Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-02-08, 01:25   #1
TheKing

Varsayılan Fransız İhtilali



1789 Fransiz Ihtilali, Orta Çag boyunca gizli gizli sürdürülen "akilcilik" eylemlerinin son zaferi demektir. Ihtilali hazirlayanlar, akil çagi mimarlarinin düsünce malzemesiyle yetismis olan aydin siniflardir. Gercegi söylemek gerekirse Fransiz ihtilali, esas itibariyle din kurulusuna ve özellikle hiristiyanliga, ve Klise'ye ve din adamlarina karsi dis bileyen ortam'in güçlenmesi ve ayni zamanda yayginlasmasi sonucu olusmustur. 1789'dan itibaren bu düsmanlik aydin siniflardan halk yiginlarina geçmis ve Fransa sinirlarini asarak Avrupa'yi sarmistir. Hatirlatalim ki Fransa o dönemde, Avrupa'nin fikren en gelismis en kültürlü ülkesiydi; yeryüzüne uygarlik isigi saçan bir yildizdi. Bu itibarla din dogma'larina ve din adam'alrina karsi büyük zaferin orada saglanmis olmasi dogaldir. Ihtilalin patlak vermesiyle birlikte fikirsel gelismeler giderek pekismis ve gerek siyasal organlar ve gerek özel kuruluslar araciligiyle abartmali sekilde kendini belli eder olmustur [230]. Ihtilal sirasinda kurulan "Kurucu Meclis" 'in geçirdigi kanunlarla din adamlarina ve Klise'ye ait mallarin kamulastirilmalari karara baglanirken [231] halk bayram yapmakta ve :"Klise'nin en büyük çikari, kötülük ve melanet diye ne varsa her seyi körüklemektir" diye sokaklarda haykirmaktaydi. Din adamlarinin hapse atilmalarini isteyenler yaninda, tümünün ipe çekilmesine çalisanlar çoktu. Kurucu Meclis'te bir temsilci: "Papaz'lara karsi, tipki bize saldiran yirtici hayvanlara yaptigimiz gibi davranalim; önlerine et parçalari ve kemik atalim . Çünkü din adam'lari midelerini dolduracak bir sey bulduklari nispette insanlar için daha az tehlikeli olurlar" diye konusurken, hiristiyanlikla ilgili seyler yok edilmekteydi. Örnegin sokaklara verilen hiristiyan ad'lari kaldirilmakta, yerlerine din'le ilgisi bulunmayan ad'lar konmaktaydi [232]. Giderek yogunlasan bu düsmanlik 24 Aralik 1792 tarihinde Paris'teki bütün Klise'lerin kapatilmasi, ve Noel yortularinin yasaklanmasi olaylarina yol açmistir. Bu arada "akilciligi" yüceltici ve "Tanri" fikrini asagilatici egilimler yayginlasti. Aralarinda din adamlarinin dahi yer aldigi çesitli gruplar halki, hala bagli kalinan inançlardan ve batil itikadlarden ve ibadet geleneginden kurtarip laik Cumhuriyet rejimine ve akilci ahlak kurallarina alistirmak için yeni caba'lara giristiler. Taninmis yazarlar arasinda : "Kirallar akillandi ama Tanri'lar hala akillanmadi" seklinde konusanlar görüldü [233] . Söylemeye gerek yoktur ki söz konusu edilen "Tanrilar" din kitaplarinda tanimi yapilan Tanrilardir. Kurucu Meclis'in 17 Eylül ve 9 Ekim 1793 tarihli toplantilari sirasinda kabul edilen kanun'larla din adamlarinin pek çogunun tutuklanmasina , tutuklanmayanlarin sokaklarda dinsel giysilerle dolasmalarinin yasaklanmasina karar verildi. Ayni yilin Ekim ayi'nin 24'ünde alinan bir kararla hiristiyan takvim sisteminin (ki "Calendrier Gregorien" diye bilinir) ilga edilip, 1700 yil boyunca is görmüs olan bu takvim sistemi yerine "Cumhuriyet Takvimi" ("Calendrier République") uygulanmasi öngörüldü. Bu yeni sisteme göre resmi kayitlar ve yil hesabi, Isa' nin dogusu itibariyle degil fakat Fransiz ihtilalinin olusum tarihi itibariyle (yani 1789'a göre) baslatilir oldu. Fransiz ihtilali, sosyal ve siyasal ve "moral" alanlarda yepyeni bir yasam zihniyeti getirmis sayildigindan, insanligin yeni bir takvim sistemine göre yeni bir baslangiç safhasinda bulundugu düsünüldü [234]. Ayni yilin Kasim ayi'nin onuncu günü'nün "Akil Bayrami " olarak ilan edilmesi , ve buna benzer baskaca kararlar alinmasi [235] , yukardaki gelismelerin bir baska serisini teskil eder. Kurucu Meclis'in bu tür kararlariyle etkilenen ve galeyana gelen halk, biraz daha din aleyhtari kesilmistir; o kadar ki toplu olarak Paris'te "Notre Dame" klisesini isgal edip "Akil Tapinagi " haline getirmis, ve Klise'nin dört bir kösesindeki kutsal yerlere mesaleler dikerek asil kutsal sayilmak gereken kisilerin Voltaire, Rousseau, Franklin, vs gibi akilci savasimin kahramanlari oldugunu bildirmis, onlarin büstlerini dikmis ve bu düsünürleri, milletin "Gerçek temsilcileri" olarak "Akil Tapinagi" 'na layik gördüklerini bildirmislerdir. Daha sonra "Commune" örgütü diye bilinen bir kurulus Paris'teki çesitli mezheplere ait bütün Klise'leri kapattirdi, dinsel her türlü ayin ve ibadeti yasakladi, din adamlarinin tümünü "Batil itikad'lerin uygulayicilari" olarak suçlayip bir kismini hapislere attirdi, bir kismini da sürgüne yolladi. Tekrar belirtelim ki söz konusu bu düsmanlik sadece Klise'lere ve din adamlarina karsi degil fakat ayni zamanda 1800 yil boyunca uygulana gelen Hiristiyan dinine karsiydi. Aydin siniflarla, yönetici siniflarin baslica amaci, hiristiyanlikla ilgili ne varsa her seyi kökünden kaziyip atmak, Fransiz toplumunu hiristiyanliktan arimak ve din denilen kurulusun her seyi ile birlikte "Çöp sepetine atilmak gereken bir sey oldugu " inancini olusturmakti [236] . Bu amacin gerçeklestirilmesinde güçlük yoktu, çünkü din kurulusuna ve din adamlarina karsi sürdürülen düsmanlik zaten halk tabakalarina mal edilmisti. Monvel gibi komedi artist'lerinin Saint-Roch klise'sinde cemaat karsisina çikip Tanri'yi suçlar biçimde sakalar yapmasi, ya da fikra yazarlarinin günlük gazetelerde : "Akil denen sey her hangi bir dine hizmet etsin için verilmedi, her insan basli basina bir akil tapinagidir" seklinde yazmalari, ya da siyasal bilimcilerin halki akilci yönde egitmeye çalismalari, ve örnegin l'Evangile des Républicains adli kitabin yazari Fabre d'Englatine' in meydanlarda: "Ey Fransizlar, size yeni bir din kitabi¨ögütlerim. Bu kitab özgür insanlara uygun olan tek kitab'dir ve Cumhuriyet rejimine bagli olanlarin kitabidir. Bundan böyle artik Kiral, ya da din adami filan diye bir sey yoktur" diye konusmasi, ve konusurken de halk yiginlari tarafindan alkislanmasi, ve halktan kisilerin agzinda Klise sarkilari yerine Cumhuriyet'i yüceltici nitelikte sarkilar yer almasi [237]ya da buna benzer seyler, bu konuda verilebilecek sayisiz örneklerden sadece bir kaçi olmak üzere ilginçtir. Su muhakkak ki o dönemde fransiz halki, yüzyillarca kendisini sömürmüs olan din kurulusuna artik "paydos" demege hazirdi. Aydin siniflar halk'i fikren öylesine beslemisler ve öylesine din düsmani haline getirmislerdi ki, bu durumun sakincali sonuçlar dogurabilecegini düsünen bazi liderler, örnegin Robespierre : "Eger Tanri yok ise, onu mutlaka yaratmak gerekir" seklinde konusur olmuslardir. Ancak ne var ki artik ok yaydan çikmisti ve halkta sahlanan bu din düsmanligini önlemek zordu. "Kurucu Meclis" döneminden sonra is basina gelen yöneticiler bu düsmanligi pekistirmekten gayri yapilacak bir sey kalmadigini anlamislardi; bundan dolayidir ki her seyi "laik" esaslara baglama yolunu tutmuslardir: örnegin , evlenme'leri, ya da bosanma'lari, ya da miras gibi esaslari dinsel temel'den ayiklayip laik temele oturtmuslar , egitim sistemini tamamen laik kilmislar, dinsel ahlak anlayisi yerine müspet ve akilci ahlak anlayisinin geçerli olmasini , ve dinsel bayramlar yerine ulusal bayramlar konmasini saglamislardir. Din kurulusuna ve din adamlarina karsi girisilen bu amansiz savasima Klise mensuplarindan katilanlar dahi olmustur. Örnegin Rabaut St.Etienne adindaki bir din adami, 1791 yilinda ibadet usullerinin degistirilmesini, ve Tanri'ya dua'lar ve sükürler etmek yerine farkli usullerin benimsenmesini öne sürmüs, din adamlarinin Klise'lerde va'z verirlerken Fransiz Anayasa'sini konu edinmelerini istemis, Anayasa'nin bir "ahlak" kitabi oldugunun belletilmesini önermis ve nihayet insanlari "Ilahi hukuk" ilkeleriyle degil fakat "Dogal hukuk" verileriyle yetistirmenin bir zorunluk oldugunu söylemistir [238]. Ayni tarihlerde bir baska protestan papazi Jacque Moline, akli ve zekayi islemez hale getiren dinsel dogma'lari egitim sistemine malzeme yapmaktan vazgeçilmesini istemis, ve özgür irade'ye sahip kimselerin din kurulusuna ya da ibadet yerlerine muhtaç olmadiklarini belirtmis, akilcilik disinda hiç bir seye gerek bulunmadigini, ve halk'in "Kiral" ya da "Din Kurulusu" ve "Klise" gibi seyler olmadan çok daha iyi bir sekilde gelisebilecegini ve yönetilebilecegini söylemis, ve insan yapisi kanunlardan baska itaat edilecek güç bulunmadigini ve "Ülke" kavramindan gayri tapilacak tapinak olmadigini bildirmistir. Daha sonralari, örnegin 1794 yilinda çesitli Protestan Klise'lerine bagli papazlar, ayni yönde girisimlerde bulunmuslardir; bunlardan çogu görevlerinden ayrilmis ve ayrilirken de bunu, sirf akilciligin zafere erismesi ve özgürlügün yerlesmesi için yaptiklarini, ve çünkü din kurulusunun sosyal gelismeye ve dünya kardesligine engel yarattigini ve iste bu gerçegi anlamis olduklari için bütün dileklerinin halk'a hizmet etmek ve "özgürlük sarkilarini ihtilal felsefesiyle birlikte terennüm etmek" oldugunu söylemislerdir. Kuskusuz ki bu tür davranislara içtenlikle sarilanlar yaninda, ard düsünce ile sarilanlar da vardir. Fakat her ne olursa olsun, bütün bu olup bitenler, kisilerin vicdan'larini ve düsüncelerini kemiren inançlarda etkiler ve sarsintilar yaratmistir. Din kurulusuna ve din adamina körü körüne baglilik duygulari yerine "akilci" ve "süpheci" iliskiler dönemini açmistir. Ancak ne var ki bu durum katiligini sürdürememis ve az geçmeden (ve daha dogrusu 1794 'den itibaren) yerini , "yumusama" siyasetine terketmistir. Nitekim Robespierre 'in 7 Mayis 1794 tarihinde "Ihtilali tehlikelerden kurtarmak" amaciyle geçirttigi bir kararnamede fransiz halki'nin "Üstün bir yaratana" (yani "Tanri'ya") inandigi açiklanmistir [239]. Az geçmeden Napolyon 'un iktidara gelmesiyle aydin siniflarin sindigi ve bu sinmislik içerisinde din düsmanligi kampanyasina son verdigi görülur. Büyük bir askeri kumandan oldugu kadar usta bir siyaset adami olan Napolyon , toplumdaki sosyal esitsizligi gidermenin mümkün olmadigini ve bu esitsizligin ancak din kurulusu sayesinde sürdürülebilecegini ve toplum düzeninin ancak bu isbirligi ile saglanabilecegini düsünmüstür [240] . Bundan dolayidir ki Papalikla "Concordat" imzalayarak dine ödün vermistir. Bu tarihten sonra Fransa'da Klise'nin ve din adami'nin durumu bir süre düzelir olmustur. Fakat az sonra araya "Restorasyon" dönemi girmis ve bunu, Kiral'lik rejiminin yeniden hortlamasi olayi izlemistir. Böylece din kurulusu, çesitli saldirilara karsi kendisini koruyacak bir siyasal güce yeniden kavusmustür. Bununla beraber 19cu yuzyil'in ortalarindan itibaren aydin siniflar Klise'ye ve din kurulusuna karsi tekrar saldirilara geçmislerdir. Fransa'nin en ünlü düsünür ve bilginleri ve en ünlü kalemleri [örnegin J.Michelet (1798-1874) ve E. Quinet (1803-1875)] bu kampanya'yi sürdürmüslerdir. Aydin sayilabilecek kim varsa her kes bu savasima katilmis ve 1789 ihtilali'nin "ideal"'lerini canli tutmaya çalismislardir. Fakat sunu da eklemek gerekir ki her seye ragmen Klise, geleneksel düzenin sözcülügünü ve "Kiral'lik" rejiminin ve "mutlakiyet" sisteminin ve "bagnazligin" destekciligini yapmaktan ve bu olumsuz tutumu ile her zaman için kendisine "güç kaynagi" isini görebilecek bir ortam'i yaratmaktan geri kalmamistir. Bundan dolayidir ki 19cu yüzyil boyunca Fransa'da, devamli olarak birbirine zit iki zihniyet (yani "din taraftarlari" ile "din aleyhtarlari" ) arasindaki çatisma 3cü çumhuriyet dönemine (yani 1875'e) kadar sürmüstür. Bu tarihten sonra artik "Laik düsünce" anlayisi kök tutmustur. Bu sayededir ki Fransa, Bati ülkeleri içerisinde, fikir ve kültür gelismesi itibariyle çok üstün bir yer isgal etmis ve diger ülkeleri ayni yönde etkilemistir.





FRANSIZ İHTİLALİ (1789)

Fransa, koyu bir mutlakıyetle yönetiliyordu. Eşitsizlik üzerine kurulmuş sosyal bir yapıya sahipti. Ülkenin bütün yükü köylü sınıfının üstünde idi. Köylüler, yokluk ve sefalet içinde yaşıyorlardı. Fransa, XVIII. yüzyılda mali zorluklar içinde idi. Saray ve savaş masrafları maliyeye büyük bir yük getiriyordu. Bunu karşılamak için de vergiler arttırıldı. Halk, bu ağır vergiler altında ezilmeye başladı. İngiltere, bu dönemde meşruti bir yönetime sahipti. Fransız aydınları, bu yönetimin kendi ülkelerinde de uygulanmasını istiyordu. Bu nedenler, 14 Temmuz 1789 yılında Fransız İhtilali'nin başlamasına neden oldu. İhtilal, kısa zamanda bütün ülkeye yayıldı. Soyluların ve kilisenin malları yağmalandı. Krallık yönetimine son verilerek cumhuriyet ilan edildi. İhtilal bir takım dönemlerden geçerek 1804 yılında sona erdi. Napolyon'un başa geçmesi ile imparatorluk dönemi başladı.

Nedenleri:
1 ) Mutlak monarşinin halka baskı yapması ; siyasal özgürlüklere yer vermeyişi
2) Fransa'nın uzun süren savaşlarda yıpranmasından dolayı mali durumunun kötüleşmesi
3) Ekonomik yozlaşmanın faturasının halka ödettirilmek istenmesi
4) Halkın vergileri ödeyemez hale gelmesi
5) Aydın fikir adamlarının halkı etkilemesi
6) Halkın çeşitli sosyal sınıflara ayrılması ve bu sınıflar arasında uzlaşmaz çelişkilerin artması
7) Kilise ve soyluların devlete egemen olması
8) İngiltere ve ABD'deki demokratik yönetimlerin Fransız halkını etkilemesi

Yaydığı Fikirler
Milliyetçilik (Ulusçuluk): Çok uluslu devletlerin parçalanmasına, yerine ulusal devletlerin kurulmasına yol açtı.
Ulusal Egemenlik: Monarşilerin yıkılıp, yerine Cumhuriyet ve demokratik rejimlerin kurulmasına yol açtı
Anayasacılık: Mutlak monarşilerin yerini meşruti yönetimlere bırakmasına yol açtı
insan Hakları: ilk defa İngiltere’de ve daha sonra ABD'de kabul edilen bu haklar, Fransız İhtilali’nden sonra dünyaya yayıldı ve evrensel hale gelmeye başladı. Bu doğal haklar; hürriyet, mülkiyet, güven ve zorbalığa karşı direnmedir
Adalet, Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, gibi ilkeler ile demokrasinin ilke ve kuralları oluştu

ihtilal Savaşları (1792 .1815)
Fransız İhtilali’ne mutlakıyetle yönetile gelen Avrupa ülkelerinin ilk tepkisi, Fransa'ya savaş ilan etmek olmuştur.
ihtilal Savaşları özellikle Prusya ve Avusturya monarşilerinin, Fransız ihtilal fikirlerinin yayılmasını engellemek, rejimlerini korumak ve Fransa'da yeniden mutlak krallığı kurdurmak istemesi amacıyla çıkmıştır.
Fransa'ya karşı Almanya, Avusturya, Prusya, İngiltere, Hollanda, Napoli ve Sardunya devletleri I. Bağlaşmayı kurmuşlardır (1792 -1797)
Napolyon'un Osmanlı ülkesi olan Mısır'ı 1798'de işgal etmesiyle Fransa'ya karşı II. Bağlaşma kuruldu. Bu bağlaşmaya İngiltere, Rusya, Avusturya, Napoli Krallığı ve Osmanlı Devleti katıldı.
Fransa 1801 El-Ariş antlaşmasıyla Mısır'dan çekildi 1802'de İngiltere Fransa ile Amyen Antlaşmasını imzaladı
UYARI: Tarihte ilk Osmanlı-Rus-İngiliz işbirliği Fransa'nın Mısır'ı işgal etmesiyle oluşmuştur.
1804'de, Napolyon'un imparatorluğunu yeniden ilan etmesi ve kıta Avrupası'nın büyük bir bölümünü işgal etmesiyle Avrupa dengesi de bir kere daha bozuldu.

Fransa, yalnızlığa düşmemek için Rusya ile 1807'de Tilsit Antlaşmasıyla işbirliğine girdi. Bu Antlaşma ile Fransa, Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki tüm isteklerini kabul etti. Bu durum karşısında İngiltere deniz ablukası uyguladı. Fransa ise kara ablukası ile buna karşılık verdi. Fransa'nın 1812'de Rusya'yı işgale kalkması Fransa'nın hüsranıyla sonuçlandı.

Sonuçları
1 ) Ulusal devlet yönetimleri ağırlık kazanmaya başladı.
2) Ulusal egemenlik, Ulusçuluk, Anayasacılık, Adalet, Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik, insan Hakları, Demokrasi gibi ilkeler yayılmaya başladı. Bu fikirler kısa zamanda bütün ülkelere yayıldı. İhtilalin getirdiği en önemli yenilik insan haklarıdır. Fransızlar daha önce yayınlanan İngiliz ve Amerikan insan hakları bildirgelerini göz önüne aldılar. Daha kapsamlı bir bildirge hazırladılar. Bu bildirge, diğer milletler tarafından kabul edildi.
3) Sosyal devlet anlayışı benimsenmeye başlandı (Yasama, yürütme, yargı yetkileri birbirinden ayrıldı)
4) Burjuva sınıfı yönetimde ağırlıklı bir güç haline geldi.
5) Cumhuriyet ve demokrasi anlayışları Avrupa'da yayılmaya başladı
6) Yeniçağın sona ermesine yakınçağın başlamasına yol açtı.

NOT: Fransız İhtilalinin Fransa dışında en etkili olan ilkesi ulusçuluk, Osmanlı İmparatorluğu’nu derinden etkilemiştir. ilk isyan eden ve ayrıcalık elde eden Sırplardan başka, 1829 Edirne Antlaşmasıyla Yunanlılar Osmanlıdan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat