Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 07-10-09, 16:25   #1
PuSAt

Arrow Balkan Savaşları Ödev Timi


Balkan Savaşlarının nedenlerini ele almadan önce Şark Sorununu hatırlamakta yarar bulunmaktadır. Balkanların Osmanlı Devleti'nin elinden alınması Şark sorununun aşamalarından yalnızca birisidir. İngiltere devlet adamlarından Gladstone'nun Türklerin Avrupa'dan çıkarılmaları gerektiği şeklindeki düşüncesi Avrupa devletlerince bir ilke haline getirilmiş, bunun sonucu olarak da Osmanlı Devleti çeşitli sorunlarla karşı karşıya bırakılmıştır.


Balkan Devletleri arasında Osmanlı Devleti'ne karşı birleşme fikri 19. Yüzyılın ikinci yarısında başlamış, bu maksatla çeşitli girişimler de yapılmıştı. Ancak bu milletlerin birbirlerine olan güvensizlikleri özellikle Yunan- Bulgar zıtlaşması nedeniyle her hangi bir olumlu sonuç alınamamıştı. 1904-1905'de Japonlarla yaptığı mücadeleden başarısız çıkan Rusya siyasetinin ağırlığını yine Balkanlara dolayısıyla da Osmanlı Devleti'ne yöneltmişti.

Balkan Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti üç kıtadaki topraklarında da problemlerle karşı karşıya kalmış durumdaydı. Devletin dış siyaseti yanında iç siyaseti de oldukça karışıktı. Türk ordusunun eğitimli erlerinden 1908 girişliler terhis edildiğinden savaş gücü önemli derecede zayıflamıştı. Çeşitli yerlerdeki ayaklanmaları bastırmak için birçok birliğin görev yerleri ve konumları değiştirilmişti.
Dağılmakta olan Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki topraklarını ele geçirmek üzere harekete geçen ittifakın temelini "Bulgaristan-Sırbistan Antlaşması" oluşturdu. 13 Mart 1912 tarihli "Dostluk ve İttifak Antlaşması" ile Bulgaristan ve Sırbistan, birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıyarak Osmanlı Devleti'ne karşı birleşmiş duruma gelmişlerdi. Antlaşmanın uygulanması aşamasında Rusya önemli bir devlet konumuna getirildi. Böylece 1 Temmuz 1912'de de Bulgaristan ile Sırbistan'ın askeri yetkilileri arasında bir antlaşma imzalanması gerçekleşti.
Yunanistan ise Kuzey Ege'deki emellerini gerçekleştirebilmek için, 1911 yılından beri Bulgaristan ile bir ittifak gerçekleştirmek istemekteydi. Böyle bir ittifak ile Balkanlardaki amaçlarını daha kolay gerçekleştirebileceği düşüncesindeydi. Bu ittifak bir antlaşma ile resmileştirildi. 29 Mayıs 1912'de Sofya'da yapılan bu antlaşmaya göre:
  • İki devletten biri Osmanlı Devletinin hücumuna uğrarsa, diğeri hücuma uğrayan devlete yardımcı olacaktı.
  • İki devlet, Osmanlı sınırları içerisindeki Yunan ve Bulgar vatandaşlarına verilmiş olan ayrıcalıkları gerçekleştirmek üzere, birbirlerine yardım etmeyi üstleneceklerdi.
  • Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında Girit meselesinden dolayı savaş çıkacak olursa, Bulgaristan bir yardımda bulunmayacak, ancak Yunanistan lehine tarafsızlık politikası izleyecekti.
Bu ittifakların dışında 22 Eylül 1912'de Yunanistan ile Bulgaristan arasında bir askerî sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre, Yunanistan ve Bulgaristan birbirlerine yardım etmeyi taahhüt etmekte, en az 420.000 kişilik bir kuvvet oluşturmayı planlamaktadırlar.Girit konusunda da Yunan isteklerine uygun bir şekilde Osmanlı Devleti'ne karşı anlaşma sağlandığı da anlaşılmaktadır.

