Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 01-11-09, 19:56   #6
SiLєηт αѕѕαѕiη

Varsayılan C: 10.sınıf Osmanlı BalkanLarda Yaptırdıgı Mimari Eseler


SiLєηт αѕѕαѕiη Hizmetinizde

BALKAN ÜLKELERİNDE
MÜSLÜMAN-TÜRK KÜLTÜR MİRASI
OSMANLI Devleti'nin, Balkanlar'daki hakimiyeti yaklaşık 500 yıl sürmüştür. Bu uzun dönem boyunca Müslüman-Türk kültürüne ait önemli eserler inşa edilmiş, bölgenin gayrimüslim halkları da bu zengin kültürden faydalanmıştır. Osmanlı Devleti imar çalışmalarına büyük önem vermiş; yollar, köprüler, camiler, medreseler inşa etmiş, ardında sayısız eser bırakmıştır. Ancak kültür mirası, mimari eserlerle sınırlı değildir; Balkan topraklarında yerleşen Müslüman-Türk gruplar, beraberlerinde halk ve tasavvuf edebiyatını, çeşitli sanat kollarını, yeme-içme kültürünü, daha doğrusu Müslüman-Türk medeniyetinin bütün unsurlarını bu bölgeye taşımış, yaygınlaştırmış ve günümüze kadar yaşamasını sağlamışlardır. Örnek olarak Türk yemek kültürüne ait birçok unsur bugün Balkanlar'da gelenek haline gelmiştir; bu çerçevede pide, börek, kebap, dolma, somun, gevrek, sarma, helva, boza, salep, kahve, şerbet, kadayıf, baklava, fincan, bardak, tas, cezve gibi sayısız kavram Balkan kültürüne geçmiştir. Bugün Balkan ülkelerinde gezen bir turist, hemen her adımında Osmanlı'dan kalma bir eserle karşılaşmakta, o kültürün izlerini takip edebilmektedir. Uzun yıllar boyunca ihmal edilen ve ancak son zamanlarda yeni yeni ilgi görmeye başlayan bu eserler 500 yıl boyunca kök salmış bir kültürü temsil etmektedir.
2.1. Mimari Eserler
Balkanlar'da, Osmanlı dönemine ait Türk şehir mimarisinin en güzel örnekleri verilmiştir. Bu çerçevede şehir merkezlerine cami-mescit, tekke-zaviye ve türbe gibi dini yapılar; han, bedesten, kervansaray, arasta ve çarşı gibi ticari yapılar; imaret, hamam, köprü, su kemeri, çeşme ve saat kulesi gibi sosyal yapılar; mektep, medrese ve kütüphane gibi eğitim merkezleri; kale, kule-ocak, burç ve tabyalar gibi askeri yapılar inşa edilmiştir.[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Mimari zenginliğin de İslam ahlakının uluslara kazandırdığı bir vasıf olduğunu belirtmek gerekir. İslam öncesinde Ortadoğu ve Orta Asya halkları mimari yönden oldukça geri bir düzeyde olmalarına karşın, İslam ahlakıyla şereflenmelerinin ardından, diğer pek çok kültürel alanda olduğu gibi mimari alanında da büyük bir yükseliş yaşamışlardır. Kuran'da Hz. Süleyman'ın estetik zevkini ve yaptırdığı büyük mimari eserleri bildiren ayetler tüm Müslümanlar için yol gösterici olmuştur:
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık... Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı... (Sebe Suresi, 12-13)
Bu şuurla yapılan mimari eserleri, İslam tarihinin her döneminde görmek mümkündür. Osmanlı ise bu alandaki zirveyi temsil etmektedir. Türk mimari tarihinin ünlü isimlerinden Ekrem Hakkı Ayverdi, uzun araştırmalar sonucunda yayınladığı Avrupa'da Osmanlı Mimarisi adlı eserinde, Osmanlı'nın sadece Balkanlar'da 15.787 adet mimari yapı inşa ettiğini ortaya koymuştur.[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Sadece Bulgaristan'daki mimari eserlerin sayısı 3399 adettir; bu sayı, 2356 adet cami-mescit, 142 medrese, 273 mektep, 174 tekke-zaviye, 42 imaret, 116 han, 113 hamam-ılıca-kaplıca, 27 türbe, 24 köprü, 16 kervansaray, 74 çeşme, saat kuleleri, hastaneler, bedestenler, kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir.[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuştur; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok azdır.

