Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Tarih ve İnkılap Tarihi
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Tarih ve İnkılap Tarihi Tarih Bilgileri Paylaşımlarınız Bu Forumdan

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 07-04-08, 11:34   #1 (permalink)
Asistan
 
Giriş Tarihi: 03-03-2007
Yer: Balıkesir...!
Mesajlar: 23,109
Blog Mesajları: 110
Rep Puanı: 30217411
Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11Triblanka Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 302423
Varsayılan İstiklal Mahkemeleri [Fırlama Tim]


İSTİKLAL MAHKEMELERİ



B.M.M.'nin açıldığı tarihlerde Anadolu'nun iç ayaklanmaların etkisiyle nasıl olağanüstü bir tehlike içinde olduğunu görmüştük. Asayişsizlik, eşkiya, sefalet Anadolu'yu sarsıyordu. Yunan ordusunun ilerleyişi de moral çöküntü yaratmıştı. Asker kaçaklarının yarattığı tehlike büyük boyutlara ulaşmıştı. Silah altına çağrılanlar, İstanbul Fetvası'nın ve Padişah'ın askerliği kaldırıldığını bildiren ve B.M.M.'ni gayrı meşru ilan eden Ferman'ın etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor veya şubelerden ve kıtalarından kaçıyorlardı. açarken kendisine verilmiş olan silah ve cephanesini de götürüyordu. Bunlar iç ayaklanmaların insan gücünü oluşturuyorlardı. Bu sebeple düşmanla savaşacak ordu bulamıyordu. Hatta cephanelikleri bile koruyacak nöbetçi bulmakta güçlük çekildiği durumlara rastlanıyordu. Ayrıca casus, bozguncu, aleyhte propaganda ajanları, düşman ve İstanbul Hükümeti ile işbirliği yapanlar, düzenli ordu kurulmasını engelleyenlerin yarattığı tehlike de Ankara'yı sarmıştı. Bütün bu sorunları çözmek, Ankara'nın B.M.M. irade ve otoritesini bütün Türkiye'de egemen kılması gerekiyordu. Yunan ordusu, önünde savaşacak düzenli bir askeri kuvvet olmadığı için kolayca ilerliyordu. Kuva-yı Milliye ise düşmanı oyalamaktan başka bir şey yapamıyordu. Meşru olmayan ve merkezi otoriteden yoksun, sorumsuz kuvvetlerle devletin gücünü kurmak olanaksızdı. Yunan cephesi, yalnızca Aydın, Manisa ve Bursa cepheleri değil, işgale uğramış, uğramamış bütün vatan topraklarının kurtuluşu için, ulusun tüm varını ortaya koyup savaşması gerektiği bir vatan cephesiydi. Bu sebeple bütün ulusun inanç birliği içinde ve bir otorite altında bütünleşmesi gerekiyordu. M. Kemal Paşa daha Kasım 1919'da ulusal güçlerin örgütlenmesini bildirmişti. Fakat Meclis'in açıldığı tarihte ulusal otorite bir türlü sağlanamıyordu. Padişah ve Hükümetin yarattıkları anarşi olağanüstü boyutlara ulaşmıştı. Ayaklanmalar, soygun ve askerden firar olayları karşısında, Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Kuva-yı Milliye ve askeri birliklerin komutanları kendi güçlerine ve M. Kemal'in 17 Mart 1920'de yayınladığı "Vatanın çıkarlarına aykırı, memleketin huzur ve asayişini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin kanunen şiddetle cezalandırılmalarını." ve 21 Nisan'da Feke Kaymakamı'na gönderdiği "Ulusal harekatı fırsat bilip çapulculuğa kalkışanlara karşı Kuva-yı Milliye komutanlarıyla irtibat kurarak en şiddetli cezaların verilmesi."ni bildiren emirlerine dayanarak, suçluları asmaya kadar varan cezalar uygulanıyor, askerden kaçanların mallarına el konuyor ve evleri yıkılıyordu. Ancak bu yöntem Meclis açıldıktan sonra M. Kemal Paşa tarafından istenmiyordu. Çünkü kanuni yöntemlerden ayrılanlar bulunuyordu. Oysa M. Kemal, mutlaka yasaların üstün olmasını istiyordu. Bazen casus, bozguncu, propagandacı ve kaçaklar için, 1914'de çıkarılmış bulunan "Esrar-ı Askeriyeyi İfşa ve Casusluk ve Hiyanet-i Harbiye Hakkında Kanun" uygulanıyordu. Ancak bu kanun Osmanlı kanunu olduğu için, Ferit Paşa ve Padişah aleyhine davrananların vatan haini olacağı anlamı çıkıyordu.

Ülkede iç güvenliği sağlamak, ulusal amaç çevresinde birleşmek ve T.B.M.M.'nin otoritesini egemen kılmak, huzur ve güvenliği sağlamak, kaçak olaylarının önüne geçip, düzenli orduyu kurmak için merkezi otoriteyi gerçekleştirecek bir yönteme ihtiyaç vardı. Özellikle Fransız Devrimi'nde devrim rejiminin, olağanüstü yöntemlerle ve yetkilerle donatılmış kuruluşlarca başarılı olduğu görülmüştü. 25 Nisan 1920'de Mehmet Şükrü Bey T.B.M.M.'nin otoritesine bütün "Osmanlı tebaasının" uyması için, Ulusal Meclis'in kararları aleyhinde bulunanlar veya uymayanlar ancak vatan haini olabilirler ve bu gibilerin de vatana ihanetle suçlandırılmaları gerekçesiyle bir önerge verdi. Osmanlı Kanunlarıyla işlerin yürütülmesini isteyenlerin karşı koymalarına rağmen Meclis 29 Nisan 1920'de "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"nu kabul etti:

Madde 1- Makam-ı mualla-yı hilafet ve saltanatı ve memalik-i mahrusa-i şahaeyi yed-i ecanipten tahlis ve taarruzatı def-i maksadına m'atuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisi'nin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan, hain-i vatan addolunur. Madde 2- Bil-fiil hiyanet-i vataniyye'de bulunanlar salben idam olunur.... Bunun anlamı şuydu: Yüce hilafet ve saltanat makamını ve Padişah'ın topraklarını düşman elinden kurtarmak için kurulmuş bulunan B.M.M. nin meşruiyyetine fiilen veya yazı veya sözle karşı koyanlar vatan hainidirler. Bunların cezası idamdır. Bu kanun, Meclis'in otoritesinin sağlanması ve birliğin kurulmasında çok önemli bir adımdı. Devrim kanunu idi. Hilafet ve saltanat makamının kurtuluşu sözleri ise, ulusun Padişah'a olan dinsel ve geleneksel bağlarının etkisi ve Meclisteki saltanatçıların isteği ile konmuştu. Ancak kanunun uygulaması için olağan mahkemeler görevlendirildi. Bu sebeple dört aylık uygulama sonucunda istenilen başarı elde edilemedi. Diğer yandan Kuva-yı Milliye'nin kendi uygulamaları sürüyordu. Kitle halinde idamlar halkı Meclise karşı tepkiye itiyordu. Af dileyerek, Ulusal Mücadele'ye katılmak isteyenlere fırsat verilmiyordu.

Diğer yandan asker kaçaklarına hapis cezası verilmesi sebebiyle, birçok kişi cephede çarpışmaktansa, hapis yatmayı göze alarak firarı yeğliyorlardı. Asker kaçağına yardım edenlere ise bu kanunda bir ceza getirilmemişti. Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulayan mahkemeler Osmanlı döneminin yöntemleriyle çalışıyorlardı. Ulusal Mücadele'nin koşullarına cevap veremiyorlardı. Mahkeme kararına itiraz bir üst mahkemeye başvurma, temyiz, olağan dönemlerin uygulamaları, davaların hızını düşürüyor, cezanın ibret yönünü ortadan kaldırıyordu. Ulusal otoritenin sağlanabilmesi için devrim yöntemlerine başvurulması zorunlu duruma geldi.

18 Ağustos 1920'de Dr. Tevfik Rüştü ve Mustafa Necati Beyler Meclis'te, "Telkin ve Tedhiş Kanunu" için bir öneri verdiler. Bu önerinin 3,4,5 inci maddeleri "Madde 3- Seferberlik emrine icabet etmeyenlerin emvali müsadere, hanesi ihrak (yakılır), ailesi tehcir (göç) edilir ve tevrüd (karşı koyma) edenler de derdestlerinde (ele geçirildiklerinde idam olunur." çok ağır hükümler taşıyordu. Bu öneri tehlikenin olağanüstü boyutlarını ortaya koyması bakımından önemliydi. Cezalar ağır bulunduğu için red edildi. Fakat olağanüstü, devrim yöntemleri aranıyordu. Dr. Tevfik Rüştü Bey, çeteler ve kaçakların yarattığı tehlike karşısında, M. Kemal'e, "İhtilal Mahkemeleri" kurulması için bir öneri verdi. Fakat sonra isim "İstiklal Mahkemeleri" olarak değiştirildi.

2 Eylül 1920'de, Milli Savunma Bakanlığı'nca hazırlanan "Firar Ceraimini İrtikap Edenler Hakkında Kanun Tasarısı" Meclis tarafından Millî Savunma Encümenine gönderildi, 8 Eylül'de M. Kemal'in önerisiyle gündeme alındı. Milli Savunma Bakanı Fevzi (Çakmak) Paşa, olağanüstü ihtiyaca dayanarak, savaş zamanına ait olmak üzere "Firariler Hakkında Kanun"un kabulünü istedi. Asker kaçakları olaylarının çokluğunun vatanın kurtuluş ve bağımsızlığını tehlikeye düşürecek duruma geldiğini, bunun önüne ancak sert önlemlerle geçilebileceğini, eski kanunun etkili olmadığını belirten Milli Savunma önergesi ile konu tartışmaya açıldı. Bu önerge ile Meclis'te iki düşünce doğdu. Birincisi, "Kanunun bir zaruret olduğu ve cephe gerisinin tutulabileceği, asayişin bu sayede sağlanabileceği." ikincisi, "Memleketi ve halkı korkuya düşüreceği, Ulusal Mücadeleyi arkadan vuracak kuvvetleri çoğaltacağı ve halkı paniğe götüreceği." idi. Muhalif olanların bireysel haklardan söz etmeleri çok ilginçti. Ulusun ve vatanın varlığı için savaşıldığı, bütün ülke kaynaklarının seferber edilmesi gerektiği, ayaklanmalar, firari, casus, bozguncu, eşkıya tehlikesinin ülkeyi ve ulusu esir edecek boyutlara ulaştığı bir sırada bireyin özgürlüğünden söz etmek düşünülemezdi. Bu sebeple Meclis'te radikal grup ile tutucular arasında tartışmalar genişledi. 11 Eylül'de kanun oy çokluğu ile kabul edildi.

FİRARİLER HAKKINDA KANUN

Kanun No :21, 11 Eylül 1924

Madde 1- Mavuzzaf ve gönlü ile hizmet-i askeriyeye dahil olup da firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derbest ve sevkinde tekasül (kayıtsızlık) gösterenler ve firarileri ihfa (saklayan) ilbas (giydiren) edenler hakkında mülki ve askeri kavaninde (kanunlar) mevcut ahkam (hükümler) ve indel-icap (gerektiğinde) diğer guna (benzer) mukarrerat-ı cezaiyeyi müstakilen hüküm ve tenfiz (hükmü uygulamak) etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından oluşan İstiklal Mahkemeleri teşkil olunmuştur.

Madde 2- Bu mahkemeler azasının (üye) adedi üç olup Büyük Millet Meclisi'nin ekseriyet-i arasile (oy çoktulu) intihap (seçilme) ve içlerinden birini kendileri tarafından reis addolunur.

Madde 3- İş bu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını (bölgelerini) Heyet-i Vekile'nin (Bakanlar Kuruıu) teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tayin eder.

Madde 4- İstiklal Mahkemeleri'nin kararları kat'i olup infazına bilumum kuva-yı müsellaha ve gayr-i müsallaha-i devlet (devletin bütün silahlı ve silahsız kuvvetleri) memurdur.

Madde 5- İstiklal Mahkemeleri'nin evamir ve mukarreratını(emir ve kararlarını) infaz etmeyenler veya infazda taallül (yalan bahane ile işten kaçma) gösterenler işbu mahkemeler tarafından taht-ı mahkemeye alınır.

Madde 6- Her İstiklal Mahkemesi ketebe ve müatahdeminin maaşatı şehri yüz litayı geçmeyecektir.

Madde 7- Her İstiklal Mahkemesi vazifeye mübadereti (işe başlama) anında firari ve bakaya erfadının bir müddet-i muayyene zarfında (belli süre içinde) icapetini (kabul edilme) teminen her türlü vesait-i tebliğiyeye müracaat eder.

Madde 8- İşbu kanun tarih-i neşrinden muteberdir.

Madde 9- İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur.

Ulusal Mücadele'nin kazanılmasında iç güvenliğin sağlanması, Meclis otoritesinin kurulması ve asker kaçaklarının önünün alınmasında büyük hizmetleri görülen İstiklal Mahkemeleri ulusal inanç ve ihtiyaçtan doğan inkılap ve ihtilal mahkemeleriydiler. Kanunun incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı gibi, İstiklal Mahkemelerinin verecekleri kararlar, idam dahil, kesindi ve derhal uygulanacaktı. Karar verirlerken vicdan kanaatları yeterliydi. Kararlara itiraz ve temyiz yoktu. Kararlarını ve emirlerini bütün asker ve sivil memurlar uygulamak zorundaydılar. Böylece mahkemeler sınırsız bir güce sahiptiler.

Mahkeme üyelerinin Meclis'ten seçilmesi, bölgelerin Meclis tarafından saptanması ve kanunu yürütme yetkisinin doğrudan doğnruya Meclis'e ait olmasıyla, Meclis İstiklal Mahkemeleri aracılığıyla olağanüstü yargıya da sahip oldu. Kuvvetler birliği esasını ortaya koymasıyla, bu konuda meclis otoritesine örnek olan Fransız Devrimi Mahkemeleri üyelerinin, meclis dışından seçilmesinin doğurduğu sakıncalar göz önüne alındı ve aynı yanılgıya düşülmemesi için mahkeme üyeleri mebuslardan seçilip, Meclis'in üstünlüğü sağlandı. Askeri ve sivil memurlar mahkemelerin emirlerini yürütmek zorunda idiler.

Yeni bir mahkeme kurulması düşünülürken en büyük sorun, bağımsız ve süratli çalışıp, ulusal devrimin gereklerini uygulayacak özellikte olması idi. Normal mahkemelerin ve harp divanlarının bu görevi yapmadıkları dört aylık uygulamada anlaşılmıştı. Kanunu önerenlerin (M. Kemal'de dahil) düşüncesi devrim yöntemine dayanıyor ve Fransız Devrimi içinde (Mart 1793) olağanüstü yetkilere sahip olarak kurulan "Devrim Mahkemeleri"ni örnek alıyordu. 29 Ekim 1793'te resmen bu adı alan Fransız Devrim Mahkemeleri, Danton'un Mart 1792'de yaptığı teklifin Convention farafından kabul edilmesi sonucu kurulmuşlardı. Bu mahkemeler devrim düşmanı her girişimi, hürriyet, eşitlik, birlik, cumhuriyetin bölünmezliği ilkesine (Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra çalışan İstiklal Mahkemeleri de aynı gerekçeyi benimsediler) devletin iç ve dış güvenliği aleyhindeki her suikastı ve krallığı tekrar kurmak hedefini güden (Türkiye Cumhuriyeti'nde ise Saltanat'ı geri getirmek isteyenler için), ulus egemenliğine karşı koyan bütün komploları yargılamak ve cezalandırmak yetkisi ile kurulmuşlardı Convention, mahkeme üyelerini kendisi tayin ediyordu. Bu mahkemelerin kararları kesin olup, bir üst mahkemeye başvurmak ve temyiz hakkı yoktu. Gerek kuruluş amacı ve şekli, gerekse yetkileri ve çalışma yöntemi bakımından İstiklal Mahkemeleri'ne örnek olduğu bu açık benzerlikle kolayca görülmektedir. Her iki ülkedeki bu mahkemeler, vatanın ve özellikle devrimin olağanüstü bir tehlike karşısında olduğu ve kurulan yeni rejimin (Ulusal ve laik temellere dayanan) savunulmasını yapmak gerektiğinde, birbirlerine çok benzeyen suçlara bakmak üzere, olağanüstü yetkilere sahip olarak kurulmuşlardır.

Kanunun kabulünden sonra Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa 14 İstiklal Mahkemesi kurulması için öneride bulundu. Fakat sayı çok görüldüğü için 7 mahkeme bölgesi saptandı, bir ay sonra Diyarbakır'a da bir mahkeme kurulması kabul edilince sayı 8'e yükseldi. Üyelerin ve bölgelerin seçimi 26 Eylül'de gerçekleşti.

1- Ankara
2- Eskişehir
3- Konya
4- Isparta
5- Sivas
6- Kastamonu
7- Pozantı
8- Diyarbakır
İstiklal Mahkemeleri kuruldular.

Bölge ve üye seçiminin devam ettiği bir sırada, İstiklal Mahkemeleri kuruluşunu sağlayan "Firariler Hakkında Kanun"un birinci maddesine bir ek madde kabul edildi. "Komutanların askeri rütbeler arasında itaat ve inzibat sağlanmasına dayanan hukuk ve yetkileri saklı kalmak üzere vatanın ve hilafetin kurtuluşu ve bağımsızlığı için mücadele eden Büyük Millet Meclisi'nin çalışmasına ve amacına aykırı olarak düşman amaç ve çıkarlarını güçlendirme yollu teşkilat ve tahrikat ve kargaşalık yaratanlar ve memleketin maddi ve manevi kuvvetlerini her ne surette olursa olsun bozup, yıkmaya çalışanlar ve düşman hesabına askeri ve siyasi casusluk edenlerle, 29 Nisan 1920 tarihli Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kapsadığı hükümlerden dolayı tutuklu bulunanların mahkemelerinin yapılacağı ve hükümlerin infaz etme yetkisi İstiklal Mahkemeleri'nin kurulduğu bölgelerde adı geçen mahkemelere verilmiştir..." Bu kanunla İstiklal Mahkemeleri'nin yalnız asker kaçaklarına ait olan yetkileri, vatan hainliği, ülkenin maddi ve manevi gücünü kırmaya çalışmak, casusluk, bozgunculuk suçlarını da içine alarak çok genişledi.

Görev yerlerine hareket etmeden önce toplanan İstiklal Mahkemeleri üyeleri müşterek bir bildiri hazırladılar. Mahkemelerin devrimci karakterini gösteren bu bildiride, Mahkemeler, niçin ve ne amaçla kurulduklarını, hangi suçları yargılayacaklarını ve yöntemlerini halka duyurdular. Firarilere teslim olmaları için fırsat tanıdılar.

İstiklal Mahkemeleri bölgelerinin önemlerine göre çalıştılar. Ankara İstiklal Mahkemesi, çalışmaya başlayınca ilk iş olarak, Sadrazam Damat Ferit Paşa'yı gıyabında vatana ihanet suçuyla yargıladı. Haziran ayında, Meclis kararıyla vatandaşlıktan çıkartılmış bulunan Ferit Paşa ve Hadi; Rıza Tevfik, Reşat Halis Beyler, Ankara İstiklal Mahkemesi'nin bir numaralı kararı ile Sevr Anlaşması'nı imzaladıkları, ulusu bölmeye çalıştıkları, cinayetlere sebep oldukları için vatana ihanet suçuyla gıyaben idama mahkum oldular. İhanetin en büyük kaynağı Vahdettin idi. Fakat M. Kemal ve bazı arkadaşları dışında, halk, Meclis ve hatta komuta heyeti, Padişah'a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlı olduklarından, Padişah İngilizlerin esiri kabul edilmekte, ihaneti bilindiği halde açıklanamamaktaydı. Ulusal Mücadele'nin amacı belirtilirken, hatta Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nda bile, yapılan savaşın amacı Halife-Padişahı kurtarmak olarak belirtilmişti. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda, padişahın durumuna özel yer verilmişti. Bu yüzden İstiklal Mahkemeleri de Padişah için işlemde bulunmadılar.
Triblanka çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-04-08, 17:27   #2 (permalink)
Fear of The Dark
 
Giriş Tarihi: 15-03-2008
Yer: siz
Mesajlar: 1,055
Blog Mesajları: 3
Rep Puanı: 2835966
lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11lron_Maiden Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 28374
Varsayılan C: İstiklal Mahkemeleri [Fırlama Tim]


teşekkürler eline sağlık
lron_Maiden çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-04-08, 17:40   #3 (permalink)
♪ Oγuη PяσFєSöяü
 
Giriş Tarihi: 18-05-2005
Yer: í§TáÑBùl
Mesajlar: 5,099
Blog Mesajları: 1480
Rep Puanı: 50428448
san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 504373
Varsayılan C: İstiklal Mahkemeleri [Fırlama Tim]


Teşekkürler Dostum
san_andreas çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-04-08, 17:40   #4 (permalink)
♪ Oγuη PяσFєSöяü
 
Giriş Tarihi: 18-05-2005
Yer: í§TáÑBùl
Mesajlar: 5,099
Blog Mesajları: 1480
Rep Puanı: 50428448
san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11san_andreas Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 504373
Varsayılan C: İstiklal Mahkemeleri [Fırlama Tim]

Teşekkürler Dostum
san_andreas çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-05-08, 02:44   #5 (permalink)
KOL Premium User
 
Giriş Tarihi: 04-01-2008
Yer: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 721
Rep Puanı: 29586595
_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11_zeysanda_ Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 295879
Varsayılan C: İstiklal Mahkemeleri [Fırlama Tim]

Emegine saglık, Teşekkurler
_zeysanda_ çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
triblanka

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 11:36
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477