1912 Ağustos ayında da Bulgaristan, iyi ilişkiler yürütmekte olduğu Karadağ ile anlaşmaya varmıştı. Karadağ ile aralarında problemler olan Sırbistan da , bu problemleri bir yana bırakarak 6 Ekim 1912 tarihinde bu devlet ile bir antlaşma imzaladı.. Bu şekilde birbirleriyle çatışma içinde olsalar da Osmanlı Devleti'ne karşı birlik oluşturan Balkan Devletleri artık savaşa hazır bir konuma gelmişlerdi.

Osmanlı Devleti'nin bu olaylar karşısındaki tutumu ise hataları tekrarlamaktan ibaretti. Osmanlı Devleti'nin çok cepheli bir savaş için siyasi, askeri ve iktisadi bakımdan hazırlığı bulunmamaktaydı. İç ve dış siyasette çok hatalı bir tutum izlenmiş, giderilmesi mümkün olmayan ihmaller ortaya çıkmıştı.

Balkan ülkelerine yönelik bir istihbarat faaliyeti de bulunmamaktaydı. Osmanlı Devleti son ana kadar Balkan Devletleri arasındaki ittifak çalışmalarından habersizdi. Devletin malî, iktisadî politikası tümüyle dış baskılar altında yok olmuş, o günkü durumuyla büyük bir savaşı destekleme imkanlarından yoksun kalmıştı. Hükümet, Balkanlardaki ittifak haberlerini gereğince değerlendiremiyor, buna ek olarak iyi eğitilmiş, deneyimli askerlerini de terhis ediyordu. Hükümetin bu tutumu yüzünden, zaten Türkleri Balkanlardan atmak isteyen Balkan Devletleri ve onların destekçileri için de uygun fırsat ortaya çıkmış bulunuyordu. Hiç şüphesiz onlar kendi güçlerinin yanı sıra büyük devletlerden alacakları desteğe de güveniyorlardı.


I. Balkan Savaşı
I. Balkan Savaşını 8 Ekim 1912'de küçük bir Balkan devleti olan Karadağ Osmanlı Devletine savaş ilan ederek başlattı.Bu savaş ilanına diğer devletler de kısa bir süre sonra katılmışlar ve 17 Ekim 1912'de Bulgaristan ile Sırbistan ve 19 Ekim 1912'de de Yunanistan Osmanlı devletine savaş ilan etmişti.
Osmanlı orduları , hemen her cephede yenilmiştir. Bulgarlar karşısında Çatalca'ya kadar çekilmek zorunda kalan kuvvetler, Sırbistan'a da Kumanova'da yenilmişlerdir. Selanik 8 Kasım günü kendiliğinden Yunan ordusuna teslim olmuş; Türk kuvvetleri sadece Edirne'de Bulgarlar'a, Yanya'da Yunanlılara, İşkodra'da da Karadağlılara karşı bu şehirleri savunmayı sürdürebilmişlerdir.
Ege Denizi'nde de durum kötüydü. Yunan donanması 18 Ekim 1912 günü, Pire limanından demir alıp Çanakkale Boğazı'na doğru gönderilmişti. Boğazın ağzını tutan Limni adasında Türk askeri yok denecek kadar azdı. 21 Ekim 1912 günü Limni'yi savaşsız teslim aldı. Arkasından diğer adaları ele geçirdi. Böylece yüzyıllardır Osmanlı egemenliği altındaki bu adalar bir ay içinde Yunan işgali altına girmişti.

Osmanlı Devleti'nin denizde aldığı bu yenilgilerde ve Osmanlı donanmasının güçsüz kalmasında yabancı devletlerin, bu arada İngilizlerin de rolü olmuştu. Batılı ülkeler ve özellikle İngiltere, Yunan donanmasından daha güçlü bir Osmanlı donanması kurulmasını çeşitli yollarla engellemişlerdi. 1910 yılında gemi satın almak için İngiliz Hükümeti'ne başvuran Osmanlı Hükümeti'nin talebi kabul edilmemişti. Halbûki İngiltere Balkan savaşının patladığı günlerde, Yunanistan'a dört yeni muhrip birden göndermiş, Osmanlı Hükümeti bir oldu-bitti karşısında bırakılmış ve Türk-Yunan güç dengesi bozulmuştu. Osmanlı Deniz kuvvetlerinin çok uzun bir süre eğitimsiz bir vaziyette bulunması ve limanlara bağlı tutulması da denizdeki güçsüzlüğün bir başka sebebiydi.




Bulgarların Çatalca'ya dayanmaları, Sırpların Manastır'a girmeleri, Yunanistan'ın başarıları ve Arnavutluğun bağımsızlığını ilan etmesi üzerine İstanbul'da bir hükümet değişikliği olmuştu. İş başına geçen Kamil Paşa Hükümeti Balkan Devletleri'nden ateşkes istemişti. (Aralık 1912). Osmanlı Devleti'nin bu isteği üzerine, Londra'da bir konferans toplandı. Balkan Devletleri bu konferansta bütün Rumeli'yi istediler. Bulgarlar da özellikle Edirne'nin kendilerine verilmesini istediler. Bu sırada Avrupa Devletleri Osmanlı Devleti'ne bir nota vererek Edirne ve Adalar'dan vazgeçilmesini istediler. Kamil Paşa Kabinesi bunu kabul edeceği sırada İttihat ve Terakki bir baskınla Kamil Paşa Kabinesi'ni işbaşından uzaklaştırmış, Sadrazamlığa da Mahmut Şevket Paşa getirilmişti. Bunun üzerine savaş yeniden başladı. Ancak bu sefer Yanya ve Edirne de elden çıktı.
Bu durum karşısında Osmanlı Devleti'nin barış görüşmelerine yeniden başlanması isteği üzerine, Balkan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, 30 Mayıs 1913'de, "Londra Barış Antlaşması" imzalandı. Buna göre;
  • Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olacaktı.
  • Osmanlı Devleti, Arnavutluk ile Ege adalarının geleceğinin belirlenmesini büyük devletlere bırakacaktı.
  • Yunanistan; Selanik, Güney Makedonya ve Girit'i alacaktı.
  • Bulgaristan; Kavala, Dedeağaç ile birlikte, bütün Trakya'yı sınırları içerisine katacaktı.
  • Sırbistan, Orta ve Kuzey Makedonya'ya sahip olacaktı.
Londra Barış Antlaşması ile Girit tamamen Osmanlı hakimiyetinden çıkmaktaydı.


II.Balkan Savaşı



İkinci Balkan Savaşı Osmanlı Devleti'nin katılmadığı bir savaştır. Bu savaş, Birinci Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nden aldıkları toprakları paylaşamayan Balkan devletlerinin kendi aralarında yaptıkları bir savaştır. Osmanlı Devleti bu savaştan yararlanarak Edirne'yi tekrar topraklarına katmıştır. Bu savaşın sonunda Balkan savaşlarını sona erdiren antlaşmalar yapılmıştır.Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında da 29 Eylül 1913 tarihinde İstanbul Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti ile Bulgaristan sınırın Meriç nehri olarak belirlenmektedir. Bulgaristan'da kalan Türklerin hukukî durumları da bu antlaşma ile düzenlenmektedir. Sırbistan ile barış antlaşması da 13 Mart 1914'de İstanbul'da imzalanmış, bu antlaşma ile Sırbistan'da kalan Türklerin haklarının korunması sağlanmaya çalışılmıştır.
Osmanlı-Yunan barışı ise 14 Kasım 1913'de imzalanan Atina Antlaşması ile gerçekleştirildi. Bununla Osmanlı Devleti, Yunanistan'ın Balkanlar'da ele geçirdiği topraklar ile Girit'in bu devlete ait olduğunu resmen kabul etti. Ayrıca Yunanistan'da kalan Türklerin sahip olacakları haklar ve durumları da belirlendi. Ancak, 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması'nın beşinci maddesi gereğince, Ege adalarının geleceği büyük devletlerin kararına bırakıldığı için bu antlaşmanın şartları içinde yer almadı.





Sakarya Universitesi
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
pusat

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat