|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-01-2008
Yer: den bitme
Yaş: 21
Mesajlar: 215
Rep Puanı: 132545
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Hayatın yeryüzünde nasıl başladığı ve bugüne kadar hangi değişimleri geçirdiği, en eski devirlerden beri insanların merakını uyandıran bir konu olmuştur.
A.Abiyogenez (Kendiliğinden Oluş ) Hipotezi Eski Yunan filozofu Aristo canlıların kendiliğinden var olabileceğine, yani cansız maddelerden kendiliğinden meydana geldiğine inanıyordu. (Abiyogenez Hipotezi) Aristo’nun bu hipotezi döllenmiş yumurta gibi bazı madde parçalarının bir aktif prensip taşıdığını var sayar. Bu aktif öz, şartlar uygun olduğu zaman bir canlı meydana getirecektir. Aristo’nun bu görüşü ortaçağ boyunca bir çok bilim adamı tarafından kabul edilmiştir. Aristo’nun görüşleri öncelikle F. Redi’nin, daha sonra da Louis Pasteur’ün düzenledikleri kontrollü deneylerle çürütülmüştür. F. Redi “Böcek Soyları Üzerinde Deneyler” isimli eserinde bu teorinin geçersizliğini şöyle anlatmıştır. “Eğer yanlış bildiride bulunmuşsam, bu bildiri benden daha akıllı biri tarafından düzeltilecektir. Yine de inançlarımı ifade etmeliyim. Başlangıçta ilahi emir ile dünyaya gelen ilk hayvanlar ve ilk bitkilerden sonra, artık mükemmel veya mükemmel olmayan başka çeşit hayvanlar veya bitkiler dünyaya gelmemiştir.” Redi deneyinde ağzı açık ve kapalı şişeler içerisine et parçaları koymuş ve belirli bir süre beklemiştir. Daha sonra deneyin sonucunu şöyle açıklamıştır. “Ağzı açık kavanozlardaki balıklar ve et parçası çok geçmeden kurtçuklarla dolmuştu ve sineklerin kavanozlara girip çıktıkları görülüyordu. Fakat, ağzı kapalı kavanozların içine de ölü balıklar konmasına ve birçok gün geçmesine rağmen bir kurtçuk bile görmedim.” Not : Abiyogenez hipotezine göre, insanların bir kısmı, kazların okyanus kıyılarındaki köknar ağaçlarından oluştuğuna inanıyorlardı. B. Biyogenez Hipotezi Redi’nin deneyleri canlının kendinden önceki bir canlıdan meydana gelebileceği fikrinin doğmasına neden olmuştur. Bu hipotez Biyogenez Hipotezi olarak bilinir. Bugün bazı insanlar halen kavanozlardaki kurtçukların çöplerden geldiğine inanabilirler. Fakat çoğunluk inanmaz. Eğer olayların sinek-yumurta-larva-sinek şeklindeki devri o zaman açıklanmış olsaydı kendiliğinden oluşuma inananlar da biyogenez fikrini kabul ederlerdi. Bu deneyler, hiç bir canlının kendiliğinden oluşamayacağını göstediği gibi, bugünkü yaşayan canlıların da önceki atalarından ürediğini vurgulamıştır. Canlıların daha önceki canlılardan ürediğini bilmek, hayatın kökenini aydınlatmaya yetmez. Çünkü, ilk dünya şartlarının ve o şartlardaki ilk canlıların nasıl olduğuna ait bilgilerimiz eksiktir. Gerçekte dünyanın meydana gelişi sırasındaki olayları yeniden gözlemek veya bunu deneylerle göstermek imkansızdır. Bu konuda bilim adamları tahminler ortaya atarak tartışmaktadırlar. a)Redi, çeşitli hayvan etlerini koyduğu dört kavanoz hazırladı ve sineklerin girip çıkabilmeleri için ağızlarını açık bıraktı. b)Aynı şekilde dört kavanoz daha hazırladı; fakat bu defa sineklerin girip çıkmalarını önlemek için kavanozların ağızlarını kapattı. c)Son deneyde ise kavanoz sineklerin girip çıkmasına engel olacak, fakat havanın girmesini engellemeyecek şekilde tel kafesle çevirdi. Redi’nin deneyleri, abiyogenez hipotezini çürütmüştür. C. Canlıların Uzaydan Gelebileceği Görüşü (Panspermia Hipotezi) Bazı bilim adamlarına göre, hayat yeryüzüne başka gezegenlerden gelmiştir. Yaklaşık bir asır önce ortaya atılan bu görüş, biyolojide Panspermia Hipotezi olarak bilinmektedir. Günümüzde de panspermia hipotezini savunanlar vardır. Bu görüşü savunanlar, bilinmeyen bir zamanda uzaya dağılmış olan spor veya tohumların, daha sonra dünyamıza gelerek hayatı başlattığını kabul etmektedirler. Panspermia hipotezi, bazı yönlerden itiraza uğramaktadır. Birincisi, başka gezegenlerden dünyamıza geldiği iddia edilen bu spor ve tohumların, uzun yolculukları sırasında çok yüksek ve düşük sıcaklıklara, öldürücü radyasyonlara nasıl dayanabildiğinin açıklanamamış olmasıdır. Uzay hakkındaki mevcut bilgilerimize göre, bu spor ve tohumların uzaydan dünyamıza canlı olarak gelebilmesi imkansız görünmektedir. Üstelik, durup dururken onlara bu yolculuğu yaptıracak kuvvet ve aracın ne olduğu da açıklanamamıştır. Her ne kadar, bahsedilen tohumların bizden çok daha ileri derecede evrimleşmiş canlılar tarafından dünyayaya ekildiği belirtiliyorsa da, bu konuyu aydınlatacak ilmi bir delil şimdiye kadar bulunamamıştır. İkincisi, bu görüş; hayatın yeryüzüne uzaydaki gezegenlerden veya diğer gök cisimlerinden geldiğini açıklamış olsa bile, hayatın bu gezegenlerde nasıl başladığına açıklık getirememektedir. D. Ototrof Hipotezi Tabiattaki canlıları beslenme bakımından ototrof (kendi besinini yapan) ve heterotrof (besinini hazır alan) olarak ikiye ayırmak mümkündür. Ototrof canlılar, bazı inorganik maddeleri ve güneş enerjisini kullanarak kendi besinini yapabilmektedir. Ototrof hipotezi’ne göre, dünyamızda ilk meydana gelen canlı ototroftur. Ototroflar hem kendilerinin, hem de başka canlıların yararlanabileceği besinleri üretebildiğine göre, karmaşık yapıda organizmalardır. Bazı biyologlar, ilk meydana gelen canlının, bu karmaşık yapıyı kazanabilmesi için, milyonlarca yıllık değişmeler geçirmesi gerektiğini savunan bilim adamları vardır. Kendi besinini üreten organizmanın nasıl meydana geldiği açıklanamadığı için, ototrof hipotezine karşı daha sonra heterotrof hipotezi ileri sürülmüştür. E. Heterotrof Hipotezi Heterotrof hipotezi’ne göre, ilk canlı heterotrof bir organizma olup, cansız maddelerin uzun bir “kimyasal evrim” geçirmesiyle meydana gelmiştir. Cansız maddelerin bir araya gelerek canlıları nasıl oluşturduğuna ait görüşler, Oparin ve Haldane gibi bazı bilim adamlarının hipotezlerine dayandırılmaktadır. Bu bilim adamları ilk atmosferde serbest oksijenin bulunmadığını, oksijenin su ve oksitlere bağlı olabileceğini iddia etmektedirler. Ayrıca ilk atmosferde metan (CH4), amonyak(NH3) ve su (H2O) buharının da bulunabileceği fikrini ileri sürmüşlerdir. Bilim adamları, bu maddelerin yoğun mor ötesi ışınlarının enerjisi ile daha karmaşık bileşikleri yapabilecek reaksiyonlara girdiklerini iddia etmektedirler. Onlara göre bu reaksiyonlarla meydana gelen maddeler, yeryüzünde biriken suların oluşturduğu denizlere, taşınarak, basit organik bileşikleri yaptılar. Stanley Miller 1953 yılında, dünyanın ilk atmosferinde su buharı, metan, amonyak ve hidrojen gazlarının bulunduğunu var sayarak bir deney düzenledi. Miller, yukarıdaki karışımı bir cam balon içinde yedi gün elektrik arkına tutarak, balonda amino asitlere benzeyen bazı basit organik maddelerin meydana geldiğini gösterdi. Bu deney, hiçbir zaman bilim adamlarını tatmin etmedi. Çünkü, ilk dünya şartlarını kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Ayrıca, son 10 yılda yapılan astronomi araştırmaları, Dünya’mızın ilk atmosferinde S. Miller’in tahmin ettiğinden bin kat daha fazla O2 bulunduğunu göstermiştir. Çünkü O2’nin oluşması için belirtilen şartlar yeterlidir. Miller’in deneyinde bazı organik maddelerin meydana gelmesi, ilk canlı moleküllerinin de buna benzer bir olayla meydana geldiğini göstermeye yetmez. Bugüne kadar, organik moleküllerden yeni bir canlı yapılamadığına göre, düzenlenen deneylerin tahmine dayandığı söylenebilir. Heterotrof hipotezi’ne göre, denizlerde biriken organik moleküller birbirini etkileyerek, gittikçe büyüyen ve karmaşıklığı artan yeni moleküller meydana getirmiştir. Reaksiyonlar sonucu meydana gelen ilk organik moleküllerin proteinler olduğu ileri sürülmektedir. Hipoteze göre, protein moleküllerinin bazıları zamanla enzim özelliği kazanmış ve diğer moleküllerin oluşmalarını hızlandırmıştır. Enzimler, reaksiyonları başlatan ve tekrar tekrar kullanılabilen biyolojik katalizörlerdir. Bu hipotezi savunan bilim adamları denizlerde meydana gelen nükleik asitlerin ilk canlı için çok önemli olan, nükleik asit-protein yapısında bazı kümeleri oluşturduğunu savunmaktadırlar. Onlara göre, bu kümeler tıpkı bir virüs veya gen gibi davranarak kendi kopyalarını yapmışlardır. Denizlerdeki organik maddelerin birleşmesiyle meydana gelen ilk canlılar, oksijensiz bir atmosferde bulunduklarından kendileri için gerekli enerjiyi, o zamanki mevcut organik bileşiklerin oksijensiz solunumundan sağlamış olabilirlerdi. Bu sebepledir ki, heterotrof hipotezi, ilk organizmaların kendi besinini hazır olarak aldıklarını iddia eder. Heterotrof hipotezi, ilk canlıları meydana getiren moleküllerin ve atomların nasıl var olduğunu ve nereden geldiğini açıklamaktan uzaktır. Kendiliğinden oluş hipotezi çürütüldüğüne göre, acaba atomlar durup dururken daha karmaşık molekülleri ve ilkel canlıları nasıl meydana getirebilmişlerdir? İlk canlıların ortaya çıkışını, Miller’in deneyine benzer deneylerle açıklamak ne derece mantıklı olabilir? Madem ki canlıları meydana getiren temel organik moleküller sentezlenebiliyor; o halde, ilk canlıyı temsil eden bir organizmayı yapmak neden mümkün olamıyor? Bugüne kadar, cansız maddelerden canlı organizmalar meydana getirebilecek bir deney tertip edilememiştir. Bu da gösteriyor ki, hayatın yeryüzünde nasıl başladığını açıklamak, oldukça karmaşık bir problemdir. F. Yaratılış Görüşü ![]() Yaratılış görüşünde, bütün canlı çeşitleri ayrı ayrı yaratılmıştır. Bu canlılar, ilk yaratıldıkları günden beri bazı değişmeler geçirmiş olmakla beraber, tamamen başka türlere veye canlı gruplarına dönüşmemişlerdir. Değişmeler, sadece o türün değişme sınırları içinde kalmıştır. Bir türün populasyonu içinde görülen böyle değişmelere varyasyon adı verilir. Yaratılış görüşünde, bir de dünyayı saran tufan hadisesinden bahsedilmektedir. Jeolojik devirler boyunca meydana gelen birikintiler de bulunmuş fosiller, bir zamanlar kitle halinde ölümlerin meydana geldiğini ispatlamıştır. Dinozorların yeryüzünden bir anda silinmiş olması, buna güzel bir örnektir. Dünyanın ilk yaratılışı insanlar tarafından gözlenemeyen tek ve tekrarlanamaz bir olaydır. (alıntı) |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Meraklı
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-01-2008
Yaş: 21
Mesajlar: 259
Rep Puanı: 2646268
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bir biyoloji bölümü ogrencisi olarak sunu acıkca ıfade etmeliyim ki tüm bu hayatın baslangıcı ıle ılgılı kuramlarda bır cok acıklar bulunmakta...insanoglunun hayatın baslangıcı ile ilgili gercegi kesfetmek icin henuz cok yetersız oldugu ınancındayım .bu nedenle once biyoloji bılımını gelistirmeli ve buna uygun teoriler uretmeliyiz ...paylasımınız ıcın tesekkurler
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() Giriş Tarihi: 15-09-2005
Yaş: 30
Mesajlar: 783
Rep Puanı: 66483
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Onu Okuyan OlmadiĞi Gİİb; Kİmse Ne YaptiĞinada Dİkkat Etmİyor. Sİnekle BÖcekle Bulunmaz Bu Hayatin Sirri. İnsan BÜtÜn HerŞeyİn Efendİsİ, İnsanin DoĞumunu, Elelerİmİzİ,ayaklarimizi Tuvalet, Cİnsellİk Yemek İhtİyaÇlarimizi Bİ İncelersek Hayatin BaŞlangici GÜn Gİbİ Ortada Ama Kİmse Kendİnİ Bİlmİyor. Esas Mesele Kendİmİz< Neyİz, Nerden Nasil YaŞiyoruz Kendİmİzden Haberİmİz Olursa Hayati BaŞlangicini Bulabİlİrİz.
Yoksa DÜn KonuŞtuĞunu Unutan Adama Haaytin BaŞlangicni GÖstersen Ne Olacak. Önemlİ Olan Ahlak |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com