Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Edebiyat Bilgisi

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Edebiyat Bilgisi Konusunu Görüntülemektesiniz => SÖZ SANATLARI MECÂZLAR Mecâz, bir kelimeyi hakikî anlamı dışında kullanmaktır. Mecâz sanatları da kelimenin mecâzî anlamı ile ilgilidir. Biz bu ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-05-07, 22:03   #1 (permalink)
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 18-05-2007
Mesajlar: 1,315
Rep Puanı: 1640096
ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11ƒєиєяiѕℓσνє Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 16432
Thumbs up Edebiyat Bilgisi


SÖZ SANATLARI
MECÂZLAR


Mecâz, bir kelimeyi hakikî anlamı dışında kullanmaktır. Mecâz sanatları da kelimenin mecâzî anlamı ile ilgilidir. Biz bu bölümde kelimelerin mecâzî ve hakikî anlamları ile alâkalı sanatları vermeyi hedef aldık. Bu bahisde ele aldığımız teşbih sanatı, her ne kadar bir benzetme sanatı olsa da yine kelimenin anlamı ile alâkalı olması yönünden bu bölümde ele alınmıştır. Bu bâbda incelenen sanatlar şunlardır

1.Teşbih
2. Mecâz-ı Mürsel
3.İstiâre
4.Kinâye
5.Teşhis ve İntâk
6.Tarîz

1.TEŞBİH

Sözü daha etkili bir hale getirmek için, aralarında türlü yönlerden ilgi bulunan iki şeyden, benzerlik bakımından güçlü olanı, nitelik bakımından daha güçlü durumda olana benzetmektir. Teşbih sanatında amaç, bir anlamda anlama güç katmaktır. Teşbih sanatında dört temel öğe vardır. Bu temel öğelerin kullanılıp kullanılmamasına göre teşbihin çeşitleri belirlenir. Bu temel öğeler şunlardır:

1. Benzeyen (Müşebbeh): Birbirine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha güçsüz durumda olanıdır.

2. Kendisine Benzetilen (Müşebbehün-bih): Birbirine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha üstün, daha güçlü olan, kendisine benzetilen unsurdur.

3. Benzetme yönü (Vech-i şebeh): Birbirine benzetilen şeyler arasındaki ortak ilgi ve benzeyiştir.

4. Benzetme edatı (Edat-ı teşbih, Vasıta-i teşbih): Kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran edat ya da edat görevinde olan kelimelerdir. Benzetme uygulanırken şu edatlar kullanılır: gibi, kimi, sanki, meğer ki, gûyâ, tıpkı, gûne, gûnâ, misl, misillü, niteki, nitekim, misâl, sıfat, mânend, âdetâ, çü, çün, tek, andırır, benzer, -veş, -âsâ, -vâr.

Teşbih Çeşitleri

Teşbihin çeşitleri daha önce söylediğimiz gibi teşbih öğelerinin birinin veya bir kaçının kullanılıp kullanılmamasına göre belirlenir.

1.Ayrıntılı Teşbih
Dört öğesi de bulunan teşbihtir.

Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,
Bir eski çıban gibi işliyor içerime.
(Ayak Sesleri/ Necip Fazıl Kısakürek)

Benzeyen: Sesler
Kendisine benzetilen unsur:Eski çıban
Benzetme yönü: Ağrımak
Benzetme edatı: Gibi

2. Kısaltılmış Teşbih (Teşbih-i mücmel, Teşbih-i muhtasar)
Benzetme yönü anılmadan yapılan benzetmedir.

Ben gideyim; yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin
İki yanımdan aksın , bir sel gibi fenerler.
(Kaldırımlar/ Necip Fazıl Kısakürek)

Benzeyen: Sel
Kendisine benzetilen unsur: Fener
Benzetme edatı:Gibi

3.Pekiştirilmiş Teşbih (Teşbih-i müekked)
Benzetme edatı bulunmayan benzetme.

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık
(Çile/ Necip Fazıl Kısakürek)

Benzeyen:Ufuk, yollar
Kendisine benzetilen unsur: Tilki, yumak
Benzetme yönü: Kaçak, kurnaz; uzun, dolaşık


4. Güzel Teşbih (Teşbih-i beliğ)
Benzeyen ve kendisine benzetilen öğelerle yapılan , benzetme yönü ve edatı
söylenmeyen benzetmedir.

Gül yüzlü bir âfetti ki, her bûsesi lâle;
Girdik zaferin koynuna, kandık o visâle.
(Maç Türküsü/ Yahya Kemal)

Benzeyen: Zafer, bûse
Kendisine benzetilen unsur: Sevgili, lâle
Kendisine benzetilen unsur: Gül

5.Yaygın Teşbih (Teşbih-i temsîlî)
Benzeyen ve kendisine benzetilenler arasında birden fazla ortak nitelik ve özellikleri sırayla ifade edilerek yapılan teşbihtir. Temsilî teşbihte her iki öğenin, ortak benzerlikleri
anlatıldıktan sonra , manzumenin en sonunda ilgili olan temel öğe açıklanır. Aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi Namık Kemal’in Nevha adlı şiirinde vatan bir sevgiliye benzetilmiştir. Benzeyen unsur olan vatan söylenmeyip , şiirin başından itibaren kendisine benzetilen unsur olan sevgilinin çeşitli özellikleri sıralanmıştır. Vatan şiirin en sonunda söylenmiştir.

Nevha I
Feminin rengi aks edip tenine
Yeni açmış güle misâl olmuş
İn’itâf ile bak ne al olmuş,
Serv-i sîmîn safâlı gerdenine
O letâfetle ol nihâl-i revân
Giriyor göz yumunca rüyâma
Benziyor, aynı kendi hülyâma,
Bu tasavvur dokundu sevdâma
Âh böyle gezer mi hîç cânân?...
Gül değil arkasında kanlı kefen...
Sen misin, sen misin garîb vatan?...
(Namık Kemal)

2.Mecâz-ı Mürsel

Hemen hemen her dilde bir kelimenin ifâde ettiği bir anlam vardır. Zamanla bazı kelimelere mecâzî anlamlar yüklenmiştir. Mecâz-ı mürsel sanatı da kelimenin mecâzî anlamı ile ilgilidir. Bir sözü gerçek anlamının dışında benzetme amacı gütmeden kullanmadır. Günlük konuşmada doğal olarak yaptığımız bu türlü mecâza, özellikle deyimlerde bol bol rastlanır. Mecâz-ı mürsel sanatı aradığımız kelimelerde, şu iki özelliğin olmasına kesinlikle dikkat etmeliyiz.

Kelimenin gerçek anlamının dışında kullanılmış olmasına.
Sözün gerçek anlamını düşünmemize engel bir düşünce olmamasına.

“Göze girmek” ve “ayağa düşmek” deyimlerinde mecâz-ı mürsel vardır. Çünkü, her iki deyimde de “göz” ve “ayak” kelimeleri hakikî anlamının dışında kullanılmıştır. “Göze girmek” deyiminde bir insanın gözüne girmek mümkün değildir. Nitekim “ayağa düşmek” deyiminde de birinin ayağına düşmek düşünülemez. Buna göre “göze girmek” deyimi “başkalarının beğenisini ve sevgisini kazanmak”, “ayağa düşmek” deyimi de “rezil rüsva olmak” anlamındadır.

Mecâz-ı mürsel, kavramlar arasında çeşitli ilgiler kurularak aktarılır. Bu ilgiler, nesne ve kavram arasında benzetmeden başka ilgilerdir ve çok çeşitlilik arz eder. Gerçek ve mecâzlı anlamlar arasında öncelikle parça-bütün ilişkisi söz konusudur. Parça-bütün alâkası parçayı söyleyerek bütünü kasdetmek; bütünü söyleyerek parçayı kasdetmektir. Durum-yer ilgisinde ise , durumu söyleyerek yeri kasdetmek, yeri söyleyerek durumu kasdetmektir.

3. İSTİÂRE

Bir unsuru kendi adının dışında başka bir adla anmadır. Ancak anılan unsurlarla bir ilgi yönünün olmasına dikkat edilir. İstiâre hem bir mecâz, hem de bir benzetme sanatıdır.
Gül yanaklı kızım örneğinde olduğu gibi kız, gül yanaklı olarak düşünülmüş yani bir teşbih sanatı yapılmıştır. Bir kişi kızına sadece Gül yanaklım derse o zaman istiâre yapmış olur; bir anlamda da mecâz sanatına başvurmuş olur. Bir kelimenin istiâreli kullanılıp kullanılmadığı anlamak için şu tespitlerde bulunmalıyız; bir başka deyişle istiârede şu noktalara önemle dikkat etmek gerekir.

1. İstiâre içeren kelime, kendi anlamında değil , gerçek anlamının dışında kullanılmış olmalıdır.
2. İstiâre olan yerde benzetme amacının bulunması gerekir.İstiâre teşbihin iki unsuru ile yapılır. Benzeyen ve kendisine benzetilen. Bu öğelerden birinin söylenip söylenmemesine göre de istiâre çeşitleri belirlenir.

1.Açık İstiâre (İstiâre-i musarraha)
Teşbihin sadece benzeyen unsuru ile yapılan benzetmedir. Bu türlü istiârede benzeyen söylenmez. Divan edebiyatındaki mazmun (klişeleşmiş mecâz) ların çoğu istiâre durumundadır. Aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi, solgun ukde ile sabır anılmıştır. Sabır, solgun ukdeye benzetilmiştir. Sabır söylenmemiş solgun ukde söylenmiştir. Yani sadece teşbihin benzeyen öğesi kullanılmıştır.

Gönlüme sığınmış o solgun ukde
Kim tanımaz sevdâ taşıyan sesi
İşte tam o anda bir gül pembesi
(Gül ve Sabır/ İhsan Sezal)

3. Kapalı İstiâre (İstiâre-i mekniye)
Kendisine benzetilen unsuru kullanılarak yapılan istiâredir. Bu istiâre çeşidinde kendisine benzetilen unsur gizlendiği , söylenmediği için diğer istiâre çeşidine göre tespiti daha zordur. Bundan dolayı açık istiâreye göre dîvân şiirinde örneklerine az rastlanır. Aşağıdaki beyitte görüldüğü gibi bahçedeki ağaçlar, tecrid hırkasını giymiş dervişlere benzetilmiştir. Benzeyen unsur olan eşçâr-ı bağ söylenip, dervişler anılmıştır. Dervişle alâkalı olarak tecrîd hırkası zikredilmiştir. Çenâr ile de şeyh hatırlanmalıdır. Şeyhe gönderme yapmak için el almak tabiri kullanılmıştır.

Eşcâr-ı bâğ hırka-i tecrîde girdiler
Bâd-ı hazân çemende el aldı çenârdan

4.Yaygın İstiâre (İstiâre-i temsîliye)
Temel öğelerden sadece birisi ile yapılan istiâredir. Bu temel öğenin, çeşitli
benzerlikleri sıralanarak yapılan istiâredir. Bunu yaygın benzetme ile karıştırmamak
gerekir. Zira yaygın teşbihte her iki öğe de anılır. Temsilî istiâre ise sadece bir öğe ile yapılır. Yahyâ Kemal’in “Sessiz Gemi” şiirinde müşâhede edildiği gibi “ölüm”, “tabut” bir “gemi” ye teşbih edilmiş. Ancak ölüm anılmadan gemi zikredilmiştir.

Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhûe giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli
Günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli,
Bîçâre gönüller ! Ne giden son gemidir bu!
Hicrânlı hayatın ne de son mâtemidir bu!
Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler,
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnûn ki yerinden
Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden.
(Yahyâ Kemâl)

4. KİNÂYE
Bir sözcüğü ya da sözü gerçek anlamının dışında benzetme amacı gütmeden ve sözün gerçek anlamını düşünmemizi engelleyici ipucu (karîne-i mânâ’) olmaksızın mecazlı anlamda kullanmadır. Kinâyede sözün gerçek anlamı da kasdedilmiş olabilir. Başka bir deyişle, gerçe-ği mecâz yoluyla dolaylı olarak anlatmaktır. Ancak, sözün gerçek anlamından bir sonuç çıksa da , asıl geçerli olan mecâzlı anlamıdır. Deyimlerin çoğu mecâzlı anlamlar içeren kinâyeli sözlerdir. Nitekim “âteş basmak” deyimi kinâyeli bir sözdür. İnsan ayağı ile ateşe basabilir. Ancak âteş basmak ile kasdedilen birinin hararetlenmesidir.
Ayağı yer mi basar zülfüne ber-dâr olanın
Zevk u şevk ile verir cân u seri döne döne
(Necâtî)
( Senin saçına asılan kişinin ayağı yere mi basar; canını ve başını zevk ve şevk ile döne döne verir.)

5. TEŞHİS VE İNTAK

Teşhis, kişileştirmektir. İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları, düşünen, duyan ve hareket eden bir insan kişiliğinde göstermektir. Bu sanat, yapılırken teşbih ve istiâre gibi diğer mecâz sanatlarından da istifâde edilir. İntak da konuşturmaktır. İnsan dışındaki varlıkları insan gibi konuşturmaktır. İntakta kesinlikle teşhis, kişileştirme vardır. Fakat teşhiste her zaman intak olmayabilir.
Masallar ve fabllarda teşhis ve intak sanatına sık sık başvurulur.

Ben gidersem sazım sen kal dünyada,
Gizli sırlarımı âşikâr etme.
Lâl olsun dillerin, söyleme yâda,
Garip bülbül gibi âhuzâr etme.
(Sazıma/ Aşık Veysel)

6. TA’RĪZ

Sözlük anlamı “ söz söylemek, sataşmak, ilişmek” anlamındadır. Edebiyat terimi olarak bir kavramın bir şeyi söyleyip , onun büsbütün tersini kasdetmektir. Sözün gerçek anlamı doğru gibi görünse de , asıl amaç , sözün ters anlamına yüklenmiştir. Bu amaçla ta'rîz sanatı , bir kişiyi ya da durumu alaya almak ve iğlenemek amacıyla yapılır.
Aşağıdaki Ters Öğüt Destanı adından da anlaşılacağı gibi verilen öğütlerin ters anlamları zikredilip; ta’rîz sanatına en güzel örnektir.

Ters Öğüt Destanı
Bir nâsihâtım var zamana uygun
Tut sözümü yattıkça yat uyanma
Meşhûr bir kelâmdır sen kazan sen ye
El için yok yere âteşe yanma

ANLAMLA İLGİLİ SANATLAR

Bir kelimenin anlamını esas alan sanatlar bu bölümde incelenir. Bu sanatlardan bazıları, kelimenin hem anlamı hem de mecazî anlamı ile ilişkilidir. Bu bölümdeki bazı sanatlarda ise bir duygu ve düşünceyi nükteli bir biçimde söylemek esastır. Bu babda incelenecek sanatlar şunlardır:

1 . ÎHÂM

İki ya da ikiden fazla anlamı olan bir kelimeyi bir dize ya da beyit içinde bütün anlamlarını tebliğ ederek bildirme sanatıdır. Bu sanatta önemli olan husus, beytin umumî anlamıyla , kelimenin diğer anlamları uyuşmasıdır. Îham sanatını tevriye ve kinâye sanatları ile karıştırmamak gerekir. Her üç sanatta da kavramların birkaç anlamı kullanılır. Ancak tevriye sanatında kasdedilen ikinci anlamdır; kinâye sanatında ise mecâzlı anlamdır.
Bu beyitte ayak sözcüğünde iham sanatı vardır. Ayağın lügat anlamı “ insan uzvu; kadeh”tir. Beyiti kelimenin her iki anlamıyla da düşünmek mümkündür.

Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Câmlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sâkîler meclisten çekmiş ayağı
(Bayburtlu Zihni)

İhâm sanatı, tenâsüp ve tezat sanatlarına bağlı olarak da yapılır. Tenâsüble birlikte yapılan îhâma îhâm-ı tenâsüp tezatla birlikte yapılan îhâma ise îhâm-ı tezat denir,

a. Îhâm-ı tenâsüb

Birkaç anlamı olan bir kelimenin dize ya da beyit içinde söylenmemiş anlamıyla, diğer kelimeler arasında anlam ilgisi kurmaktır. Bu sanat, îhâm ve tenâsüb sanatlarının birleşmesinden meydana gelmiştir.

Ehl-i aşkın nâlesin ney kâmetin çeng eyledin
Pâdişehsin ettiğin şimden gerü kânûn olur
(Bâkî)

(Aşıkların feryâdlarını ney, boyunu da çenge benzettin; sen padişahsın, şimdiden sonra senin bütün yaptıkların kanundur.)
Kanun kelimesinin yasa anlamı kullanılıp; musıkî âleti olan kânûn ile nâle, ney, çeng arasında îhâm-ı tenâsüb sanatı vardır.

b. Îhâm-ı tezat

Îhâm-ı tezat sanatı da bir bakıma îhâm-ı tenâsüb gibidir. Aradaki tek fark, birden fazla anlamı olan bir kelimenin söylenmeyen anlamı ile tezad ifade eden bir kelimeyi bir beyit ya da mısra’içinde birlikte kulllanmaktır.

Serverlik ister isen üftâdelik şi’âr et
Kim düşmeden ayağa çıkmadı başa bâde
(Fuzûlî)

( Başa çıkmak istersen alçak gönüllüğü düstur edin; ki şarap kadehe konulmadan başa çıkmadan.)
Ayak kelimesi, bilindiği gibi hem kadeh hem de ayak anlamındadır. Beyitte ayak anlamı ile baş arasında tezad sanatı vardır.

2.TEVRİYE
Tevriye, iki anlamı olan bir kelimeyi uzak anlamını kasdederek kullanmaktır. Tevriye sanatında kelimenin beyitteki görünen anlamı değil, daima uzak anlamına gönderme yapılır. . Tevriye sanatında her zaman önemli olan kelimenin uzak anlamıdır. Bu sanatta çoğunlukla îhâm sanatı ile karıştırılır. Îhâm sanatında, birden fazla anlamı olan bir kelimeyi beyit ya da dize içinde her iki anlamıyla düşünmek mümkündü. Yani beyit ya da dize kelimenin her iki anlamıyla açıklanabilir. Aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi koyu harfle belirtilen kelimelerin, öncelikle beyitte, görünürdeki anlamları kullanılıp uzak anlamları kastedilmiştir.

Birisi kâlû belâda biri bâb-ı yârda
Pâdişâh-ı aşk-ı pâk ancak iki dîvân eder
(Yahyâ Bey)
(Halis aşk padişahı, biri kâlû belâda biri de sevgilinin kapısında
olmak üzere iki dîvân tertipler.)

Dîvân, toplantı yeri; şâirlerin şiirlerini topladıkları eserin adıdır. Beyitte görünürdeki anlam toplantı yeri, kasdedilen anlam ise şâirlerin şiirlerini topladıkları eserdir.

3. TENÂSÜB

Herhangi bir konu hakkında birbiri ile alâkalı kelimeleri herhangi bir düzene riâyet etmeden bir beyit ya da mısra’ içinde kullanmaktır. Tenâsüb, Mürâ’ât-ı Nazîr sanatı olarak da bilinir.

Kızarmış terleyip ruhsârın ey meh tâb göstermiş
Halîl-âsâ cemâlin âteş içre âb göstermiş
(Rahşânî)

( Ey ay yüzlü güzel, yanağın kızarmış terleyerek hararet kazanmış; yüzün de Hz. İbrahim gibi ateş içindeki su haline gelmiş.)

4. LEFF Ü NEŞR
Leff, toplama; neşr de yayma, saçma demektir. Bir beyitte , birinci dizede en az iki kavramı söyleyip , ikinci dizede bunlarla alâkalı kavramları vermektir. Dîvân şiirinde çok sevilmiş ve kullanılmış bir sanattır. Çoğunlukla klişe haline gelmiş mecâzlarda uygulanır. Leff ü neşr sanatı teşbih ve istiâre sanatları ile yakından ilgilidir. Leff ü neşr , birinci dizede söylenenlerin , ikinci dizede düzenli ve düzensiz açıklanışına göre ikiye ayrılır.

A.Leff ü neşr-i müretteb
Birinci dizede söylenen kavramların karşılıkları ikinci dizede aynı sırayı izlerse
düzenli leff ü neşr sanatı yapılmış olur.

Yüzün ile gözün katında anmak
Gül ile nergisi terk-i edebdir
(Ahmedî)

( Senin yüzünün ve gözünün huzurunda gül ve nergisi anmak, edebi terk etmektir,
saygısızlıktır.)

B.Leff ü neşr-i gayr-i müretteb
Düzensiz leff ü neşrde ise birinci dizede verilen kavramların tekâbülleri , ikinci dizede
ters ya da karışık olarak bulunur.

Gülşene nergis ü gül hayli letâfet verdi
Şimdi açıldı dahi yüzü gözü gülzârın
(Bâkî)

( Gül bahçesine nergis ve gül hayli güzellik verdi, şimdi gül bahçesinin yüzü gözü
açıldı.)

5. TECÂHÜL-İ ÂRİF

Bilinen bir hakikati , bilmiyormuş gibi söylemektir. Tecâhül-i ârif ne hiç bilmemektir ne de bildiğini saklamaktır. Bir anlamda bildiğini türlü sebeplerle saklamaktır, imâlı yoldan anlatmaktır. Bu sanatı icrâ ederken mübâlağa ve istifham sanatlarından faydalanılır.

Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
(Fuzûlî)

( Ayrılık gecesi, canım yanar, ağlayan gözlerim kan döker; figanlarım halkı
uyandırır, kara bahtım uyanmaz mı?)

6. HÜSN-İ TA’LÎL

Hüsn-i ta’lîl, hakikî bir hadisenin meydana gelmesini, hayâli ve güzel bir sebebe bağlamaktır. Bu sebebin kesin bir hükmü ihtivâ eder nitelikte olması gerekir. Bu sanatta, hakikati, hayale dayandırma söz konusudur. Bu bakımdan edebiyatımızda en çok tecâhül-i ârif sanatı ile karıştırılır. Tecâhül-i ârifte meşhur, hakikî bir olayı bilmezden gelme durumu vardır. Güzel bir sebebe bağlama hadisesi yoktur. Hüsn-i ta’lîl de ise kesinlikte hayâlî ve güzel bir sebeb aranır.

Bâğ-ı âlemde yüzün mânendi bir gül isteyip
Cüst u cû edip gezer gülzârı bülbül şâh şâh
(Avnî)

( Bülbül, dünya bahçesinde yüzüne benzer, bir gül bulma arzusu ile gül bahçesini araştırarak dal dal gezer.)
Beyitte bülbülün gül bahçesine bulunma hakikati , sevgilinin yüzüne benzeyen bir gül bulma gibi hayalî ve güzel bir sebebe isnâd edilmiştir.

7. SİHR-İ HELÂL

Sihr-i helâlin bir lügat anlamı güzel şiir söylemedir. Edebiyat terimi olarak, her iki tarafa bağlanması mümkün olan bir kelime veya kelime öbeklerini bir ara cümle olarak ya da bir mısra’ sonunda kullanılmaktır. Muhtevî mısra’da kullanılan bu kelime ve kelime öbeklerinin diğer mısra’ başındaki ifade ile kaynaşmış olmasına mümkün mertebe dikkat etmek gerekir.

Âkıl isen vahş u tayrın şâhı ol Mecnûn gibi
Başına mürg âşiyânından külâh-ı devlet al
(Hayâlî)

( Mecnûn gibi akıllı ise vahşi hayvanların ve kuşların şahı ol; Mecnûn gibi başına
kuş yuvasından saadet külâhı al.)
ƒєиєяiѕℓσνє çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:33
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522