Forum TR
ForumTR'nin Diğer Hizmetlerini Gördünüz mü?: - ForumTR Video - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Tarih ve İnkılap Tarihi
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com (istatistik: Günlük 350 Bin Tekil Hit, 1.7 Milyon Sayfa Gösterimi)
Tarih ve İnkılap Tarihi Tarih Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-01-07, 19:07   #1 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 18-05-2006
Yer: im yok benim :p Telefon:N70 Takım:Galatasaray Msn:teqslahjor@hotmail.com Meslek:Öğrenci
Mesajlar: 14,202
Rep Puanı: 1766431
TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11TeqSlahJor Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Arrow Erzurum ve Sivas Kongreleri - Tarih


ERZURUM KONGRESİ
Erzurum Kongresinin hazırlıkları devam ederken Mustafa Kemal Paşa'ya yaptıkları baskılarda devam ediyordu. Zamanın Harbiye Nazırı Ferit Paşa Mustafa Kemal'den İstanbul'a geri dönmesini istemektedir. Padişah ise eğer isterse hiçbir işe karışmadığı sürece Anadolu'da kalabileceğini, İstanbul'a dönmesinin şart olmadığını belirtir.
Fakat daha sonra hem Ferit Paşa, hem de Padişah Mustafa Kemal'e İstanbul'a geri dönmesi için çağrı yaparlar. 8 Temmuz'u 9 Temmuz'a bağlayan gece yaklaşık olarak 1 aydan beri sahneye konulmakta olan oyun sona erer ve Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a dönmeyeceğini tebliğ eder.
Hükümetin kendisini resmi görevinden alması ile birlikte Mustafa Kemal Paşa önce Harbiye Nazırı Ferit Paşa'ya, yaklaşık 10 dakika sonrada Padişaha yanlızca resmi görevinden değil, aynı zamanda askerlik mesleğindende çekildiğini bildiren faksları çeker. Bu noktada dikkat çekici bir hususta Padişah'ın hatıralarında yer aldığı üzere, Damat Ferit Paşa'nın bir ara Anadolu'daki mücadeleye katılmak maksadı ile Anadolu'ya geçtiği, ancak Mustafa Kemal'in talimatı gereği mücadele ye katılma isteğinin geri çevrilmiş olduğudur.
9 Temmuz 1919 tarihinde Mustafa Kemal ulusa gelişmeler ile ilgili bir açıklama yapar :
" Kutsal yurdu ve ulusu parçalanmak tehlikesinden kurtarmak, Yunan ve Ermeni emellerine kurban etmemek için açılan ulusal mücadele uğrunda, ulusla birlikte serbestçe çalışmaya resmi ve askerlik sıfatım artık engel olmaya başladı. Bu sebepten dolayı resmi görevimden ve askerlik mesleğinden bugün istifa ettim. Bundan sonra kutsal ulusal amacımız için her türlü fedekarlığı göze alarak çalışmak üzere ulusun bağrında bir mücahit olarak bulunduğumu bildiririm."
Gelişen olaylar ve bağımsızlık mücadelesi ile ilgili hissiyatını Mustafa Kemal şu cümlelerle açıklayacaktır :
" Ulus ve yurt uğrunda kazanılan rütbe ve refahın bir önemi ve kutsallığı vardır. Biz bunlardan ancak yine bu kutsal ulusa ve yurda borçlu olduğumuz son bir namus görevini yerine getirmek için ayrıldık. Ulusun kendi hayatını kurtarmak, kendi meşru hakkını savunmak için çıkardığı sese katılmak her kendini bilen yurttaşın görevidir. Eğer bu ulus ve bu yurt parçalanacak olursa, şerefsiziliğin yıkıntısı altında şunun bunun kişisel şerefi de parça parça olur. Biz ulusal onuru kurtarabilmek için harekete geçen ulusa ruhumuzla katıldık. Katılmamıza engel olabilecek kişisel rütbeleri, mevkileri de ulusal onuru kurtarmayı amaçlayan bir gaye uğruna feda ettik. "
Bütün bu gelişmeler olurken Erzurum Kongresinin hazırlıkları da tamamlanmak üzeredir. Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye
Cemiyeti’nin Erzurum şubesi, Mustafa Kemal Paşa’dan yönetim kurulu başkanlığını ve dolayısıyla cemiyetin başına geçmesini isterken, İstanbul’da genel merkez kendi adına söz söyleme yetkisinin Mustafa Kemal Paşa’ya verilmesini istemektedir.
Ayrıca mücadelenin başından beri Mustafa Kemal'in yanında olan Kazım Karabekir Paşa kendisinin ve kolordusunun Mustafa Kemal Paşa'nın emrinde olduğunu açıklar, Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey'de Mustafa Kemal'in yanında olduklarını açıklarlar.

Ortadaki tek engel delegelik sorunudur. Bu sorunda kongreye Erzurum delegesi olarak seçilmiş olan Binbaşı Kazım Bey ve Dursunoğlu Cevat Bey'in delegelikten seçilmeleriyle çözülür.
Mustafa Kemal Paşa'nın kongreye katılabilme sorununun çözülmesinden sonra kongreye kimin başkanlık edeceği tartışılmaya başlanır.
Delegelerin bir bölümü askerlerin kongreye girmesine kongrenin askerlerin baskı ve etkisinin olmadığını göstermenin yararlı olacağı görüşündedirler. Ancak Mustafa Kemal Paşa artık bir asker değildir ve kongrenin başlaması ile beraber oybirliği ile kongre başkanlığına seçilecektir. Artık sıra Mustafa Kemal Paşa'nın cemiyetin yönetim kurulu demek olan Heyet-i Temsiliye'ye seçilmesinin doğru olup olmadığını tartışmaya gelmiştir. Mustafa Kemal'in Heyet-i Temsiliye girmesinin sakıncalı olacağını düşünenler başlatılan ulusal hareketin ve çalışmaların tümüyle ulustan kaynaklandığını göstermekte yarar olduğunu, hareketin başında isyancı olarak kabul edilen bir kişinin bulunmasının, bu girişimin ulusal değil, kişisel nedenlerden kaynaklandığı yolunda polemiklere yol
açabileceğini ve bunun yabancı güçler ve kötü niyetli kişiler tarafından provoke edilebileceğini düşünmektedirler.
Mustafa Kemal Paşa ise başka türlü düşünmekteydi ve Nutuk'ta o zamanki düşüncelerini şöyle açıklamaktaydı :
" Her şeyden önce ben, ne olursa olsun, kongreye katılmalı ve onu yönetmeliydim, çünkü zaman geçirmeksizin ulusal iradenin faaliyete geçirilmesini ve ulusun doğrudan doğruya fiilen ve silahlı önlemler almağa başlamasını sağlamanın zorunluluğuna inanıyordum. Bu temel ilkeleri benimsetip karara bağlatabilmek için, kongreyi bizzat idare ederek
çalışmayı ve üyeleri aydınlatmayı elzem görüyordum.

Bundan başka daha Amasya'da iken kararlaştırdığım ve bütün ulusa her türlü araçlarla duyurduğum Sivas Genel Kongresinin toplanmasını sağlamak, bütün ulusu ve yurdu tek bir kurulla temsil etmek, sonra yalnız Doğu İl'lerini değil, yurdun bütün parçalarını aynı dikkat ve duyarlılıkla savunma ve kurtarma yollarını bulmak gibi işleri herhangi bir kurulun başarabileceği kanısında olmadığımı açıkça söylemek zorundayım.
Çünkü, bende böyle bir kanaat olsaydı, işe girişeceğim güne kadar, bu konuda girişimde ve faaliyette bulunanların çalışmalarının sonuçlarını bekleyerek görevimden çekilmezdim. Hükümete, Padişah Halifeye karşı başkaldırmayı gerekli görmezdim. Aksine ben de bazı iki yüzlü ve iki yanlılar gibi dış görünüşü pek parlak ve gösterişli olan, o günün ordu müfettişliğini ve Padişah hazretlerinin yaverliği ünvanın elden bırakmazdım.
Gerçi benim açıkça ortaya atılmamda ve bütün ulusal ve askeri işlerin başına geçmemde, kuşkusuz sakınca vardı. Ama o sakınca, başarısızlığa uğradığımda benim herkesten önce ve herkesten çok en ağır cezaya çarptırılmamdan başka bir şey olabilir miydi ? Oysa bütün yurdun ve koskoca bir ulusun ölüm ve kalımı söz konusu olurken 'yurtseverim' diyenlerin kendi sorunlarını düşünmeğe yer var mıdır ?
Ben bazı arkadaşlarca ileri sürülen düşünce ve kuruntuya uysaydım, iki bakımdan büyük sakıncalar doğacaktı.

Birincisi, düşüncelerimde, kararlarımda ve bütün kişiliğimde tutarsızlık ve yetersizlik olduğunu itiraf etmekti ki, bu husus benim vicdanen üstlendiğim görev bakımından düzeltilmeyecek bir hata olurdu. Tarih tartışılmaz bir biçimde ortaya koymuştur ki, büyük işlerde başarı için gücü ve yeteneği sarsılmaz bir başkasının varlığı çok elzemdir. Bütün devlet büyüklerinin umutsuzluk ve güçsüzlük içinde, bütün ulusun başsız olarak karanlıklar içinde kaldığı bir sırada 'yurtseverim' diyen bin bir çeşit kişinin bin bir türlü davranış ve inanç gösterdiği kargaşalı bir zamanda, birçok hatırlı ve imtiyazlı kişilerin sözlerine uyma zorunluluğuna inanarak, korkusuz yürünebilir mi ve en sonunda ulaşılması çok güç olan hedefe varılabilir mi ?
Tarihte böylece amaca ulaşmış bir toplum gösterilebilir mi ?


İkincisi, ulus, yurt, siyaset ve ordu yöneticiliğinde hiç bulunmamış ve bu alanda değeri belirmemiş ve denenmemiş gelişigüzel kişilerden kurulması olasılığı bulunan herhangi bir Heyet-i Temsiliye'ye söz konusu görev bırakılabilir miydi ? Bırakıldığında, yurdu ve ulusu kurtaracağız dediğimiz zaman ulusu ve kendimizi aldatmayacak mıydık ? Böylesine bir heyete, perde arkasında yardım edilebileceği düşünülse bile, bu yol güvenceli sayılabilir miydi ?
"
Nitekim tarihin akışı içinde gelişen olaylar Atatürk'ün bu düşüncelerinde haklı olduğunu gösterecektir.

SİVAS KONGRESİ
23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi toplandı. Artık bütün vatanseverler Atatürk'ün etrafında kenetlenmişlerdi.
Erzurum kongresinde, bir yandan, vatanın ayrılmaz bir parçası olan Doğu illeri halkının düşmanla mücadele için elbirliği ile çalışacağı kararlaştırılmış, bir yandan da milli bir istek olarak İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın toplanıp gereken önlemleri alması gereği vurgulanmıştı.
Erzurum'da başlayan yerel kongre akımı, Batıda Yunan tehdidi altında bunalan Marmara ve Ege bölgelerinde devam etti. 26 Temmuz 1919'da Balıkesir'de, 6 Ağustos'ta Nazilli'de, 16 Ağustos'ta Alaşehir'de kongreler toplandı. Bu kongreler sonucunda "Kuvayi Milliye" adı altında vatansever milis güçleri kuruldu.
4 Eylül 1919'da ise, millî egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı.
Kongrede, "vatanın bölünmez bir bütün olduğu" konusunda millet temsilcileri ortak bir karara vardılar. Ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Başkanlığına da doğal olarak Mustafa Kemal Paşa seçildi. Kongre sonucunda oluşturulan "Heyet-i Temsiliye" milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı. Ancak, İstanbul yönetiminin ruhsal ve duygusal ağırlığı henüz devam ediyordu.
Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal Paşa'nın istediği "kuruculuk" niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis'i Mebusan'ın toplanmasını padişaha bildirilmesine karar vermişti.
Ancak bu karar da önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve millî egemenliğe geçişin ikinci evresi de tamamlanmıştı. Üçüncü aşamada ise, millî egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir büyük Meclisin kurulması ve Kurtuluş Savaşı'nın millî güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.
ØMİSAK-I MİLLÎ (ULUSAL AND)
Sivas Kongresi sonuçları ülke çapında büyük coşkuyla karşılanmış, millî hareketin her yerde egemen olduğu düşüncesi giderek güç kazanmıştı. Atatürk, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. Kurtuluş Savaşının ve yeni kurulacak millî Devletin merkezi yönetim yeri de belli olmuştu.
Sivas Kongresi kararına uygun olarak son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı 12 Ocak 1920'de toplandı. Ancak, Meclis içindeki vatanseverler, bütün çabalarına rağmen padişahın egemenliğine dayalı sistemin ortam ve alışkanlıklarını yok edemediler. Bu durum, Meclis-i Mebusan'a bağlanan son ümitleri de yıktı. Ama, yine de anayasal nitelikte önemli bir karar alınabildi. 28 Ocak 1920 tarihli bu karar, "ulusal and" anlamına gelen "Misak-ı Millî" idi.
Misak-ı Millî (ulusal and), daha Erzurum Kongresi sırasında biçimlenmeye başlanmış, Sivas Kongresi'nde olgunlaşmış ve sonuçta esasları doğrudan doğruya Atatürk tarafından yazılmıştı. Temel ilke olarak, "vatanın ve milletin bõlünmezliği" vurgulanıyordu.
Millet adına bu yeminin edilmesi için, millî güçler yanlısı her Meclis-i Mebusan üyesi büyük çaba göstermiş ve sonunda bu kararın alınması gerçekleştirilmiştir,
Millî And, özetle şöyledir :
Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyeleri barışa kavuşmak için şu vazgeçilmez şartları ileri sürerler :
·Dünya Savaşının bitiminde imzalanan Mütareke Antlaşmasının çizdiği sınırlar içinde, din, ırk ve asılca birlik oluşturan vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan kopartılamaz.
·Osmanlı Saltanatının ve Halifeliğin merkezi İstanbul’un güvenlik içinde bulunması şartı ile Boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan Batı Trakya'da, Mütareke sınırları dışında tutulmak istenen Kars, Ardahan ve Batum'da halk oyuna başvurulması gerektir.
·Osmanlı Devletindeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde de halk oyuna gidilmelidir.
·Bağımsızlığımızı sınırlayacak siyasî, ekonomik hiç bir antlaşma kabul edilemez.
·Bu şartlar kabul edilmezse barış yapmak imkânsızdır.
Meclis-i Mebusan'da alınan ve ilan edilen Misak-ı Millî kararı, Ayan Meclisinde görüşülmedi. Dolayısıyla onaylanmak üzere padişahın önüne de gelmedi.
İtilaf Devletleri bu karar karşısında, İstanbul Hükümetini millî güçlere karşı harekete geçmeye zorladılar. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi. Meclis-i Mebusan basıldı. Anadolu hareketi yandaşları ve bir kısım aydınlar tutuklandı. Resmi dairelere el kondu.16 Mart günü Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. İki gün sonra toplanan Meclis, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.11 Nisan 1920'de padişahça dağıtıldı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı tarihe karışmıştı.
Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer alan "Türk vatanı ve milletin bölünmezliği" ilkesinin millî ve hukukî dayanağı, hâlâ yaşayan "Misak-ı Millî" ruhudur.
TeqSlahJor çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-01-07, 00:10   #2 (permalink)
Yönetim Futbolcu Taraftar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2006
Yer: Jαρσηуα - Saga ( 日本国)
Yaş: 20
Mesajlar: 18,721
Rep Puanı: 69772833
Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11Dєиiz_мx Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 697948
Varsayılan C: Erzurum Kongresi - Tarih


Ödev paylaşımın için Teşekkürler Emre Bu bölüme az katkın yok...
Dєиiz_мx çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-01-07, 16:38   #3 (permalink)
Sandıklılı Moderatör
 
Giriş Tarihi: 11-07-2005
Mesajlar: 23,212
Blog Mesajları: 13
Rep Puanı: 75154010
CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11CaYKeSh Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 751811
Varsayılan C: Erzurum Kongresi - Tarih


Erzurum ve Sivas Kongresini anlatmışsın
Başlığı değiştirelim o zaman
Bizim final konuları bu
Teşekkürler paylaştığın için.
CaYKeSh çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 20:41
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492