Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Zarfların ve Edatların Türkçe'de Kullanılış Şekilleri

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Zarfların ve Edatların Türkçe'de Kullanılış Şekilleri Konusunu Görüntülemektesiniz => Zarfların ve Edatların Türkçe'de Kullanılış Şekilleri Zarflar ve Zarfların Türkçe'de Kullanılışı Edatlar ve Edatların Türkçe'de Kullanılışı Zarflar ve Zarfların Türkçe'de ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 01-01-08, 11:43   #1 (permalink)
Moderatör
 
Giriş Tarihi: 29-03-2007
Yer: Kayıp Kentin/Kayıp Labirentinden..
Mesajlar: 15,849
Blog Mesajları: 7
Rep Puanı: 105557029
Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11Lephisto Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 1055749
Post Zarfların ve Edatların Türkçe'de Kullanılış Şekilleri



Zarfların ve Edatların Türkçe'de Kullanılış Şekilleri



Zarflar ve Zarfların Türkçe'de Kullanılışı
Edatlar ve Edatların Türkçe'de Kullanılışı
Zarflar ve Zarfların Türkçe'de Kullanılışı


Bir fiilin, bir fiil şeklinin (fiil ismi, sıfat-fiil, zarf-fiil), sıfatın veya kendi türünden bir başka kelimenin anlamını yer (yön), zaman, ölçü, nitelik, soru bakımından belirten veya sınırlayan kelimelere zarf (belirteç) denir.
Tekin, çok çalışıyor. -fiil
Çok konuşma insanı gözden düşürür. -fiil ismi
Bu çok pahalı bir elbise olmalı. -sıfat
Bugünlerde çok fazla uyuyorsun. -zarf

Zarflar anlamını belirttikleri, değiştirdikleri unsurlara, özellikle fiillere doğrudan doğruya, çekimsiz olarak bağlanan isim soylu kelimelerdir. Zarflar, tamlayan unsurlar olarak bağlandıkları kelimelerden önce gelirler: şimdi gelecekler, aşağı indi, en güzel hediye, çok çalışarak kazandı, vb. gibi.
İsmin zarf görevinde kullanılabilmesi için fiile çekim eki almadan bağlanması gerekir. Çekim eki alan isim zarf olmaz; fiilin anlamına doğrudan doğruya etki etmeyen, sadece onu tamamlayan bir isim unsuru olarak kalır:
İleri gitti. İleri-y-e gitti. Cümlelerinin birincisinde ileri kelimesi çekim eki almadan fiilin yerini gösteren zarf; ikincisinde ise isim çekimi eki (yaklaşma hâli eki) alarak fiili yer bakımından tamamlayan isim görevinde kullanılmıştır. Dolayısıyla, zarf değildir.
Yazın, kışın, güzün; arabayla, kalemle gibi örnekleri olan vasıta hâli eki (-n; -la, -le); sonra, üzere, ileri, yukarı, dışarı, içeri gibi kelimelerde rastladı*ğımız yön ekleri (-ra, -re; -arı, -eri) ve açıkça, önce, güzelce, kurnazca, yavaşça gibi örneklerde bulunan eşitlik hâli eki (-ca, -ce; -ça, -çe), günümüzde yavaş yavaş çekim eki işlevinden sıyrılıp yapım eki işlevi kazanmaya başladığı için bu ekleri alan isimler zarf olarak da kullanılabilir: Okullar güzün açılır. Ben sizi sonra ararım. Görevinizi dürüstçe yapınız gibi.
ZARFLARIN ÇEŞİTLERİ

1. Zaman zarfları

Fiilin anlamını zaman kavramıyla sınırlandıran, belirten akşam, akşamleyin, artık, daha, bazen, demin, demincek, dün, er, erken, henüz, hiçbir zaman, gece, geceleyin, geç, gündüz, güzün, öğleyin, önce, sabah, sabahleyin, şimdi, şimdilik, sonra, yarım saat önce, yarın, yazın, yine gibi zaman isimleridir.
Zaman zarflarının eylemin yapılış zamanını daha kesin bir ifadeyle sınırladığına, belirttiğine dikkat edilmelidir: Borcumu ödedim. cümlesinde ödeme işinin geçmişte yapıldığı bellidir. Ama bu iş, beş dakika önce mi yapılmıştır yoksa yıllarla ifade edilebilecek bir zaman diliminde mi gerçekleştirilmiştir, bu belli değildir. Cümleye eklenecek bir zaman zarfı, eylemin zamanını daha açık ve kesin olarak belirtecektir: Borcumu biraz önce ödedim. gibi.
Yükleme sorulan ne zaman sorusuna cevap olan kelime veya kelime grupları, (zaman bildiren kelimelerde bazı çekim eklerini alsalar bile) cümlede zaman bildiren zarf tümleci olurlar: Toplantıya, saat 15.30’da başlanacak. Ülkesine, bütün Avrupa’yı gezdikten sonra döndü. Babasının gittiğini duyunca üzüldü.
2. Yer (yön) zarfları

Bu zarflar, boşlukta bir yer ifade eden ve sayıları çok olmayan aşağı, beri, dışarı, geri, içeri, ileri, karşı, öte, yukarı gibi yer isimleridir. Bunların hemen hepsinde bir yön ifadesi olduğu için zarf olarak fiilin yönünü gösterirler: Beri gel, barışalım. Biraz geri çekil. Lütfen, içeri buyurun. vb. gibi.
Yukarıda da belirtildiği gibi bu yer isimlerine hâl eki getirilirse isim olurlar.
3. Hâl (durum) zarfları

Bir fiilin, sıfatın veya bir başka zarfın anlamını nasıllık-nicelik bakımından etkileyen, belirten zarflardır. Hâl ve tavır ifade eden her isim, hâl zarfı olarak kullanılabileceği için Türkçede bu zarfların sayısı pek çoktur. Hemen hemen bütün niteleme sıfatları da hâl zarfı olarak kullanılabilir: uslu (durun), iyice (öğrendik), böyle (olmaz), sora sora (buluruz), hızlı (oku), tek tek (anlattı), doğru (söyle), yorgun (görünüyorsun), türkü çağırarak (arıyor) gibi.
4. Azlık-çokluk zarfları

Azlık-çokluk (miktar, ölçü, derece) bakımından fiilleri, fiil şekillerini, sıfatları ve zarfları belirten kelimelerdir. Bu zarflar, sayıca az olup başlıcaları şunlardır: az, biraz, çok, daha, en, pek.
En zarfı tipiktir. Diğerlerinden farklı olarak tek başına kullanılmaz ve bir anlam ifade etmez. Sıfat ve zarfların önünde aşırılık ifade eder. Onların en yüksek derecesini bildirir:
En güzel şiiri senin için yazdım.
sıfat
5. Soru zarfları

Fiil, sıfat ve zarflarla ilgili soru ifade eden nasıl, neden, ne kadar, niçin, niye gibi kelimelerdir: Nasıl yazıyorsunuz? Niye çattın, yâr kaşlarını. Neden konuşmuyorsun? Ne kadar kaybettin?
Bunlardan başka Türkçeye, Arapçadan geçen fazla, fevkalâde, gayet, harikulâde gibi kelimeler de yerine göre zarf olarak kullanılmaktadır: fazla (çalışmıyor), gayet (güzel), fevkalâde (önemli bir durum), harikulâde (olmuş), gibi.
Zarfların cümlede kullanımıyla ilgili olarak şu üç noktaya özellikle dikkat edilmelidir:
1. Yukarıdaki tanımda da belirtildiği gibi zarflar fiillerin, sıfatların ve zarfların anlamını belirten, sınırlayan kelimelerdir. Cümlede söylenmek istenilenin daha açık, özel ve ölçülü ifadesinde uygun zarfların doğru yerde kullanılması önemlidir: Yoruldum. cümlesi, “Dün akşam çok yoruldum.” cümlesine göre daha kapalı ve genel anlamlıdır.
2. Niteleme sıfatı olarak kullanılan bir çok kelime de zarf olarak kulla*nılabilir. (Büyük lokma ye, büyük konuşma.) Ancak zarf olarak kullanılması gereken bir kelimenin cümlede yanlış yerde (özellikle, isimlerden önce sıfat yerine) kullanılması söylenmek istenilenle söylenenin birbirinden farklı olmasına ve anlatım bozukluklarına yol açar:
-Toplantıda güzel konuştunuz. (Konuşma eylemi güzel yapıldı.)
-Güzel toplantıda konuştunuz. (Güzel sözü, toplantının sıfatı oldu.)
-Tiyatroya fazla gidemiyorum. (Eylem sık yapılamıyor.)
-Fazla tiyatroya gidemiyorum. (“Fazla tiyatro” uygun olmaz. )
-İnşaata izinsiz girilmez. (Eylem için izin alınmalıdır.)
-İzinsiz inşaata girilmez. (İnşaat izinsizdir.)
-Başım çok ağrıyor. (Ağrının şiddeti belirtiliyor.)
-Çok başım ağrıyor. (Uygun değildir.)
-Yeni okula geldi. (Yeni sözü okulun sıfatıdır. Gelme eyleminin yeni yapıldığı -söylenmek isteniyorsa zarf, fiilden önce kullanılmalıdır: Okula yeni geldi.)
-Bakanlık müfettişleri, bir haftada bilgisayarlı eğitim uygulamasına başlayan on beş ilköğretim okulunu denetleyecekler.(Denetlemenin bir hafta süreceği belirtilmek isteniyorsa zaman zarfı, fiilden önce kullanılmalıdır: Bakanlık müfettişleri, bilgisayarlı eğitim uygulamasına başlayan on beş ilköğretim okulunu bir haftada denetleyecekler.)
3. Son zamanlarda sıfatın veya zarfın derecesini belirten çok, daha, en gibi zarfların yerine acayip, afet, dehşet, felâket, korkunç, müthiş gibi kelimeler kullanılmaktadır ki bu dil açısından çok yanlıştır:
Korkunç güzel saz çalıyor. (Korkunç olan güzel değildir. “Çok güzel saz çalıyor.” biçiminde olmalıdır.)

Edatlar ve Edatların Türkçe'de Kullanılışı Edatlar, tek başlarına kullanıldığında anlamı olmayan, daha çok isim ve isim soylu kelimelerden sonra gelerek bağlı olduğu isimle cümledeki diğer kelimeler arasında benzerlik, yer, yön, tarz, zaman gibi yönlerden anlam ilgisi kuran, görevli kelimelerdir. Bu tanımdan hareketle edatların bazı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Tek başlarına anlam taşımazlar: dolayı, göre, gibi, için, rağmen vb.
2. Cümlede iki kavram ( iki kelime veya kelime grubu) arasında anlam ilgisi kurmaya yararlar: senin kadar çalışkan, akıllı düşman gibi.
3. Çekime girmeyen bağımsız kelimeler olduğu için dildeki eksiz unsurlardır: ama, dahi, dek, gibi, ne.....ne, hatta, hem.....hem, kadar vb.
4. Bir nesne veya eylemi karşılamayan yardımcı kelimelerdir: Size göre yanlış olabilir.
5. Diğer kelime türleri gibi cümlede özne, tümleç veya yüklem görevini üstlenebilir. Ancak özne olarak kullanılması enderdir: Ak akça, kara gün içindir. Hikâye tahmin ettiğiniz gibidir. Gibi, benzetme edatıdır.
6. Örnekleri az olmakla birlikte bazı çekim edatları isim gibi de kullanılabilir: Bu kadarı yeter de artar bile. Sizin gibisini görmedim.
7. Bazı edatlar biçim bakımından kelime; işlev bakımından isim çekimi eki durumunda bulunabilir: Bu elbiseyi kızım için aldım. (=Bu elbiseyi kızıma aldım.)
Bu özelliklerin daha çok çekim edatlarına ait olduğu bilinmelidir.
Türkçede edatlar:
1. Çekim edatları (asıl edatlar),
2. Bağlama edatları (bağlaçlar),
3. Ünlem edatları
olmak üzere üç grupta incelenir.

1. ÇEKİM EDATLARI (ASIL EDATLAR)

Sonuna geldiği isimle cümledeki diğer kelimeler arasında benzerlik, zaman, yer, başkalık vb. gibi bakımlardan türlü ilgiler kuran edatlardır: ait, ara, başka, beri, böyle, dair, değin, dek, dışarı, diye, doğru, dolayı, evvel, geri, gayri, gibi, göre, için, ileri, ile, kadar, kadarınca, karşı, naşi, nazaran, önce, öte, ötürü, özge, rağmen, sıra, sonra, taraf, tek, türlü, üzere, yana vb. gibi. Bu edatlar çekim eki görevindeki edatlar olup, isimlerden sonra gelerek onların çeşitli zarf hâllerini yaparlar.
Çekim edatları sonuna geldiği isimle eksiz (yalın hâl); yaklaşma hâli eki, ayrılma hâli eki veya ilgi hâli ekiyle birleşerek edat grubunu oluştururlar.
2. BAĞLAMA EDATLARI (BAĞLAÇLAR)

Kelimeleri, kelime gruplarını veya cümleleri biçim ya da anlam yönüyle birbirine bağlayan edatlardır: ama, ancak, belki, çünkü, da (de), eğer, hâlbuki, hiç değilse, ile, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, ve, veya, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira gibi.
Bağlama edatları (bağlaçlar) beş grupta toplanır:
a) Sıralama edatları

İki kelimenin arasına girerek arka arkaya gelen unsurları bağlamaya yarayan dahi, ile, ilâ, ve edatlarıdır: Karagöz ile Hacivat, Suç ve Ceza vb.
b) Denkleştirme edatları

İki kelime, kelime grubu veya cümlenin arasına girerek birbirinin yerini tutabilecek iki unsuru birbiriyle denkleştirme, karşılaştırma ilgisiyle bağlayan veya, veyahut, ya, yahut edatlarıdır: kavun veya karpuz, masa veya sıra, seni böyle gören ya deli diyecek ya gülüp geçecek vb.
c) Karşılaştırma edatları

Karşılaştırılan grupları veya unsurları, mukayese ilgisiyle bağlayan ama....ama, da(de)....da(de), gerek....gerek, ha....ha, hem....hem, ister....ister, ne....ne, ya....ya gibi edatlardır.
Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder. Eyere de yakışır semere de. Gerek fakir gerek zengin olsun. Ha Kel Hasan ha Hasan kel. Hem suçlu hem güçlü. İster öldür ister güldür. Ne şair yaş döker ne âşık ağlar. *(F.Nafiz) Ya o zaman yalan söyledi ya şimdi.
Bu edatlar, karşılaştırılan unsurlardan biri, hepsi veya hiçbiri ifadesiyle üç türlü işlevi yerine getirirler:
Ya akıl ver ya para. Ya paranı ya canını. (birini)
Hem kel hem fodul. (hepsi)
Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (hiçbiri)
d) Cümle başı edatları

Cümleler arasında türlü anlam ilgileri kurarak onları birbirine bağlayan edatlardır: âdeta, ama, ancak, bari, belki, binaenaleyh, çünkü, eğer, fakat, gerçi, güya, hakeza, hâlbuki, hatta, hazır, hele, illâ, illâ ki, kaldı ki, keşke, keza, lâkin, madem, mademki, mamafih, meğer ki, nasıl ki, nitekim, oysa ki, öyle ki, sanki, şayet, şöyle ki, tâ ki, üstelik, yalnız, yani, yeter ki, yoksa, zaten, zati gibi.
Örnekler: O zamanlar çok okuyordum. Daha sekiz yaşındayken roman okumaya başlamıştım. / Turgut’un kaza yaptığını biliyorum. Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi. Hâlbuki benhediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor. Mamafih bu sözler aramızda kal*sın. / Üç gündür yataktan çıkamıyor. Zaten son zamanlarda hiç ayağa kalkamı*yordu.
Cümle başı edatlarının kullanıldığı yere göre cümleleri hangi ilgiyle bağladığına dikkat edilmelidir.
e) Sona gelen edatlar

bile, da (de), dahi, değil, ise, ki, ya gibi edatlardır. Bunlardan bile, da (de), dahi, ise, ya edatları kelimeyi önceki unsurlara; değil, ki edatları getirildiği kelimeyi sonraki unsurlara bağlar. Bu edatların pek çoğunda kuvvetlendirme ifadesi de vardır: Baksan a! Ben de özledim. Sağır Sultan bile duydu. Bu da geçer yahu! Hele bir nefes alayım da. Adam sen de. Sorsam mı ki*. Böyle de yatılmaz ki. Onlar şehirliydi biz ise köylüydük. (İse edatı, şart kipi ekiyle karıştırılmamalıdır.) Yorgun değilsin ya. Ev kira değil ya varsın küçük olsun. vb.
3. ÜNLEM EDATLARI (ÜNLEMLER)

Her türlü duyguyu, heyecanı (sevinç, keder, ıstırap, teselli, nefret, korku, hayıflanma, coşku, üzüntü vb.), düşünceyi anlatan veya yansımaları, seslenmeleri; onay, red, sorma ve gösterme gibi anlatım biçimlerini ifade eden edatlardır. Ünlemler, seslenme edatları, sorma edatları, gösterme edatları ve cevap edatları olmak üzere beşe ayrılırlar:
a) Ünlemler

Duygu ve heyecanları ifade eden edatlarla doğadaki seslerin yansımalarıdır: ah, ay, çat, eyvah, hoşt, küt, mırıl mırıl, of, oh, pat, püf, vah, vay, yuh vb.
b) Seslenme edatları

Hitap (seslenme) için kullanılan a, ay, be, bre, ey, hey, hu, le, ulan, ya, yahu gibi seslenme sözleridir. Bu edatlar, genellikle hitap edilen isimlerle birlikte kullanılırlar: a çocuğum, ay oğul, ey Türk gençliği gibi.
Seslenmelerde hitabı kuvvetlendiren bu sözler olmadan da hitap mümkündür: Sevgili öğrenciler! Arkadaşlar! Sayın milletvekilleri! Ömer! vb.
c) Sorma edatları

Başka kelimelere bağlanmadan soru için kullanılan edatlardır: acaba, acep, hani, niçin.
d) Gösterme edatları

Birini veya bir şeyi göstermek için kullanılan edatlardır: işte (edebî dilde), aha, daha, ta, te (ağızlarda), nah( argoda).
Gösterme edatları başka kelimelere bağlanmazlar.
e) Cevap edatları

değil, evet, hay hay, hayır, peki, yok gibikabul veya red bildiren edatlardır. Bunlara konuşma dilinde daha çok geçen elbette, oldu, olur, tabiî, tamam, yoo gibi sözleri de ekleyebiliriz.
İşte başlıca edatlar bunlardır. Edatların bir kısmı Arapça, Farsça gibi yabancı dillerden Türkçeye girmiştir. Buraya edatların bugün pek kullanılmayan eski biçimleri ve ağızlardakilerin çoğu alınmamıştır.
* ne....ne edatının kullanıldığı cümlelerde fiilin olumlu olması gerektiği unutulmamalıdır: Ne selam veriyor ne alıyor.

* Buradaki ki edatı eski Türkçedeki şüphe edatı erki’nin bugünkü şeklidir. Geldiği kelimeye acaba anlamını katar.

Mesajı son düzenleyen Lephisto ( 01-01-08 - 11:47 ).
Lephisto çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:36
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522