Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Tarih ve İnkılap Tarihi
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

14. yy. başlarında Avrupa'nın siyasi durumu

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Tarih ve İnkılap Tarihi Forumunda Bulunan 14. yy. başlarında Avrupa'nın siyasi durumu Konusunu Görüntülemektesiniz => 14. yy. başlarında Avrupa'nın siyasi durumu nasıldı ? Türklerin dünyaya adalet, medeniyet ve barış dağıttığı dönemlerde 1500'lerin Avrupa'sında insanlar nasıl ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 09-12-07, 14:43   #1

Varsayılan 14. yy. başlarında Avrupa'nın siyasi durumu


14. yy. başlarında Avrupa'nın siyasi durumu nasıldı ?
Türklerin dünyaya adalet, medeniyet ve barış dağıttığı dönemlerde
1500'lerin Avrupa'sında insanlar nasıl yaşıyordu, okuyalım.


İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını
Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama
yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan
kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana
geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan
sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra
çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu
esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir
şeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki "banyo suyuyla birlikte
bebeği de atmayın" (Don't throw the baby out with the bath water)
deyimi buradan gelmektedir.

Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların
altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek
yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar
(fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı
kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu.
İngilizce'deki "kedi-köpek yağıyor" (It's raining cats and dogs)
deyimi buradan gelmektedir.

Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.
Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük
bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü
bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.

Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden
yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır.

Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın
ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman
(thresh) seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu.
Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna
mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun
adı "thresh hold" (saman tutan; Türkçesi "eşik") idi.

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük
bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir
şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek
bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece
boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam
ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. "Bezelye
lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz
günlük" (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in
the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur.

Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi
gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı.
Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten
küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı.
Buna "yağ çiğnemek" (chew the fat) adı veriliyordu.

Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar
alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe
karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol
açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki
yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.

Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun
yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat
ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman
kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde
kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek
yiyen insanların ağızlarında "tabak ağzı" (trench mouth) denen
hastalık ortaya çıkıyordu.

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu,
aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.

Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim
insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan
geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık
yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne
yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp
uyanmayacağına bakıyordu. Buna "uyanma" nöbeti deniyordu.

İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer
bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları
çıkarıyor, kemikleri bir "kemik evi"ne götürüyor ve mezarı yeniden
kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç
tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri
gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir
ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar.
Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna
mezarlık nöbeti "graveyard shift") denirdi. Bazıları zil sayesinde
kurtulur ("saved by the bell") bazıları da "ölü zilci" (dead ringer)
olurdu.

alıntı
4.Y.Y.'DA AVRUPA

14.Y.Y.'da Avrupa'da bulunan devletler ve imparatorluklar
• Balkan Yarımadasında Sırp,Bulgar ve Macar Krallıkları ile Arnavutluk, Bosna, Hersek, Eflâk, Boğdan ve Erdel Beylikleri,
• Balkanlarda Trakya, Makedonya, Yunanistan'da Bizans İmparatorluğu,
• Merkezi Viyana olan Kutsal Roma- Germen İmparatorluğu,
• İtalya Yarımadasında Venedik ve Ceneviz Cumhuriyetleri,
• İtalya Yarımadasında Napoli Krallığı,
• İspanya'da Beni Âhmer Devleti, Kastilya ve Aragon Krallıkları,
• Doğu Avrupa'da Lehistan Krallığı, Litvanya Dükâlığı, Moskova Knezliği,
• Batı Avrupa'da İngiltere ve Fransa


----------------------------
2-)II.Murad'ı haçlılara Edirne Segedin Antlaşması'na götüren gelişmeleri yazınız..(II.Murad Dönemi)
II. Murat önce Bizans tarafından serbest bırakılan amcası Çelebi Mustafa( Düzmece Mustafa) isyanını bastırmış, Mustafa'yı ortadan kaldırdı. Sonra Mustafa'yı serbest bırakarak destekleyen Bizans'ı kuşattı. Ancak bu defa da Bizans ve Karamanoğullarının kışkırması sonucu ayaklanan Kardeşi Şehzade Mustafa ile uğraşmak zorunda kaldı.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
-------------------------

3-)Fatih Döneminde Anadolu'da meydana gelen gelişmeler
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

gelişmeler bulamadım sen artuık likten bi bak :$

---------------------------

Kapitülasyonlar
Sözlük anlamıyla; bir ülkenin, vatandaşlarının zararına olacak şekilde yabancılara verilen ayrıcalıklar. Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1535'de ilk kez padişah fermanıyla Fransızlara tanınan hakların tümü.

Fransa Kralı I. François 1525'de Cermen İmapartoru V. Carlos tarafından esir alınmış bunun üzerine Kralın annesi Kanuni'ye bir mektup yazarak yardım istemiştir. Bu sırada Mohaç Seferi'ne çıkacak olan Kanuni, bu yardımla Habsburglarla yakınlaşma sağlanabilir düşüncesiyle, yardım etmeyi kabul etmiştir. Fakat herşey Sultan Süleyman'ın planladığı gibi olmamış, Fransız dostluğu zamanla resmi bir kimlik kazanmıştır.

1535'te Fransızlarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmayla Fransızlara birtakım haklar verilmiştir. Kapitülasyonlar, bu dostluk antlaşmasının yarattığı yakınlaşma ortamında verilmiş olan haklardır. Buna göre; Fransız bayrağı taşıyan gemiler Osmanlı egemenliğinde bulunan bütün limanlarda serbestçe ticaret yapabileceklerdi. Diğer yabancı devletler gemilerini, Osmanlı egemenliğinde bulunan denizlerde ancak Fransız bayrağı altında ticaret yapabileceklerdi. Bu sayede Fransızlar kapitülasyonlar gereği Osmanlı denizlerinde serbestçe ticaret yapma özgürlüğüne kavuşmuştu. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Katoliklere ibadet özgürlüğü verilmesi, Fransız konsoloslarına kendi vatandaşlarıyla ilgili sorunların çözümlenmesinde yargı yetkisi tanınması gibi hükümler, daha sonraki yıllarda İmparatorluğun zayıflamasıyla, devletin bağımsızlığını yok edecek kurallar haline getirilmiştir.

1569, 1581, 1597, 1614, 1673 ve 1740 yıllarında yeni kapitülasyonlar verilmiştir. 1740 kapitülasyonlarıyla, Fransa'ya tanınan haklar daha da genişletilmiş, diğer batılı ülkelere de aynı hakların tanınması kabul edilmiştir. 1740 kapitülasyonlarından sonra Osmanlı sınırları içerisindeki yabancı devletlere çok geniş ticaret yapma olanakları sağlanmış, hatta bu haklar sayesinde İstanbul'da yanacı postaneler açılmıştı.

Sevr Antlaşması'nın imzalanmasıyla kapitülasyonlardan yararlanma hakkı Yunanistan ve Ermenistan'a verilmiş, yabancı gemilere, Türk gemilerine tanınan bütün hakların tanınması kararlaştırılmıştır. 22 Mart 1922'deki Sakarya Zaferi'nden sonra Paris'te toplanan İtilaf Devletleri Dışişleri bakanları konferansında ise İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Türkiye ve kapitülasyonlardan yararlanan öbür devletlerin katılmasıyla kurulacak bir komisyonca kapitülasyon hükümlerinin gözden geçirilmesi konusunda karara varılmıştır. Kapitülasyonlar Lozan Barış Antlaşmasıyla yürürlükten kalkmıştır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat