yardımcı karakterler hayvandır.
metnin başkahramanı kırlangıçtır. Olay bu başkahraman etrafında gelişir.
yardımcı karakterler kuşlardır. Olay örgüsüne yardımcı karakterlerdir.


SAYFA 68
1. “Yaşamımızdaki Renkler” ve “Hüzün Pürtelaş Sığınır Kalbimize” adlı metinlerin yazılış amaçlarını belirleyiniz.

“Yaşamımızdaki Renkler” metinde yazarın amacı belirli bir konudaki düşüncelerini samimi bir dil ile "ben"e bağlı kalarak ifade etmektir.
“Hüzün Pürtelaş Sığınır Kalbimize” metninde yazarın amacı estetik haz vermektir


2. “Yaşamımızdaki Renkler” ve “Hüzün Pürtelaş Sığınır Kalbimize” adlı metinlerin dil ve anlatım biçimler bakımından aynı özelliğe sahip olduklarını söyleyebilir misiniz? Açıklayınız.
söyleyemeyiz. Çünkü biçim açısından ele aldığımızda iki metnin de ifade şekilleri farklıdır.
“Yaşamımızdaki Renkler” metni ifade ediliş biçimi mensurdur.
“Hüzün Pürtelaş Sığınır Kalbimize” metninin ifade biçimi ise manzumdur.
Dil açısından karşılaştıracak olursak “Hüzün Pürtelaş Sığınır Kalbimize” adlı metinde dil daha çok soyut ve mecaz anlamlar kullanılmıştır. ilk metinde nesnel gerçekliğe biraz daha yakındır.

SAYFA 69
3. iletişim türlerinin hepsinde gönderici, alıcı, kanal, ileti, bağlam ve dönüt gibi iletişim unsurları yer alır.
a. Yaşamımızdaki Renkler ve “Hüzün Pürtelaş Sığınır Kalbimize” adlı metinlerde iletişime katılan unsurları belirleyiniz.
Gönderici yazar/şair
ileti metnin ana düşüncesi
Kanal yazılı dil/metin
Alıcı okuyucu
Dönüt okuyucunun ana düşünceyi anlaması
Bağlam metin bağlamı


b. iletişime katılan unsurların iletişimin oluşmasındaki önemini tartışarak belirleyiniz.
iletişim en temel öğeleri gönderici, alıcı ve iletidir. Bu öğeler olmadan iletişim olmaz. Bütün öğeler iyi bir iletişim için gereklidir.
4. Yazarın amacının anlatımın oluşmasına etkisini tartışınız. Ulaştığınız sonucu sözlü olarak ifade ediniz.
Yazar metnini amacına göre oluşturur


5. Yazarın amacı ile metinde kullandığı ifadeler arasında bir ilişki olup olmadığını belirleyiniz.
amaç ile ifadeler birbiri ile ilişkilidir. Yazar amacı doğrultusunda ifadeler kullanır.


1. ETKiNLiK
Ses → Kelime → Cümle → Metin
Yukarıdaki dizilişten hareketle metinlerin nasıl oluştuğunu açıklayınız.
seslerin birleşmesi ile kelimeler kelimelerin birleşmesi ile cümleler ve cümlelerin bir araya gelmesi ile metin oluşur.


2. ETKiNLiK
• Sınıfınıza getirdiğiniz, “Orman” konusunda yazılmış bilimsel, edebî ve günlük hayatla ilgili
yazılarınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


• Bu metinleri yazılış amaçları bakımından karşılaştırınız.
bilimsel olan .. bilgi vermek amaçlı
edebi metin olan .. estetik haz vermek
günlük hayatla ilgili olan.. yazarın kişisel duygu ve düşüncelerini ifade etmek ve bilgi vermek


• Yazılış amaçlarının metinlerin şekillenmesindeki rolünü açıklayınız.
metinler yazarın amaçları doğrultusunda oluşur




3. ETKiNLiK
• Sınıfınıza getirdiğiniz bilimsel, felsefi ve edebî yazıları okuyunuz.
• Okuduğunuz metinlerin amaçlarını ve kimlere hitap ettiğini belirleyiniz.
• Anlatımın amacı ile ifade arasında bir ilişkinin olup olmadığını açıklayınız.
amaç ile ifadeler birbiri ile ilişkilidir. Yazar amacı doğrultusunda ifadeler kullanır.





2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 70


. Aşağıdaki noktalı yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Her anlatım, …GÖNDERİCİ, İLETİ, KANAL, ALICI DÖNÜT VE BAĞLAM gibi unsurlardan oluşur.
• Her anlatımda gönderici ve alıcı arasında bir ilişki vardır ve bu ilişki anlatımın …AMACINI……. oluşturur.
• Anlatımda TAVIR/ ÜSLUP.., amaca ve muhataba göre değiştirilir.
• Kelimelerin bulundukları yere göre anlamlar kazanmasına …BAĞLAM… denir.


2.


Çökük bir kubbe kalsın mabedinden Yıldırım Han'ın;
fienaatleri çiğnensin muazzam kabri Orhan'ın!
Ne haybettir ki vahdetgâhı dinin devrilip taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş.
Yıkılmış hânümânlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın.
Dolaşsın, sonra, islam'ın haremgâhında namahrem;
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem!
Mehmet Âkif ERSOY
Yukarıdaki metnin iletişim unsurlarını söyleyiniz.
3. Aşağıdakilerin hangisi bir edebî metnin amacı olamaz?
A) Estetik zevk uyandırmak
B) Hayatın çeşitli duygularını yansıtmak
C) Bir olayı haber vermek, bildirmek
D) izlenim kazandırmak
E) Heyecan uyandırmak



4. “fiair olarak başarımı ……………. borçluyum çünkü ne kadar çok sözcükten kurtulursam şiire o kadar çok yaklaştığımı düşünürüm hep.”
Bu cümlede boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?


A) sahip olduklarıma değil, vazgeçtiklerime
B) aynı metni eklemelerle zenginleştirmeme
C) aldığım notlardan yararlanmama
D) hayal gücümün zenginliğine
E) işlediğim duyguların çeşitliliğine
2011 YGS



5. (I) Çocuklar şiire pek ilgi duymaz; onlar, metinlerde geçen sözcüklerin ve yansıttıkları anlamın
büyüsünden çok, anlatılanlara odaklanır. (II) Çocuk şiiri denen bir türün varlığını hep sorgulamışımdı
r. (III) Çünkü "olay" onlar için neredeyse her şeydir. (IV) Nitekim, çocuklar için yazılmış iyi şiirleri bulup
getirmeme, okutup ezberletmeme karşın, benim kızım da bu şiirlerde olayı aradığından iyi bir
şiir okuru olamadı henüz. (V) Bu da bize, Borges'in de dediği gibi, şiirin öğretilemeyecek ama duyumsatı
labilecek bir tür olduğunu gösteriyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
2011 YGS



6. Aşağıdaki terimlerin anlamlarını kendi ifadelerinizle açıklayınız. Ardından açıklamalarınızın doğru olup olmadığını sözlükten kontrol ediniz.


“mesaj, kaynak, kanal, alıcı, dönüt”


—* Kaynak(Gönderici): Duygu düşünce ve hayalleri (iletiyi) alıcıya gönderen kişi
—* Alıcı: İletilen öğeyi alan kişi
—* İleti (Mesaj): Gönderici ile alıcı arasında aktarılan duygu, düşünce ya da hayale denir.
—* Kanal(Araç): Gönderici ile alıcı arasındaki iletinin gönderilme şekline denir.
—* Dönüt (Geri bildirim): Alıcının göndericiye verdiği tepkiye (cevaba) denir.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 71


SAYFA 71
Araştırma
1. Öznel, nesnel, somut, soyut, doğrudan ve dolaylı anlatımın her biri için ayrı ayrı örnek metinler
bulup sınıfınıza getiriniz.
Öznel anlatım:
Kişiden kişiye değişen yargıların kullanıldığı anlatıma öznel anlatım denir. Öznel anlatımda yargılar kanıtlanamaz. Çünkü söyleyenin beğenilerini, duygu ve yorumunu taşır. Öznel anlatım daha çok, edebî metinlerde kullanılır.“Bu şirin sahil kasabası yaz aylarında kalabalıklaşır.”cümlesinde öznellik vardır. Burada “şirin” sözü kişisel bir ifadedir. Bir başkası bu kasabayı “şirin” bulmayabilir.
Nesnel anlatım:
Kişiden kişiye değişmeyen yargıların kullanıldığı anlatıma nesnel anlatım denir. Nesnel anlatımda yargıların doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilir. Çünkü bu anlatımda söyleyenin beğenileri, duygu ve yorumu yer almaz. Nesnel anlatım bilimsel metinlerde kullanılır.“Bu sahil kasabası yaz aylarında kalabalıklaşır.”cümlesinde ise nesnellik vardır. Cümlede kişisel duygu ve düşünceye yer verilmemiştir.
Doğrudan anlatım:
Anlatıcının kendi gözlem ve deneyimlerine yer verdiği veya bir kişinin sözünde herhangi bir değişiklik yapmadan yaptığı aktarmaya doğrudan anlatım denir.
Okul müdürü:“Okullar 16 Haziranda tatile girecek.”dedi, cümlesi doğrudan anlatıma örnektir. Çünkü yukarıdaki cümle, herhangi bir değişikliğe uğramadan aktarılmıştır.
Dolaylı anlatım:
Anlatıcının, bir kişinin sözlerini, değişiklik yaparak aktarmasına veya duyduklarını, öğrendiklerini ifade etmesine dolaylı anlatım denir. Bu anlatımda kişi, aktaracağı sözde kendine göre söyleyiş değişikliği yapar.“Müdür, okulların haziranda tatile gireceğini söylemiş.”cümlesinde ise dolaylı anlatım vardır. Cümlede bazı değişiklikler yapılmış (okulların, gireceğini) fakat cümlenin anlamında bir değişme olmamıştır.
Somut anlatım:
Yazarın, okurun beş duyusuna seslenen bir anlatım kullanmasına somut anlatım denir. Somut anlatımla yazar, okurun daha çok görme, işitme, koklama, duyma ve tatma duyularına seslenir.“Çocuklar bahçede top oynuyor.”cümlesinde gözlemler aktarılmıştır. Somut anlatımdır.
Soyut anlatım:

Yazarın, duygu veya düşünceyi beş duyu ile algılanamayan kavramlardan hareketle anlatmasına ise soyut anlatım denir.“Oyun oynayan çocukların tatlı neşesi ve coşkusu hepimizi sardı.”cümlesinde duygular aktarıldığından soyut bir anlatım vardır.


2. Sınıfınıza haber yazıları ve sanat metni örnekleri getiriniz.
Haber Yazısı Örneği:
MEB, üniversite sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin sahte sağlık raporlarıyla uğraşmaması için devamsızlıkta rapor yerine velinin yazılı başvurusunu yeterli saydı.
Halen 20 gün "özürsüz", 25 gün de rapor alarak "özürlü" devamsızlık yapabilen lise öğrencileri artık 25 günlük özürlü devamsızlıkları için de rapor almak zorunda olmayacak. Sadece lise son sınıf öğrencilerine verilen bu imkanla "öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği süre" de özürlü devamsızlıktan sayılacak. Ancak özürlü ve özürsüz devamsızlık süresi 45 günü yine geçemeyecek.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu dün "özürlü devamsızlık" konulu illere bir genelge göndererek uygulamanın detaylarını bildirdi. Genelgede Bakan Çubukçu, ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin yıl boyu yoğun bir çalışma temposu göstererek ÖSS'ye hazırlandıklarını kaydetti. Öğrencilerin sınav streslerinin azaltılması, derslere motivasyonlarının sağlanması ve sınavlara psikolojik olarak daha rahat girmelerini amaçladıklarını vurgulayan Nimet Çubukçu, "Bu yıla mahsus olmak üzere yönetmelikte belirtilen özürlerin yanı sıra öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği sürenin de özürlü devamsızlıktan sayılması, öğrenci ve velilerine moral kazandıracaktır." dedi.
Benzer bir genelge geçen sene nisan ayında da yayınlanmıştı. Bu sene üniversite sınavlarının iki aşamalı olması ve birinci basamak sınavının (YGS) nisan ayında yapılacak olması nedeniyle öğrenciler "rapor" telaşına erken düşmüştü. Bakanlık da geçen seneki genelgesini bu sene erkene aldı ve öğrencileri rahatlattı.


SANAT METNİ ÖRNEKLERİ

Ağaç

Ağaç mıydı onlar? Evet. Ağaçların yeşili gecenin karanlığında bile seçiliyordu: İki servi. Ağaçların dışındaki her şey karanlığın tülüyle örtülü, hayaletler gibi usul usul deviniyorlardı. Hareketsizdi ağaçlar ve yeşil. Öylece konuşmadan, birbirlerinden habersiz iki insan gibiydiler. Civardaki tek tük ışıklar da söndü. Herkes uykunun kucağındaydı şimdi. Ağaçlar daha da yeşillendi. Gün ağarana dek öylece kaldılar. Dünya renklerine yeniden bürünürken onlar git gide kararıyorlardı. Gece gibi.



Bardak


Bardak boştu. Boş muydu? Evet boştu. "Öyleyse doldurmak gerek." diye geçirdi içinden. Bardağın doldurulmasına karar verilmişti verilmesine de, neyle doldurulacaktı ki? Evet, bütün sorun buydu. Olmak ya da olmamak gibi bir şeydi bu. Hem bardağı dolduracak sıvının rengine de karar verilecekti. Bu renge bağlı olarak, içeceği sıvının tadı, ısısı ve yoğunluğu da önemliydi. Asit ya da alkol barındırmalı mıydı bu sıvı? Bardak hâlâ boştu. Boş kalması iyiydi. Sorular ve sorunlar azalıyordu böylece. "Azalıyor muydu?" diye yazdı, bir soru imi koydu ve kalemi bıraktı.


Ev


Ev her zamankinden sesliydi. Sanki tüm elektrikli aletler çalışıyordu. Dışardan gelen gürültüler de cabasıydı. Bir tek insan sesi yoktu içerde. Bağıra bağıra şarkı söylemeye başladı. Susturmak istiyordu onları. bildiği tüm şarkıları söyledi. Sınırlıydı bilebildiği şarkı sayısı. Anlamsız sözcüklerle bağıra bağıra ezgiler düzüyordu. Ev susmuştu. Bir tek onun anlamsız sözcükleri çınlıyordu duvarlarda. Birden kendi sesini duydu ve sustu. Gidip tek tek evdeki tüm elektrikli aletleri çalıştırdı. Şimdi ev her zamankinden daha sessizdi. Kedi Kedi ve yavrularını, hemen hemen her gün, aynı saatlerde, o kapıyı çalarken görmeye alışmıştı. Kedi hep "tııııııs" diye sesler çıkarıyordu, yavrularına bir zarar vereceği sanısına kapılarak. Bu kediyle barışmanın yolunu bulmalıydı. Yine bir akşam kapıyı çaldığında, kedi bir arabanın altından başını gösterdi ve her zamanki sesi çıkardı: "tııııııs". Kapıyı çalmayı sürdürdü, kedi de tıslamayı. Kapı açılmadı. Uzun uzun çaldı ve açılmadı kapı. Bir daha ne o kapıyı çaldı, ne de kediyi gördü. Sorun kendiliğinden çözülmüştü. Hayat böyleydi.

Özlemek


Özlemek dostluktan değil, leo, özlemek aşktandır. neden özler insan ve niçin savaşır sözcüklerle? uzaklıklar uzaklıklar hep içime oturuyor benim. özlüyorum leo, dilini, ellerini, saçlarını, hele de gözlerini bir daha özlüyorum. insanı nasıl da tutukluyor bir bilsen, elini, bilincini, gözlerini, dilini nasıl da bağlıyor, anlatabilsem söyleyemediklerimi ve anlatamadıklarımı düşünüyorum şimdi. henüz yazmadım onu leo, henüz anlatabilmiş değilim. işte bunlar leo, insanı özleme çeken, özlediğini anlatan ya da fark ettiren şeyler insan neyi özler leo, yaşadıklarını mı yaşamak istediklerini mi? özlemi belirleyen tutkular mıdır yoksa; tutku varsa özlem de vardı desem, ne dersin buna? uzak düştüğümüzde, uzak olanı yakınlaştırmak özlemek değil midir? özlemek, özlenenin içimizdeki yerinin anlaşılmasıdır.


Sözcükler


sözcükler insanı anlamaya ve anlatmaya yetmez çoğu zaman. çoğu zaman, yaşamlarımızdaki gerçekleri ifade etmeye yarar ve bir de düşlerimizi, duygularımızı anlamaya ve anlatmaya; sözcüklerin yetersiz ya da yorgun düştüğü durumlarla onun yerini davranışlarımız almaz mı? yan yana yürümek, koşmak ya da bilmediğimiz yollarda yürümek hiç anlamlı gelmiyor mu sana?.. bu yolculuğa kendimle başladım, seninle devam ettim ve kendimle bitiriyorum artık. yazmaya başladığımda bendim, bitirdiğimde sen. başlangıç ve son birleşti leo. bir noktaydım başlangıçta sonra bir çizgi (paraboldu belki de). seninle buluştuğum o noktadan sonra bir çember çizmeye başlamıştık. ben, senin noktandan, sen benim noktamdan yürüdün.


KARA TOPRAK Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sâdık yârim kara topraktır Beyhude dolandım boşa yoruldum Benim sâdık yârim kara topraktır Nice güzellere bağlandım kaldım Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum Her türlü isteğim topraktan aldım Benim sâdık yârim kara topraktır Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi Kazma ile döğmeyince kıt verdi Benim sâdık yârim kara topraktır Âdem'den bu deme neslim getirdi Bana türlü türlü meyva yedirdi Her gün beni tepesinde götürdü Benim sâdık yârim kara topraktır Karnın yardım kazmayınan belinen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Yine beni karşıladı gülünen Benim sâdık yârim kara topraktır İşkence yaptıkça bana gülerdi Bunda yalan yoktur herkes de gördü Bir çekirdek verdim dört bostan verdi Benim sadık yârim kara topraktır Havaya bakarsam hava alırım Toprağa bakarsam dua alırım Topraktan ayrılsam nerde kalırım Benim sâdık yârim kara topraktır Dileğin varsa iste Allah'tan Almak için uzak gitme topraktan Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan Benim sâdık yârim kara topraktır Hakikat ararsan açık bir nokta Allah kula yakın kul da Allah'a Hakkın gizli hazinesi toprakta Benim sâdık yârim kara topraktır Bütün kusurumuzu toprak gizliyor Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor Kolun açmış yollarımı gözlüyor Benim sâdık yârim kara topraktır Her kim ki olursa bu sırra mazhar Dünyaya bırakır ölmez bir eser Gün gelir Veysel'i bağrına basar Benim sâdık yârim kara topraktır
Aşık Veysel ŞATIROĞLU
HAZIRLIK
1. Bir olay veya doğal bir görünüm, herkes için aynı şeyi ifade eder mi? Niçin? Tartışınız. Ulaştığı
nız sonuçları tahtaya yazınız.
hayır aynı şeyi ifade etmez. Çünkü kişilerin olay ve durumlara karşı bakışı farklıdır.


2. Aynı tema, farklı sanat etkinliklerinde ele alınabilir mi? Açıklayınız.
Evet ele alına bilir. Örneğin "Aşk" üzerine onlarca şiir, hikaye, roman vs. yazılmıştır.

SAYFA 72
1. “Herkesin Değeri Kendine Göre” adlı metnin hangi amaçla yazıldığını belirleyiniz.
konu hakkında kişisel duygu ve düşünceleri ifade etmek


2. Yazarın ele aldığı konu ile tavrı arasında bir ilişki olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu
sözlü olarak ifade ediniz.
konu ile tavır bir birbirine paraleldir. Konu belirlenir ve konunun ifadesine uygun tavır sergilenir.





SAYFA 73
1. “Konya” ve “fiinasi” adlı metinlerde anlatıcının kişisel düşünce, tasarı ve kanaatlerini yansı-
tan ifadeleri belirleyiniz. Bu ifadelerin metne kazandırdıklarını sözlü olarak ifade ediniz.
ÖR:
Onun gibi, kendini gizleyen esrarlı bir güzelliği vardır.
Bozkır kendine bir serap çeşnisi vermekten hoşlanır.

...
Bat›l› bir yeni edebî türü Türk okuyucusuna sunarken kendi yerli hayatımızın güzelliklerinden de yararlanmayı göz ardı etmemiş, böylece okuyucu bu yeni edebî türde kendi hayatından bazı değerleri bulurken tiyatroya da kolaylıkla ısınma yolunu bulmuştur.

bu ifadeler metne samimiyet ve öznellik katar.


2. “Konya” ve “Şinasi” adlı metinlerden hangisinde tartışılabilir ifadelere yer verildiğini belirtiniz.

Konya adlı metinde


3. Metinlerin hangisi estetik zevk uyandırmak ve izlenim kazandırmak amacıyla yazılmıştır? Belirleyiniz.
"Konya" adlı metin

4. “Konya” ve “Şinasi” adlı metinlerdeki kişiden kişiye değişmeyen yargıları, kanıtlanabilir ifadeleri
belirleyiniz. Anlatıcının anlatılan obje karşısındaki tutumunun nesnel olması anlatımı nasıl etkilemiştir? Açıklayınız.

ÖR:
1. Şinasi, Türk şiirinin divan geleneği çizgisinden ayr›lmas›nda şekilden başlayarak muhtevaya
kadar uzanan küçük fakat dikkate değer nitelikte yenilikler ve değişiklikler yaparak örnek bir sanatçı
olma kimliğini kazanm›şt›r.
2. Çeviri şiirlerle Bat› dünyas›n›n fikrî yap›s›n›n örneklerini verirken özellikle Frans›z şiirinin bizdetan›nmas›na öncü olmuştur.
Nesnel anlatım metne inandırıcılık katar. Gerçekliği yansıtması açısından önemlidir.


1. ETKİNLİK
• İki grup oluşturulur.
• Birinci grup aşağıdaki fotoğrafta gördüklerini nesnel ifadelerle, ikinci grup ise öznel ifadelerle
yazılı olarak anlatır.
• Yazılan metinlerden hareketle nesnel ve öznel anlatımın özellikleri defterlere yazılır.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


2. ETKİNLİK
• Sınıfınıza getirdiğiniz öznel ve nesnel anlatıma örnek olabilecek metinleri sınıfta arkadaşları-
nızla paylaşınız.
• Bu metinlerin özelliklerinden hareketle sizler de öznel ve nesnel anlatıma örnek olabilecek birer

metin yazıp bunları arkadaşlarınızla paylaşınız.




SAYFA 74
3. ETKİNLİK
• İncelediğiniz metinlerden hareketle öznel ve nesnel anlatımın özelliklerini defterlerinize yazınız.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]



• Anlatıcının anlatılan obje ve konu karşısında takındığı öznel veya nesnel tavrın anlatımı nasıl
etkilediğini açıklayınız.

anlatımın samimi / resmi ve inandırıcılık yönünü etkiler


SAYFA 75
4. ETKİNLİK
• “Işık Teli” ve “Hasan Boğuldu” adlı metinlerde yazarların gözlem ve deneyimleri sonucunda
dile getirilmiş ifadelerin altlarını çiziniz.,
İFADELER
Ege Denizi'nin bir metre boyunda -siyah değil- pembe bir midyesi vardır.
O yeşil ay ışığı düşleri, yuvalarını döşeyen sedef olur.
Bu midyeler sekiz-on kulaç derinliğindeki diplerin rıhlarına ışıktan yaptıkları upuzun teller salarak
tutunurlar.
Emet bacı, o kıyı köyünün en usta dokumacısıydı. Yünden, ipekten ve midye bisüslerinden gelin
kuşakları ve duvakları örerdi.


• “Hasan Boğuldu” adlı metinde yazarın şahit olmadığı, anlatılanları başkalarından duyduğu
ifadelerin altlarını çiziniz.
İFADELER
Bu Hasan Zeytinli’de bahçıvanmış. Ufacık bir bahçesi varmış.
Yazın bostan, yeşillik eker; kışın el zeytini silkmeye gider; koca anasıyla yaşar dururmuş. Daha da pek genç imiş, hani bıyığı yeni terlemiş.
Anam daha şuncağız çocukmuş. ‹şte o zamanlar Yüksekoba’dan Emine, Edremit Pazarı’nda bu Hasan’ı görmüş.


• Belirginleştirdiğiniz ifadelerden hareketle doğrudan ve dolaylı anlatımın özelliklerini defterlerinize
yazınız.
Doğrudan ve dolaylı anlatım ve diğer tüm anlatımların özellikleri için tıkla






5. ETKİNLİK
• Sınıfınıza getirdiğiniz metinleri arkadaşlarınızla paylaşınız.
• Bu metinlerin özelliklerinden hareketle sizler de doğrudan ve dolaylı anlatıma örnek olabilecek
birer metin yazıp bunları arkadaşlarınızla paylaşınız.
Doğrudan ve dolaylı anlatım ve diğer tüm anlatımların özellikleri ve örnek cümleler için tıkla


1. “Kalıcı Mıyız?” adlı metinden alınmış yukarıdaki parçada yer alan kişisel duygu ve düşünceleri
yansıtan ifadeleri belirleyiniz.
Yemek işi kıyak Zülküf Ağa. Yemek işi iyicene tatlı canım.
Zülküf Ağa elindeki paslı çivi ile bağdaş kurup oturduğu, rengiyle, kokusuyla,
içiyle, dışıyla artık herhâlde topraktan başka bir şey olan zemine uzunlamasına çizgiler çiziyordu.


6. ETKİNLİK
• “Kalıcı Mıyız?” adlı metni, yazarın konuyu ele alış tarzına göre değerlendiriniz.
• Değerlendirme sonucunda metindeki soyut ve somut ifadeleri belirleyip somut ifadelerin
hangi duyumuz ya da duyularımızla algılanabilir olduklarını sözlü olarak ifade ediniz.
Somut
Durum vaziyet böyle iken şu yediğimiz üç kap yemek...
Bahçelerdeki kirli, çelimsiz, iğdiş edilmiş meyve ağaçları, pencere önlerinde sıralanan yağ kutularına büzülmüş çiçekleri ile bu evler...
Soyut
Hele dur da söze bir nokta koyalım.


Görme-işitme-hissetme-tatma- koku alma


7. ETKİNLİK
• “Kalıcı Mıyız?” adlı metindeki soyut-somut ifadelerin metnin anlatımını nasıl etkilediğini belirleyip
somut-soyut anlatımın özelliklerini söyleyiniz.
Soyut ve somut anlatım ve diğer tüm anlatımların özellikleri için tıkla


8. ETKİNLİK
• Sınıfınıza getirdiğiniz metinleri arkadaşlarınızla paylaşınız.
• Bu metinlerin özelliklerinden hareketle sizler soyut ve somut anlatıma örnek olabilecek birer

metin yazıp bunları arkadaşlarınızla paylaşınız.




SAYFA 76
9. ETKİNLİK
• Sınıfınıza getirdiğiniz haber yazılarını ve sanat metinlerini okuyunuz.
örnek metinler için tıklayınız
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]



• Haber yazılarını ve sanat metinlerini anlatım özellikleri bakımından karşılaştırınız.

örnek olması açısından
haber yazıları ------ sanat metinleri
nesneldir özneldir
açık sade imgeli kapalı ( açık sade de olabilir)


• Karşılaştırdığınız haber yazıları ile sanat metinleri arasındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu arkadaşlarınıza açıklayınız.
Benzerlik: İfade şekilleri.. dış dünyayı kaynak olarak kullanmaları
Farklılıkları: anlatım tarzı..dış dünyanın farklı yorumlanması

Vs.



• Yazarların olaylar ve durumlar karşısındaki tutumlarının farklı olmasının sebeplerini belirleyiniz.
kişilerin olay ve durumlara karı tutumları farklıdır. Çünkü her kişinin kendine has duygusu, düşüncesi ve algılayışı vardır. Bu yüzden de tutumları farklıdır.


10. ETKİNLİK
• Aşağıdaki fotoğrafta gördüklerinizi anlatınız.
• Fotoğrafın sizde uyandırdığı etkiyi sözlü olarak ifade ediniz.
• Fotoğraftakileri herkesin aynı cümlelerle ifade ettiğini söyleyebilir misiniz? Niçin?

hayır.. Çünkü dış dünya kişilerin duygu düşünüş ve algılayışına göre ifade edilir. algılayış düşünce ve duygu farklı olduğuna göre ifadeler de farklı olacaktır.




• Anlatımlardaki farklılıkların sebebini aşağı yazınız.
Çünkü kişilerin olay ve durumlara karşı tutumu farklıdır. Nedeni kişilerin kültürel düzeyleri düşünce yapısı ve algılayışı farklıdır. Bundan dolayı da kişilerin anlatımları farklı olacaktır.


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 77




1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişen, doğruluğu tartışılan düşüncelerin anlatıldığıanlatıma ……ÖZNEL….. anlatım denir.


• Anlatılanların doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, deney ve gözleme dayanananlatıma ……NESNEL…… anlatım denir.


• Duyu organlarımızla algılayabildiklerimizi anlattığımız anlatıma …SOMUT… anlatım denir.
• Anlatıcının kendi deney ve gözlem sonuçlarına dayanarak yaptığı anlatıma ……DOĞRUDAN…anlatım denir.


• Anlatıcının kendi deney ve gözlemine dayanmayan, başkasından öğrendiklerini anlattığı
anlatıma …DOLAYLI……. anlatım denir.


2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.


• Nesnel anlatımlarda duygu, çağrışım ve izlenimlere yer verilmez. ( D)


• Öznel anlatımlarda sanatlı ifadelere yer verilir. (D )


• “Hiçbir sanatkâr, meydana getirdiği bir şaheser olduğunu iddia etmez.” cümlesi, nesnel bir
cümledir. (Y )


• “Kuşların göçüne tanık olduğumuz sonbahar aylarında bakışlarımızı gökyüzünden yere indirdiğvimizde, ormanın zemininde sürprizlerle karşılaşıyoruz.” cümlesi, doğrudan anlatıma örnek bircümledir. (D )


• “Richard Sennett‘in ‘Yeni Kapitalizm Kültürü’ adlı kitabı, yazarın Yale Üniversitesinde etik, siyasetvve ekonomi konularında yaptığı konuşmalarına dayanak teşkil eden notlarının derlendiği bir eserdir.”cümlesi, öznel bir cümledir. (Y )


3. Aşağıdakilerin hangisi nesnel anlatıma örnektir?
A) Paris’te bu ayın önemli sanat olayı “Yeni Gerçekler” sergisi.
B) Onların bu içler acısı hâli hepimizi derinden etkiledi.
C) Haşim, olsa olsa şiir hakkındaki düşüncelerinde sembolisttir.
D) Ne isterse babasının alacağını sanıyordu.
E) Yetmiş beş kuruş verip kırmızı yanaklı ve şişman olan kuklayı satın aldı.


4. Aşağıdakilerin hangisi somut anlatıma örnektir?
A) O, bildiğimiz kırmızılı yeşilli tramvay arabalarına hiç benzemezdi.
B) Kelimelerin şöyle böyle bir güzelliği vardır elbet.
C) Bize lazım olan tarihî bilgiden ziyade tarihî zihniyet yahut tarihî şuurdur.
D) Tarih yeni fikirlerin bir şartı olmakla beraber, maziye bağlılık olumsuz sonuçlar da verebilir.
E) Adaletin yok olması, vicdanlarda başkalarının haklarına saygı duygusunun silinmesiyle başlar.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada
verilmiştir?
A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu.
B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu.
C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu.
D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu.
E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu.
1983 ÖYS


6. Anlatıcının anlatılan obje, konu veya husus karşısında öznel veya nesnel olması anlatımı nasıl
etkiler?
Anlatımdaki ifadeleri etkiler. Anlatımın okuyucu gözündeki inandırıcılığı veya samimiyeti hususunda etkiler


2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 77





1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişen, doğruluğu tartışılan düşüncelerin anlatıldığıanlatıma ……ÖZNEL….. anlatım denir.


• Anlatılanların doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, deney ve gözleme dayanananlatıma ……NESNEL…… anlatım denir.


• Duyu organlarımızla algılayabildiklerimizi anlattığımız anlatıma …SOMUT… anlatım denir.
• Anlatıcının kendi deney ve gözlem sonuçlarına dayanarak yaptığı anlatıma ……DOĞRUDAN…anlatım denir.


• Anlatıcının kendi deney ve gözlemine dayanmayan, başkasından öğrendiklerini anlattığı
anlatıma …DOLAYLI……. anlatım denir.


2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.


• Nesnel anlatımlarda duygu, çağrışım ve izlenimlere yer verilmez. ( D)


• Öznel anlatımlarda sanatlı ifadelere yer verilir. (D )


• “Hiçbir sanatkâr, meydana getirdiği bir şaheser olduğunu iddia etmez.” cümlesi, nesnel bir
cümledir. (Y )


• “Kuşların göçüne tanık olduğumuz sonbahar aylarında bakışlarımızı gökyüzünden yere indirdiğvimizde, ormanın zemininde sürprizlerle karşılaşıyoruz.” cümlesi, doğrudan anlatıma örnek bircümledir. (D )


• “Richard Sennett‘in ‘Yeni Kapitalizm Kültürü’ adlı kitabı, yazarın Yale Üniversitesinde etik, siyasetvve ekonomi konularında yaptığı konuşmalarına dayanak teşkil eden notlarının derlendiği bir eserdir.”cümlesi, öznel bir cümledir. (Y )


3. Aşağıdakilerin hangisi nesnel anlatıma örnektir?
A) Paris’te bu ayın önemli sanat olayı “Yeni Gerçekler” sergisi.
B) Onların bu içler acısı hâli hepimizi derinden etkiledi.
C) Haşim, olsa olsa şiir hakkındaki düşüncelerinde sembolisttir.
D) Ne isterse babasının alacağını sanıyordu.
E) Yetmiş beş kuruş verip kırmızı yanaklı ve şişman olan kuklayı satın aldı.


4. Aşağıdakilerin hangisi somut anlatıma örnektir?
A) O, bildiğimiz kırmızılı yeşilli tramvay arabalarına hiç benzemezdi.
B) Kelimelerin şöyle böyle bir güzelliği vardır elbet.
C) Bize lazım olan tarihî bilgiden ziyade tarihî zihniyet yahut tarihî şuurdur.
D) Tarih yeni fikirlerin bir şartı olmakla beraber, maziye bağlılık olumsuz sonuçlar da verebilir.
E) Adaletin yok olması, vicdanlarda başkalarının haklarına saygı duygusunun silinmesiyle başlar.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada
verilmiştir?
A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu.
B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu.
C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu.
D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu.
E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu.
1983 ÖYS


6. Anlatıcının anlatılan obje, konu veya husus karşısında öznel veya nesnel olması anlatımı nasıl
etkiler?
Anlatımdaki ifadeleri etkiler. Anlatımın okuyucu gözündeki inandırıcılığı veya samimiyeti hususunda etkiler

2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 79
SAYFA 79
b. Yukarıdaki parçada yazar, anlatmak istediklerini açık bir şekilde anlatabilmiş midir? Metinden örneklerle açıklayınız.
Anlatılmak istenen açık bir şekilde ifade edilmiştir. Metin gayet açık bir dile sahiptir.
Örnek olarak bu cümleyi gösterebiliriz
Düşman topraklarından geçen birlik, her zaman olduğu gibi, elden geldiğince ses çıkarmadan derin bir sessizlik içinde ilerliyordu.
2. Duygu ve düşüncelerinizi anlatırken zorlandığınız oluyor mu? Niçin? Açıklayınız.
Evet olabiliyor. Çünkü anlatmak istediğimiz şeyi bazen telaffuz edemiyoruz. Nedeni bazen duyguların ifadesinin zor oluşu bazen de duyguyu ifade edecek sözcüklerin olmayışı
3. Akıcı, açık bir anlatımın anlatıcıya neler kazandırabileceğini söyleyiniz.
Anlatıcının iletmek istediği mesajın alıcıya kolayca ulaşmasını sağlar. Kabaca anlatıcının iletişimin kolay gerçekleşmesini sağlar
4. Televizyonda seyrettiğiniz reklamlarda anlamadığınız noktaların olup olmadığını belirleyiniz.
Bu durumun sebeplerini açıklayınız.
Anlamadığımız yerler olmakta çünkü reklamlar kısa sürede çok şey anlatmayı amaçlar bu yüzden bazı noktalarda kapalılık gösterir bu da anlaşılmayan yerlere sebep olur
Aşağıda, “Babalar ve Oğullar” adlı romanın özeti verilmiştir. Eserin tamamı hakkında fikir edinmek

için önce bu özeti ardından “Babalar ve Oğullar” adlı metinden alınan parçayı okuyunuz.

2014 2015 10. sınıf öğün yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 81


1. “Babalar ve Oğullar” adlı metni, sadelik ve akıcılık bakımından inceleyiniz. Metinden sade ve akıcı ifadeler bulunuz. Metinden hareketle düşüncelerin açık bir şekilde anlatılmasının gerekliliğini ve önemini açıklayınız.
Metin sade ve akıcıdır.
örnek
İşte Arkadiy böyle düşünüyordu. O düşünürken de bahar bildiğini okuyordu. Çevrede her şey altın rengiyle karışık bir yeşile bürünüyor; ağaçlar, fundalar, otlar, her şey enlemesine, yumuşak yumuşak dalgalanıyor; ılık rüzgârın hafif soluğu altında ürperiyordu.


2. “Babalar ve Oğullar” adlı metinde anlatılan olay, görünüş, duygu ve düşünce, anlatıcının zihninde
net bir şekilde belirlenmiş midir? Sözlü olarak ifade ediniz.
Evet, anlatıcının zihninde net bir şekilde belirmiştir. Çünkü olay açık ve net bir şekilde ifade edilmiş ve olayın anlatımında betimlemelerden yararlanılarak okuyucu zihninde somut bir şekle bürünmesi sağlanmıştır.


3. ‹ncelediğiniz “Babalar ve Oğullar” adlı metinde dil bilgisi kurallarına uyulmamasından kaynaklanan anlatım bozukluklarının olup olmadığını belirleyiniz. Dilin kabul edilen kurallarına uyularak yazmanın ve konuşmanın önemini açıklayınız.
Örnek olması için bir cümle
Her yerde bitmez tükenmez şırıltılar hâlinde ırmakların pürüzsüz sesleri duyuluyor, tarla kuşları bir alçak çayırlıkların üzerinde döne döne yukarı çıkıp bağırıyor, bir susuyor, seke seke kümeden kümeye gidiyorlardı. Cümlede fiilde kullanılan zaman eki “dı” diğer yüklemlerde aynen kullanılamamaktadır. ( sesleri duyuluyor”dı” olamaz. Duyuluyordu olmalı idi)

Dil bilgisi kurallarına uygun bir metin yani bağlaşıklık ilkesine uygun şekilde yazılmış bir metin daha olgun ve değerldir. Okuyucunun metni anlaması açısından önelidir. İletmek istenilen mesajın doğru ve net bir şekilde okuyucuya ulaşması açısından önemlidir.




SAYFA 82
4. “Babalar ve Oğullar” ve “Yabancı Dil ve Kültür” adlı metinlerin hangisinde daha uzun cümleler
kullanıldığını belirleyiniz. Uzun cümlelerin metnin anlatımını nasıl etkilediğini sözlü olarak ifade ediniz.
Babalar ve Oğullar metninde daha uzun cümleler kurulmuş. Metnin açık ve anlaşılır olmasını olumsuz yönde etkilemektedir.


5. a. “Yabancı Dil ve Kültür” adlı metinde aşağıdaki özelliklere uygun olmayan ifadeler olup olmadığını belirleyiniz.
Yalın ve Duru Bir Anlatımda Bulunması Gereken Özellikler
• Paragrafı oluşturan cümlelerde telaffuzu ve anlamayı zorlaştıran sözcükler kullanılmaz.
Şümul, kifayetsizliğinden vs.
• Paragraf, kolayca okunabilir ve anlaşılabilir özelliklere sahiptir.
Yabancı dil bilgisiyle kültür arasındaki münasebet zannedildiğinden çok daha karışık bir meseledir.
Gerçi herkes kültüre ulaşabilmek için ana dilinden başka bir dil öğrenmenin zaruri oldu-
ğunu münakaşa etmeden kabul etmekte ve halk arasında bir ikinci dil bilmeyenlere kolay münevver
denmemektedir.
• Söz sanatlarına fazla yer verilmez.
Umumiyetle yabancı dil, bize zengin kütüphanelerin kapısını açan anahtar, bilgilerimizi çoğaltmak, ihtisasımızı genişletmek için başvurulan bir vasıta, bir kültür tercümanı telakki edilir.
• Yabancı sözcüklere yer verilmez.
Şümul, telakki, tercüman,muktedir vs.
b. Yalın ve duru bir anlatımın önemini anlatıcı-okuyucu açısından değerlendiriniz.
Yalın ve duru bir anlatım okuyucuyu sıkmaz ve anlatımın daha anlaşılır olmasını sağladığı için okuyucunun anlatımdan tam anlamda faydalanmasını sağlar


SAYFA 84


SAYFA 84
• “Eylül” adlı romandan alınan yukarıdaki parçayı aşağıdaki özellikler çerçevesinde değerlendiriniz.
Parça aşağıdaki özelliklere pek uymaz.
Telaffuzu zor sözcükler var akıcılığı bozmuş
Söz sanatları var ( az da olsa) yalınlık bozulmuş
Gereksiz kelime ve ifadeler var duruluk bozulmuş


• ‹stediğiniz herhangi bir konuda, yukarıdaki özelliklerden hareketle açık bir anlatımın özelliklerine uygun bir metin yazınız.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Atlı göçebe kültürünün özellikleri

1 - Türk Kültürünün Özellikleri
a) Türk kültürü M.ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Temelini ise Andronova Kültürü oluşturmuştur.
b) Türk kültürü Altay Dağları, Tanrı Dağı, Aral Gölü, Baykal Gölü ve Batı Türkistan'daki Anav ve Namazgah çevrelerin de olgunlaşmıştır.
c) Türklerin oluşturduğu bu kültüre Atlı Göçebe veya Bozkır Kültürü adı da verilmektedir.
d) Altay Dağlarındaki Pazırık Kurganı ve Isık Gölü çevresindeki Esik Kurganları ise Türk Kültürünün gelişmişliğinin en önemli eserleridir.


*Kurgan : Eski Türklerde mezar.

Bu kurganlarda insan ve hayvan cesetleri yanında çeşitli eşyalara rastlanmıştır.
Pazırık Kurganında bulunan altın zırhta Türk Kültürünün gelişmişliğinin en önemli kanıtı olarak kabul edilir.

e) Türklerin inanç olarak ölümden sonraki hayata inandıkları anlaşılmıştır.
f) Türklerin temel geçim kaynaklarının hay vancılık ve tarım olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca dokumacılık ve madencilikte önemli bir yer tutmaktadır.
g) İpek yolu da Türkler açısından önemli bir yer tutmaktadır. İpek yolunun denetimi elde tutulduğu sürece ticaret de Türkler için önemli bir geçim kaynağı olmuştur.
h) Dünyada demir ilk defa Türkler tarafın dan kullanılmış ve at ilk defa Türkler tarafından evcilleştirilmiştir.
i) At sütünden kımız yaparak içmişler, hayvancılıkla geçindikleri halde domuzu hiçbir zaman beslememiş ve etini yememişlerdir.
j) Savaşçı bir toplum olarak yaşamışlar, Kartal ve Kurdu kutsal hayvan olarak kabul etmişler ve sembol olarak kullanmışlardır.
• Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.

• Arkadaşlarınızın metninizle ilgili değerlendirmelerini aşağı yazınız.


SAYFA 85
Değerlendirme
1. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Duygunun, düşüncenin sadece anlatıcıya özgü nitelikler taşımasına …ÖZGÜNLÜK.denir.
• Anlatımın süslü, gösterişli ve basmakalıp özelliklere sahip olmasına KAPALILIK…. denir.
2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.
• Bir düşünce ve duyguyu içten geldiği gibi samimi bir şekilde anlatmaya özgünlük denir. ( Y)
• Anlatımda kulağa hoş gelmeyen, telaffuzu zorlaştıran, aynı ya da yakın seslerden oluşmuş
kelimelerin kullanılmaması akıcılığı bozar. (D )
• Anlatımda anlatılanların okuyucunun zihninde belirsizliğe yer vermeyecek şekilde anlaşılır
olmasına açıklık denir. (D )
• “Soğukla beraber yapraklarını dökmüş bir ağaç girdi.” cümlesi akıcı bir cümledir. (D )
3. “fiiirlerinde gereksiz sözcüklerden olabildiğine kaçınıyor. Sıfatlar, benzetmeler için de bu böyle. Okuyucuyu birtakım soyut, düğümlü sözcüklerle yorduğu da söylenemez. Öğretici bir hava taşımamalarına karşın yine de bu şiirlerde bir eksiklik var. Başka şiirleri hatırlatıyor. Bunları daha önce okumuş gibi bir duyguya kapılıyorsunuz.” diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği şiirlerde bulduğu eksiklik
nedir?
A) Yalınlık
B) ‹çtenlik
C) Yoğunluk
D) Açıklık
E) Özgünlük
1982 ÖSS


4. Yazdıklarımın herkesçe okunmasını istiyorum. Beni okuyanların, kitaplarımda kendinden birparça bulabilmesini, yüreğine seslenen bir şeyler yakalayabilmesini istiyorum. Çünkü önemli olan okurun, kitapla ve yazarla sıcak bir bağ kurabilmesidir. Bu nedenle olabildiğince duru bir dil, yalın bir anlatım yeğliyorum. Kimi zaman kısa cümlelerim yadırganıyor ama ben bunu bilinçli olarak yapıyorum.--------------. Ancak benim seçimim yalınlıktan yana. Bu sadelik içinde okurun yüreğine ve beynine ulaşabiliyorsam ne mutlu bana. Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Ben de bilirim yarım sayfa süren tümceler kurmayı, süslü ve ağdalı bir dil kullanmayı.
B) Zaten her konu kendi biçim ve biçemini birlikte getiriyor.
C) Ben, sanat yapmak adına anlaşılmaz olmayı seçenlerden değilim.
D) Her yazarın anlatımını renklendiren ilginç söz buluşlarından yararlanırım.
E) Yazarken sözcükleri seçmede ince eleyip sık dokuyorum.
2005 ÖSS


5. Anlatımda bulunması gereken temel özellikler nelerdir? Aşağı yazınız.




İyi bir anlatımda bulunması gereken özellikler :
  • Anlatım açık ve net olmalıdır.
  • Dilin kurallarına uygun olmalıdır.
  • Karmaşık ve anlaşılması güç cümlelerden kaçınılmalıdır.
  • Dil sade, gösterişsiz ve süssüz olmalıdır.
Anlatımda Açıklık : Anlatılacak halin ve olayın betimlenecek görünüşün, sezginin, dile getirilecek duygunun ve düşüncenin açık ve net bir şekilde belirmesidir. Anlatımın açık olabilmesi için virgülün kullanım yerine dikkat edilmelidir.
  • Gerekli yerlerde tamlayan kullanılmalıdır.
  • Yanlış karşılaştırmalar yapılmamalıdır.
  • Kelimeler anlamlarına ve dilin kurallarına uygun kullanılmalıdır.
Anlatımda Akıcılık : Sözlü veya yazılı ifadenin hiç bir engele uğramadan akıp gitmesi ses akışını bozan söylenmesi güç seslere yer verilmemesi ve gereksiz söz tekrarlarından kaçınılmasıdır.

Anlatımda Duruluk : Kelime ve cümle düzeyinde gereksiz ifadelere yer verilmemesi karmaşık cümle yapılarından kaçınılması gerekli yerlerde deyim ve terimlerin kullanılmaması ile oluşan bir anlatımdır. Kısaca duruluk gereksiz kelime, kelime grubu ve eklere yer verilmemesidir.

Anlatımda Yalınlık : Metnin ve dil ifadesinin sade, gösterişsiz olması kullanılmayan söz ve söz öbeklerine yer verilmemesi söylenmek istenilenin kısa ve kesin ifadelere aktarılmasıdır.

Anlatımda Özlülük : Duruluk ve yalınlıklarda ilgili olan bu kavram anlatılmak istenenlerin ayrıntıya girilmeden aktarılmasıdır.

Anlatımda (İçtenlik) Doğallık : Anlatımda kişinin yapmacık olmadan, candan ve yürekten davranmasıdır.

Anlatımda Tutarlılık : Kişinin anlatııklarının daha önce söyledikleriyle çelişmediği anlatımdır.
Anlatımda Özgünlük : Anlatım nitelikleri bakımından, benzerlerinden farklı ve üstün bir tarzı olan anlatımdır.

Anlatımda İnandırıcılık : Anlatılanların mantık çerçevesine oturması, kanıtlanabilmesi ve nesnel olmasıdır.

Anlatıma Etkileyicilik : Ele alınan konunun okuyucuda algılayış ve davranış değişikliklerinin oluşmasını sağlayan anlatımdır.

Anlatımda Sürükleyicilik : Anlatımda merak duygusunun uyanık tutulduğu ilgi ve dikkatin üzerinde yoğunlaşmasını sağlayan anlatımdır.

Anlatımda İlginçlik : Anlatımda daha önce söylenenlerden yazılanlardan farklı konular yakalanmasıdır. Bu anlatımda kıvrak bir zeka ve kendine özgü bir dil kullanılmalıdır.

Anlatımda Ciddiyet : Düşünce, istek, emir ve yasakların günlük konuşma dilinin samimi havası dışında daha resmi hitap ve söyleyiştende anlatılmasıdır.




SAYFA 86
SAYFA 86
Araştırma
Anlatım bozukluğu ya da bozuklukları içeren cümleler ve metin parçaları bulup sınıfınıza getiriniz.


ÖRNEK CÜMLELERİMİZ


Geçmişteki hatıralarımıza gülümseyerek baktığımız anda büyümüşüz demektir.
Açlık ne dost,ne akraba,ne insanlık ne de hak tanımaz.
Ne hikmettir ,şu dünyaya gelen ağlar giden ağlar.
Küllük, arka arkaya yaktığım sigara izmaritleriyle dolmuştu.


1. ETK‹NL‹K
• Evinizdeki herhangi bir aletin hangi unsurlardan meydana geldiğini araştırınız.
• Yapıyı oluşturan unsurların belirli bir kurala göre bir araya gelip gelmediklerini tartışınız. Ulaştığınız sonucu arkadaşlarınızla paylaşınız.
Yapıyı oluşturan bütün unsurlar belirli bir kurala uygun şekilde bir araya gelirler ( bu yapı ne olursa olsun)
• Yapının oluşmasında parçaların üstlendiği işlevi açıklayınız.
Parçalar yapıyı oluşturan birimlerdir. Parça yapının sağlamlığı ve işlerliği için vardır.
1. a. Aşağıda mısraları karışık olarak verilen şiiri anlamlı bir bütün hâline getiriniz.
A--Boyuna akar dururum.
B--Unutulmuş bir dağında.
C--Hiç kesilmeyecek suyum
D--Yıldızların aydınlığında
E--Küçük bir çeşmesiyim yurdumun
Sıralaması en uygun şekli ile : -E-B-C-D-A
b. Yukarıdaki mısraları sıralarken hangi hususlara dikkat ettiğinizi açıklayınız.
Bağlaşıklık ve bağdaşıklık hususlarına dikkat edilerek oluşturulmuştur.





SAYFA 88
1. “Ölü Canlar” adlı romandan alınmış yukarıdaki parçada, anlamı oluşturan birimleri belirleyiniz.
Her birimin ifade ettiği anlamı sözlü olarak ifade ediniz.
Birim ifadesi nesir metinlerinde paragraf anlamına gelir diyebiliriz. Bütün paragraşar kendi balarına birer birimi oluştururlar. Her birim ifade ettiği anlamla bütünün anlamını oluşturur. Bu bütünün anlamı da bize temayı verir.
2. “Bilginlerimizin yazdıklarını okuyun.”, “Üzerlerine aldıkları işi yarım saat içinde bitirdiler.”
“Ölü Canlar” adlı metinden alınmış, yukarıdaki iki cümlede yer alan dil bilgisi unsurlarını belirleyiniz.
Dil bilgisi unsurlarının dile getirdikleri durumlar ve özellikler arasındaki anlam bağıntılarını ve ilişkilerini belirleyiniz.
Dil bilgisi unsurları--- ses/ harf-----sözcük----sözcük grubu--cümle
2. ETK‹NL‹K
• Sınıfınıza getirdiğiniz anlatım bozukluğu bulunan metin ve cümleleri okuyunuz.
• Okuduğunuz metin ve cümlelerdeki anlatımın farklı olmasının sebeplerini tartışınız.
• Ulaştığınız sonucu arkadaşlarınızla paylaşınız.
• ‹fadelerdeki anlatım bozukluklarının metinlerin anlamlarını nasıl etkilediğini açıklayınız.


3. “Ölü Canlar” adlı metindeki ifadelerin hangi kurala göre bir araya getirildiğini belirleyiniz.
Metinler oluşturulurken belirli bir anlam ilişkisine ve dil bilgisi kurallarına göre oluşturulurlar. Bağlaşıklık ve bağdaşıklık dediğimiz bu hususlara göre bir araya getirilmişlerdir
4. Bir cümlenin veya metnin anlamının oluşması için dil bilgisi kuralları yeterli midir? Niçin? Aşağı yazınız.

Değildir. Metinde dil bilgisinin yanında anlam ilişkisi de olmak zorundadır. Metinler oluşturulurken belirli bir anlam ilişkisine ve dil bilgisi kurallarına göre oluşturulurlar. Bu kurallara bağlaşıklık ve bağdaşıklık denir. Dolayısıyla herhangi birinin eksikliği metnin oluşmasına ve kalitesine engeldir.


SAYFA 89
5. “Elinle” adlı metindeki anlamı oluşturan birimleri belirleyiniz.
Ses-sözcük-sözcük grubu-cümle-cümleler-paragraf- ifadeler


6. “Sen…sabah… aydınlık… ot… ışıyış… sen…” kelimelerinin anlamlı bir bütün oluşturmamasının sebeplerini söyleyiniz. Eklerin cümlede, anlamın ve yapının oluşumunda nasıl bir işlevi olduğunu belirtiniz.
Çünkü aralarında anlamsal ve dil bilgisel bir ilişki yoktur.


3. ETK‹NL‹K
• Makine, motor ve otomobil gibi yapılardaki büyük parçaları vida, cıvata gibi daha küçük parçalar bir arada tutmaktadır. Cümle ve metinlerde de böyle bir durum olup olmadığını tartışınız. Ulaştığı nız sonucu arkadaşlarınızla paylaşınız.
Evet vardır. Cümlenin küçük birimleri de sözcüklerdir ve bu sözcüklerin cümle içerisinde farklı anlamları ve görevleri vardır. Cümleyi oluşturan asıl öğeler bu sözcüklerdir.


7. “Elinle” metninde yazarın konuyu ele alma amacını ve niyetini belirleyiniz.
Estetik haz vermek / Kişisel duygu ve düşüncesini ifade etmek


8. “Elinle” adlı metnin oluşumuna, yazarın amaç ve niyetinin etkisini açıklayınız.
Metin amaçlar doğrultusunda oluşturulur.


9. Bir cümle veya metnin oluşumunda kelimelerin anlam bakımından birbirini tamamlar nitelikte olmasının önemini açıklayınız.

Metnin meydana gelmesi ve anlaşılır olması için anlamsal bir bütünlüğe ihtiyacı vardır. Kelimelerin anlam bakımından birbirini tamamlaması olgun ve kaliteli bir metnin oluşmasında şarttır.

SAYFA 90




• “Kelime Bankası” adlı metni oluşturan anlamlı dil birliklerinin bir tema etrafında birleşip birleşmediğini tartışarak belirleyiniz.
Metindeki anlam birimleri metnin teması etrafında birleşen parçalardır.
• Metinde önce ifade edilen bilgilerle sonrakiler arasında bir ilişki olup olmadığını belirleyiniz.
Bir ilişki vardır. Tutarlılık dediğimiz bu durum bu metin için geçerlidir.
5. ETK‹NL‹K
Kanat vurur, başının üstünde döner durmadan bir mavi güvercin.
Aydınlığında gecemin boy atan yabanıl bitkilerime azık,
Yaşantımı sürdürme gücüm benim; günüme geceme düşen ışık,
Özgürlük dileğim, kara ağaçlar değin köklü ölüm isteğim.
• “Başının üstünde” ve “mavi güvercin” dil birlikleri birer bağdaştırma örneğidir. Siz de yukarı-
daki metinde yer alan bağdaştırma örneklerini belirleyip söyleyiniz.


yabanıl bitki
boy atan
Yaşantımı sürdürme gücüm
düşen ışık,
Özgürlük dileğim
kara ağaçlar
köklü ölüm


• Belirlediğiniz bağdaştırma örneklerini gruplandırıp defterlerinize yazınız.
ALIŞILMAMIŞ B.
köklü ölüm
Özgürlük dileğim
Yaşantımı sürdürme gücüm


ALIŞILMIŞ B.
yabanıl bitki
boy atan
düşen ışık,
kara ağaçlar


• Defterlerinize yazdığınız örneklerden hareketle alışılmış ve alışılmamış bağdaştırma örnekleri
belirleyip tahtaya yazınız.
ALIŞILMAMIŞ B.
köklü ölüm
Özgürlük dileğim
Yaşantımı sürdürme gücüm


ALIŞILMIŞ B.
yabanıl bitki
boy atan
düşen ışık,
kara ağaçlar


• Sözlü ve yazılı anlatımda bağdaştırmanın önemini açıklayınız.
Kelimelerin yeni anlamlar ifade etmesi açısından önemlidir. Mecazlar ve imgelerin kullanımı açısından önemlidir. Esere de estetiklik katar
6. ETK‹NL‹K
• Yukarıdaki parçada belirginleştirilmiş anlamlı dil birlikleri, yeni anlamlar oluşturmakta mıdır?
Belirleyiniz.
Evet çünkü alışılmamış bağdaştırma yapılmıştır.
7. ETK‹NL‹K
“Seninle sabahların aydınlığı, otların ışıyışı seninle,
Sonsuzlukla arınmış ovada çığlıkları koşup giden atların.”
• Kelime, kelime grubu ve cümlelerin metinde bulundukları yere göre farklı anlamlar kazanması
na bağlam denir. “Otların ışıyışı”, “sonsuzlukla arınmış” kelime gruplarında “ışıyış” ve “arınma”
kelimeleri, temel anlamları dışında kullanılmıştır.
• Yukarıdaki örnekten hareketle aşağıdaki kelimeleri farklı bağlamlarda cümle içinde kullanınız.
Düş
Adam dokuzuncu kattan düştü
Aklıma dün yine gözlerin düştü
Çök
Bugünde karanlık erken çöktü
Haberi duyunca dünyası başına çöktü
Bahar
Mart ayı ile bahar mevsimi başlar
Kız daha ömrünün baharında idi
Göz
Yarın göz ameliyatım var
Her şeyi dolabın gözüne sıkıştırmış
Kaynak
Babam sanayide kaynakçı idi
İnsanlar tüp sırasına sürekli kaynak yapıyordu
Ayak
Ağaçtan düşünce ayağını kırdı.
Ödevini yapmamış bir de yaptım diye ayak yapmakta.

SAYFA 91
• “Gezgin ‹stek” ve “Mis Gibi Anadol!” adlı metinlerdeki anlam birimlerini belirleyiniz.
Anlam birimleri şiir metninde bentler nesir metinde ise paragraflardır.


• Metinlerdeki anlam birlikleri ile tema arasındaki bağıntıyı açıklayınız.
Anlam birimleri bir araya gelerek metnin ana düşüncesini oluştururlar


• İfade biçiminin bağlamın oluşmasındaki önemini açıklayınız.
Farklı ifade biçimleri farklı bağlamlar oluşturmaktadır.


• Metinlerden alışılmış ve alışılmamış bağdaştırma örnekleri belirleyiniz.
SEÇTİĞİMİZ ÖRNEKLER
alışılmamış
Yaşlı bir yaprak
Başı dönmüş bulut
Alışılmış
Gün ortası
Kısık bir ses
Baş belası

Yoksul çocuk





SAYFA 92
1. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.


• “Bu çalışmalar kültür ve turistik açından çok önemlidir.” cümlesi bağlaşık bir cümledir. (Y )
• Kelimelerin yeni bir anlam ifade etmek için yan yana gelerek oluşturdukları söz grupları-
na bağdaştırma denir. (D )
• Bir metin veya metin parçası yalnızca dil bilgisi kuralları dikkate alınarak düzenlenir. (Y )


2. Aşağıdaki cümleleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Bir metin parçasında dil birimlerinin dil bilgisi kurallarına göre yan yana getirilmesine
…BAĞLAŞIKLIK…… denir.
• Bir metin parçasında dil birimlerinin ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam
bağlantısına …BAĞDAŞIKLIK……. denir.


3. Aşağıdakilerin hangisinde alışılmamış bağdaştırma vardır?
A) Muhtaç insanlara yardım etmek bir insanlık vazifesidir.
B) Dumanlı akşamın içinde şose dümdüz görünüyordu.
C) Her şey rengi uçmuş bir gazete resmi gibi insanın canını sıkacak derecede bulanık ve kederli idi.
D) Bırak yorgun başlar bu taşlarda uyusunlar.
E) Bir sabah uğradım göl kenarına, / Sunam beni gördü yüzmeye başladı.


4. Aşağıdakilerin hangisinde bağlaşıklıkla ilgili bir dil hatası vardır?
A) Onun önerdiği düşüncelere katılıyor ve destekliyordu.
B) Kendini seven insan başkalarını da sever.
C) Günlerce kafasını yordu, bir türlü sorunu çözemedi.
D) Çöplükler bir şehirdir ve çöplerin içinden bir şehrin bütün eşyası çıkabilir.
E) Ellerimi suya sokuyorum, sandala vuran mor dalgacıkların köpüklerini yakalamaya çalı- şıyorum.


5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Diplomalarını alacak öğrenciler salona sırayla giriş yaptılar.
B) Müjdeyi vermek için mutfağa, annesinin yanına heyecanla koştu.
C) Konuşmasına başlamadan önce dinleyicilere şöyle bir baktı.
D) Eski öğrencilerin de katıldığı büyük bir toplantı düzenlediler.
E) Yarıyıl tatilinde yapılacak olan Amasra gezisi ertelendi.
2011 YGS


6. Tarihte bu uluslar, öteki ulusların arasına kaynaşmışlardır.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerin hangisiyle giderilebilir?
A) “Tarihte” yerine “Tarih boyunca” sözü getirilmeli.
B) “Uluslar” yerine “devletler” sözcüğü getirilmeli.
C) “Bu” sözcüğü atılmalı.
D) “Ulusların arasına” yerine “uluslarla” sözcüğü getirilmeli.
E) “Öteki” sözcüğü atılmalı.


SAYFA 93
7. fiiir öylesine bir dilsel düzenlemedir ki sözcüklerinden biri çıkarılır ya da birinin yeri değiştirilirse
şiirin tüm büyüsü bozulur.
Bu cümlede anlatılmak istenenle aşağıdakilerden hangisi arasında anlamca yakınlık yoktur?
A) fiiirde her sözcük, bulunduğu yerde güzeldir.
B) Sözcük, şiirin en önemli ögesidir.
C) fiiirde dil, kendine özgü bir biçimde kullanılır.
D) fiiirin dili, seçilen imgelerin çeşitliliğiyle zenginleşir.
E) fiiirin güzelliği, sözcüklerin birbiriyle uyumundan gelir.


8. Aşağıdakilerden hangisinde bağdaşıklıkla ilgili bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Okuldan öğretim durumunu gösteren bir belge alacakmış.
B) Yeni eve gelmişti ki kapı çalındı.
C) Olanları duymuş, hayret etmiştim.
D) Polisiye romanları az, psikolojik romanları ise hiç okumam.
E) Kimse konuşmuyor, önüne bakıp susuyordu.
9. Bağlam ile anlatım arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.


10. Aşağıya istediğiniz konu ve türde bir metin yazınız. Daha sonra metninizi sıra arkadaşınıza
okutunuz. Ondan metninizdeki anlatım bozukluklarını bulmasını isteyiniz. Arkadaşlarınızın tespitlerini tartışınız.


SAYFA 94
1. Her düşünce ve duygu, aynı şekilde ifade edilebilir mi? Niçin?
HAYIR ..
HER DUYGUNUN HİS DEĞERİ FARKLIDIR DOLAYISI İLE FARKLI ŞEKİLDE İFADE EDİLİR
2. Günlük hayatınızda amaçlarınıza ulaşmak için tek bir araçtan mı yoksa çeşitli araçlardan mı
faydalanmayı tercih edersiniz? Niçin?
ÇEŞİTLİ ARAÇLARDAN YARARLANIRIZ
ÇÜNKÜ FARKLI KAYNAKLAR, GENİŞ VE DOĞRU BİLGİ VE AMACA ULAŞMAMIZI SAĞLAR
3. Her işte aynı yöntem ve tekniklerin kullanılması mümkün müdür? Niçin?
MÜMKÜN DEĞİLDİR
HER İŞİN KENDİNE HAS AMACI VE YERİNE GETİRİLİŞ BİÇİMİ VARDIR
4. Yazarların çeşitli anlatım türlerini kullanmalarının sebeplerini belirleyiniz.
ANLATIMI DAHA ETKİLİ KILMAK


5. Bir hikâyede betimleme, açıklama, tanıtma amacıyla yazılmış parçalara, bölümlere de yer

verilebilir mi? Gerekçeleriyle açıklayınız.,
EVET, BİR METİNDE FARKLI ANLATIM TÜRLERİ KULLANILABİLİR

Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 05:39 )
 
Eski 09-02-15, 01:57   #5
Saw

Varsayılan C: 10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları


İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄


SAYFA 98

1. ETK‹NL‹K
• “Sivriada Sabahı” adlı metinde iletişime katılan unsurları belirleyip aşağıdaki şemaya yazınız.
Gönderici YAZAR
ileti TEMA
Kanal YAZI/ METİN / YAZILI DİL
Alıcı OKUYUCU
Dönüt OKUYUCUNUN İLETİYİ ANLAMASI
Bağlam METİN BAĞLAMI


4. Yazar, “Sivriada Sabahı” adlı metinde anlattıklarının okuyucunun gözünde canlanmasını
sağlayabilmiş midir? Yazarın bu anlatımı, hangi unsurlarla gerçekleştirdiğini belirleyiniz.
EVET SAĞLAMIŞTIR ÇÜNKÜ BETİMLEMELERE ÇOK YER VERMİŞTİR. BETİMLEME / TASVİR ANLATIMIN OKUYUCU GÖZÜNDE CANLANMASINI SAĞLAR


5. “Sivriada Sabahı” adlı metinde kullanılan betimleme, açıklama ya da tanıtmaları belirleyerek açıklayınız.
BİRER CÜMLE İLE ÖRNEKLENDİRELİM
AÇIKLAMA Su üstü karagözüne sabah erken çıkılır.
BETİMLEME Martılar ve karabataklar bu, denizin yüzünde zaman zaman s›çrayan, kaynaşan, dalan, yeniden ç›kan bal›k kümelerine do¤ru h›zla süzülüyorlar; batıyorlar; kanat çırpıyorlar; karabataklarla, mihal kufllar› dal›yorlar.



6. “Sivriada Sabahı” adlı metinde betimleme, açıklama ya da tanıtmanın öyküleme çevresinde birleştirildiği söylenebilir mi? Açıklayınız.
EVET BİR METİNDE FARKLI ANLATIM TÜRLERİ KULLANILABİLİR ÇÜNKÜ


2. ETK‹NL‹K
• “Sivriada Sabahı” adlı metinden bazı paragrafları çıkarıp metni tekrar okuduğunuzda anlatı
mın değişip değişmeyeceğini tartışınız.
DEĞİŞİR


• Paragrafların metnin oluşmasındaki rolünü belirleyiniz.
HER BİRİMİN KENDİNE ÖZGÜ GÖREVİ ANLAMI VARDIR. BU BİRİMLER ANLAMSAL VE DİLBİLGİSEL OLARAK BİR ARAYA GELİNCE METNİ OLUŞTURURLAR. BU BİRİMLER METNİN ANA PARÇALARIDIR.
3. ETK‹NL‹K
• “Sivriada Sabahı” adlı metinden alınan yukarıdaki paragrafın anlamlı bir bütün oluşturup oluşturmadığını tartışınız.
OLUŞTURMAKTADIR


• Tartışma sonucunda cümlelerin paragrafın oluşumundaki önemini belirleyiniz.
CÜMLELER DİLBİLGİSEL VE ANLAMSAL AÇIDAN BİR BİRİNİ TAMAMLAYARAK BİR ARAYA GETİRİLİR VE YENİ VE BÜYÜK BİR BİRİM OLAN PARAGRAFLARI OLUŞTURUR
BÜTÜN CEVAPLARA ÖZET OLARAK
SÖZCÜKLER CÜMLELERİ, CÜMLELER PARAGRAFLARI , PARAGRAFLARDA BİR ARAYA GELEREK METNİ OLUŞTURURLAR.


SAYFA 99
• “Ses” adlı metnin yazılma amacını belirleyiniz.
KONU HAKKINDA KİŞİSEL DÜŞÜNCELERİ İFADE ETMEK


5. ETK‹NL‹K
• “Ses” adlı metinde açıklama, tanımlama ve öğretme unsurlarının olup olmadığını tartışınız.
VARDIR
• Tartışma sonucunda açıklama, tanımlama ve öğretmenin hangi metinlerde kullanıldığını
söyleyiniz.


ÇOĞUNLUKLA ÖĞRETİCİ METİNLERDE
DENEME
MAKALE
SOHBET
RÖPORTAJ
MÜLAKAT
GEZİ YAZISI
BİYOGRAFİ
ANI
VS




SAYFA 100
7. ETK‹NL‹K
• “Pazar Yeri” adlı metinde yazar, varlıkların özelliklerini anlatırken sıfatlara başvurmuştur. Anlatı
mda sıfatların çok kullanılması hangi anlatım türünü oluşturur? Belirleyiniz.

BETİMLEYİCİ ANLATIM TÜRÜ

SAYFA 101
8. ETK‹NL‹K
• “Sivriada Sabahı”, “Ses” ve “Pazar Yeri” adlı metinlerde hangi anlatım türlerinin kullanıldığını belirleyiniz.
AÇIKLAYICI ANLATIM
BETİMLEYİCİ ANLATIM
SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM
ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM
• Metin türlerinin oluşmasında anlatım türlerinin etkisini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları arkadaşlarınızla paylaşınız.
METİN TÜRLERİNİN ÖZELLİKLERİNE VE SANATÇININ AMACI İLE TAVRINA GÖRE ANLATIM TÜRÜ KULLANILIR.BÖYLELİKLE ANLATIM TÜRÜNÜN METİN TÜRLERİNE GÖRE DEĞİŞTİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ.
• Metin türlerinde faklı anlatım türleri bir arada kullanılabilir. “Sivriada Sabahı”, “Ses” ve “Pazar Yeri” adlı metinlerden farklı anlatım türlerine örnek ifadeler belirleyiniz.
ÖRNEK“Sivriada Sabahı”
SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM VE ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM İÇİN
On ad›m ötemizde deniz süt limand›. Ama bulundu¤umuz yer âdeta kayn›yordu. Daha ileride
denizin yüzünü birdenbire allak bullak eden ak›nt›ya benzer bir ç›rp›nt› oluyor, bu ç›rp›nt›
göz aç›p kapay›ncaya kadar kesiliyor, sonra biraz daha ileride denizin sütliman oldu¤u bir yerde
yeniden meydana ç›k›yordu.
— Görüyor musun kolyozu? dedi Kalafat.
— Bal›k m› bunlar?
— Üstte küçücük, k›r›çadan da küçük bal›klar, pefllerinde de kolyoz, onun peflinden kim bilir

hangi balIk?

ÖRNEK “Ses”
AÇIKLAYICI ANLATIM BETİMLEYİCİ ANLATIM TÜRÜ
Yahya Kemal'de hayrete flayan olan fley, unsurlar›n sentezidir. ‹çinde, bir tek unsurun k›ymet
kazand›¤› sanat eseri, ancak ileriki bir tekâmülü haz›rlayan bir merhale olabilir. Türk edebiyat›,

flimdiye kadar, hep münferit unsurlar› inkiflaf ettirmifl gibidir.


ÖRNEK “Pazar Yeri”
ÖYKÜLEYİCİ VE BETİMLEYİCİ ANLATIM
Ceplerimin namusu, bu iklimin duru ve saf
rüzgâr› gibi lekesiz, pürüzsüz ve paras›z pulsuzdu.
Ne var ki evdekiler ceplerimin masmavi
poyraz›na a¤›z açarak kar›n doyuramayacaklard›.
Sorun basitti. Önüme gelene külah
takacakt›m. Külah takaca¤›m kimseler de
mutlaka benim gibi olanlard›. Çünkü benim

gibi olmayanlar hiç külaha m› gelirlerdi?


9. ETK‹NL‹K


• Aşağıdaki cümleleri doğru şekilde sıralayarak anlamlı bir paragraf oluşturunuz.
I. Tabiatın böyle tenha bir saatinde, avcılar birbiri ardından, tüfekleri tetikte, yürüyorlar.
II. Vakit gece, ıssız bir ay aydınlığı var.
III. Şair, dostlarıyla dağlarda bir kurt avına çıkar.
IV. Alevlenmiş gibi yanan ayın üzerinden bulutlar geçiyor.
V. Bu izler oradan biraz evvel geçmiş iki kurtla iki yavrusunun izleridir.
VI. Bir aralık avcıların kurt avlarında en ziyade tecrübelisi yere yatıyor ve yerde taze tırnak izleri görüyor ve avcılara haber veriyor ki:
VII. Siyah ormanlar ufuklara kadar dayanıyor.

III-II-IV--VII-I-VI-V

Şair, dostları, birçok asilzadelerle dağlarda bir kurt avına çıkar. Vakit gece, ıssız bir ay aydınlığı var. Alevlenmiş gibi yanan ayın üzerinden bulutlar geçiyor. Siyah ormanlar ufuklara kadar dayanıyor. Tabiatın böyle tenha bir saatinde avcılar birbiri ardından tüfekleri tetikte, yürüyorlar. Bir aralık avcıların kurt avlarında en ziyade tecrübelisi yere yatıyor ve yerde taze tırnak izleri görüyor ve avcılara haber veriyor ki, bu izler oradan biraz evvel geçmiş iki kurtla iki yavrusunun izleridir.

ORİJİNAL METİN MEHMET ŞARKIŞLA'YA AİTTİR. "KURDUN ÖLÜMÜ" ADLI METİNDEN ALINMIŞTIR

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


• Oluşturduğunuz paragraftan hareketle anlamlı dil birliklerinin metinlerin oluşumundaki işlevini belirleyiniz.
METNİN ASIL İLETİSİNİ ALICIYA/OKUYUCUYA ULAŞTIRMAK İŞLEVİ İÇİN BİR ARAYA GELEREK METNİ OLUŞTURUR
10. ETK‹NL‹K
• Sınıfınıza getirdiğiniz hikâye, roman, deneme ve makale örneklerini arkadaşlarınıza okuyunuz.
• Arkadaşlarınızın okuduğu metinleri anlatım türleri bakımından karşılaştırınız.
• Anlatımdaki farklılıkların sebeplerini tartışarak belirleyiniz.



• Anlatım türünün oluşmasında yazarın anlatılan konu ve obje karşısındaki tutum ve amacı-
nın rolünü belirleyiniz.

anlatım türü başta yazarın amacı olmak üzere anlatılan konu ve anlatıcının tavrı ile belirlenir, şekillenir
1. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.
• Tartışma, öyküleme, açıklama, betimleme anlatım türlerinden bazılarıdır. ( D)
• Öyküleyici ve betimleyici anlatım türleri, öğretici metinlerde kullanılır. ( Y)
• Öyküleyici anlatımda dilek kipleri kullanılır. (Y )
• Kelimelerin dil bilgisi kuralları çerçevesinde yan yana gelmesine bağlaşıklık denir. (D )



2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
• Kelimelerin yeni bir anlam ifade etmek amacıyla yan yana gelmesine …BAĞDAŞTIRMA denir.
• Anlatılan konu ve hususların okuyucunun gözünde canlandırılacak şekilde ifade edildiği anlatı
m türüne BETİMLEME…. denir.




SAYFA 102
3. Sözcükler anlamlı ses birimleridir. Başka bir deyişle nesnelerin ve varlıkların yerini tutan birer
göstergedir. Aslında özel adlar dışında hiçbir sözcük, tek bir nesnenin adı değildir. Çünkü bir sözcük,
kimi yönleriyle ötekilerden ayrılan, birbirlerine daha çok benzeyen, türdeş birçok nesnenin ortak
adıdır. Söz gelimi “çiçek” sözcüğü belli bir çiçeğin değil, çiçek olma özelliği taşıyan tüm bitkilerin
ortak adıdır. Dünyadaki benzer özellikler taşıyan bazı bitkilerin ötekilerden ayrılarak farklı bir küme
oluşturduklarının anlaşılmasıyla, “çiçek” sözcüğü o kümenin adı olmuştur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Tanımlama
B) Abartma
C) Örnekleme
D) Karşılaştırma
E) Genelleme


4. Yazınsal yaratıcılığın gizi, ana dilde, ana dilin söz değerlerindedir. Buna erişmesi, yazarın, ozanın
öncelikle ana dilini, onun söz değerlerini sevmesine bağlıdır. Bu sevgiden yoksunsa kişi, gerçek anlamda yaratıcı olamaz. Büyük bir ozan da yaratıcılığın dilde, sözcüklerde olduğunu söylüyor. fiöyle diyorsözcükler için: “Onların önünde ben diz çökerim, bana kalk deyinceye değin kıpırdamam. Kısaca, değer veririm onlara; arkalarından giderim sözcüklerin; izlerim onları. ‹şte ben böylesine severim sözcükleri.”

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Değişik cümle türleri kullanılmıştır.
B) Alıntıya yer verilmiştir.
C) Kişileştirmeye başvurulmuştur.
D) ‹kileme kullanılmıştır.
E) Açıklama yapılmıştır.
2011 YGS




ÜNİTE SONU DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki boşlukları uygun kelimelerle doldurunuz.
• Dil ögelerinin birbirleriyle oluşturdukları anlam bağıntısına …BAĞDAŞIKLIK… denir.


• Bir cümle veya metinde anlaşılması güç cümlelerin kullanılmaması ve her okuyanın aynı
şeyi anlamasına ……AÇIKLIK……. denir.


• ‹fadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi, ses akışını bozan ve söylenmesi güç seslere
ve sözcüklere yer verilmesi …AKICILIK…. özelliğidir.


• Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilir bir bilgi özelliği taşıyan
ve söyleyenin kişisel duygu ve düşüncelerini yansıtmayan ifadeler .......NESNELLİK.....


• Kaynaktan çıkan bilginin alıcıya ulaştırılma yöntemine … KANAL…… denir.


2. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların sonuna “D”, yanlış olanların sonuna “Y” yazınız.


• “Gönderdiğim paketi mutlaka almıştır sanırım.” cümlesi bağdaşık bir cümledir. ( Y)
• Anlatıcının deneyimlerinin, duygu ve düşüncelerinin ifade edildiği ve anlatılanların duyu organları
yla algılandığı anlatımlara soyut anlatım denir. ( Y)
• “Filmde insanların sosyal sorunları, büyük şehir hayatına uyumu işleniyor.” cümlesi nesnel bir
cümledir. (D )
• “‹letilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden

bir alıcıya aktarılmasına” iletişim denir. ( D)

SAYFA 103
3. Aşağıda verilen özelliklerin tartışmacı, açıklayıcı, kanıtlayıcı ve emredici anlatım türlerinden
hangisiyle ilgili olduklarını belirleyerek belirlediğiniz anlatım türlerinin adlarını boşluklara yazınız.
…TARTIŞMACI………..
1. Dil daha çok göndergesel işleviyle kullanılır.
2. Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir. Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere
yer verilir.
3. ‹ki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir.


……………AÇIKLAYICI…………..
1. Dil daha çok göndergesel işleviyle kullanılır.
2. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3. Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4. Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5. Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.


……………KANITLAYICI…………..
1. ‹nandırma, aydınlatma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.
2. Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.
3. Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak
için bazı kelime, kelime grupları ve cümleler tekrar edilir.
4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek
için örneklere başvurur.


………………EMREDİCİ………..
1. Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
2. Emir, telkin, öneri anlamı taşıyan ifadelere yer verilir.
3. Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.
4. Cümlelerde fiiller hâkimdir.
5. Uyulması beklenen bir üslubu vardır (Zorlama anlamı vardır.).



4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada verilmiştir?
A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu
B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu.
C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu.
D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu.
E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu.
1983 ÖYS


5. Betimlemede anlatıcı, canlı ve cansız varlıkları anlatırken onları birbirinden ayırarak özgün niteliklerini
bulmaya, göstermeye çalışır. Bunun için gözlem gücüyle birlikte beş duyusunu kullanır. Ayrıntı-
ları bu yolla seçer. Kimileyin duyularından biri daha ağır basar, ayrıntılar o duyuda yoğunlaştırılır.
Parçaya göre anlatıcı, aşağıdakilerden hangisine başvurmaz?
A) Varlıkların belirleyici özelliklerini belirtme
B) Okurun algılama gücünü belirli noktalara yönlendirme
C) Nesnelerin ilk bakışta görülemeyecek yönlerini ortaya koyma
D) Okurun öğrenme ve sezme gücünü geliştirme
E) Gördüklerini, sözcüklerle resim çizer gibi anlatma
1982 ÖYS


6. “Onun öykülerindeki kişilere iğne batırın, batırdığınız yerden kıpkırmızı kan sızdığını göreceksiniz.”
Burada sözü edilen öykücünün anlatımı için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Seçkin ve etkili kelimeler kullanmaktadır.
B) Gereksiz benzetmelerden kaçınmaktadır.
C) Mizahi bir anlatıma başvurmaktadır.
D) Varlıkları olduğundan üstün göstermektedir.
E) Kahramanları canlı bir biçimde anlatmaktadır.


1987 ÖYS




SAYFA 104
7. Sanki bir ekin denizindeyim. Düzlükte güneşin bir parçası görünüyor; köz gibi, kıpkırmızı. Yer yarılmış da sanki içinden çıkıyormuş gibi... ‹nceden inceye esen seher yeli yüzümü okşuyor, burnuma taze ot kokuları geliyor. Buğdaylar hışırtıyla dalgalanıyor. Burada dağ taş, yer gök buğdaya
kesmiş. ‹nsan kendini buğday denizinde kalmış sanıyor.
Bu parçada hangi duyu organıyla seçilebilen ayrıntılara yer verilmemiştir?
A) Görme
B) Tat alma
C) Dokunma
D) Koklama
E) ‹şitme



1998 ÖYS
8. Soğuk bir ‹stanbul sabahı... Gökyüzünde bulut kaynıyor, yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. ‹nsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme - betimleme
B) Açıklama - betimleme
C) Karşılaştırma - öyküleme
D) Tanımlama - açıklama
E) Karşılaştırma - tanımlama
2002 ÖSS



9. Çalışmalarımız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, arı kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme
2003 ÖSS



10. Herkes nezle olur ama herkes saman nezlesi olmaz. Acaba niye? ‹şe polenden başlayalım. Adı çiçek tozu ama ille de çiçeklerden gelmesi şart değil. ‹ğde, kayın, gürgen, çınar, kavak gibi ağaçlardan, yapraklardan, otlardan hatta mantarlardan da geliyor. Baharla birlikte çiçeklenme başlayınca soluduğumuz havaya polen dolmaya başlıyor; ağzımıza, burnumuza giriyor.


Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Gereksiz ayrıntılara yer verilmiştir.
B) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
C) Söz oyunları yapmaya özenilmiştir.
D) Değişik örnekler verilerek konu dağıtılmıştır.
E) Terim kullanmaktan kaçınılmıştır.


1986 ÖSS



SAYFA 104
7. Sanki bir ekin denizindeyim. Düzlükte güneşin bir parçası görünüyor; köz gibi, kıpkırmızı. Yer yarılmış da sanki içinden çıkıyormuş gibi... ‹nceden inceye esen seher yeli yüzümü okşuyor, burnuma taze ot kokuları geliyor. Buğdaylar hışırtıyla dalgalanıyor. Burada dağ taş, yer gök buğdaya
kesmiş. ‹nsan kendini buğday denizinde kalmış sanıyor.
Bu parçada hangi duyu organıyla seçilebilen ayrıntılara yer verilmemiştir?
A) Görme
B) Tat alma
C) Dokunma
D) Koklama
E) ‹şitme



1998 ÖYS
8. Soğuk bir ‹stanbul sabahı... Gökyüzünde bulut kaynıyor, yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. ‹nsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Öyküleme - betimleme
B) Açıklama - betimleme
C) Karşılaştırma - öyküleme
D) Tanımlama - açıklama
E) Karşılaştırma - tanımlama
2002 ÖSS



9. Çalışmalarımız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, arı kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme
2003 ÖSS



10. Herkes nezle olur ama herkes saman nezlesi olmaz. Acaba niye? ‹şe polenden başlayalım. Adı çiçek tozu ama ille de çiçeklerden gelmesi şart değil. ‹ğde, kayın, gürgen, çınar, kavak gibi ağaçlardan, yapraklardan, otlardan hatta mantarlardan da geliyor. Baharla birlikte çiçeklenme başlayınca soluduğumuz havaya polen dolmaya başlıyor; ağzımıza, burnumuza giriyor.


Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Gereksiz ayrıntılara yer verilmiştir.
B) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
C) Söz oyunları yapmaya özenilmiştir.
D) Değişik örnekler verilerek konu dağıtılmıştır.
E) Terim kullanmaktan kaçınılmıştır.


1986 ÖSS


SAYFA 106



Hazırlık
1. Evrendeki her şeyin isminin olmasının sebebi nedir?
İNSANLAR KENDİ FARKINDALIKLARINA VARDIKTAN SONRA EVRENİ TANIRLAR VE EVRENDE KARŞILAŞTIKLARI VARLIKLARA İSİMLER VERİR. BU VARLIKLARI TANIMAK VE VARLIKLARI VEYA KAVRAMLARI DİĞERLERİNDEN AYIRMAK İÇİNDİR.


2. Bir varlığın isimsiz olması düşünülebilir mi? Niçin?
DÜŞÜNÜLEMEZ VARLIKLAR VE KAVRAMLAR İSİMSİZ OLAMAZ. ANCAK İLK KEŞFEDİLEN VVARLIKLARDA BU OLABİLİR O DA GEÇİCİ BİR SÜRE İÇİNDE ADLANDIRILIR( İSİM VERİLİR)


3. Başınızdan geçen bir olayı anlatırken olayın kendisinden başka hangi bilgilere yer verirsiniz?
OLAYI YAŞAYAN KİŞİLER
OLAYIN GEÇTİĞİ YER
OLAYIN GEÇTİĞİ ZAMAN
OLAYDAN ETKİLENENLER
OLAYIN NEDENİ VE SONUCU
BAŞKASINDAN DUYULMUŞ İSE O KİŞİ İLE İLİŞKİSİ
VS.


4. Bir tiyatro metni yazmaya karar verdiğinizi varsayınız. Kişi, zaman ve mekân bilgilerine yer
vermeden olay veya olayları anlatmanız mümkün olabilir mi? Niçin? Açıklayınız.
MÜMKÜN DEĞİLDİR
ÇÜNKÜ OLAY DEDİĞİMİZ ŞEY MUHAKKAK KİŞİLER ARASINDA VE BELİRLİ BİR ZAMANDA VE MEKANDA GEÇER

5. Film, tiyatro, roman vb. nin oluşturulmasında hayal gücünün önemi nedir? Açıklayınız.
BU TÜR SANATLAR VE EDEBİ METİNLER KURMACADIR VE SANATÇISININ HAYAL DÜNYASININ BÜYÜKLÜĞÜ DERECEDE BÜYÜKTÜR. HAYAL GÜCÜ NE DERECEDE ZENGİN İSE BU METİNLER DE O DERECE ZENGİNDİR.





1. ETKiNLiK
• Öyküleyici anlatıma örnek olabilecek metinler bularak bunları sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.


Örnekler:
Örnek:Dalkavukları Büyük İskender'i: Tanrı'nın oğlu olduğuna inandırmışlar. İskender bir savaşta yaralanmış. Yarasından kan aktığını görünce çağırmış dalkavuklarını: "Bu ne?" demiş. "Mis gibi insan kanı değil mi?"
Ana düş: Gerçekler gizlenemez. (Mızrak çuvala sığmaz)
Örnek: Tilki, yol başında durmuş etrafı gözetliyor muş. Karşıdan yaman bir kurtla bir çoban köpeğinin güle oynaya geldiklerini görmüş. Yanlarına gidip dostluklarının gerekçesini sormuş. Köpek: "Dün bu kurt bizim sürüye saldırdı. Birkaç koyunu boğazladı. Arkasından koştum; ama yetişemedim. Çoban da beni evire çevire dövdü. Ben de gidip eski düşmanımla dost oldum... Dostluğumuzun gerekçesi çobandır." demiş.
Ana düş: Kusursuz dost isteyen dostsuz kalır.
Örnek: Kartaca-Roma Savaşı'nın sonunda Roma ordusu galip gelir. Roma komutanı büyük bir törenle Kartaca'ya girer. Tam bu sırada bir kadın: "Komutanı görmek istiyorum!" diye bağırır. Muhafızlar onu uzaklaştırmaya çalışırken komutan: "Buraya getirin onu!" diye emir verir. Kadın komutanın yanma getirilir. Komutan kadına isteğini sorar. Kadın, orada bulunan askerlerden birini işaret ederek: "Bu askeriniz savaş sırasında çocuklarımın elindeki son mısır ekmeği dilimini ellerinden alarak yedi ve çocuklarımın ölümüne neden oldu. Bu askerin cezalandırılmasını istiyorum." der. Komutan: "Bak, der, yalan söylüyorsan ölürsün." Kadın iddiasında ısrar edince komutan kılıcını çeker, askerin karnını yarar ve kadına dönüp haklıymışsın." der.
Ana Düş: Kanıtlamadan kimseyi cezalandırma.
Örnek: M.O. V.yüzyıl ressamlarından Zeuxis, elinde üzüm tutan bir çocuğun resmini yapmış. Üzümler öylesine gerçeğe benzemiş ki kuşlar gelip yemeğe kalkmışlar. Zeuxis, bundan dolayı övüldüğü zaman, üzülerek: "Çocuğu da gerçeğe uygun yapabilseydim kuşlar ondan korkar üzümleri yemeğe çalışmazlardı." demiş.
Ana düşünce: Sanatçı için son durak yoktur.
Örnek: Türkiye'ye gelen sanatçımız, soluğu Kapalıçarşı' da alır. Buradaki esnafla haşır neşir olur. Türkçeyi epey ilerletir. Amacı, Kapalıçarşı'nın yağlıboya resimlerini yapmaktır. Amacına ulaşır. Hatta bu yağlıboyalarını sergilediği üç ayrı sergi açar İstanbul'da. Kapalıçarşı'nın yıllardır oradaki esnafa bile yabancı gelen, gizemli taraflarını tablolaştırır. Bir başka deyişle çarşının yerlileri sanatçının tuvallerinde tanırlar mekânlarını, dükkânlarını.
Parçada olayların olaylar üzerine gelişmesine, zamanın akışına dikkat etmişseniz öyküleme tekniğini yakalamışsınızdır. Hatta parçayı okuyup bitirince "Eee sonra ne olmuş?" diyeceğimiz geliyor. Bu da bu parçaya bir roman veya öyküden alınmış izlenimi veriyor. Yani öyküleme tekniğini gösteriyor.
Örnek:Yatağın altında yeşil, tahtadan bir sandık duruyordu. Onu açtım. Az daha sevincimden haykıracaktım. Annemin bir hafta önce İstanbul'dan gönderdiği hediyeler içinde çıkan kaşağı pırıl pırıl parlıyordu. Hemen kaptım. Tosun'un yanına koştum. Karnına sürtmek istedim. Rahat durmuyordu. Galiba acıtıyor, dedim. Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin çok sivriydi. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri bozulunca, tekrar denedim. Atların hiçbiri durmuyordu. Kızdım. On adım ilerideki çeşmeye koştum.
Örnek:Ayakkabıcı, iskemlesine oturdu. Hasan da merakla karşısına geçti. Şaşarak eğlenerek seyrediyordu. Tamirci, kartona benzeyen kalın deriyi iki tarafı keskin incecik, sapsız bıçağıyla kesti. Ağzına bir avuç çivi doldurdu. Sonra bunları ağzından çıkarıp ayakkabıların altına çabuk çabuk mıhladı. Deri parçalarını pis bir suya koyup ıslattı. Mundar çanaktaki macuna parmağını daldırıp tabanlara sürdü. Hasan bunların hepsine dikkatle bakıyordu. Susuyor ve bakıyordu.
Parçayı okurken gördük ki olaylar birbiri üzerine sıralanmıştır. Zaman durmamış, akmıştır. Zaten zamanın geçmesi demek olayların sıralanması demektir. Bunların hepsi öykülemenin özelliklerindendir.
Örnek: Âdem ile büyük oğlu elektrik ustası Yusuf ellerindeki birer lahmacunun son lokmalarını merdivenleri çıkarken çiğneyip yuttular. Bu sebepten merdiven başına vardıkları zaman biraz nefesleri kesilir gibi oldu. O tıkanıkla ikisi birden Osman Efendi'nin tepesine dikildiler ve ihalenin saatini sordular. Osman Efendi üstten alarak "Bekleyin şurada." dedi.
Örnek: "...Sabaha karşı bir kumsalda uyandım. Omuzlarım ağrıyordu, bacaklarım uyuşmuştu. Güçlükle ayağa kalktım, rüzgâr çıkmıştı gene. Denize bakındım: Görünürlerde yoktu teknem. Elimi kolumu oynatıp kendime gelmeye çalıştım. İlerilere bakındım sonra. Alabildiğine uzanıyordu kumsal. Yürümeye çalışayım, bir eve varırım belki, dedim. Yürüyemedim. Ayağımdan yakalamış bırakmıyordu beni. Bir adım olsun attırmıyordu artık. O, leş sandığım o. Tüm gücüyle çekiyordu beni kendine."


• Okuduğunuz ve dinlediğiniz metinlerin ortak özellikleri nelerdir? Aşağı yazınız.
Araştırma

İçerisinde bir olayın anlatılması
Olayın geçtiği bir yerin olması
Olayın geçtiği bir zaman ( çoğunlukla ) bulunması
Olayı anlatan bir anlatıcının olması

Olayı yaşayan kişi/varlık olması


SAYFA107
• Aşağıdaki tabloda bir metinde yer alan olaylar ve bu metnin olay örgüsü verilmiştir. Tabloyu inceleyiniz. Tablodan yola çıkarak “olay” ve “olay örgüsü” terimlerinin anlamlarının ne olabileceği konusunda arkadaşlarınızla tartışınız. Tartışma sonuçlarını aşağıdaki ilgili bölümlere yazınız.
—. Olay: Öykü kişilerinin başından geçenlere olay denir.


—Olay Örgüsü: Metinlerde olaylar, ya metindeki kişiler arasında cereyan eden ilişkiler ya da kahramanın iç çatışmaları sonucu ortaya çıkar.

SAYFA 109
3. ETK‹NL‹K
• Bulduğunuz ve sınıfa getirdiğiniz kısa tiyatro metinlerini okuyunuz.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Okulda yada arkadaş çevrenizle birlikte oynayabileceğiniz kısa tiyatro oyunları skeçleri.

Düüt
Kahramanlar
Anne
Baba
Çocuk

Oyun
(Salonda anne ve baba birer koltukta oturmaktadır, baba gazete okumakta, anne örgü ile uğraşmakta, çocuk ise yerde oyuncakları ile oynamaktadır.Çocuk elindeki kamyonu halının üzerinde sürerek: )

Çocuk: Düüt!
Anne: Maşallah bey, oğlumuz büyüyor.
Baba: Tabii canım, kimin oğlu! Kafaya bak kafaya tıpkı ben! (Oğlunun saçını okşar.)
Çocuk: Düüt!
Anne: Hatırlıyor musun nefes almıyor diye korkudan ölmüştün.
Baba: Hatırlamaz mıyım, çok korkutmuştu kerata, aslan oğlum, akıllı oğlum benim.
Çocuk: Düüt!
Anne: Maşallah bey, oğlumuz çok zeki! Başkasının çocuğu olsa şimdi ne bulsa ağzına alırdı. Bizimki öyle mi, amanın da benim akıllı kuzuma!
Çocuk: Düüt! (Anne- baba ellerindekilerle meşgul olurken çocuk kamyonu ağzına alır.)
Anne: Bey?…
Baba: Efendim hanım?
Anne: Sence de bizim oğlan mühendis olur değil mi?
Baba: Ne münasebet canım, bizim oğlan doktor olacak.
Çocuk: Düüt! (Seyirciye bakıp gülümser.)
Anne: Aşk olsun ne var yani mühendis olsa!
Baba: Olur mu öyle şey! Doktor olacak o kadar!
Anne: Aaa ne bağırıyorsun be! Hem neden senin dediğin olacakmış, benim oğlum mühendis olacak işte!
Baba: Hanım! Adamın asabını bozma doktor olacak oğlum doktooor!
Anne: Hiç de bile mühendis!
Baba: Doktoooorrrr!
Anne: Mühendiiiiiiiss!
Çocuk: Düüüüüüüüüüüüüt! (Olduğu yere yığılır.)
Baba: Oğlum, aslan oğlum ne oldu!?
Çocuk: Düt! (Ağlar)
Baba: Düt oğlum düt!…

-SON-




Evlilik Yıldönümü
Kahramanlar
Anne
Baba
Umut

Oyun
(Oturma odası, baba gazete okumakta, anne temizlik yapmakta, Umut ise ders çalışmaktadır.)
Umut: Anneciğim, bugün günlerden ne?
Anne: Çarşamba, ne olmuş?
Umut: Yok bir şey… Babacığım, bugün ayın kaçı?
Baba: Kızım, tamam alacağım o elbiseyi.
Umut: Elbiseyi sormadım baba.
Baba: Kızım, neden üsteliyorsun? Söz verdik işte, bırak da gazetemizi okuyalım.
Anne: Hilmi, faturayı yatırdın mı?
Baba: Ne faturası?
Anne: Ne faturası olacak, elektrik faturası! Yine unuttun değil mi?
Baba: Yahu hanım, sanki boş vaktim varmış gibi… Tövbe tövbe!
Anne: Sorumsuzsun Hilmi sorumsuzsun!
Baba: Hanım, canımı sıkma akşam akşam, zaten tepem attı iş yerinde.
Anne: Canı sıkkınmış, ben elektrik faturası diyorum, sen can sıkıntısından bahsediyorsun.
Baba: Yeter be kadın! Bir gram huzur bırakmadın!
Anne: Yaa! Huzurunuzu ben kaçırdım demek.
Baba: Zehra! Sabrım taşıyor bak!
Anne: Taşarsa taşsın be! Bıktım senin bu hallerinden! Eve geç gelirsin, ailene ilgisizsin, çocuğun elbise ister almazsın, sorumsuzluğun diz boyu!
Baba: Eee, yeter be! Asıl ben bıktım senden! Bir akşam eve geldiğimde güler yüz göstermezsin, seninle evlendiğim güne lanet olsun, bıktım senden bıktım!
Umut: Baba!??!
Baba: Sus kızım, seni hiç çekemem şimdi.
Anne: Demek bıktın, peki o halde ayrılalım biz. Niye devam ettiriyoruz ki bu evliliği?
Baba: Nerde o günler! Boğuyorsun artık beni, nefes alamaz oldum sayende!
Anne: Bak seen! Demek öyle, daha fazla boğmayayım ben sizi. Canıma minnet, beni istemeyen adamı ben hiç istemem. Seni tanıdığım güne lanet olsun, ben babamın evine gidiyorum.
Baba: Nereye gidersen git, cehenneme kadar yolun var. Biz, kızımla yaşarız huzur içinde.
Anne: Umut’u sana bırakacağımı kim söyledi, o da benimle gelecek.
Baba: Yapma yaa! Başka derdin var mıydı? Kızım hiçbir yere gidemez, izin vermiyorum.
Anne: Zaten izin isteyen yok senden, kızım benimle gelecek.
Baba: Seni vururum Zehra, beni bu yaştan sonra katil etme!
Anne: Hele bir dene, bak ne oluyor!
Baba: Zehra, kapa çeneni! Çok fena olacak!
Anne: Ne olacak be ne olacak? Sen kimi tehdit ediyorsun?
Baba: Zehra, sana sus dedim be Allah’ın cezası. Sus!
Anne: Sen kimi susturuyorsun be! Ne hakla… (Umut, araya girer.)
Umut: Yeteeer! Bıktım ikinizden de! Her gün kavga etmenizden bıktım, arkadaşlarımın mutlu aile öykülerini dinlemekten bıktım, yaşamaktan bıktım!.. Sizin bir yere gitmenize gerek yok; ben gidiyorum.
(Umut, oturduğu yerden hareketlenir, masanın altındaki pakete uzanır.)
Ha, unutmadan; bu paketi de sahibine verirseniz sevinirim. Onları görürseniz deyin ki:
“Bu paketi, Umut bıraktı; evlilik yıldönümünüzü kutluyor.”
(Umut sahneden ayrılır, anne-baba da peşinden gider.)
Anne: Umut???
Baba: Umut, kızım!!!
-SON-





Kabadayı Okulu
Kahramanlar
Kabadayılar Kralı Uğur
Çakal Semih
Tilki Volkan
Karabela Halil
Baba Oğuz
Domdom Bayram

Oyun
Kabadayı okulu öğrencileri sınıfta beklemektedir. (Jenerik müziği çalmaktadır.) Kabadayıların bazıları volta atmakta bazıları ise tespih çekmektedir. Bu sırada kabadayılar kralı Uğur sınıfa girer.
K. Uğur: Selamun Aleyküm kardaşlar!
Sınıf: Aleyküm Selam ağabeyimiz!
K. Uğur: Eyvallah, oturun.
(Sınıf oturur. Kabadayılar kralı Uğur yoklama alır. Adı okunan “eyvallah” der.)
K. Uğur: Bugün kabadayı duruşlarını öğreneceğiz.
Sınıf: Eyvallah!
K. Uğur: Evet, Çakal Semih kardeşimiz, ayağa kalk!
Ç.Semih: Eyvallah!
K. Uğur: Bize göster bakalım, kabadayı nasıl bakar?
(Semih seyirciye doğru Küçük Emrah gibi bakar.)
K. Uğur: Olmadı olmadı! Öyle mi bakılır! Bana bakın şimdi.
(K. Uğur sert bir şekilde seyirciye bakar.)
K. Uğur: Anladınız mı?
Sınıf: Eyvallah!
K. Uğur: Tilki Volkan kardeşimiz, ayağa kalk!
T. Volkan: Eyvallah!(ince seslidir)
K. Uğur: Bize göster bakalım, nasıl nara atılır?
T. Volkan: Hieeeeeeyyyyyytttttt!!!
K. Uğur: Olmadı olmadı! Bu sesle kimse korkmaz.Bana bakın şimdi.(Nara atar.)
K. Uğur: Anladınız mı?
Sınıf. Eyvallah!
K. Uğur: Baba Oğuz kardeşimiz, ayağa kalk!
B. Oğuz: Eyvallah!
K. Uğur: Bize göster bakalım nasıl tespih çekilir?
B. Oğuz: (Tespihi cebinden çıkarır) Bismillah, bismillah, bismillah…
K. Uğur: Allah kabul etsin! Yahu beni delirtmeyin! Kabadayı öyle mi tespih çeker?
Bak şimdi: (Nasıl tespih çekileceğini gösterir.)
K. Uğur: Anladınız mı?
Sınıf: Eyvallah!
K. Uğur: Domdom Bayram karedeşimiz, ayağa kalk!
D. Bayram: Eyvallah!
K. Uğur: Bize göster bakalım, nasıl bıçak çekilir?
D. Bayram: Hiiieeeeeyyyyt! (Cebinden tırnak makası çıkarır.)
K. Uğur: Olmuyor olmuyor! Ulan o ne? Sen nasıl kabadayısın?
K. Uğur: (Cebinden bıçağı çıkarır, tam bağırırken dışarıdan bir kadın sesi gelir.)
Kadın: Uğuuurrr!
K. Uğur: Eyvah hanım çağırıyor! Buyur gülüm! (Heyecanlı bir şekilde sahneyi terk eder.)
Kabadayılar ayağa kalkar, hep beraber:
EYVALLAH…
-SON-





Acele Kral Aranıyor
MUHAFIZ : Padişahım sonunda ülkemizin en zeki çocuğunu bulduk.
PADİŞAH : Çabuk buraya getirin.
MUHAFIZ : Emredersiniz efendim.
PADİŞAH : Hoş geldin oğlum.
ÇOCUK : Hoş bulduk padişahım. Beni emretmişsiniz.
PADİŞAH : Senin çok zeki bir çocuk olduğunu duydum. Artık ben yaşlandım. Ülkenin yönetimini bırakacağım bir oğlumu yok. Eğer gerçekten zeki biriysen benden sonra tahta sen geçeceksin. Yani bu ülkenin kralı olacaksın.
ÇOCUK : Allah size uzun ömür versin sultanım. Biz ölelim siz yaşayın…
PADİŞAH : Yoo, yo! Ben yeterince yaşadım zaten. Nasıl olsa birgün hepimiz öleceğiz. Şimdi şu soruları cevapla bakalım.
ÇOCUK : Ne sorusu efendim?
PADİŞAH : Şimdi senin gerçekten zeki olup olmadığını anlamak için 3 soru soracağım.
ÇOCUK : Sorun efendim.
PADİŞAH : Dünyadaki bütün denizlerde kaç damla su olduğunu ölçebilir misin?
ÇOCUK : Tabiki ölçerim. Ama bunu yapabilmem için sizin de yeryüzündeki bütün akarsuları durdurmanız gerekiyor. Çünkü saydığım damlaları tekrar sayıp hata yapabilirim.
PADİŞAH : Güzel! Peki şu ikinci soruyu cevapla bakalım.
ÇOCUK : Sorun efendim.
PADİŞAH : Gökyüzünde ne kadar yıldız var?
ÇOCUK : Ülkemizdeki ağaçların yaprak sayısının yarısı kadar.
PADİŞAH : Emin misin?
ÇOCUK : Bana inanmıyorsanız oturun tek tek sayın efendim. Hesabım yanlış ise cezama razıyım.
PADİŞAH : Aferin. Şimdi son soruyu soruyorum.
ÇOCUK : Sorun efendim.
PADİŞAH : Sonsuzluk nedir?
ÇOCUK : Sonsuzluk ne midir? Bu çok kolay bir soru ama padişahım.
PADİŞAH : Cevapla o zaman.
ÇOCUK : Bizim köyde bir dağ vardır. Bu dağ o kadar büyüktür ki henüz üzerinden aşabilen olmamıştır. İşte bu dağa her 100 senede bir kuş gelir ve gagasını kayaya bir kere sürter. Sonra da tekrar 100 sene sonra gelmek üzere uçar gider. O kuşun gagasıyla o dağ yok oluncaya kadar sonsuzluktan sadece bir saniye geçmiş olur. Varın gerisini siz hesaplayın.
PADİŞAH : Aman Allahım bu ne zeka böyle! Bir daha tekrar eder misin evladım?
ÇOCUK : Tabi. Bizim köyde bir dağ vardır. Bu dağ o kadar büyüktür ki henüz üzerinden aşabilen olmamıştır. İşte bu dağa her 100 senede bir kuş gelir ve gagasını kayaya bir kere sürter. Sonra da tekrar 100 sene sonra gelmek üzere uçar gider. O kuşun gagasıyla o dağ yok oluncaya kadar sonsuzluktan sadece bir saniye geçmiş olur. Varın gerisini siz hesaplayın.
PADİŞAH : Harika, harika! Artık ülkemi emanet edebileceğim bir insan var. Ne mutlu bana ki artık gözüm arkada kalmayacak.
Son




Güzellik Yarışması
(Adaylar ve sunucu, köylü kıyafetleri giymişlerdir. Sahnenin önünde “DAŞLI DEPE YEŞİL MERCİMEK FESTİVALİ” yazmaktadır. Arkada 3 kişi bir masaya oturmuş, masanın önünde de CÜRİ yazılı bir kağıt vardır.)
Sunucu: Sevgili Daşlı Depelile, güzel gasabamız için derdiplenen Daşlı Depe Yeşil Mercimek Festivaline hoşgeldiniz. Şimdi sıra geldi güzellik yarışmasınaaaaaaaaaaa. Güzel adayları deker deker cürinin önünden geççekler. (Köylü kızlar-adaylar jürinin önünden geçerler)


1. Aday. Hülya Bahar. 18 yaşında, lise sona gideyo, İngilizce bileyo. Gasabamız Hal Müdürünün gızı.
2. Aday. Fatoş Zeytin. Biçki dikiş gursu mezunu, 21 yaşında Göfteci Ali’nin gızı.
Aha bu da Saniye Yanoş. 20 yaşında Muncurukların Sarı Naciye’nin gızı. Her türlü yimek yapayo, ganaviçe işleyo, iğne oyası bileyo.
4. Aday. Güllü Kestaneci. 19 yaşında, yufka açayo, sıva yapayo, dantel öreyo, Güdük Necmi’nin gızı.
5. Aday. Fadime Gırtık 19,5 yaşında. Gözel mantı yapayo. Her bi işi becereyo. Açık öğretim mektebine devam edeyo. Bodur Osman’ın gızı.
6. Aday. Zahide Pekmez. 18 yaşında. Ganaviçe işleyo, gözel gözel yemekler yapayo, iyi göbek atıp, türkü çığırıyo. Püsürdükler’in Hatça’nın gızı.
Anaaaaaa bunlar da kim? (Anne ile kız tartışarak içeri girerler) Aça ne arıyorsunuz burda?

Anne- Benim gızın elâlemden nesi eksük?
Sunucu: Eksiği yok fazlası var.
Kız: Neyim fazla sunucu buba?
Sunucu: Yaşın.
Anne- Güçüttürürüz.
Sunucu: Kilon fazla gızım.
Anne- Erüttürürüz.
Sunucu: Gerdanın sarkmış.
Anne- Gerdürttürürüz.
Sunucu: Sana curi oy vermez gızım.
Anne- Verdüttürürüz.
Sunucu: Nasıl verdüttürecen?
Anne- (Kolundaki altın bilezikleri göstererek) Yedüttürürüz.
Sunucu: Yahu farzedelim güzellik graliçesi oldun. Sonra nolucek?
Anne- Evlendürürüz.
Kız: Hayır anne hayır, asla, ayem sori yani üzgünüm. Beni graliçe olduktan sonra isteyen bir erkeği ben gatiyen istemem.
Son




Hangisini Getireyim ?
Hanım: Nilgüüüüüüüün!
Hizmetçi: Buyrun hanımefendi.
Hanım: Biraz sonra misafirlerim gelecek. Senden bir şey getirmeni istediğimde bana hangisi hanımefendi diye soracaksın.
Hizmetçi: Başüstüne hanımefendi. (Misafirler gelir.)
Hizmetçi: Misafirler geldi hanımefendi.
Hanım: Tamam, al içeri.
Buyrun hoşgeldiniz. Nasılsınız? İyi misiniz?

Misafirler: İyiyiz. Teşekkürler. Siz nasılsınız?
Hanım: Ay iyiyim. Geçenlerde bir kürk aldım, o kadar güzel ki. Görmek ister misiniz?
Misafirler: Tabii tabii. Görelim.
Hanım: Nilgüüüüüüüüün!
Hizmetçi: Buyrun hanımefendi.
Hanım: Kızım bana geçen gün aldığım kürkü getir!
Hizmetçi: Hangisini hanımefendi?
Hanım: Siyah olanı.
Hizmetçi: Buyrun hanımefendi, getirdim.
Hanım: Bakın ne kadar güzel değil mi?
Teşekkür ederim. Götürebilirsin.
Ayy geçenlerde bir yüzük aldım. Görmek ister misiniz?

Misafirler: Tabii tabii. Görelim.
Hanım: Nilgüüüüüüüüüüüün!
Hizmetçi: Buyrun hanımefendi.
Hanım: Kızım bana geçen gün aldığım yüzüğü getirir misin?
Hizmetçi:Hangisini getireyim hanımefendi?
Hanım: Pırlanta olanını.
Hizmetçi: Buyrun hanımefendi.
Hanım: Bakıııııın ne kadar güzel değil mi? Teşekkür ederim. Götürebilirsin.
Hizmetçi: Hanımefendi kocanız geldi.
Hanım: Çağır.
Hizmetçi: Hangisini hanımefendi.
Son




Hasta Ziyareti
Bir işitme engelli, hasta ziyaretine gidiyormuş. Yolda kendi kendine şöyle düşünmüş: “Her ne kadar söylenenleri anlamıyorsam da söylenenleri duymuyorsam da, hasta ziyaretlerinde genellikle hep aynı şeyler söylenir. Ben nasılsın derim, o da iyiyim der, ben de memnun olduğumu söylerim. Sonra ne yiyorsun derim, bir yemek ismi söyler, ben de afiyet olsun derim. Doktorlardan kimin baktığını sorarım, birisinin ismini söyler, iyi doktordur der, ziyareti bitiririm.”
Kafasındaki bu kurgu ile hastanın yanına girer.

İşitme Engelli: Nasılsınız?
Hasta: Ölüyorum, ölüyorum. (İşitme engelli, hastayı duymak için sürekli olarak elini kulağına götürerek konuşur.)
İşitme Engelli: Oh oh, memnun oldum efendim.
Peki ne yiyorsunuz?
Hasta: Zehir zehir.
İşitme Engelli: Çok iyi, çok iyi güzel. Afiyet olsun.
Peki efendim, tedavi için hangi doktor geliyor?
Hasta: Ne doktoru. Azrail’i bekliyorum, Azrail’i.
İşitme Engelli: Oh oh iyi doktordur o. Senin işini tez zamanda bitiriverir. Hadi bana eyvallah.

Son




Film Çekimi
Yönetmen: Biraz ağlayarak oynayacaksınız. Başla!
Kovboy: Senin anan var mı?
Kız: Yoook.
Kovboy: Senin baban var mı?
Kız: Yook.
Kovboy: Peki paran var mı?
Kız: O da yok.
Kovboy: Öyleyse ben seni öldürüyorum. Dışın, dışın. (Kız yere yatıp ölü taklidi yapar. Yanına yoldan geçen biri yaklaşır. Kızın yanına çömelir)
Başkası: Kim vurdi buni? Neden vurdi buni? Nasıl vurdi buni?
Yönetmen: Olmuyor olmuyor. Biraz müzikal. (Aynı sahne müzikal olarak yapılır)
Yönetmen: Olmuyor olmuyor çocuklar. Biraz ağır oynayın. (Aynı sahne ağır ağır oynanır.)
Yönetmen: Olmuyor olmuyor. Biraz hareketli oynayın. (Aynı sahne biraz hareketli oynanır.)
Yönetmen: Olmuyor olmuyor çocuklar. Bu ne ya? Herkes rolünü uygun olarak yapsın. (Sonunda yaparlar.)
Yönetmen: Bravo bravo çocuklar, tam istediğim gibi oldu.
Kameraman: Yönetmenim, şey. Ben kameraya film koymayı unutmuşum. (Herkes kameramanı kovalar ve çıkarlar.)
Son




23 Nisan Oyunu 1
Ali: Çocuklar, Necla ile Ersin tam bir haftadır birbirleriyle dargınlar.
Osman: Ya, ya… Ölsek barışmayız, diyorlar.
Nuri: Arkadaşlar ne yapalım edelim, şunları barıştıralım.
Abidin: Haydi Osman gidelim, sen Necla’yı getir, ben de Ersin’i. Bugün bu işi bitirelim. (İki çocuk gider.)
Ali: Benim aklıma güzel bir fikir geldi.
Nuri: Nedir o?
Ali: Barışmak için Çocuk Bayramı’dan güzel sebep olur mu?
Nuri: Yaşa Ali, bu yerinde bir akıl.
(O sırada bir taraftan Necla, öbür taraftan Ersin gelirler)
Osman: Necla’cığım bizim içimize sinmiyor. Artık Ersinle barışıverin.
Necla: Asla barışmam!
Ersin: Hele ben hiç barışmam. Çünkü ayağıma basıp da özür dilemeyen O.
Ali: Ne yazık… Atatürk’ün ruhu şimdi üzülüyor.
Necla: Neden?
Ali: Görmüyor musun, 23 Nisan Çocuk Bayramı geliyor?
Nuri: Atatürk bu bayramı neden Çocuk Bayramı demişti? Türk çocukları el ele verip birlik olsun, iyi yetişin, ilerde vatanı iyi korusun diye.
Osman: Siz ise, şimdiden darılıyorsunuz.
Ersin: Atatürk’ün ruhunu hiç üzemem, ben barışıyorum.
Necla: Ben de üzemem, barışırım.
(İki çocuk birbirine sarılır.)
Nuri: Yaşasın bayram, yaşasın Ali’nin aklı!

Son




23 Nisan Oyunu 2
KONU: Köyde gerçekleşen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na ilgisiz kalan muhtar köy kahvesinde oturmaktadır. O sırada oradan geçen Emekli Zabit bunu görünce sebebini öğrenmek ister ve kahveye girer. Muhtarla konuşarak ilgisizliğinin sebebini anlamaya çalışır.
KİŞİLER: Emekli Zabit, Köy Muhtarı, Kahveci
YER: Köy Kahvesi
OYUN
MUHTAR(Esneyerek): Herkes tutturmuş meclis açıldı. Bugün meclisin açılışının yıl dönümü, kutlama yapılıyor. Sen de katıl. Ne işim olur.
EMEKLİ ZABİT(Yaklaşarak):Selamün Aleyküm Muhtar. Nasılsın, iyi misin?
MUHTAR(Dönerek):Eyiyim. Sen nassın?
EMEKLİ ZABİT: İyiyim şükür.
MUHTAR(Bağırarak):Kaveci bize iki az şekirli kave.
KAHVECİ: Buyur mıhtar bol köpüklü kaveleriniz.
MUHTAR: Bilirim senin bol köpüklü kavelerini. Bol köpüklü diye içtik durduk; ne köpüğü bilemedik.
ZABİT: Biliyor musun muhtar bugün neyin yıl dönümü?
MUHTAR: Biliyom Zabit Efendi. Ama bu kutlamaya ne gerek var onu bilmiyom?
ZABİT(Birden): Ne diyorsun sen muhtar? Bugünün ne olduğu nasıl bilmezsin? Kutlamaya ne gerek var dersin?
MUHTAR(Gülerek): Ne bağırıyon? Zabit Efendi. Bilmek zorunda mıyım?
ZABİT EFENDİ(Yüksek Sesle):23 Nisan 1923 Tarihi sana bir şey hatırlatmıyor mu? Çocuk Bayramı bir anlam ifade etmiyor mu?
MUHTAR(Kısık sesle): Etmiyo. Ben bilmem. 23 Nisan 1923’te ne oldu? Neden çocuklar bugünde bayram yapılır?
ZABİT EFENDİ: Yazık san muhtar bu köyün başına bir de muhtar olmuşsun. İnsanlar senden iş bekliyor.
MUHTAR: Zabit Efendi söle bakalım 23 Nisan 1923’te ne oldu? Bugün neden önemlidir?
ZABİT EFENDİ: Muhtar, 23 Nisan 1923’te Millet kendi sözünün sahibi oldu. Millet ne derse o olur dendi. Ve öyle de oldu. Sen seçilirken seni köylü seçmedi mi? Onlar istese seni seçmezlerdi? Değil mi?
MUHTAR(Utanarak): Evet. Köylü beni seçmezdi. Ama benden iyisini mi bulacaktı? Ben işlerimi halletmek için konuşmam para ile işlerimi hallederim.
ZABİT EFENDİ: Sen bu kadar bilirsin seçimle iş başına gelmenin önemini,23 Nisan 1923’ün önemini.
MUHTAR: Yahu Zabit Efendi sen meclisin bu kadar önemli olduğunu nerden biliyorsun? Hiç gittin mi meclise?
ZABİT EFENDİ: Ben ordudan emekli olmadan önce Ankara’ya meclisi görmeye gittim. Seçilen insanlar bizi orada nasıl ve ne kadar temsil ediyor diye. Seçimle gelen insanlar bizi en güzel şekilde temsil ediyor. Eskiden böyle miydi? Osmanlı zamanında zengin ve sözü geçen insanlar giderdi. Ama şimdi öyle değil.
MUHTAR(Utanmış bir şekilde): Haklısın galiba Zabit efendi seçimle gelen insanların sözleri daha bir itibarlı oluyo. Zira onları halk seçiyo. Beni de köylü seçmedi mi? Atatürk milleti kurtardığı gibi onlara söz hakkı da verdi.
ZABİT EFENDİ: Ha şöyle muhtar yola gel. Hadi kalk okula 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamaya biz de katılalım. Muhtarsız kutlama olmaz.
MUHTAR: Tamam. Ama önce bakkala uğrayalım çocuklar için bir şeyler alalım. Madem bugün onların günü öyle değil mi?
ZABİT EFENDİ: Öyle bugün çocukların bayramı. Onların eğlenmesi, gülmesi lazım. Gelecek
neslimiz onlar

MUHTAR(Yüksek sesle): Kaveci hadi sen de kaveyi kapada gel. Bugün mühim bir gün kutlamalara gideceğiz.
KAHVECİ: Tamam mıhtar. Geleyom.
Üçü birlikte kutlamalara katılmak için okul meydanına giderler.
sOn




• Okuduğunuz “Motor” adlı metinle tiyatro metinlerini anlatıcının varlığı bakımından karşılaştırınız. Hangisinde olaylar bir anlatıcı tarafından nakledilmektedir? Açıklayınız.
TİYATRO METNİNDE ANLATICI İKİNCİ PLANDADIR ( OLAYIN TAMAMINI ANLATMAZ BELİRLİ KISIMLARI İFADE EDER VE OLAYIN AKIŞINI KAHRAMANLAR SAĞLAR)
ANLATMAYA BAĞLI METİNLERDE ANLATICI OLAYI HER DAİM İFADE EDER

ANLATMAYA BAĞLI METİNLER ANLATICI TARAFINDAN NAKLEDİLİR.



• Öyküleyici anlatımda, anlatmanın rolü nedir? “Motor” adlı metinden hareketle açıklayınız.
OLAYIN OKUYUCUYA EN GÜZEL ŞEKİLDE İFADESİ İÇİN İYİ BİR ANLATIM GEREKLİDİR. ANLATIMIN EN ETKİLİ ŞEKİLDE OLMASI OKUYUCUYU METNE BAĞLAR



• “Motor” adlı metinden hareketle, anlatıcı-olay ilişkisini de göz önünde bulundurarak öyküleyici anlatımın ne olduğunu açıklayan kısa bir paragraf yazınız.
—Bir konunun, bir olayın bir ya da daha çok kahraman etrafında, belirli bir zaman ve yer içinde anlatıldığı anlatım tekniğidir.—Öyküleyici anlatım olay kaynaklı bir anlatım tekniğidir. Öyküleyici anlatımın olabilmesi için bir kişinin başından geçen bir ya da daha çok olayın olması gerekir. Bir kişinin başından geçenler, bir trafik kazası, bir futbol karşılaşması, geçmişte yaşadığı bir takım olaylar… öyküleyici anlatımın sınırlarına girmektedir.



SAYFA 110
4. ETK‹NL‹K
• “Motor” adlı metni özetleyerek metnin temasını söyleyiniz.

TEMA : EVLAT SEVGİSİ


• “Motor” adlı metnin olay, kişi, zaman ve mekân unsurlarını belirleyerek defterinize yazınız.
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


5. ETK‹NL‹K
• Metindeki kahramanların özellikleri nelerdir?
• Kahramanlar hangi sebeple bir arada bulunmaktadırlar?
• Bir arada bulunmak zorunda olan kahramanların bireysel farklılıkları sebebiyle karşı karşıya
gelmeleri ile metindeki olayın oluşumu arasında nasıl bir ilgi vardır?
• Vermiş olduğunuz cevaplardan yola çıkarak defterlerinize, “olay” unsurunu tanımlayan kısa
bir paragraf yazınız. Yazınızı, sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.



6. ETK‹NL‹K
• “Motor” adlı metinde anlatılanların gerçek hayatta yaşanması mümkün müdür? Açıklayınız.
• “Motor” adlı metindeki olayları oluş sırasına göre tahtaya yazınız.




• Olay ile olay örgüsü arasında nasıl bir ilgi olduğunu sözlü olarak açıklayınız.
7. ETK‹NL‹K
• “Motor” adlı metindeki olay ile kişi, zaman ve mekân unsurları arasında nasıl bir ilgi vardır?
Açıklayınız.
• “Motor” adlı metindeki olayın, başka kişilerle, başka zaman ve mekânda anlatılması mümkün
olabilir mi? Bu durum metnin anlatımını nasıl etkiler?
• Olay, kişi, zaman ve mekân unsurları arasında nasıl bir bütünleşme vardır? Açıklayınız.
• Kişiler arasındaki çatışma ile olayın ortaya çıkışı arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
8. ETK‹NL‹K
• “Motor” adlı metindeki varlıkların tanınmasına yarayan kelimeleri (isim türündeki kelimeleri)
bularak açıklayınız.
• Bulduğunuz isimler, metnin oluşumuna nasıl bir katkı sağlamıştır? Metnin bu isimler olmadan yazı

lması mümkün olabilir miydi? Sınıfta tartışarak sonuçları defterinize yazınız.

Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 05:39 )
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
10.sınıf, 2011, 2011-2012, 2012, bu senenin, cevapları, ders kitabı cevapları, dil ve anlatım, ekoyay, indir, kitabı, kitap, oku, sαω, tüm, yeni, yükle, zambak, öğretmen kitabı

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat