Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür > Tarih

Bulundugumuz Semtlerin Tarihçesini Ekleyelim

Kültür Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Bulundugumuz Semtlerin Tarihçesini Ekleyelim Konusunu Görüntülemektesiniz => Başlıktada belirttigim gibi yaşadıgımız semtin tarihini paylaşalım.. Öncelikle ben başlayayım... Araştırmalarım sonucu samatyanın tarihi geçmişini bir konuyla tamamlayamayacagımı anladım malesef ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 07-07-08, 05:09   #1 (permalink)
zey
Bakma Öyle; Ben Kanıyorum, Sen Üşüyorsun...!
 
Giriş Tarihi: 20-08-2006
Yer: Samatya
Yaş: 28
Mesajlar: 1,746
Blog Mesajları: 3
Rep Puanı: 26866771
zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11zey Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 268710

Send a message via MSN to zey
Varsayılan Bulundugumuz Semtlerin Tarihçesini Ekleyelim


Başlıktada belirttigim gibi yaşadıgımız semtin tarihini paylaşalım.. Öncelikle ben başlayayım... Araştırmalarım sonucu samatyanın tarihi geçmişini bir konuyla tamamlayamayacagımı anladım malesef

İstanbul / Fatih


SAMATYA


Samatya şimdi İstanbul’un semtlerinden biridir, ama tarihçilerin yeni bulgularına bakılırsa, aslında İstanbul’dan daha eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılıyor. Efsanevi Byzas, körlerin şehri karşısında kendi şehrini kurmak üzere buralara geldiğinde, Samatya’da bir köy varmış. Bu köy Theodosios bugünkü kara surlarını yaptırdığı zaman İstanbul’un içine katılmış. Tabii, bu eski köyden bugüne kalan birşey yok. 1950 öncesi Samatya’dan kalanlar bile epey azalmış durumda. Burada apartmanlaşma, hemen hemen hiç bir koruma bilincinin oluşmadığı o yüzyıllarda başlamış. Dolayısıyla apartmanların, kagir binaların çoğu mütevazı; 1960’ların ve daha sonrasının yapıları kadar saldırganca çirkin değil. Genede, semtin eski karakteri büyük ölçüde yok olmuş durumda.
Müdafaa-i Milliye’de, Marmara Caddesinde Pazar günleri Pazar kurulan meydanlık bir yer bulunmaktadır. Sağında, büyük bir Ermeni kilisesi var. Bahçe içinde, ayrıca başka binalar var. Bunlardan biri okul, biride ayazma. Eski bir Bizans kilisesinin (Maria Peribleptos) yerine yapılan kilisenin adı Ermenice Surp Kevork; Türkçe’de ise Sulu Manastıe deniyor. Bunun nedeni, merdivenle inilen bol sulu ayazma . Binalar oldukça yeni, bu yüzyılın başlarından.
Efsaneye göre bu kilise yerinin Rumlardan alınıp Ermenilere verilmesi Sultan Deli İbrahim zamanında olmuş. Pek çok “mani”siyle birlikte seks manyağı da olan bu padişahın bir zamanlar “çok şişman kadın isterim”diye de tutturdugu biliniyor. Götürülen kadınlar arasında en çok birlikte oldugu Ermeni kadına “şekerpare” adı takılmış. İşte bu kadının marifetiyle kilise yeri Ermenilere bağışlanmış. İstanbul’a 1600’lerin başında gelen Polonyalı Ermeni Patrikhanesi’nin kilisesi olduğu yazılıyor; bu, İbrahim’den önce bir tarih.

Patrikhane 1640’lara kadar Samatya’daymış ve kilisesi de Surp Kevork’tu. Bu yıllarda Kumkapı, nişanca’da şimdiki yere taşınmiş. Samatya ve Kumkapı, böylece, şehirdeki Ermeni nüfusun özellikle yoğunlaştığı bölgeler olmuş.

Sulu manastır’a gelmeden aşağıya, caddeye inen yolda, Abdi Çelebi Camii vardır. Çilingirler Mescidi diye de bilinir. Vaktiyle Mimar Sinan’ın yapyığı bu cami hayırsever bir hanımın himmetiyle 19. yüzyılda ampir tarzında yeniden yapıldığı için aslıyla ilgisi kalmamıştır. İçinde, Enver Paşa’nın karısı Naciye Sultan’ın armağan ettiği bir avize asılıdır.


Kiliseden çıkıp yola devam edip sağ döndüğümüzde, yokuş aşağı inerken, Mimar Sinan’ın eseri olan Ağa Hamamı’nın çatısını görürüz. Bir sürü irili ufaklı kubbe! Bu güzel, karmaşık yapı şimdi ne yazıkki özel kişilerin malı ve imalathane olarak kullanılıyor. Özellikle Samatya’da rastlantılar tarihin derme çatma modern imalathanelere dönüşmesine yol açmış. Bunun başka örneklerini de göreceğiz. Yakın zamanlarda hamamın ön cephesinde fazla anlam veremediğimiz bir restorasyon çalışması başladı. Daha doğrusu, buna dair levhalar kondu ve bir inşaata girişildi. Sonunda, hamamın cephesiyle cadde arasında yüksek bir apartman bitiverdi! Mimar Sinan’ını koruyamayan bir toplum haline gelmek, gerçekten acıklı bir durum.

Son durum İnşaat yarım duruyor, ama hamamın görülür yeri kalmadı. Çirkin bir taş duvar, çok değişik ve ilginç olan cepheyi tamamen kapattı. Hala orada dikilen levhada, her ne olacaksa bu projenin Kültür Bakanlığı’nca onaylandığını okuyoruz. İki tane de beton (post-modern) kule eklendi.

Ana caddede, yüzümüzü surlar yönüne, yani batıya dönerek yürüdüğümüzde sol tarafta bir bahçe içinde küçük bir Rum Ortodoks kilisesi görürüz. Servilerin Aya Yorgi Kilisesi.



Burada Bizans zamanında da kilise varmış, ama şimdiki bina 1830’lardan. Görece yeni yapılmış pek çok kiliseden söz ederken, bu 1830’lu tekrarlanacak. Nedeni, yenileşmeci ve Batıcı Osmanlı Sultanı II. Mahmut’un bu yıllarda gerçek anlamda hükümdar olması. Taht oldukça genç yaşta (ve büyük kargaşalıklar sonucu) geçen ll. Mahmut,1826’da, devletin denetleyemediği Yeniçeri Ocağı’na savaş açtı ve onları yok etti. Bundan sonra da tasarladığı politikaları yürürlüğe koymaya başladı. Bu batıcı politikalar çerçevesinde onarım, yeniden yapım. Restorasyon izni bekleyen birçok gayrimüslüm dini kurumuna da izin verdi. Bu nedenle 1830’lar bu tür pek çok kilisenin yapılma ya da onarılma tarihi olarak karşımıza çıkar.


İKİ KİLİSE ÜST ÜSTE

Yokuşun üstünde bir başkaa Ortodoks kilisesinin çan kulesini göreceğiz. Bu da gene 1830’larda yapılmış olan Ayios Minas. Ama burada asıl önemli olan, önceden fark edilmeyen, yolla aşağı yukarı aynı düzeyde olan eski bir Bizans kilisesinin kalıntısıdır. Bu kalıntının büyük kısmı şimdi bir atölye. Kömürcü, tamir atölyesi, derken, şimdi çelik kapı kasaı imal ediliyor.

Bu kilisenin hangi tarihte özel mülk haline geldiği öğrenilememiş çünkü mal sahipleriyle temas kurulamamış. Ama kiracılar, eski Türkçe yazılı ve tuğralı tapulardan söz ediyor. Bu el değiştirme herhalde eskilerde gerçekleşmiş ve yukarıdaki Ayios Minas’ın yapılması izni belki de bu tuhaflığıl telafi etmek için verilmiş. Böylece, bir kilisenin kubbesi üstünde bir başka kilise inşa edilmiş oluyor!

STUDİON


Bundan sonra İstanbul’un Bizanslı tarihinin önemli merkezlerinden birine geliyoruz. Ünlü Studion Manastırı kompleksinden geriye kalan Ayios İoannis Kilisesi. Tam tarihi bilinmedigi Karpos ve Papylos Kilisesi’ni saymazsak, İstanbul’da hala kısmen ayakta duran en eski kilise budur. 15.yüzyıl sonunda camiye çevrilen ve İmrahon İlyas Bey adını alan bina 1894’teki bir depremde yıkıldı. O zamandan beri bu yarı yıkık haliyle duruyor.

Studion önemli bir dini merkezdi. 8.yüzyılın sonuda, Başrahip Theodoros’un yönetiminde parlamıştı. Zaman zaman politik olaylarda etkili olmuş, hatta bazı imparatorların tahttan uzaklaştırılmasında rol oynamıştı.
11.yüzyılda İmparator V. Mihail bir ayaklanma sırasında buraya sığınmış, ama halk onu oradan alarak gözlerine mil çekmişti. Bir manastarın ötesinde, bir öğrenim kurumuydu. Fetihten sonra da camiye çevrilinceye kadar bu statüsünü devam ettirdi. Kuruluşu 5. yüzyıl ortalarında olduğuna göre, bin yıldan fazla etkin olmuş bir kurumdu Studion.


Bu kurumun kilisesi olan Vafsizci Yahya Kilisesi Bazilika tipinde ve tek apsisli bir yapıdır. Dekoratif bir kubbesinin olduğu tahmin edilebilir. Şimdi içinde bazı Türk mezarları bir yatır mezarının çevresinde güzel bir parmaklık bulunan avlu ya da atriumdan gerçek eski görkemini hala gösteren nartekse geliriz. Kiliseye açılan beş kapı vardır. Buradan girince, orta nefi yan galerilerden ayıran sütun sıralarından soldakinin kalmış olduğu görülür. Bu tarafın daha fazla yıkılmaması için dikilmiş tahta iskeleler arasında altı yeşil somaki sütun. Burada ve nartekse, yerdeki mozaiklerin kalıntıları da hala duruyor ve eski görkem hakkında bir fikir veriyor.


Kiliseye bitişik bir de sarnıç vardır, ama kiliseden oraya geçilemez (Şimdi kazalara karşı kapatılmış olan apsise yakın dehliz, belki de oraya çıkıyordu ama bütün bu Bizans dehlizleri gibi onun da Ayasofya ‘ya uzandığına inanılır). Sarnıca gitmek için kiliseden çıkıp sola dönmek ve bazı yılankavi sokak lardan hep sola saparak geçmek gerekir. Sonunda, kilisenin dış duvarlarının dibindeki sarnıca geliriz. Burası bir boya atölyesiyken yandığı için yıkık durumdadır; içinde koca ağaçlar bile büyümüştür. Korent başlıklı 23 granit sütunun bulunduğu geniş bir sarnıçmış vaktiyle. Herhalde boya atölyesi yapmak için en uygun yer değildi burası.

Bunun da az ilerisinde, başka sokak labirentlerinden geçerek varılan bir şarap ve sirke şişeleme atölyesinin bodrumunda, Studion’un ayazmasının kalıntısı bulunur.

Buradan denize doğru yürüdüğümüzde, demiryolunu da geçtikten sonra Narlıkapı’ya geliriz. Bizans zamanında da, bu ağaçlarla anılan ama şimdi hiç nar ağacı görünmüyor kapı, imparatorun deniz yolundan gelerek Studion’u ziyaret etmesi için de kullanılırmış.

Narlıkapı ve Yedikule tren istasyonu yakınında bir küçük kilise daha var. Suriçi İstanbul’da Osmanlılar Avrupa’yı temsil eden Katolik kiliselerin yapılmasına izin vermemişlerdi. Ancak Abdülaziz zamanında Almanlar demiryolunu inşa ederken, yabancı işçiler için bir kilise yaptırılmıştı. Burayı şimdi Katolilleşmiş Süryaniler kullanıyor.

Mesajı son düzenleyen zey ( 07-07-08 - 05:42 ).
zey çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 19:16
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509