En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 13-02-10, 17:29   #1
goke_manya

Arrow İbrahim hakkı hazretleri ve eserlerinden bölümler


kaynak: 98 nolu öğrenci makalesi,ibrahim hakkı fen lisesi

1701 tarihinde Erzurum’da doğdu.Mutasavvıf. Dokuz yaşındayken babasıyla Siirt'e gitti ve Tillo Köyü'ndeki Kadiri Seyhi Ismail Fakirullah'a bağlandi.1735'te Erzurum'a döndü. Üç defa hacca giden, Arabistan ve Mısır’ı dolaşan İbrahim Hakkı,1752'de İstanbul'da Sultan I.Mahmud Han’ın özel izniyle saray kitaplığıdan yararlandı. Şiirlerini İlahiname adı altında toplayan İbrahim Hakkı, ünlü eseri Marifetname'de çağının jeolojiden astronomiye, fizyolojiden psikolojiye kadar pek cok alandaki bilgilerini bir araya getirmeye çalıştı 1780 tarihinde öldü.

Osman Efendi adlı bir şeyhin oğludur. Babası saygın bir mutasavvıf idi ve İbrahim Hakkı'yı iyi bir eğitimle yetiştirdi.İbrahim Hakkı olgun bir düşünürdü. Yetmişten fazla eser yazdı. Eserleri arasında en meşhuru olan Marifetname adlı eseri, yaşadığı dönemin bütün bilgilerini kapsayan ansiklopedik özellikte bir eserdir.


Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname adlı eseriyle insanlara önce çevrelerindeki eşyayı, daha sonra kendilerini ve en sonunda da Tanrıyı bildirmeyi amaçlıyordu. Kitabın içindeki Kıyafetname adlı bölüm ise bir çeşit görgü bilimidir.Erzurumlu İbrahim Hakkı, dar çevresi içinde tasavvufu öğrenmişti. O, derin düşüncesiyle cisimlerin birleşmesini, hayatın doğuşunu, cinslerin gelişmesini yepyeni bir görüşle ortaya atmıştı.

Ona göre Allah önce "Kendi nurundan bir cevher var edip, andan cemi kainatı tedric ve tertib ile halk etmiştir; buna Cevher-i Evvel denir."

Erzurumlu İbrahim Hakkı'ya göre, bütün varlık küre şeklindedir: "Alemin her ne tarafına nazar olunsa şekli muhaddep görünür." "Arzda ve semada müşahede olunan bütün şekiller yuvarlaktır". Einstein bu görüşü ondan çok daha sonra matematiksel yollardan göstermiştir.İnsanların nazarında çok önemli bir yer işgal eden Marifetname adlı eseri defalarca basılmıştır.

HAKKINDA YAZILANLAR

Erzurum Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz’ın girişimleri sonucu İbrahim Hakkı Pulu bastırıldığı bildirildi. Erzurum Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz’ın girişimleri sonucu PTT Genel Müdürlüğü’nün İbrahim Hakkı Hazretleri Pulu çıkarttığı belirtildi.

PTT’nin İbrahim Hakkı Hazretleri’nin doğumunun 300. yılı sebebiyle çıkardığı pul ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan Doç. Dr. Özyılmaz, “Master ve doktora çalışmalarımda kendisinden büyük feyiz aldım. Bu tezlerimde evrensel bilgilerinden büyük ölçüde yararlandım. İbrahim Hakkı Hazretleri adına böyle bir anma pulunun bastırılmış olmasından büyük memnuniyet duydum.” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, siyasete girmeden önce devam ettiği akademik hayatında İbrahim Hakkı Hazretleri’inin eğitim anlayışı üzerine bilimsel tezler hazırlamıştı. İbrahim Hakkı Hazretleri, geçtiğimiz kasım ayı içinde doğumunun 300. yılında ilk kez devlet töreni ile anılmıştı.

40’a yakın eser bıraktı

“Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler.” sözünün sahibi, mütefekkir ve mutasavvıf vasıflarıyla tarihe geçen Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, 18 Mayıs 1703’te Erzurum/Hasankale’de doğdu. Çocukluğunda İsmail Fakirullah Hazretleri ile tanıştı. Erzurum Müftüsü Muhammed Hazık’tan Arapça, Farsça dersleri aldı. 1728’de Tillo’ya giderek Şeyh Fakirullah Hazretleri’ne bağlandı. 7 yıl sonra şeyhinin vefatı üzerine Erzurum’a döndü ve Yukarı Habib Efendi Camii’nde imam–hatip olarak görev aldı. Kabiliyeti ve bilgisiyle ilim çevrelerinin dikkatini çekince Sultan I. Mahmut tarafından saraya davet edildi ve saray kütüphanesi istifadesine sunuldu. 1775’te Hasankale’de inzivaya çekilerek kendini tamamen kitap hazırlamaya adadı. Marifetname’yi o dönemde yazdı. Eserde, astronomiden matematiğe, astrolojiden tıbba kadar birçok konudaki soruların cevabı yer alıyor. 22 Haziran 1780’de Tillo’da vefat etti ve şeyhi Fakirullah için yaptırdığı türbeye defnedildi. 40’a yakın eseri arasında en çok bilinenler şunlar: İbrahim Hakkı Divanı, İrfaniye, İhsaniye, Mecmuatü’l Meani ve Marifetname.



MARİFETNAME:

BÖLÜM1
Kur'an âyetleri ve Peygamber hadislerinin bildirdiği şekilde itimat ve itikat olunacak dinî hususlara ve kesinlikle ihtiyaç ola İslâm bilginlerinin görüşlerine göre; Arş'ın yaratılışının tertibini, Kürs'ü, Cennetleri, gökleri, yerleri, denizleri, ışıkları, kıyamet alâmetlerini, kıyametin hal ve durumlarını, cihanın harap oluşunu ve yokoluşunu, Rahman'a kavuşma âleminin (Ahiretin) ebediliğini dört bölümle tafsil eder..

BÖLÜM2Cennetlerin isimlerini, vasıflarını ve sayılarını onlarda olan nehirleri, ağaçları, binalarının çeşitlerini, nimetlerini, hurilerini ve gılmanlarını dört madde ile açıklar.

BÖLÜM3Cennet altında olan perde melekleri, denizleri, hazineleri, yedi göğü ve her gökte olan
melekleri, güneş, ay ve yıldızların hareketlerini, kâinatın durumu ve atmosferi dört madde ile açıklar.

BÖLÜM4 Yedi denizin, sekiz kaf dağının, yedi yerin ve her tabakanın sakinlerini, cehennemi ve şedi tabakasını ve her bir tabakasında bulunanların, kıyamet şartlarının ve kıyamet hallerinin, âlemin yokoluşunun ve mahşerin durumlarının yaratılış keyfiyetini; beş madde ile beyan eder.

BÖLÜM5 Yüzeyleriyle kâinatın aynası olan âlemlerin, yaratılış tertibini; cihanın arazlarının ve cevherlerinin mahiyet ve keyfiyetini; özlerin ve eşyanın şekil ve durumlarını; esaslar ve cisimler âleminin görüntü ve hikmetini; canlıların, bileşiklerin ve unsurların bozuşum ve oluşumunu, hakimane üç babla belirtir ve beyan eder

BÖLÜM6 Feleklerin, nefslerin ve akılların ortaya çıkmasındaki tertibi; tabiatların mertebelerini; özlerin değişimini; ateş, hava, su ve toprağın dönüşümlerinin delillerini; maden, bitki, hayvan ve insanın doğuşunu ve bunların arasında aracı olanı; ruhların geldikleri ve gittikleri yeri; bedenlerin devranının keyfiyetini dört madde ile hakîmâne beyan eder.

BÖLÜM7 Maddede ve zihinde hasıl olan eşyanın sayılarını beyan eden matematiğin, çok önemli ve çok lüzumlu olan kaidelerini, on kolay yöntem üzere, on madde ile açıklar

BÖLÜM8 Cisimlerin miktarlarını, boyutlarını beyan eden geometrinin, astronomi için önemli ve lüzumlu olan şekillerini kolay bir yöntem üzere dört madde ile beyan eder.

BÖLÜM9 Alemin şeklinin yuvarlak olduğunun isbatını; yıldızların ve feleklerin durumlarının keyfiyetini, hakîmâne on bölümle tafsil eder.

BÖLÜM10 Burçlar sahibi göğü; burçların şekillerini ve isimlerini; burçların katlarını ve sabit yıldızları; ayın menzillerini; gök cisimlerinin uzaklıklarını dört madde ile bildirir.

BÖLÜM11
Yedinci göğün yapısını ve onda olan zühal (satürn) feleğini altı madde ile bildirir.

BÖLÜM12 Altıncı göğün yapısını ve orada hâkim olan müşteri (Jüpiter) yıldızının vasıflarını beş madde ile beyan eder.


BÖLÜM13 Beşinci göğün yapısını ve burada hâkim ola merih yıldızının vasıflarını beş madde ile açıklar.


BÖLÜM14 Dördüncü göğün yapısını ve burada sultan olan güneşin, hükümlerini ve durumlarını dört madde ile açıklar.


BÖLÜM15 Üçüncü göğün yapısı ve burada hükmeden zühre yıldızının (venüs) durumlarını beş madde ile açıklar.

BÖLÜM16
İkinci göğün yapısını ve burada hâkim olan utarit yıldızının durumlarını beş madde ile bildirir.

BÖLÜM17 Dünya göğünün yapısını ve orada hâkim olan ayın durum ve vasıflarını; aya mütaallik olan eşyayı altı madde ile açıklar.


BÖLÜM18 Ayın, Allah'ın kudretiyle, tesirlerini ve burçlar itibariyle hallerini, yedi gezegenin tesirli saatlerini, feleklerin sayılarını, seslerini ve nağmelerini, merkezlerini hareketleriyle dairelerin meydana gelişlerini, esiri cisimlerin tesirlerinin başlangıçlarını beş madde ile açıklar.


BÖLÜM19 Ateş unsurunun mahiyetini, tavır ve durumlarının keyfiyetini dört madde ile açıklar.


BÖLÜM20 Hava unsurunun mahiyetini, keyfiyet ve durumlarını, üç tabakasından üst, orta ve birinci tabakalarda oluşan kainat boşluğunu (atmosfer) dört madde ile açıklar.

BÖLÜM21 Hava küresinin alt tabakasını, tabiat ve vasıflarını, hareket ve isimlerini ve sair durumlarını sekiz madde ile açıklar.


BÖLÜM22 Hava küresinin alt tabakasında meydana gelen diğer atmosferik olayları, yani samanyolu, hâle, sis, kırağı jaleyi; sabahı, şafağı, gölgeyi, gece ve gündüz saatlerini; ayları ve yılları ve zamanları beş madde ile açıklar.

BÖLÜM23
Su unsurunun mahiyetini, keyfiyet ve durumlarını, farklılık ve vasıflarını, isimlerini; denizken buhar, bulut, kar, yağmur, kaynak ve nehir ve yine buhar olmasını; değişik hareketlerle hareket bulmasını; denizlerle karaların yer değiştirmesini; denizlerde ve karalarda bulunanların sudan faydalanmasını, suda hayvanların vücuda gelmesini; su tabakasının kalınlığı sayılan denizlerin derinliklerininölçülmesini, denizle gemilerin yürümesini ve gemilerle halkın her tarafa varıp, murat almasını; yeni dünya (Amerika) bulunup, yer ve deniz devr olunup, batıya giden gemilerin doğu semtine gelmesini yedi madde ile açıklar.

BÖLÜM24
Toprak unsurunun mahiyetini, keyfiyet ve durumlarını, sükûn ve kararını, parçalarını korumasını, vâdi ve dağlarını; yerkürenin iki tabakaya bölünmesini ve yeni dünyanı ortaya çıkmasıyle çizilişini; kaynakların fışkırmasını ve yerin sarsılmasını dört madde ile hâkimâne açıklar.


BÖLÜM 25
Yerkürenin üzerinde belirlenen ve varsayılan kutup dairelerini ve kutupları, yeryüzünün beş kısma bölünmesini gerektirir sebepleri, dörtte bir meskun kısmın yedi iklime bölündüğü ve yedi iklimin sınırlarını, her iklimde nice memleketler, dağlar, nehirler ve ne şekil insanların ve hayvanların bulunduğunu, yedi iklimin ötesinin durumlarının doksanıncı enleme dek keşfedildiğini ve incelendiğini, yedi iklimin her birinde en uzun günü bulmayı ve en uzun günden şehirlerin semtlerinin çıkarıldığını, beldelerin mizaçlarının ve sâkinlerinin farklı bulunduğunu altı madde ile hakîmâne açıklar.

BÖLÜM26
Boylam ve enlem daireleri ile yerkürenin satranç ve evleri misali bölünmesini; enlem ve boylamın tayini ile yeryüzünde bulunan beldelerin ve yerlerin yerlerinin ve yönlerinin birbirlerine uzaklık ve yakınlık bakımından nispetlerini; hint dairesiyle zeval çizgisi, itidal çizgisi ve kıble tesbitini; âlemin kutbu tarafında bulunan kutup yıldızının yüksekliği ve alçaklığıyle meridyen derecelerinin mesafe ve miktarını ve bunların bilinmesiyle yerkürenin çapının çevresini ve yüzölçümünü bulmayıp kara ve denizi, ölçü ve seyirle çeşitli noktalarının mesafelerini; dörtte bir oturulan yerin burçlar üçgeniyle yedi gezegene mensup olan belde ve yönlerini; zamanın oniki hayvan üzerinde deveranından yeryüzünde olan tesirleri altı madde ile hakîmâne açıklar ve ortaya koyar.


BÖLÜM27 Yeni astronominin şöhret bulduğunu, kaidelerinin kolay ve muhtasar olduğunu; yerin dönüşüle hareket kıldığını ve yerin ekseninin, âlemin eksenine paralel ve kutbuna karşı olduğunu; yeni astronomların bunu ispat ettiğini; gezegenlerin bu astronomiye nispetle duyduğunu, geri döndügünü ve düz gittiğini; bu yeni astronomiye itirazlar olup, hepsine cevap verildiğini; feleklerin tabiatlarinde astronomların ihtilaf kıldığını dokuz madde ile açıklar.


BÖLÜM28 Bileşiklerin oluşum keyfiyetini, yani tam bileşik cisimler olan üç bileşiği (mevalid-i selâse) ki maden, bitki ve hayvandır. Hepsini yedi madde ile açıklar.


BÖLÜM29 Bedenlerin aynası olan anatomi ilmi; cisim ve canın hürriyetini, hayvanî ve bitkisel ve üçleri, bedene ilişkin olan insanî ruhu ve geçici olan ruhun bazı durumlarını beş bahisle hakîmâne açıklar.


BÖLÜM30 Bedenlerin bileşiminin keyfiyetini, uzuvların tabiatlarının mahiyetini, insan hayatının mizaçlarını, dört rüknün karışım ve bileşiminin, karışımların sebeblerini, durumlarını ve faydalarını ve onlardan oluşanı dört madde ile uzun uzun açıklar.


BÖLÜM31 Azanın fayda, mahiyet ve keyfiyetlerini, isim ve kuvvetlerini, doğuş ve özelliklerini dört madde ile ayrıntılı olarak açıklar.


BÖLÜM32 Omurga kemikleri, boyun kemikleri, kaburgalar, eğe kemikleri ve köprücük kemiklerinin bileşim keyfiyetini beş madde ile açıklar.


BÖLÜM33 İki el ve iki ayak kemiklerinin bileşik keyfiyetini, isim ve özelliklerini yedi madde ile açıklar.


BÖLÜM34 Uzuvların hareketleri keyfiyetini, adalelerin mahiyetini, cüzlerini, metanet ve özelliklerini üç bölümde ayrıntılı olarak bildirir.


BÖLÜM35 Göğüs, omuz, el ve parmak adalelerinin keyfiyet ve hareketlerini altı madde ile açıklar.


BÖLÜM36 Karın ve bel adalelerini, tenasül uzuvlarının, ayak ve ayak parmaklarının adaleleri keyfiyetini; bunların hareketlerini ve faydalarını yedi madde ile açıklar.


BÖLÜM3 Sinirlerin, atar ve toplar damarların keyfiyetini; bedenlerin kuvvetlerini, kıyafetle insanların ahlâk ve tavırlarının bilinmesini; uzuvların şekil farklılığı haseiyle olan insanî vasıflar; uzuvların çekme ve seyrilmesine bağlı olan durumları beş bölüm ile hakimâne tafsil eder.


BÖLÜM38 Atar damarların bittiği yerleri ve faydalarını ayrıntılı olarak beş madde ile açıklar.


BÖLÜM39 Sakın damarların bitiş yerlerini ve faydalarını altı madde ile ayrıntılı olarak açıklar.


BÖLÜM40 İnsan bedeninde bulunan cinsleri ve kuvvet çeşitlerini, uzuvlarının içlerinin başlangıcını ve hayat verici dört nefsi, his ve kuvvet gibi hizmetçileri olan eşyayı altı madde ile açıklar.

BÖLÜM41
Beden uzuvlarındaki şekillerin hikmetini, kıyafetlerin farklılığı hasebiyle muhtelif olan canın vasıflarını, insan uzuvlarının seğrimesinin bükümlerini sekiz madde ile hakîmâne açıklar.


BÖLÜM42 İnsanı âleme tatbik, enfüsü âfaka tevfik edip; cihanın mânâ ve cüzlerinin benzerlerini bu insan vücudunda bulup, bedeninde olan aza e kuvvetlerin bütün eşyaya tek tek vücuh il benzerliğini; bedenin sıhhatinin korunma ve devamlılığını; tabii ölümle ruhun bedenden ayrılmasını dört bölüm ile ayrıntılı olarak anlatır.


BÖLÜM 43 Muhafazası lazım olan cânın bileşik uzuvlarının mahiyet, yer ve menfaatlerini; insan bedeninin sıhhatinin esaslarını; bazı münferit gıda ve ilaçların tabiat ve hükümlerini; bazı yiyecek ve meyvelerin fayda ve faziletlerini; insan vücudunu ısıtan ve güzelleştiren bazı elbisenin şekil ve renklerini onbir madde ile bildirir.



Tefvizname
Hak şerleri hayr eyler
Ârif anı seyreyler
Zan etme ki gayreyler
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Sen Hakk’a tevekkül kıl
Sabreyle ve râzı ol
Tevfiz it ve rahat bul
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Kalbin ana berk eyle
Takdîrini derk eyle
Tedbirini terk eyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bil kâdı-i hâcâti
Terk eyle mürâdâtı
Kıl ana münacâtı
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bir işi murâd itme
Hak’dandır O red itme
Oldıysa inâd itme
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hakk’ın olıcak işler
Ol hikmetini işler
Boşdur gam u teşvişler
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hep işleri fâyıkdır
Neylerse muvâkıfdır
Birbirine lâyıkdır
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Dilden gamı dûr eyle
Tefviz-i umûr eyle
Rabbinle huzûr eyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Sen adli zulüm sanma
Sabr it sakın o sanma
Teslim ol oda yanma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Dime şu niçün şöyle
Bak sonuna sabr eyle
Yerincedir ol öyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler
Hiç kimseye hor bakma
Sen nefsine yan çıkma
İncitme gönül yıkma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Mü’min işi reng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Âkıl huyu cenk olmaz
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hoş sabır cemilimdir
Allah ki vekilimdir
Takdîr kefîlimdir
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Her dilde ânın adı
Her kuladır imdâdı
Her cânda anın yâdı
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Nâçâr kalacak yerde
Dermân ider ol derde
Nâgah açar ol perde
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Her kuluna her anda
Her anda o bir şânda
Geh kahr u geh ihsânda
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geh mu’ti vu geh mâni’
Geh hâfıd u geh rÂfi’
Geh dârr u gehi nâfi
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geh abdin ider ârif
Her kalbi O’dur sârif
Geh eymün u geh hâif
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geh kalbini boş eyler
Geh aşkına düş eyler
Geh halkını hoş eyler
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Az ye az uyu az iç
Dil gülşenine gel güç
Ten mezlebesinden geç
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bu nâs ile yorulma
Kalbinden ırağ olma
Nefsinle dahi kalma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Geçmişle geri kalma
Hâl ile dahi olma
Müstakbele hem dalma
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hem dem âni zikreyle
Hayrân-ı Hak ol söyle
Zirekliği koy şöyle
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Gel hayrete dal bir yol
Koy gafleti hâzır ol
Kendin unut anı bul
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Her sözde bir nasihat var
Her işde ganîmet var
Her nesnede zinet var
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Hep rumuz ve işâretdir
Hep ayn-ı inâyetdir
Hep gâmız ve bişâretdir
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Bil elsine-i halkı
Öğren ebed u hulki
Eklâm-ı Hak ey Hakkı
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

Vallah güzel etmiş
Tallah güzel etmiş
Billah güzel etmiş
Allah görelim netmiş.Netmişse güzel etmiş.


İslam dünyasında gerek birçok bilim dalları, gerekse çeşitli araştırma usulleri Hint, Çin, Mısır, Iran ve Yunan'dan esinlenmiş, daha değişik şekillerde ortaya çıkmıştır. Bu alandaki çalışmalar bazen İslam'a aykırı olan usullerle (örneğin, kehanet), bazen de meşru usullerle yürütülmüştür. Bu çalışmaların meşruluğunu savunmada en temel dayanak ise islam büyüklerinin (örneğin, Ali bin Ebu Talip, Cafer Sadık) bu gizli ilimlere vakıf oldukları yönündeki söylemler olmuştur.

Fizyognomi de gizli ilimler içinde yer almıştır. Değişik adlar (îlrn-i Firaset, llm-i Sima) altında toplanmış çeşitli metodlar ve tezler, o dönemde aşağı yukarı bugünkü fızyognominin işlevini yerine getiriyordu. Bilim adamları bu ilimlerin (veya uygulamaların) kaynağını müminin manevi gelişiminde aramışlardır, örneğin, Firaset; ilham, keşf, sezgi, keskin idrak, kalp gözüyle görmek gibi anlamları içeren bir kavram olmuştur.

Firasetin temelinde, takvanın kalpleri nurlandıran bir nimet olduğu ve göğse inşirah (genişlik, huzur) verdiği, bu vesile ile de müminin Allah'ın nuru ile bakabildiği düşüncesi yatmaktadır. Allah kulunu sevdiği zaman "onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı" olduğu için tüm bu marifetleri Allah'ın bir nimeti olarak görmüşlerdir.

Müslüman bilim adamlarının başlıca özelliği ansiklopedik bilgiye sahip olmaları idi. Onlar, uğraştıkları çeşitli bilim dallarının verdiği avantajı kullanarak fizyognomiyle ilgili olarak birtakım görüşler ortaya atmış ve geliştirmişlerdir. Bu konudaki geleneksel görüşler değişik eserlerde geçmektedir.

Örneğin, kalın dudaklı insanların zevkine düşkün, ince ve normalde sıkça kapalı duran dudaklara sahip olanların sıkı ağızlı oldukları belirtilmiştir, insanlarda küçük baş, aklın azlığına ve sır sakla-mamaya, büyük baş akla ve zekaya, yassı tepe baş lakaytlık ve gamsızlığa, yanlardan basık baş huyu ve tabiatı dar ve hiddetli olmaya işarettir.

Gaga burunlu insanlarda egemenlik ruhunun, kalkık burunlularda ise asiliğin olduğu ifade edilmiştir. Yüzün belirgin organları olan gözler, burun, ağız, çene, kulakların yanı sıra kaşlar, kirpikler, göz kapakları, gözleri rengi, derinin rengi, kırışıklar vs. ele alınan özellikler arasındadır.

18. yüzyılda yaşamış ünlü bilim adamı ve mutasavvıf Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın (1705-1771) Marifetname'si ansiklopedik bir kitap olması İtibariyle, fizyognomiye de büyük yer vermiştir. Olgun bir mutasavvıf olan İbrahim Hakkı, çok sayıda (bazı araştırmalarda bu sayı 15, 30, 50 ve hatta 70 olarak geçmektedir) eser yazmıştır. Bu eserler arasında en meşhur olanı ise Marifetname olmuştur.

Bu eser, kapsamlı ve olgun düzeyde bilgi edinmiş, çağındaki bilgi ve keşiflere yabancı kalmayan İbrahim Hakkı'nın eski ile yeniyi kaynaştırmaya çalıştığı bir kitaptır. Ona göre de yaşadığı dönemin bütün bilgilerini kapsayan ansiklopedik özellikte bir çalışmadır, İbrahim Hakkı bu kitabında kendinden önce yaşamış İslam düşünürlerinin eserlerinden yararlandığı için, eserin fizyognomiyle ilgili bölümünü de okurken önceki dönemlerde fizyognomi ile ilgili görüşlerin neden ibaret olduğu konusunda da bilgi edinebiliriz.

Nitekim, eserde de beden yapısı, yüz biçimi ve bedenin ayrı ayrı azaları ile insan karakteri arasındaki ilişkinin "hikmet ehlinin" dilinden ayrıntılı bir şekilde sunulduğunu görmekteyiz.

Marifetname, "Mukaddime" ile üç "Fen" ve bir "Hatime" olmak üzere beş ayrı bölümden oluşmaktadır. Bu kısımlar da kendi içlerinde "Bab, Fasıl, Nevi" olarak ayrılmıştır (Bunların dışında başta ve sonda, birkaç sayfalık yazılar vardır). Marifetname'de, fizyognomi ile ilgili bilgiler 4. babın 5 faslının 3. ve 4. nevilerinde yer almaktadır.

Marifetname'ye göre, Allah insan alemin en güzel şekilde süsleyip nurlandırmıştır. Bunun yanı sıra, insanları şekil ve karakter olarak değişik yaratmıştır. Sonra lütuf ve inayeti ile, şekli karakterin ve azayı da ahlakın belirtisi kılmıştır. Böylece, insan önce kendi görünümünden kendi karakterini tanımlayarak ihtimam ile ahlakını güzelleştirir. Daha sonra yakınları ve dostlarının dış görünümlerine fehm ve fırasetle bakarak, onların iç hallerine ve ahlaklarına vakıf olabilir:Onlara ya ahlaklarına göre rağbet ve muhabbetle muamele eder, veya aklınca güzel idare ile geçinip gider.

İbrahim Hakkı, yüz yapısının (daha geniş anlamda vücut yapısı) karakter ile ilişkisini bir ilahi kural olduğunu ifade etmektedir. Bu anlamda fizyognomiyi öğrenmek ve bu vesile İle çevredeki insanlarla karakterlerine göre muamele etme gibi iyi bir sosyal iletişim metodu sunmaktadır.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, yüz yapısı (kısmen vücut yapısı) ve insan karakteri ile görüşleri şiir şeklinde aşağıdaki gibi sunmaktadır: Burada, sadece yüz yapısı değil, vücut yapısı ve mimikler de ele alınmıştır.

Baş Organlarının Şekillerinin Hikmetini Bildirir

Ey aziz! Hikmet ehli demişlerdir ki: Cenab-ı Hak insanın vücudunu en mükemmel ve güzel şekilde yaratmıştır. Organların birbiriyle uyumu ve simetrisi, nezaketin ve güzelliğin örneği olmuştur. Bedenin güzelliğini, vasıflarını dil, bildirmek ve anlatmaktan acizdir. Yüzünün güzelliği, içinin temizliği ve kemali, huyunun yumuşaklığı, tabiatının iyiliği, konuşmasının pürüzsüzlüğü ile dünyada benzersiz bir yaratıktır. Hoş yürüyüşü, tatlı söyleyişi, güzel hareketi ve sevimli sesiyle alemin aklını almıştır. Güzelliğinin çekiciliği, canının tatlılığıyla dünyanın sevgilisi, irfan ehlinin beğendikleri olmuştur ve aşıklara ondan nice haller gelmiştir.

Cenab-ı Hak, şekil ve biçim verdiği insan bedenindeki dört karışımın (kan, balgam, safra, sevda) dumanından kıymetli saç ihsan etmiş, iki yumurtanın dumanından da erkeklerin göğüs ve yüzlerinden kıl yeşertmiştir. Ta ki saçla kadınlar süslü, bıyık ve sakalla erkekler belli ve kaşlarla herkes belirmiş ve tanınmış olsun.

Saçın siyahlığı fazlalığından, san oluşu balgamın çokluğundan, beyaz olması grizi, tabii hararetin zayıflamasındandır. Hararetin zayıflığı da fazla nezleli olmaktan, çok cima (kadınla birleşme) yapmaktan ve fazla üzüntü ve acı duymaktan ileri gelir. Fakat alnın nuru, gönüllerin başıdır, îki kaş, iki gözün gölgeliği ve nurlu yüzün hilali olmuştur.

Gözlerin, burunla iki kaş arasında olmaları çarpmalardan korunmaları ve başın ön tarafında yaratılmış olmaları da vücudun bütün işlerinde ona yol gösterici olmaları içindir. Göz kapakları, göz yuvarlağının örtüsü ve onun kötü nazardan koruyucusu olmuştur. Göz kapakları, gözü türlü etkilerden koruduğu gibi, uyku zamanında da göz yuvarlaklarına örtü vazifesini görür ve gözü süsleyen kirpiklerle birlikte gözü, toz duman gibi zararlı şeylerden korur.

Göz bebeğinin siyah, etrafının beyaz oluşu, süs ve güzellik içindir. Göz nurunun siyah noktasında bulunması ona, organların en değerlisi sıfatım vermektedir. Göz bebeğinin, yuvarlağın ortasında oluşu, tabakalarının gereklerindendir. Göz yuvarlağının oval olmasının sebebi; göz nurunun etrafa yayılmasını kolaylaştırmak içindir, insan kafasının yuvarlak oluşu, çarpmalardan sakınılması ve beyin organlarına daha geniş bir yer olması içindir.

Büyüklüğünün bu kadar olması, en uygun şekildir, insan yüzünün yuvarlak oluşu, güzelliğiyle güneş ve aya benzemesi içindir. Dudakların kırmızı, dişlerin inci gibi olmaları süs ve güzellik içindir. Burnun kıkırdak oluşu, hafif olması ve çarpmalardan zarar görmemesi içindir. Burun deliklerinin geniş olması kokuyu fazlaca ve çabucak alması ve sümüğün kolayca akabilmesi içindir.

Dişlerin keskinleri kesmek ve kırmak, enlileri öğütmek ve çiğnemek, dizilişlerinin düzenli oluşu, konuşma zamanlarında harflerin ve sesin düzgün çıkması içindir. Dilin kemiksiz oluşu, lokmayı ağızda hareket ettirmek, harfleri söyleyebilmek ve kelimeleri kolayca ifade edip bildirmek içindir. Dilin dudaklarda dişler tarafından hapsedilmiş olması az konuşması içindir. Dil bir olduğu halde göz ve kulakların iki oluşu, fazla görmek ve kolayca işitmek içindir.

Kulakların başın iki tarafında oluşu, hafif ve latif olmaları ve çarpmalardan zarar görmemeleri içindir. Boynun enlilik ve uzunluğunun bu şekilde, bu büyüklük ve biçimde oluşu, baş ile kolayca münasebet ve bağlantı kurması ve onun ağırlığına dayanabilmesi içindir. Başın bir tek kemik olmayıp yedi omurdan meydana gelmiş olması, vücudun her tarafıyla kolaylıkla bağlantı kurması içindir.

insan başının, bütün organların üstünde ve yüksekte oluşu, şanının büyüklüğü ile ululuğunu duyurmak ve kendisinde bulunan akıl cevherinin kıymetini takdir ettirmek içindir. Başın, on duyu organının başlangıç yeri olması, onun şeref ve değerini artırmaktadır. Bu kadar organ ve kuvvetlerin böyle bir yerde (başta) toplanmış olması, Cenab-ı Hakk'ın kudretinin kemalini göstermek ve sanatının ululuğunu belirtmek içindir.

İnsan organlarının şekil ve biçimlerinden sezip anmakla ve bakışın, gönül ve cana olan emniyet ve selametini, lütuf ve kerametini bildirir

Ey aziz, hikmet ehli demişlerdir ki:

Alemi bu şekil ve surette yaratan Cenab-ı Hak, eşi benzeri olan insan alemini en güzel şekilde ve en beğenilir surette tasvir edip şekil verdikten sonra ona üfürdüğü ruhu ile benzetmiş ve aydınlatmıştır ve hayvan cinsinden insan türünü, güzellik ve sevimlilikle benzetmiş, anlama ve konuşma yeteneğiyle üstün kılmıştır.

Gerçi Cenab-ı Hak, insanların beden ve ruh bakımından bir yaratmıştır. Fakat insanlar zeka ve kabiliyette, huyda değişiktir, birbirlerinden farklıdır. Sonra Allah, lütuf ve ina-yetiyle, hikmetinin gereğini, sanatının inceliğini bu yaratıkta göstermiş, yüzünü, şekil ve yapısını içine, organlarının biçimini ahlak ve karakterine belirti yapmıştır ki, insan kendi şekil ve yapısından kendi vasıflarını bilip ona göre ahlak ve hareketlerindeki, huylarındaki eksik ve aksaklıkları düzeltsin.

Sonra arkadaş ve dostlarının vücut yapısı ve şekillerine bakıp zeka ve karakterlerini, huy ve tabiatlarını ince seziş ve zekasıyla bilsin ve buna göre onlara muamele etsin, beğensin ve sevsin veya aklını kullanarak karakterlerine göre hareket ederek onlarla geçinip gitsin veya onlardan uzaklaşıp emniyeti, rahat ve selameti bulsun ve ne kimseden incinsin ne de kimseyi incitsin. Gönül hoşluğu ile rahat oturup kalksın.

Ey akıllı, insan ve cinlerce cihan bağında beğenilen budur: Ne kimse senden incinsin, ne de sen bir kimseden incin.

"Güzel huylu insandan hayır isteyin." hadis-i şerifine göre, güzel ve sevimli insanlarda daima güleş, iyi huy ve tatlı sözlerin görüp işitildiği gerçeği duyurulmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de "Herkesin iş ve ameli şekline uygundur." buyurulması da buna işarettir.

Baş ve boyun şekil ve biçimleriyle, bunlara bağlı huy ve tabiatlarını bildirir

Erzurumlu İbrahim Hakkı


Ey aziz, hikmet ehli demişlerdir ki:

- Boyu uzun olanların kalbi saf ve temiz olur.
- Kısa boylu olanların hileleri, aldatmaları çoktur.
- Orta boylu olanlar akıllı ve hoş huylu olurlar.
- Saçları sert olan kimse, akılla atılganlığı bulur.
- Saçları yumuşak olan saf ve utanması az olur.
- Saçı sarı olanın işi, kibirlenme ve kızgınlıktır.
- Siyah saçlı olan sabırlıdır, onu ara.
- Kumral saç güzeldir, sahibi bedelsizdir.
- Saçı az olan lütufkar, anlayışlı ve nazik olur.
- Başı küçük olanın aklı azdır, gizli şeyin varsa ona söyleme.
- Başının tepesi yassı olan keder çekmez.
- Başının derisi ince olan, hayır yapar, zarar vermez.
- Kel adama yaklaşma, kötü huylu olur, ondan sakın.
- Alnı dar olanın, İçi de dar, sıkıntılı olur.
- Alnı yumru olan, çirkin ve kalın kafalı olur.
- Alnı enli olan kötü huylu olur, çünkü hastadır.
- Alnı normal olanı emin bil.
- Alnı buruşuksuz olan, şüphesiz tembel olur.
- Alnı uzun olan anlayışlı, az ise cömert olur.
- Kaşlarının arası buruşuk olan, üzüntü yükünü taşır.
- Kulağı çok büyük olan, bilgisiz ve tembel olur.
- Küçük kulaklı eğri, orta (normal) kulaklı doğru olur.
- Kaşının ucu ince olanın, işi gücü fitnedir.
- Kaşının kılları çok olanın, üzüntüleri de çok olur.
- Kaşı açık olan doğrudur, çatma olan eğridir.
- înce kaşlı güzel olur, uzunu ise kibirli olmanın delilidir.
- Kaşı yay gibi olan, her zaman güzel olur.
- Göz çukuru az olursa, o kibirli olmaya delildir.
- Siyah gözlüler itaatli, kızıl gözlüler cesur olurlar.
- Gök gözlü olan zeki, ela gözlü olan edepli, terbiyeli olur.
- Küçük gözlü hafif, büyük gözlü zarif, narin olur.
- Gözü yumru olan kıskanç, orta olan dost olur.
- Yarı kapalı göz ayıp, bakışı miskince olur.
- Köre yakın olma, sık bakan, emniyetli olmaz.
- Gözü şaşı adama bakma, çünkü o sana eğri bakar.
- Güleç gözlü olan güzeldir, kirpiği sık olan bedelsizdir.
- Büyük yüzlü olan illetlidir, küçük yüz kibirlenmeye delildir.
- înce yüzlü sevimli, kalın yüzlü hor (sevimsiz) olur.
- Uzun yüzlü olanlar yalancı olurlar.
- Ekşi yüzlü, somurtkan olanların, sözlerinin çoğu acı olur.
- Yuvarlak yüzlüler, ay'dan daha nurlu olur.
- Böyleleri çok güleç olur, onu gören muradını alır.
- Benzi kızıl olan terbiyeli, esmer olan da zeki olur.
- Benzi sarı olan illetli, siyaha çalan da tevekkelli olur.
- Burnu uzun olanın idraki (anlayışı) az olur.
- Kısa burunlu olanlar fazla korkak olur.
- Burun ucu top olan, neşeli olur.
- Burun ucu ağzına yakın olan adamdan sakın.
- Burun delikleri geniş olanın içi kibir ve kıskançlıkla doludur.
- Burun kanatları dar olan kişide küsme ve inat çok olur.
- Burnu enli olan kimse şehvete tutkundur.
- Burnu eğri olan kimsenin düşüncesi, işi başarıya ulaştırmaktır.
- Küçük ağızlı olan güzel ve fakat çok korkak olur.
- Büyük ağızlı cesur, eğri ağızlı kötü olur.
- Genizden söylenen sözler, kibirlenmeden olsa gerek.
- ince sesli erkeklerin işi, kadına şehvet duymaktır.
- Erkek sesli kadınların çoğu yalan söyler.
- Çabuk konuşan, ince anlayışlıdır.
- Kaba sesli olanın gayreti ve yardımseverliği fazladır.
- Çatal sesli olan, halktan kötülük geleceğini sanır.
- Yüzü güleç, sözü tatlı olan insan azizdir, sevilir.
- ince ve kırmızı dudaklı kimse, söyleneni iyi anlar.
- Bil ki kalın dudaklının kızgınlığı ağırdır.
- iri dişliler, çok defa yaman işler yapar.
- Normal dişi olanların, işi hoş ve doğrudur.
- Kokusu hoş olanın, huyu da güzeldir, hoştur.
- Çene kemiği ince olanın, aklı da hafif olur.
- Enli çenenin sahibi kaba olur.
- Çenesi normal olan, akıllı ve güzel olur.
- Uzun sakallı kişi hünersiz olur.
- Sık sakallı kişi kabadır, sohbetini de uzatır.
- Siyah ve az sakallı olmak zekaya delildir.
- Hiç kılı olmayan köse adamın hilesi çok olur.
- Sakalı değirmi olanın kemali de çoktur.
- Kafası enli olan ahmaklık illetine tutuktur.
- Boynu çok uzun olanın olgunluğu az olur.
- Boynu ince olan cahil olur.
- Boynu kalın olan gece gündüz yiyici (obur) olur.
- Boynu kısa olanın hilesi çok olur.
- Boynu normal olanın işi iyilik yapmaktır.
- Her uzvu normal olan, şüphesiz ki güzel olur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
ibrahim hakkı, marifetname

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat