|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#6 (permalink) |
|
Yönetici
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Yaş: 26
Mesajlar: 19,562
Rep Puanı: 43050963
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
KELİME (SÖZCÜK)
Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır. KELİMEDE ANLAM Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler. Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır: A. ANLAM BAKIMINDAN KELİMELER Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım. 1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM) |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Yönetici
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Yaş: 26
Mesajlar: 19,562
Rep Puanı: 43050963
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
B. KELİMELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ
1. EŞ ANLAMLI KELİMELER |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Yönetici
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Yaş: 26
Mesajlar: 19,562
Rep Puanı: 43050963
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
DOLAYLAMA
Bir sözcüğü birden fazla sözcükle ifade etmeye dolaylama denir. Dolaylamaların temelinde halkın benimsemesi vardır. Örneğin bizler nasıl oluştuğuna pek bakmadan “aslan” için “ormanların kralı” deriz. Çünkü insanlar arasında bu, öyle benimsenmiş, kabul görmüştür. Kaleci : File bekçisi Turizm : Bacasız sanayi Kömür : Kara elmas... YANSIMA SÖZCÜKLER Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma denir. “Suyun şırıltısı insanı dinlendirir.” “Kedinin acı miyavlaması ile uyandım.” “Şu cızırtıyı durdurun artık.” cümlelerindeki altı çizil sözcükler birer yansımadır. Çünkü bu sesleri biz doğada duyuyoruz. İKİLEME Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeklerine ikileme denir. İkilemeler aynı sözcüğün tekrarıyla, yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla, karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla, biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir. “Adam acı acı güldü.” cümlesinde ikileme aynı sözcüğün tekrarı ile, “Yalan yanlış sözlerle bizi oyalamışlardı.” cümlesinde yakın anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile, “Gece gündüz çalışıyordu.” cümlesinde karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile, “Lütfen saçma sapan konuşma.” cümlesinde ikileme biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerin birlikte kullanılması ile oluşmuştur. AD AKTARMASI Benzetme ilgisi kurmadan bir sözün, başka bir sözün yerine kullanılmasına ad aktarması denir. “Seni şirketten aradılar.” cümlesinde “şirket” sözcüğünde ad aktarması vardır. Burada şirkette görevli birinin, örneğin sekreterin araması söz konusudur. Ama cümlede “şirketten” sözü ile genel söylenip, özel anlam anlatılmak istenmiştir. “Ben ortaokulda Akif'i çok okudum.” cümlesinde “Akif” sözü ile Mehmet Akif'in şiirleri kastedilmiştir. “Öğretmen içeri girince sınıf ayağa kalktı.” cümlesinde “sınıf” sözcüğünde ad aktarması vardır. Bu cümlede “sınıf” ile anlatılmak isten “öğrenciler”dir. Dış söylenerek iç kastedilmiştir. “Batı teknolojide bizden ileridir.” “Türkiye sizinle gurur duyuyor.” “Soba yanınca oda ısındı.” cümlelerindeki altı çizili sözcüklerde ad aktarması söz konusudur. ATASÖZÜ Bir deneyimi, birikimi aktarırken değer yargısı oluşturan ve değer yargılarını yaşatan, akılda kalıcı, özlü sözlerdir.Bir toplumun derin manevi, tarihsel ve mitoloji bilgilerini birleştirirler. Bazı özellikleri ise ; - Kalıplaşmış sözlerdir. - Sözlerin yeri değiştirlemez ,başka söz kullanılamaz. - Kısa ve öz olmalıdır. Az sözle çok şey ifade etmelidir. - Genellikle tek cümleden bazen de iki cümleden ibarettir. - Atasözlerinin kimileri doğrudan doğruya öğüt vericidir. - Atasözlerinin mecazi anlamları vardır.Kimisinde ise mecaz yoktur,doğrudan sözlerdir. - Diğer anonim halk edebiyatı ürünlerinde olduğu gibi atasözlerinin de,ilk söyleyeni zamanla unutulmuştur. - Atasözleri ulusların çok değişik dönemlerinde söylenmiş sözlerdir. Bunun için de bazılarının söylenmiş oldukları döneme göre çok doğru sözler olabilmelerine karşın günümüzde ya da gelecekte doğrulukları tartışılabilecektir. Bazı örnekler : * Acı patlıcanı kırağı çalmaz. * Görünen köy kılavuz istemez. * Harman yel ile, düğün el ile olur. * Saç sefadan tırnak cefadan uzar * Yazın başı pişenin,kışın aşı pişer * Zahmetsiz rahmet olmaz. ÖZDEYİŞ (VECİZE) Söyleyeni belli, kısa, anlamlı sözdür. Bireysel ya da toplumsal bir ilke, bir görüş, bir kanıyı en kısa yoldan anlatır. Yaşam deneyimine ve gözleme dayanır. Bazı örnekler: * Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (Mustafa Kemal ATATÜRK) * Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. (Albert Einstein) *İyiliğe gücün yetmezse, kötülük etme. (Aristo) *En tehlikeli insanlar yarı deliler ve yarım akıllılardır. (Goethe) *Fenalıkların ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır. (Eflatun) |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Yönetici
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Yaş: 26
Mesajlar: 19,562
Rep Puanı: 43050963
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
SÖZCÜK TÜRLERİ
Sözcükler tür bakımından temelde iki ana gruba ve sekiz ayrı türe ayrılır: a. İsim soylu sözcükler: İsim,sıfat,zamir,zarf,edat,bağlaç ve ünlemler b. Fiiler soylu sözcükler: Fiiller İSİM (AD) Varlıkları,kavramları karşılayan sözcüklerdir. İsimlerle,karşıladıkları kavram ve nesneler arasında çok sıkı bir ilgi vardır.Bunlar daima birbirlerini çağrıştır. Örneğin; "kitap" sözü aklımızda hemen varlık olarak "kitap" nesnesini canlandırır ya da bir kitabı gördüğümüzde zihnimize hemen onu karşılayan isim gelir. Kavramlar için ise bu kadar belirgin bir ilişki varlığını söyleyemeyiz. Örneğin "dert" dendiğinde aklımızda bir nesne canlanmaz; ancak bunun insanı sıkıntıya sokan bir durum olduğu zihnimizde belirir. İsim çeşitleri ise şu şekildedir: A. Varlıklara Verilişlerine Göre İsimler 1. CİNS İSİM B. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler 1. TEKİL İSİM C. Varlıkların Oluşlarına Göre İsimler 1.SOMUT (MADDE) İSİM D. Yapıları Bakımından İsimler 1. BASİT İSİM |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Yönetici
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Yaş: 26
Mesajlar: 19,562
Rep Puanı: 43050963
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
EKLER ve SÖZCÜK YAPISI
I. EKLER Sözcüklerin kök veya gövdelerine gelerek onların cümledeki görevlerini belirleyen, onlara değişik anlamlar katan ya da onlardan yeni sözcükler türeten ses veya ses birleşimlerine ek (takı) denir. Ekler çekim eki ve yapım eki olmak üzere temelde ikiye ayrılır. A. ÇEKİM EKLERİ Çekim ekleri fiil çekim ekleri ve isim çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. Fiil çekim eklerini “fiiler” konusunda gördüğümüz için burada sadece isim çekim eklerine değineceğiz. Şimdi isim çekim eklerini anlamlarıyla görelim. İSİM ÇEKİM EKLERİ İsim soylu sözcüklere gelerek onlara cümlede görev ve anlam kazandıran eklerdir. 1. Çokluk Eki Asıl işlevi isimlerin sayı bakımından çokluğunu bildirmektir. "Okullar, evler, insanlar, çiçekler, sular..." Çokluk eki, bu işlevinin dışında eklendiği sözcüğe değişik anlamlar da kazandırır. “Türkler köklü milletlerdendir.” cümlesine “millet” anlamı, “Beş yaşlarında bir çocuğu var.” cümlesine “yaklaşık” anlamı, “Bu akşam Bülent Beyler bize gelecekler.” cümlesine “aile” anlamı, “Akşamları erken yatmayı severim.” cümlesine “her” anlamı katmıştır. 2. Hâl (Durum) Ekleri İsim soylu sözcüklere gelerek onların yüklemle ya da diğer sözcüklerle ilgilerini sağlayan eklerdir. a. - i hâl eki (belirtme hâli) : İsimlere getirilen “-ı, -i, -u, -ü” ekidir. “Ses - i duydum.” “Okul - u bitirdim.” cümlelerinde kullanılan eklerdir. Fiilin neyi etkilediğini gösterir. Fiile sorulan “kimi, neyi” sorularına cevap verir. b. - e hâl eki (yönelme hâli) : İsme getirilen “-a, -e” hâl ekidir. “Okula dün gitmedim.” cümlesinde yer bildirir. “Akşama size geleceğiz.” cümlesinde zaman bildirir; zarf yapar. c. - de hâl eki (bulunma hâli) : İsme getirilen “-da, -de, -ta, -te” ekidir. “Durakta otobüs bekliyor.” cümlesinde yer bildirir. “İki saattir ayakta duruyor.” cümlesinde durum bildirerek zarf yapmış. “Beşte gidelim sinemaya.” cümlesinde zaman bildirerek zarf yapmış. “Onlar sanatın gözde kişileridir.” cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmiş ve sıfat yapmış. “-de” hâl eki bu durumda yapım eki olmuştur. “Tarlada adam boyunda mısırlar vardı.” cümlesinde sıfat yapmış ancak yapım eki olmamıştır. d. - den hâli (çıkma durumu) : İsme getirilen “-dan, -den, -tan, -ten” ekidir. “Dükkândan az önce çıktı.” cümlesinde yer bildirmiş. “İzmir'e akşamdan gidelim.” cümlesinde zaman bildirmiş. “Sıradan kitaplar sana bir şey kazandırmaz.” cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirerek sıfat yapmış ve yapım eki olmuş. “Kitaptan daha iyi dost olur mu?” cümlesinde karşılaştırma bildirmiş. “Hastalandığından okula gelememiş.” cümlesinde neden bildirmiş. e. Yalın hâli : İsimlerin hâl eki almamış şeklidir. İsimler hâl ekleri dışındaki çekim eklerini aldıklarında yalın hâlden çıkmaz. “Çiçek, evler, okulumuz, kitap, ağaç...” 3. Eşitlik Eki İsim soylu sözcüklere gelip onlara değişik anlamlar katan ve anlama bağlı olarak onları sıfat, zarf yapan - ce , -ca (-çe, -ça) ekleridir. “Böyle çocukça davranmamalısın.” (benzerlik) “Ailece tatile gittik.” (topluluk, birlikte) “Benden boyca uzunsun”. (karşılaştırma, bakımından) “Bence sen de haklısın.” (görelik, kanaat) “Masraflarınız şirketimizce karşılanacak.” (tarafından) 4. İyelik Eki Eklendiği ismin bir şahsa ya da nesneye ait olduğunu gösteren ektir. Aitlik ilgisini, kendinden önceki bir sözcüğe ya da söz öbeğine bağlayarak bildirir. Altı şahsa göre çekimlenir. (benim)_____defter - im___-_silgi - m (senin)___-__defter - in___-__silgi - n (onun)______defter - i______-silgi - si (bizim)____--defter - imiz_-_--silgi - miz (sizin)--------defter - iniz------silgi - niz (onların)------defter - leri -----silgi - leri İyelik eklerini benzer eklerle karıştırmamak gerekir. Örneğin iyilik üçüncü tekil kişi eki ile belirtme hâli eki karıştırılabilir. “Ev- i yeni aldık.” (o evi) “Ev- i çok büyükmüş.” (onun evi) Bu iki sözcükte de “-i” eki var. Hangisi iyelik, hangisi hâl anlamak için şu soruyu sorabiliriz: “Kimin evi?” Bu soruyu sorduğumuzda ikinci cümlenin cevap verdiğini ve “Onun evi büyükmüş.” şeklinde söylenebildiğini görüyoruz. Öyleyse “-i” eki ikinci cümlede iyelik eki, birinci cümlede ise “Neyi aldık?” sorusuna cevap verdiğinden “-i” hâl eki olarak kullanılmıştır. Ayrıca “-i” eki almış sözcüğün başına “onun” sözcüğü getirerek de bunu anlayabiliriz. (Onun) “Ev - i yeni aldık.” olmuyor, ama (Onun) “Ev - i çok büyükmüş.” oluyor. Demek ki ikinci cümledeki “-i” eki, iyelik ekidir. 5. İlgi Ekleri İyelik ekiyle çok sıkı biçimde ilgisi olan bir ektir. Eklendiği isme ait olan başka bir sözün varlığını gösterir. Bağlı olduğu isim ilgi ekli isimden sonra gelir. Ben - im = kitabım Sen - in = kitabın O - nun = kitabı Biz - im = kitabımız Siz - in = kitabınız Onlar - ın =kitapları B. YAPIM EKLERİ İsim ve fiillerin kök veya gövdelerine gelerek onlardan başka isim ya da fiil türeten eklerdir. Burada kök sözünü de açıklamakta fayda var. Kök Bir sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan parçalanamayan en küçük parçasıdır. Köklerde yapım eki bulunmaz, ancak çekim eki bulunabilir. Örneğin; “Ağaçlarımız” sözcüğünde “ağaç”, sözcüğün, anlamlı ve parçalanamayan en küçük parçasıdır. “lar” çokluk ekidir; yani isim çekim ekidir. “-(ı)-mız” eki iyelik ekidir; yani isim çekim ekidir. Öyleyse bu sözcük yapım eki almamıştır, kök hâlindedir. Kökler iki türde bulunur: İsim kökleri ve fiil kökleri. “Baktı” sözcüğündeki kök “bak-” fiil kökü; “tuzluk” sözcüğünün kökü olan “tuz” isim köküdür. Sözcüğün köküyle, ek aldıktan sonraki şekli arasında mutlaka bir anlam ilgisi olmalıdır. “Balıkçılık” kelimesinin ek ve köklerine “balık-çı-lık” şeklinde ayrılır. Yoksa “balık” kelimesi bölünüp de köküne “bal” denemez. Çünkü “bal” kelimesi ile “balık” kelimesi arasında anlamca bağlantı yoktur. Sözcüğün yapım eki aldıktan sonraki durumuna gövde denir. Bir sözcük birden çok yapım eki alabilir. İlk yapım eki köke diğerleri gövdeye eklenir. Çekim Ekiyle Yapım Ekinin Farkları Çekim ekleri eklendiği sözcüğün anlamında bir değişiklik yapmaz; yapım ekleri ise anlamı, köke bağlı olmak şartıyla, değiştirir. Örneğin; “Kitabı aradım.” cümlesindeki “kitaözcüğü “sayfalardan oluşan ve okunan nesne” anlamındadır. “-i” hâl ekini alarak “kitabı” şekline geldiğinde de anlamı değişmemektedir. “Kitapçı aradım.” cümlesinde ise “sayfalardan oluşan ve okunan nesne” olan “kitap” sözcüğü “-cı” yapım ekini alarak bu anlamını yitirmiş, “kitap satılan yer” anlamına gelmiştir. Yani “kitap”la bir anlam ilgisi vardır; ama yeni bir sözcük oluşmuştur. Çekim ekleri bir sözcüğe yapım ekinden sonra eklenir. Yani önce yapım ekleri, sonra çekim ekleri gelir. İstisnaları olsa da bu genel bir kuraldır. Ek ve kök hakkındaki bu genel bilgilerden sonra şimdi eklerin önemlileri üzerinde durabiliriz. 1. İsimden İsim Yapan Ekler İsim kök veya gövdelerine gelerek onlardan yeni isimler türeten eklerdir. Ancak bu sözcükler sıfat, zarf gibi görevlerde de kullanılabilir. “Kiralık ev vardır. “Sulu yemeleri çok sever.” “İşsiz insanlara yardımcı oluyordu.” “Büyüyünce futbolcu olacakmış” “Sınıflara üçer kişi alalım.” 2. İsimden Fiil Yapan Ekler İsim kök veya gövdelerine gelerek onlardan fiil türeten eklerdir. “Bahçedeki çiçekleri suladı.” “Hastamız nihayet düzeldi.” “Arabanın çamurluğu eğrildi.” “Dudağın kanamış.” “Çocuğunu görünce gözleri yaşardı.” “Kulağına ne fısıldadı?” “Bugün çok geciktin” “Sonbaharda yapraklar sararır.” 3. Fiilden İsim Yapan Ekler Fiil kök veya gövdelerine gelerek onlardan isim türeten eklerdir. Bunlar da cümlede sıfat, zarf görevlerinde kullanılabilir. “Otobüs durakları yenileniyor.” “Ders çalışmak için istek gerekir.” “Asırlardır bir yığın dertle uğraşıyoruz.” “Evrenin mayası sevgi değil midir?” “Senin alıngan olduğunu unutmuşum.” “Dalgıçlar batan gemiyi arıyor.” “Okuyucu eserin kalitesini bilir.” “Yazı yazmakta ustalaşmıştı.” “Artık elektriklerde kesinti olmayacak.” “Bu dağlar arsında geçit var mı?” 4. Fiilden Fiil Yapan Ekler Fiil kök veya gövdelerine gelerek onlardan yeni fiiller türeten eklerdir. “Masadan düşen vazo kırıldı.” “Kurşun sesiyle ortalık karıştı.” “İnşaatı iki yılda bitirdi.” “Küçük köpek, konuklara saldırdı.” “Bakkaldan kendine gazete aldırttı.” “Bahçedeki çiçekleri koparmışlar.” “Savcı bütün dosyaları inceletti.” |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com