Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 16-06-07, 03:07   #1
Rinuva ES Darp

Varsayılan Osmanlı devleti duraklama,gerileme ve yıkılış sebepleri


Osmanli Devleti'nin duraklama, gerileme ve yikilis sebebleri:

Osmanli Devletini'nin duraklama, gerileme ve yikilis sebepleri, onlari zaferden zafere kosturan sebeplerin ortadan kalkisidir. Bunlar, Osmanli tarihlerinde, kanunnamelerde, adaletnamelerde ve siyasetnamelerde aciklanmistir. Biz, özet halinde önemli olanlari devletin duraklamasini ve gerilemesini, III. Murad devrinden baslatiliyorsa da, dogru olan, Osmanli Devleti'nin Kanuni'nin son zamanlarda duraklamaya baslamis oldugudur. Nitekim Koçi Bey de bu noktayi vurgulamaktadir. Simdi sebeplere geçelim.
Osmanli Devleti'ni zaferden zafere kosturan i'lay-i kelimetullah ruhu zayiflamis; Islama simsiki sarilma yerine, ondan uzaklasma; rizay-i ilahi yerine mal ve makam elde etme gibi dünyevi talepler birinci plana alinmistir. Bunun neticesi olarak, her alanda çürüme ve dagilma süreci baslamistir. Viyana'da Avrupa'nin en güçlü ve düzenli ordusu oldugu inkar edilemeyen Merzifonlu'nun askeri, Allah için gaza yapmayi degil, gayr-i müslimlerden ganimet elde etmeyi birinci derecede düsünür olmus; ganimet toplama derdine düsen asker düsman tarafindan gafil avlanarak perisan edilmistir. Ayni durumu, III. Selim devrindeki Nizam-i Cedid tartismalarinda da görüyoruz. Nizam-i Cedid adi altinda devleti islah etmek isteyenlerin daho, kayik gezileri ve bogaz safalari ile, Nizam-i Cedid için toplanan paralari kendi zevkleri için harcamalari tarihçe çok iyi bilinmektedir. Hedef Allah rizasi ve fazilet degil, menfaat olmaya baslamistir. Tanzimat hareketiyle yara teshis edilmisse de, iyilestirici degil yarayi azdirici reçeteler uygulanmistir. Abdülaziz'i katleden Mithad Pasalar ve Abdülhamid'i hal' eden Ittihadcilar, tam manasiyla bir menfaat sebekesi halinde çalismislardir. Zaten II. Mahmud'dan itibaren i-lay-i kelimetullah degil, sadece adi bulunan adalet, hukuk, müsavat ve hürriyet gibi kavramlar, yenilesmenin ruhu olurken, Islami hayattan hizla Avrupai hayata kayma baslamistir. 1908'de II. Abdülhamid'in Ittihad-i Islam felsefesini yikmaya çalisan Ittihadcilar, 1913'lerde Ziya Gökalp'in dahi tenkid edecegi kadar dinden ve imandan uzak bir Turancilik fikrine saplanmislardir. Neticesi, koca Osmanli Devleti'nin kisa zamanda parça parça olmasidir. Bunun aci misalleri çoktur.

Kisaca, ser'-i serif ve kanun-i münifden ayrilma, devletin her alaninda gerileme ve çözülmeleri meydana getirmistir.

Osmanli hukuk sistemi, müslim-gayr-i müslim bütün re'ayanin haklarini konumayacak kadar bozulmaya; adaletin yerine zulüm; hukuki hükümlerin yerine bazi devlet adamlarinin emirleri almaya ve kisaca her alanda adalet yerine baski rejimi kendini hissettirmeye baslamistir. Böylece adaletin bir semsiye gibi devletin etrafinda topladigi insanlar, gruplar halinde devletten uzaklasmaya baslamislardir. Bu hukuka aykirilik öyle bir hal almistir ki, bai Osmanli Padisahlari, kanunlara uyulmasi yolunda Adaletname denilen yazili kararlar nesretmeye baslamistir. Ancak bunlarin da yararli oldugunu söylemek mümkün degildir. Rüstem Pasa ile basladigi iddia edilen rüsvetle is yapma virüsu, Sadrazamanlari cumhurn islerini göremez hale getirmistir; il yazicilari timarlari liyakata göre degil, yapilan dalkavukluga göre tefviz eder olmustur; yeniçeri teskilatinin temeleini teskil eden acemi oglana devsirme usulü, devsirme kanununa göre yapilmak yerine zorla ve zulümle çocuklarin alinmasi sekline dönüsmüstür; is erleri, kadilar ile halkin arasina girerek mahkemeleri adalet yerine zulmün mekanlari haline getirmislerdir; kadilar ve beyler gibi devlet memurlari, iltizam ile veya baska yollarla aldiklari mansip ve makamlari, verdikleri sözleri yerine getirebilmek için zulümle ara toplanan kasalar haline sokmuslardir.Osmanli Devleti'nin cephelerde arka arkaya sikintilara maruz kalmasi, hazinenin mali krize girmesi ve devlet adamlarinin ehil olmayanlardan seçilmesi ve benzeri sebeplerle, hukuk devleti anlayisini devam ettirememesi, vilayetlerdeki valilerini ve sancaklardaki mutasarriflarini ihmale ve gevseklige itmistir. Valiler ve mutasarriflar , bazen tayin edildikleri yerler gitmeden kendi adlarina yetkili kildiklari mütesellimler ve yargi konusunda yetkili olan voyvodalarla is yürütmeye baslamislardir. Devletin hukuki ve idari açidan zaafa ugramasindan dolayi, vilayetlerde ve sancaklarda idarei ele geçiren; hatta bazi yerlerde devletin kendilerinin vali veya mutasarrif olarak tayin ettigi yerli idareciler yani, Rumeli'de a'yanlar ve Anadolu'da ise genellikle derbeyleri türemistir. Bunlarin da 1700-1800 yillari arasinda tam bir zulüm idaresi tesis ettiklerini maalesef billmeyen yoktur.

Osmanli Devleti'ni geri birakan ve hatta sebeplerin biri de devletteki ilmiye sinfindan bozulmasidir. Ilmin yerine cehalerin almasi, Osmanli Devleti'ni batirmistir. Ilmiye sinifinin bozulmasini üc sekilde anlamak lazimdir:

Birinicisi; Tipki günümüzde oldugu gibi, II. Selim'den itibaren Osmanli Devleti'nde, ilim makam ve ünvanlari ehil olmayanlarin ellerinde geçmeye baslamistir. II. Selim'e kadar, Osmanli Devleti'nde ilmin milleti ve siniri yoktur. Kahire, Tebriz, Bagdad, Venedik veya Paris'te herhangi bir dalda uzman olan bir alim, Osmanli ilmiye müesseselerinde en yüksek makama namzeddir. Fahreddin Acemi'ler, Emir Sultan Buhari'leri, Hereviler ve benzeri simalar bunun misallerini teskil ederler. Halbuki II. Selim'den itibaren ilmi rütbe ve makamlarin, az da olsa, rüsvetle ve iltimasla elde edilemsi, ilmiye müesseselerini mahvetmistir. III. Mehmed, "Dünyada sözü dogru ve hak tanir bir adam bulamadim" meallindeki ifadesini söyle açiklamaktadir: "Seyhülislam Bostan-zade Efenedi'ye iltifat eyledim; derhal bir cahil kardesini Rumeli Kazaskeri yapti ve yine bir cahil gence Selanik Kadiligini verdi. Sonra babamin hocasi Sa'deddin'de dogruluk ve hak bilirlik ümit eyledim; derhal o da bir genç oglunu Anadolu Kazaskerligine ve birini de Edirne Kadaligina arz edip mevali ve ulema arasinda beni bednam ve kendisini rüsvay eyledi". Bu ifadeler, tam dogru ve mevsuk olmasa bile, II. Selim'den itibaren besik ülemasi gibi tabirlerin yayilmasi, 1006 tarihli ilmiye Kannunamesinde bazi suiistimallerin zikredilmesi bosa degildir.

Ikincisi; Ilmiye sinifinin ikinci bozulusu, ehliyet ile birlekte ilmin kalitesinin düsmesidir. Elimizde Fatih Medreselerinde okutulan ders kitaplari da, II. Selim'den sonra okutulan ders kitaplari da bulunmaktadir. Tip alaninda Fatih Medreselerinde Ibn-i Sina'nin El-Kanun Fit-Tib adli eseri okutulurken daha sonralari bu seviye 200 sayfalik El-Hidaye (Fikihtaki Hidaye degil) isimli kitaba kadar düsmüstür; kelam ve felsefede yükselis dönemlerinde Serh-i Mevakif, Serh-i Makasid ve Tavalli'Serhi gibi dev eserlerokutulurken, daha sonralari Serh-i Akaid'lere düsülmüstür. Önceleri ibn-i Rüsd, imam Gazali ve ibn-i Sina'yi tartisan Osmanli alimleri artik müsbet ilimlerin okutulup okutulmayacagini tartismaya baslamislardir.

Üçüncüsü; Bizi dünya rahatindan ve gayr-i müslimleri de ahiret saadetinden mahrum eden bir hal de, maalesef bazi ilimden nasibi az olanlarin ve ehliyetsiz alimlerin etkisiyle, Islamiyetin zahiri bazi nasslariyla ilmin meseleri arasinda sanki bir tezat var oldugunun sanilmasidir. Halbuki islamiyet bütün fenlerin efendisi, gerçek ilimlerin babasi, kaynagi ve reisidir. Köle efendisine, hizmetkar reisine ve evlad pederine nasil düsman olabilir? Imam-i Safi'nin ve Fahruddin-i Razi'nin eserlerinde halledilmis olan yerküresinin yuvarlakligi mevzuunu, Avrupa'daki bazi yanlis inançlarin etkisiyle kabul etmeyen bazi hocalar çikabilmis ve bu ÿuzden islamiyet çok sey kaybetmistir. Kadizade ile Sivasi arasindaki tartismalar, bu aci sahnelerden bazilaridir. Istanbul Rasadhanesinin yikilmasi için ugrasan bazi alimlei de bu gruba sokmam gerekmektedir.

Ilmin yerini cehaletin aldigi bütun devletler yikilmaya mahkum oldugu gibi, Osmanli Devleti de kendi yikilisini bunlarlar hazirlamistir. Artik dünyada bilim adamlarinin hicret ettigi bir devlet degil; medrese talebeleri çok basit meselelerin tartisildigi bir Osmanli Medresesi söz konusudur. Ilmiye mensuplarinin bozulmasi, Osmanli Devleti'ndeki egitim ve yargi sistemini de dogrudan etkileme baslamistir. Ayrica Avrupa'daki sanayilesme ve makinalasma da yeteri kadar bize ulastirilamamistir.

Devleti ayakta tutan para sisteminde sarsintilar meydana gelmeye baslamis ve Kanuni zamanina kadar altin veya gümüs olan Osmanli parasi, III. Murad zamanindan itibaren magsus yani ayari bozuk para haline gelmistir. Akçenin degerindeki bu kararsizlik mali alanda olumsuz etkiler yapmaya baslamistir. Yani asker ve memurlarin maaslari yetmemeye; satubazarda kullanilan akçe ile re'ayanin alim gücü düsmeye; parasinin degeri azalan ve masraflarini karsilayamayan devlet ise, tekalif-i divaniyye adiyla yeni ve bazen da haksiz vergiler koymaya baslamistir. Hatta 1589 yilinda meydana gelen Beylerbeyi Vak'asi'nin bir diger adi da akçe ihtilalidir. Artik devlet hazinesi bosalmaya ve gittikçe artan savas ve maas masraflarini karsilayamaya baslamistir. Devletin geliri arttirmak için aldigi her tedbir, devlet ile re'aya arasini sogutmaya sebep olmustur. Para kitligi, her açidan develtin kurumlari üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmistir. Neticede Osmanli pazarlarinda Avrupa yapisi mallar artmaya, fiyatlarin artisi kosmaya; iltizam ve benzeri vergi toplama yollarinda yolsuzluklar çogalmaya ve nihayet sosyal süzen bozulmaya baslamistir. Devlete olan vergi borcunu ödeyemeyen çiftçiler artinca çiftini terk ederek kaçan çift-bozanlar çogalmaya baslamis; issiz ve evsiz kalan levendler, Celali isyanlarina sermaye haline gelmenin yaninda sehir hayatini mahveder olmus; bos kalan insanlar surada burada türeyen umut taciri Molla Kabiz, Oglan Seyh vebenzeri fikri bozuklarin aleti olarak kullanilmis; bos ve issiz levendlerin artmasi, XVIII. yüzyilda isynalari arttirmistir.

Dini hayattaki zayiflama, Hazinenin ve halkin fakirligine ragmen israf ve sefaheti celb etmistir. Sefahet ve israf da Osmanli Devleti?ni kemire kemire bitirmistir. Lale devrindeki helva sohbetleri, daha sonraki dönemde bir türlü önlenemeyen Kayik safalari, III. Selim zamanindaki Nizam-i Cedid adina toplanan paralarin ciddi anlamda eglencelere sarfil; Tanzimat?i takip eden günlerde dans, balo ve müzigin her çesidinin, belli sinirlar içinde Osmanli toplum hayatina girmesi, Osmanli Devleti?ni yikan sebeplerin basinda gelmektir. Helal kazanç sefahete yetmeyince, devlet adamlari suiistimal ve rüsvete; kabadayilar soyguna ve masum halk tabakalari da bedduaya baslamislardir. Viyana bozgunun ardinda israf ve sefahet bulundugu gibi, Patrona Halil isyaninin arkasinda da Lale devrinin keyif ve safalari yatmaktadir. Kabakçi ve Alemdar Vak?alari?nin sebebi Nizam-i Cedidcilerin ser-i serifin disina çikmalari oldugu gibi, Serif Hüseyin?in basini çektigi Arap Isyaninin ve Esad Toptani?nin basini çektigi Arnavud isyaninin sebebi de ittihadcilarin gayr-i mesru dairedeki hayatlaridir.

Askerin bozumasidir. Devleto ayakta tutan Osmanli askeri iki açidan bozulmustur:

Birincisi; Askerin egitiminin ve ahlakinin bozulmasidir. Yeniçeri ocagi, sayilari 6.000 ila 12.000 aded arasinda iken yüzlerce zaferlere imza atmasina ragmen, daha sonra Yeniçeri Kanunnamesinden ögrendigimize göre, sayilari 60.000 ila 120.000 arasinda dolasmasina ragmen zafer kazanmaya degil, devletin basina bela açilmasina sebep olmaya baslamisdir. Yeniçeri Kanunnamesinde ahlaklarinin bozulmasi ve çesitli suiistimallerle Yeniçeri Ocagina alinmayla alakali hükümler, okuyanlara devletin yikilmak üzere oldugu fikrini açikça vermektedir. III. Selim zamanindaki Nizam- i Cedid arayislari sadece sekilde kalmis ve askerin itaatli ve ahlaki olmasi meselesi ihmal edilmistir. II. Mahmud, Vak?a-i Hayriye diyerek Yeniçeri lagvetmis ise de, yeni teskil ettigi askere mehter yerine tranpet çalmayi ilerleme kabul edecek kadar isin ruhundan uzaklastigindan dolayi istenen basariyi elde edememistir. Balkan Savasinin kaybedilmesine tek sebep, askerin vasifsizligidir demek maalesef mümkündür.

Ikincisi; Askerin siyasete karismasidir. II. Osman zamanina kadar sa Osmanli ordusu arada sirada iç siyasetde rol oynamistir. Ancak askerin siyate dogrudan müdahelesi II. Osman olayi ile müsahhas hale gelmistir. IV. Murad zamanindaki olaylar bu mahiyetteki olaylardir. Askerin siyasetin içine girmesi, Patrona Halil isyani ile iyice belirgin hale gelmistir. III. Selim?in sehid edilisi de bu yanlis hareketin aci meyvelerindendir. Ancak Osmanli tarihinde devleti yikan asil hareket, Abdülaziz?in askerler tarafindan sehid edilmesidir. O tarihten Osmanli Devleti?nin yikilmasina kadar (II. Abdülhamid?in hakim oldugu dönemler hariç) asker tamamen siyasetin içindedir. Bu yüzden 93 harbi kaybedilmistir, Berlin Muahedisinin sebebi bu aci olaydir. 1908?de Ittihadciler is basina gelince ve özellikle de Posta Memuru Tal?at Bey Sadrazam Tal?at Paca olunca, askerin siyasete girmesi dozunu arttirmis ve denilebilir ki, Balkan maglubiyetindeki Ittihadci ve Halaskar tartismasi Osmanli Devleti?nin yikilisina sebep olmustur.

Osmanli Devleti?ni yikan sebeplerden biri de, devlet görevlerinin ehil olmayanlara, rüsvet ve iltimas ile verilmesi hadisesidir.
Ehliyetsiz kisilerin hatir-gönül hesabiyla devlet hizmetlerinde istihdami, Osmanli Devleti?ni çökerten en önemli sebepler arasinda yer almistir. Bu içler acisi yikilisi, gayr-i müslim ve Hollandali bir hukukçunun dilinden dinlemek, insan için daha aci oluyor (1897?de söylüyor):

Islamiyet, Osmanli Devleti?nde simdiye kadar uygulandigi gibi, simdi de tatbik olunsaydi, bu memleket 20. asirin basindan beri düçar oldugu felaketlere düsmezdi. Adalet yok, kadilar rüsvetci, müftiler cahil oldular. Bu hal ve hareket, sarayinda oturan Padisah?i da rahatsiz etti. Memurlarin irtikab ve su-i istimalleri ve her yerde meydana gelen karisiklar, Osmanli Devleti?nin yikilisini ve Hilal-i Muhammedi?nin batisini gösteriyordu. Bunun için Tanzimat?a sarildilar. Bu kötülüklerin kaynagini, biz Avrupalilar?in telkini ile dinleri zannetmeye basladilar. Oysa ki, kabahat din-i Muhammedide degil, devletin ehil olmayan ellere düsmesindedir.?

Buna misal olarak, sadece ve sadece Ittihadcilar tarafindan Posta Memuru Tal?at Bey?in Sadrazam Tal?at Pasa haline getirilmesi yeter kanaatindeyim.

Osmanli Devleti?nin yikilis sebepleri arasinda yer alan kadinlar saltanati meselesini ve Kösem Sultan?lari bir asra yakin devleti idare etme arzularini, ayri bir soru halinde isledigimizden, burada kisa kesiyoruz.

Osmanli Devleti ve onu idare eden devlet adamlari ile idare edilen halk, yukaridaki sebepler neticesinde rüsvet, suiistimal, tembellik ve basibozuklugun aci meyvesi olan ümitsizlige kapilmislar; akan zaman nehrine ayak uyduramamislardir. Kader-i ilahi de, kötülükler iyiliklerine galebe çalinca, bu uzun ömürlü Islam Devleti?nin yikilmasina hükmetmistir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-06-07, 15:29   #2
bodyguard258

Varsayılan C: Osmanlı devleti duraklama,gerileme ve yıkılış sebepleri


Paylaşım Icin Tesekkurler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat