Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 11-02-07, 20:48   #1
uA_ouZ

Varsayılan şeyh bedrettin isyanı



Timur istilâsından sonra karışan ve tarihte kargaşalık, keşmekeş anlamında olarak (fetret devri) diye anılan bir duraklama çağı yaşayan Türkiye’de birden bire enteresan bir fikir ve hareket baş gösterdi. Çağının en ileri bilim başkentlerinde felsefe, tıp, matematik ve en çok din bilim (ilâhiyat) okuyan Şeyh Bedrettin, Edirne’de yerleşmiş ve iki yıl kadar Türkiye’nin dinsel ve yargısal en yüksek katı olan kazaskerlik görevine getirilmişti.
Burada bilim ve din bakımından adı ve ünü yayılmış, herkesten saygı görmüştür.
Osmanlı Devletinin on bir yıl süren kargaşalık çağından politik çıkar sağlamak için, Moğol saldırısının ve kargaşalığın doğurduğu işsizlikten, açlıktan, fakirlikten yararlanmak, böylece iktidarı ele geçirmek isteyen Şeyh Bedrettin bu amaçla Osmanlıcılık ideolojisinin spiritüel, moral ve dinsel yapısını “bütün dinlerin birliği” gibi bir ilke ile ve hümanist bir felsefe ile sarsmak, İslâm dinini bir başka biçimde yorumlamak istemiştir.
Şeyh Bedrettin bu alışılmamış dinsel açıklamaları, çağının ekonomik sosyal krizinin maddi temelleri üzerine yerleştirmek yolunda yeni bir ekonomi ve yarı dinsel bir dünya görüşü yaymaya çalışan Şeyh Bedrettin, bilgeliği ve inandırıcı propagandası ile kısa zamanda geniş bir akım meydana getirmiş ve kendisine inananlarla birlikte bir ihtilâl hareketine girişmiştir.
Bir yandan uydurma bir şecere ile Osmanlı tahtına hak iddia etmiş, bir yandan da aç ve fakir halk yığınlarını peşine takarak Osmanlı Devletini yıkmaya teşebbüs etmiştir.
Dinler arasında fark olmadığı, bütün dinlerin eşit ve benzer ilkeler üzerine kurulduğu, toprak ve mammarın müşterek duruma getirilmesi, özel mülkiyetin kaldırılması gerektiği görüşünü savunan ve yayan Şeyh Bedrettin, adamları ile birlikte giriştiği isyan hareketinde başarıya ulaşamamış ve bir ara memleket çapında bir genişlik kazanmak durumuna gelen propagandası önlenerek, isyan bastırılmış ve kendisi idam edilmiştir.
Şeyh Bedrettin’in aylaya çalıştığı bir tür sosyalist dünya görüşüne, Timur saldırısıyla gelen düşüncelerin, Doğu felsefesinin, İslâm kültür merkezlerinde edindiği bilgilerin, tanıştığı bilim adamlarının, Avrupalıların geniş ölçüde etkisi olmuştur. Bu etkiler altında, sentezci ve çağının problemleri karşısında harekete gelmiş bir felsefe ile, devleti ve toplumu değiştirmeye çalışmıştır.
Şeyh Bedrettin hakkında yazılıp çizilenler verilen hükümler değişiktir. Henüz ciddi bir değer yargısına bağlanmamış bulunan Şeyh Bedrettin ve dünya görüşü ile isyanı hakkında bilinenler ve yazılanlar bilimsel olmaktan çok, duygusal ve noksandır.
On beşinci yüzyıl Türkiye’sinin üzerinde durulacak en ilgi çekici olaylarından birine imzasını atan Şeyh Bedrettin’in ve düşünceleri ve bu düşüncelerinin oluşumu ciddi olara incelenmeye ve araştırmaya değer bir konudur.
Zaman zaman gelişigüzel itham edilen, bazen övülen bazen yerilen bazen de komünist düşünceler kampına itilen veya çekilen, çok değişik çevreler tarafından değişik hükümlere bağlanan Bedrettin’in ve giriştiği faaliyetin “Türk düşüncesi ve Türkiye’deki ekonomik düşünceler tarihi”ndeki yeri önemsenmelidir.
Şeyh Bedrettin hakkındaki incelemelerin, edebiyat ve destan denemelerinin dışında, sosyoloji, ekonomi, din bilimi açılarından genişlemesi ve derinleşmesi bu konudaki belgelerin okunmasını ve yayılmasını gerektirmektedir.

KARGAŞALIKTAN SONRA

Osmanlı Birliğinin kurulup, Timur saldırısının ve bu saldırıdan doğan zararların giderilmesinden sonra bilhassa Sultan II. Murat çağında Türkiye gelişmeye devam etti. Devletin 1.500.000.000 TL değerindeki bütçeyi o çağlarda hiç bir Avrupa devletinin hayal edemeyeceği bir sayı ifade ediyor ki bu bir buçuk milyarlık bütçe sadece merkez bütçesi olup, katma bütçeler bunun dışında kalıyordu. Diğer ülkelerden gönderilen hediyeler ve ödene vergiler nice yüz milyonlar değerindeydi.
Osmanlı donanması Doğu Akdeniz ve Adriyatik sahillerini kontrol etmeye ve dünya deniz ticaretinin ana limanlarını ele geçirmeye başlamıştı.
Anadolu baştanbaşa imar ediliyor, yollar ve büyük köprüler yapılarak askeri ve ticari ulaştırma şebekesi kuruluyordu. Camiler ve üniversiteler Anadolu’yu bilhassa Trakya’yı Türk mimarisinin dev eserleriyle süslemeye başlıyordu.

1453 İSTANBUL FETHİ VE YENİ ÇAĞLARIN BAŞLANGICI

29 Mayıs 1453’de Sultan II. Mehmet Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti Konstantiniyye’yi (İstanbul) fethetti.
Çağına sadece üstün bir askeri güç, bilimsel ve teknik üstünlük siyasi kudret değil, aynı zamanda fethettiği milyonluk şehir halkına o zamana kadar görülmemiş bir din hürriyeti ve emniyet de getirmiş bulunan ve bu güvenliği kanunla teminat altına alan Fatih Sultan Mehmet’in bu büyük başarısı, kudret ve ihtişam bakımından olduğu kadar taşıdığı dünya görüşü ve tolerans bakımından da tarihin en büyük olayları arasında yer aldı.
İstanbul’un Türkler tarafından fethi ile Ortaçağ bitmiş, Yeniçağ başlamış oluyordu.
Büyük fetih, tarih çapında bir hadise olarak, .ir yandan Türk soyunun ve devletinin gelecek yüzyıllara kadar uzanacak ve politik, askeri ve ekonomik üstünlük sağlayacak yeni bir devrimini gerçekleştiriyor, diğer yandan da Avrupa’yı baştan başa sarsarak, dünyanın politik ve ekonomik dengesini Türkler lehine değiştiriyordu.
Doğu’dan Batı’ya kadar Oğuzların, İlhanlıların, Selçukluların varisi olan Osmanlılar, İstanbul’un fethi ile Doğu Roma İmparatorluğu’nu da temsil eden bir ihtişam içinde Avrupa’yı yeniden telâşlandırdılar.
Türklerin ve Türk devletinin mali kudreti, bilim ve teknik üstünlüğü karşısında Batı devletleri bir yandan Türkleri Avrupa’dan atmak için Papa’nın önderliğinde yeni bir kampanya açıyor, “mukaddes harp vergisi” topluyor, bir yandan da Doğu ticaretinin kendilerine Anadolu’dan kapandığını görerek, denizlere açılıyor ve deniz aşırı ticaret imkânlarını aramaya başlıyorlardı. Batı iki önemli tecrübe geçiriyordu.
Birinci tecrübe Avrupalılara pahalıya mâl olmuştur. Mukaddes savaş vergisi ve devamlı Haçlı Seferleriyle altın stokları tükenmiş bulunan Avrupa bütçeleri büsbütün kötü duruma sürüklenmiş, Osmanlı’ların göz kamaştıran zenginliği karşısında Batılıları iflâsa götürmüştür.
Bir seferden ele geçirilen yağma sonucu servet, ikinci seferin masrafını karşılamış ve bu sürüp gitmiştir. Ancak bu yağmalardan yararlanan maceraperest tüccarlar, deniz ticaretini geliştirmiş ve sınai yatırımlara girişmişlerdir.
İkinci tecrübe, yani Doğu ticaret yollarının kesilmesi üzerine denizaşırı yeni ticaret yolları arama çabaları ise Avrupa’ya yeni ufuklar, yeni imkânlar sağlamıştır.
Avrupa, İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesinden sonra, kendi durumunun bozukluğunu idrak etmiş, bu idrak sayesinde ve Türk-İslâm alemi ile temas kurdukça Rönesans hareketinin içine girmiştir.
Sultan Mehmet’in askeri, siyasi, dehası, felsefe, kültür ve bilim alanlarındaki üstün kabiliyetleri, sanata ve hür düşünceye gösterdiği saygı, dünyanın bütün fikir ve sanat adamlarına iltifat etmesi, Avrupa’yı etkileyen ve Avrupa Rönesanssına ışık katan faktörler arasında tarihe geçmiştir.
Bu oluşum, canlı bir siyaset ve iktisat anlayışının temel ilkeleri üzerinde yükseliyordu. İstanbul’un fethi üzerine bir Boğazlar rejimi kuran Sultan Fatih, bütün Karadeniz ticaretini yeniden tanzim etmiş ve bu ticaret imkânlarını elinden kaçırmış olan Ceneviz Cumhuriyeti tarihe karışmıştır.
İki kıtanın iki yakasına kudret, zenginlik ve dirayetle sapasağlam yerleşen Türkler, İstanbul’un fethi ile denizlere doğru açılma siyasetinin ve Doğu ile Batı arasındaki büyük ekonomik mücadelenin Türkiye köprübaşını kurmuş oluyorlardı.
Dünya İmparatorluğunun, Türk toplumunun refah ve saadeti, denizlere hakim olunmakla sağlanabilecekti. Bu, Türk tarihinin ekonomik, sosyal, politik, askeri tek kelime ile “milli” akışının yüzlerce yıllık hedefi idi.
Yeniçağ Türkiye’sinin ilk yıllarında, Türk toplumunun büyük ve başarılı savaşlarla doludur. Fatih Sultan Mehmet’in dehası ile yönetilen Yeniçağ Türkiye’sinin ilk on sekiz yılı yirmi devletle yapılan çetin savaşlarla geçmiştir. Bu savaşların mühim bir kısım Fatih’in geleceğe yönelik amaçlarına ve Türklüğün iktisadi refahına göre ayarlanmıştır. Temelinde ekonomik stratejinin, ileriyi gören hesapları vardır.
Fatih devri Türkiye’sinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları kuzeyde Moskova kapılarına dayanmış, güneyde Anadolu’nun ucu, Akkoyunlularla Otlukbeli savaşında çekilmiş ve kazanılmıştır.
Bu devrin en uzun savaşları, Akdeniz ticarini elinde bulunduran Venedik Cumhuriyeti ile yapılan ve diğer Avrupa devletlerini de işe karıştıran büyük harp içinde yapılmıştır.
Savaş patladığı zaman Venedik ticaret filosu 3500 gemiden teşekkül etmiş bulunuyordu ve Venedik’in yıllık ticaret hacmi altı milyar TL.nı buluyordu.
Avrupa’nın en güçlü, en zengin devleti olan Venedik, savaşlar sonunda birinciliği Osmanlı’lara bırakmış bulunuyordu.
On sekiz yılı dolduran ve yirmi devlete karşı zaferle sonuçlanan savaşlar, Fatih devri Türkiye’sini zenginleştirmiş, iktisadi kaynaklarını ve gücünü artırmıştır.
Ayrıca hem kendilerine karşı savaş açılan Avrupa devletleri hem de onlara yardım için kendi halklarından vergi üstüne vergi toplayan diğer devletler perişan olmuşlardır.
Osmanlı’lara karşı düşünülen yeni Haçlı Seferleri hem parasızlıktan, hem de korku ve ümitsizlikten dolayı gerçekleşmemiştir.
Mağlup edilen Avrupa devletlerinin Osmanlı devletine ödedikleri vergiler yüz milyonlarca lirayı geçmiştir. Sadece Venedik’in Türkiye’ye ödediği hap tazminatı 120.000.000 TL. idi (200.000 Duka altın).
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-07, 20:54   #2
JVC

Varsayılan C: şeyh bedrettin isyanı


Osmanlıya hainlik yapmış bir kişi
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-07, 21:06   #3
uA_ouZ

Varsayılan C: şeyh bedrettin isyanı


evet haklısın
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat