|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#1 (permalink) |
|
Just Smile '-'
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Organ Mafyası > Organ Mafyasının Faaliyet Alanı Organ mafyası günümüzde sadece ülkemizin bir sorunu değildir. Tüm dünya ülkelerinde ne yazık ki bu kayıt dışı faaliyet sürdürülmektedir. Ancak bu faaliyetleri durdurmanın yolu her mafya faaliyetinde olduğu gibi yasaklamalardan geçmez. Organ mafyasının faaliyet alanı canlı vericili transplantasyonlardır. Kadavra vericili transplantasyonlarda zannedilenin aksine kayıt dışı bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde mümkün olamaz. Bir insanın ne zaman öleceği kestirilemediğinden ticari bir bağlantı kurulması imkansızdır. Organ amacıyla insan öldürmeye gelince ilk bakışta olabilir gibi görünse de böyle birşey için cinayeti göze almak o kadar kolay değildir. Cinayeti göze alacak kadar gözü dönmüş birisi için organ naklinden çok daha kolay para kazanma yolları olduğu kuşkusuzdur. Zaten bugüne dek gerçekten polis kayıtlarına geçmiş böyle bir uygulamaya dünyanın hiçbir yerinde rastlanmamıştır. Pek çok gazete haberi ve spekülasyon olmuş ama kayıtlara geçen hiçbir gerçek vaka saptanmamıştır. Oysa canlıdan nakiller alıcı ve verici arasında simsarlık yapılarak gerçekleştirilebildiğinden ve ortalıkta toz kaldırmadan büyük paraların dönmesini sağlayabildiğindan tüm dünyada yaygın uygulama alanı bulabilmektedirler. Yapılan uygulama paraya ihtiyacı olan kimseleri suistimal ederek, bir böbreğinin veya karaciğerinin bir bölümünün alınarak, başkalarına takılması şeklindedir. Aslında bu uygulamada da yasal olmayan bir şey yoktur. Çünkü yasalar 18 yaşın üzerindeki herkes için canlı organ bağışını kişinin isteğine bırakmıştır. Arada para alışverişinin olması yasaklandıysa da, bunun olup olamayacağını kimse tam olarak bilip ispat edemeyeceğinden bu uygulama rahatlıkla sürdürülmektedir. Zaman zaman vericinin parasının tam ödenmemesinden veya daha fazla para talep etmesinden ötürü itirazlar oluşmuş ve bunların medyaya yansımasıyla da sık sık duyduğumuz haberler oluşmuştur. Teknik olarak bu uygulamayı ortadan kaldırmak mümkün değildir. Çünkü masum amaçlarla yapılan nakiller de engellenmiş olur ki, insanların bu şekilde ölüme terk edilmesine kimse izin veremez. Bu işin en basit çözümü kadavra nakillerin artmasıdır. Böylece hem sağlıklı birisi tehlikeye atılmayacak hem de organ mafyaları kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Yeterince organ yasal yollardan bulunduğunda kimse pahallı ve illegal yolu tercih etmez. Organ mafyası da bunu çok iyi bildiğinden bu kadavra yolunu kapatabilmek ve halkın organ bağışına soğuk bakmasını sağlayabilmek için, kadavra nakilleri ile ilgili asılsız haberlerin yayılmasını teşvik eder. Böyle asılsız çıkarılmış haberlerin çoğunun arkasında organ mafyası bulunur. Böylelikle organ bağışını azaltıp, sistemin boşluğunu doldurmak suretiyle faaliyetini de sürdürmüş olur. Bugün dünyada bazı ülkeler alıcı ile verici arasında para alışverişi olan bu nakilleri de legalize etmek gerektiğini düşünmektedirler. Böylelikle zaten engellenmesi imkansız olan bu uygulamanın da en azından kontrol altına alınması sağlanacaktır. Organ Nakli gerçekten büyük bir ihtiyaç mı? > Organ Nakli Uygulamasının Kazandırdıkları Evet ! Hiç tartışmasız bir şekilde organ naklinin bugün için önemli bir ihtiyaç olduğunu söylememiz lazım. Üstelik organ naklinin büyük önem taşıyan ikinci bir yönü daha var. Bunlardan biri hepimizin bildiği tıbbi yönü, diğeri de pek dikkati çekmeyen sosyal yönü. Tıbbi açıdan günümüzde genetik çalışmalar ve kök hücre nakilleri gibi çok ciddi araştırmalar olmasına rağmen, henüz organ nakliyle erişilen başarıları sağlamaktan çok uzaktayız. Belki gelecekte bu yöntemler, organ nakline alternatif hatta daha iyi sonuçlar veren tedavi şekilleri oluşturacaklar, ama şu an için ve yakın gelecekte organ naklinin yerini tutacak bir tedavi şekli yok. İşin ilginç yanı insanın kaderini bir anda değiştiren ve yaşam sunan böylesi bir tedavi tıbbın başka branşlarında bile pek rastlanabilir bir şey değil. Sosyal yöne gelince, insanlar arasındaki bütün sosyal ayırımların ortadan kalkarak herkesin bir diğerine ihtiyacı olabileceğini göstermesi ve kişinin varlığının teminatının toplum olduğunu işaret etmesi bakımından da çok önemli. Organ alınıp verilmesinde doku uyumunun öneminden sözetmiştik ama bu uyumun bugünkü sosyal ayrılıklarla (ırk, din, dil, milliyet ) hiçbir ilgisi olmamasının verdiği insanlık mesajının çok olumlu bir mesaj olduğuna kuşku yok. Bugün ülkemizde özellikle yaz dönemlerinde, yabancı turistlerin yaşamlarını yitirmeleri durumunda bağışladıkları organlarla pek çok vatandaşımıza yaşam vermiş olmaları hiç de az rastlanılır bir durum değildir. Onca diplomatik kırgınlıklar ve kızgınlıklara rağmen insan ve yaşam söz konusu olduğunda böyle davranabilmek tüm dünyanın geleceği açısından umut verici olsa gerek. Organ ve Doku Nakli Yönetmeliği > ORGAN VE DOKU ALINMASI, SAKLANMASI, AŞILANMASI VE NAKLİ HAKKINDA KANUN Kanun No: 2238 Resmi Gazete Tarih: 3.6.1979; Sayı: 16655 I.BÖLÜM Genel Hükümler Amaç: Madde 1: Tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlarla organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve nakli bu kanun hükümlerine tabidir. Kapsam: Madde 2: Bu kanunda sözü edilen organ ve doku deyiminden, insan organizmasını oluşturan her türlü organ ve doku ile bunların parçaları anlaşılır. Oto-greftler, saç ve deri alınması, aşılanması ve nakli ile kan transfüzyonu bu kanun hükümlerine tabi olmayıp, yürürlükte bulunan sağlık yasaları, tüzükleri, yönetmelikleri ve tıbbi deontoloji kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir. Madde 3: Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılması yasaktır. Madde 4: Bilimsel, istatistiki ve haber niteliğindeki bilgi dağıtımı halleri ayrık olmak üzere, organ ve doku alınması ve verilmesine ilişkin her türlü reklam yasaktır. II.BÖLÜM Yaşayan Kişilerden Organ ve Doku Alınması Yaş ve Nitelik: Madde 5: Onsekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması yasaktır. Muvafakat: Madde 6: Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur. Bilgi verme ve Araştırma Yükümlülüğü: Madde 7: Organ ve doku alacak hekimler: a) Vericiye, uygun biçimde ve ayrıntıda organ ve doku alınmasının yaratabileceği tehlikeler ile bunun tıbbi, psikolojik, ailevi ve sosyal sonuçları hakkında bilgi vermek; b) Organ ve doku verenin, alıcıya sağlayacağı yararlar hakkında vericiyi aydınlatmak; c) Akli ve ruhi durumu itibarıyle kendiliğinden karar verebilecek durumda olmayan kişilerin vermek istedikleri organ ve dokuları almayı reddetmek; d) Vericin evli olması halinde birlikte yaşadığı eşinin, vericinin organ ve doku verme kararından haberi olup olmadığını araştırıp öğrenmek ve öğrendiğini bir tutanakla tespit etmek; e) Bedel veya başkaca çıkar karşılığı veya insancıl amaca uymayan bir düşünce ile verilmek istenen organ ve dokuların alınmasını reddetmek; f) Kan ve sıhri hısımlık veya yakın kişisel ilişkilerin mevcut olduğu durumlar ayrık olmak üzere, alıcının ve vericinin isimlerini açıklamamak; Zorundadırlar. Alınamayacak Organ ve Dokular: Madde 8: Verici yaşamını mutlak surette sona erdirecek veya tehlikeye sokacak olan ve dokuların alınması yasaktır. Tahlil ve İnceleme Yapma Zorunluluğu: Madde 9: Organ ve doku alınması, aşılanması ve naklinden önce verici ve alıcının yaşamı ve sağlığı için sözkonusu olabilecek tehlikeleri azaltmak amacıyla gerekli tıbbi inceleme ve tahlillerin yapılması ve sonucunun bir olurluk raporu ile saptanması zorunludur. Organ ve Doku Almaya, Saklamaya, Aşılamaya ve Nakline Yetkili Sağlık Kurumları: Madde 10: Organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklinin, bu işler için gerekli uzman personel, araç ve gerece sahip kurumlarınca yapılması zorunludur. III.BÖLÜM Ölüden Organ ve Doku Alınması Ölüm Halinin Saptanması: Madde 11: Bu kanunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali, bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulamak suretiyle, biri kardiyolog, biri nörolog, biri nöroşirürjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan 4 kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır. Hekimlere İlişkin Yasak İşlemler: Madde 12: Alıcının müdavi hekimi ile organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini gerçekleştirecek olan hekimlerin, ölüm halini saptayacak olan hekimler kurulunda yer almaları yasaktır. Tutanak Düzenleme: Madde 13: 11.maddeye göre ölüm halini saptayan hekimlerin ölüm tarihini, saatini ve ölüm halinin nasıl saptandığını gösteren ve imzalarını taşıyan bir tutanak düzenleyip, organ ve dokunun alındığı sağlık kurumuna vermek zorundadırlar. Bu tutanak ve ekleri ilgili sağlık kurumunda on yıl süre ile saklanır. Ölüden Organ ve Doku Alma Koşulu ve Cesetlerin bilimsel Araştırma İçin Muhafazası: Madde 14: Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtilmemiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvaffakiyetiyle ölüden organ veya doku alınabilir. Aksine bir vasiyet veya beyan yoksa, kornea gibi ceset üzerinde bir değişiklik yapmayan dokular alınabilir. Ölü, sağlığında kendisinden ölümünden sonra organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmemişse organ ve doku alınabilir. (Değişik: 21/1/1982- 2594/1 md.)Kaza veya doğal afetler sonucu vücudunun uğradığı ağır harabiyet nedeniyle yaşamı sona ermiş olan bir kişinin yanında yukarıda sayılan kimseleri yoksa, sağlam doku ve organları, tıbbi ölüm halinin alınacak organlara bağlı olmadığı 11.maddede belirlenen hekimler kurulunun raporuyla belgelenmek kaydıyla, yaşamı organ ve doku nakline bağlı olan kişilere ve naklinde ivedilik ve tıbbi zorunluluk bulunan durumlarda vasiyet ve rıza aranmaksızın organ ve doku nakli yapılabilir. Bu hallerde, adli otopsi, bu işlemler tamalandıktan sonra yapılır ve hekimler kurulunun raporu adli muayene ve otopsi tutanağına geçirilir ve evrakına eklenir. (Değişik: 21/1/1982- 2594/1 md.) Ayrıca vücudunu ölümünden sonra inceleme ve araştırma faliyetlerinde faydalanılmak üzere vasiyet edenlerle yataklı tedavi kurumlarında ölen veya bunların morglarına getirilen ve kimsenin sahip çıkmadığını ve adli kovuşturma il ilgili olmayan cesetler aksine bir vasiyet olmadığı takdirde 6 aya kadar muhafaza edilmek ve bilimsel araştırma için kullanılmak üzere ilgili yüksek öğretim kurumlarına verilebilirler. Bu cesetlerin defin hususu dahil tabi olacakları işlemler Adalet, İçişleri, sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarınca bu Kanunun yayımı tarihindn itibaren 3 ay içinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir IV.BÖLÜM Ceza Hükümleri Yasak Eylemler: Madde 15: Bu kanuna aykırı şekilde organ ve doku alan, saklayan, aşılayan ve nakledenlerle bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya bunun komisyonculuğunu yapanlar hakkında, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde iki yıldan dört yıla kadar hapis ve 50000 liradan 100000 liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur. Madde 16: Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 17: Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür. Organ Nakli Ve Organ Bağışı İle Genel Bilgi Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir uygulamayı yansıtıyor. Canlı vericilerden yapılan nakillerde organlarından birini ya da bir parçasını bağışlamak organ bağışı kapsamında mıdır ? Organ bağışının ailemizi ilgilendiren yönleri nelerdir ? Organ bağışı dediğimizde her şeyden önce ikinci tip organ nakillerini kastettiğimizi vurgulamamız gerek. Yani kadavradan ya da tıbben ölmüş kimselerden olan nakiller için ortaya atılmış bir kavramdır organ bağışı. Canlıdan nakillerin genellikle akrabalar arasında olması münasebetiyle tam bir bağış sayılmaması doğaldır. Akraba olmayan bağışlarda da özellikle dünyada uygulandığı şekliyle yakınlığın yanında diğer menfaatlerin de bulunabileceği göz ardı edilemez. Zaten canlıdan nakiller tıp etiği yönüyle de sağlıklı bir insanın hayatının riske edilmesi açısından bazı soru işaretleri taşımaktadırlar. Yine de bulunan organların yetmediği bu koşullarda insanları kurtarmanın yegane yolu olmaları münasebetiyle kaçınılmaz olarak uygulanmaktadırlar. Asıl organ bağışı kavramı ise kadavra nakilleri için kullanılmaktadır. Yaşam boyu kullandığımız bizi yaşatan organlarımızın, öldüğümüzde bambaşka hem de tanımadığımız insanları yaşatmak amacıyla kullanılması ve bu organlardan, bağışlayanların herhangi bir menfaatinin olmaması, kavram olarak gerçek bir bağış olduğu gibi aynı zamanda büyük bir insanlık örneğidir de. Bu aynı zamanda insanın yaşama duyduğu saygının da bir ifadesidir. Dünyanın malının dünyada kalacağı bilinciyle, sadece insana has olan ardında bir şeyler bırakabilme, insanlık adına da bir şeyler yapabilme duygusunun da doruk noktasıdır. Belki o anda organları bağışlanan kişi bunun bilincinde olamamaktadır ama zaten tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu bağış daha ziyade yaşayanları ilgilendiren bir olgudur. Ölen kişinin bağış kartı olsa da olmasa da bağışı yapacak olanlar ölenin yakınlarıdır. Yakınlarının istememe halinde kişinin kendi organ bağışı hiçbir şey ifade etmez. O nedenle organ bağışı denildiğinde kendimize sormamız gereken asıl soru; kendi organlarımızı bağışladığımız kadar en sevdiklerimizin organlarını bağışlayıp bağışlayamayacağımız olmalıdır ? Görüldüğü gibi bu çok zor bir sorudur. Ama bir gün organ bekleyen bir yakınımızın olabileceği gibi organını bağışlamak veya bağışlamamak durumunda kalacağımız bir yakınımız da olabilir. Böbrek transplantasyonu canlı veya kadavra donörlerden yapılır. Aralarında kan bağı olan akrabalardan alınan böbrekler genellikle hastanın vücudu ile daha iyi uyum gösterir. Bu tür canlı vericilerden yapılan ameliyatlarda, hasta ve böbrek donörü önceden ayrıntılı olarak hazırlanır ve en uygun şartlar oluştuğunda transplantasyon gerçekleştirilir. Onun için, canlı vericilerden yapılan transplantasyonun başarı şansı daha fazla, ameliyat riski daha azdır. Bununla beraber, kadavra böbreği bekleyen hastaların transplantasyon ünitesine başvurmaları sırasında tüm incelemelerinin ayrıntılı biçimde yapılması ve yeni ilaçların uygulama alanına girmesiyle kadavra donörlerden yapılan transplantasyonların da başarı şansı canlı donörlerden yapılanlara yaklaşmıştır. Ameliyat sırasında nakledilen böbrek, kasığın hemen üzerine, sağ veya sol tarafa yerleştirilir. Bu böbreğin atardamarı karın alt kısmında bulunan büyük bir atardamara, toplardamarı da yine karnın bu kısmında bulunan büyük bir toplar damara dikilir. İdrar borusu ise mesaneye ağızlaştırılır. Uygun şartlarda tüm bu ameliyat 2-4 saat kadar sürer. Her ameliyatın kendine göre riski olduğu gibi böbrek nakli ameliyatının da riski vardır. Fakat gelişen yeni teknikler sayesinde ameliyat sırasında ölüm oranı %1 in altına inmiştir. Ameliyat sonrasında, genellikle canlı vericilerden alınan böbrekler hemen çalışmaya başlar ve bir daha diyalize girme gereksinimi kalmaz. Kadavra vericilerden yapılan transplantasyonlardan sonra ise, yeni böbreğin çalışmaya başlaması bazen 2-3 hafta kadar gecikebilir. Bu süre içinde destekleyici diyaliz tedavileri uygulanır, böbrek yeterli olarak çalışmaya başladığında ise diyaliz tedavisine son verilir. Ameliyattan sonra hastanede kalma süresi her şeyin normal geliştiği ve sürdüğü koşullarda, ortalama 2-4 hafta kadardır. Rh kan grubu tipi organ nakli sırasında önem taşımaz. A ve B gruplu bireyler kendi gruplarından kan taşıyan bireylere organ verebilirler veya onlardan organ alabilirler. * 0 Kan Grubu 0 Kan Grubundan Organ Alabilir 0-A-B-AB Kan Grubuna Organ Bağışlayabilir * A Kan Grubu A-0 Kan Gru.dan Organ Alabilir A -AB Kan Grubuna Organ Bağışlayabilir * B Kan Grubu B-0 Kan Gru.dan Organ Alabilir B -AB Kan Grubuna Organ Bağışlayabilir * AB Kan Grubu 0-A-B-AB G.dan Organ Alabilir AB Kan Grubuna Organ Bağışlayabilir Transplantasyonlarda kan grubu dışında, ayrıca organları oluşturan hücre ve dokular arasında da iyi bir uyum olması şarttır. Doku uygunluğu testleri; bireyin vücudundaki doku ve organların yapı olarak bir diğer bireyin doku ve organlarına benzer olup olmadığını araştırır. İki bireyin dokuları birbirine ne kadar benziyorsa nakledilen organın, hastanın vücudu tarafından reddedilmesi olasılığı da o kadar azdır. Tek yumurta (birbirinin tıpatıp aynı olan) ikizlerin arasında yapılan organ nakillerinde red söz konusu değildir. Genellikle anne ve babaların dokuları, çocukları ile kısmi bir uyum gösterir. Kardeşler arasında ise; tam uyum, veya orta derecede uyum gözlenebilir, bazen de tam bir doku uyumsuzluğu ile karşılaşılabilir. Organ Bağışından Önce Donörlerde Yapılan İncelemeler 1. Fizik Muayene: Yalnızca böbrekleriniz değil, tüm organ ve sistemleriniz ayrıntılı bir muayene ile gözden geçirilecektir. Bu muayene sırasında herhangi bir hastalık saptandığında mümkünse tedavi edilecek, ancak daha sonra organ bağışlamanız gündeme gelecektir. 2. İdrar İncelemesi ve Böbrek Fonksiyon Testleri: Böbrekleriniz kesinlikle sağlıklı olduğundan emin olmak için, başvurunuzun ilk günlerinde arka arkaya pek çok kez idrar incelemeleri ve böbrek fonksiyonu testleri yapılacaktır. Böbreklerinizin görevinde herhangi bir aksama varsa, sağlığınızı tehlikeye atmamak için, organ bağışında bulunmamanız önerilecektir. 3. Kan İncelemeleri: Yapılacak çeşitli kan tahlillerinin normal bulunması; sağlıklı olduğunuz, organ bağışında bulunabileceğiniz ve bu nedenle ileride daha az sorunla karşılaşabileceğiniz belirtmesi açısından önemlidir. 4. Bakteriyolojik İncelemeler : Bulaşıcı bir hasta-lığınız varsa, bu hastalığa neden olan mikroplar, böbrek nakli sırasında alıcıya da geçerek ameliyat sonrasında sorunlara yol açabilir. Bu nedenle idrar ve boğaz kültürleri yanında, değişik kan tahlilleri de yapılarak bulaşıcı bir hastalığınızın olmadığından emin olunmalıdır. Bu tür bir hastalık saptandığında, tedaviye başlanacak ve sağlığınızı tekrar kazandığınızda organ bağışınız kabul edilecektir. 5. Radyolojik İncelemeler: Göğüs Filmleri: Akciğerinizde herhangi bir hastalığın varlığını ortaya koymak için çekilir. Böbrek Filmleri: Damardan özel bir ilaç verilerek çekilen bu filmler, böbreklerinizin yapısını, normalin dışında bir durumun olup olmadığını gösterir ve hangi böbreğin alınacağı konusunda hekiminizi bilgilendirir. Anjiografi: Kasıktan sokulan ince bir boru yardımı ile, böbrek damarlarını görebilmek için çekilen bir filmdir. Bu filmde alınacak böbrek ve ameliyatın yönlendirilmesi konusunda hekime yardımcı olur. 6. Diğer İncelemeler: Sağlığınızı genel anlamda gözden geçirmek ve ameliyat esnasında herhangi bir sorunla karşılaşmamanızı sağlamak için, bu sıraladığımız incelemeler yanında elektrokardiografi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya gerektiğinde daha başka özel inceleme ve testler de yapılabilir. Sayılan tüm bu incelemelerin normal sınırlar içinde bulunması ve doku gruplarınız arasında yeterli uyumun saptanması halinde organ bağışınız kabul edilecektir. Transplantasyon Öncesinde Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Noktalar 1. Beslenme: Diyaliz tedavisi döneminde de beslenme çok önem taşır. Ancak transplantasyon sonrasında, özellikle ilk aylarda, yüksek dozlarda kullanılan ilaçların vücudunuz üzerinde olumsuz etkileri önleyebilmek için transplantasyon öncesinde yiyeceklerinize daha fazla önem göstermeniz gerekecektir. Bu dönemde et, süt, yumurta, peynir gibi hayvansal gıdaların alımı ön planda tutulmalıdır. 2.Diş Bakımı: Çürük dişler veya diş etlerindeki iltihabi hastalıklar transplantasyon sonrasında bazen önemli sorunlara yol açabilir. Bunu önleyebilmek için 3-6 ay gibi aralıklarla diş hekimine gitmeniz ve gereken tedavileri yaptırmanız yararlıdır. Diş çürümelerini önlemek için dişlerinizi düzenli bir şekilde fırçalamaya önem göstermelisiniz. 3. İnfeksiyon Hastalıklarından Korunma: Transplantasyon sonrası dönemde uygulanacak tedaviler İnfeksiyon hastalıklarının daha ciddi seyretmesine neden olabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde herhangi bir bulaşmayı önlemek için ateşli ve bulaşıcı hastalığı olan bireyler ile aynı ortamda bulunmamaya dikkat ediniz. Ailede bulaşıcı hastalığı olan bir kimse varsa, kişisel eşyalarınızı (tabak, çatal, havlu, jilet vb.) ayırınız. Transplantasyon öncesinde böyle bir hastalık ortaya çıkarsa ameliyatınızın ertelenmesi gerekebilir. 4. Kadavra Transplantasyonu Hazırlık Polikliniği Kontrolleri: Polikliniğe ilk kez başvurduğunuzda, kadavra böbreği bekleme listesine yazılacak ve bundan sonra belli aralıklarla kontrollere gelmeniz önerilecektir. Her gelişinizde bir sonraki kontrol için randevu alınız. Sizce önemsiz bile olsa her türlü yakınmanızı poliklinikte kontrolünüzü yapan hekime, ya da diyaliz hekiminize mutlaka bildiriniz. 5. Doku Grubu Tayini Labaratuvarındaki Kan Kontrolleri: Kadavra böbreği bekleme listesindeki hastalar belli aralık ile transplantasyon ünitesine çağırılacaktır. Yapılacak incelemelerde kanlarında organ reddine rol oynayabilecek özel maddeler gelişip gelişmediği kontrol edilecektir. Çağırıldığınız tarihte mutlaka kontrole gereken kan testlerinizi yaptırınız. Böbrek Donörleri İçin Temel Bilgiler Sevdiğiniz birine iyilik yapmak, yardım edebilmek her zaman için güzel bir duygudur. Üstelik kendi vücudunuzdan bir organı bağışlayarak sevilen yakının iyi bir yaşam sürmesini sağlamanın mutluluğu hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Unutulmaması gereken bir nokta, her iki böbreğin de sağlıklı olduğu durumda tek bir böbreğin gereksinimlerinizi hiçbir soruna yol açmadan süresiz karşılayabileceğidir. Bu güzel duygulara rağmen, böbreklerinizden birini bağışlamak ilk anda sizi tedirgin edebilir ve ileri dönemde kendi sağlığınızı nasıl etkileyeceği yönünden endişelere kapılmanıza neden olabilir. Bu konuda unutulması gereken bir nokta, her iki böbreğin de sağlıklı olduğu durumda tek bir böbreğin gereksinimlerinizi hiçbir soruna yol açmadan süresiz karşılayabileceğidir. Böbrek bağışına karar verdiğinizde öncelikle sizin sağlığınızın zarar görmemesi için çok ayrıntılı incelemeler yapılacak, ancak daha sonra organ bağışınız kabul edilecektir. Bu incelemeler sırasında en küçük bir tereddüt oluşursa, durum size ve hastanıza bildirilerek başka bir donör aranması yoluna gidilecektir. Kısaca, eğer hekiminiz organ bağışlamada sakınca görmüyorsa bir böbreğinizi gönül rahatlığıyla hastanıza verebilirsiniz. Bu durum sizin normal yaşam sürenizde hiçbir değişiklik yapmayacaktır. Böbreğinizi bağışlamanız için herhangi bir üst yaş sınırı yoktur. 65 yaş üzerinde genelde tüm organlar ile beraber böbreklerde yaşlanır ve kısmi fonksiyon bozuklukları daha sık görülür. Yine de çoğu kez bu yaşın üzerinde kimselerin de böbrekleri de tamamen sağlıklı bulunarak organ bağışlamalarına izin verilir. 18 yaşından küçük bireylerin canlı böbrek verici olmaları tıbben mümkündür. Ancak toplumsal değer yargılarını da göz önünde tutarak, bu yaşın altındaki bireylerin organ bağışını kabul etmemeleri daha doğrudur. Yapılacak incelemeler sonucunda, o an için böbrek fonksiyonlarınız yeterli bulunsa bile, daha öncede ciddi bir böbrek hastalığı geçirmiş olmanız, tansiyonunuzun yüksek olması, şeker hastalığı olduğunuzun saptanması durumunda uygun bir donör olmadığınız size bildirilecektir. Hastanızı böbrek yetersizliğine götüren neden ailevi özellik taşıyorsa en az 30 yaşında olmanız ve yapılacak incelemeler sonucunda bu böbrek hastalığına ait hiçbir belirtinin sizde saptanmaması gereklidir. Böbrek nakli yapılabilmesi için alıcı ve verici arasında, öncelikle kan gruplarının uyumlu olması şartı aranır. Kan grupları başlıca 0,A,B ve AB olarak dörde ayrılır. O kan grubunda olan bir şahıs her tip kan grubuna (0,A,B ve AB) organlarını bağışlayabilir. AB kan grubundan olan bir hasta ise her dört kan gruplu vericiden organ alabilir. Transplantasyon Adayı Hastalar İçin Bilgiler Böbrek nakli yapılacak hastalar için kesin bir üst yaş sınırı yoktur. Ancak 65 yaşın üzerindeki hastalarda, ameliyat sonrası sorunlar daha sıklıkla geliştiği için, bu hastalara diyaliz tedavisine devam etmelerini önermek daha yerindedir. Transplantasyondan sonra, takılan böbreğin reddini önlemek için verilecek ilaçlar vücut direncinizi ve savunmasını azaltacaktır. Bu nedenle yakın zamanda geçirilmiş bulaşıcı bir hastalık söz konusu ise bu hastalık tamamen iyileşene kadar ameliyat olmanız sakıncalıdır. Kanser olan kişilere de böbrek nakli yapılabilir. Ancak bunun için önceden yeterli bir tedavi uygulanmış olması ve en azından 1 yıl süre ile hastalığın tekrarlanmadığının saptanması gereklidir. Böbrek yetersizliğine yol açan bir kısım hastalıklarda, takılan böbrekte de aynı hastalık nüksedebilir. Bu nedenle bazı diyaliz hastalarında transplantasyon bir süre için geciktirilir. Yakın zamanda kalp krizi veya kısmi felç geçirilmiş olması da ameliyatın ertelenmesini gerektirir. Söz konusu hastalıkların yeterince tedavi edilmesinden sonra böbrek nakli tekrar gündeme gelebilir. Önemli olan bir başka konu da, transplantasyonun maddi giderleridir. Bu tedavi şeklinde, ameliyat sonrasında böbreğin reddini önlemek için yaşam boyunca özel ilaçlar uygulanır. Bu ilaçların bir kısmı yurt dışından getirilmektedir ve oldukça pahalıdır. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu na bağlı ya da devlet memuru olan hastaların tedavi ve ilaç giderlerini ilgili kurumlar karşılamaktadır. Ancak sosyal güvencesi olmayan hastaların, oldukça yüklü olan tedavi ve ilaç giderlerini karşılamaları zordur. Bu yüzden hastaların sağlık güvencesine kavuşmaları mutlaka gereklidir. Transplantasyondan Önce Hastalara Yapılan İncelemeler 1. Fizik Muayene: Böbrek transplantasyonuna aday olabilmeniz için önce hekiminiz sizi ayrıntılı olarak muayene edecektir. Genel bir muayenenin yanı sıra; kulak burun boğaz, diş ve kadın hastalar için, jinekolojik muayene de gereklidir. Sayılan muayenelerde herhangi bir sorun ortaya çıkarsa, önceden bunların tedavi edilmesi, ameliyat sonrasında oluşabilecek önemli sorunları önleyecektir. 2. Kan İncelemeleri: Diyaliz tedavinizin yeterliliği, karaciğer fonksiyonları, kan sayımı, vücudunuzda sarılık ya da başka bulaşıcı hastalıklara yol açabilen virüslerin varlığı hakkında hekiminize bilgi verecektir. 3. Bakteriyolojik İncelemeler: Ameliyattan sonra ve reddi önlemeye yönelik tedavilerin vücut direncinizi azaltabileceği daha önce belirtilmişti. Yapılan bakteriyolojik incelemeler, olası bir infeksiyon kaynağını bulmaya yöneliktir. Alınan kültürlerde mikrop üremesi halinde gerekli tedaviler yapılır ve ancak vücudunuz infeksiyondan arındırıldıktan sonra transplantasyon yapılmasına izin verilir. 4. Radyolojik İncelemeler: Göğüs Filmi: Kalbinizin görünümü, akciğerlerinizde herhangi bir hastalık bulunup bulunmadığını kontrol etmek açısından gereklidir. Mide Filmi: Midede herhangi bir rahatsızlığın varlığını saptamak ve gerektiğinde transplantasyon öncesinde tedavi edebilmek için önemlidir. Çünkü ameliyat sonrasında uygulanan ilaçlardan bazıları mideye zarar verebilir ve var olan bir ülserin kanamasına neden olabilir. Mesane Filmi: Bazı hastalarda idrar yaparken, mesaneden idrar borularına ve böbreğe doğru bir taşma ortaya çıkabilir. Bu durum idrar yolu iltihabına yol açabilir. Onun için hastalara idrar sondası takılarak çekilen filmler ameliyat öncesi değerlendirmede önem taşır ve bazen hastanın kendi böbreklerinin çıkarılmasını gündeme getirebilir. Anlatılanlar dışında, genel sağlık durumunu kontrol etmek için EKG, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi gibi başka testler de gerekebilir. Bu tür incelemeler söz konusu olduğunda hekiminiz size daha ayrıntılı bilgi verecektir. Doktorlarımız organ konusunda bilinçli mi? > Sağlık Çalışanları ve Doktorların Konuya Yaklaşımı Ülkemizin kadavradan organ bağışı ve nakli konusunda en zayıf noktası ne yazık ki bu. Bu güne kadar tıp ve sağlık personeli eğitiminde teknik unsurları ön plana çıkarıp sosyal yönden yeterli bilgilenmenin sağlanamamış olması bunun en önemli nedeni. Koordinasyon sistemini başlattığımız 1998 yılından bu yana farkettiğimiz diğer bir gerçek de ülkemiz sağlık çalışanlarının bu konudaki bilgisizlikleri oldu. Bir şekilde organ nakli merkezlerinde çalışmış olanlar dışında, beyin ölümü tespitlerinin önemini kavramış ve bu konuda hassasiyet gösteren hekim sayısı ne yazık ki çok az. Doktorlar karşılarında görmedikleri ve kendi takipleri altında olmayan bir hastanın yaşamı konusunda henüz yeterli duyarlılığı göstermekten uzaklar. Bu nedenle koordinasyon çalışmalarının ve eğitim programlarının ilk basamağında halktan önce sağlık çalışanları yer alıyor. Organ Naklinden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler > Organ Naklinde Karşılaşılan Sorunlar Organ naklinden sonra vücudunuza takılan yabancı organlara karşı vucudunuz tepki gösterecektir. Vucudumuzun yeni organlara tepkisini birlikte öğrenelim. Organ nakli yapılan hastaların bağışıklık sistemleri genellikle nakil yapılan organları karşı savunma mekanizması oluşturur ve bu organları tahrip etmeye çalışır. Bu sebepten dolayı organ nakli yapılan hastalar hayatları boyunca anti-rejeksiyon ilaçlarını almak zorundadırlar. Maksimum koruma sağlamak ve yan etkilerini azaltmak amacıyla birçok hastanede birkaç anti-rejeksiyon ilacı birlikte kullanılır. Anti-rejeksiyon ilaçları yirmi yıl kadar once üretilmeye başlandı. Cyclodporin bunların en önemlilerinden biridir. Bu ilaçların kullanımıyla birlikte organ nakillerinde, bir yıl sonunda fonksiyonlarını kaybetmeden çalışan böbrek oranı %60 lardandan %90 lara yükseldi. Bu ilaçlar sayesinde daha önceden denememiş organ nakilleri de yapılmaya başlanmıştır. Organ Nakillerinde Karşılaşılan Güçlükler Birçok ameliyat ve tedavide olduğu gibi, organ nakillerinde de risk söz konusudur ve bir takım sorunlarla karşılaşılabilir. Nakil edilen organlar her gün anti-rejeksiyon ilaçları alınarak korunmalıdır. Bu ilaçlar bağışıklık sisteminin direncini azalttığı için vücudumuzun diğer zararlı maddelere karşı olan duyarlılığı artar. Bu sebeple organ nakilerinden sonra enfeksiyon, kanser (genellikle deri kanseri) riski ve ihtimali artmaktadır. Alınan bazı anti-rejeksiyon ilaçları da böbreklere zarar verebileceği gibi, bazı ilaçlar da yüksek tansiyon ve yüksek kollesterol gibi sorunları da beraberinde getirir. Organ nakillerinden sonra düzenli yapılan hastane ziyaretlerinde, doktorlar bu tür komplikasyonlar için sürekli olarak kontrol yaparlar. Bu sebeple organ nakli yapılan hastaların hastane ziyaretlerini ihmal etmeden düzenli olarak ve zamanında yapmaları önemle tavsiye edilir. Organ Nakli gerçekten büyük bir ihtiyaç mı? > Organ Nakli Uygulamasının Kazandırdıkları Evet ! Hiç tartışmasız bir şekilde organ naklinin bugün için önemli bir ihtiyaç olduğunu söylememiz lazım. Üstelik organ naklinin büyük önem taşıyan ikinci bir yönü daha var. Bunlardan biri hepimizin bildiği tıbbi yönü, diğeri de pek dikkati çekmeyen sosyal yönü. Tıbbi açıdan günümüzde genetik çalışmalar ve kök hücre nakilleri gibi çok ciddi araştırmalar olmasına rağmen, henüz organ nakliyle erişilen başarıları sağlamaktan çok uzaktayız. Belki gelecekte bu yöntemler, organ nakline alternatif hatta daha iyi sonuçlar veren tedavi şekilleri oluşturacaklar, ama şu an için ve yakın gelecekte organ naklinin yerini tutacak bir tedavi şekli yok. İşin ilginç yanı insanın kaderini bir anda değiştiren ve yaşam sunan böylesi bir tedavi tıbbın başka branşlarında bile pek rastlanabilir bir şey değil. Sosyal yöne gelince, insanlar arasındaki bütün sosyal ayırımların ortadan kalkarak herkesin bir diğerine ihtiyacı olabileceğini göstermesi ve kişinin varlığının teminatının toplum olduğunu işaret etmesi bakımından da çok önemli. Organ alınıp verilmesinde doku uyumunun öneminden sözetmiştik ama bu uyumun bugünkü sosyal ayrılıklarla (ırk, din, dil, milliyet ) hiçbir ilgisi olmamasının verdiği insanlık mesajının çok olumlu bir mesaj olduğuna kuşku yok. Bugün ülkemizde özellikle yaz dönemlerinde, yabancı turistlerin yaşamlarını yitirmeleri durumunda bağışladıkları organlarla pek çok vatandaşımıza yaşam vermiş olmaları hiç de az rastlanılır bir durum değildir. Onca diplomatik kırgınlıklar ve kızgınlıklara rağmen insan ve yaşam söz konusu olduğunda böyle davranabilmek tüm dünyanın geleceği açısından umut verici olsa gerek. Organ Naklinden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler > Organ Naklinde Karşılaşılan Sorunlar Organ naklinden sonra vücudunuza takılan yabancı organlara karşı vucudunuz tepki gösterecektir. Vucudumuzun yeni organlara tepkisini birlikte öğrenelim. Giriş Organ nakli yapılan hastaların bağışıklık sistemleri genellikle nakil yapılan organları karşı savunma mekanizması oluşturur ve bu organları tahrip etmeye çalışır. Bu sebepten dolayı organ nakli yapılan hastalar hayatları boyunca anti-rejeksiyon ilaçlarını almak zorundadırlar. Maksimum koruma sağlamak ve yan etkilerini azaltmak amacıyla birçok hastanede birkaç anti-rejeksiyon ilacı birlikte kullanılır. Anti-rejeksiyon ilaçları yirmi yıl kadar once üretilmeye başlandı. Cyclodporin bunların en önemlilerinden biridir. Bu ilaçların kullanımıyla birlikte organ nakillerinde, bir yıl sonunda fonksiyonlarını kaybetmeden çalışan böbrek oranı %60 lardandan %90 lara yükseldi. Bu ilaçlar sayesinde daha önceden denememiş organ nakilleri de yapılmaya başlanmıştır. Organ Nakillerinde Karşılaşılan Güçlükler Birçok ameliyat ve tedavide olduğu gibi, organ nakillerinde de risk söz konusudur ve bir takım sorunlarla karşılaşılabilir. Nakil edilen organlar her gün anti-rejeksiyon ilaçları alınarak korunmalıdır. Bu ilaçlar bağışıklık sisteminin direncini azalttığı için vücudumuzun diğer zararlı maddelere karşı olan duyarlılığı artar. Bu sebeple organ nakilerinden sonra enfeksiyon, kanser (genellikle deri kanseri) riski ve ihtimali artmaktadır. Alınan bazı anti-rejeksiyon ilaçları da böbreklere zarar verebileceği gibi, bazı ilaçlar da yüksek tansiyon ve yüksek kollesterol gibi sorunları da beraberinde getirir. Organ nakillerinden sonra düzenli yapılan hastane ziyaretlerinde, doktorlar bu tür komplikasyonlar için sürekli olarak kontrol yaparlar. Bu sebeple organ nakli yapılan hastaların hastane ziyaretlerini ihmal etmeden düzenli olarak ve zamanında yapmaları önemle tavsiye edilir. |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com