|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
Danışman Kategorisinde ve Turizm ve Tatil Forumunda Bulunan Turizmin toplumsal yönleri (I): Turizm işletmelerinin sosyal sorumlulukları yok mu? Konusunu Görüntülemektesiniz => Her ticari işletmenin olduğu gibi, spekülatif kazanç amacıyla kurulmayan turizm işletmelerinin de faaliyet gösterdiği topluma ve kendi çalışanlarına karşı yerine ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş Tarihi: 14-04-2005
Yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 4,824
Rep Puanı: 53574
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Her ticari işletmenin olduğu gibi, spekülatif kazanç amacıyla kurulmayan turizm işletmelerinin de faaliyet gösterdiği topluma ve kendi çalışanlarına karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır. Ticari işletmelerin faaliyet gösterdikleri toplumla ve çalışanları ile uyumlu bir şekilde yaşamalarını sağlamak amacıyla yirminci yüzyılda yöneticiler ve akademisyenler çeşitli yaklaşımlar geliştirdiler. Yönetimde bu yaklaşımlar “çevre odaklı” ve “insan odaklı” şeklinde ortaya çıkarken; pazarlama alanında “sosyal pazarlama” ve “içsel pazarlama” yaklaşımları ortaya atıldı.
Ticari bir işletmenin en temel işlevleri arasında yer alan üretim ve pazarlamada en fazla öne çıkan bu yaklaşımların amacı, elbette ki ticari işletmelerin faaliyet gösterdikleri toplumla ve çalışanları ile uyumlu bir iletişim sürecini ortaya konulmasıdır. Vahşi kapitalizmin geçerli olduğu bir çalışma ve toplum ilişkileri ortamının özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha fazla yürütülemeyeceği anlaşıldığından, bu yaklaşımlar hemen taraftar topladı. Konuya turizm sektörü açısından yaklaşıldığında yerel toplum ve personel ilişkilerine tüketicinin ve doğal çevrenin de eklenmesi gerekmektedir. Elbette ki diğer ticari işletmelerin ilişkilerinde de tüketici ve doğal çevre ön plandadır. Ancak, “önemlilik” hiçbir zaman turizm sektöründe olduğu gibi “birincil” ön planda olmamıştır ve olmayacaktır. Dolayısıyla turizm sektöründe bu dört faktörün biribiriyle uyumlu bir şekilde ilişkiler kurması zorunluluğu vardır. Bu ilişkiler eğer verimli bir şekilde yürütülürse, aynı zamanda hem bir ürün ortaya çıkar ve hem de sürdürülebilir gelişme elde edilebilir. Bunlardan ne istiyorum? Denilmek istenilen konu çok basittir. Turizm sektörü yerel halk, işgören, turizm işletmesi, tüketici ve doğal çevre ilişkinden oluşan ilişkiler ağı üzerinde durur. Bunların arasına zaman zaman kamu yönetimi aktörü de girebilir. Ama genellikle ilişki, bu dört aktör üzerinde ortaya çıkar ve gelişir. Bir yörenin destinasyon olarak gelişimi, büyümesi ve gerilemesi hep bu aktörlerin karşılıklı etkileşimine dayalıdır. Bir turizm işletmesi; işgörenleri ile kavga ederek, tüketicilerini sürekli kazıklayarak, doğal çevreye sürekli zarar vererek ve daha da önemli yerel halk ile sürekli kavga ederek, nereye varabilir? En kaba bir açıklama ile, işgörenlerle sürekli kavgalı bir tesiste huzur ortamı olmaz ve dolayısıyla da nitelikli üretim ve hizmet olmaz; ve sonuçta tüketici memnun olamaz. Müşterilerine kötü hizmet sunan, fahiş fiyat uygulayan, hijyen kurallarına uymayan bir tesise olan talep hep yüksek mi kalır? Deniz kıyısındaki bir tesis atıklarını açıktan ve filtre etmeden denize atıyorsa, ticari başarısı hep sürer mi? Ve ek olarak bir konaklama işletmesi faaliyet gösterdiği yörede yaşamını sürdüren yerel halk ile kavgalı olursa, onların kültürüne, sorunlarına ve insanlarına karşı kayıtsız kalırsa, bunun sonuçları o işletme için olumlu mu olur? Doğrudar; bunların her biri birer doktora tezinde ancak incelebilecek ve incelenen konulardır. İlk üçünü bir kenara bıkarak turizm işletmesi ile yerel halk ilişkisi üzerinde duralım. Yerel halk ve turizm işletmelerinin ilişkisi ve etkileşiminin sonuçları üzerine dünyada pek çok araştırma yapılmıştır. Ancak, bilebildiğim kadarı ile bu alanda ülkemizde çok fazla çalışma yok. Böylesine önemli bir konunun akademik çevrelerce gözden uzak tutulmasını da anlamak çok zor. Zira ülkemiz gibi, bir de iç göçün yoğun olduğu bir ülkede, yerel halk ve turizm işletmesi ilişkisi son derece önemlidir. Hele ülkemizin dönem dönem radikal akımların etkisine girebildiği/sokulduğu da düşünüldüğünde bu konu daha da önemlidir. Bir turizm işletmesinin başarısı ve bu başarının devamlılığı için önemli ölçütlerden biri kuşkusuz, yerel halk ile yürütülecek yakın ilişkilerdir. Yerel halkın başta turizm aktiviteleri olmak üzere, turistlere ve çalışanlarına karşı tutumlarının liberal ölçülerde gelişmesinin sağlanması son derece önemlidir. Dekolte giyinen, içki içen, sokak öpüşen, gece geç saatlerde yalnız dolaşan, yüksek sesle müzik dinleyen, vb. kendi kültüründe son derece normal olan davranışları ülkemizde de gösteren bir turistin taciz edilmesi, çantasının çalınması, korkulması ve daha da ileri giden hareketlere maruz kalınmasının sonuçlarından elbette ki yöredeki ve ülkedeki diğer turizm işletmeleri de etkilenecektir. Yani, siz tesisinizde ne kadar nitelikli hizmet sunarsanız sunun, turisti ne kadar memnun ederseniz edin; bu turistin uğrayacağı bir taciz bütün emeklerinizi yok edecektir. O zaman spekülatif amaçlar taşımayan hiçbir turizm işletmesinin yöresindeki yerel topluma; kültürüne, sorunlarına ve insanlarına kayıtsız kalmak gibi bir lüksü olamaz. Turizm işletmelerinin faaliyet gösterdikleri yörelerdeki insanların istihdamına öncelik vermesi; sosyal sorumluluğunu bir yana bırakınız kendi ticari geleceği ve karlılığı için bir zorunluluktur. Ayrıca, turizm işletmelerinin yöredeki okullar, camiler gibi kamuya ait kurumların birtakım gereksinimlerinin karşılanmasına ek olarak, pek çok konuda destek vermeleri gerekmektedir. Bunlar, aynı zamanda turizm işletmelerinin sosyal sorumluluğudur. Turizm işletmelerinin sosyal sorumluluklarını yerine getirmelerine örnek bazı uygulamaları IV. Akademik Turizm Semineri için Meryan Otel’de bulunduğumuz sırada, otelin genel müdürü İmran TORUN’dan öğrendim. Son derece örnek bir etkinlik olması dolayısıyla Alara Turizm Merkezi Destinasyonu Yönetimi’nin bu uygulamasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Alara Turizm Merkezi Destinasyonu Yönetimi, sosyal sorumlulukları kapsamında turizm merkezinin yer aldığı Okurcalar Kasabası halkıyla yakın ilişkiler geliştirmenin öneminin farkına varmış. Bu amaçla, Okurcalar Kasabası’nın ileri gelenleri ile belli aralıklarla bir araya gelmeye başlamışlar. Onların sorunlarını dinlemişler ve sorunların çözümü için neler yapabileceklerini onlarla paylaşmışlar. Bu sırada da pek çok sorun çözüme kavuşturulmuş. Camiinin tamir edilmesinden okulların gereksinimlerinin giderilmesine kadar çok sayıda konuda onlara destek olmuşlar. Ulusal bayramların kutlamalarına Alara Turizm Merkezi’ndeki konaklama işletmeleri de katılmışlar. Bayramları birlikte kutlamışlar. Geçtiğimiz yıl kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tam bir karnaval havasında kutlanmış. Bayramın ilk önce resmi programının gerekleri yerine getirilmiş, daha sonra Alara Turizm Merkezi Destinasyonu Yönetimi’nin hazırladığı programa geçilmiş. Bu program kapsamında konaklama tesislerinin animasyon ekiplerinin gösterilerinin yanı sıra, düzenlenen animasyonlara yerel halkın katılımı sağlanmış. Konserler verilmiş, yarışmalar yapılmış. Okurcalar Kasabası halkı ve konaklama tesisleri çalışanlarının katılımıyla birlikte oyunlar oynanmış, halaylar çekilmiş.. Onbin kişiye yemek ziyafeti çekilmiş.. Daha başka güzel şeyler de yapılmış.. Alara Turizm Merkezi’ndeki turizm işletmeleri bununla da kalmamışlar. Gereksinme duydukları elemanları öncelikli olarak Okurcalar Kasabası’ndan temin etmeyi ilke edinmişler. Aradıkları niteliklere uygun bir işgöreni Kasaba halkı içerisinden istihdam edemezler ise başka yörelerden arayacaklarını karara bağlamışlar. Alara Turizm Merkezi Destinasyonu Yönetimi, Okurcalar Kasabası halkını konaklama tesisleri ile, turizm sektörü ile, turistler ile barışık bir gelecek kurmak için bu örnek çalışmaya girişmişler. Umarız bu yönde çalışmalar yapan başka turizm yöreleri de vardır. Unutulmamalıdır ki, turizmde gelişmeyi sürdürülebilir kılan unsurlar içerisinde yerel halk ta vardır. Zira, turizm yörelerinin çocukları gelecekte; ya yöredeki turizm işletmelerinin personeli, yönetici, manavı, taksi şoförü, market sahibi ya da oluşacak suç çetelerinin üyeleri olacaklardır. Hangisini tercih edersiniz?.. Seçim sizin.. Nazmi Kozak Yazısıdır. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |
|
Sadık Üye
![]() ![]() Giriş Tarihi: 20-08-2005
Yer: Antalya
Yaş: 30
Mesajlar: 2,353
Rep Puanı: 1949388
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Alıntı:
Çok doğru bir söz.Özellikle taksicilerle aramızda kavgalar çıkıyordu..İnat olsun diye yöneticileimiz vakıf kurup dolmuş tahsis ettiler.Şimdi seslerini çıkmıyor.Yazı için çok teşekkürler.. |
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com