Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 14-09-08, 09:52   #1
wantedfatih

Post 9. sınıf edebiyat ödeviniz için bir yardım nitekim hazırlnama[2008öğretim yılına ait]


GÜZEL SANATLAR İÇERİSİNDE EDEBİYATIN YERİ

HAZIRLIK ÇALIŞMASI


1-İnsanoğlu yapısı gereği güzele her zaman meyillidir. Bu nedenle güzelliğin olduğu yerde bir sanat vardır. Buradan hareketle güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerini bir araya getiren nokta sanattır. Devirler değiştikçe insanların bilgi alanları da değişmiş, bu değişim sanatta da değişimler meydana getirmiş, bu değişimlere paralel olarak da birçok sanat dalı ortaya çıkmıştır. Güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerini bir araya getiren sanat dalarına örnek ise, edebiyat, tiyatro, resim, sinema, heykel, hat, ebru, mimari, bale, opera vb. olarak verilebilir.

1-Güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerinin ve bilgi alanlarının hangileri arasında ilişki kurabiliriz? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.


2- İnsanoğlu her zaman beğenme ve beğenilme arzusu içerisindedir. Bu arzu insanı çevresini güzelleştirme çabası içerisine sokmaktadır. Bu beğenilme arzusunun temelinde güzellik duygusu vardır. Güzellik duygusu da insanı sanat yapmaya, düzenli olmaya, çevresini güzelleştirmeye yönlendirmektedir.

2-İnsanların çevrelerini, eşyalarını ve kendilerini güzelleştirmeye neden ihtiyaç duyduklarını sözlü olarak ifade ediniz.


3- Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine şiiri ve Çanakkale Şehitleri anıtında aynı konu işlemesine rağmen farklı yöntemler kullanılması bu sanat dallarının malzemesinin farklılığından kaynaklanmaktadır. Bu da sanat eserlerinin aynı temayı sanatçının duygu düşünce ve sanat yeteneğine göre farklı farklı ifade edebileceğinin bir göstergesidir. Ama hepsinin odak noktasında aynı tema vardır. Hepside bir sanattır. Konusu, teması aynı olan bir anıt resmi, bir türkü ve bir şiire örnek:

KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI (Türkü)

Kollumu salladım toplar oynadı

Karataş içinden çete kaynadı

Yaşasın urfalılar teslim olmadı

De yürüyü yürü kumandalarım yürü

Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri

De yürüyü yürü kahramanlarım yürü

Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri

Tıfıldır hastahane karşı karşı

Gavur fransız' ın bomba atışı

Urfa çetelerinin şaha kalkışı

De yürüyü yürü kumandalarım yürü

Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri

De yürüyü yürü kahramanlarım yürü

Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri

Kurtuluş savaşı anıtı


3-Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine şiiri ve Çanakkale Şehitleri Anıtı’nda aynı konu işlenmesine rağmen farklı teknikler kullanılmıştır. Siz de konusu ve teması aynı olan bir anıt resmi, bir türkü ve bir şiir bulup sınıfa getiriniz. Getirilen malzemeleri konuyu işleme teknikleri bakımından birbiriyle karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.


ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa'nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum'a kadar.

Cahit KÜLEBİ


4-Atatürk’ün sanatla ilgili özdeyişlerini bularak sınıf panosuna asınız.

4- Atatürk’ün sanatla ilgili özdeyişleri:

ATATÜRK’ÜN GÜZEL SANATLAR VE SANATÇI İLE İLGİLİ SÖZLERİ

— “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”

—“Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.”

—“Sanatkar, toplumda uzun mücadele ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”

—“Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”

—“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

—“Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle bağlayarak geliştirmek milli idelimizdir.”

—“Güzel sanatların her dalı için, T.B.M.M.’nin göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.”

—“Hepiniz millet vekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.”

—“Güzel sanatlarda başarı; bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olmayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında, yüksek insanlık sıfatıyla tanımaktan daima yoksun kalacaklardır.”

—“İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, millet ki, heykel yapmaz, millet ki, tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”

—“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bu ulusun yani değişikliğine ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavraya bilmesidir…”

—“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

—“Dünyada medeni olmak, ilerlemek ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.”

—“Aydın ve dindar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltıraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bunlardan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir.”

—“Sanatkar, cemiyette uzun ceht (aşırı çalışma) ve gayretlerden sonra anlında ışığı ilk hisseden insandır.”

—“Bunun içindir ki milletimizin… güzel sanatlara sevgisini… her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.”

—“Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.”

—“Sanatkar el öpmez; sanatkarın eli öpülür!”

—“Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”

—“Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin güzel sanatlara sevgisini mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.


Deniz kıyısı görünüşü ile deniz kıyısı resmi arasında görünüş yönünden farklık vardır. Deniz kıyısı resminde ressamın duygularını, düşüncelerini ve zevk anlayışını görmek mümdündür. Ressam bu resimde kendi görmek istediği görüntüyü duygularınıda katarak tuvale dökmüştür. Deniz kıyısı görünüşünde ise doğadaki gerçeklik olduğu gibi aktarılmıştır. Resim ile görünüş arasında yorumlama ile görüntü farkı vardır. Buradan şu sonuca varabiliriz. Doğadaki somut gerçeklik sanatçının duygularının, hayallarınin, zevklerinin , hiselerinin işin içine girmesiyle yeni bir gerçeklik kazanır. Bu yeni gerçekliğe sanat adı verilir.

Yukarıdaki aynı durum doğadaki seler ile türküler arasındada vardır. Türkücü de doğadaki var olan seslere kendi duygu ve düşüncelerini katarak ortaya yeni melodiler çıkarır. Var olan sese adeta kendinden bir ruh verir. Doğadaki var olan gerçekliğe insanoğlu duygu ve düşüncelerini katarsa onu sanata dönüştürür.


1-Etkinlik: Sınıf iki gruba ayrılır. Grup sözcüleri seçilir. Birinci grup, bir yerin (deniz kıyısı, dağ, orman vb.) resmi ile doğal görünüşünü karşılaştırır ve aralarındaki farklılıkları belirler. İkinci grup doğadaki seslerle şarkı ve türkülerdeki sesleri karşılaştırır ve farklılıkları belirler. Grup sözcüleri belirlelen farklılıkları sınıfa sunarlar. Öğrenciler bu farklılıkların sebeplerini tartışırlar. Grup sözcüleri ulaşılan sonuçları tahtaya yazarlar.


İNCELEME

1.Metin

KAR


Kardır yağan üstümüze geceden,

Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,

Ormanın uğultusuyla birlikte

Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte

Kar yağıyor üstümüze, inceden.



Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,

Unutulmuş güzel şarkılar için

Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,

Rüzgâr gibi ta eski Anadol’dan

Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!



Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!

Uyandırmayın beni, uyanamam.

Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,

Allah aşkına, gök, deniz aşkına

Yağsın kar üstümüze buram buram…



Buğulandıkça yüzü her aynanın

Beyaz dokusunda bu saf rüyanın

Göğe uzanır-tek, tenha-bir kamış

Sırf unutulmak için, unutmak ey kış!

Büyük yalnızlığını dünyanın.

Ahmet Muhip DIRANAS



Aristo’nun hareket denklemi, K bir sabit ve V de hız olmak üzere F= KV şeklindedir. Bu yasaya göre kuvvet uygulanmayan bir cisim zorunlu olarak hareketsiz kalacaktır.



1-Kar şiiri ile yukarıdaki metni, yazılış amacı ve dil bakımından karşılaştırınız. İki metin arasındaki farklılıkları sebepleriyle birlikte maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

Kar şiiri duyguların içinde olduğu yoruma açık bir sanat metnidir. Her okuyucu kendine göre bu metinden anlam çıkarabilir. Kelimeler genellikle mecaz anlamda kullanılmıştır. Yazılış amacı şairinin duygularını dile getirmektir. Aristo’nun hareket teoremi adlı parçada ise bize sadece bir bilgiyi vermek amaçlanmıştır. Kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmış, yoruma açık değildir. Bu metnin amacı ise teorinin ne olduğunu öğretmektir.



Çanakkale Şehitleri anıtı Çanakkale savaşında şehit düşen askerlerin durumunu simgeleyen malzemesi taş olan bir mimari eserdir. Bu eselerle yaşadığımız ülkenin kolay kazanılmadığını, kanlarla sulanmış bir toprak parçasının üzerinde yaşadığımızı anlıyoruz. Kar şiiri şairinin duygularını anlatan, malzemesi dile dayanan bir sanat metnidir. Bu metinde her okuyucu kendine göre farklı anlamlar çıkartabilir. Ama şair genel olarak yalnızlığın insan üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur. Kar şiirin yanındaki resim ise aynı temayı işleyen, malzemesi boya olan bir sanat bir eseridir. Bu resimde ressam karla birlikte güneşin batışını simgelemiştir.


2-Çanakkale Şehitleri Anıtı’nın , Kar şiirinin ve yanındaki resmin size neler düşündürdüğünü süzlü olarak ifade ediniz.


3-Kar şiirini, şiirin yanındaki resmi ve seyrettiğiniz bir sinama filmini seçtikleri anlatım yolları bakımından değerlendiriniz. Aşağıdaki şemayı da dikkate alarak güzel sanatların hangi ölçütlere göre sınıflandırıldığını belirleyiniz.

SANAT

İŞİTSEL (FONETİK) SANATLAR

GÖRSEL(PLASTİK) SANATLAR

DRAMATİK(RİTMİK) SANATLAR

MÜZİK

YEMEN TÜRKÜSÜ

EDEBİYAT

KAR ŞİİRİ

MİMARİ

AYASOFYA CAMİİ

HEYKEL

RESİM

MONA LİSA

HAT

TİYATRO

REİS BEY

DASN

TANGO

SİNEMA

YAPRAK DÖKÜMÜ

BALE



OPERA




Kar şiiri duyguları kelimelerle anlatmış, yanındaki resim duyguları boya ve fırçayla anlatmış, bir sinema filmi ise duyguları canlı olarak anlatmıştır. Bu üç sanat eserinin de etkileme gücü birbirinden farklıdır. Konuları aynı olmasına karşın aynı tema üzeride birleşmişlerdir. Güzel sanatlar kullanıldığı malzemeye, yazılış amacına, dili kullanma şekline göre sınıflandırılır.



Kar şiiri edebiyat sanatına örnektir.

Müzik: Çanakkale Türküsü Edebiyat: Kar Şiiri Mimari: Ayasofya Camii Resim: Mona Lisa

Tiyatro: Keşanlı Ali Destanı Dans: Tango Sinema: Yaprak Dökümü

4-Sanatın sınıflandırma Şeması’na göre Kar şiiri hangi sanat dalına örnek olabilir? Siz de şemada boş bırakılan noktalı yerlere ilgili sanat dallarına ait örnekler yazınız.



Hayatımızda müzik, resim, şiir olmasaydı duygu ve düşüncelerimizi ifade edebileceğimiz etkinlikler olmayacaktı. Monoton bir hayat yaşamak zorunda kalacaktır. Bu durum insanoğlunun yaradılış gerçeğine aykırı olurdu. Çünkü insanın en önemli özelliği duygularını ortaya koymasıdır. Bu işi ise en iyi ortaya koyan etkinlik güzel sanat etkinliğidir. Bu yüzden bunlar olmadan hayat çekilmez olur.



2.Etkinlik: Sınıf üç gruba ayrılır. Grup sözcüleri seçilir. Gruplar müziğin, resmin, şiirin olmaması hâlinde hayatımızda ne gibi eksiklikler meydana geleceğini tartışırlar. Grup sözcüleri ulaşılan sonuçları tahtaya yazar.



Hayal etmeden yaşamak mümkün değildir. İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar. Hayaller insanı yaşama bağlayan en önemli unsurdur. Gelecek yaşamını hayaller aracılığıyla tasarlar insan. İşte sanat eseri de insanın hayalleri ile ortaya çıkan bir çalışmadır. İnsan eseri olan güzel sanatlar: Resim, Heykel, Hat, Ebru, Edebiyat, Tiyatro, Bale, Opera, sinama, dans, müzik, mimari.



5-Sizce hayal etmeden yaşamak mümkün müdür? Yahya Kemal Beyatlı’nın “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” Dizesinden yola çıkarak hayalin insan için önemini ve insanın eseri olan güzel sanatları tahtaya yazınız.



İlmî eserlerde hayale yer verilmez. Çünkü bu metinler okuyucuya var olan nesnel bilgileri vermek için oluşturulur. Bu tür metinlerde anlatılanlar gerçektir. Bu metinlerde kullanılan kelimelerde metnin özüne uygun olarak gerçek anlamlarından kullanılır.

6-İlmî eserlerde hayallere yer verilir mi? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları, bilimlrin ve güzel sanatların özellikleri çerçevesinde değerlendiriniz.




2.Metin


KAR MÛSİKÎLERİ

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,

Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,



Bir erganun âhengi yayılmakta derinden…

Duygumsa da zevk almadım İslâv kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,

Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta



Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle,

Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.

Samdım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,

Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık!

Yahya Kemal BEYATLI



…Yeryüzüne kar yağması için, alt katmanların sıcaklığının 0 0C’un altında olması yeterlidir. Bu, karın yere düşmeden önce erimesini önler. Kuvvetli kar yağışlarıları, aşırı erime halinin yükseltide birden bire durması şeklinde açıklanır(donma çekirdekleri etkisi). Böylece karı iki temel koşul belirler: 1. Aşırı erimenin sürmemesi için oldukça fazla sayıda çekirdeğin bulunması ve yükseltide sıcaklıkların oldukça düşük olması. 2. Karın yağmura dönüşmemesi için yerdeki sıcaklığın 0 0C’un altında olması.

Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklepedisi

7-Yukarıdaki paragrafla Kar ve Kar Mûsikîleri isimli şiirleri yazılış amaçları bakımından karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

Kar Mûsikileri ile Kar şiiri, kar yağışının insan üzerinde uyandırdığı duyguları anlatmak amacıyla yazılmıştır. Bu yönüyle her iki şiirin de yazılış amaçları aynıdır. Sadece ifade ediliş şekilleri faklıdır. Paragrafta ise bilimsel bir bilgi verilmektedir. Duygular için işine sokulmamıştır. Metin çağrışımlara kapalıdır. Bilimsel olarak karın nasıl oluştuğu hakkına bilgi verilmiştir.



Kar Musikileri ile Kar şiirinin yazılış amaçları aynı olmasına karşın ifade ediliş şekilleri birbirinden farklıdır. Bunun nedeni ise olayı şairlerin hissediş şekillerinin farklı olmasından dolayıdır. Şairin yetiştiği çevre, kültürü, yaşadığı devrin zihniyeti şiiri yorumlayışında etkilidir.

8-Kar ve Kar Mûsikîleri şiirleriin birbirinden farklı olması sanat ve sanatçı ilişkisi bakımından size neler düşündürüyor? Sözlü olarak ifade ediniz.



9- Şiirdeki “Unutulmuş güzel şarkılar için”, “Beyaz dokusunda bu saf rüyanın”, “Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu”, “Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.” İfadelerinin müzik, resim ve heykel sanatları ile anlatılıp anlatılmayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.

-“Unutulmuş güzel şarkılar için”, “Beyaz dokusunda, saf rüyanın”, “Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu”, “Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.” İfadeleri müzik, resim ve heykel sanatları ile ifade edilemez. Çünkü sanat eseri özgündür, tektir, biriciktir. Başka bir sanat eserine benzeyemez. Bu yüzden bu ifadeleri doğrudan bu sanatlarla ifade etmek mümkün değildir. Ancak ifadelerin çağrıştırdığı duygular ifade edilebilir. Birebir kendisi ifade edilemez.



3.Metin

ATATÜRK, SANAT VE EDEBİYAT

Dünya tarihine baktığımızda, ulusların geleceğini yönlendiren bütün büyük liderlerin sanat ve edebiyata karşı yakın ilgilerine, hatta bu alandaki uğraşlarına tanık oluruz. Ama şurası bir gerçek ki sanatın gerekliliğen inanan ve bu bilinçte olan tüm önderlerin düşğnce yapılarında demokrat ve ilerici nitelikler taşıdığnı görürüz. Sanatın temelinde var olan isnan sevgisine (insancıllığa), hoşgörüye, yaatma özgürlüğüne büyük önem veren bu önderler; sanatın gerekliliğine inanırlarken santçının da toplum içindeki saygınlığnı ve önemini özdeyiş(vecize) niteliğindeki sözlerle yeri geldiğinde her zaman vurgulamışlardır.

Bir toplumun manevi yapısının mimarı olan sanatçılar için dünya tarihinde belki de en güzel, en gönendirici sözleri Atatürk söylemiştir: “Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz; mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… ama sanatçı olamazsınız.” Sanatçının değeri, saygınlığı, önemi ancak bu kadar anlatılabilirdi…

Ne var ki Atatürk; sanatı, edebiyatı bireyci zevklerin, ilgilerin bir aracı olarak hiçbir zaman düşünmemiştir; onu, hayatla bağdaştırmış ve toplum için yararlı olan bir sanatın önemli üzerinde durmuştur. “Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.” Sözlerinde sanatın, sanatçının “hayat ve toplum” için var olduğunu vurgular. Atatürk, bu yargılar doğrultusunda Namık Kemal ve Tevfik Fikret gibi toplum sorunlarını işleyen sanatçılara sevgi duymuş, onları hayranlıkla, ilgiyle okumuştur. Sadi Borak Atatürk ve Edebiyat adlı yapıtında ; “Mustafa Kemal, Fikret’in “Sis”, “Ferda”, hatta “Zangoç” adlı şiirlerini okutup, dinlerken her kez, koymak bilmez bir tat ve haz duyuyordu.” Diye yazar.



Kuşkusuz, Atatürk sadece edebiyata değil, (Cumhuriyet’i kurduktan sonra) güzel sanatların her türlüsüne önem vermiş, ulus ve toplum için bunların gerekliliğini her konuşmasında dile getirmiştir. En büyük özelliği de konuşmalarını sözde bırakmamış, kurduğu halkevlerini birer sanat ve kültür merkezi hâline getirmişti.

Mehmet Yaşar BİLEN

Sonra Yazı Vardı

Atatürk’ün, Sanat ve Edebiyat metninde edebiyata yaklaşımını: “Edebiyatı bireyci zevklerin, ilgilerin bir aracı olarak hiçbir zaman düşünmemiştir; onu hayatla bağdaştırmış ve toplum için yararlı olan bir sanatın önemi üzerinde durmuştur. İfadeleriyle özetleyebiliriz.

10-Atatürk, Sanat ve Edebiyat isimli metinden hareketle Atatürk’ün edebiyata yaklaşımını tespit ederek defterinize yazınız.



Atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi gösteren ifadeler:

“Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz, mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… ama sanatçı olamazsınız.”, Bir ulus sanat ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.” İfadeleri atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi göstermektedir. Bu ifadeleri Atatürkçü düşüncenin ınkılapçı yapısıyla açıklayabiliriz. Atatürk ülkemizin her alanda kalkınmasını istemiştir. Bunu da yaparken sanatçılara çok iş düştüğünü belirtmiştir.



11-Yukarıdaki metinde Atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi gösteren ifadeleri bulunuz. Bu ifadeleri Atatürkçü düşünceden hareketle açıklayınız.



12-Shakespaere dendiğinde İngiltere; Goethe ve Bach dendiğinde Almanya; Dante, Da Vinci ve Michelengelo dendiğinde İtalya; Puşkin, Dostoyevski ve Çaykovski dendiğinde Rusya; Sadi ve Hâfız dendiğinde İran; Cervantes ve Picasso dendiğinde İspanya; Chopin dendiğinde ise Polonya akla gelir. Bu durum milletlerin tanınmasında hangi etmenlerin ön plana çıktığını gösterir? Niçin? Sözlü olarak ifade ediniz.

Buradan da anlaşıldığı üzere bir milleti dünya çapında tanıtan o milletin sanatçılarıdır. Bir millet sanatçısına ne kadar değer verirse, dünya da o nispette tanınacaktır. Sanatçıda eserinde evrensel konuları işleyerek her milletin ilgisini çekecektir. Burada anılan sanatçılar eserlerinde evrenselliği yakalamış, toplumunda yeterli ilgiyi görmüş, bu sayede dünya çapında tanınır hale gelmiştir.



ANLAMA YORUMLAMA

1-Tiyatro-Dekor 2-mimari-Taş 3-Müzik-Ses 4-Resim-Çizgi ve renk

Edebiyatın malzemesi dildir.

1-Yukarıdaki resimler hangi sanat dalları ile ilgilidir? Bu sanat dallarının kullandıkları malzemeleri resimlerin altındaki noktalı yerlere yazınız. Edebiyat hangi malzemeleri kullanır? Sözlü olarak ifade ediniz.





Sizin duygularınıza hitap eden bir sanat dalının özelliklerini belirleyiniz. Bunu seçerken seçiminizde etkili olan unsurları belirlemeyi unutmayınız.




2-İlginizi çeken bir sanat dalı var mıdır? Bu sanat dalının ilginizi çekme sebebini sözlü olarak ifade ediniz.



Mermerden mutfak tezgâhı yapan kişiye zaatkâr, mermerden heykel yapan kişiye ise sanatkâr denir. Her insan mermerden mutfak tezgahı yapmasını öğrenebilir; ama her insan mermerden heykel yapmasını öğrenemez. Mutfak tezgahı yapan kişi bu işi para kazanmak için yapar, yaptığı iş de sadece mutfak tezgahı işlevi görür. Sanatkar ise yaptığı işin içine duygularını, hislerini vb. katarak her kesin bu eserden farklı anlamlar çıkarmasını sağlar.

3- Mermerden mutfak tezgâhı yapan usta ile mermeri heykele dönüştüren heykeltıraşın yaptıkları arasında ne fark vardır? Sözlü olarak ifade ediniz.



4-Bir ressam sokağın başında durmuş, oranın resmini çiziyormuş. Mahalledeki çocuklar çizilen resme bakıp “Meğer bizim sokağımız ne güzelmiş!” demişler. Çocukların bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sözlü olarak ifade ediniz.

Sanatçı her kesin göremediğini gören kişidir. Burada da sanatçı herkesin göremediği ayrıntıları ortaya koymuştur. Bunu yaparken de kendi duygu ve düşüncelerini de işin içine katmıştır. Bu yönüyle sokak yeniden hayat bulmuştur. İşte çocukların hayret ettiği nokta ressamın hislerini koyarak yeniden şekillendirdiği bu noktadır.



5-“Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır.” Atatürk’ün bu sözüyle ilgili düşüncelerinizi defterinize yazınız.

1. ÜNİTE

GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT

Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır sözüyle şunları düşünmekteyim: bir medeniyetin gelişmişlik düzeyi sanatıyla doğru orantılıdır. Sanat milletin estetik zevk anlayışının dışı yansıyan şeklidir. Sanatsever insanlar duyarlı insanlardır. Duyarlı insanlardan oluşan bir millet uyar millettir. Sanatın gelişmesi beraberinde kültür seviyesinin yükselmesini sağlayacaktır. Bu özellik milletin fertlerini de ister istemez etkileyecektir. Bu yüzden sanata sahip çıkan milletler uygarlık yolunda ilerliyor demektir.



ÖLÇME-DEĞERLENDİRME

1-Aşağıdaki cümlelerin karşılarına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız.

Sanat eseri öncelikle doğruluk ve fayda değil güzellik amacı güder. (D)

Sanat eseri bilimsel eserler gibi bilgilendirici ve nesnel olmalıdır. (Y)



2-Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız.

Resmin malzemesi fırça, boya, tuval; edebiyatın malzemesi ise DİLdir.

3-Aşağıdaki sanat dallarından hangisi edebiyatla ilişkilidir?

A) Pandomim

B) Bale

C) Heykel

D) Mimari

E) Tiyatro

Seçeneklerde verilen sanat dallarından tiyatro edebiyatla ilgilidir. Cevap E seçeneğidir.

4-Aşağıdakilerden hangisi edebî metin olabilir?

A) Yemek tarifi metni

B) Anne sevgisini konu alan bir metin

C) Toricelli’nin basınç deneyini anlatan bir metin

D) Trafik kazasını anlatan bir haber metni

E) Karadeniz’in nüfus yapısını anlatan metin

A,C,D E seçeneklerinde verilenler doğrudan bilgi vermeyi amaçlayan metinlerdir. Bu nedenle bunlar cevap olamazlar. B seçeneğinde ise anne sevgisini konu alan metinde duygu, düşünce, his gibi duygular işin içine girdiği için doğru cevap B seçeneğidir.

5-“İhtiyar uyanmış gibi:

-Evet dostum, dedi, böyle bir yaratmaya varmak için insanın inanması, sanata inanması, eseri ile uzun zaman baş başa yaşaması gerekir. Bu gölgelerden bazıları da bana o kadar emeğe mal oldu ki!.. mesela şurada, yanakta, gözlerin altına hafif bir gölge var; bana tabiatta bakarsanız, sanatın ifade edemeyeceğini sanırsınız…

Porbus, ihtiyarın omzuna vurdu, sonra Poussin’e dönüp;

Poussin ağır, ciddi bir eda ile:

-Ressam olmaktan çok bir şair, dedi.

Porbus resme dokunarak:

-İşte bizim sanatımız yeryüzünde, burada biter, dedi.

-Sonra da gidip göklerde kaybolur.

Porbus:

-Ama bu bez parçası üzerinde ne hazlar var, dedi.”

Bilinmeyen Şaheser adlı romandan alınmış olan yukarıdaki parçada sanatın hangi yönlerine vurgu yapılmıştır? Defterinize yazınız.

Yukarıdaki parçada: Sanatçının eseriyle nasıl bütünleştiği, eser oluşturulurken büyük bir emek sarf edildiği, bir sanat eserinin üzerinde sanatçının bütün duygu ve zevklerini görmenin mümkün olduğu üzerinde durulmuştur.

6-“Sanatçı, toplumda uzun çalışmalardan, çabalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.” Atatürk’ün yukarıdaki özdeyişi ile ilgili düşüncelerinizi aşağıya yazınız.

Sanatçı topluma yol gösteren insandır. Sanatçı aynı zaman da yaşadığı toplumun sorunlarını iyi bilen bu sorunlara ortaya koyduğu eserlerle çözüm arayan kişidir. Bu nedenle sanat eseri ve sanatçı topluma yol göstermeli, toplumun ihtiyaçlarını hissetmeli, duyarlı olmalıdır.

Mesajı son düzenleyen wantedfatih ( 14-09-08 - 10:07 ) Neden: yazım hatası
 
Eski 14-09-08, 10:46   #2
GrkmBay

Varsayılan C: 9. sınıf edebiyat ödeviniz için bir yardım nitekim hazırlnama[2008öğretim yılına a


Kilit .
 
Eski 14-09-08, 10:48   #3
мєтєнαn

Varsayılan C: 9. sınıf edebiyat ödeviniz için bir yardım nitekim hazırlnama[2008öğretim yılına a


Kurallar lütfen.
 
Eski 14-09-08, 10:58   #4
wantedfatih

Varsayılan C: 9. sınıf edebiyat ödeviniz için bir yardım nitekim hazırlnama[2008öğretim yılına a


bnm resmim ndn değimedi yha :S
 
Eski 14-09-08, 10:59   #5
wantedfatih

Varsayılan C: 9. sınıf edebiyat ödeviniz için bir yardım nitekim hazırlnama[2008öğretim yılına a

kural derken ben bu siteye yeni üye oldum hiç bişi bilmiyom forumda
hem ndn kilit alıyoki nesi konumun
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat