Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür > Tarih
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

İhanet ve İdam: Çandarlı Halil Paşa

Kültür Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan İhanet ve İdam: Çandarlı Halil Paşa Konusunu Görüntülemektesiniz => Çandarlı Halil Paşa, II. Murat ve II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) dönemlerinde yaklaşık 15 yıl Osmanlı sadrazamlığı yapmış önemli bir ...

Beğenenler3Beğenen
  • 1 Post By nakkash
  • 1 Post By lkarakinl
  • 1 Post By Ponce de Leon

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-06-11, 11:28   #1

Alarm İhanet ve İdam: Çandarlı Halil Paşa


Çandarlı Halil Paşa, II. Murat ve II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) dönemlerinde yaklaşık 15 yıl Osmanlı sadrazamlığı yapmış önemli bir devlet adamıydı. Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı tahtına geçmesine her daim muhalefet etmişti. Osmanlı ordusunun İstanbul’u kuşatması sırasında Fatih’in başarısız olması için Bizans ile işbirliği yapmaktan dahi çekinmemişti.

Fetihten sonra ise Fatih ve Osmanlı ordusu, Hz. Peygamber s.a.v.’in övgüsüne mazhar olmanın sevinciyle kutlamalar düzenlerken, Çandarlı Halil Paşa, Yedikule zindanlarının yolunu tutacaktı. Fetihten tam üç gün sonra ise, 1 Haziran 1453 tarihinde Fatih’in emriyle idam ettirilecekti.

Çandarlı Halil Paşa’yı idama götüren sebeplerin altında oldukça sarsıcı bir hikâye yatmaktadır. Gelin, bu hikâyeye Gazeteci-Yazar Avni Özgürel’in “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İktidar Oyunu” isimli kitabındaki anlatısından yola çıkarak kısaca bir göz atalım.

Osmanlı tarihinde ilk isyan ve ihtilal hareketi

“Osmanlı Devleti’nin Selçukluların yıkıldığı süreçte bir tür aşiretler, kabileler koalisyonu olarak kurulduğunu söylemek mümkündür. Osmanoğullarının liderliğinde birkaç ailenin, örneğin Çandaroğullarının, Dulkadiroğullarının uzlaşmasıyla ortaya bir devlet çıkmıştır. On üçüncü yüzyılda gerçekleşen bu siyasî yapının doku özellikleri konusunda elimizdeki kaynaklar dolayısıyla bilgi hayli sınırlıdır. Ancak doğduktan sonra hızla büyüyüp güçlenen, siyasî şartların da uygun olması sebebiyle bir anda beylik katından devlet katına yükselen yapının, başlangıçta fazla önem taşımayan tahtın ve taht çevresinde oluşmaya başlayan asker/sivil bürokrasinin herkes için çekici hale geldiğini düşünmek mümkündür. Kosova Zaferi’nin ardından II. Murat’ın daha kırk yaşına yeni girmişken, on iki yaşındaki oğlu II. Mehmet lehine tahttan çekilme kararı almasının bildik sebepler dışında bir izahı olabilir. Yerini almaları için hazırladığı oğullarından dördünü kaybeden II. Murat’ın, geride kalan tek şehzadesinin hayatından endişe ederek ya da kendisinin yokluğunda onun karşısına farklı hevesler içinde olması mümkün paşaların engel olarak çıkabileceğini, bunun sonuçta hanedanın önünü keseceğini düşünerek, bir değil iki kez, yani sıradan bir baba gibi sadece oğlunun saltanatını görme hevesiyle değil, bu konuda ne kadar kararlı olduğunu gösterecek bir şekilde altı asırlık Osmanlı tarihinde tek örnek olmak üzere hareket etmesinin herhalde bir anlamı olmalıdır.

Tahta ilk çıkışı Edirne’de ilan edilen II. Mehmet’in başkent Bursa’ya gitmesinin Çandarlı Halil Paşa tarafından engellenmesi, Varna Savaşı sonrası Manisa yolculuğuna hazırlanan II. Murat’ın önünün silah donanmış yeniçeriler tarafından kesilip, ondan saltanat değişikliği kararından vazgeçmesinin istenmesi ve oğlunu tahttan indirmek üzere geri dönmeye zorlanması neyin işaretiydi dersiniz?

Osmanlı tarihinde ilk isyan ve ihtilal hareketidir bu.

Ancak tahtını kaybeden genç hükümdarın, vezir tayin ettiği ama Çandarlı Halil Paşa’nın kararıyla emekli edilip Balıkesir’e gönderilen Zağanos Paşa’yı yolcularken, Yeniçeri Ağası Kazancı Doğan’ı dövmek beni teskin etmedi diyerek yakınmaktan başka bir şey gelmez elinden. […]

Osmanoğullarının, Türk tarihinin arka planının ne kadar farkında olduklarını bilmek zor. Ancak gerek Fatih dönemine kadar yaşananların gerekse Bizans’la komşu olmanın padişahlara iktidar sanatını öğrettiğinden şüphe edilemez. Fatih tahta çıktığında kendi yaşadığı tecrübenin ruh dünyasında bıraktığı iz yanında, babasının kardeşleriyle mücadelesine dair anlattıkları, dedesinin Anadolu birliğini yeniden kurmak için verdiği mücadeleye dair işittikleri herhalde kulağındaydı ve yine muhtemeldir ki, lalası Molla Güranî’den dinlediği Oğuz boyunun gurur tabloları yanında kendini güvende hissedip tedbiri elden bıraktığı an yenilişini yansıttığı hikâyeleri de...”

Fethe direnen Osmanlı bürokrasisi

“Onu büyük yapan iki yüz bin askerle elli üç gün süren İstanbul kuşatmasını zaferle taçlandırmış olması değildir sadece. Böyle bakmak Fatih’in İstanbul seferini kendisine direnen Osmanlı asker bürokrasisi karşısında bir tür var olma yok olma mücadelesine dönüştürdüğünü göz ardı etmek olur. Bu bakımdan söyleyip söylemediğini bilmediğimiz ama ona izafe edilen “Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u” sözüne, sadece o anki duygularının değil, savaşın İstanbul kadar kendisinin de kaderini tayin edecek önemde olduğunun farkında oluşunun ifadesi diye bakmak gerekir.

Kuşatma Çandarlı Halil Paşa’nın iddia ettiği gibi başarısız olsa, bir-iki gün süren savaşlara alışık, bu nedenle fethin gecikmesiyle ümitsizliğe kapılan askeri son gün son büyük saldırı için bizzat Fatih’in kendisi yüreklendirmek ihtiyacını hissetmemiş olsa tablo nasıl olurdu, neler yaşanırdı, bunu hayal etmek bile zor.

Gerçek iktidarın gücünün kimde olduğu, iktidar gücünün kimin kimle ve ne oranda paylaşacağı konusundaki belirsizlik sona erdi İstanbul’un fethiyle. Savaştan sonra Çandarlı Halil Paşa’nın cezalandırılması, Fatih’in tahta çıkmayı beklediği yıllarda içinde biriktirdiği öfke ve Çandarlı hakkındaki yaygın kanaat ne olursa olsun, gerçekten bürokrasinin yenilgisiydi bu. Tıpkı Fatih’in ölümünden sonra yerine Şehzade Cem’in değil Beyazıt’ın geçmesinin ve sadaret makamına Çandarlı’nın oğlu İbrahim Paşa’nın gelmesinin bürokrasinin zaferi oluşu gibi.”*

Çandarlı Halil Paşa’da, kendisini idama kadar götüren büyük bir iktidar hırsı vardır. Çandarlı’nın ipinin çekilmesine neden olan son olay ise İstanbul’un fethinin hemen akabinde yaşanmıştır. Sadi Erksan’ın İstanbul’un Fethi: 500. Fetih Yılı isimli eserinde anlatılan şu çarpıcı anekdot ise durumu tüm netliğiyle ortaya koymaktadır:

“[İstanbul’un fethi sonrası Ayasofya’ya ziyarette bulunan] Padişah Ayasofya’dan ayrılınca Bizans Başvekili Notaras’ı yanına çağırttı ve kendisine:

– Şehri bana neden teslim etmediniz, bakınız bu harabîye, bu felaketlere hep siz sebep oldunuz. Bunlar hep sizin mukavemetinizin neticesidir, dedi.

Padişahın bu sözleri üzerine Başvekil Notaras boynunu büktü ve Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı ima ederek:

– Efendimiz, şehri size teslim etmek ne bizim, ne de İmparatorun iktidarı dahilinde değildi. Bilhassa hizmetinizde bulunanlardan bazıları, muhasaranın (kuşatmanın) yakında kaldırılacağına dair haberler gönderiyordu, dedi.

Bu esnada orada bulunan Sadrazam Çandarlı Halil Paşa:

– Bu adamı fazla söyletmeyip öldürmeli, diye haykırdı.

Halil Paşa’nın ihaneti sabit olmuştu.”**

Anlıyoruz ki bizde bürokrasi ile iktidar arasındaki çekişme hiç yeni değil. İstanbul’un fethi gibi ihtişamlı bir zafer bile neredeyse böyle bir çekişmeye kurban gidecekmiş.

Belki Osmanlı’daki iç mücadeleler sadece iktidar hırsıyla sınırlıydı. Bugün yaşanan çekişmelerin pek çoğunu ise ne yazık ki sadece insanî zaaflarla izah etmek zor. Ülkenin ileri gitmesini sakıncalı bulan odakların rüzgârıyla yelken şişiren, memleket hayrına işlere ideolojik saiklerle engel olanlar var.

Fakat gerekçe ne olursa olsun, dün de bugün de büyük işlere, önemli atılımlara engel olanlar tarih önünde mahkûm olmaya devam edecek.

*Avni Özgürel, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İktidar Oyunu, Etkileşim Yayınları, İstanbul, Haziran 2009, s. 16-20.

**Sadi Erksan, İstanbul’un Fethi: 500. Fetih Yılı, İstanbul, 1953, s. 28.
gamgamstay bunu beğendi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-12-12, 21:21   #2

Varsayılan C: İhanet ve İdam: Çandarlı Halil Paşa


Çok teşekkürler. Güzel anlatım olmuşl
gamgamstay bunu beğendi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-12-12, 21:42   #3

Varsayılan C: İhanet ve İdam: Çandarlı Halil Paşa


Tarih tekerrürden ibaret diyorlar. Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi? Ne güzel zaferler elde ediyorsunuz mevkînde padişahın bir altı. Daha ne istiyorlarmış, nasıl bir açlık varmış şaşıyorum.
gamgamstay bunu beğendi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-12-12, 22:01   #4

Varsayılan


ÇOK GÜZEL DOSTUM


Severek yazdığın belllliii
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat