Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Gerçeküstücülük (Surrealizm)

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Gerçeküstücülük (Surrealizm) Konusunu Görüntülemektesiniz => Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı trajik, kaygılı, kimi zaman umut kırıcı ortamda, her çağda olduğu gibi insanoğlu, varoluşuna yeni bir anlam ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 26-12-07, 17:25   #1 (permalink)
éyyAşkGéLdiysénÜçKéréVur!
 
Giriş Tarihi: 03-06-2007
Yer: Seni Seçtik Diye Adam mı Oldun Pikachu? ♂ĎαйqєЯ♀
Yaş: 19
Mesajlar: 4,618
Blog Mesajları: 2
Rep Puanı: 64347897
ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11ĎαйqєЯ Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 643542
Varsayılan Gerçeküstücülük (Surrealizm)


Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı trajik, kaygılı, kimi zaman umut kırıcı ortamda,
her çağda olduğu gibi insanoğlu, varoluşuna yeni bir anlam ve çekidüzen vermekten geri durmayacaktı: Savaşın ve bunalımların ardından yeni bir hümanizma,yeni
bir yazın ve estetik anlayışı gelecekti. öyle de oldu. Kimileri çağdaş teknolojinin
yıktığı geleneksel değerleri korumak, eskiyi yeniden canlandırmak istedi: Kimileri de, yıkıntı halindeki bir uygarlık içinde, eskiden, geleneksel olandan tümüyle
koptu. Ne var ki, eski değerlere bağlananlarla yeni değerler ve yeni bir dünya
yaratma eylemine girişenler arasında "organik" farklılıklara karşın temelde kesin ayrılıklar yoktu. Dünya görüşleri ve eylem biçimleri ne olursa olsun, hepsi de
ortaklaşa olarak trajik öğenin yanında toplumsal öğeyle de ilgilenmek gereğini
duyuyorlardı. Drieu la Rochelle, eskiye bağlılığın gereğini savunurken, Fransız
fütüristleri, dadaistler, geçmişle bağlarını koparmış bir şiiri yazıyorlardı. Max
Jacob, Pierre-Albert Birot, Sıc ve Littérature dergilerinde yeni şiirin örneklerini
veriyorlardı.

Savaş öncesinde Marinetti, şiirde sözdizimi (syntaxe) kurallarını kaldırarak
sözcüklere ve tümcelere salt bir özgürlük getirmekten yana olduğunu açıklıyordu.
Gerçekten de, dadaistlerden önce Apollinaire, Calligrammes'larında sözcükleri
beyaz kağıt üzerinde özgürce dizer. Paul Dermée, 1919'da Nord-Sud dergisinde
eski şiire kızgınlıkla bakan fantezist şiirirr tipik bir örnegini verir. Sözdizimi
kurallarının şiirden atılması, sözcüklerin insanın içinden geldiği gibi dizilişi, bunalım çağında trajediyle burun buruna yaşayan insanoğlunun herşeyin biçimini önce
kendi içinde, sonra da toplumsal çizgide değiştirebileceğine sevinçle ama daha
çok gururla inanması anlamına gelmektedir. Bu, kendini bulma ya da bütünleme
demektir. Ne var ki, makine uygarlığı içinde insanoğlunun iç dünyası da dış dünyası da giderek değişir. Makine ve makineye ilişkin bütün öğeler şiirin konusu içine girer. Geleneksel şiirde hiç eksik olmayan doğa imgesi yerini makine imgesine
bırakır. Teknik sözcükler yeni şiirin bir simgesi gibidir. Blaise Cendrars'ın (Du
Monde entier, Ed. de la N.R.F.. 1919, p. 79), Paul Morand'ın (Poemes, 1914-1924,
Au Sans Pareil, 1924, p. 92) şiirlerinden eskiye bağlı Drieu La Rochelle'e varasıya
(Auto, Fond de Cantine, Ed. de la N.R.F., 1920) yeni ve geleneksel anlamdaki şiir,
otomobil, gaz, benzin, dinamo, boru, kimyasal maddeler,vb. öğeleri konu edinir.
Mekanik olanla şiir iç içe girince ortaya iki soru çıkıyor: 1) İnsanoğlu nesnelerin
önünde ezilecek mi? 2) İnsanoğlu nesneleri ezecek mi? Herkesi ve her bilim dalını ilgilendiren bu sorular, doğal olarak şairleri de ilgilendiriyor, şairler de bu bunalım çağında XX. yüzyılın soyut tablosu önünde tekniğin ve savaşın korkusunu
duyarak insan-nesneler ilişkisini incelemeye koyulurlar. Blaise Cendrars, La Prose du Transsibérien ou Panama'da şiiri yalın, ruhsal gerçekleri yansıtan kübist bir
tablo olarak algılar, boşlukta sallanan insanın dramını destanlaştırır. Cendrars,
içsel ile dışsalı (teknik ve XX. yüzyıl) korku verici, umut kırıcı bir havada birleştirir. André Salmon, savaş sonrası yayımladığı Prikaz (Ed. de la Sirene, 1921) ve
L'Age de l'Humanite (Ed. de la N.R.F., 1922)'de Cendrars'yı izler, XX. yüzyıl insanının kara yazgısını l'heure H (La Revue de la N.R.F., 1 Aralık 1929) şiirinde vurgu-
lar. Bu şiirde zaman, (yaşanan zaman-tarihsel zaman) "ultra-violet" ışınlar gibi olağanüstü bir öğe olarak verilmiştir. Bu olağanüstü öğe, şövalye dünyasında rastladığımız öğelerden farklı olup, çağının trajik gerçekleriyle yüklüdür. Zaman, yaşama sevincinin kaybolduğu, acıların egemen olduğu, geçmişle şimdiki zamanı birbirine bağlayan, yeni şiirin olağanüstü bir nesnesidir. Zaman, mekanik yaşamın geçirdiği serüveni ve çağı sarsan öğretileri simgeleyen bir çandır. Zaman, batı uygarlığının çaresizliğini simgelerken, insanoğluna yeni çıkış yollarını göstermekle yükümlüdür. Doğal bir rastlantı sonucu 1924'den sonra dadaizmin yerini alan gerçeküstücülük, denizin diplerinden gökyüzüne, bir ülkeden ötekisine uçakla, trenle, gemiyle giden radyo, televizyonla dünyanın her köşesine giren savaşlar gören,
bu eski Avrupa ülkesinin insanlarını (XIX. yüzyılın ikinci yarısı) yeniden eski düş
dünyalarıyla başbaşa bırakacaktır.


Gerçeküstücülüğün belkemiği olan "düş", insanoğlu varolduğundan beri değişik düzlemlerde yazınsal yapıtlarda ortaya çıkmıştır. Demek oluyor ki düş ya da
"görünen gerçekten uzaklaşma" bir bakıma insan gerçeğidir, gereğidir. XVIII.
yüzyıla değin bu gerçek ya da "görünmeyen gerçek" dinsel nitelikli idi. XVIII.
yüzyıldan sonra bilimsel çağın gerekleriyle dinselden gizemcile (occuliste)9 dönüştü. Bu, yarı dinsel yarı şiirsel bir birleşimdir. XIX. yüzyılda yararcı (utilitaire) ve
bilimsel düşünce bu birleşimin niteliğini gitgide değiştirmiştir. XIX. yüzyılda, Önce
romantikler, sonra da simgeciler değişen yaşam koşullarında gizemci bir yaklaşımla olgucu düşünceyi yadsırlarken usçuluğa ve kalıpsal öğretilere başkaldırırlar. Usdışı gerçeklere giden yeni yollar açmayı bir kültür görevi bilirler. XX. yüzyılda da
gerçeküstücülük öncesinde ve gerçeküstücülük döneminde, şairler, yazarlar, ressamlar, insansal varoluşun biçim değiştirmesi sonucu yeni biçimler getirerek, düşe
mistik olmayan blr nitelik katarlar. Gerçeküstücüler, gelenekten ve eski Avrupa'dan ne denli kopuk olurlarsa olsunlar, gene de insan gerçeğinden kopamazlar.
Platon'la, öteki yüzyıllarla bilgi alışverişi içindedirler. Platon Ion'da, Joachim du Bellay Ode şiirinde (Vers lyriques), Ronsard Odes'larında ve La docte frénésie (1563)de, Vigny Moise'de (1822) ve Alman coşumcuları J.-P. Richter, Novailis, Hölderlin
yapıtlarında şiiri bir düş, düşü de usdışı bir gerçeğin dışlaştırılması olarak görürler. Gerçeküstücülüğün öncülerinden A. Jarry de, bu gerçeği kendi türünde güldürü havasında algılayan sanatçılardan biridir. Gerçek ile düş arasındaki ilişkiyi
"gündelik görüntülerin" ötesinde görebilen A. Jarry gibi, güldürü perdesi altında
gülerken düşündüren, düşündürürken düş ile gerçek arasında mekik dokuyan bir
şairden söz edilebilir: Olgucu ve usçu düşünceyi baştacı eden Avrupa'yı yadsıyan
Max Jacob. Max Jacob, Le laboratoire central (Ed. du Sans Pareil) adlı kitabına aldığı
"Jouer du bugle" şiirinde, evrenin saçmalığını, insanların ve nesnelerin acımasızlığını, gerçeküstü imgelerle güldürü öğelerini içiçe katarak anlatır. XVII. yüzyılda
Dıalogue des Morts'da bilgeliğin güldürü sanatında olduğunu Scarron'a söyleten Fontenelle'i anımsatan M.Jacob, düzyazı şiirlerinde de olağanüstüyü gündelik olanla birleştirir. Le Cornet à dés (stock)'de savaşı "Onirik" bir tarzda betimlerken ruhsal ;
ve lirik öğeleri uyumlu bir biçimde birbirine katarak, özgür düşüncenin şiirini yazar.

(......)

Dadaizmden gerçeküstücülüğe

Gerçeküstü Başkaldırma dergisinin ikinci sayısında (1924) A. Breton, dadaizmden ayrılışı konusunda şunları yazıyordu: "Son yıllarda boş ve genel bir güven
sorununu her fırsatta gündeme getiren kimi aydınların hiçlikçi tutumlarının yaratabileceği sakıncaları gözlemledim".

Breton, dadaizmi yadsırken düş ve olağanüstünün verebileceği "bilinmeyen"
gerçekleri içeren bütüncül bir şiire ulaşmayı amaçlar. Gerçekten de Breton'nun
yayımladığı gerçeküstücülük bildirileri (Manifestes du surréalisme. Idées, N.R.F. Gallimard, 1966) İncelendiğinde gerçeküstücülüğün, düşüncenin (esprit) kendiliğinden ve tümden (total) boşalımını ve işlevini ön koşul olarak benimsediği görülür. 1924'ten başlayarak yönettiği ya da uzaktan da olsa yön verdiği La Réevolution Surré6aliste, Le Surréalisme au Sérvice de la Révollution, Variétés, Documents, Minotaure adlı gerçeküstücülüğün yayın organı dergilerde, A. Breton, bilgisi ve kişiliğiyle 1789 İhtilalinin yöneticilerinden Saint-Just'ü anımsatır, gerçeküstücülüğü
anarşik öznelcilikten uzaklaştırarak nesnelerle özgür düşüncenin ve bilinçaltının buluştuğu bilimsel bir öğretiye dönüştürür. ,

A. Breton, ilk bildirisinde gerçeküstücülüğün tanımını şöyle yapıyordu: "Gerçeküstücülük, ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkarmak için başvurulan içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, usun denetimi olmaksızın, her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır."

Bu bildiri şu anlamdadır: İnsanoğlu genelde - gerçeküstücülük öncesinde,
gerçeküstücülüğe benzeyen raştgele ve bireysel örnekler dışında - mantığın egemenliğinden kendisini kurtaramamıştır. Sağduyu da mantığa eşlik eder. Gerçeküstücülük moda olan salt usçuluğun karşısında olup, geleneksel ve biçimsel inanç ve değerleri düşünceden silip atar. Düşünsel dünyanın en önemli parçalarından biri olan yeni buluşları benimser: Bunlar, imgelem, düş gibi buluşlardır. Yeni bulunan bu güçler ruhun derinliklerinden ortaya çıkarılacak, gerekirse usun denetimine sokulacaktır. Freud, düş gibi gerçeküstücülük içln çok önemli bir ruhsal olaya dikkati ve ilgiyi çekmiştir: Düş, sürekli olup, gerçeğin bulunuşuna yardımcıdır. Uyanıklık durumunda, bellek düşü parçalara ayırır. Düş uyanıklığı denetim altında tutar. Düş kuran kişi tam bir doygunluğa erişir, özgürlüğe ulaşır. Düş, gerçeğin ve bilinçaltında yatan istekler ve duyguların toplandığı verimli bir kaynaktır. A. Breton, "görünüş bakımından birbirine aykırı olan iki ayrı durumun, (düş ve uyanıklık) bir çeşit salt gerçekçilik olan gerçeküstü içerisinde eriyip kaynaşacağına" inanır. Breton'nun ve gerçeküstücülerin ulaşmak istedikleri salt gerçekliktir. Şiirin görevi, olağanüstü denilen amacı, insanı salt gerçekliğe ulaştırmaktır. Şiirde söz konusu olan, düş yoluyla imgeleme erişmek, onun içerisinde salt bir özgürlük düşüncesiyle hiçbir şeyin ve durumun etkisinde kalmadan içinden geldiği gibi yazmaktır.

Bu bağlam içerisinde değerlendirildiğinde ilk gerçeküstücü yapıt, gerçeküstücülüğün kuruluşundan önce 1921 yılında A. Breton ve P. Soupault'nun birlikte yayımladıkları Les Champs Magnétiques'dir (Ed. Au Sans Pareil). Romantik bir Iirizmle anlamsızın, geceyle gündüzün, us ile usdışının, imgelemsel ile gerçeğin düzensizce kaynaştığı, uyumsuz ve bağıntısız tümcelerden ve sayfalardan oluşan bu yapıttan birkaç örnek veriyorum:

"Artık sevmek istemediğimiz kentler öldü.
Bakın çevrenize: gökten başka, ilençten canımızın çıkacağı bu büyük, belirsiz yerlerden başka ne var ki! Düşlerimize dolan bu yumuşacık yıldızlara parmaklarımızla dokunuyoruz. Orada masalsı belenler var denildi bize: bir müzeden daha sıkıntılı bu Uzak-Batı'da atlı gezintiler geri gelmez artık.

Büyük kuşlar dönmemek üzere havalanırlar da bağrışmadan giderler ve yivli gök çınlamaz çağrılarından, Göllerin, sulak yerlerin üzerinden geçerler; kanatları bir yana iter pek gevşek bulutları. Artık oturmamıza da göz yumulmuyor: yükselir aynı anda gülüşler ve günahlarımızı yüksek sesle haykırmamız gerekir."
.................................................. .............
(.....)

====================
6 Bkz. L'Esprit Nouveau. Manifeste d'Apollinaire. 1 Aralık 1918. Mercure de France.
7 Kırmızıdan yeşile her sarı ölür
Papağanlar öterken ana ormanlarında
Vurulmuş pihis takımları
Tek kanatlı kuş üstüne düzülecek bir şiir olmalı
Telefon yerine onu kullanırız
Dev örselenme
Çıkartan gözleri
Torinolu kızlar içinde seçme bir kız derken
Beyaz kravatına sümkürmez mi zavallı delikanlı
Sen kaldır perdeyi
Şıp diye pencere açılır
.................................................. ...................
Ey Paris
Kırmızıdan yeşile her sarı ölür
Paris Vancouver Hyérés Maintenon New York ile Antiller
Pencere açılır tıpkı bir poıtakal
Canım meyvası ışığın
N. Cumalı. A.g.y. "Pencereler" s.

8 Monmartr'dan Monparnas'a
Truva atı
barış için savaş için
Git ve gel
Kuzey-Güney . l
Işıklarla çan çalan ey at
Kilisenin çatısı kurak mağara
Çelikten parçalarında yağ akan fabrika
Alevler ölüler odası
GARLAR
Gökyüzünün güzelliğine karşı korunaklar
Çev. Tuğrul inal

9 Örneğin, Cazotte'un "Le Diable Amoureux"sü, 1772.

Tuğrul İnal, Türk Dili Dergisi, Yazın Akımları Özel Sayısı, Cilt XLII, Sayı:349, Ocak 1981
ĎαйqєЯ çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-12-07, 04:09   #2 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 29-12-2007
Yer: istanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 104
Rep Puanı: 2375
Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11Gencuse Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Gerçeküstücülük (Surrealizm)


Paylaşım İçin Teşekkürler...
Gencuse çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:40
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522