En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-01-07, 20:55   #1
pashaemin

Varsayılan Medeni Kanun


TÜRK MEDENİ KANUNU TASARISI
17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yerini almak üzere, karşılaştırmalı hukukta meydana gelen gelişmeler de göz önünde tutularak günümüzün değişen sosyal ve ekonomik koşullarına uygun olarak hazırlanmış bulunan Türk Medeni Kanunu Tasarısı’nın temel özellikleri şöyle sıralanabilir:
A- Genel Olarak
Toplam 1030 maddeden oluşan Tasarı, yürürlükteki Kanunda olduğu gibi, bir “Başlangıç” ile sırasıyla “Kişiler Hukuku”, “Aile Hukuku”, “Miras Hukuku” ve “Eşya Hukuku” başlıklarını taşıyan dört kitaba ayrılmaktadır.
Alışılmış olması bakımından yürürlükteki Kanunun madde numaralarının aynen korunması, yeni maddelere “a,b,c” gibi harfler verilmesi düşünülmüş ise de, bu düşüncenin gerçekleştirilmesine olanak bulunamamıştır. Böylece madde numaralarında da yürürlükteki Kanundan ayrılınmıştır. Çünkü yürürlükteki Kanun 937 maddeden oluştuğu halde; Tasarı, 1027 esas madde ile yürürlüğe ait 3 maddeden oluşmaktadır. Bazı bölümlerde Tasarıya eklenen yeni maddeler o kadar çoktur ki, neredeyse alfabenin harfleri bunları belirtmeye yetmeyecektir. Kaldı ki, yürürlükteki Kanunun pek çok maddesi Tasarıya alınmayarak yürürlükten kaldırıldığı için, metinde bir hayli boş madde kalmaktadır. Bu sakıncalar dikkate alınarak, madde numaralarının yeni baştan birbirini izler biçimde düzenlenmesi yoluna gitmek zorunlu olmuştur.
B-Tasarının Getirdiği Yenilikler
1. Dil
İsviçre Medeni Kanunundan 1926 yılında çeviri yoluyla alınan Medeni Kanunumuzun dili eskimiştir. Gerçekten, 73 yıllık sürede Türkçe’de önemli gelişmeler olmuş, dilimiz bir çok yabancı sözcükten arındırılarak sadeleştirilmiştir. O nedenle genç kuşakların anlamakta güçlük çektiği Kanun metninin dilimizdeki bu gelişmeye paralel olarak yeniden yazılması, zorunlu hale gelmiştir. Tasarıda kullanılan dil oldukça sadeleştirilmiş; yürürlükteki Kanunun günümüz Türkçesine oranla eskimiş olan ifadeleri, Anayasada kullanılan dil esas alınarak kolay anlaşılabilir bir duruma getirilmiştir.
2.Başlangıç
Bu bölümü oluşturan maddeler, Anayasa, yürürlükteki Medeni Kanun, karşılaştırmalı hukukta, doktrin ve içtihatlardaki görüşler doğrultusunda düzenlenmiştir.
3. Kişiler Hukuku
Yürürlükteki Kanunda olduğu gibi Tasarıda da Birinci Kitap, “Kişiler Hukuku”na ayrılmıştır. Bu Kitap, kendi içinde iki bölüme ayrılmış olup; birinci bölümde “gerçek Kişiler”, ikinci bölümde “Tüzel Kişiler” düzenlenmiştir.
Gerçek Kişiler
Bu bölüm, biri “Kişilik”, diğeri “Kişisel Durum Kütükleri” başlığını taşıyan iki ayırımdan oluşmaktadır.
“Kişilik” başlığını taşıyan birinci ayırımda kişilere tanınan hak ve fiili ehliyetleri, hısımlık, yerleşimyeri, kişiliğin korunması, kişiliğin başlangıcı ve sonu gibi konular düzenlenmiştir.
Hak ehliyetini düzenleyen 8. maddenin birinci fıkrasındaki “Her şahıs..” deyimi, “Her insan..” biçiminde değiştirilerek bu maddede düzenlenen ehliyetin gerçek kişilerle ilgili olduğu vurgulanmıştır.
Yürürlükteki Kanunun ikametgahı düzenleyen 21. maddesinin “Kanuni ikametgah” biçimindeki kenar başlığı, “Yasal yerleşimyeri” olarak değiştirilmiş, ancak kadın-erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla “Kocanın ikametgahı karının ikametgahı addolunur” hükmü Tasarıya alınmamıştır.
Yürürlükteki Kanunun gaiplik kararının verilmesinde yetkili mahkemeyi düzenleyen 31. maddesinin ikinci fıkrasında geçen “pederinin mukayyet olduğu mahal” deyimi, kadın-erkek eşitliğini sağlayacak biçimde Tasarının 32. maddesinde “anasının veya babasının kayıtlı olduğu yer” biçiminde değiştirilmiştir.
“Kişisel Durum Kütükleri” başlığı altında düzenlenen ikinci ayırımda kütüklerin tutulmasından doğan zararlardan doğrudan doğruya görevli memurların sorumlu olacağını öngören yürürlükteki 37. madde hükmünün Anayasa’nın 129. maddesiyle çeliştiği dikkate alınarak, yeni 38. maddede sorumluluk konusunda “Devletin ve memurların sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı” belirtilmiş; böylece medeni hukukta sorumluluk konusunda vesayet organları ve tapu memurları ile nüfus memurları arasındaki farklılık da ortadan kaldırılmıştır.
Yürürlükteki Kanunun 29. maddesine sonradan 3444 sayılı Kanunla eklenen ve cinsiyet değişikliği konusunu düzenleyen hükmün yerine Tasarıya 40. madde olarak yeni bir madde eklenmiştir. Yeni düzenleme ile cinsiyet değiştirebilme, bazı koşullara bağlanmıştır. Bunlar, 18 yaşını tamamlamış olma, bekar olma, transseksüel yapıda olup cinsiyet değiştirmenin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme yeteneğinden sürekli olarak yoksunluğunu uzmanlardan oluşan resmi sağlık kurulu raporuyla belgeleme mahkemece izin verilmiş olma koşullarıdır.
b) Tüzel Kişiler
Bu bölüm, “Genel Hükümler”, “Dernekler” ve “Vakıflar” başlıklarını taşıyan üç ayırımdan oluşmaktadır.
Yürürlükteki Kanunun ikinci ayırımında yer alan dernekler, ayrıntılı bir biçimde düzenlenmemiş; buna karşılık vakıflar oldukça ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Bu durum dikkate alınarak, Tasarıda derneklerle ilgili hükümlere daha geniş bir yer verilmiştir (Tasarı m.56-100).
Vakıflara ayrılmış bulunan üçüncü ayrımın başındaki tanımda vakfa özgülenecek olan malların ve hakların “yeterli” olması koşulu eklenerek kavramsal açıklık sağlanmıştır (Tasarı m.101). Yürürlükteki Kanun’a göre iki ay olan temyiz süresi bir aya indirilmiştir. Ayrıca yeni bir madde ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve diğer ilgililere, kurulmuş olan vakfın kurulmasını engelleyen sebepleri göstermek suretiyle iptal davası açma hakkı tanınmıştır (Tasarı m.103).
Tasarının yürürlükteki Kanunda bulunmayan 115. maddesi, vakfın geçici olarak faaliyetten alıkonulmasını düzenlemektedir. Konu, vakıf kurma özgürlüğüyle yakından ilgili olduğundan, Anayasanın 23.7.1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değişik 33. maddesinin dördüncü ve son fıkraları esas alınmak suretiyle düzenlenmiştir.
4. Aile Hukuku
Tasarıda en köklü değişiklikler, aile hukuku alanında yapılmıştır. Bu anlamda kadın-erkek eşitliğine aykırı olan veya uygulamada eşitsizlik doğuran bütün hükümler, gözden geçirilerek yeni düzenlemeler yapılmıştır. Tasarının bu alanda öngördüğü çok önemli değişikliklerden bazıları, şöyle sıralanabilir:
a) Evlenme Yaşı
Yürürlükteki Kanunun 88. maddesine göre 15 yaşındaki kızların evlendirilmesinin gerek biyolojik, gerek psikolojik açıdan olumsuz etkiler gösterdiği gözönüne alınarak, Tasarının 124. maddesinde normal evlenme yaşı, kadın-erkek farkı gözetilmeksizin 17 yaşın doldurulması, yani 18 yaşına girilmiş olması biçiminde düzenlenmiştir. Olağanüstü evlenme yaşı ise, aynı biçimde kadın-erkek arasındaki fark kaldırılarak 16 yaşın doldurulması, yani 17 yaşına girilmiş olması biçiminde düzenlenmiştir.
b) Aile Konutu, Aile Reisliği ve Ailenin Bakım Yükümlülüğü
Yürürlükteki Kanunun 152. maddesinde evin seçimini kocaya tanıyan hüküm değiştirilmiş ve Tasarının 186. maddesinde eşlerin oturacakları konutu birlikte seçmeleri ilkesi getirilmiştir. Aynı biçimde, eşitliği sağlamak amacıyla yürürlükteki Kanunun 152. maddesindeki “Koca birliğin reisidir” hükmü kaldırılmış; yeni 186. maddede eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetmeleri kabul edilmiş, böylece evlilik birliğinin yönetiminde eşlere eşit söz hakkı tanınmıştır.
Ayrıca, eşlerin evlilik birliğinin giderlerine katılmaları konusunda da eşitlik ilkesine yer verilmiştir. Yürürlükteki Kanunun 152. maddesindeki “Karı ve çocukların infak ve iaşesinin” kocaya ait olduğuna ilişkin hüküm değiştirilerek, Tasarının 186. maddesinde her iki eşin de giderlere katılma zorunluğu kabul edilmiş fakat giderlere katılmada ölçü olarak eşlerin mali güçleri, emek ve malvarlıkları esas alınmıştır.
c) Evlilik Birliğinin Temsili ve Bu Hakkın Kaldırılması
Evlilik birliğinin temsilinde de kadın-erkek eşitliğini sağlayacak yönde değişiklik yapılmıştır. Tasarının 188. maddesine göre eşlerden her biri ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil etme yetkisine sahip olacaktır. Yeni 189. maddeye göre de eşler, birliğin temsili yetkisini kullandıkları hallerde, üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olacaklardır. Söz konusu hükümle, yürürlükteki Kanunun 154 ve 155. maddelerinde bu tür borçlardan sadece kocanın sorumlu olmasını öngören hükümler de değişmekte ve kadın-erkek eşitliği sağlanmaktadır.
Temsil yetkisinin kaldırılması, sınırlandırılması ve yetkinin geri verilmesi konularında da kadın-erkek eşitliğini sağlayan yeni düzenlemeler yapılmıştır. Yürürlükteki Kanunun 156. maddesinde, kadının evlilik birliğini temsil yetkisini kötüye kullanması halinde kocanın bu yetkiyi kaldırmasına ilişkin hüküm değiştirilmekte ve yeni 190. maddede eşlerden birinin temsil yetkisini aşması veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalması halinde temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması konusunda karar verme yetkisi hakime bırakılmaktadır.
d) Eşlerin Meslek ve İş Seçimi
Yürürlükteki Kanunun “Karının meslek veya san’atı” kenar başlığı taşıyan 159. maddesi, Anayasa Mahkemesince eşitlik ilkesine aykırı bulunarak 1990 yılında iptal edilmiştir. Konu, Tasarıda kadın-erkek eşitliğine uygun biçimde yeniden düzenlenmiştir. Yeni 192. maddede eşlerden her birinin meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı belirtilmiştir.
e) Husumet Ehliyeti-Hukuki İşlemler
Türk Kanunu Medenisinin 160. maddesinde kişisel malları hakkında üçüncü kişilerle karı arasındaki davalarda karıyı kocanın temsil edeceği hükmü yer almaktadır. Tasarının 193. maddesinde ise eşler arasında eşitlik ilkesi uyarınca eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği belirtilmiştir. Ancak, Tasarının 194. maddesinde bu genel kurala bir istisna getirilerek aile konutuyla ilgili hukuki işlemler bakımından, eşlerden her birinin diğerinin açık rızasını alması zorunlu kılınmıştır.
f) Mal Rejimleri
Tasarıda “edinilmiş mallara katılma”, yasal mal rejimi olarak kabul edilmiş (m.218-241), bunun yanında “mal ayrılığı” (m.242-243), “paylaşmalı mal ayrılığı” (m.244-255) ve “mal ortaklığı” (m.256-281), seçimlik mal rejimleri olarak belirlenmiştir.
Yürürlükteki Kanun uyarınca eşler arasındaki yasal mal rejimi “mal ayrılığı” rejimidir. Mal ayrılığı rejimi, evlilik birliği sona erdiğinde, eşler arasında büyük haksızlıklara yol açtığı, özellikle meslek sahibi kocanın lehine işlediği, ev işlerini yapan, hatta kocasına mesleğinin icrasında yardımcı olan kadının durumunu hiç dikkate almadığı noktalarında yoğunlaşan eleştirilere uğramıştır.
20. yasama döneminde Meclis’e sunulan Tasarı üzerindeki eleştiriler ve öneriler gözönünde tutularak Bakanlığımızda Tasarının mal rejimlerine ilişkin hükümleri yeniden değerlendirilmiş ve “edinilmiş mallara katılma rejiminin” yasal mal rejimi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. Eşler ayrıca mal rejimi sözleşmesi yaparak Kanunda belirlenen diğer mal rejimlerinden birini seçebileceklerdir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde iki tür mal vardır: eşlerin kişisel malları ve edinilmiş mallar. Kişisel malların nelerden oluştuğu Tasarıda sayılmıştır. Bu mallar Kanundan ötürü kişisel mal sayılır. Ayrıca eşler, mal rejimi sözleşmesiyle bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler (Tasarı m.220-221).
Tasarıya göre her eş, yasal sınırlar içinde kişisel mallarıyla edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Eşlerden her biri kendi borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı bütün malvarlığıyla sorumludur. (Tasarı m.223-224).
Edinilmiş malların nelerden ibaret olduğu da, Tasarıda gösterilmektedir. Buna göre edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Örneğin bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimleri, çalışma gücünü kaybetmesi sebebiyle kendisine ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri, sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının, sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler ile edinilmiş malların yerine geçen değerler bir eşin edinilmiş malı sayılacaktır (Tasarı m.219).
g) Aile Konutu ve Ev Eşyasından Yararlanma
Tasarının 240. maddesiyle edinilmiş mallara katılma rejiminde sağ kalan eşi ekonomik ve sosyal açıdan koruma amacını taşıyan bir hüküm getirilmektedir. Bu hükme göre; edinilmiş mallara katılma rejiminin ölüm nedeniyle tasfiyesi halinde sağ kalan eş, o zamana kadarki yaşantısını koruyabilmek üzere, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine, katılmadan doğan alacağına mahsup edilmek üzere, yetmez ise bedel eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilecektir. Maddede eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle başka düzenlemeler yapabilecekleri öngörülmüştür. Ayrıca sağ kalan eşe, ev eşyası üzerinde aynı koşullar altında mülkiyet hakkı tanınmasını isteme yetkisi de verilmiştir.
Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölenin yasal mirasçılarının istemiyle, ölen eşiyle birlikte yaşadıkları konut üzerinde intifa veya oturma hakkı yerine mülkiyet hakkı tanınması olanağı da vardır. Her somut olayda haklı sebeplerin varlığı, hakim tarafından değerlendirilecektir. Bununla birlikte, sağ kalan eş, ölen eşin meslek ve sanatını icra ettirecek olan alt soylarının varlığı halinde, bu meslek ve sanatın icra edileceği bölümlerde intifa, oturma veya mülkiyet hakkını kullanamayacaktır.
h) Velayet Hakkının Kullanılması
Yürürlükteki Kanunun 263. maddesinde yer alan velayet hakkının kullanılmasında eşlerin anlaşmamaları halinde babanın oyuna üstünlük tanıyan hüküm, kadın-erkek eşitliğini bozmakta olduğundan Tasarıya alınmamış; yeni 336. maddede evlilik devam ettiği sürece ana-babanın velayeti birlikte kullanacakları vurgulanmıştır.
i) Çocuğun Adının Konulması
Yürürlükteki Kanunun 264. maddesinin son fıkarasında, çocuğun adını ana ve babasının koyacağı kuralı yer almaktadır. Ancak yürürlükteki Kanunun 263. maddesi gereğince eşlerin anlaşamamaları halinde bu konuda babanın oyu geçerli olmaktadır. Tasarının 339. maddesinde çocuğun adını ana ve babasının koyacağı tekrar edilmiştir. Eşlerin anlaşamaması halinde artık babanın oyuna üstünlük tanıyan hükmün uygulama olanağı kalmadığından sorunun hakim kararıyla çözümü gerekebilir.
j) Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Velayet Hakkı
Yürürlükteki Kanunun 298. maddesine göre, evlilik dışı bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir durum ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde, mahkeme; çocuğun menfaatlerini korumak üzere hemen bir kayyım tayin etmektedir. Babalık davasının bitmesi veya dava açılması için belirli süre geçmesinden sonra çocuğun ana veya babanın velayeti altında bırakılması faydalı görülmezse kayyım yerine bir vasi atanmaktadır.
Tasarıyla getirilen 337. maddeyle, ana ve baba evli değilse velayetin anaya ait olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak aynı maddede ananın küçük, kısıtlı veya ölmüş olması ya da velayetin kendisinden alınmış olması durumunda, hakimin çocuğun menfaatine göre çocuğa vasi atama ya da velayeti babaya verme konusunda yetkili olduğu açıklanmaktadır.
k) Nesebi Sahih Olmayan Çocuklar
Soybağı açısından evlilik içinde doğan çocukla evlilik dışı doğan çocuk ayırımına son verilerek, evlilik dışında doğan çocukla aynı konuma getirilmek suretiyle bu durumda bulunan çocukların zarara uğramaları engellenmiş ve gelecekleri güvence altına alınmıştır (Yürürlükteki Kanun m.290. 443; Tasarı m.282,498).
l) Evlat edinme
Evlat edinmeye ilişkin hükümlerde değişiklik yapılarak çocuğu olanların da küçükleri evlat edinmelerine olanak sağlanmıştır. Evlat edinenin yaşı 35’ten 30’a indirilmiş; birlikte evlat edinebilmek için evli olma koşulu aranmıştır. Küçüklerin evlat edinilebilmesi için iki yıllık bir deneme süreci öngörülmüştür. Böylece bir küçüğü evlat edinmek isteyen kişinin iki yıl süreyle onu bakıp eğitmesi koşulu aranarak gelişigüzel evlat edinme önlenmiş ve küçükler korunmuştur (Yürülükteki Kanun m.253-258; Tasarı m. 305-320).
m) Vasiliğe Atanmada Kabul Zorunluğu
Yürürlükteki Kanunun vasiliği kabul yükümlülüğünü düzenleyen 366. maddesinde değişiklik yapılarak, Tasarının 416. maddesinde bu yükümlülüğün sadece erkekler için değil, fakat kadınlar için de uygulanmasını sağlamak üzere, “erkekler” sözcüğü yerine “vasiliğe atananlar” ibaresi kullanılmış; böylece kadın-erkek eşitliği, bu konuda da gerçekleştirilmiştir.
n) Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik nedenleriyle toplum için tehlike oluşturan kişiler, mahkeme kararıyla, koruma amacıyla bir sağlık kurumuna yerleştirilebileceklerdir. Ancak, bu şekilde özgürlüğü kısıtlanan kişi ve yakınlarına, karara karşı itiraz ve yargı yoluna başvurma hakkı tanınmıştır (Tasarı m.432,435).
5. Miras Hukuku
a) Miras Payları
Türk toplumunun geleneksel aile yapısı düşünülerek, yakın aile bağları bulunan ve ana veya babanın ölümü halinde yeğenlerine sahiplik yapan amca, hala, dayı ve teyzeye de bazı koşullar altında mirastan pay ayırılmıştır. Böylece büyük ana ve büyük babaların miras bırakandan önce ölmeleri durumunda kendilerine isabet eden miras paylarının çocuklarına, yani miras bırakanın amca, hala, dayı veya teyzelerine -varsa sağ kalan eşle birlikte- intikal etmesi ilkesi getirilmiştir. Halen yürülükteki metinde sözü edilen kişiler, bu haktan miras bırakanın sağ kalan eşinin bulunmaması durumunda yararlanabilmektedirler (Yürürlükteki Kanun m.441; Tasarı m.497).
b) Saklı Paylar
Tasarıda saklı pay (mahfuz hisse) miktarları değiştirilmiştir.
1. Yürürlükteki Kanunda altsoy (füru) için yasal miras hakkının dörtte üçü olan saklı pay, Tasarıda yasal miras hakkının yarısı;
2. Yürürlükteki Kanunda ana ve babadan her biri için yasal miras hakkının yarısı olan saklı pay, Tasarıda yasal miras hakkının dörtte biri;
3. Yürürlükteki Kanunda kardeşlerden her biri için yasal miras hakkının dörtte biri olan saklı pay, Tasarıda yasal miras hakkının sekizde biri;
4. Sağ kalan eş için altsoy ile birlikte mirasçı olması halinde saklı pay, yürürlükteki Kanunda olduğu gibi Tasarıda da yasal miras hakkının tümü; diğer hallerde ise yürürlükteki Kanunda yasal miras hakkının yarısı olan saklı pay, Tasarıda -ana baba zümresiyle birlikte mirasçı olma hali dahil- yasal miras hakkının dörtte üçü;
olarak belirlenmiştir (Yürürlükteki Kanun m.453, Tasarı m.506).
c) Ev Eşyası ve Konut Tahsisi
Eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eşin korunması amacıyla, bunlar üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebileceği öngörülmüştür. Yine haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya miras bırakanın diğer yasal mirasçılarının istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınması olanağı getirilmiştir (Tasarı m.652).
d) Tarım İşletmelerinin Tahsisi
Terekede bulunan, ekonomik bütünlüğe ve yeterli tarımsal varlığa sahip bir tarım işletmesinin, işletmeye ehil mirasçılardan birinin istemde bulunması halinde bu mirasçıya gelir değeri üzerinden tüm olarak özgüleneceği; işletmenin değerinde önemli bir azalma olmaksızın yeteri kadar gelir sağlayan birden çok tarım işletmesine bölünebilecek nitelikte olması halinde ise, bunları isteyen ve işletmeye ehil bulunan mirasçılara ayrı ayrı özgülenebileceği öngörülmüştür (Yürürlükteki Kanun m.597, Tasarı m.659).
6. Eşya Hukuku
a) Paylı Mülkiyette Yönetim
Paylı (müşterek) mülkiyette, paydaşların paylı mülkiyetin yönetim ve yararlanmasıyla ilgili olarak kanun hükümlerinden farklı anlaşma yapmalarına olanak tanınmıştır (Tasarı m.689).
b) Paylı Mülkiyette Pay Üzerinde İntifa Hakkı Kurulması
Paylı mülkiyette, pay üzerinde intifa hakkı kurulmasının yarattığı huzursuzlukları önlemek amacıyla yeni bir hüküm getirilmiştir. Bu hükme göre, bir pay üzerinde intifa hakkı kurulması halinde diğer paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa, satış yoluyla yapılacak paylaşmada intifa hakkı, sözkonusu paya düşen bedel üzerinde devam edecektir (Tasarı m.700).
c) Önalım (Şuf’a) Hakkının Kullanılması
Uygulamadaki durum dikkate alınarak önalım (şuf’a) hakkının mutlaka dava açılması suretiyle kullanılması, cebri icra yoluyla satışlarda bu hakkın kullanılamayacağı, önalım hakkından feragatin resmi şekilde yapılması ve tapuya şerh verilmesi ilkeleri benimsenmiştir (Yürürlükteki Kanun m.659; Tasarı m.732-734)
d) Heyelan (Toprak Kayması) Olayları
Ülkemizde sık sık karşılaşılan heyelan olayları gözönünde tutularak, arazi kaymasının sınır değişikliğine yol açmayacağı; ancak bu ilkenin, yetkili makamlar tarafından heyelan bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmayacağı kabul edilmiştir (Tasarı m.709,710).
e) Zilyetlik
Yürülükteki Kanunda yer alan asli ve fer’i zilyetlik ayırımlarının, zilyedin mal üzerinde iddia ettiği hakka göre yapılan bir ayırım olması nedeniyle, Tasarıda bir şeyin zilyedin fiili hakimiyeti altında olup olmaması bakımından dolaylı ve dolaysız zilyet ayırımına da yer verilmiştir; bir şeyde fiili hakimiyeti doğrudan doğruya sürdüren kimsenin dolaysız zilyet, başka bir kişi aracılığıyla sürdüren kimsenin dolaylı zilyet olduğu ifade edilmiştir (Tasarı m.975). Bu ayırım, dolaysız ve dolaylı zilyetlerden iktisapta bulunan kişilerin haklarının belirlenmesi konusunda uygulamada görülen sıkıntıları ortadan kaldırmak amacıyla yapılmıştır.
Yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülen ve yaklaşık 50 yıldan beri süren çalışmaların ürünü olan yeni Türk Medeni Kanunu Tasarısı, kamuoyunu yakından ilgilendiren bu değişikliklerin yanında, hukuk tekniği açısından büyük önem taşıyan başka değişiklikler de getirmektedir. Bu değişiklikler Tasarı gerekçesinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Tasarı, yasalaştığı takdirde, ülkemizde 1926’da gerçekleştirilen hukuk devrimi, 21. yüzyılın başında aynı doğrultuda daha ileri bir çizgide yenilenmiş olacaktır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-05-07, 18:31   #2
eFsAh

Varsayılan C: Medeni Kanun


Paylaşım için teşekkür ederim.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-09-08, 15:41   #3
tr_pirates

Varsayılan C: Medeni Kanun


paylaşım için çokk teşekkurler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-09-08, 17:18   #4
_Le0_

Varsayılan C: Medeni Kanun


PayLaşım için SaoL
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat