En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 30-01-07, 11:23   #1
EmReTs61

Varsayılan Yakup Kadri Karaosmanoğlu


GİRİŞ Türk tarihinin çeşitli dönemlerinde önemli hadiseler yaşanmış, bunlar kimi zaman bir destanda, kimi zaman bir halk hikâyesinde, kimi zaman bir mesnevide ve kimi zaman da roman yada hikâyede aksini bulmuştur. Diğer milletlerin sanatçılarının yaptığı gibi, bizim sanatçılarımız da, zaman zaman eserlerini tarihimizden faydalanarak kaleme almışlardır. Sonuçta bu eserler, dönemin tarih ve kültür hayatı hakkında ipuçları vermesi bakımından araştırıcılara ışık tutmuştur. Türk milleti tarihinin çeşitli dönemlerinde, varlık-yokluk mücadelesi vermiş, gene kendi içinden çıkardığı liderleri vasıtasıyla bu mücadelelerden Tanzimat’tan sonra hızla artan Batılılaşma hareketleri sosyal hayatımızda önemli değişiklikler yaptığı gibi, siyasî yapımız üzerinde de önemli etkiler uyandırmıştır. Artık, iyice hissedilen Batı üstünlüğü karşısında aydınlarımızın ümitsizliğe düşmesi sonucunda, kendimize güvenin gün geçtikçe azaldığı görülür. Kurtuluş çareleri üzerinde durulurken de, Batılı devletlerden birine yaklaşmanın gereği bu dönem eserlerinde sıkça dile getirilir. Birinci Dünya Savaşının ilânından sonra, hiç gereği yokken savaşa sürüklenen Osmanlı İmparatorluğu, bu kararıyla âdeta kendi sonunu hazırlanış olur. Sonuçta, savaşta yenilmemesine rağmen, masada yenik, sayılan İmparatorluk, imzaladığı anlaşma ile kendini, Batılıların olmayan merhametine terk eder. Millî Mücadele bu şartların neticesinde başlamış ve sonunda da kendisinden kat kat üstün kuvvetler karşısında muzaffer olunmuştu hep galip çıkmıştır. Hiçbir eser mükemmel olma iddiasında bulunamaz. Bu eserler de mükemmel olma iddiasında değildir. Tabii ki bazı eksik ve yanlışlıkları vardır. Bu da, şimdiye kadar alıştığımız klasik inceleme ve değerlendirmenin dışına çıkarak biraz fazla belge ağırlıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bazıları bunu hata değil, inceleme hassasiyeti olarak da değerlendirebilirler. Aslında "Romanda Millî Mücadele" bir bütün olarak ele alındığında objektifliği yakalama idealinde olan ve mümkün olduğunca da bu arzuya ulaşmaya çalışan bir yapı arz etmektedir BİRİNCİ BÖLÜM 1. Yakup Kadri Karaosmanoğlu 1.1. Yaşamı Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1889 tarihinde Kahirede doğmuştur. Babası Abdülkadir Beydir ve Manisa çevresinde yaşayan bir aileden gelmektedir. Yakup Kadri Karaosmanoğlunun baba tarafından dedeleri 17. yüzyıldan sonra adları duyulan bir ailedir. 1644 yılında Manisanın Yaya köyü’nde ölen Kara Mehmet Çavuşun dört oğlundan biri olan Kara Osman Ağa kendisinden sonra gelenlere adını vermiştir. Yakup Kadrinin annesi, ikbal Hanımdır. İkbal Hanım, Yakup Kadrinin iki göbek yukarı büyük amcası Yakup Beyin evlatlığı tarafından Mısır Sarayına alınmış, orada yetiştirilmiş; okuma yazma öğrendiği gibi Fransızca dersleri de almış ve sonra Prens İbrahim ile evlendirmiştir. Ancak iki yıl İçinde çocukları olmadığından ayrılma kararı alınmış ve gene de sarayda kalmıştır. Yıllar sonra Arabî Paşa Olayı sırasında Hiciv ailesi Mısırdan kaçmış ve Yakup Beyin evlatlığı Şemsi Hanım da eski efendilerini anımsayarak İzmire gelmiş ve Manisada Yakup Kadrinin babasının evine inmiştir. Abdülkadir Bey, karısı Behiye Hanım ile iyi geçinememekte ve Behiye Hanım, sefih bir yaşam içinde dedelerinin servetini tüketmekte olan kocasından ayrı olarak İzmirde yaşamaktadır. Arabî Olayı sona erince, Şemsi Hanım, Mısır’a dönerken Abdülkadir Beyi de götürmüştür. Prenses Şemsi Hanım, evladı gibi yetiştirdiği İkbal Hanım ile Abdülkadir Beyi evlendirdi. İşte Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bu evlilikten doğmuştur. Kendi sözüne göre, doğum tarihi, 27 Mart 1889dur. Beş altı yaşına kadar Mısırda yaşamıştır. Evleri, Halvan istasyonu karşısında geniş bir bahçe içinde, ağaçlar arasında görkemli bir ev, âdeta bir saraydır. Yakup Kadri, dört yılını burada geçirmiş ve dadılar, lalalar arasında, çeşitli safhalarla sürüp giden bu mutlu yaşam, İbrahim Paşa ile Şemsi Hanımın ölmesiyle sona ermiştir. Babasının sorumsuzca harcamaları karşısında borçlar iyice artmış, annesi, iki çocuğunun geleceğini düşünerek mücevherlerini kocasından sıkı sıkıya saklamış ve bir iki ev eşyasını alarak Manisa’ya gelmişlerdir. Orada, eski dostlardan Hulusi Bey onları evine alır ve altı aylık bir konukluktan sonra da kiracılarını çıkardığı başka bir evine yerleştirir. Babası, yataktan çıkamaz durumda inmeli bir hastadır ve 38 yaşında iken bu inmeli durumda ölür. Annesi de 1925 yılında ölmüştür. Manisaya gelince, bir yandan Yakup Kadri ve ablası çevreyi yadırgamış; bir yandan da çevre onları değişik bulmuştur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat