Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 08-05-07, 08:06   #1
DJ-SaLDo

Varsayılan Efsanevi savaşçılar -samuraylar!!!


Efsanevi savaşçılar -samuraylar!!!
Savaş, Japon kültüründe önemli bir yer işgal eder. Ülkenin önemli klanları birbirleriyle pek çok kez karşı karşıya gelmiştir. Japon topraklarının sadece %20’sinin tarıma elverişli oluşu, toprak kavgasını doğurmuştur. Toprak savaşları da hem tinsel, hem de fiziksel gelişim ve mücadele yöntemlerini gerektirdiğinden, Samurayların gelişimi de bu olguya dayalıdır.

M.Ö. 660'da Ölümsüz Savaşçı adıyla bilinen Jimmu Tenno, bir kabilenin başına geçti. Tenno ve kabilesi Yamato bölgesine yerleştiler. Yamato klanı Asya’ya çeşitli seferler düzenledi. Kore ve Çin’in kültürel zenginliklerinden, teknolojilerinden ve savaş sanatlarından etkilendiler. İmparator Keiko, tarihte "Shogun" ünvanını taşıyan ilk kişi oldu. Bir nevi generallik rütbesi gibi de anlaşılabilecek Shogun ünvanı, Keiko’nun savaş sanatlarında geldiği üst noktayı da belirliyordu. Onun oğlu Prens Yamato da savaş sanatları konusunda çok yetenekliydi. Korkusuz, güçlü, gözüpek bir genç olarak tanındı ve Samuraylık anlayışında bir örnek teşkil etti.

Samuraylar "bushido" anlayışını temel almıştır. Bushido, "Savaşçının Yolu" anl***** gelir. Bushido felsefesinde korkunun yeri yoktur. Samuray, ölüm korkusunu yenmiş kişidir. Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.

9.-12. yüzyıllar arasında samuraylar bir sınıf haline geldi. İki adla anılırlardı: Samuray (şövalye), Buşi (savaşçılar). Bu insanların bir kısmı yönetici sınıflara bağlıydılar. Bir kısmı ise para karşılığı savaşırlardı. Samuraylar, feodal derebeylerine (Daimyo) bütünüyle bağlıydılar. Hizmetlerinin karşılığında mevki ve arazi alırlardı. Daimyo’lar, Samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı.

Samuraylar, at üstünde, yaya, silahlı, silahsız dövüş konusunda eğitilmişlerdi. Ok da kullanırlardı. Ancak, 13. yüzyılda Moğol savaşları yaşandıktan sonra, Samurayların kılıç kullanımı ağırlık kazandı. Hatta mızrak ve naginata denen ucu kılıç şekilli mızraklar kullanmaya başladılar.

Samurayların iki kılıcı olurdu. Uzun kılıç daito-katana, kısa kılıç shoto-wakizashi’ydi. Samuraylar çoğunlukla kılıçlarına isim (mei) verirler ve onların ruhuna inanırlardı. Çift kılıç taşıma ve kullanmaya daisho denirdi.

1605 yılında Japonya’nın gelmiş geçmiş en ünlü samurayı Miyamoto Musashi, savaşçı yetiştirmek için bir okul açtı. 30 yaşına gelmeden 60’ın üzerinde kılıç dövüşünden galip çıkmayı başaran bu usta, yıllarca kendi okulunda dersler verdi. 1615 yılında bir başka tanınmış Samuray, Tokugawa Ieyasu, samuraylık hakkında bir kitap yazdı ve Samurayların barış zamanı yaşam biçimleri konusunda çeşitli bilgiler verdi.

Samuray geleneği,1876 yılında İmparator Meiji tarafından ortadan kaldırıldı. Kılıç taşıma kanunlarını değiştiren Meiji, Samuraylığı tarihe karıştırdı. Ancak ve ancak imparatorluk ordusunda bazı rütbeli subaylar tören amaçlı kılıçlar taşırdı. 20 yüzyılda kılıç tekrar serbestleşti ancak askeri kullanım dışında sportif gelişim için kullanılmayha başlandı. 2. Dünya savaşından da hatırlayacağınız gibi tüm rütbeliler, hatta kamikaze pilotları özellikle de kılıçlıydı. Bushi öğretisinde, hece olarak geçen shi iba-res-inin aynı zamanda ölüm demek olduğunu hatırlatalım. Yani, bir nevi bushidoka ölüm korkusunu yenmiş kişidir.

Bu dönem öncesinde efendisiz kalan samuraylar, yani roninler zamanla ya isyan ederek öldürüldü ya da kılıçlarıyla seppuku/harakiri yaparak intihar ettiler.

-----------------------------
KATANA:Japon samurayı tarafından kullanılan geleneksel tek-yönlü, kıvrık kılıç çeşididir.

Japonya'da temel olarak çelik kılıçların varlığında evvel tahta kılıçlar kullanılmaktaydı. Bugünkü anlamda belkide bokene eşit olacak bu silahların yerini zamanla çeliğin keşfedilmesiyle Çin ve Kore'den gelen çelik kılıçlar aldı. Burada hatırlanması gereken ufak bir detay vardır ki; uygarlık tarihçilerine göre Japon halkı, anakara'dan ya da Kore'den bu bölgeye göç etmişlerdir ve bağları Kore'yle çok kuvvetlidir.

Japonya'da kılıçları zamanla japon kılıç ustaları üretmeye başlar. Bu düz şekilli ilk örneklere Koto adı verilir. Zaman ilerledikçe ustalar yeteneklerini, kılıçlar şekillerini geliştirdi. Katana adı verilen modern kılıçlar, tek tarafı keskin, sırt tarafı(mune) kesmeyen, eğik kılıçlardı. Çift taraflı kılıç yapılmaması kanımca japonlarda ve japon kılıç sanatında solaklığa yada çift yönlü kullanıma yer olmamasından; eğiklik ise tsuki, yani batırma/tek nokta vuruşu sırasında kılıcın eğikliğinin esneklik sağlaması ve yarayı genişletmesini sağlamak amacından doğmuştur.

-------------------------------
HARAKİRİ:Japonlar kendi ortaçağlarında 18-19 yy. kötü ruhların,emellerin tek kaynağını miğde ve bağırsaklar olarak görmüşlerdir.Çünkü insan iyi -kötü herşeyi karın doyurmak için yapar.İşte onursuz bir iş yapan Japon Hara yı(miğdeyi) yanlamasına kesip(kiru; kesmek-mastar-,kiri) içerde bulunan kötü duyguları çıkarmaya HARAKİRİ demişlerdir..İlk başlarda yanlamasına miğde deşme olayı sonraları tek darbeyle kılıcı vücuda sokup içerde döndürerek intehar şekline dönüşmüştür...
----------------------------
SEPPUKU:bir toren seklinde gerceklestirilmesi edo doneminin ortalarinda baslamistir.yani samurailarin kendi onurlarini korumak icin veya onurlu olduklarini ispat etme amaciyla yaptiklari "kendi kendilerini cezalandirma" ya da "onurlandirma" torenidir. bir sure sonra japonlar karnin kesilmesi ile ilgilenmezler. onemli olan onur icin olmege hazir olmaktir. zaten seppuku torenlerinin hemen hemen tumunde karin kesildikten sonra veya kesilmese de olecek kisinin arkasinda bekleyip o kisi hazir oldugunda kafasini katana ile kopartacak "kaishakunin" adli bir gorevli vardir. ornegin sensu bara adi verilen bir seppuku cesidinde, samurai karnininin uzerine bambudan yapilmis bir yelpazeyi koyar ve sadece basini aci cekermis gibi one dogru uzatir.....uzattigi anda da kafa zaten kaishakunin tarafindan ucurulur. diger bir seppuku yontemi ise juu-bun seppukudur ki, soyle gelisir, kisi karnini hac seklinde keser + yarar. yardiktan sonra hemen olmedigi gibi ic organlarini disari cikarip mumkunse topraga koymaya calisir ve yine orada olur...

bir seppuku(harakiri)töreni


seppuku sırasında kullanılan bıçak


(başka bir kaynaktan) - seppuku gerekli hazırlk ve meditasyon sonrası samurayın dualarını etmesi ve ayrılık şiirini yazmasıyla nihayete yaklaşır. en sonda samuray tantosunu alır ve karnın sol tarafına hızla saplar. ardından karnı sağa doğru yarar ve son olarak yukarı doğru kıvırarak ve şiddetle bastırarak diyaframı da parçalar. hareket büyük l harfini bir miktar andırır. bu anda kaishakunin son darbeyi vurup samurayın başını uçurur. bu stil ilk seppukuyu gerçekleştiren samuraydan miras kalmış ve yüzyıllarca uygulanmış bir stildir.

seppuku kimi zaman (özellikle savaş alanında zaman kısıtı olduğunda vs..) farklı şekillerde de gerçekleşebilir. (örnek; bir samurayın savaşta at üzerindeyken kendi kafasını uçurmasıdır ki hiç unutulmamıştır,) buna yine seppuku denilip denilmeyeceği tartışmalıdır.

savaşta yenilen samuray seppuku yapmak zorunda değildir, ancak eğer düşmanı da affederse artık bir rahip olmak zorundadır,
tekrar savaşamaz.

seppuku samurayın son sığınağıdır. bushidonun ayrılmaz bir parçasıdır.
--------------------------------
KAİSHAKUNİN:asli görevi soylu bir savaşçının seppukusunda yardimci olmaktır.bir diger gorevi, shogun tarafindan emredilmis idamlari, yas, irk ve cinsiyet gozetmeden yerine getirmektir. shogun eger bir soyluyu olume mahkum etmisse,soylunun seppuku yapmasi beklenir. seppuku sirasinda soylu kisinin fazla aci cekmemesi gozetilir. kaishakunin gorevi arkada bekleyip kafayi kesmektir.(kesilen kafa kesinlikle yerde yuvarlanmaz, ince bir deri parcasi kafayi yerinde tutar. bunu ayarlamak ise kaishakunin'in gorevidir)
--------------------------------
BUSHIDO FELSEFESI: SAVASÇININ YOLU

Bushido; samuraylarin var olma nedenini ve baslangiç prensiplerini içerir. Bu prensipler sadece Sengoku döneminin sonu (1477-1615) ve Tokugawa döneminin (1603-1867) baslangicinda yazildi. Bushido’nun amaçlari orta çag sövalyelerinin kurallariyla benzerlik gösterir ama daha farkli prensipleri de içerir: Normal savasçilarin aksine samuraylarin yasama dair kendilerine özgü prensipleri ve fikirleri vardir. Dürüstlük, dayaniklilik, tutumluluk, cesaret, nezaket, onur ve hepsinden önemlisi sadakat ve korkusuzluk bushido prensiplerinin içinde yer alan faziletlerdir. Samuray prensiplerinin kilit noktasi vazifedir.


Samuray ölüm korkusundan, acidan kendisini yalitmistir ve efendiye hizmet ilkesini benimsemistir. Bir samuray ancak hizmet verdigi taktirde samuray olabilirdi. Efendisiz, vazifesiz ve amaçsiz samuray sadece bos bos dolasan silahli bir adam, bir ronin ve bir avaredir. Söz konusu basibos samuraylar yani roninler, baris halinde geçen Edo döneminde (1603-1867) çok büyük sikintilara neden olmuslardi.



Ayrica sadakat ve vatanseverligin tüm sekilleri cesaretlendirilmisti. Shinto dininden ulusal onur; Konfüçyüs dininden sadece daimyo ve samuraylar arasinda degil, aile üyeleri ve arkadaslar arasindaki özel iliskilere önem verilmesi gibi etkilenimler söz konusu olmustur. Dürüstlük ve görgü kurallarina hatasiz baglilik çok önemliydi. Bütün iliskilere çok dikkat edilmistir. Ideal bir samuray; bütün akrabalari ve arkadaslari için sirtlarini dayayabilecekleri bir kaya, Japonya ya da daimyoyu tehdit edecek kisilerin cesur bir düsmaniydi. Bütün toplumsal iliskilerde mükemmel bir agirbaslilik, ciddiyet, dürüstlük ve resmiyet çok önemliydi. En sonunda onun sadakati efendisine olurdu.
Bir samuray yüce gönüllü, cömert, yardimsever ve koruyucu olmali, kendi bilgisi ve iç odaklarini gelistirmeliydi. Her seyden önce yasli ve zayiflari korumali, dürüst ve merhametli olmali, akil ve bilgeligi arastirmali ve saygin olmaliydi. Nihayetinde diger siniflara, çevresine harika bir örnek olmaliydi. Kendisinde bütün faziletleri örnekleyen, yüksek standartlarda yasayan gururlu bir adam olma olgusu kilit noktaydi.

Samurayin en önemli tutkusu onura sahip olmakti. Bütün fikirlerin ötesinde bu sabit fikir, onlarin en önemli özelligine damgayi vuruyordu: Onurunu kaybettigi zaman tekrar onurunu kazanabilmek için kendisini gözünü kirpmadan öldürmesi, yani seppuku, batida bilinen adiyla harakiri yapmasidir. Düsmanlari tarafindan sarilan bir samuray, hala onlara dogru ilerliyorsa, sonuna kadar savasiyorsa, yasamini verene kadar mücadele ediyorsa bunun nedeni bagli olduklari bushido prensipleridir. Bu olay samuraylarin söz konusu prensiplere bagliliklarini samimi bir sekilde gerçeklestirdiklerini kanitliyordu. Hem prensiplere baglilik hem de hizmet ettikleri kisilere, liderlere ve güçlere baglilik... Bu noktada günümüz insanlari bu erdemlere çok tuhaf gözlerle bakabilmektedir. Özellikle samuraylarin kendilerini öldürmelerine. Günümüz insanlarinin bu prensiplere nasil baktiklari su an için önemli degil. Bu durum, günümüz insanlarina çok sasirtici, anlamsiz geliyorsa demek ki manevi degerlere bakis noktasinda dönemlere göre farkliliklar ve degisimler söz konusu. Tabi kültürel, geleneksel özellikleri de hesaba katmamiz gerekiyor.

Samuraylarin bir çok fikri, Orta Çag Avrupasi’nin sövalyelerinin prensiplerinden çok farkli degildi. Bushido felsefesinin tüm rüzgarlariyla dolu olan bir samuray, hareketlerini yaparken ve adimini atarken kendi hayatini bencilce düsünmemistir. Ölüm ve yasam sonuç olarak tesadüfiydi, o kadar da önemli degildi. Önemli olan dogru seyleri yapmak ve degerleri korumakti. Nerede ve nasil yasandigi, ölü ya da canli olmak önemli degildi. Önemli olan hayatin her yerde olmasi, onurun ve manevi degerlerin korunmasiydi. Çabalamak, denemek ve ölmek, hiç bir sey yapmamaktan çok degerliydi. Çünkü bu girisimler kisisel ve bedensel korkular tasimadan, büyük bir rahatlik ve içtenlikle yapiliyordu.
Bu prensipler savaslardan kaçmak zorunda kalan samuraylari da durdurmuyordu. Her seyden önce onlar bir insandi. Ama hiçbir sey yapmadan kaçmak zorunda kalinmissa, bushido prensipleri yerine getirilememisse yapilacak sey belliydi. Eger prensipler yerine getirilememisse artik yasamanin bir anlami yoktu. Artik intihar etme zamaniydi. Bir örnek vermek gerekirse; bir kaleyi düsmana vermektense kaybedecegini ve ölecegini bile bile direnmek, her seyi göze alip kaleden çikip düsmana saldirmak ve son adam kalincaya kadar savasmak da farkli bir intihar yöntemiydi. Bir düsman kaleyi kusattigi zaman kaleyi düsmana kaptirmak, intihar etme sebeplerinden biriydi. Eger düsmanin kaleyi ele geçirmesini engellerse, bagli oldugu efendisinin savasi kazanmis olmasini saglayabilirse bu sadakat ve cesaret dolu bir davranis sanatina eslik edecekti.
Günümüz kosullarini göz önüne aldigimizda binlerce, on binlerce askerin iki yüz kisilik bir kaleyi kusattigini düsünelim. Söz konusu iki yüz kisinin kaleyi savunmanin ötesine geçip, kaleden çikarak devasa düsmana saldirmasi sizce bir nevi intihar degil midir? Bu örnegi dogrulayan yasanmis bir gerçek olaydan bahsedebiliriz: 1600 yilinda Japonya Bati ordulari Fushimi Kalesi’ni kusatmislardi ve iki yüz kisilik Tokugawa klani savunmacilari, kale kapisini açip düsmana defalarca saldirmislardi. Iste bu saldirilara banzai saldirilari denilmektedir. Banzai saldirisi, her seyi göze alarak yapilan saldiriydi ve derinligi bushido felsefesinde yatiyordu. Ikinci Dünya Savasi sirasinda Japonya birlikleri tüm Pasifik’te sayisiz banzai saldirisini gerçeklestirmistir. 20. yüzyil Japonya imparatorlugu askeri kuvvetlerinin bushido kurallarini yasattiklarini görebiliyoruz. Ayrica Ikinci Dünya Savasi’nda Amerika Japonya’yi isgal ettigi zaman tüm kiliçlari toplatmistir. Çünkü Amerikalilar kiliçtan, kilicin mistik gücünden çok korkmuslardir. Eline kilicini alan bir samuray ya da samuray kanini tasiyan bir Japon, mistik güçlerle kaplanmis gibi her an banzai saldirisini gerçeklestirebilirdi. Kiliç ve samuray arasindaki iliski baska bir baslik altinda incelenecek bir konudur.

Bushido, davranis prensiplerini biçimlendirdigi gibi karanlik yönlere de sahip olabilirdi. Samuraylar esirlere sik sik acimasiz ve sert davranmislardir. Çünkü tutsaklar bushido prensipleriyle yasamanin gerekliliklerini yerine getirememis, basarisiz olmus sayiliyorlardi. Bazi düsmanlar sirf bu nedenden dolayi idam edilmislerdir. Ayrica esir düsen büyük savasçi samuraylarin onurlarini kazanabilmeleri için seppuku yapmalarina imkan verdiklerini de söyleyebiliriz. Orta Çag Avrupasi döneminde önemli savasçilar ve sövalyeler fidye karsiligi serbest birakilabilirken, samuray savaslar döneminde nakit karsiligi esirleri serbest birakmak yöntemine asla basvurulmamistir. Savas alaninda esir alinmis bir samuray ya da daimyo, onlarin elinde rezilce ölmeyi bekleyecekti.

Gerçek bir samurayin çok yetenekli bir savasçi olmasinin yaninda çok kültürlü bir yapiya sahip olmasi da beklenir. O sadece kiliç kullanma konusunda ustalasmis degildi ve yukarida anlattigimiz gibi bir çok vasfa sahipti. Özellikle siirler yazilirken en büyük rakipleri düsünülerek çesitli siirler yazilir, akilli sözcük oyunlari ve imalar kullanilirdi. Bunu yapabilmek için iyi bir zekaya sahip olmak gerekiyordu.
Samuraylar, sosyal sinifin en üstünde yer alarak yasamin en güzel yönlerini saf kendi gücüyle saglamis; daimyolar da dünyanin en zengin insanlarindan biri olarak yasamisti. Onlarin asagidaki siirsel inançlari pek çok seyi açikliyor:


Büyü gücüm yok; kisiligim büyü gücümdür.
Ne ölümüm ne de yasamim yok; Um ölüm ve yasamimdir.
Bedenim yok; sabirlilik bedenimdir.
Gözlerim yok; simsegin çakmasi gözlerimdir.
Kulaklarim yok; duyarliligim kulaklarimdir.
Bacaklarim yok; çabuklugum bacaklarimdir.
Kanunum yok; kendimi savunmam kanunumdur.
Stratejim yok; dogru öldürmem ve yasamimi dogru vermem stratejimdir.
Planim yok; firsati degerlendirmem planimdir.
Mucizem yok; dürüst kurallarim mucizemdir.
Prensiplerim yok; bütün kosullara adapte olmak prensibimdir.
Taktiklerim yok; bosluk ve doymuslugum taktigimdir.
Dogal yetenegim yok; zekami hazir tutmak dogal yetenegimdir.
Arkadaslarim yok; aklim arkadasimdir.
Düsmanim yok; dikkatsizligim düsmanimdir.
Zirhim yok; yardimseverligim zirhimdir.
Kalem yok; degismezligim kalemdir.
Kilicim yok; zekam kilicimdir.


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-05-07, 12:13   #2
мαηкєη

Varsayılan C: Efsanevi savaşçılar -samuraylar!!!


arşivime alacağım, aslında var ama zenginleşsin arşivim
teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-08, 21:24   #3
SpOaK_BozKurT

Varsayılan C: Efsanevi savaşçılar -samuraylar!!!


Bilgi İçin Teşekkürler....!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-12-08, 01:13   #4
P_u_S_a_T

Varsayılan C: Efsanevi savaşçılar -samuraylar!!!


ilginç bir konu okuyamadım üşendim ama teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-12-08, 10:58   #5
v3nceremos

Varsayılan C: Efsanevi savaşçılar -samuraylar!!!

teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat