Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür > Tarih
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Osmanlı'da Altın Para

Kültür Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Osmanlı'da Altın Para Konusunu Görüntülemektesiniz => Osmanlı Altınları - Osmanlı'da Altın Para Osmanlılarda ilk altın paranın Fatih Sultan Mehmet zamanında basıldığını, fakat başka milletlere ait altın ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-06-06, 15:20   #1

Varsayılan Osmanlı'da Altın Para


Osmanlı Altınları - Osmanlı'da Altın Para

Osmanlılarda ilk altın paranın Fatih Sultan Mehmet zamanında basıldığını, fakat başka milletlere ait altın paraların da bu arada Osmanlılarca kullanılmış olduğunu yukarıda kaydetmiş bulunuyoruz.

Gerek İsmail Galib'in «Takvimi Meskukâtı Osmaniye» isimli eserinde gerekse Süleyman Sudi'nin «Usulü Meskukâtı Osmaniye ve Ecnebiye» adlı eserinde ilk Osmanlı altınının, Fatih Sultan Mehmet'in ikinci defa cülusundan yirmi sekiz sene sonra, Venedik Dukası esas alınmak suretiyle basıldığı kaydedilmektedir. Her ikisi de Fatih Sultan Mehmet'in 883 H. baskı tarihli parasını esas almışlardır. Halbuki sonraları 882 H. baskı tarihli altını da ele geçmiştir. Bu duruma göre ilk Osmanlı altınının Fatih Sultan Mehmet'in ikinci defa tahta çıkışının 28'inci değil 27'nci senesinde (1477) basıldığı anlaşılmaktadır. 882 tarihli altın paradan Yapı ve Kredi Bankasının koleksiyonunda vardır. Süleyman Sudi'ye göre bu altınların ayarı 23 kırat, 3 buğday ve iki kesirden ibarettir. 100 adedi 107 dirhem ve 3 kırat gelmek üzere beheri bir dirhem bir kırat bir buğday ağırlığında idi (3,45 gr.).

İsmail Galib'e göre ise Fatih altınlarının 100 adedi 110 dirhem sıkletinde, yani beheri bir dirhem bir kırat iki habbe ağırlığında (3,50 gr.) ve 23 buçuk kırat ayarındadır.

Altın ismi, Moğol lisanında Altan kelimesinden gelmektedir. Fatih Sultan Mehmed zamanında altın sikkelere hususî bir isim verildiğine dair Osmanlı tarihlerinde bir kayıt yoktur. Osmanlı altınlarına sadece altın, nakdi altın veya sikkei hasene gibi adlar takılmıştır. Diğer taraftan Peçevî ve Hacı Halife ve Koçi gibi müellifler Osmanlı altınlarını flori diye adlandırmışlardır.

Fatih Sultan Mehmet altınlarının yüzünde "Darib-ün nadri sahib-ül-izzi vennasri, filberri velbahri" unvanı ve arkasında ise kendisi için sultan ve babası için Han elkabı ile adı, "azze nasrühü" kelimesiyle darp yeri ve tarihi yazılıdır. Bu tarz iki asırdan fazla, yani altınlara tuğra konulmasına kadar böylece devam etmiştir. II.Bayezid (1481-1512) zamanından itibaren "Sultan-ül-berreyni ve hakan-ül-bahreyni, essultan ibnis-sultan" unvanı da kullanılmıştır. Elkab ve unvanlarda zaman zaman bazı değişiklikler vuku bulmuştur. Kitabımızdaki cetvelde gösterilen yazı ve tarihlerden hangi padişahın zamanında ne gibi unvanlar ve ibareler kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Altınların akçe ile rayici tarihlerde lâyıkı ile zaptedilememiştir. Hammer, altının akçe ile o zamanki rayicini bulmak için Osmanlı ve Ecnebî tarihlerinin vergi ve masraflar gibi paraya taallûk eden kısımları üzerinde incelemeler yapmıştır. Hammer, bazılarının akçe ile ve bir kısmının da Duka altını ile bilinen ölçülerini yekdiğerine kıyas ve tatbik etmiştir. Meselâ, Sırp Kralının Fatih Sultan Mehmet'e olan senelik vergisinin miktarı, yabancı tarihçilere göre üç yüz bin akçe-i Osmanî'dir. Bu duruma nazaran 1467 (872) tarihlerinde altın rayicinin on akçe olduğu anlaşılıyor. Diğer taraftan Türk Tarih Kurumu'nun neşrettiği Belleten'in Temmuz 1949 tarih ve 51 sayılı nüshasında, Dr. Mustafa Akdağ'ın «Türkiye'nin İktisadî Vaziyeti» başlığı ile neşrettiği makalesinde, akçenin mütemadiyen küçülmesi karşısında değerinin de tabiî olarak düştüğü, bir akçenin takriben 0,35 dirhem olduğu, 1431 yılında bir altının 35 akçeye eşit olduğu ve 1462 yılında ise 40 akçeye çıktığı ve bu resmî rayicin 1548 sıralarına kadar devam ettiği ve bu tarihten itibaren altının 60 akçe ettiği belirtilmiştir. 1585 yılından itibaren de altının 110 akçe olarak kabul olunduğunu görüyoruz.

Sultan I. Selim (1512-1520) zamanında, Suriye, Mısır ve Hicaz'ın Osmanlı ülkesine katılması üzerine, buralardaki darphanelerde basılan altın paralara Dinar-ı sultanî veya yalnızca sultanî denilmiştir. Buna sebep, Sultan Selim'in o zamana kadar İstanbul, Edirne, Serez, Amid Diyarbakır ve Mardin'de darbettirdiği paralarda kullanılan "Sultan Selim Şah bin Bayezid han azze nasrühü" ibaresindeki şah unvanının Mısır'da bastırdığı paralara yazılmayıp yalnız "sultan" unvanının bırakılmasıdır. Sultan yazılı bu altınlara Sultanî denilmiş ve üzerinde şah unvanı olanlara da Şahî tabir olunmuştur. Sultanî adı verilen bu altınlara bazen Eşrefî de denilmiştir. Şah unvanı Kanunî Sultan Süleyman ile II. Selim zamanlarında bir müddet kullanıldıktan sonra büsbütün terk edilmiştir.

II. Mustafa (1695-1703) zamanına gelinceye kadar Tuğra yalnız gümüş ve bakır paralarda kullanılmakta iken bu tarihten itibaren altın paralara da darp edilmesine başlanmıştır. Bu yeni tuğralı altınlara Cedit-eşrefî adı verilmiştir. Halk arasında yalnız Eşrefî denildiği gibi Tuğralı altın da denildiği tarih yazarı Raşit'in kitabından anlaşılmaktadır.

Sultan III. Ahmet (1703 - 1730) zamanında Kebir eşrefî namı altında onluk, yedilik, beşlik, dörtlük, üçlük, çifte ve tek Eşrefîler darp olunduğunu İsmail Galip Bey yazmakta ise de bunlardan yedilik ile üçlük ve çifte altınlar elimize geçmemiştir. Yaldız altını denilen eski ve en muteber altınlar 23 buçuk ayarında iken 1716 yılında Venedik dukalarından üstün, yani 24 ayarında, sade ve zarif nakışlı yeni altınlar çıkarılmıştır. Vezinleri Fatih Sultan Mehmet zamanındaki Osmanlı altınları vezninde, yani 100 adedi 110 dirhem ağırlığında, tutulmuştur. Bir tarafında tuğra diğer tarafında duribe fi İslâmbol 1115 yazılı olup bunlara Zer-i İstanbul ismi verilmiştir. Aynı paralara İstanbul altını denildiği gibi, kenarları tırtıllı olmasından ötürü Zincirli de denilmiştir.

Mısırda bu altınların tıpkısı olarak yalnız, tarihlerinin üzerine sene kelimesi ilâ-vesile basılanlara, kenarlarında devren nakşolunan noktaların veya habbelerin fındığa benzetilmiş olmalarından ötürü Fındıkî veya Fındık altını adı verilmiştir. Halbuki bu altınlara İstanbulda Mısır zincirlisi denilmekte idi.

Yine 1716 tarihinde aynı ayarda, yarım miskal yani 12 kırat ağırlığında bir nevi altın daha darp edilmiş ve zer-i mahbub ismi verilmiştir. Bunların yarımlıkları da vardır. Üzerlerindeki ibareler eşrefîlerin aynı olup yalnız Kostantiniye yerine İslâmbol yazılmıştır.

Bu tarihten sonra İslâmbol kelimesi bazı altın ve ekseri gümüş paralarda kullanılmıştır.

1725 tarihli rayiç cetveline göre Cedid İstanbul altını 400, Mısır zincirlisi 330, Mısır Tuğralısı veya Eşrefî altınları 319 akçe tutarında idi.

Sultan I. Mahmut (1730-1754) zamanında altınlar iki cins olarak darp edilmiştir. Bunlardan birincisi Cedid İstanbul diğeri Zer-i mahbubdur. Bu padişah zamanında darbedilen zeri mahbubların en makbul ve muteber altınlar olduğu, bunlar için zeri mahbub, halisül ayar) gibi tabirler kullanılmasından anlaşılmaktadır.

Altın paraların gerek ayarlarında ve gerekse vezinlerinde zaman zaman eksilmeler olmuştur. III. Selim (1789-1807) zamanında duyulan malî sıkıntı dolayısı ile paranın düşürülmesi yoluna gidilmiştir (1790).

Gümüş para kıymetinin de o devrede bir kat daha düşmüş olması sebebiyle altın kıymetlerinin yükselmesinden istifade edilerek fındık altınlarının ayarları 800 e ve zeri mahbubların ağırlığı 11 1/4 kırata ve ayarlan da 748 e düşürülmüştür.

Sultan II. Mahmut (1808-1839) zamanında pek çeşitli tarz ve nakışta ve muhtelif isimli altın paralar basılmıştır. Bunların resim ve hatlarının nefasetine dikkat ve ihtimam, basılış ve imalleri hususuna da itina gösterilmiştir. Her cins altın, üzerindeki resme göre birer ad ile adlandırılmıştır.

Bunlar İstanbul veya (İstanbul zeri mahbubu), Rumî veya (Atik Rumî), Cedid rumî veya (Mahmudiye), Darülhilafe veya (Surre), Adlî veya (Atik adlî) Cedid Adlî, Hayriye veya (Sandıklı), Cedid Mahmudiye veya (Yirmilik) altınlar olmak üzere sekiz çeşittir. Surre altınları, hac mevsiminde surre alayı ile Hicaz'a götürülmekte, Mekke ve Medine'de oturan ve oralarda bulunan seyyitlere, şeriflere ve fakirlere hediye olarak dağıtılmakta idi.

Birinci Dünya Savaşında Hicaz'ın Osmanlılarla bağlantısı kesilinciye kadar devam eden Surre âdeti, Osmanlılarda I. Mehmet zamanında başlamıştır.

Osmanlı altınlarında zamanla hasıl olan çeşitli vezin ve ayarlar dolayısıyla ihtikârcılara büyük bir ticaret kapısı açılmış ve Avrupa'dan dahi sultanî sikkelerinin taklidi altınlar imal olunarak memlekete sokulmuştur.

Bu durum karşısında, hükümetçe tedbir alınması zarurî görülerek yabancı paraların kullanılması yasaklanmış ve kimin elinde ecnebî parası varsa, doksan gün zarfında, Darphaneye götürmesi ve hükümetin tesbit ettiği fiyat üzerinden sultanî altınlar ile değiştirmesi gerektiği ilân olunmuştur.

1823 (1238 H.) yılında Osmanlı ve Ecnebî altın meskukâtı için tanzim olunan fiyat tarifesi aşağıda gösterilmiştir:

(aşağıdaki tabloda gösterilen değerler gümüş üzerindendir)

Altının ismiKuruşParaMacar altını15-Macar cinsinden Kramis1430Yaldız altını1510İstanbul altını8-İstanbul rubiyesi220Fındık altını11-Fındık rubiyesi3-Rumî altını25-Rumî nısfiyesi1220Rumî rubiyesi610Atik adlî altını12-Atik adlî nısfiyesi6-Atik adlî rubiyesi220Mısır altını7-Cezayir, Tunus, Trablusgarp altınları12- Sultan Abdülmecid'in (1839-1861) cülusunun başlarında Memduhiye namı ile yirmi kuruşluk altınlar ve bunların yarım ve çeyrekleri darp edilmiştir. Memduhiye altınlarının resim ve nakışları sade ve güzel olup vezin ve ayarları, Atik Adlî altınları derecesindedir. Bunlardan başka daha güzel nakış ve tarzda Mahbub altını yarımlıkları da çıkarılmıştır. Halk arasında yirmilik altın' namı ile şöhret bulan bu altınların darbı 1844 (H. 1260) yılında sona ermiştir.
---------------------
Kaynak: Osmanlılarda Madeni Paralar / Yapı Kredi Bankası Yayınları / 1968
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-06-06, 16:33   #2

Varsayılan Cvp: Osmanlı'da Altın Para


paylaştığın için saol...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-06-06, 22:16   #3

Varsayılan Cvp: Osmanlı'da Altın Para


teşekkürler paylaşımın için...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-06-06, 21:36   #4

Varsayılan Cvp: Osmanlı'da Altın Para


teşekkürler, güzel çalışma...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-08-06, 10:52   #5

Varsayılan Cvp: Osmanlı'da Altın Para

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat