Forum TR
ForumTR'nin Diğer Hizmetlerini Gördünüz mü?: - ForumTR Video - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür > Tarih
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com (istatistik: Günlük 350 Bin Tekil Hit, 1.7 Milyon Sayfa Gösterimi)
Tarih Tarih adına herşeyi bu bölümde paylaşabilirsiniz

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 17-03-08, 22:05   #1 (permalink)
Sadık Üye
 
Giriş Tarihi: 02-06-2007
Yer: Frmtr.com/Private-Serverlar
Yaş: 17
Mesajlar: 3,119
Rep Puanı: 29212604
IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11IbydadasI Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 292173
Varsayılan Ayasofya’nın bilinmeyen yüzü


29 Mayıs 1453 günü, 53 gün süren bir muhasaranın ardından ‘Fatih’ Sultan Mehmed Han cennetmekân, Topkapı’dan İstanbul’a girdi.
Önce Büyük Ayasofya Kilisesi’ne gitti.
Muhteşem mabedi uzun uzun inceledi.

Doğu Roma'nın muhteşem mabedi Ayasofya, Müslümanlar için de önemliydi. Zira Süleyman Peygamber'den Eyüp Sultan'a birçok kıymetli şahsiyetin hatırasını taşıdığına inanılıyordu. Eski rivayetleri elimize aldık, Ayasofya'ya gittik. Bahsedilen makamları, tarif edilen yerlerinde bulduk. Ve Ayasofya gözümüze her zamankinden farklı göründü.
29 Mayıs 1453 günü, 53 gün süren bir muhasaranın ardından ‘Fatih’ Sultan Mehmed Han cennetmekân, Topkapı’dan İstanbul’a girdi. Önce Büyük Ayasofya Kilisesi’ne gitti. Muhteşem mabedi uzun uzun inceledi, üst katlarına, kubbesine çıktı. Binanın harap olmuş haline teessür ederek Farsça “Örümcek Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor / Baykuş Efrasiyâb’ın kalesinde nöbet tutuyor” beytini okudu. Binanın temizlenmesini emir buyurarak dışarıya çıktı. Avluda mermerleri koparmaya çalışan bir yeniçeriye rastladı. Elindeki gürzü salladı; “Bre nâbekâr” dedi, “Yapı yıkılır mı? Ersen bir yapı da sen kur.” Bu hadise gerçekleştiğinde günlerden salı idi. İşçiler geceyi gündüze kattı; mihrap, minber, tahtadan minare yaptı. Cuma günü hutbeyi Fatih okudu, Akşemseddin mihraba geçti, Peygamber (sas) müjdesine kavuşmuş mutlu askerler saf tuttu, şehr-i Kostantiniyye içre ilk cuma namazı kılındı.

Ayasofya’nın ilk binası 360 yılında yapılmıştı. 415’te yenilendi. 537’de İmparator Justinien tarafından muhteşem surette yeniden yaptırıldı. Açılış merasiminde gururla mihraba doğru atılan Justinien, ellerini kaldırarak “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdı. Ayasofya bu tarihten itibaren Doğu Roma’nın şatafatlı günlerine de, hezimetlerine de şahit oldu. Kaç defa depremlerden zarar gördü, tamir edildi. 1504’te İstanbul’u işgal eden Latinlerin yağmasından nasibini aldı. Üst katın direklerinde Latinlerin söktüğü mücevherli haçların yerlerini, bir Viking askerinin mermere kazıdığı ismini görebilirsiniz. İstanbul Türkler tarafından fethedildiğinde Ayasofya’nın güneydoğu tarafı iki payanda ile sağlamlaştırıldı. Bir tuğla minare ve medrese yapıldı. II. Bayezid, bir minare ilave etti. Mimar Sinan, iki minare ile yeni payandalar yaptı. Bina hâlâ ayakta durmasını bu hizmetlere borçlu.

Her dönem ayrıcalıklı

Ayasofya Camii, Osmanlı döneminde ayrıcalıklı yerini devamlı korudu. Burada görev alacaklar, özellikle vaaz verecek kürsü şeyhleri dönemin en itibarlı isimleri arasından seçilirdi. Caminin içinde parmaklıklarla ayrılı maksurelerde kıymetli ilim adamları etrafında ders okuturdu. Caminin son imamlarından Hafız İdris Efendi’nin I. Dünya Savaşı yıllarında “Üç yüz milyon sahifelik bir mecmua ise İslâm, şirâze-i nizâmı dindir. Ey millet, sen din ile bahtiyâr oldun, din ile pâyidâr olacaksın.” diyerek başladığı konuşmalarını dinleyenler artık hayatta değilse bile, dinleyenleri dinleyenler belki vardır.

Ayasofya Camii, 1934 Kasım’ında müzeye çevrildi; malum. Fatih, kiliseyi camiye çevirirken kıymetli birer sanat eser olan mozaiklerine dokunmadı. İlerleyen yıllarda mozaikler kalın sıvalar ile kapatıldı. Bina müze olduktan sonra sıvalar kaldırılarak mozaikler ortaya çıkarıldı. Ayasofya’yı müze haline getiren komisyon, kararı Türk eserleri ihmale uğratılmadan aynen korunmak şartıyla kabul etmişti. Bugün ise Ayasofya Müzesi’ni sadece dört duvardan ibaret bir bina olarak gezebiliyoruz. Oysa Topkapı Sarayı’nın hemen yanıbaşındaki bu mabet, cami olarak hizmet ettiği beş asır boyunca en kıymetli sanat eserleri ve tarihî hatıralar ile donatılmıştı. Sayısız elyazması levhalar, halılar, kilimler, rahleler, sakal-ı şerifler, Kâbe örtüleri gibi paha biçilmez değerler dağıtıldı. Bugün asılı olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait 7 metre çapındaki devasa “İsm-i Celal, İsm-i Nebi, Çehar Yar ve Hasaneyn” levhaları kapıdan çıkarılamadıkları için yerlerinde bırakıldı. Üst kata çıkıp arkalarından baktığınızda levhaların büyüklüğünü daha iyi anlayabilirsiniz. Eskiden Ayasofya’nın ana mekanına girilen büyük kapının Nuh Aleyhisselâm’ın Cudi Dağı’na konan gemisinin tahtalarından yapıldığına inanılırmış. Bunun için de gemiciler sefere çıkmadan önce kapıya ellerini sürüp Hazreti Nuh’un ruhu için Fatiha okurmuş. Kapıdan girişte sağda ise turistlerin bakır kaplamasının ortasındaki deliğe parmak sokarak dilek tutmak için sıraya girdiği hafif nemli ‘terler direk’ bulunur. Bir rivayete göre Hazreti Peygamber’in (sas) mübarek tükürüğüyle hazırlanan harç dibinde karıldığı için bu direk terler dururmuş.

Sedd-i İskender, makam-ı Süleyman

Sanat tarihçileri, Ayasofya’nın mihrabının 19. yüzyıl izleri taşıdığını söyler. Mihrabın ortasında ise yine mihrap şeklinde kırmızımtırak bir çukur göze çarpar. Eskiden burada bulunan Kâbe tasvirli muhteşem çini pano, ne akla hizmet içinse sökülmüş, daha sonra elde kalan parçaları minberin yan tarafındaki bir dehlizin içine başka yerlerden sökülen çinilerle birlikte yamalı bohça gibi monte edilmiş. Mihrabın yanındaki şamdanlar Kanuni tarafından Budin’den getirilmiş. İki taraftaki duvarlarda asılı levhaların çoğu ise padişahların imzasını taşıyor. Mermer minber Evliya Çelebi’ye göre İskender-i Zülkarneyn makamıdır. Seyahatname’de “Yüksek minber İskender makamı üzere İskender seddi gibi yapılmıştır.” der. Söz Evliya’nın, biz alâkasını bulamadık. Minberden sağa doğru gittiğinizde ortadaki direğin üzerinde bir mihrap çukurunun daha olduğunu, alçıyla kapandığını görürsünüz. Buradaki Mescid-i Nebevî tasvirli çini mihrap da sökülüp Kâbe panosunun olduğu yere yamanmış. Hikmetini anlayan beri gelsin. Burası Süleyman Aleyhisselâm makamıdır. Hazreti Süleyman, tahtı üzre seyahat ederken bu mekâna gelmiş ve bir mabet inşa etmiş. Bu makamın kıblesindeki kapının açıldığı koridor Harun Reşid makamıdır. Süleyman Peygamber makamının aksi istikametinde, yani caminin solunda, aynı şekilde bir direk ve üzerinde yine kaybettirilmeye çalışılmış bir mihrap iziyle karşılaşırsınız. Burası Ömer İbni Abdülaziz’in ibadet ettiği yerdir. Harun Reşid ve Ömer ibni Abdülaziz, İstanbul muhasaralarına katıldı mı, tarihçiler daha iyi bilir, ama Osmanlı bu makamları ihdas etmiş. Büyük kubbenin altında yuvarlak renkli mermerlerle döşenmiş özel bir mekân bulunur; imparatorların taç giyme yeri. Osmanlı zamanında burasının adı, kırklar makamıdır ve pek çok kişinin burada kırklarla karşılaştığı anlatılır. Kuzeydoğu köşesinde, eskiden medresenin olduğu yere açılan kapı yanındaki oda Akşemseddin’in halvethanesidir. Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey ‘Ayasofya Cami-i Şerifi’nin medrese kapısı ittisalinde vaki kütüphane mahalli vaktiyle Akşemseddin hazretlerinin halvethanesi imiş.” derken Evliya, Akşemseddin’in burada Cerîrî Tefsiri okuttuğunu ve aynı yerde ilim okuyanlar için dua ettiğini aktarır.

Neredeyse araba çıkacak kadar geniş, Arnavut kaldırımı döşeli yoldan çıkılan ikinci katta mermerden oyulmuş kapı kanatlarıyla ayrılan bir bölüm vardır. Burası Bizans döneminde Synode (Ruhaniler) Meclisi’nin toplantı yeridir. Osmanlı devrinde ise Yediler’in bu bölümde ibadet ettiğine inanılırmış. Mermer kapıdan ileriye gidildiğinde, güney duvarının dibinde yerde lavabo evyesi gibi mermer bir taş durur. Bu taşın ise Hazreti İsa’nın dünyaya geldiğinde yıkandığı taş olduğu, Kostantin’in annesi Helena tarafından Kudüs’ten getirildiği anlatılır.

Müzenin bugün ziyaretçilerin çıkış yaptığı kapı arasındaki mihrabın Fatih’in Ayasofya’da ilk namaz kıldığı yer olduğu; yine Battal Gazi’nin çan kulesinde; Eminönü’nde türbesi bulunan Baba Cafer ile arkadaşı Şeyh Maksud’un Türbe Kapısı’nda; Mesleme bin Abdülmelik’in Üçbucak denilen yerde ibadet ettikleri de rivayetler arasında. Bu anlattıklarımıza ‘söylentiden ibaret’ deyip geçebilirsiniz. Ama biz gittik, tarif edilen yerlerde Osmanlı döneminde koyulan işaretleri bulduk. Ve Ayasofya gözümüze her zamankinden farklı göründü.

Peygamber (sas) hatırası

Ayasofya ile ilgili İslam inanışlarından biri de kubbesinde Peygamber Efendimiz’in (sas) mübarek tükürüğünün bulunduğudur. Anlatıldığına göre depremde hasar gören kubbe bir türlü eski haline getirilememiş. Hicaz’da Ahir Zaman Nebisi’nin yaşamakta olduğu bilindiğinden kendisine müracaatla tükürüğünden bir parça alınmış ve harca karıştırılarak kubbe tamir edilmiş. Bu yüzden kubbeden sarkan top kandilin altında yapılan duaların kabul edileceği inancı yaygındır. Evliya Çelebi “Hâlâ Rasûlullah’ın (sas) ağız suyuyla yapılan yer, kubbenin kıble tarafında bellidir. Bilen canlar baktığında ‘Allahümme salli alâ Muhammed’ derler. Zira kubbenin diğer yerinden Rasûlullah’ın ağız suyuyla yapılan yer günden ayan ve aydınlıktır.” der. Sırtınızı mihraba çevirdiğinizde, kubbenin kuzeydoğusunda, ortasından zincir sarkan, parlak, tamirli yeri görebilirsiniz.

Eyüp Sultan makamı

Ayasofya’daki meşhur ‘terler direk’ten kıbleye döndüğünüzde karşınıza çıkan sütunu incelerseniz, iki karış boyunda bir mihrap şekli görürsünüz. Burası Eyüp Sultan Hazretleri’nin (ra) makamıdır. Ashab-ı Kiram’ın muhasara sırasında -ne karşılığında pazarlık yaptılarsa- imparatorla anlaşıp şehri gezdikleri ve Ayasofya’da namaz kılıp dua ettikleri tarih kitaplarında kayıtlıdır. Dönüşte halk anlaşmaya rağmen ashaba saldırmış, bazılarını şehit etmiş, Eyüp Sultan Hazretleri’ni de başından taş ile yaralamış. Zaten yaşlı ve hasta olan Hazreti Halid’in bu yara sonucu şehit düştüğü nakledilir. Onun ibadet ettiği mahal de bir şekilde tespit edilip, Osmanlı zamanında bu sembolik mihrap yapılmış. Dindar kişiler burada ibadet etmek için can atarmış. Cami müzeye döndürüldükten sonra bilen kalmadığı gibi muhtemelen çiniden olan mihrap da sökülmüş; ama izi duruyor.
IbydadasI çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 20:35
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492