Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür > Tarih
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Osmanlı'da ahilik teşkilatı

Kültür Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Osmanlı'da ahilik teşkilatı Konusunu Görüntülemektesiniz => Anadolu'da evvelce Bizans İmparatorluğu var idi. Bu topraklar kazanılınca her yönden İslâmiyet yerleştirilmeye çalışılmıştır. Maddi ve manevi olarak İslâm eserleriyle ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 28-10-07, 02:21   #1

Alarm Osmanlı'da ahilik teşkilatı


Anadolu'da evvelce Bizans İmparatorluğu var idi. Bu topraklar kazanılınca her yönden İslâmiyet yerleştirilmeye çalışılmıştır. Maddi ve manevi olarak İslâm eserleriyle donatılmaya başlanmıştır. Yeni yurdun dinî, askerî, sosyal ve iktisadî hayatındaki yapılanmasında esnaf ve gazâ teşkilatlarının büyük payları vardır. Bu teşkilatlara Aşıkpaşazade Tarihinde:

1- Anadolu Gazileri

2- Anadolu Ahîleri

3- Anadolu Abdalları

4- Anadolu Bacıları

gibi adlar verilmiştir.

Anadolu Ahîleri : 13. yüzyılda doğan Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunda büyük rolü olan, kadrosunda gazi teşkilatları, alpler ve alp erenler de bulunan bir teşkilattır. Çapulculuğu önlemek can ve mal güvenliğini sağlamak ve ticaret ahlâkını kurmak gibi hayırlı vazifeler yapmıştır.

Bu teşkilatın başlangıcı insanlığın başlangıcıyladır. İlk defa Cebrail A.S.'ın, Hz. Adem A.S.'a peştamal kuşattığı kabul edilmiştir. Hz. Muhammed (S.A.V.) zamanında İslâmî Fütüvvet Teşkilâtı olarak var olmuştur. Arapça'da fütüvvetin kelime manası: Başkalarını kendi nefsinden üstün tutan cömert, yiğit, kahraman, insanlığın hayrı için çalışandır. Arapça'da ah ve ahî kelimesi, erkek kardeş anlamına gelir.

Ahîlik, İstanbul'un fethine kadar kuvvetli olarak yaşandı. Yerini, XV. yüzyılda yayıldığı için bir esnaf teşkilâtı zannedilmiştir. Ahîlik, bir taraftan fetih ve gazâ hamlelerini kolaylaştıran askeri bir teşekkül, bir taraftan sanatkârları ve çalışanları sınıflandırıp çalışmalarını desteklemiş iktisadî bir kurum, bir taraftan da bütün mensuplarının dinî-manevî ihtiyaçlarına cevap veren bir inanış ve TASAVVUF hareketidir. Her sanayi grubu için Kur'-an-ı Kerîm'deki Peygamberlerden kendi sanatını yapanlar, sanatlarının pîri sayılmıştır.

Çiftçiler için Adem (A.S), hallaçlar için Şit (A.S.), terziler ve yazıcılar için İdris (A.S), marangozlar için Nuh (A.S.), tüccarlar için Hud (A.S), de-veciler için Salih (A.S), sütçüler ve dülgerler için İbrahim (A.S), avcılar için İsmail(A.S.), çobanlar için İshak(A.S), saatçiler için Yusuf (A.S), Musa (A.S), ekmekçiler için Zülküf (A.S), tarihçiler için Lût (A.S), bağcılar için Üzeyir (A.S), çulhacılar için İlyas (A.S), zırhçılar için Davut (A.S), hekimler için Lokman (A.S), balıkçılar için Yunus (A.S), gezginler için İsa(A.S) ve tüccarlar için Hz. Muhammed (S.A.V) PîR addedilmiştir.
Ahî başkanları zaviye (küçük tekke) yaptırırlar, her türlü sanatkâr burada buluşurdu. Ahîler, ahî terbiyesini okuyarak, dinleyerek ve birlikte yaşayarak alıyorlardı. İlk giren adayın başı tıraş edilir, TÖVBE verilirdi. Üzerlerine hırka ve şalvar, başlarına büyük beyaz serpuş giyerlerdi. Serpuşların tepesinde bir şerit bulunurdu. Ayaklarında mest olurdu. Tuğ ve bayrak verilir, kuşak kuşatılır, seccadeye geçirilir, helva pişirilir, lokma sunulur, diğer şehirlere helva gönderilirdi. Bunlar zaman içinde gerçekleşirdi. Böylece uzun yıllar süren bir eğitimden sonra olgun bir AHî olunurdu. Ahîliğe giren talip "nim tariyk" (yarı yol) ve "sahib-i tariyk"
( yol sahibi) adlarını sıra ile alırdı. Kuşak ve peştamal bağlama işine şedd denirdi. (sıkı bağlama-kuşak)

Kuşak bağlamada:

"Beline kuşatıyorum tâki sözünde durasın,

Şeytana uymayasın daima ona düşman olasın,

Dünyaya muhabbet etmeyesin,

Allah'ın kaza ve kaderine sabredesin,

Nereye gidersen bu tuğ yanında olsun,

Allah'ın bunda hikmeti vardır" denirdi.

Çıraklarla, ustaları ve şeyhleri arasında aracılık yapana Nakib denirdi. (Bir dergâhta şeyhe yardım eden, vekillik eden en eski mürid, derviş).

Ahîliğin kuralında, eli, kapısı, sofrası açık, gözü, dili, beli kapalı olmak esastı.

Seyyah İbnî Batuta Seyahatnamesinde;

"Tekke mensuplarının türlü işlerde, türlü sanatlarda çalışarak, terleri ve hünerleriyle geçindiklerini söylemiştir. Ahîler Türkmen kavimlerinde, her vilayet, belde ve karyesinde vardır. Yabancılara şevkat gösterme, yiyeceklerini, ihtiyaçlarını sağlamada bunların dünyaya misli yoktur. Ahî denilen reisleri bir zaviye inşa eder, kandiller asar, mensupları gündüzleri hayatlarını kazanmaya çalışır, ikindiden sonra kazançlarını reise getirir, bununla yiyecek ve tekkede harcanan diğer maddeleri alırlar. Beldelerine gelen misafirleri dergâhlarında misafir ederler, toplanıp yemek yerler" demiştir.

Anlıyoruz ki; tekkeler "bir hırka, bir lokma" edebiyatının geçerli olduğu tembeller, uyuşuklar yuvası değil. Aksine Necm suresinin 39.'ayet-i Kerimesinde belirtildiği gibi:

"ve en leyse lil'insâni illâ mâ se'â"

"İnsan için çalışmasından başka bir şey yoktur."

Âyet-i kerimesinin gereğinin yapıldığı, hem de tasavvuf eğitiminin alındığı bir okul hüviyetindedir. İnsanlar hem dünya işlerini yapmakta, hem de ahret için çalışmaktadırlar. Böylece Kur'an-ı Kerîm'deki Zülcenahayn olma (çift kanatlı) standardını yakalamaya çabalamaktadırlar.

Bir ordu düşünün ki, askerlerinin hepsi tasavvufu yaşıyor Osmanlı Ordusu - Yeniçeriler.

Bir esnaf teşkilatı düşünün ki, mensuplarının hepsi Tasavvufu yaşıyor, Osmanlı Esnafı-Ahîler.

Osmanlıyı askerî alanda olduğu gibi iktisadî ekonomik alanda da Osmanlı yapan budur. O halde bu koca çınarı asırlardır ayakta tutan terbiye nedir? Nedir bu tasavvuf ?

Tasavvuf nefsimizin 28 basamakta temizlenmesi neticesinde 3 vücudumuzun da (ruh, vech, nefs) Allah'a teslimiyetidir.

Bu 28 basamak Kur'an-ı Kerîm âyetleri ışığında şöyle sıralanmaktadır.

1- Olaylar

2- İntibalar (olayların muhakemesi)

3- Meyil (Allah'a ulaşmaya meyil)

4- Rahîm esması

5- Mürşide ulaşmanın garanti edilmesi (Ön rıza)

6- İşitmek

7- İdrak etmek

8- Kalbe hidayet konması

9- Kalbin Allah'a dönmesi

10- Göğüsten kalbe yol açılması

11- Kalbe Allah'ın nurunun ulaşması

12- Huşû oluşması

13- Hacet namazı ile Mürşidin gösterilmesi

14- Tövbe (Mürşide ulaşma)

15- Nefs-i Emmare

16- Nefs-i Levvame

17- Nefs-i Mülhime

18- Nefs-i Mutmainne

19- Nefs-i Raziye

20- Nefs-i Marziye

21- Nefs-i Tezkiye

22- Fena Makamı

23- Beka Makamı

24- Zühd Makamı

25- Vechin (fizik vücudun) teslimi

26- Ulûl Elbab Makamı

27- İhlâs Makamı

28- Salâh Makamı

Ahilikte adet olan kuşak ve peştamal kuşanma törenleri, o esnaf Allah'a verdiği yeminleri yerine getirdikçe yapılırdı. Çıraklık mutlaka Mürşidin önünde tövbe etmekle başlardı. 21. basamağa gelince, yani Vuslat olunca KALFA (Kuşak kuşanma) 27. basamağa gelince de, yani İhlâs olunca da USTA (Peştamal kuşanma) olurdu.

İşte Ahîlik yukarıdaki 28 basamakta Tasavvufun yaşanması, yani Kur'an-ı Kerîm'in hayata geçirilmesi, yani Sahabenin hayatının örnek alınmasıdır. Allah'ın insanlardan istediği ruh, vech (fizik vücud) ve nefs üçlüsünün yaşarken Allah'a teslimini içerir. Bu teslimiyet, bu 28 basamağın yaşanmasıyla gerçekleşir. Bu da Al-i İmran suresi 191.Âyet-i kerimede emredildiği gibi Allah isminin biribiri ardına daimi olarak tekrarlanmasıyla olur.

" elleziyne yezkürûnallahe kıyâmen ve ku'ûden ve alâ cünûbihim"

Onlar ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken Allah'ı zikrederler.

Yunus'un söylediği gibi "Daim zikrullah ile" (Allah'ın daimi zikri ile.)

Esnaflık, çok ince insan menfaatlerinin karışacağı bir iştir. Hile ve aldatma olmaması, Allah'ın En'am suresinin 151 ve 152'inci âyetlerinde ifadelendirdiği 10 emirden biri olan "ölçü ve tartıda hile yapmayın" emrinin gerçekleşebilmesi için, o insanların nefslerine uymadan sanatlarını yapmaları lâzımdır.

Başlangıçta kapkara olan, 19 afeti bünyesinde barındıran nefsin, Allah'ın zikriyle, nurlarla temizlenip beyaza dönüşmesi ve ruhun 19 hasletiyle bezenen bir nefs hüviyeti olması gerekir. İşte bu terbiyeye girmeden esnaf olunamazdı. Nefsinin karadan beyaza dönüşebilmesi için insanın Hacet Namazıyla bu terbiyeyi ona yaptıracak olan Mürşidini, şeyhini bulması, Allah'a verdiği yeminleri yerine getirmesi gerekir. Bu iş 28 basamakta yalnız ve ancak Allah'ın zikriyle tamamlanır.
Ve bunu Sahabe, Peygamberimizin (S.A.V) önderliğinde 23 senede tamamlamıştır. Yunus Emre Taptuk Emre'nin, Mevlâna Şemsi Tebrizi'nin, Akşemseddin Hacı Bayram Veli'nin önderliğinde bu terbiye sürecinden geçmişler ve Allah'a dost olmuşlardır.

Günümüzde bazı meslek grupları halâ sanatlarını zikirle ifa etmektedirler. Bakırcılar çekiçlerini iki darbede indirirler bakırların üstüne. Tak-tak. Ve her bir indirişte o iki heceli kelimeyi söylerler. Zikrederler. "Al-lah, Al-lah".

Yine keçeciler, yünü vücutlarına vurdukça kendi terlerini, Allah zikriyle katarlar keçelerine. "Al-lah, Al-lah".

Şimdilerde çok uzaklarda kalan bir örnekten söz edelim:

Sabah olmuş, esnaf dükkânını yeni açmıştır. Müşteri dükkândan içeri girer. İstediği malı gösterir. Dükkân sahibi:

- Ben onu satmıyorum, der.

Adamın ısrarı üzerine karşı dükkânı işaret eder;

- Bak, aynı maldan onda da var. Ben siftahımı ettim. O henüz siftah etmedi, git ondan al.

O dönemin Tasavvufu yaşayan, İslâmı yaşayan bu esnaf davranışının, günümüzde de yaşanması temennisiyle
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-07, 15:58   #2

Varsayılan C: Osmanlı'da ahilik teşkilatı


Gerçekten çok teşekkürler verdiğin bilgiler için...Özellikle ahilerin Osmanlının kurulmasına katkısı büyüktür...Şeyh Edebalide ahiler arasında saygın bir insandır...Bana göre şuandada onları arıyoruz..Yani dürüst güvenilir kaliteli esnafı...Bu devirde kazıklamak artık normal bi durum oldu sanki...O yüzden işini hakkaten ahiler gibi yapan insanlar azaldı çevremizde...Paylaşım için tekrar teşekkürler kardeş...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-07, 19:33   #3

Alarm C: Osmanlı'da ahilik teşkilatı


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen 2pacmania Mesajı Göster
Gerçekten çok teşekkürler verdiğin bilgiler için...Özellikle ahilerin Osmanlının kurulmasına katkısı büyüktür...Şeyh Edebalide ahiler arasında saygın bir insandır...Bana göre şuandada onları arıyoruz..Yani dürüst güvenilir kaliteli esnafı...Bu devirde kazıklamak artık normal bi durum oldu sanki...O yüzden işini hakkaten ahiler gibi yapan insanlar azaldı çevremizde...Paylaşım için tekrar teşekkürler kardeş...
inşallah Allah'a ruhunu ölmeden önce ulaştırmayı dileyenler o standartlarda yaşayabilirler. tek bir dilekle Allah kişinin önündeki bütün kapıları ona açar ve kişinin hayatı değişir. Ama kalpten bir dilekten bahsediyorum sadece diliyle söyleyerek dilemesi Allah için bişey ifade etmez. ALLAH İNSANIN KALBİNE BAKAR. Allah'ım ben de sana ruhumu ölmeden önce ulaştırmak ve senin ermiş evliyan olmak istiyorum diye bir talep kalbinizden geçse bu Allah için yeterli inşallah. NİYET AMELDEN ÜSTÜNDÜR. Allah razı olsun sizden de güzel kardeşim.....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-05-10, 16:35   #4

Alarm C: Osmanlı'da ahilik teşkilatı


Valla ödev vardı.Senin sayende ödevi yaptım çok teşekkür ederim.+Rep
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-05-10, 14:07   #5

Varsayılan C: Osmanlı'da ahilik teşkilatı

hmm gene bir şeyler daha ögrendim
Teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat