|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan kaygusuz abdal Konusunu Görüntülemektesiniz => Kaygusuz Abdal'ın Yaşamı : Kaygusuz Abdal'in asil adi Alâeddin Gaybî'dir. Padisah II. Murat (1421-1451) döneminde ve 1341-1444 yillari arasinda yasadigi, ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
cCc
![]() ![]() Giriş Tarihi: 08-02-2007
Yer: 'im : Noluyoro.O@Gmail.Com Ülkem : Türkiye Şehrim : İstanbul ;)
Mesajlar: 579
Rep Puanı: 1344759
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Kaygusuz Abdal'ın Yaşamı :
Kaygusuz Abdal'in asil adi Alâeddin Gaybî'dir. Padisah II. Murat (1421-1451) döneminde ve 1341-1444 yillari arasinda yasadigi, babasinin Hüsameddin Mahmud oldugu söyleniyor. Dogdugu, öldügü yer ve yil kesin olarak bilinmiyor. Menkibeye göre yasami söyle: Gaybî, Alaiye (Alanya) Beyi'nin oglu imis. Iyi bir ögrenim görmüs. Bir gün yaraladigi bir geyigi kovalarken Abdal Musa'nin Elmali'daki dergahina varmis. Dervislerden geyigi sormus. Abdal Musa, koltugunun altina saplanan oku göstererek, "Ogul attigin ok bu mudur?" diye sormus. Sasirip üzülen Gaybî, onun ayaklarina kapanmis, tekkesine kul olup Kaygusuz adini almis. Kirk yil orada hizmet etmis. Bektasiligin ululari arasina girmis. 1424-1430 yillarinda Rumeli'yi dolasmis. Edirne, Yanbolu, Filibe ve Manastir'da bulunmus. Daha sonra Hacca gitmis. Misir'a gönderilerek kurdugu tekkeye seyh olmus. Ünü Islam dünyasina yayilmis. Ölünce, Mukattam daginda bir magaraya gömülmüs... Abdal Musa gibi halifesi Kaygusuz Abdal da Bektasi edebiyatinin kurucularindan sayilir. Yunus Emre'nin açtigi yolda yürümüstür. Hem aruz, hem de heceyle yazmistir. Tasavvuf felsefesine yaslanan siirlerinde ince bir alay görülür. Yobazlikla hem sofulugu nükteli bir anlatimla taslar. Tekerlemelerle beslenen temiz bir dili ve kivrak, tatli, özgün bir deyisi vardir. Birkaç siirinde Serâyi, Miskin Serâyi, Kul Kaygusuz ya da Miskin Kaygusuz mahlasini kullanmistir. YAPITI Divân, Sarây-nâme, Minber-nâme, Dil-güsâ, Gevher-nâme, Budala-nâme, Mesnevi, Muglâta-nâme, Esrâr-i Hurûf, Vücûd-nâme KAYNAKÇA Sadettin Nüzhet, Bektasi Siirleri (1930) Muhtar Yayladagli, Kaygusuz Abdal, Hayati ve Nefesleri (1939) Vehbi Lütfi Salci, Türk Folklor Arastirmalari Dergisi (Agustos-Aralik 1949, Subat 1950) Vasfi Mahir Kocatürk, Tekke Siiri Antolojisi (1968) Abdülbaki Gölpinarli, Türk Tasavvuf Siiri Antolojisi (1972) Cahit Öztelli, Bektasi Gülleri (1973) Abdurrahman Güzel, Kaygusuz Abdal (1981) Atilla Özkirimli, Alevilik-Bektasilik Edebiyati (1985) Kaynak: Türk Halk Siiri, haz. Asim Bezirci, Say Yayinlari, 1993. Kaygusuz Abdal I Aşkile geldim cihana, meskenim dağlar menem Terk edip cümle sıvayı, mahremi tevhid menem Güş edince menaref esrarını, mest olan ehkar menem Şöyle ikrar verdim ol dem Gaygusuz Abdal menem Asıl adı Gaybi'dir. Kaygusuz Abdal'ın hayatı hakkında ki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. Bu menkıbelerin en tanınmışı onun Abdal Musa'ya bağlanışını anlatan hikayedir: Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybi, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur. Yaralı geyik kaçar, Gaybi arkasından koşar. Geyik Abdal Musa'nın tekkesine girer, arkasından avcı da girer, dervişlerden geyiği sorar. Dervişler görmediklerini söylerler. Çekişme başlar. Olaya Abdal Musa. karışır ve koltuğu altından kanlı oku çıkararak Gaybi'ye gösterir. Gaybi okunu tanır ve Musa'ya bağlanır. Alanya beyi oğlunu tekkeden kurtarmak ister ama Gaybi, Musa'dan ayrılmaz. Bey, Teke (Antalya) beyine başvurarak oğlunun kurtarılmasını ister. Teke beyinin gönderdiği ordu Musa'ya yenilir, Gaybi tekkede kalır. Kırk yıl tekkede Abdal Musa 'ya hizmet ettikten sonra şeyhi tarafından Mısır'a gönderilen Kaygusuz Abdal, orada bir tekke kurar. Bu tekke, İslam dünyasında büyük bir ün kazanır ve hastalarla başı dara düşenlerin sığınağı olur. Kaygusuz Mısır'da ölür. Türbesi, Kahire yakınlarında bulunan bir mağaradadır. Hece ve aruzla şiirler söyleyen Kaygusuz'un nesirle yazılmış eserleri de var. Aruzla yazılmış şiirleri divanında toplanmıştır. Hece ile yazdıklarına ise cönklerde ve şiir mecmualarında rastlanıyor. Nesir eserleri: Budala-name, Mağlataname, Cefriyye-i Kaygusuz ve Esrar-ı huruf adlarını taşıyan kitapçıklardır. Cefriyye, gelecekte olup bitecek olayları anlatan bir fal kitabıdır. Öbürleri tasavvufla ilgili konuları işler. Şiirlerinin bir çoğunda Kaygusuz takma adını kullanan ozan , bazı şiirlerinde Serayi adını da kullanır. Kaygusuz adını taşıyan başka şairlerin de bulunması, eserlerinden bazılarının başka bir Kaygusuz'un olabileceği kuşkusunu, doğuruyor. Kaygusuz Abdal, Bektaşiler arasında büyük saygı ile anılır ve Bektaşi uluları arasına girer. Hemen bütün Bektaşi tekkelerinde bulunan ve Kaygusuz'a ait olduğu kabul edilen bir resimde, bir yılan, bir akrep ve bir arslan, ayakları bine yatarak ona boyun eğmiş görünürmüş. XVIIL yüzyıl ressamlarından Levni'nin yaptığı güzel bir Kaygusuz minyatürü vardır. Kaygusuz, bir eserinde 1397-98 yıllarında doğduğunu söylüyor. Eserlerinden de anlaşıldığına göre XV .yüzyılda yaşamış olan şair, Anadolu ve Rumeli'nin birçok yerlerini gezmiş ve iyi bir öğrenim görmüştür. Özellikle hece ile yazdığı şiirlerde ve nesirlerinde güzel bir Türkçe kullanır. Kaygusuz'un tasavvufla ilgili şiirleri yanında tekerlemeleri, şathiyeleri (alaylı, iğneli ve simgeli şiirler) de önemli bir yer tutar. Yunus Emre yolunda yürüyen şair, bu tür şiirlerinde ona daha çok yaklaşır. Ölüm yılı bilinmiyor. NEFES Beylerimiz elvan gülün üstüne Ağlar gelir şahım Abdal Musa'ya Urm abdalları postun eğnine Bağlar gelir şahım Abdal Musa'ya Urum abdalları gelir dost deyü Hırka giyer aba deyü post deyü Hastaları gelir derman isteyü Sağlar gelir bizim Abdal Musa'ya Hind'den bezirganlar gelir yayınur Aşık olan bu meydanda soyunur Pişer lokmaları açlar duyunur Toklar gelür pirim Abdal Musa'ya İkrarıdır koç yiğidin yuları Fakjhleri çeksem gelmez İleri Akpınar'ın yeşil güllü suları Çağlar gelir pirim Abdal Musa'ya Meydanında dare durmuş köçekler Çalınır koç kurbanlara bıçaklar Döğülür kudüm açılır sancaklar Erler gelir pirim Abdal Musa'ya Kılıç sallar Yezidlerin kasdına Ali Zülfikar'ın almış destine Tümen tümen genç Ali'nin üstüne Erler gelir şahım Abdal Musa'ya Her matem ayında kanlar dökülür Demine Hü deyü gülbank çekilir Uyandırıp Hak çırağı yakılır Erler gelir şahım Abdal Musa'ya Benim bir isteğim vardır Kerim'den Yezit bilmez erenlerin sırrından Kaygusuz'um cüda düştüm pirimden Erler gelir şahım Abdal Musa'ya Kaygusuz AbdalII Kaygusuz Abdal'in gerçek kisiligiyle, yasamiyla ilgili bilgiler yetersizdir, birtakim söylencelerle karismistir. Bu söylenceler arasindan onun gercek yanini bulup çikarmak kolay degildir, bu konuda en önemli kaynak elimizde bulunan, bir "divan" da toplanan siirleridir. Kaynaklarda, bu özgün ozanin Alaiye (Alanya) Beyi'nin oglu oldugu, gerçek adinin Alaeddin Gaybi diye bilindigi, 1341-1444 yillari arasinda yasadigi söylenir. Bu bilgilerin kesinligi, açikligi sözkonusu degildir. Özellikle ölümünün 1444 yilinda olmasi kolay kolay onaylanabilecek bir sav degildir. Onun, bir siirinden Abdal Musa'ya baglandigi, onunla görüstügü, onun önerisi üzerine Misir'a giderek orada bir Bektasi Tekkesi açtigi da söylentiler arasindadir. Bütün bu söylenti niteligi tasiyan bilgilerin aydinlattigi biricik gerçek böyle bir ozanin bulundugu, 14. yüzyilda yasadigi, birtakim etkinlikler gösterdigidir. Kimi kaynaklara göre Kaygusuz Abdal 14. yüzyil sonlarinda Misir'a gitmis, bir süre Kerbela-Necef dolaylarinda gezmis, hacca ugramis, sonra oldugu Misir'a dönmüs, orada bir magaraya gömülmüs, bu nedenle ona "magarada gömülü" anlaminda "Abdullah Magaravi'' (magarada gömülü Tanri kulu) denmistir. Hac dönüsü Sam'a ugramis, orada bir bahçeyi sulamada kullanilan büyük dolabi görmüs, ondan esinlenerek "Dolabname'' adli siirini yazmis. Bunlarin hepsi, ozana yakistirilan, onu söylence ürünleriyle donatan dil ürünleridir, gerçek yasaminin saptanmasinda etkin belge niteligi tasimaz. Yine kimi kaynaklara göre Misir'a gitmeden Filibe, Yanbolu, Manastir, Edirne dolaylarinda bulunmus, düsüncelerini yaymaya çalismistir. Yasami yeterince bilinmeyen Kaygusuz Abdal'in düsüncelerini, adina düzenlenen "divan"inda toplanan siirlerinin incelenmesinden çikarmak, anlamak kolaydir. O, "abdallar" toplulugundandir, bir siirinde söyledigi gibi saçini, sakalini, biyigini, kaslarini kestirerek (car-darb) dolasirmis. Bu islem abdallik yoluna girmenin özelliklerinden biridir. Kaygusuz Abdal'in siirlerinden anlasildigina göre çok iyi bir ögrenim görmüs, tasavvufu bütün ayrintilariyla ögrenmis, özellikle Islam dini konusunda genis bilgi edinmistir. Onun Abdal Musa ile iliskisini anlatan özgün bir öykü vardir: Alaiye Beyi'nin oglu olan ozan avlanmayi çok severmis. Günün birinde ava çikinca bir geyikle karsilasmis, yayini gerip geyigi oklamis. Sirtina ok saplanan geyik kaçmaya baslamis, Alaeddin Gaybi de geyigin ardinca kosmus. Geyik, sirtindaki okla Abdal Musa Tekkesi'ne siginmis. Tekke'ye geyigin ardinca giren ozan karsisinda duran Abdal Musa'dan içeri giren geyigin kendisine verilmesini istemis. Abdal Musa ise koltugunun altina saplanan oku çikarip göstererek "Ogul, attigin ok bu mu?'' diyerek Kaygusuz'a gösterince ozan kendinden geçmis, Abdal Musa'nin ayaklarina kapanarak ondan yardim dilemis, böylece tekkeye girmis, tarikata girmis. Bu duygulu, sevecen öykünün dogrulugu, yanlisligi tartisilmaz, özünde ilkçag Anadolu dinlerinden gelen, geyigin Hititler'ce tanrisal bir varlik oldugunu bildiren bir söylence vardir. Onun Bin batmandan olsa kazan Ustager degil mi düzen Hayranlik esince cana Bengilik de gereg olur dörtlügüne dayanilarak esrar içtigini söyleyenler vardir. 14. yüzyil Anadolu'sunda esrar içmek "abdallar" arasinda cok yaygin bir tutkuydu. Ancak, Mevlana'nin kimi siirlerinden, Sems-i Tebrizi'nin oldugu söylenen "Makalat" tan anlasildigina göre Mevleviler'de de esrar içimi yaygindi. Tasavvuf yolunu seçenlerin çogunun esrara düskünlügü bilinmeyen bir olay degildir. Bu tutkunun nereden kaynaklandigini bilemiyoruz, ancak yaygin bir aliskanliga dönüstügü açiktir, yorum gerektirmez. Urum Abdallari gelir dost deyu Egnimize aba, hirka, post deyu Hastalari gelür derman isteyu, Saglar gelur sahim Abdal Musa'ya dörtlügüyle baslayan kosugundan, inanca olarak Abdal Musa'ya kapilandigi, ondan el aldigi anlasilmaktadir. Yukarda anlatilan geyik olayi da bu durumu kanitlar niteliktedir. Baska bir kosugunda bulunan Ergene'nin köprüsü Susuzluktan bunalmis, Edirne minaresi Egilomis su içmege dörtlügüne dayanilarak Edirne yörelerini dolastigi sonucu çikarilmaktadir. Burada geçen "Edirne minaresi" nden anlasildigina göre, o dönemde Edirne ilinde önemli camiler vardi, üstelik bir akarsu kiyisindaydi. Kaygusuz Abdal, adinin "Gaybi" oldugunu "Dolabname" adli uzun siirinde söyler: Alai Gaybi bundan tekke kilmaz Hak'in fazlidurur ancak dayagi Sabir seccadesin altina almis Tevekkülden kusanmistir kusagi Sözünü Kaygusuz arife söyle ne bilsün sükkeri dana buzagi Demek siirlerinde tapsirmasi olan "Kaygusuz" ile özel adi olan "Gaybi" yi birlikte kullanmistir. Onun "Sarayi" tapsirmasini kullandigi siirleri de vardir. Bu degisik adlari neden seçtigini bilmiyoruz. Ününün, yasadigi çagda bile, yayginligina karsin yasami konusunda yeterli bilginin bulunmayisini açiklamak kolay degildir. Kendisi de, siirlerinde, doyurucu bilgi vermiyor. Onunla ilgili kaynaklarda da güvenilir nitelikte bilgi yoktur. Siirlerinin incelenmesinden çok gezdigi, çok kimse tanidigi anlasiliyor, ancak bu da bir yorum olmaktan öteye geçemez. Bir yerde: Kelebek bugday ekmis Manisa ovasina derken Manisa ilini, baska bir yerde de, yine alayci, güldürücü bir tutumla: Kertenkele derilmis Dile Kirim geçmege gibi dizeler söylemesine bakarak bu yöreleri gezdigi sonucunu da çikarabiliriz ama sonuç degismez, yasaminin gerçegi yine karanlikta kalir. Burada arastiriciya düsen baslica görev, bu ünlü ozanin ürünlerine dayanarak kisiligini, dilini, basari asamalarini, düsüncelerini açiklamaktir. Kaygusuz Abdal'in birkaç siirinde kadindan, birisinde açikça karisindan yakindigi görülür, buna dayanarak iyi bir evlilik geçirmedigini söyleyecek durumda degiliz; alayci, yerici, güldürücü dili kimi konularda güvenilir bir yargiya varmayi engeller. Bektasilik'te Haci Bektas Veli'ye yorulan bir olaydan (Kadincik Ana'nin esi degil de can yoldasi oldugundan) onun evlenmedigi sonucunu çikarmak, yalniz (mücerred) yasadigi yargisina varmak da pek tutarli degildir. ... Yine siirlerinde geçen yer adlarina, yöre özelliklerine dayanarak onun yasami süresince çok yer gezdigini, gezdigi yerlerin dogal konumlarini, özelliklerini halkinin begenilerini, yemeklerini, giyim kusamlarini yansitan dizeler ilginçtir. Bu ozan siirlerinde adlari geçen yerleri gezmis, görmüsse, dogayi seven, degisik bölge insanlarini tanimaktan, onlarla iliski kurmaktan kivanç duyan bir gezgin niteligi tasir. Eski yazinimizda, ozanlarla, yazarlarla, sanatçilarla, düsünürlerle ilgili olaylari dogal ölçüler içinde anlatma gelenegi dogmamistir, bu nedenle üzerinde çalisilmak istenen kisiyi açik gerçegiyle anlama olasiligi azdir. Bu konulari içeren "tezkire" adli yasamöyküleri yapitlarinda insanin ayagi topraga basmaz, hep yükseklerde, bosluklarda dolastirilir. Buna bir de "vilayetname", "menakibname" gibi söylence nitelikli yapitlar katarsak isin içinden çikilmaz, gerçek olayin saptanmasi olanaksiz duruma gelir. Yazar, yasamini anlatmak istedigi kisiyi, oldugu gibi degil de, düsledigi gibi anlatmayi sever, yasanmamis bir olayi yasanmis göstermekten kendini alamaz. Kaygusuz Abdal'in durumu da az cok aynidir; yasanmis olayi yakalamak için elimizde güvenilir belge yoktur. ŞİİRLERİ Sakalım Ben bu derde düşeli Bu sakalı kırkarım Hak ile bilişeli Bu sakalı kırkarım Ben keserim o biter Çemende bülbül öter Usta berber der 'yeter' Bu sakalı kırkarım Ben çalarım tanbura Giyinirim tennure Hak çerağın uyara! Bu sakalı kırkarım Ben gezerim yazıda Kuvvetim var pazuda Ne işim var kazıda! Bu sakalı kırkarım Kaba sakal istemem Hep kesilse gam yemem Hiç kısa - uzun demem, Bu sakalı kırkarım Var mı bunda bir hatam Gayrı gönülden atam Çok mu gelir bir tutam? Bu sakalı kırkarım Aşka olup mülazım Bilindi cümle razım... Gayrı, sakal ne lazım! Bu sakalı kırkarım Bıyığımla başımı, Kirpiğimi kaşımı... Hak onara işimi... Bu sakalı kırkarım Kaygusuz Abdal menem Fartu furtu bilmenem Tek tüyünü koymanam Bu sakalı kırkarım . Kaygusuz Abdal Beng ile Seyretmeğe Ah Bize Bir Bağ Olsa Beng ile seyretmeğe ah bize bir bağ olsa İssi soğuk olmasa havası hub sağ olsa Pireden incinmesek kar ü yağmur olmasa Sinek hey vızlamasa ana hem yasağ olsa Dobruca Ovası’ndan büyük yağlı çörekler Akkirman’ın yağından benzimiz hey ağ olsa Cümle cihan koyunun semiz yahni etseler Biz yemeğe başlasak engeller irağ olsa Gaziler helvasından cihan dopdolu olsa Zülbiye halkaları sütü dahi çoğ olsa Kanda bir gül varisa badem paluze olub Bir yanından diş ursak çevresi yağ bal olsa Düpdüz bu yaş ovalar her biri boş durmasa Sulu şeftalisi çoğ bin üzümlü bağ olsa Kaygusuz Abdal otur kimin ye kimin götür Sufiye koz kalmadı abdala kaymağ olsa . Kaygusuz Abdal Beylerimiz Elvan Gülün Üstüne Beylerimiz elvan gülün üstüne Ağlar gelür şahım Abdal Musa’ya Urum Abdalları postun eğnine Bağlar gelür şahım Abdal Musa’ya Urum Abdalları gelir dost deyü Eğnimize aba hırka post deyü Hastaları gelir derman isteyü Sağlar gelür şahım Abdal Musa’ya Hind’den bazerganlar gelir yayınur Pişer lokmaları açlar doyunur Aşıklar gelir bunda soyunur Erler gelür şahım Abdal Musa’ya Her matem ayında kanlar saçarlar Uyandırıb Hak çerağın yakarlar Demine Hu deyüb gülbang çekerler Nurlar gelür şahım Abdal Musa’ya Meydanında dara durmuş gerçekler Çalınur koç kurbanlara bıçaklar Döğülür kudüm açılır sancaklar Tuğlar gelür şahım Abdal Musa’ya İkrarıdır koç yiğidin yuları Muannidi çeksem gelmez ileri Akpınar’ın Yeşilgöl’ün suları Çağlar gelür şahım Abdal Musa’ya Ali’m zülfikarın almış destine Sallar durmaz Yezidler’in kastine Tümen tümen Genç Ali’nin üstüne Sırlar gelür şahım Abdal Musa’ya Benim bir isteğim vardır Kerim’den Münkir bilmez evliyanın halinden Kaygusuz’um ayrı düştüm pirimden Ağlar gelür şahım Abdal Musa’ya . Kaygusuz Abdal Bir Kaz Aldım Bir kaz aldım ben karıdan Boynu da uzun borudan Kırk abdal kanın kurudan Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Sekizimiz odun çeker Dokuzumuz ateş yakar Kaz kaldırmış başın bakar Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kaza verdik birkaç akça Eti kemiğinden pekçe Ne kazan kaldı ne kepçe Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kaz değilmiş be bu azmış Kırk yıl kaf dağını gezmiş Kanadın kuyruğun düzmüş Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kazı koyduk bir ocağa Uçtu gitti bir bucağa Bu ne haldir hacı aga Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kazımın kanadı selki Dişii koyun emmiş tilki Nuh Nebi'den kalmış belki Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kazımın kanadı sarı Kemiği etinden iri Sağlık ile satma karı Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kazımın kanadı ala Var yürü git güle güle Başımıza kalma bela Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Suyuna biz saldık bulgur Bulgur Allah deyü kalgır Be yarenler bu ne haldir Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz Kaygusuz Abdal n'idelim Ahd ile vefa güdelim Kaldırıp postu gidelim Kırk gün oldu kaynadırım kaynamaz . Kaygusuz Abdal . Bundan Sana Ne Ademi balçiktan yogurdun yaptin, Yapip da neylersin, bundan sana ne Halk ettin insani saldin cihana Salip da neylersin bundan sana ne Bakkal misin teraziyi neylersin Isin gücün yoktur gönül eglersin Kulun günahini tartip neylersin Geçiver suçundan bundan sana ne Katran kazanini döküver gitsin Mümin olan kullar didara yetsin Emreyle yilana tamuyu yutsun Söndür su atesi bundan sana ne Sefil düstüm bu alemde naçarim Kildan köprü yaratmissin geçerim Sol köprüden geçemezsem uçarim Geçir kullarini bundan sana ne Kaygusuz Abdal der cennet yarattin Cehenneme nice kullari attin Nicesin ates-i ask ile yaktin Yakip da neylersin bundan sana ne . Kaygusuz Abdal Dokuz Felek Bizim Sayvanımizdır Dokuz felek bizim sayvanımızdır Yedi kat yeryüzü seyranımızdır Zira insan suretidir tonumuz Kamu alem bizim hayranımızdır Hakikat ol kadim sultan ki derler Biz ona vücuduz ki canımızdır Daim bu surete gelmeyi varmak Yolumuzdur daim mihmanımızdır Gözün aç bak bu vücut sadefinde Kıymetli gevherüz Hâk kanımızdır Senin hayale düştüğün ey münkir Bizim bu suret-i imanımızdır Bize bu saadet Hâktan erişti Zira biz kuluz o sultanımızdır Âşıklarız baş oynarız bu yolda Hâk’ı inkar eden düşmanımızdır Var ey münkir nice anlarsan anla Severiz ışık bizim imanımızdır Ser-âgâz eyle çağır el Sarayi De ki bu ışık bizim imanımızdır . Kaygusuz Abdal . Kaplu Kaplu Bağalar Kaplu kaplu bağalar kanatlanmış uçmağa Kertenkele derilmiş diler Kırım geçmeğe Kelebek ok yay almış ava şikara çıkmış Donuzları korkudur ayuları kaçmağa Ergene’nin köprüsü susuzluktan bunalmış Edirne minaresi eğilmiş su içmeğe Kazzaza balta koydum çevrisim deremezem Çuval çayırda gezer segirdüben kaçmağa Allahımın dağında üçbin balık kışlamış Susuzluktan bunalmış kanlı ister göçmeğe Leylek koduk doğurmuş ovada zurna çalar Balık kavağa çıkmış sögüt dalın biçmeğe Bir sinek bir devenin çekmiş budun koparmış Salinuban seğirdür bir yâr ister koçmağa Bir aksacık karınca kırk batman tuz yüklenmiş Gah yorgalar gah seker şehre gider satmağa Donuz dügün eylemiş ayuya kızın vermiş Maymun sindi getirmiş kaftan gömlek biçmeğe Deve hamama girmiş dana tellallık eder Susığırı natır olmuş nöbet ister çıkmağa Kaygusuz’un sözleri Hindistan’ın kozları Bunca yalan söyledin girer misin uçmağa |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com