Vardar Nehri üzerinde, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Taş Köprü (Fatih Köprüsü). (solda)
Samokov'da bir Türk çeşmesi(sağda)
Bu mimari yapılardan Romanya Babadağ'daki Sarı Saltuk Türbesi; Arnavutluk Kruya'da Sarı Saltuk Türbesi; Bosna-Hersek Blagay'da Sarı Saltuk Türbesi; Bulgaristan Obroçişte-Balçık'ta Akyazılı Tekkesi ve İmareti; Köstendil'de Koca İsnak Paşa Köprüsü, Uludere Harmanlı Köprüsü; Budapeşte'de Gül Baba Türbesi; Kosova Priştine'de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi; Üsküp'te Sultan Murat Camii, Kurşunlu Han; Filibe'de Sultan Murat Hüdavendigar Camii, Karagöz Paşa Medresesi, Hünkar Hamamı, Şahabeddin Paşa Hamamı; Saraybosna'da Gazi Hüsrev Bey Camii; Sofya'da Mahmut Paşa Camii ve Kervansarayı, S Şumnu'da Şerif Halil Paşa Camii, saat kulesi; Yunanistan Kavala'da Mehmet Ali Paşa Medresesi, yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü; Manastır-Bitola, Pirlepe'de saat kuleleri; Peç'te Kazım Paşa Camii gibi çeşitli örnekler günümüze kadar ulaşmıştır.. Ancak ne var ki, bu yapıların bazıları bakımsız ve ihmal edilmiş durumdadırlar. Özellikle Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerdeki eserler, Eski Yugoslavya'da bulunanlara göre çok daha kötü durumdadır. Türk kültür mirasının bir parçası olan bu önemli eserler, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. İhmal ve bakımsızlığın yanı sıra yıkılmayan bazı önemli tarihi binaların farklı amaçlarla kullanılması, bilinçsiz bir şekilde tadilat çalışmalarında bulunulması, eserlerin ideolojik olarak tahrip edilmesi bu mimari yapıların tükenmesine yol açmaktadır. Türkiye'nin bu eserlerin restorasyonu ve korunması için girişimde bulunması, Balkan ülkeleriyle bu konuda iş birliği imkanları araması son derece isabetli bir politika olacaktır.

Macaristan'da Osmanlı'dan kalan en büyük mimari eser olan Gazi Kasım Paşa Camii şu anda kilise olarak kullanılıyor. Caminin kubbesi, Hunyadi Yanoş heykeliyle yüz yüze Peç'in en kalabalık meydanına bakıyor. (solda)
Macaristan'ın her yerinde Osmanlı'nın izlerine rastlamak mümkün. İşte, Kanuni döneminde kuşatılmasına rağmen, kışın bastırması sebebiyle alınamayan, 1596 yılında III. Mehmed tarafından fethedilen Eğri Kalesi'nden bir görünüm. III. Mehmed, bu zaferden dolayı, Osmanlı tarihinde "Eğri Fatihi" olarak anılır.(sağda)
2.2.Edebiyat Mirası
Balkanlar'da, Osmanlı yönetimi tarafından sürdürülen imar faaliyetleri, bilim, kültür ve sanat konusunda önemli ilerlemelere yol açmıştır. Özellikle bu dönemde inşa edilen medrese, mektep, tekke ve zaviyeler, yeni bilim ve sanat insanlarının yetişmesini sağlamıştır. Nitekim II. Beyazıd döneminden itibaren yazılı metinler üreten sanatçılara rastlanmaya başlanmıştır. Balkanlar, Osmanlı İmparatorluğu içinde, sanatçı, bilim ve devlet adamı üreten bir merkez haline gelmiştir. 16.-17. yüzyıllar arasında, devlet içinde görev alan 22 sadrazam Bosnalı'dır. 16. yüzyıla gelindiğinde, Osmanlı edebiyat eserlerinin büyük bir kısmı da Balkanlar'da üretilir olmuştur.[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Bu konuda önemli eserler veren Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen yaptığı araştırmalara dayanarak bu konuyu şöyle açıklamaktadır: "…Osmanlı sarayından başlanarak taşrada şehzade sancakları ve beyler, kendi konumlarına uygun bir sanatçı kadrosunu maiyetlerinde bulunduruyorlardı. Böyle bir kadro, yöneticiliğin şartlarından sayılıyordu. Osmanlı Rumelisi özel konumu nedeniyle çok sayıda akıncı ailesinin de barınma yeriydi. Bu yüzdendir ki akıncı beyleri, çevrelerinde maiyetlerindeki serdengeçtileri sürekli istim üzerinde tutacak derviş-meşrep şairlere ihtiyaç duyarlar ve onları himaye ederlerdi…
Bu ve buna eklenecek başka sebepler yüzünden Rumeli adeta şairler ocağıdır.."[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Ayrıca İsen'in araştırmasında, şair tezkirelerine dayanarak Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Yugoslavya gibi Balkan ülkelerinde yaşamış çok sayıda Osmanlı şair ve edebiyatçısını da tanıtılmaktadır.
Balkanlar'da Türk edebiyatının tasavvuftan halk edebiyatına kadar her türünde önemli eserler verilmiş, bu edebi anlayış, bölgede kök salmış ve yerel halkların kültürüyle kaynaşmıştır. Balkan ve Türk grupların arasındaki kültür alışverişi, ortak bir kültürün temelini oluşturmuştur. Bölgede konuşulan Slav ve Türk dilleri alışverişe girmiş, sayısız Türkçe kökenli kelime, çok sayıda atasözü, deyim, fıkra Balkan kültüründe yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri Nasrettin Hoca'dır. Anadolu'dan göç eden Türkmenlerle Balkanlar'a ulaşan Nasrettin Hoca fıkraları yerel halk tarafından benimsenmiş ve kendi halk kültürlerine maledilerek sahiplenilmiştir:
Sırpça-Hırvatça'da Türkçe kökenli kelimelerin sayısının 7000 dolayında olduğu yıllar önce tespit edilmiştir. Bulgarca'da bunların sayısının 5000 dolayında olduğu B.Tsonev tarafından ortaya atılmıştı. Ancak yapılan en yeni araştırmalar Bulgarca'daki Türkçe kökenli kelimelerin 6500'ün üzerinde olduğunu göstermektedir (Bkz.:Alf Grannes, Kjetil Rö Hauge, Hayriye Süleymanoğlu, Bulgarca'da Türkçe Kökenli Kelimeler Sözlüğü)… Ünlü Bulgar mizah yazarı Radoy Ralin, Bulgarca'da kullanılmakta olan Türkçe kökenli atasözlerinin sayısının 500 olduğunu söylüyor… Bulgarlar arasında bilinen Nasrettin Hoca fıkralarının 900, çeşitleriyle birlikte 2000 dolayında olduğunu yazıyor Sava Popov…[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Türk edebiyatının Balkanlar'da geniş olarak özümsenmiş olduğunu gösteren örnekleri artırmak mümkündür. Bu konuda yapılmış çok sayıda bilimsel araştırma, Slav ve Türk kültürünün kaynaşarak ortak ve zengin bir edebi kültür oluşturduğunu, Balkan kültüründe Türk izlerini takip etmenin kolay olduğunu ortaya koymaktadır.
2.3. Sonuç
Buraya kadar incelediğimiz az sayıda örnekten de anlaşılacağı gibi, Balkanlar'da 500 yıldan fazla bir süre boyunca hakim olan Osmanlı Devleti, zengin kültürünü bu bölgeye taşımış, halkların kurduğu ilişkiler bu kültürün paylaşılmasını, bölgede kökleşmesini sağlamıştır. Bölgeye göç eden Müslümün-Türk halklar, beraberlerinde Anadolu-İslam kültürünü, mimarisini, el sanatlarını, Türk Orta Asya-Anadolu kültür ve geleneğini, folklorunu taşımışlardır. Gittikleri bölgelerde, yerel halkla sıkı dostluk ilişkileri kurmuş, ilişkiler sadece ticaretle sınırlı kalmamıştır.
İslam ahlakını yakından ve en güzel örnekleriyle tanıma imkanı bulan halkın bir kısmı toplu olarak din değiştirmiş, Müslüman olmuştur. Bu yakınlaşma, akrabalık ilişkileriyle perçinlenmiş, ortaya zengin bir kültür çıkmıştır. Yeme-içme, giyim-kuşam gibi günlük hayatın esas unsurlarından halk türkülerine, anlatılan fıkralardan atasözlerine kadar Müslüman-Türk yaşam tarzının bütün unsurları yerel halkın hayatına girmiş ve önemli bir yer kazanmıştır. Kimi bölgelerde, ırkı Slav, dini İslam olan, farklı diller konuşan bu gruplar, Anadolu'yla Batı arasında gerçek bir kardeşlik ve kültür birlikteliği kurmuş, barış ve huzur temsilcileri olmuşlardır.
Son dönemlerde, bölgede yaşayan Müslüman-Türk nüfusun azalması, bu insanların göçe zorlanması ya da etnik katliama uğraması, temelleri 500 yıl önce atılan mevcudiyetin izlerini silememiştir. Uzun asırlar boyunca oluşan, zenginleşen, halkların içine işleyen kültür mirası, zor kullanılarak yok edilemez; ancak gerekli ilgi ve ihtimam gösterilmezse, bir anlamda bu mirasa ihanet edilmiş olunacaktır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-09, 00:32   #7
chilipepper

Varsayılan C: 10.sınıf Osmanlı BalkanLarda Yaptırdıgı Mimari Eseler


krdeş cok saol calısma için ama benım istedıgım senden bulgaristan ve arnavutlukdaki mimari eserler bunların fotoları ve altına kucuk notları sadece bu kdr sen cok farklı girmişşin ama emegıne saglık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-09, 22:22   #8
sabri basri

Varsayılan C: 10.sınıf Osmanlı BalkanLarda Yaptırdıgı Mimari Eseler


Osmanlı devleti ve hükümdarlığında asırlar boyu bir cınar gibi Anadoludan balkanlara göçen kök ve dal budak salan ve buralarını imar ederek pek çok şehir ve köyler kuran ve uyğun gördükleri yerleride imar ederek kendi zevk ve yaşayışlarına göre şekil vermişlerdir.Tatar Pazarcığı kazasının vakıf eserlerine gelinçe çelebi sultan Mehmed tarafından kurulan şehir Veziri azam Makbul İbrahim paşa tarafından imar edilmiştir. BUNLAR 8 CAMİ, 12 MESCİD, 7 TEKKE, 7 HAN,1 İBARETTİR.makbul İbrahim paşanın yaptırdığı kervansarayın 2000 deve ahırı,3000at,tavlası,80 odası,200şömine ile ısıtılan,salonları ve vezierleri agırlayan özel salonları varmış.Avlusu taş döşeli olup5000 atlının sığınacagı geniş bir meydandır. Müslüman- kafir ayırt etmeden beraberce kalarak yer ve içerlermiş. Yatarlarmış.Spfya-Filibe yolu üzerindeki bu büyük konak yeriolduğu için devamlı doluymuş. Kervansaraya Ayşe Sultan ilave su getiemiş ve bazı noksanlarını tamamlamıştır.BURADA30 CANİ, 3 MEDERESE,1 Türbe,6 TEKKE VE ZAVİYE,4 imaret, 2 mektebi, 2 hanı, 1 kalesi,1 hamamı, 1 kervansarayı varmış.1362 tarihinden itibaren Türk hakimiyetine giren Bulgaristan Bagımsızlığını1908 yılında alarak tam 546 yıl Türk kültür ve medeniyetinin tesiri altında kalarak şehirler ve köyler imar ederek binlerce Vakıf ihya etmiştir. İşte Balkanoloji araştırmaları bu tarihi kültürel mirasınızın izinde olup araştırmalarını devam ettirmektedir


1. Resim

[IMG]file:///C:/DOCUME~1/SABRIK~1/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.jpg[/IMG]

Üsküp

Türk Tarih Kurumu`nun (TTK) önderliğinde 8 yıl önce başlatılan yurtdışındaki `Osmanlı Eserleri Envanteri Projesi`nin Balkanlar ayağı son aşamasına geldi. Yüzde 80`i tamamlanan ve bire bir saha çalışmalarına dayanan projede ezber bozan detaylar öne çıkıyor. Sanat tarihçilerinin yurtdışındaki Osmanlı eserleri üzerine en kapsamlı çalışma olarak değerlendirdiği ve 2010`da tamamlanması beklenen envanter daha önce 15 bin 787 olarak tespit edilen Balkanlar'daki mimari yapıların iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.11 Balkan ülkesindeki Osmanlı eserlerinin yaklaşık yüzde 90 ı yıkılmış durumda... Ayakta kalan eserlerden 5 binine acil müdahale gerekiyor...Türkiye`den giden ekipler sadece cami kale medrese veya bedesten gibi akla ilk gelen yapıları değil; tekke zaviye türbe han arasta imaret hamam köprü su kemeri çeşme kule mektep kütüphane ocak ve tabya gibi birçok eseri tespit ediyor planlarını ve tek tek mimari özeliklerini çıkarıyor. Saha çalışmalarına katılan sanat tarihçilerine göre hemen müdahale edilmezse ayakta kalanların çoğu ortadan kaybolacak.






2.Resim

[IMG]file:///C:/DOCUME~1/SABRIK~1/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

Ortodoks Makedonlar Tarafından Yakılıp Yıkılan Tarihi Pirlepe Camii


Osmanlı 20. yüzyılın başlarına kadar 500 yıldan fazla hâkim olduğu Balkan topraklarını da Anadolu gibi imar ve ihya etmiş. Ele geçirdiği bu topraklardaki mevcut eserleri korumuş hatta onarmış ve bunların yanı sıra kendi kültürünü yansıtan eserler inşa etmiş. Bunu imparatorluğunun gereği olarak görmüş. Hem yerli halk hem de Anadolu'dan Balkanlar'a getirilen soydaşlarımız bu eserleri uzun yıllar kullanmış. Şimdi Rusya ve Balkanlar'daki kapalı rejimlerin çöküşüyle Türkiye Balkanlar'a yeniden eğildi. Ancak Osmanlı`nın ayrılmasından sonra bazı ülkelerde Türk ve Müslüman nüfus kalmadığı için eserler kolayca ortadan kaldırılmış. Türk ve Müslüman nüfusunun olduğu bölgelerde ise eserlerin bir kısmı ayakta. Mesela Macaristan`da nüfus kalmayınca 700 eserden sadece 28`i bugüne ulaşabilmiş. Onlar da turistik maksatlarla kullanılıyor. Kosova Bosna Hersek ile Makedonya`da Müslüman nüfus fazla olduğu için birçok eser varlığını koruyabilmiş. Dolayısıyla eserlerin en büyük sorunu sahiplenilmeme bakımsızlık milliyetçi saldırılar doğal afetler kasıtlı müdahale ve yanlış restorasyonlar nedeniyle kaybedilmiş...

Kosova Makedonya ve Bosna Hersek`teki eserlerin durumu iyi. Bulgaristan ile Arnavutluk`ta da ayakta olanlar var. Ama Hırvatistan`da yapı kalmamış. Sadece kale ile kuleyi bırakmışlar. Zaten daha çok dinî yapılar tahrip edilmiş ilk olarak.ülkedeki milliyetçilik akımları bu eserleri vuruyor. Meselâ 2004`te Mitroviçe`de bir Arnavut çocuk derede boğulmuştu. Arnavutlar kiliseleri ateşe vermişti. Sırplar da bu eyleme karşılık Osmanlı`dan kalan Belgrad`daki Bayraklı ve Niş`teki Ağa Camii`ni yaktı. Kavga edenler Arnavutlarla Sırplar ama yakılan Türk camisi. Camiler daha sonra oradaki Müslümanlarca onarıldı; ama eskisi gibi olamadı...2001`de Makedonya ile Arnavutluk arasında çıkan savaşta 15. yüzyıla ait Pirlepe Camii kundaklandı. O zaman 3 kilise ile 11 Türk eseri zarar gördü. UNESCO bu mabetleri onaracaktı. Kiliseler onarıldı; ama Türk eserlerinin onarımı Pirlepe Belediyesi`ne takıldı. Makedonya Hırvatistan ve Yunanistan`da kiliseye dönüştürülmüş camiler var. Makedonya`daki Haydar Kadı Camii`ni basket sahası olarak kullandılar. Zeminini komple yıkmışlardı. Sadece duvar ve kubbesi kalmıştı. Basket sahasından sonra da bira deposu yaptılar. Baskı gelince boşaltılar; ama o bölgede Müslüman nüfus olmadığı için eser sahipsiz kaldı. Genelde de Müslüman eserlere müdahalede bulunulmuş. Kosova`daki bazı eserler kasıtlı olarak Arap mimarisine göre restore edilmiş.1967`de Romanya ve Yugoslavya'nın Tuna Nehri'nde ortaklaşa inşa ettiği barajın suları altında kalan Osmanlı kalesi Adakale çoktan unutuldu...

3.Resim

[IMG]file:///C:/DOCUME~1/SABRIK~1/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.jpg[/IMG]

Atina Fethiye Camii-Monastraki Meydanında... (Yunanistan'da ibadete açık camii yokarkeolojik eserlerin deposu olarak kullanılıyor. Atina'daki iki camiiden biri)

Restorasyon çalışmalarında ODTÜ`den Tarihçi Ömer Turan ve Mimar M.Barış Yağlı vardı. Daha sonra Gazi`den Sanat Tarihçisi Neval Konukdeğerli arkadaşımız Mimar Mehmet Emin Yılmaz Filiz Canyurt Sevil Osmani-Öztürk Esra Yıldız Mimar Ammar İbrahimgil ve başka uzmanlar da yer aldı...
Envanter çalışmasına Devlet Planlama Teşkilatı ile Gazi Üniversitesi de destek verdi Yunanistan ile Diyanet TTK TBMM DPT projenin ana kaynaklarından... Osmanlı'yı yeniden canlandırmak gibi değerlendirildiğinden bürokrasi Rumeli'nden uzak durmaya özen göstermiş...Oysa o bölgeye sahip çıkmak bizim tarihi ve vicdani sorumluluğumuzdur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-11-09, 15:07   #9
asim06.

Varsayılan C: 10.sınıf Osmanlı BalkanLarda Yaptırdıgı Mimari Eseler


ya sizden Allah razı olsun o kadar işime yaradı ki anlatamam yani ödevi yarın teslim etcez hoca vermeyenlerin notunu kırıyomuştu hızır gibi yetiştiniz walla çok çok saolun size +rep yolluyorum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-12-09, 12:26   #10
k1967

Varsayılan C: 10.sınıf Osmanlı BalkanLarda Yaptırdıgı Mimari Eseler

çok saol dstum yhaaaa
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat