Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 01-01-07, 02:20   #1
derebeyi1907

Varsayılan İç İsyanların Sebepleri ve Sonuçları


İç İsyanların Sebepleri ve Sonuçları


İstanbul’un işgali ve Meclis-i Mebusan’nın kapatılmasından sonra, bütün ülke genelinde olduğu gibi İstanbul’dan da Ankara’ya önemli bir göç vardı. Bir çok mebus, idareci ve asker Ankara’ya gelerek yeni bir askeri ve idari kadro oluşturuyordu. Nihayet bu birikimin ilk ve en önemli olayı, Ankara’da TBMM’nin açılmasıdır.
Bütün bu olumlu gelişmeler İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti’ni ve kendi heaplarına ülkemiz üzerinde bazı projeler tasarlamış olan itilaf devletlerini oldukça rahatsız etmeye başlamıştı. Bu güç odakları, gün geçtikçe kendilerini dahada zor durumda bırakacağını anladıkları Anadolu’daki gelişmelere engel olabilmek için ülke bütünlüğünü tehlikeye düşüren askeri, siyasi ve sosyal yönlerden büyük zararlar meydana getiren çeşitli isyanların çıkmasında etkili olmuştur. Mustafa Kemal’in Nutuk kitabındada yazdığı gibi “Bir süre önce, millet, Hey’et-i Temsiliye etrafında toplanarak, Damat Ferit Hükümeti ile ilişki ve haberleşmelerini kesmiş iken, Ali Galip’in teşebbüsü gibi tek tük olaylardan başka, böyle genel bir ayaklanma olmamıştı. Bu seferki yaygın ve genel ayaklanmalar, memleket içinde çok hazırlık yapıldığını gösteriyordu. Damat Ferit Hükümeti’nden sonraki hükümetlerle, milli şuurun korunması ve güçlendirilmesi için yaptığımız mücadelelerin ne kadar haklı sebeplere dayandığı, acı bir şekilde bir daha anlaşılmış oluyordu.”
İsyancılarda ortak olan ve halkı isyana sürükleyen düşünce, ulusal mücadeleyi başlatan, yöneten ve sürdüren kişilerin hilafete, şeriata, saltanata karşı gelen kişiler olduğuydu. O zamanlarda ulusal bilincin gelişmediğini ve halkın bu yüzden dine bağlılığının kullanılması çok normal. İsyanı çıkaran ve yönetenler o zamanlar Anadolu’da yaşayan halkın dine olan bağlılıklarını ve geçim zorluklarını kullanmıştır. Ki özellikle Çerkez Ethem Ayaklanmasında bunlar ön plandaydı.
Bütün bunlardan sonra ayaklanmaların sebeplerini sıralayacak olursak;
• Ankara’daki gelişmeler sonucunda Anadolu’daki kontrolün tamamen elinden gittiğini gören İstanbul Hükümeti’nin beyan ve teşvikleri sonucu çıkan ayaklanmalar,
• Anadolu’daki milli hareketin başarılı olması halinde, Türkiye ve Türk Milleti üzerine hazırladıkları projelerinin bir işe yaramayacağını anlayan İngilizlerin ve diğer itilaf devletlerinin kışkırtmaları sonucu çıkan ayaklanmalar,
• Devlet otoritesinin boşluğundan yararlanarak etrafına topladığı adamlarla eşkiyalık yapanların çıkarttığı olaylar,
• Ülke bütünlüğünü parçalayarak yeni siyasi teşekküller kurmak amacıyla çıkan ayaklanmalar,
• Başlangıçta Kuva-yı Milliyeci iken şahsi hesaplar yüzünden TBMM’ye karşı olan kişilerin çıkardığı ayaklanmalar.
Çıkan bu ayaklanmalrı iki grupta inceleyebiliriz. Bunlar sırasıyla;
• TBMM’yi ortadan kaldırmaya yönelik ayaklanmalar
 Anzavur İsyanı
 Kuvayı İnzibatiye
 Düzce, Hendek ve Adapazarı İsyanları
 Yenihan, Yozgat ve Boğazlıyan İsyanları
 Delibaş İsyanı
 Milli Aşireti İsyanı

• Düzenli Ordu’ya karşı olan isyanlar
 Çerkez Ethem Olayı
 Demirci Mehmet Efe İsyanı

Tüm bu isyanlar sonrasında şu sonuçlar ortaya çıkmıştır;
1) Milli kuvvetleri yaklaşık olarak bir yıl oyalayan bu ayaklanmalar, milli kuvvetleri meşgul ederek Milli Mücadele’nin gecikmesine sebep olmuştur,
2) Devlet otoritesini sarsmış ve asayişin sağlanmasını güçleştirmiştir
3) Askeri yönden zaten zayıf olan imkanlar fazlasıyla azalmıştır
4) Bu isyanlardan sonra birlik ve beraberlik sağlanarak, İstiklal Savaşının önündeki engeller büyük ölçüde kaldırılmıştır.

ÇERKEZ ETHEM İSYANI

Kurtuluş Savaşı’ndan önce hizmetleriyle, sonrada ulusal davaya ihanetiyle dikkat çeken Kuvayı Seyyare Komutanı Ethem Bey ilk zamanlarda Bulgarlar ile Çatalca’da yapılan savaşlara katıldı. Birinci Dünya Savaşı başladığında İran içlerinden ve Afganistan üzerinden Orta Asya’ya ulaşma amacını taşıyan gerilla seferinde, ardından Uceymu Paşa Sadun komutasındaki Irak harekatında görev aldı.
Daha sonra Bandırma tarafına yerleşen Çerkez Ethem, burada Çerkez gençlerinden oluşturduğu bir çete ile çevrede eşkiyalık yapmaya başladı. Zamanla Gönen, Kirmasti, Balıkesir ve Bandırma’dan tanıdığı kimi Çerkez’leride yanına alarak bölgedeki en kuvvetli Kuvay-ı Milliye durumuna geldi.
Bunun üzerine Batı Anadolu’nun Yunan işgalina uğraması tehlikesine kapılan Rauf Bey, Ege bölgesini örgütlemek için Anadolu’ya geçti. Çerkez Ethem’i de alarak Salihli’de bulunan Eşref Bey’in çiftliğini bir üs olarak kullanmaya başladı. Bu çiftlik daha I. Dünya Savaşı yıllarında çeşitli silah ve cephanenin depo edildiği bir gizli üs durumuna getirilmişti. Bu çiftlikte kendi arkadaşları ile kurduğu çeteyi, çevredeki Poyraz Ağa ve Alaşehirli Mustafa Bey kuvvetlerinide çetesine katan Çerkez Ethem, 1920 ortalarına kadar Yunanlılar’a cesaretle karşı koyan Salihli cephesini meydana getirdi. Ulusal hükümetin kuruluşu dönemimde ve düzenli ordunun yeniden örgütlenmesine kadar geçen sürede, ulusal amaca çok yararlı hizmetlerde bulunmuştur. Başarılarından dolayı kendisine “Umum Kuvay-ı Seyyare ve Kütahya Havalisi komutanlığı” unvanları verilerek Ali Fuat Paşa’ya bağlandı. Ancak bu bağlantı yüksek komuta düzeyinde olduğundan, egemen olduğu bölgede dirlik ve düzeni, özellikle savaşı kendi bildiğince yönettiği, halktan dilediği gibi para toplayarak adalet dağıttığı için başına buyruk bir konumdaydı. Anzavur ayaklanmalarının bastırılmasında, Sivas’a ve Ankara dolaylarına kadar yayılan Yozgat-Yenihan-Düzce ayaklanmasının bastırılmasında, İzmit’te Süleyman Şefik Paşa’nın Hilafet Ordusunu, Hendek’te mutasarrıf İbrahim Bey’in Kuvayı Ahmediye’sini yok etmekte ve Demirci’de Yunanlılar’a ilk büyük darbeyi indirmekte üstün başarı göstermesi, ününü arttırdığı gibi, TBMM’de “Ulusal kurtarıcı” ilan edildi ve rütbesiz ilk milli kuvvet kahramanı oldu. Çerkez Ethem’in bu kadar güçlü ve şanının yüksek olduğu bir dönemde, TBMM hükümetinin oluşturmak istediği düzenli ordu örgütlenmesine karşı olanlar ve bundan çıkar umanlar, Çerkez Ethem’in ağabeyleri Saruhan (Manisa) milletvekili Reşit Bey ve Yüzbaşı Tevfik Bey başta olmak üzere, Ethem’i ihanete kadar götüren bir siyaset oyununun içine attılar. Öte yandan Yeşil Ordu’cular da Rusya’da kurulanlara benzer, bir Anadolu Çerkez Devletinin başkanı yapacakları vaadiyle Ethem’i aralarına alarak onun kazandığı ünü sömürmeye yöneldiler. Bu arada Çerkez Ethem’in gücünden dolayı ağabeyleri TBMM hükümetinden milli savunma bakanlığı, genelkurmay başkanlığı ya da kolordu komutanlığı ister duruma geldiler. Hatta bazı siyaset adamları Çerkez Ethem’i Mustafa Kemal Paşa’ya karşı yeni bir önder olarak görmeye başlamışlardı. Bu sırada Ali Fuat Paşa’nın Moskova Büyükelçiliği ile Batı Cephesi Komutanlığından ayrılması, onu düzenli ordunun öncüsü ve Batı Cephesinin yeni komutanı İsmet Bey ile doğrudan karşı karşıya bıraktı. İsmet Bey işe Çerkez Ethem’in yetkilerini kısıtlamakla başladı ve O’nun ünvanını “Birinci Kuvayı Seyyare Komutanı” olarak değiştirdi. Daha sonra da çeteleri bir kadro ve bütçeye bağlamak isteyince, Ethem Bey’in ağabeyi ve Kuvayı Seyyare Komutan vekili yüzbaşı Tevfik Bey bu öneriyi reddetti. Ethem Bey ise, çalışmaları hakkında bağlı oldukları Batı Cephesi Komutanlığına bilgi vermemeye başlamıştı. Bu konu TBMM başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından Ethem Bey’e sorulunca Ankara’da bulunana Ethem Bey bazı özürler sunarak bağlılığını dile getirmiştir. Çerkez Ethem, Tevfik Bey ile İsmet Bey arasında geçen tartışma üzerine TBMM vekillerinden Hayati Bey’e söyle bir telgraf gönderilmiştir.
30,11,1920
“Hayati Bey kardeşime
Tevfik Bey ile İsmet Beyefendi arasındaki anlaşmazlığın sebepleriyle, bu konuda her ikisiyle yaptığımız yazışmaları olduğu gibi takdim ediyorum. Lütfen Paşa Hazretleri’ne gösterilip, okunarak yanlış bir kanaata meydan verilmemesini rica ederim, efendim.
Kuva-yı Seyyare ve Kütahya Bölgesi
Komutanı
Ethem”
Ancak, bu yanıtlarla yetinmeyen Mustafa Kemal Paşa, iki komutan arasındaki anlaşmazlığı gidermek için Ethem’i de yanına alarak İsmet Bey’le buluşmak üzere Bilecik’e doğru yola çıktı. Eskişehir’de Mustafa Kemal’in treninden gizlice ayrılan Ethem Bey, kuvvetlerinin başına döndü. Ankara’da toplanan Bakanlar Kurulu son bir girişimde bulunmak amacıyla Ethem Bey’in büyük ağabeyi milletvekili Reşit Bey ile Celal Bey’inde içinde bulunduğu dört beş kişilik bir grubu Ethem Bey’in karargahına göndererek anlaşma yolları arandı. Ancak önceki görüşlerinde direten Ethem Bey, Cenup Cephesi Komutanı Miralay Refet Bey’in komutanlıktan alınmasını, Garp Cephesi Komutanının da Kuvay-ı Seyyare’ye karışmamasını istedi ve Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa’yı İsmet Bey ve Refet Bey’i tutmakla suçladı. Bu sert tutum üzerine TBMM Hükümeti 27 Aralık 1920 kararnemesini yayımladı. Bu kararnameye göre;
“1) Birinci Kuvayı Seyyare de, öteki bütün askeri birlikler gibi kayıtsız şartsız TBMM’nin kanunlarına itaat etmek zorundadır.
2) Bu komutanlık, askeri vazifelerle ilgili düşünce ve tekliflerini doğrudan bağlı olduğu Batı Cephesi Komutanlığı yapar.
3) En yüksek merci, Başkomutanlıktır.”

Ankara Hükümeti’nin bu kesin kararlarını dinlemeyen Ethem Bey’in üzerine İzzettin Bey komutasındaki iki piyade ve yedi süvari alayı gönderildi. Kütahya yakınlarındaki ilk çatışmada kuvvetleri bozguna uğrayan ve dağılan Çerkez Ethem, Gediz’e geri çekilmek zorunda kaldı. Bir yandan Yunan Başkomutanlığıyla pazarlığa girişirken, bir yandan da Sadrazam Damat Ferit’e başvurarak, TBMM ordularına karşı savaşmak için kendisine görev verilmesini istedi. İstanbul Hükümeti’ninde desteği ile Birinci İnönü Savaşı’nın en bunalımlı günlerinde, yine İzzettin Bey komutasındaki 61.Tümen’e saldırıp püskürtüldü. Affedilme olanaklarını da yitirmiş bir vatan haini durumuna düştü. İnönü Savaşlarının düzenli ulusal ordunun zaferiyle sonuçlanması üzerine çevresindeki çeteciler kendisinden uzaklaşmaya başlayınca, durumu iyice sarsılmaya başladı. Savaşma gücünü yitirdiğinden dolayı Yunanlıların safhına geçerek Salihli’deki Eşref Bey çiftliğine çekildi. Emrindeki askerlerin bir kızmı Batı Cephesi Kuvvetlerine katılmış, bazıları ise Çerkez Ethem’le beraber gitmişlerdir. Yunanlılara sığınmış olan Ethem ve kardeşleri İstiklal Mahkemesi, vatana ihanet suçu ile yargılayarak, 9 Mayıs 1921 de gıyaplarında idama mahkum etmiştir. Ethem kardeşler, bundan sonra Yunan ordularının arkasındaki bölgelerde faaliyet göstermişlerdir. Daha sonra ağabeyleri Ürdün’e kaçmışlardı. Çerkez Ethem’de ilk önce Yunanistan’dan Almanya’ya, Almanya’dan Mısır ve Ürdün’e ağabeylerinin yanına sığınmıştır. Ve 21 Eylül 1948 yılında Amman’da ölmüştür.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat