Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-01-07, 20:45   #1
pashaemin

Varsayılan Hukuka Giriş


Hukuka Giriş
ve Medeni Hukukun Temel Kavramları
I.Bölüm
Hukuka Giriş
Hukuka Giriş
Sosyal Yaşam –Sosyal Düzen- Hukuk

İnsan bugün doğumundan ölümüne kadar kendisini bir çok bağlarla sarılmış olarak algıladığı bir toplumun içinde yaşar.
Toplum içinde yaşayan insanlar hayatlarını en iyi şekilde sürdürebilmek için sahip oldukları güçleri kullanırlar.
Bu güçler başıboş bırakıldığında ise insan toplum içinde varlığını sürdüremez; hatta bu tip davranışlar toplumun kendi varlığını sürdürmesini bile tehlikeye düşürür.
Bu sebeple toplumlarda düzenin sağlanabilmesi için, güçlerin dengelenmesi ve bir takım kuralların öngörülmesi zorunluluğu, ortaya çıkmıştır
SOSYAL İLİŞKİLER
Toplum içinde yaşamak zorunda olan insan sürekli olarak diğer insanlarla ilişki içerisindedir. Bir insanın bütün davranış ve eylemleriyle diğer insanlarla kurduğu bağlılık ve ilişkilere sosyal ilişki denir
SOSYAL YÜKÜMLER
Toplum içinde yaşayan insan diğer insanlarla olan ilişkisinde kendisini bir takım yetkilerle donatılmış ya da bazı yükümler ve ödevlerle bağlı görür.
Muhtaca yardım eder, küçükleri korur, büyüklere saygılı olur.
Bu davranışlardan kaçınmak toplumda çeşitli tepkilere yol açar. Hatta bazı durumlarda devlet doğrudan doğruya müdahale eder.
Bu anlamda devlet tarafından desteklensin ya da desteklenmesin, toplum halinde yaşamaktan doğan sosyal ilişkilerimize bağlı olan bu yüküm ve ödevlere sosyal yükümler veya sosyal ödevler denir.
SOSYAL DÜZEN KURALLARI
İnsanın soyutlama yeteneği sosyal olaylarda da kendisini gösterir. Tekrarlanan olaylardan genellemeler yaparak kurallara ulaşır ve toplum yaşamını bu kurallara bağlı olarak sürdürür. Kişilere ödevler yükleyen ve yetkiler veren bu düzen sosyal düzen kuralları olarak adlandırılır. Yerine getirilmediği takdirde yaptırımla karşılaşan bu kurallar, insanların birlikte barış içinde yaşamasını sağlar.
SOSYAL YAŞAMIN DAYANAĞI
Hugo Grotius: “Toplu yaşam ve sosyal ilişkiler, insanın doğasında var olan kendi benzerlerini arama eğiliminden kaynaklanır”
Rudolf von Jhering: “Sosyal ve bireysel çıkarların gerçekleştirilmesi ihtiyacı sosyal yaşamın dayanağıdır.”
Emile Durkheim: “Sosyal yaşamın dayanağı, insanların yaşama içgüdüsüne bağlı olarak, varlıklarını korumak için kendi aralarındaki benzer ve ayrışık gereksinimlerin doğurduğu sosyal dayanışma duygusudur. Sosyal dayanışma da, iş birliğine ya da iş bölümüne dayanır.” (mekanik dayanışma – organik dayanışma)

İnsanlar toplum içinde yaşarlar.
Aristototeles: insan sosyal bir varlıktır (Zoon Politikon)
Grotius:insanda toplu halde yaşamaya ilişkin bir istek vardır(Appetitus societatis).
Topluma, toplumsal yaşama ihtiyacı olmayan bir varlığın, ya insanüstü ya da insandan aşağı bir varlık, bir canavar olacağı ileri sürülmüştür.


Bu kuralların bir kısmı , kişilere bazı ödevler yükler ve bazı yetkiler verir; bir kısmı ise sadece bazı ödevler yükler .
Kişilere yetki veren ve ödev yükleyen veya sadece ödev yükleyen bu kurallara toplumsal davranış (sosyal düzen) kuralları denir.
Toplumsal davranış kurallarının (sosyal düzen kurallarının) kapsamına hukuk, ahlâk, din ve görgü kuralları girer.


Bütün bu kurallar birbirine geçmiş gibi görünseler de, temelde bu kurallarla hedeflenen amaç, kişilerin davranışlarını belli bir düzene bağlama ve dolayısıyla toplumda bir düzeni yaratma olsa da, bir başka deyişle kuralların amaçları arasında bir aynilik, bir benzerlik bulunsa da, kurallar arasında önemli farklılıklar vardır.
Sosyal Düzen Kurallarının Türleri
Din Kuralları
Ahlak Kuralları
Görgü Kuralları
Hukuk Kuralları

II. HUKUK KURALLARI İLE AHLÂK, DİN, GÖRGÜ KURALLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
A. Ahlâk Kurallarıyla Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki
1) Genel Olarak:
Gerek ahlâk, gerek hukuk kuralları insan davranışlarını yönlendirmek için öngörülmüştür ve insan davranışlarını düzenlemeyi amaçlamaktadır ; bu nedenle normatif niteliktedir. Ahlâk kuralları "iyi" davranışın, hukuk kuralları ise "haklı" davranışın ne olduğu sorularına cevap verir. İyi ve kötü arasındaki ayrım ahlâk kurallarını gerektirir.


Batı Avrupa hukuk düşüncesinde, hukuk düzeni ve ahlâk düzeni birbirinden bağımsızdır. Bu iki düzen birbirleriyle kesişen iki daireye benzer.
Hukuk düzeniyle ahlâk düzeni yer yer çakışır; fakat birbirinin simetriği değildir.
Çakışan kısım dışında kalan alanda, hukuk kurallarını ilgilendirmeyen ahlâk kuralları ve ahlâk kurallarını ilgilendirmeyen hukuk kuralları yer alabileceği gibi, hukuk düzeni, ahlâk düzenine ters düşen kurallar da öngörebilir.
Örnek:
Ahlâk ve hukuk kurallarının çakışması: Ahlâk kuralları, kişilere, yardıma muhtaç olanlara yardım etmesini emreder. Medeni Kanun'un 364‘üncü maddesinde "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür" demektedir.
Örnek 2:
Ahlâk ve hukuk kurallarının birbirine ters düşmesi:
Bir kimsenin üvey anasına yardım etmemesi ahlâk kuralları açısından tasvip edilmez. Fakat böyle bir davranış hukuka aykırı olarak nitelenemez.

Örnek3: Hukuk kurallarının ahlâk kuralları açısından önem taşımaması:
Karayolları Trafik Kanunu'nda, motorlu araçların yolun sağın dan gitmesini öngören normlar, ahlâk kurallarını ilgilendirmez.

Ahlâk ve hukuk düzeni arasındaki bu ayrım Roma hukukundan gelmiştir. Roma hukukunda dürüst yaşama, ahlâki bir durumu açıklarken, başkasına zarar vermeme, bir hukuki yükümlülüğü ortaya koymaktadır.
Ahlâk, doğru değerlere ilişkin müşterek inançla ortaya çıkar. Bir davranış, bir değer sistemine uygun düşüyorsa, ahlâken iyi (doğru); davranış, bu değer düzeni ile çatışıyorsa, kötü (yanlış) dür. Toplumda hâkim olan ahlâk kuralları iyi ve kötüye ilişkin görüşler, zaman içinde değişirler.


Örnek: Birkaç sene önce, evlilik dışı birlikte yaşama ahlâka aykırı kabul ediliyordu. Bugün özellikle büyük şehirlerde bu şekilde yaşama ahlâka aykırı sayılmamaktadır.
Diğer yandan, çevrenin korunmasına karşı bir davranış önceleri ahlâka aykırı bulunmazken, bugün böyle bir davranış küçük bir çevrede de olsa ahlâka aykırı olarak değerlendirilmektedir
Ahlâk kuralları genellikle ikiye ayrılıp incelenir: Sübjektif ahlâk ve objektif ahlâk:

Sübjektif ahlâk, bir kimsenin kendisine karşı olan ödevlerine ilişkindir.
Objektif ahlâk ise, kişinin diğer kişilerle arasındaki ilişkilerini yönlendiren kurallardan oluşur.

Örnek:
İçini temiz tut, başkaları hakkında kötü düşünme şeklindeki kurallar sübjektif ahlâkla,
fakirlere yardım et , verdiğin sözü tut gibi kurallar objektif ahlâkla ilgilidir.

2) Hukuk Kuralları ile Ahlâk Kuralları Arasındaki Farklar:

(1)- Kapsam Açısından
(2)-Yükümlülük yüklemesi ve yetki vermesi açısından
(3)-Yaptırım açısından
(4)-Yazılı olup olmamaları açısından
KAPSAM AÇISINDAN
Ahlâk kuralları sübjektif ve objektif ahlâkı içine aldığı için, hukuk kurallarının kapsamından daha geniş bir kapsama sahiptir.
Çünkü, hukuk kuralları kişinin kendi vicdanına karşı olan kuralları içermez; sadece, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler.
Bu itibarla kapsamı, ahlâk kurallarına göre daha dardır.
Bununla beraber hukuk kuralları ahlâk kurallarının kapsamına girmeyen hususları da içerir.
Meselâ, ticaret sicilinin, tapu sicilinin tutulmasının ahlâk kuralı ile bir bağlantısı yoktur.

(2)Yükümlülük yüklemesi ve yetki vermesi açısından
Ahlâk kuralları kişiye sadece yükümlülük yükler, yetki vermez.
Halbuki hukuk kurallarının bir kısmı yükümlülük yüklerken, diğer bir kısmı yetki verir.

(3) Yaptırım Açısından
Ahlâk kurallarının yaptırımı insanın vicdanın sesidir veya toplumun kişiyi ayıplaması, onunla ilişkileri kesmesi, onu kınamasıdır.
Kısaca ahlâk kurallarına aykırı davranışın yaptırımı manevidir. Halbuki hukuk kurallarının yaptırımı devlet gücüdür.

(4)-Yazılı olup olmamaları açısından
Ahlâk kuralları yazılı olmayan kurallardır. Hukuk kuralları ise çoğunlukla yazılı kurallardır.
Türk kanun koyucusu bazen pozitif hukuk kuralları içinde ahlâk kurallarına yollama yapmıştır. Bu durumda ahlâk kuralları o konuda, hukuk düzenin bir parçasıdır; bir hukuk kuralıdır.
Örnek:
Kanunda bir sözleşmenin muhtevasının ahlâka aykırı olmaması zorunluluğu öngörülmüştür (BK. 20). Aynı şekilde ahlâka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kimse, zararı tazminle yükümlü tutulmuştur (BK. 41/II).
Yine Borçlar Kanununda ahlâka aykırı bir amacın sağlanması için verilen şeyin geri istenemeyeceği öngörülmüştür (BK. 65).

B.Din Kuralları ile Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki
1) Genel Olarak:

Toplumda kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen, kişi davranışlarını yönlendiren kuralların bir kısmı da din kurallarıdır. Din , evreni yaratan ve yöneten insan üstü ilâhi bir varlığa inanmayı ve ona ibadet etmeyi emreder. İnsanların Tanrı ile olan ilişkilerini düzenler.

Bununla beraber, bütün dinler insanların sadece Tanrı ile olan ilişkilerini değil, insanlar arasındaki ilişkileri de düzenleyen hükümleri (emir ve yasaklar) içerir.
Bir diğer deyişle, dinler hem uhrevî (öteki âlem) hem de dünyevî ilişkileri düzenler. Din kuralları kişiler arasındaki ilişkilerde bazı kurallara uyulmasını istemesi bakımından, hukuk kurallarına benzerlik gösterirler.



İslâm Hukukunu, İslâm dininin kaynaklarında arayıp, islamiyet esaslarına göre kuran bilime, İlm-i Fıkıh denir.
Fıkıh ilminin belirlediği hukuk kurallarının bütünü de şeriatı oluşturur.
Örnek:
Hırsızlık, adam öldürme, zina, din kurallarınca yasaklanmıştır.
Aynı şekilde hukuk kuralları da bu tip davranışları hukuka aykırı davranışlar olarak kabul etmiş ve bu davranışları tasvip etmediğini hukuk kuralları ile açıkça belirtmiştir.

Lâik hukuk düzenlerinde, hukuk kuralları ile din kuralları arasında yollama biçiminde bir ilişki yoktur.
29 Ekim 1923 günü Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiş olan Cumhuriyeti ilân eden 364 no'lu Kanun'un 2'nci maddesinde "Türkiye Devletinin dini, din-i islâmdır." denmektedir.



20 Nisan 1340 (1926) tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun 2'nci maddesinde de aynı kural tekrarlanmıştır. Bu hüküm 10 Nisan 1928 t. ve 1222 no'lu Kanunla Türk Anayasasından çıkarılmıştır. 5 Şubat 1937 t. ve 3115 no. Kanun ile Anayasanın 2'nci maddesiyle "lâiklik ilkesi" benimsenmiştir. Aynı kural, 1961, 1982 tarihli Anayasaların 2'nci maddesinde muhafaza edilmiştir.


1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu, Türkiye'de dinsel hukuk düzeninden, lâik hukuk düzenine geçişi sağlayan Kanunlar arasında çok önemli bir yer işgal etmektedir.
Medeni Kanunda din ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bunun amacı din kurallarının hukuka aktarılması değil, dini inanç özgürlüğünün kuvvetlendirilmesidir.(Dini inanç özgürlüğü, 1982 tarihli Anayasa'nın 24'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Aynı kural 20.9.1971 tarihli ve 1488 no.lu Kanunla 1961 tarihli Anayasa'nın 19'uncu maddesinde de yer almıştır.)
Örnek:
"Evlendirme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir.
Evlenmenin geçerli olması dini törenin yapılmasına bağlı değildir”(MK.143).
Örnek
“Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir.
Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.
Ergin dinin seçmekte özgürdür” (MK. 341)


















2) Din Kuralları ile Hukuk Kuralları Arasındaki Farklar:

(1)–Din kuralları Tanrı'nın emri olduğu için statik kurallardır. Zaman içinde değiştirilmesi düşünülemez. Hukuk kurallarıysa insan aklının eseri olduğu için dinamik kurallardır; İhtiyaçlarına uygun olarak değiştirilebilir.
(2)–Din kurallarının yaptırımı uhrevîdir. Allah korkusudur; cehennem azabıdır. Halbuki hukuk kurallarının yaptırımı devlet gücüdür.
(3)–Din kuralları bir taraftan uhrevî ilişkileri, diğer taraftan dünyevî ilişkileri düzenler. Halbuki hukuk kuralları sadece kişiler arasında ki ilişkilerin bir kısmını düzenler.

C. Görgü Kuralları İle Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki


Görgü kuralları da toplum hayatında kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen, uyulması gereken kurallardır. Görgü kuralları kişilerin nasıl davranması gerektiğini düzenler.
Örnek: Misafir ağırlamayla, resmi davetlerdeki kıyafetlerle, tanıkların birbiriyle karşılaştıklarında selâm vermeleriyle ilgili kurallar

Görgü kuralları toplumun tümünü veya bir bölümünü ilgilendirir.
Görgü kuralları zaman içinde değişebilir. Görgü kurallarının temelinde süresiz olarak geçerli bir değer sistemine dayanması zorunluluğu yoktur. İyi ve kötü görgü kuralları vardır; fakat görgü kuralı doğrudan doğruya davranışın iyi veya kötü olduğunu ifade etmez.
Örnek: Önceleri yemeği büyük bir şapırtı ile yemek görgü kuralı sayılmakta; hatta ev sahibine bir iltifat olarak görülmekte idi. Böylece yemeğin lezzetli olduğu vurgulanırdı.
Görgü kurallarına aykırı bir davranış, sosyal bir baskı ile karşılaşır
Örnek: Bugün yemeği şapırdatarak yemek, sofra âdabına uygun düşmemektedir. Bu şekilde yemek yemesi halinde, kişinin sosyal baskıyla karşılaş ması tabiidir. Meselâ, kendisine ayıplayıcı, horlayıcı şekilde bakılması, masada kendisi ile konuşulmaması gibi. Böyle bir sosyal baskı haklı kabul edilmektedir. Kişinin davranışı da "görgüsüz", "çirkin" gibi sıfatlarla nitelendirilir.
Zaman içinde bazı görgü kurallarının hukuk kuralı haline dönüşmesi çok sınırlı olsa da mümkündür
Örnek: Türkiye Cumhuriyetinin devlet ve dışişleri protokolünü düzenleme ve yürütme görevi, bir kanun ile Dışişleri Bakanlığına verilmiştir. Çoğu zaman devlet protokolü yönetmelikle düzenlenir
Örnek: Askerlerin birbirlerine selâm vermek mecburiyeti kanunla düzenlenmiştir. Hosteslerin de belli bir kıyafet giyme mecburiyetleri vardır.


2) Görgü Kurallarıyla Hukuk Kuralları Arasındaki Farklar :

(1)–Görgü kuralları, kişilerin karşılaştıklarında uymaları gerekli belirli davranış biçimlerini düzenler.
Özellikle aynı çevreye mensup kişilerin karşılaştıkları zamanki davranış biçimlerini öngörür. Bu kurallara uyulması daha dar çevrelerde sözkonusu olur. Hukuk kuralları ise ülkenin tümünde geçerli olan davranış kurallarıdır.
(2)–. Görgü kuralları yazılı olmayan kurallardır
Hukuk kurallarının büyük bir çoğunluğuysa yazılı kurallardır. Hukuk kurallarının yazılı olanları da, yazılı olmayanları da (örf ve âdet hukuku) belli, tespit edilmiş kurallardır.

(3)–Görgü kuralları insanlara sadece yükümlülük yükleyen kurallardır.
Halbuki hukuk kuralları kişilere aynı zamanda yetki veren kurallardır.
(4)–Görgü kurallarının yaptırımı toplumdaki bir takım değer hükümleridir.

Kişinin "görgüsüz", "kaba", "nezaketsiz" olarak nitelendirilmesi gibi.
Halbuki hukuk kurallarının yaptırımı devlet gücüdür.


HUKUK KURALLARI

İnsanların oluşturduğu toplum, mutlaka bir düzene dayanmalıdır. Bu düzenin temelini de hukuk kuralları oluşturur. Hukuk düzeni bulunmayan bir toplum düşünmek imkansızdır.
Toplumun olduğu (insan topluluğunun olduğu) her yerde hukuk vardır. (Ubi sociates ibi ius)

Hukuk, ancak bir toplum içersinde ve bir toplum için düşünülebilir. Hukukun varlığı için, hukuk kurallarına aykırı bir davranış olanağının bulunması gerekir.
Tek bir kişinin ihlâl edebileceği bir hak olmadığı için, bu kişinin aykırı davranabileceği bir hukuk kuralı da olamaz.

Hukukun Tanımı
1- Hukuk hak kavramının çoğuludur
2-Hukuk halk arasında iyi ilişkileri ifade eder (onunla hukukumuz eskidir)
3-Hukuk bir davanın türünü belirtmek için kullanılır (hukuk davaları, hukuk mahkemeleri)
4- Teknik anlamda hukuk
Hukukun tanımı
(Amaç ve kaynak)
“Hukuk, toplumun genel yararını ve bireylerin ve toplumun ortak iyiliğini sağlamak amacıyla yetkili makam tarafından konulmuş ve Devlet yaptırımıyla donatılmış sosyal kurallar bütünüdür”
Hukuk
(Biçimsel Tanımlama)
Toplum hayatında kişilerin birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu gücü ile desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür

Teknik Anlamda Hukukun Tanımı
“Örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan insanların birbirleriyle veya kişilerin yine kendilerinin meydana getirdikleri topluluklarla ve bu toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen,
kişilerin hukuki güvencesini ve insan haklarını sağlamak amacıyla oluşturulan ve
devlet gücü ile desteklenen,
bağlayıcı, genel ve devamlı hukuk kurallarının bütünüdür.”
Hukukun Görevi (Varlık Sebebi)
Toplum içinde yaşayan insanların aralarında kurarak gerçekleştirdikleri ilişkiye toplumsal ilişki veya sosyal ilişki denir.
Hukukun amacı bu ilişkilerin bir kısmını düzene bağlamaktır.
Hukuk bu yolla:

Hukuk
1-Toplumda Barışı Sağlar
2-Toplumda Hukuksal güvenliği sağlar
3-Toplumda adaleti sağlar
4-Toplumda Oluşum ve gelişimlere cevap verme görevini yerine getirir

I- Hukuk toplumda barışı sağlar
Hukuk toplumdaki güçleri sınırlar, bu güçler arasında denge sağlar, çıkar çatışmalarını güven, eşitlik ve özgürlük içinde bir rekabete çevirmeye çalışır.
Böylece kişilerin maddi ve manevi varlıklarının gelişimi ve toplum barışı sağlanmış olur.
II-Hukuk toplumda hukuksal güvenliği sağlar
Herkesin bağlı olacağı kuralı bilmesinde, davranışlarını ona göre ayarlamasında büyük yarar vardır.
Hukukta şekilcilik (formalizm)ve açıklık (aleniyet) ilkeleri toplumda güven duygusunu sağlamak için öngörülmüştür.
III-Hukuk Toplumda Adaleti Sağlar
Hukukun temel görevleri arasında
Adaleti sağlamak gelir
Terazisiz kılıç kaba kuvvet Kılıçsız terazi hukukun aczi anlamına gelir
Adaletin sağlanması hukuku iki yönden ilgilendirir
1- Adil kurallar koyularak objektif adalete uygun düzen sağlanmış olur
2-Hukuk düzeninin uygulanmasında adaletli olunur
Bu nedenle hukuk adalet bilimi olarak tanımlanır
A-Adalete ilişkin düşünceler
Aristoteles’e göre adalet
1- Geniş anlamda adalet= fazilet (bilgi ve ahlak). Fazilet, akıl yolu ile ifrat, ile tefrit arasındaki en doğru yolu bulmaktır.
2- Dar anlamda adalet: İnsanın dünya nimetlerini paylaşırken ne kendine ne de başkalarına zarar verecek şekilde hareket etmesidir.
a- Denkleştirici b- Paylaştırıcı

Denkleştirici adalet-paylaştırıcı adalet
Denkleştirici adalet: kişilerin kendi aralarındaki ilişkilerini düzenler.
Özellikle eşya ve hizmetlerin değiş tokuşunda uygulanır. Bu değiş-tokuşta bir aritmetik eşitlik düşüncesi benimsenir.
Buna göre edim ile karşı edim arasında bir eşitlik varsa denkleştirici adalet gerçekleşmiştir. Denkleştirici adalet , genç ya da yaşlı , zengin ya da fakir olmasına bakılmaksızın herkesin eşit işleme tabi tutulmasını öngörür.
Ancak denkleştirici adalet aynen uygulandığında her zaman adil davranılmış olmaz. Çünkü kişiler ehliyetleri, bilgi ve yetenekleri açısından birbirinden farklıdır.
Paylaştırıcı (dağıtıcı) adalet
Orantılı bir adalet düşüncesine dayanır
Bu düşünce gereğince, gereksinimleri, yetenekleri ve olanakları bakımından eşit durumda olmayanlara eşit davranılmamalıdır. Çünkü farklı durumdaki kişilere eşit davranmak eşitliğin çiğnenmesidir. Herkesin hakları meziyet ve başarısı ile, görevleri de ehliyet ve yeteneği ile orantılı olmalıdır.
Örneğin herkes yeteneği ve katkısı oranında ücret almalı, gelir vergisi geliri daha çok olandan daha fazla alınmalıdır.
B-Adaletin Nasıl Sağlanacağı Sorunu
1- Ortak yarar kıstası ile adalet sağlanabilir
2- İnsan hakları bildirgesinde belirtilen temel haklar iç hukuka aktarılarak adalet sağlanabilir.
Bireysel insan haklarına dayanan adalet kavramı (19.yy)
Sosyal adalet ilkesine dayanan insan hakları
Sosyal adalet
Sosyal adalet, “ortaklaşa iyi”nin gerçekleştirilmesi amacını güder. Toplumdaki hak ve ödevlerin belirlenmesinde kıstas bütünün iyiliği “ortaklaşa iyi” dir.
Buna göre her kişi sırf kendi yetenek ve özelliklerine göre hakettiği değil aynı zamanda bütünün bir parçası olarak kendisine düşen hak ve ödevler belirlenir. Böylece zayıfların korunduğu bir düzen kurulur.

C-Adaletin gerçekleşmesinde hakkaniyetin rolü
Kanun koyucu adaletin gerçekleştirilmesi için hakkaniyet ilkesini kabul etmiştir (MK 4/BK 44)
Adalet de hakkaniyet de ahlaka yöneliktir, ancak ikisi arasındaki düşünce farklıdır.
Adalet- Hakkaniyet İlişkisi
Adalet hukuk kurallarına egemen en yüksek ahlaki düşünceyi ifade ederken, hakkaniyet somut olayın özelliklerini göz önünde tutarak adalete ulaşmak için başvurulan yollardan biridir (somut olay adaleti).
Hakkaniyet adil olmayan kuralın değil, adil olmayan sonuçların değiştirilmesi amacına hizmet eder.


Hukukun Temeli Hakkında Görüşler
1- Hukuku Bilinçli İrade Ürünü Sayan Görüşler
a) Tanrısal İrade Kuramı
b) Beşeri İrade Kuramı
aa) İradeci Pozitivizm
bb) Normcu Pozitivizm
c) Genel İrade veya Toplumsal Sözleşme Kuramı
2- Hukuku İrade Dışı Sayan Görüşler
Doğal Hukuk Kuramı
Tarihçi Hukuk Kuramı
Sosyolojik Hukuk Kuramı
1- Hukukun temelini bilinçli bir iradenin ürünü sayan görüşler

Bu görüşler de kendi aralarında farklı çerçevelerde değerlendirilmektedir.
Hukukun temelini iradeye bağlayan bu görüşler iradenin kaynağı olarak bazan tanrısal iradeyi bazan beşeri iradeyi bazan da genel iradeyi göstermektedirler.

A-Tanrısal İrade Kuramı

Tanrısal irade taraftarlarına göre evrendeki tüm varlıklar gibi hukuk da tanrı tarafından yaratılmıştır.
Hukukun konulması gibi değiştirilmesi ve konulması da tanrının iradesine bağlıdır.
Tanrı koyduğu hukuk kurallarını peygamberleri aracılığıyla insanlara bildirir.

Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an’ı Kerim’in hukukun kaynağı konusunda benimsediği doktrin tanrısal irade doktrinidir. Bu düşünce hukukun kaynağını irade dışı olgularda arayan kuramlardan doğal hukuk anlayışında bir yaklaşım tarzı olan ve dini ilahi iradenin ürünü sayan görüşle benzeşmektedir. Ancak bu iki düşünce arasında temel bir fark da vardır. Buna göre tanrısal irade kuramı da metafizik bir nitelik taşımasına karşılık hukuku açıklayış şekli itibariyle diğer pozitivist kuramlara benzer. Bu anlamda hukukun tanrısal iradeden de kaynaklansa “konulmuş” (pozitif) bir şey olduğunu söyler. Doğal hukuk görüşüne göre ise hukuk bilinçli bir iradenin ürünü olmayıp, konulmuş (vazedilmiş) bir şey değildir.


Tanrısal irade kuramı tanrının varlığı hipotezine dayanıp, hipotezin kanıtlanması ya da çürütülmesi bilimsel uğraşın alanına girmediği ve ayrıca bu kuramın benimsediği hukuk sistemi teokratik nitelikte olduğu için kabul edilemez. AY md. 2 gereğince TC laik bir devlettir. Bu da ülkemizde hukukun kaynağının tanrısal irade olamayacağı anlamına gelir.


B- Beşeri İrade Kuramı

Bu kurama göre hukuk iradenin ürünüdür. Ancak hukukun temelinde bir ya da birden çok kişiden oluşmuş organın iradesi yatar. Bu kuramın da birbirinden nitelik olarak farklı açıklanış biçimleri vardır. Bunlardan birincisi iradeci pozitivizm diğeri de normcu pozitivizm olarak adlandırılır.
İradeci pozitivizm
İradeci pozitivizmde bir yandan hukukun iradenin ürünü olduğu bir yandan da pozitivist yani konulmuş olduğu vurgulanır. Buna bağlı olarak hukukun temelini bu irade tarafından konulmuş olduğu ileri sürülür. Ancak hukuku koyan bu iradenin niteliği hakkında görüş birliği yoktur. Kimine göre bu irade devlet, kimine göre siyasi iktidar kimine göre ise ekonomik iktidardır.
Bu kuram taraftarlarından John Austin hukuku iradeci bir şekilde “egemenin emri” olarak tanımlamıştır. Buna göre “egemen”, siyasal bağımsızlığa sahip bir toplumda herkesin kendisine itaat ettiği , ama kendisinin hiç kimseye itaat etmediği kişidir. Bu aslında Tanrı’yı, hükümdarı ya da modern yasa koyucuları içine alan bir formülasyondur. Buna göre hukuk kim olursa olsun “egemen”in ürünüdür.
Normcu pozitivizm
Normcu pozitivizm de iradeci pozitivizm gibi hukukun kendiliğinden oluşmuş, yaratılmış bir şey olmayıp konulmuş (pozitif) olduğunu kabul etmekle birlikte, devletin iradesi ya da egemenin iradesi gibi bir kavrama başvurmaksızın hukukun kaynağının yine hukuk olduğu görüşünden hareket ederler.
Bu düşüncenin en önemli taraftarlarından Kelsen’e göre hukuk normlardan oluşmuş bir düzendir. Bir hukuk kuralının temelinde daima bir başka hukuk normu bulunur. En üst normun temelini ise Grundnorm (temel norm) oluşturur. Buna göre temel norm varsayımsaldır (farazi, hipotetik) ve bunun bir yaratıcısı yoktur.
Bu düşünce, anayasanın altında yer alan normların kaynağını açıklayabilmektedir. Ancak normcu pozitivizm anayasanın temeli sorusuna doyurucu yanıt verememektedir. Çünkü anayasalar “kurucu iktidar”ların ürünüdür ve bu iktidarlar herhangi bir norma bağlı olmaksızın anayasayı meydana getirirler. Buna bağlı olarak hukukun temelini açkılayan düşünce olarak, anayasanın altındaki normlar açısından normcu pozitivizmi anayasanın temeli açısından da iradeci pozitivizmi kabul etmek uygun görünmektedir.

C-Genel İrade veya Toplumsal Sözleşme Kuramı

Bu kuramın temsilcileri insanların doğal bir ortamdan hukuksal bir ortama geçerken kendi iradeleri ile hukuku yarattıkları düşüncesindedirler.
Görüşün temsilcileri Thomas Hobbes, John Locke ve Jean Jacques Rousseau’dur.
Bu düşünceler laik ve realist olmasına karşılık bir varsayıma dayandığı için eleştirilmiştir.
1-Hobbes
Hobbes’a göre doğal yaşam döneminde savaş, kargaşa , didişme vardı.
Bu dönemde insan insanın kurdu (homo homini lupus) idi ve herkesin herkesle savaşı (bellum omnium contra omnes) söz konusu idi. İlerlemenin yapılamadığı bu dönemde, kargaşadan bıkan insanlar düzeni ve barışı sağlamak için kendi aralarında bir anlaşma yaptılar ve bu sözleşme ile kendi özgürlüklerini Leviathan’a (dev, ejderha) devrettiler.
Burada Leviathan ile kastedilen Devlettir. Toplumsal sözleşme ile bireyler devletin koyacağı kuralları kabul etmişlerdir. Buna bağlı olarak hukuk, doğal yaşam halinde bulunan bireylerin düzeni sağlamak için yaptıkları bu toplumsal sözleşmeden doğmuştur.
Kişilerin özgürlüklerini Leviathan’a devretmişlerdir. Leviathan’nı tek görevi ise düzen sağlamaktır. Bu anlayıştaki sistem özgürlükçü değil otoriterdir. Hukukun temelindeki sözleşme tek taraflıdır, dolayısıyla Leviathan’ı bağlamaz ve devlet istediği zaman hukuku değiştirebilir.
2-John Lock
2-John Lock’a göre ise doğal dönemde barış ve özgürlük vardı. İnsanlar mutlu bir yaşam sürüyordu.
Bu dönemin eksikliği suç işleyen kişileri cezalandıracak bir organizasyondu. İşte bu eksikliği giderip suç işleyen kişileri cezalandırmak için insanlar aralarında bir anlaşma yaptılar. Bu sosyal sözleşme ile insanlar cezalandırma haklarını kurdukları bu organizasyona (devlete) devrettiler. Devlet suç işleyenleri cezalandıracak kurallar koydu ve suç işleyenleri cezalandırmaya başladı. Böylece de hukuk doğmuş oldu.
Ancak insanlar cezalandırma yetkisi dışındaki yetkilerini devlete devretmediler. Dolayısıyla bu hukuk anlayışında bireyler suç işlemedikçe onlara müdahale edilemez. Bu yüzden Lock’un hukuk anlayıcı otoriter değil özgürlükçüdür.
Bu anlayış gereğince, bireylerin devletle yaptıkları anlaşma sadece bireyleri değil aynı zamanda devleti de bağlar. Devlet hukuka uymazsa bireylerin direnme hakkı doğar.
3-Jean –Jacques Rousseau
Jean –Jacques Rousseau da Hobbes gibi doğal yaşamda insanlar arasında eşitlik, barış ve mutluluğun olduğunu savunur.
Ancak özel mülkiyetin ortaya çıkması ile bu mutluluk ortadan kalktı ve artık doğal yaşamda huzur kalmadı. Bu düzeni yeniden kurmak için insanlar aralarında anlaştılar .
Rousseau bu anlaşmaya sosyal sözleşme (contrat social) ve bu anlaşma ile oluşan iradeye “genel irade (volante generale) der. İşte hukuk bu genel iradenin ürünüdür
II- HUKUKU İRADE DIŞI SAYAN GÖRÜŞLER

Bu görüş yandaşları hukuku bilinçli bir iradenin ürünü saymazlar.
Onlara göre hukuk bir varlık tarafından önceden düşünülmüş ve tasarlanmış bir şey değildir.
Bu düşünce hukuku kendi kendine oluşmuş bir kavram olarak kabul eder ve
doğal hukuk akımı,
tarihçi okul akımı ve
sosyolojik hukuk akımı
olarak çeşitli anlayışları içinde barındırır. .

1-Doğal hukuk, en geniş anlamıyla “doğanın hukuku”, yani doğadan “kaynaklanan hukuk” anlamına gelir. Ancak bu doğadan kaynaklanan hukuk kavramındaki “doğa” deyimine verilen anlam yüzyıllar içinde değişikliğe uğramıştır.
a-İlk çağda doğal hukuk kavramı kendi özgül anlamında kullanılmaktadır. Yani doğal hukuk doğadan kaynaklanan, doğanın hukuku anlamındadır. “Doğa” doğal düzen demektir ve doğanın düzeni (fusis) toplumsal düzene (nomos) uygulanmalıdır. Kadim doğal hukuk anlayışına göre hukukun kaynağı doğal düzende bulunur ve insan doğası da fiziksel ve biyolojik doğaya (tabiata) tabidir.
Kallikles’e göre doğada kuvvetli olan hayvanlar daha güçsüz olanları yenip yok ederek yaşamaktadır. Doğa da insana aynı şeyi emretmektedir.
Aristo ve Ulpianus tarafından da benimsenen doğal hukuk anlayışına göre hukukun temeli biyolojik tabiattır.

b-Ortaçağda, doğal hukuktan, ilahi düzenin kuralları yani dini hukuk anlaşılmıştır. Aziz Augustinus doğal hukuku “Tanrının ifadesi olan ebedi bir kanun” olarak tanımlar. Bu düşünür en ünlü eseri De Civitea Dei (Tanrı Devleti) de dinsizlerin ve din yolundan sapanların cezalandırılmasını önermektedir. Bu önerisi ilk defa 1183 de İtalya’da kurulan Engizisyon Mahkemeleri’nde uygulama alanı bulmuştur.
Bu dönemin bir diğer önemli temsilcisi de Thomas Aquinas’tır. Kendisine ortaçağın Aristo’su denilen bu düşünür, insani kanunların ilahi ve ebedi kanunlara uyması gerektiğini söyler. Ona göre ebedi kanunlar evreni yaratan ve yöneten kanunlardır. Bu kanunlar ilahi iradeyle ifade edilir. Dolayısıyla hukukun kaynağını beşeri irade değil ilahi irade oluşturur.

c-Yeni çağda ise doğal hukuk laikleşerek içerik değiştirmiş ve akli hukuk anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Buna göre hukuk insan aklının ürünüdür. Buradaki akıl genel ve soyut anlamda “beşeri aklı” yani insanın “akli tabiatı”nı ifade etmektedir.
Bu görüşün temsilcilerinde Hugo Grotius “De Jure Belli et Pacis” (Savaş ve Barış Hukuku) adlı eserinde insanlarda akla göre yaşama içgüdüsü olduğunu bu içgüdünün de hukukun kaynağını oluşturduğunu ifade eder. Bu düşünüre göre bütün insanlığı kapsayan ve değişmez bir takım doğal hukuk kuralları vardır. İnsan aklının doğası gereği insan iyiyi ve kötüyü ayırt edebilir. Hukuk işte insan aklının böyle bir emridir.
Grotius insanın akılsal doğasından kaynaklanan doğal hukuk kurallarına örnekler

vermektedir. Bunların başında pacta sunt servanda (ahde vefa) ilkesi gelir. İnsan aklı verilen sözün tutulmasını emretmektedir.
Bunun gibi kişinin sahip olduğu şeyler üzerindeki hakkına herkesin saygı göstermesi , herkesin kusuru ile sebep olduğu zararı tazmin etmesi, herkesin başkasına ait şeyleri sahibine vermesi, herkese hak ettiği cezanın verilmesi doğal hukuk kurallarıdır. Bunlar akla uygun oldukları için geçerlidir ve insan aklının doğasından kaynaklanır.
Grotius’a göre Tanrının varlığı ya da yokluğu bu kuralların uygulanmasından bağımsızdır. Doğal hukukun emirleri Tanrının da emirleri, yasakları Tanrının da yasaklarıdır . Hatta tanrı bile doğal hukuku değiştiremez. Böylece Grotius doğal hukuku laikleştirmiştir.

2- Tarihçi Hukuk Kuramı
2- Tarihçi Hukuk Kuramı , da hukuku bilinçli bir iradenin ürünü olarak görmez. Hukuk tarihsel süreç içinde kendiliğinden yaratılmıştır. En önemli temsilcisi Friedrich Carl von Savigny dir. Savigny’ye göre hukuk “halk ruhu”ndan doğar (Volksgeist). Hukuk da tıpkı dil gibi kendiliğinden doğar ve gelişir. Nasıl dil kendiliğinden doğup gelişiyor, dil bilimcileri gerçekleşen bu gelişme üzerine dilin ilkelerini ve kurallarını tespit ediyorlarsa hukuk da kanun koyucunun eseri olmayıp halk ruhunun bilinçsiz bir ürünüdür. Savigny kanunlaştırmaya karşıdır. Ona göre kanunlaştırma hukuku kalıplara sokmak, halk ruhundaki doğal gelişimini engellemektir. Gerçek hukuk örf ve adet hukukudur. Hukuk evrensel olamaz.
3- Sosyolojik Hukuk Akımı
Sosyolojik Hukuk Akımı, hukukun kaynağı konusunda kanun koyucunun iradesini de insan aklını da kabul etmemektedir. Hukukun kaynağı toplumsal ilişkilerde bulunan “toplumsal gerçeklikte”dir. Bu düşünce hukuki pozitivizmin şekli (biçimsel) hukuk anlayışını reddeder. Hukuk sosyolojisi alanındaki çalışmalardan hem yararlanmış hem etkilenmiş olmakla birlikte, bu akım hukuk sosyolojisinden farklıdır. Bu akım, hukuku sosyal hayattaki etkinliği bakımından ele almış, hukukun yöneldiği amaçları da göz önünde bulundurarak somut gerçekliğin gereklerine ve değerlerine uygun bir hukuk teorisi oluşturmak iddiasını taşır. En önemli temsilcileri Ehrlich, Pound ve Duguit’dir.
IV-Hukukun oluşum ve gelişimlere yanıt verme görevi
1- Hakimin hukuk yaratması
2-Hakimin takdir yetkisi
3- Dürüstlük kuralları
4- Hakkın kötüye kullanılması yasağı
HUKUK KURALLARI -HUKUKİ KURUMLAR- HUKUK DÜZENİ- HUKUK SİSTEMİ
Hukuk kuralları:Toplum içinde kişi davranışlarını düzenleyen ve uyulması devlet gücü ile (yaptırım) sağlanmış kurallardır
Hukuki kurumlar: Aynı amaca yönelik hukuk kurallarının oluşturduğu bütün.

Hukuk düzeni: yürürlükteki hukuk kurallarının tümünün getirdiği yetkiler, izinler, yasak ve emirlerin toplamıdır (Türk Hukuku, AB Hukuku)
Hukuk Sistemi: Bir hukuk düzeninin toplumun kendi sosyal, ekonomik, politik gereksinimlerine ve sosyal yaşantısına cevap vermek için esinlendiği büyük sistemler.

BÜYÜK HUKUK SİSTEMLERİ
1- Roma- Cermen Hukuk sistemi
2- Common Law
3- Dini Hukuk sistemi
4- Sosyalist hukuk sistemi
HUKUK KURALLARININ UNSURLARI VE ORTAK NİTELİKLERİ
Hukuk kurallarının unsurları
1-Talep normları: Kişilerin davranışlarına veya ilişkilerine bağlı olarak bazı emirler, yasaklar, izinler ve yetkiler içerir. Bunlar doğrudan doğruya bir davanın temelini oluşturur.
2-Yardımcı normlar: Talep normlarını daha yakından belirleyen, tamamlayan sınırlayan veya değiştiren normlardır.
HUKUK KURALLARININ HUKUKSAL NİTELİKLERİNE GÖRE AYRIMI
Emredici Kurallar
Yedek Kurallar
Tamamlayıcı kurallar
Yorumlayıcı kurallar
Tanımlayıcı kurallar: Bir hukuki kavramın, kurumun hangi anlama geldiğini açıklayan kurallardır:
Örnek: MK 13 ayırdetme gücünü tanımlar
EMREDİCİ KURALLAR
Amacı
Kamu düzenini korumak
Ahlak kurallarını korumak
Zayıfları korumak
Niteliği
Kanunla kuralın emredici olduğu belirtilenler
Açıkça emredici olduğu belirtilmeyenler
Ör:Adam öldürmek yasaktır.bir kişinin kendini öldürtmek için yapacağı ant. geçersizdir.Böyle bir ant. yı gerçekleştiren kişi ceza kanununun ilgili maddesiyle cezalandırılır.
Yedek Kurallar
Tamamlayıcı Kurallar: Taraflar yaptıkları anlaşmada birinci derecedeki noktalarda anlaşmış, ikinci derecedeki nokta-larda anlaşmamışlar ve bu noktaları tamamlayan bir hukuk ku-ralı varsa bu kurallar uygulanır. Bunlar tamamlayıcı kurallardır.
Örnek: Yasal faiz, yasal mal rejimi, aynı zamanda ifa yükümü
Yorumlayıcı Kurallar
Tarafların bir hukuki işlemde kullandıkları ancak ne anlam geldiğini açıklamadıkları hususlara ilişkin bir hüküm kanunda öngörülmüşse o hüküm yorumlayıcı hükümdür.
Örnek:Senedin iadesi borcun ödendiği anlamına gelir.ama taraflar senedin tercüme için veya bir noksanının giderilmesi için verildiği konusunda anlaşabilirler.
Taraflar sözleşmede ayın başı tabirini kullanmış fakat bunla neyi kastettiklerini açıklamamışlarsa bu tabirden ayın 1. günü anlaşılması gerekir.

Tamamlayıcı hukuk kuralları:
Tamamlayıcı hukuk kuralları esasen taraf iradelerinin öncelikli olduğu alanlarda onların iradelerindeki eksiklikleri tamamlamak amacıyla konmuştur.özel hukukun çoğu kuralı tamamlayıcı hukuk kuralıdır.
ÖR:Taraflar bir borç ilişkisinde ödenecek olan faiz oranını kanuni faizden daha farklı olarak tespit ederse bu geçerlidir aksi halde kanuni faiz uygulanır.
TANIMLAYICI HUKUK KURALLARI
Bu kurallar hukuki kurumları tanımlar ve bu kurumların anlaşılmasına yardımcı olurlar.
ÖR:Nişanlanmayı,temyiz kudretini tanımlarlar.bunların farklı anlaşılması söz konusu olamaz.
Hukuk Kurallarının ortak nitelikleri
1- Hukuk kralları maddi kalıp (olgu) ve hukuksal sonuçtan oluşur
-Hem talep normu (tam norm) hem yardımcı norm bağlayıcı bir hukuksal sonucu içerir
-Talep normunda yer alan ve kişi davranışına ilişkin düzenlemenin olduğu kısma maddi kalıp denir.
2-Hukuk kuralları kişi davranışlarını, istisnaen de doğa olaylarını düzenler
3- Hukuk kuralları genel, soyut ve süreklidir
4- Hukuk kuralları bir yaptırıma dayalıdır.
Yaptırım
Yaptırım: Bir hukuk kuralına aykırı davranıldığında o davranışta bulunan kişinin karşılaşması, hukuk düzenince öngörülen sonuç.
ÖR:Adam öldürmeye hapis cezası,borç ödememeye cebri icra,haksız rekabete tazminat, küçüklerle yada akli dengesi yerinde olmayanlarla yapılan işlemlerde hükümsüzlük ve bir hukuk kuralına aykırı idari işleme iptal edilebilirlik…

Eksik borçların çeşitleri



1- Doğuştan eksik borçlar
Kumar ve bahisten doğan borçlar
Ahlaki ödevlerin ifasından doğan borçlar
2- Geçici eksik borçlar
Karı- koca arasındaki alacak borç ilişkisinden doğan borçlar
3- Sonradan eksik borçlar
Zamanaşımına uğramış borçlar


YAPTIRIM TÜRLERİ
CEBRİ İCRA:Mükellefin yerine getirmediği borcunu devlet gücü ile borcunu yerine getirmeye mecbur ettirilmesidir. ÖRS),(A)’ya TV satmışsa (A) TV bedelini satım sözleşmesinde kararlaştırılan şekilde ödemelidir.(A) TV nin bedelini kararlaştırılan zamanda (S)’ye ödememişse (A)’nın cezalandırılması yerine hukuk kuralının zorla uygulanması daha uygun olacaktır.devlet (A)’dan TV bedelini zorla alıp (S)’ye verecektir.
TAZMİNAT:Bir kimsenin bir hukuk kuralına veya yaptığı sözleşmeye aykırı davranması sonucunda doğacak zararı ödeme yükümüdür. ÖR:Trafik kazasında kusursuz olarak yaralananın tedavi masraflarının,nişanın bozulmasıyla kusursuz olan tarafın uğradığı manevi çöküntünün tazmini gibi..

GEÇERSİZLİK:Kurulmuş olan bir hukuki işleme kanun koyucunun tarafların istediği hüküm ve neticelerin bağlanmamasıdır. Eksiklik,butlan ve iptali içerir. ÖR:Bir kişinin öldürtülmesi için yapılan ant.(butlan) Ölüme bağlı tasarrufun tehdit altında yapılması durumunda iptali istenmesi(iptal) Ayırdetme gücüne sahip reşit olmayan (A)nın tan ehliyetli (B)ile yaptığı satış akdi,yasal temsilci onayıyla geçerli olur(eksiklik)
CEZA:Hukuk kurallarına aykırı davranılması sonucu karşılaşılacak sonuç
ÖR:Müebbet hapis,ağır hapis,para cezaları…

ZORALIM:Suç işlenmesiyle ilişkin eşyanın, suç işlenmesinde kullanılan veya bu amaçla hazırlanan malın devlet hazinesine mal edilmesidir. ÖR:Uyuşturucu madde ve kaçak eşyaların kişinin elinden alınması
İDARİ İŞLEMLERDE İPTAL:Hukuk kuralına aykırı olarak yapılmış bir idari işlem bu yüzden menfaatleri zedelenen kişinin talep etmesiyle görevli yargı memurlarınca ortadan kaldırılır. ÖR:Belediyenin aldığı karara dava açılması
Hukukun Çeşitli Anlamları
1-Pozitif Hukuk
2-Mevzu Hukuk
3-Tabii Hukuk
4-Tarihi Hukuk
Pozitif Hukuk
“Belirli bir ülkede,
belirli bir zamanda yürürlükte bulunan hukuk” anlamına gelir.(müspet hukuk)
Mevzu Hukuk
Bir ülkede belli bir zamanda yürürlükte bulunan hukuk kurallarından sadece yazılı olanlarını kapsar.
Yetkili bir makam tarafından konulmuş hukuk kurallarının bütünüdür.
Kanun-KHK-Antlaşma-Tüzük-Yönetmelik
(Mevzuat)
Doğal Hukuk
Pozitif hukukun karşısında doğal hukuk vardır
Yürürlükteki kanunlardan çıkan değil doğadan kaynaklanan hukuk demektir.
Olanı (de lege lata) değil olması gerekeni (de lege ferenda) anlatır. (ideal hukuk)
Tarihi Hukuk
Yürürlükten kalkmış olan hukuktur.
Roma Hukuku,
Osmanlı Hukuku,
....
....
Hukukun Dalları
Kamu Hukuku: Devletin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının , örgütlenişine, işleyişine, gördükleri hizmetlere ilişkin kuralları içerir.

Özel Hukuk:Kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler. Hukuksal ilişkiye katılan taraflar birbirlerine karşı eşit konumdadırlar. Özel hukukta irade serbestisi ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereğince kişiler hukuk düzeni içinde hukuksal ilişkilerini serbestçe düzenlerler.


Kamu hukuku, kişinin Devletle ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile olan ilişkisini ve Devletle diğer bir devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarıdır. ÖR:Anayasa,idare,ceza,yargılama,devletler genel hukuku ve mali hukuk.


Kamu hukuku alanında kişinin devletle ilişkisinde kişi devletin emrine uyar. Ancak Devlet de hukuk kuralları ile bağlı ve sınırlandırılmıştır. Bu aynı zamanda hukuk devleti ile polis devleti arasındaki farkı ortaya çıkarır.

Kamu Hukuku- Özel Hukuk Ayrımına Yönelik Kuramlar
Menfaat Kuramı (Ulpianus, MS.170-228: Kamu hukuku Roma Devletine, özel hukuk kişilerin menfaatine ilişkin hukuktur)
Bir hukuk kuralı ile kamu yararı öngörülmüşse kamu hukuku, bireysel çıkar öngörülmüşse özel hukuk kuralı söz konusudur.
Örn.: Alım- satım, kira gibi ilişikleri düzenleyen kurallar özel hukuk kurallarıdır
Bir kişinin vergi borcunu ödememesi, kamulaştırma halinde devletin menfaati vardır. Kamu hukuku kuralıdır.
İlişkinin Tarafları Kuramı
Montesquieu (1689-1755) Yönetenler-Yönetilenler
Kamu hukuku, yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuktur
Özel hukuk, yönetilenlerin kendi aralarındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarıdır.
Egemenlik Yetkisi Kuramı (Süjeler Kuramı)
Özel hukuk ilişkisinde taraflar (süjeler) arasında eşitlik söz konusu olduğu halde , kamu hukuku ilişkisinde taraflar arasında bir astlık-üstlük ilişkisi vardır. ÖRevlet kişiden vergi alır.Kişiyi askere çağırır.Suç işleyen kişiyi cezalandırır.lüzum görüyorsa bedelini ödeyerek onun taşınmazını kamulaştırır.burada devlet ile özel kişi eşit durumda değildir.

Anayasa Hukuku
Anayasa Hukuku, devletin organizasyonunu, yani şeklini yapısını, organlarını (yasama, yürütme, yargı) ve işleyişini, bunların birbiri ile olan ilişkilerini, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, kişinin devlet karşısındaki durumunu düzenler.
Anayasamızda beş temel ilke yer alır
Anayasanın İlkeleri
1- Milli Devlet İlkesi
2-Demokratik Devlet İlkesi
3-Laik Devlet İlkesi
4-Sosyal Devlet İlkesi
5-Hukuk Devleti İlkesi
Hukuk devleti , vatandaşlarına temel hak ve hürriyetleri tanıyan , yürütme organları ve idari makamların hukuka bağlılığını sağlayan devlettir.
İdare Hukuku
Devletin idaresinin teşkilat ve işleyişini, kişilerin idare ile olan ilişkilerini, kamu hizmetlerinin görülmesini düzenleyen hukuk kurallarıdır.
1- Teşkilat anlamında İdare: Yasama ve yargı organlarının uğraştıkları alanların dışında kalan bütün kamu hizmetlerini yerine getiren organdır.
A) Genel Yönetim aa) Taşra örgütü bb)Merkez örgütü
B) Yerinden yönetim
aa) Yerel Kuruluşlar bb) Hizmet Kuruluşları cc) Meslek Kuruluşları
Memur ve idari işlem kavramları
Memur:İdarenin kendisine düşen hizmetleri yürütebilmesi için personele gereksinim vardır. Bu personele memur denir
İdari İşlem:İdarenin İdare Hukuku alanında hüküm ve sonuç doğurmak üzere yaptığı işlemler.
Tek taraflı idari işlemler (Yönetmelik çıkarma, memur atama)
İki taraflı işlemler (imtiyaz sözleşmeleri)
Ceza Hukuku
Ceza Hukuku, toplum düzenini bozucu ve suç olarak nitelenen davranışların cezalandırılmasıyla ilgili kuralları içerir.
Ceza normlarının bulundukları yer ve niteliklerine göre:
A)temel ceza hukuku-tamamlayıcı ceza hukuku
B)Müşterek ceza hukuku – özel ceza hukuku.
C)yaptırımı olan normlar- bir normun uygulanmasında önemi olan hususları içeren normlar
Ayrımları yapılır.
Devletler Hukuku (uluslar arası hukuk)
Bir devletin diğer devletler ile veya uluslar arası kuruluşların birbirleri ile olan ilişkilerini düzenler.
Başlıca kaynakları, uluslar arası anlaşmalar, hukukun genel ilkeleri,uluslar arası gelenek kurallarıdır.
Yaptırımlar net ve açık değildir (savaş ilanı, ambargo, mukabele-i bilmisil)
Genel Kamu Hukuku
Bu hukuk dalı soyut anlamda Devletin oluşumunu, devlet otoritesinin kaynağını, bu otorite karşısında kişilerin özgürlüklerini hukuk, felsefe, tarih ve sosyoloji açısından inceler.
Pozitif hukuk dallarıyla meşgul olmaktan çok , devlet ve kamu özgürlükleri kavramlarının tarihsel, sosyolojik ve felsefi dayanaklarını araştırıp açıklamaya çalışan soyut bir bilim dalıdır. Bu yüzden “Devlet Kuramları” olarak adlandırılır.
Mali Hukuk(Kambiyo ve Maliye-Vergi Hukuku)
Kambiyo hukuku, uluslararası para ve ticaret ilişkilerini inceler
Maliye-Vergi hukuku ise devletin bütçesini, gelir kaynağı olan verginin konulma çeşitlerini, gerçekleştirilmesini,tahsilini, bunlara ilişkin hukuk kurallarını, resim ve harçları düzenler
Vergi Hukukunun Temel İlkeleri
1-Genellik: Herkesin vergi vermekle yükümlü olması ilkesini ifade eder
2- Adalet: Herkesin mali gücü oranında vergi vermesi ilkesini ifade eder
3- Kanunilik: Vergi, harç, resim vb. mali yükümler ancak kanunla düzenlenebilir.

Vergi: Devletin kişilere yaptığı belli bir hizmet veya iş söz konusu olmaksızın, yasa gereği herkesin ödemekle yükümlü olduğu para
Harç: Devletin yaptığı belirli bir hizmetin karşılığı olarak alınan para (tapu harcı, noter harcı..)
Resim: Belli bir hizmetin yapılmasına izin veya ruhsat verilmesi karşılığı alınan para(damga resmi, eğlence resmi, ilan resmi ..)
Yargılama Hukuku
Mahkemelerin yargı görevini yerine getirirken uyguladıkları yol ve yöntemlerle ilgili hukuk kurallarını içerir.

1- Anayasa yargısı
2- Genel yargı
a) Medeni Yargı (hukuk yargısı)
aa) Çekişmeli yargı
bb) Çekişmesiz yargı
b)Genel Ceza yargısı
3- Uyuşmazlık yargısı
4- Seçim yargısı
5-Hesap yargısı
İcra ve İflas Hukuku
İcra hukuku, özel hukuk alanında ortaya çıkan uyuşmazlıklara ilişkin olarak mahkemeler tarafından verilen kararların gerektiğinde Devlet organları eliyle zorla yerine getirilmesinde yetkili olan organların izleyecekleri yöntemleri belirleyen hukuk dalıdır. İflas hukuku özel bir takip yöntemi olan iflasa uygulanacak kuralları belirler.
-İlamlı takip
-İlamsız takip
Özel Hukuk Dalları
Medeni Hukuk
Borçlar Hukuku
Ticaret Hukuku
Devletler özel Hukuku
Medeni Hukuk
Bir ülkenin yurttaşlarının birbirleriyle ve belirli bir ölçüde yurttaşların devletle doğrudan doğruya veya dolayısıyla olan ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan pozitif bir hukuk dalıdır
1.1.2002 Tarihli Medeni Kanunun Bölümleri
1-Başlangıç Hükümleri
2- Kişiler Hukuku
3- Aile Hukuku
4- Miras Hukuku
5- Eşya Hukuku
Borçlar Hukuku
Borçlar Hukukunun en önemli kaynağını oluşturan Borçlar Kanunu Medeni Kanunun tamamlayıcı bir parçasıdır.Borçlar Hukuku borç ilişkilerini düzenler.
Başka pek çok düzenleme de vardır.
BK, genel hükümler ve özel hükümler olarak iki kısımdan oluşur.
Ticaret Hukuku
Ticari işletme esasına göre getirilmiş hükümlerden oluşan Ticaret Kanunu en temel kaynağını oluşturur.
Kişiler arasındaki ticari nitelikli ilişkileri düzenler. Ticari işletmenin hukukudur.
Ticari işletme, Ticaret şirketleri, Kıymetli Evrak, Deniz Ticareti, Sigorta Hukuku TTK’nın bölümleridir.
Devletler Özel Hukuku
Yabancılara ve aynı uyrukta olmayan kişiler arasındaki özel ilişkilere uygulanacak kuralların tespiti ile ilgilenen hukuktur. Temel Kaynağı MÖHUK ve uluslar arası anlaşmalardır.

Devletler Özel Hukukun Temel Kavramları
Tabiiyet :Kişileri ve şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağ. Kişiler için vatandaşlık, gemi, uçak tüzel kişiler vs. için tabiiyet kavramı kullanılır.
Yabancılar Hukuku: Bir ülkenin vatandaşı olmayanlara (yabancılara) uyguladığı kurallara denir.
Kanunlar Çatışması: Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerindeki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerin ve uygulanacak kuralların esasları.

Karma Nitelikli Hukuk Dalları
1- Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku
2- Hava Hukuku
3- İş Hukuku
4- Bankacılık Hukuku
5- Toprak Hukuku
......
......
Hak Kavramı, Hukuki Olay, Hukuki İlişki, Hukuki İşlem
Hak: Hukuken korunan ve yararlanılması hak sahibinin iradesine bırakılmış menfaatlerdir. ÖR:Yaşamı,beden bütünlüğü,sağlığı,şeref ve haysiyeti
Hukuki Olay: Hukuk düzeni tarafından kendilerine hüküm ve sonuç bağlanan olaylar ÖRoğum,ölüm..
Hukuki İlişki: taraflar arasında hukuksal sonuçlar doğuran ilişki ÖR:Belli bir yerde yerleşme niyetiyle oturmak ikametgah sonucunu doğurur.
Hukuki işlem: Hukuksal sonuç doğuran irade açıklaması ÖR:Bir satım sözleşmesinde satıcının satış bedelini elde etmek konusunda,alıcının ise satılan malın mülkiyetini elde etmek konusundaki iradesi.



KAMU HAKLARI:Kamu hakları kişilerin toplumla olan ilişkilerini düzenleyen,hukuk kurallarından yani kamu hukuk kurallarından doğan haklardır. ÖR:Kişi dokunulmazlığı,özel hayatın gizliliği, din ve vicdan hürriyeti,konut dokunulmazlığı…
ÖZEL HAKLAR:Genellikle kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinden doğan ve özel hukuku ilgilendiren haklardır.Özel hukuk haklarının en belirgin özelliği bu hakların karşısında,bir hukuki yükümlülüğün yer almasıdır. ÖR:Mülkiyet hakkında durum böyledir.herkes kişinin mülkiyet hakkını kullanmasına engel olmamakla yükümlüdür.
Kişisel Kamu Hakları
Kişinin serbestçe gelişmesi amacını güden alana devletin karışmasını önleyen haklar:
Kişi ve konut dokunulmazlığı
Özel yaşamın gizliliği
Vicdan ve düşünce özgürlüğü
....
...
Sosyal ve Ekonomik Kamu Hakları(AY 41-65)
Kişinin toplumsal hayatı içindeki sosyal ve ekonomik faaliyetleri ile ilgili kamu hakları
Ailenin korunması
Sosyal güvenlik hakkı
Öğretim hakkı
Sağlık hakkı
Sözleşme özgürlüğü

Siyasal Kamu Hakları
(AY 66-74)
Kişinin seçim yoluyla devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır.
Vatandaşlık hakkı
Seçme ve seçilme hakkı
Siyasal partilerle ilgili haklar
Özel Nitelikli Kamu Hakları
Belli kişilerin kamu kuruluşları ile olan ilişkilerini düzenleyen kamu haklarıdır
Kanunlarda tarafların ya da ilgililerin iradelerinden bağımsız olarak düzenlenmiştir.
Örnek:
Memurun aylık hakkı, ücretli izin hakkı ...vs.
Kamu Haklarının Sınırlanması
1- Genel Sınırlama (AY 13)
2- Özel Sınırlama
3- Anayasanın Özünün korunması
Sınırlamanın ancak yasa ile yapılması
Sınırlamanın Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olmaması
Hukuka Giriş
ve Medeni Hukukun Temel Kavramları
I.Bölüm
Hukuka Giriş
Hukuka Giriş
Sosyal Yaşam –Sosyal Düzen- Hukuk
Toplu Yaşama Zorunluluğu
İnsan Toplulukları
Sosyal İlişkiler
Sosyal Yükümler
Sosyal Düzen Kralları
Sosyal Yaşamın dayanağı
Sosyal Düzen Kurallarının Kısıtlayıcı Karakteri
Hayvan Toplulukları
Sosyallik İçgüdüsü


İnsanlar toplum içinde yaşarlar.
Aristototeles: insan sosyal bir varlıktır (Zoon Politikon)
Grotius:insanda toplu halde yaşamaya ilişkin bir istek vardır(Appetitus societatis).
Topluma, toplumsal yaşama ihtiyacı olmayan bir varlığın, ya insanüstü ya da insandan aşağı bir varlık, bir canavar olacağı ileri sürülmüştür.


İnsan bugün doğumundan ölümüne kadar kendisini bir çok bağlarla sarılmış olarak algıladığı bir toplumun içinde yaşar.
Toplum içinde yaşayan insanlar hayatlarını en iyi şekilde sürdürebilmek için sahip oldukları güçleri kullanırlar.
Bu güçler başıboş bırakıldığında ise insan toplum içinde varlığını sürdüremez; hatta bu tip davranışlar toplumun kendi varlığını sürdürmesini bile tehlikeye düşürür.
Bu sebeple toplumlarda düzenin sağlanabilmesi için, güçlerin dengelenmesi ve bir takım kuralların öngörülmesi zorunluluğu, ortaya çıkmıştır

Bu kuralların bir kısmı , kişilere bazı ödevler yükler ve bazı yetkiler verir; bir kısmı ise sadece bazı ödevler yükler .
Kişilere yetki veren ve ödev yükleyen veya sadece ödev yükleyen bu kurallara toplumsal davranış (sosyal düzen) kuralları denir.
Toplumsal davranış kurallarının (sosyal düzen kurallarının) kapsamına hukuk, ahlâk, din ve görgü kuralları girer.


Bütün bu kurallar birbirine geçmiş gibi görünseler de, temelde bu kurallarla hedeflenen amaç, kişilerin davranışlarını belli bir düzene bağlama ve dolayısıyla toplumda bir düzeni yaratma olsa da, bir başka deyişle kuralların amaçları arasında bir aynilik, bir benzerlik bulunsa da, kurallar arasında önemli farklılıklar vardır.
Sosyal Düzen Kurallarının Türleri
Din Kuralları
Ahlak Kuralları
Görgü Kuralları
Hukuk Kuralları

II. HUKUK KURALLARI İLE AHLÂK, DİN, GÖRGÜ KURALLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
A. Ahlâk Kurallarıyla Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki
1) Genel Olarak:
Gerek ahlâk, gerek hukuk kuralları insan davranışlarını yönlendirmek için öngörülmüştür ve insan davranışlarını düzenlemeyi amaçlamak*tadır ; bu nedenle normatif niteliktedir. Ahlâk kuralları "iyi" davranışın, hukuk kural ları ise "haklı" davranışın ne olduğu sorularına cevap verir. İyi ve kötü arasındaki ayrım ahlâk kurallarını gerektirir.


Batı Avrupa hukuk düşüncesinde, hukuk düzeni ve ahlâk düzeni birbirinden bağımsızdır. Bu iki düzen birbirleriyle kesişen iki daireye benzer.
Hukuk düzeniyle ahlâk düzeni yer yer çakışır; fakat birbirinin simetriği değildir.
Çakışan kısım dışında kalan alanda, hukuk kurallarını ilgilendirmeyen ahlâk kuralları ve ahlâk kurallarını ilgilendirmeyen hukuk kuralları yer alabileceği gibi, hukuk düzeni, ahlâk düzenine ters düşen kurallar da öngörebilir.
Örnek:
Ahlâk ve hukuk kurallarının çakışması: Ahlâk kuralları, kişilere, yardıma muhtaç olanlara yardım etmesini emreder. Medeni Kanun'un 364‘üncü maddesinde "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür" demektedir.
Örnek 2:
Ahlâk ve hukuk kurallarının birbirine ters düşmesi:
Bir kimsenin üvey anasına yardım etmemesi ahlâk kuralları açısından tasvip edilmez. Fakat böyle bir davranış hukuka aykırı olarak nitelenemez.

Örnek3: Hukuk kurallarının ahlâk kuralları açısından önem taşımaması:
Karayolları Trafik Kanunu'nda, motorlu araçların yolun sağın dan gitmesini öngören normlar, ahlâk kurallarını ilgilendirmez.

Ahlâk ve hukuk düzeni arasındaki bu ayrım Roma hukukundan gelmiştir. Roma hukukunda dürüst yaşama, ahlâki bir durumu açıklarken, başkasına zarar vermeme, bir hukuki yükümlülüğü ortaya koymaktadır.
Ahlâk, doğru değerlere ilişkin müşterek inançla ortaya çıkar. Bir davranış, bir değer sistemine uygun düşüyorsa, ahlâken iyi (doğru); davranış, bu değer düzeni ile çatışıyorsa, kötü (yanlış) dür. Toplumda hâkim olan ahlâk kuralları iyi ve kötüye ilişkin görüşler, zaman içinde değişirler.


Örnek: Birkaç sene önce, evlilik dışı birlikte yaşama ahlâka aykırı kabul ediliyordu. Bugün özellikle büyük şehirlerde bu şekilde yaşama ahlâka aykırı sayılmamaktadır.
Diğer yandan, çevrenin korunmasına karşı bir davranış önceleri ahlâka aykırı bulunmazken, bugün böyle bir davranış küçük bir çevrede de olsa ahlâka aykırı olarak değerlendirilmektedir
Ahlâk kuralları genellikle ikiye ayrılıp incelenir: Sübjektif ahlâk ve objektif ahlâk:

Sübjektif ahlâk, bir kimsenin kendisine karşı olan ödevlerine ilişkindir.
Objektif ahlâk ise, kişinin diğer kişilerle arasındaki ilişkilerini yönlendiren kurallardan oluşur.

Örnek:
İçini temiz tut, başkaları hakkında kötü düşünme şeklindeki kurallar sübjektif ahlâkla,
fakirlere yardım et , verdiğin sözü tut gibi kurallar objektif ahlâkla ilgilidir.

2) Hukuk Kuralları ile Ahlâk Kuralları Arasındaki Farklar:

(1)- Kapsam Açısından
(2)-Yükümlülük yüklemesi ve yetki vermesi açısından
(3)-Yaptırım açısından
(4)-Yazılı olup olmamaları açısından
(1)- Kapsam Açısından
Ahlâk kuralları sübjektif ve objektif ahlâkı içine aldığı için, hukuk kurallarının kapsamından daha geniş bir kapsama sahiptir.
Çünkü, hukuk kuralları kişinin kendi vicdanına karşı olan kuralları içermez; sadece, kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler.
Bu itibarla kapsamı, ahlâk kurallarına göre daha dardır.
Bununla beraber hukuk kuralları ahlâk kurallarının kapsamına girmeyen hususları da içerir.
Meselâ, ticaret sicilinin, tapu sicilinin tutulmasının ahlâk kuralı ile bir bağlantısı yoktur.

(2)Yükümlülük yüklemesi ve yetki vermesi açısından
Ahlâk kuralları kişiye sadece yükümlülük yükler, yetki vermez.
Halbuki hukuk kurallarının bir kısmı yükümlülük yüklerken, diğer bir kısmı yetki verir.

(3) Yaptırım Açısından
Ahlâk kurallarının yaptırımı insanın vicdanın sesidir veya toplumun kişiyi ayıplaması, onunla ilişkileri kesmesi, onu kınamasıdır.
Kısaca ahlâk kurallarına aykırı davranışın yaptırımı manevidir. Halbuki hukuk kurallarının yaptırımı devlet gücüdür.

(4)-Yazılı olup olmamaları açısından
Ahlâk kuralları yazılı olmayan kurallardır. Hukuk kuralları ise çoğunlukla yazılı kurallardır.
Türk kanun koyucusu bazen pozitif hukuk kuralları içinde ahlâk kurallarına yollama yapmıştır. Bu durumda ahlâk kuralları o konuda, hukuk düzenin bir parçasıdır; bir hukuk kuralıdır.
Örnek:
Kanunda bir sözleşmenin muhtevasının ahlâka aykırı olmaması zorunluluğu öngörülmüştür (BK. 20). Aynı şekilde ahlâka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kimse, zararı tazminle yükümlü tutulmuştur (BK. 41/II).
Yine Borçlar Kanununda ahlâka aykırı bir amacın sağlanması için verilen şeyin geri istenemeyeceği öngörülmüştür (BK. 65).

B.Din Kuralları ile Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki
1) Genel Olarak:

Toplumda kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen, kişi davranışlarını yönlendiren kuralların bir kısmı da din kurallarıdır. Din , evreni yaratan ve yöneten insan üstü ilâhi bir varlığa inanmayı ve ona ibadet etmeyi emreder. İnsanların Tanrı ile olan ilişkilerini düzenler.

Bununla beraber, bütün dinler insanların sadece Tanrı ile olan ilişkilerini değil, insanlar arasındaki ilişkileri de düzenleyen hükümleri (emir ve yasaklar) içerir.
Bir diğer deyişle, dinler hem uhrevî (öteki âlem) hem de dünyevî ilişkileri düzenler. Din kuralları kişiler arasındaki ilişkilerde bazı kurallara uyulmasını istemesi bakımından, hukuk kurallarına benzerlik gösterirler.



İslâm Hukukunu, İslâm dininin kaynaklarında arayıp, islamiyet esaslarına göre kuran bilime, İlm-i Fıkıh denir.
Fıkıh ilminin belirlediği hukuk kurallarının bütünü de şeriatı oluşturur.
Örnek:
Hırsızlık, adam öldürme, zina, din kurallarınca yasaklanmıştır.
Aynı şekilde hukuk kuralları da bu tip davranışları hukuka aykırı davranışlar olarak kabul etmiş ve bu davranışları tasvip etmediğini hukuk kuralları ile açıkça belirtmiştir.

Lâik hukuk düzenlerinde, hukuk kuralları ile din kuralları arasında yollama biçiminde bir ilişki yoktur.
29 Ekim 1923 günü Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilmiş olan Cumhuriyeti ilân eden 364 no'lu Kanun'un 2'nci maddesinde "Türkiye Devletinin dini, din-i islâmdır." denmektedir.



20 Nisan 1340 (1926) tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun 2'nci maddesinde de aynı kural tekrarlanmıştır. Bu hüküm 10 Nisan 1928 t. ve 1222 no'lu Kanunla Türk Anayasasından çıkarılmıştır. 5 Şubat 1937 t. ve 3115 no. Kanun ile Anayasanın 2'nci maddesiyle "lâiklik ilkesi" benimsenmiştir. Aynı kural, 1961, 1982 tarihli Anayasaların 2'nci maddesinde muhafaza edilmiştir.


1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu, Türkiye'de dinsel hukuk düzeninden, lâik hukuk düzenine geçişi sağlayan Kanunlar arasında çok önemli bir yer işgal etmektedir.
Medeni Kanunda din ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bunun amacı din kurallarının hukuka aktarılması değil, dini inanç özgürlüğünün kuvvetlendirilmesidir.(Dini inanç özgürlüğü, 1982 tarihli Anayasa'nın 24'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Aynı kural 20.9.1971 tarihli ve 1488 no.lu Kanunla 1961 tarihli Anayasa'nın 19'uncu maddesinde de yer almıştır.)
Örnek:
"Evlendirme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir.
Evlenmenin geçerli olması dini törenin yapılmasına bağlı değildir”(MK.143).
Örnek
“Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir.
Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.
Ergin dinin seçmekte özgürdür” (MK. 341)


2) Din Kuralları İle Hukuk Kuralları Arasındaki Farklar:

(1)–Din kuralları Tanrı'nın emri olduğu için statik kurallardır. Zaman içinde değiştirilmesi düşünülemez. Hukuk kurallarıysa insan aklı*nın eseri olduğu için dinamik kurallardır; İhtiyaçlarına uygun olarak değiştirilebilir.
(2)–Din kurallarının yaptırımı uhrevîdir. Allah korkusudur; cehennem azabıdır. Halbuki hukuk kurallarının yaptırımı devlet gücüdür.
(3)–Din kuralları bir taraftan uhrevî ilişkileri, diğer taraftan dünyevî ilişkileri düzenler. Halbuki hukuk kuralları sadece kişiler arasında ki ilişkilerin bir kısmını düzenler.

C. Görgü Kuralları İle Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki
1) Genel Olarak:

Görgü kuralları da toplum hayatında kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen, uyulması gereken kurallardır. Görgü kuralları kişilerin nasıl davranması gerektiğini düzenler.
Örnek: Misafir ağırlamayla, resmi davetlerdeki kıyafetlerle, tanıkların birbiriyle karşılaştıklarında selâm vermeleriyle ilgili kurallar

Görgü kuralları toplumun tümünü veya bir bölümünü ilgilendirir.
Görgü kuralları zaman içinde değişebilir. Görgü kurallarının temelinde süresiz olarak geçerli bir değer sistemine dayanması zorunluluğu yoktur. İyi ve kötü görgü kuralları vardır; fakat görgü kuralı doğrudan doğruya davranışın iyi veya kötü olduğunu ifade etmez.
Örnek: Önceleri yemeği büyük bir şapırtı ile yemek görgü kuralı sayılmakta; hatta ev sahibine bir iltifat olarak görülmekte idi. Böylece yemeğin lezzetli olduğu vurgulanırdı.
Görgü kurallarına aykırı bir davranış, sosyal bir baskı ile karşılaşır
Örnek: Bugün yemeği şapırdatarak yemek, sofra âdabına uygun düşmemektedir. Bu şekilde yemek yemesi halinde, kişinin sosyal baskıyla karşılaş ması tabiidir. Meselâ, kendisine ayıplayıcı, horlayıcı şekilde bakılması, masada kendisi ile konuşulmaması gibi. Böyle bir sosyal baskı haklı kabul edilmektedir. Kişinin davranışı da "görgüsüz", "çirkin" gibi sıfatlarla nitelendirilir.
Zaman içinde bazı görgü kurallarının hukuk kuralı haline dönüşmesi çok sınırlı olsa da mümkündür
Örnek: Türkiye Cumhuriyetinin devlet ve dışişleri protokolünü düzenleme ve yürütme görevi, bir kanun ile Dışişleri Bakanlığına verilmiştir. Çoğu zaman devlet protokolü yönetmelikle düzenlenir
Örnek: Askerlerin birbirlerine selâm vermek mecburiyeti kanunla düzenlenmiştir. Hosteslerin de belli bir kıyafet giyme mecburiyetleri vardır.


2) Görgü Kurallarıyla Hukuk Kuralları Arasındaki Farklar :

(1)–Görgü kuralları, kişilerin karşılaştıklarında uymaları gerekli belirli davranış biçimlerini düzenler.
Özellikle aynı çevreye mensup kişilerin karşılaştıkları zamanki davranış biçimlerini öngörür. Bu kurallara uyulması daha dar çevrelerde söz*konusu olur. Hukuk kuralları ise ülkenin tümünde geçerli olan davranış kurallarıdır.
(2)–. Görgü kuralları yazılı olmayan kurallardır
Hukuk kurallarının büyük bir çoğunluğuysa yazılı kurallardır. Hukuk kurallarının yazılı olanları da, yazılı olmayanları da (örf ve âdet hukuku) belli, tespit edilmiş kurallardır.

(3)–Görgü kuralları insanlara sadece yükümlülük yükleyen kurallardır.
Halbuki hukuk kuralları kişilere aynı zamanda yetki veren kurallardır.
(4)–Görgü kurallarının yaptırımı toplumdaki bir takım değer hükümleridir.

Kişinin "görgüsüz", "kaba", "nezaketsiz" olarak nitelendirilmesi gibi.
Halbuki hukuk kurallarının yaptırımı devlet gücüdür.


HUKUK KURALLARI

İnsanların oluşturduğu toplum, mutlaka bir düzene dayanmalıdır. Bu düzenin temelini de hukuk kuralları oluşturur. Hukuk düzeni bulunmayan bir toplum düşünmek imkansızdır.
Toplumun olduğu (insan topluluğunun olduğu) her yerde hukuk vardır. (Ubi sociates ibi ius)

Hukuk, ancak bir toplum içersinde ve bir toplum için düşünülebilir. Hukukun varlığı için, hukuk kurallarına aykırı bir davranış olanağının bulunması gerekir.
Tek bir kişinin ihlâl edebileceği bir hak olmadığı için, bu kişinin aykırı davranabileceği bir hukuk kuralı da olamaz.

Hukukun Tanımı
1- Hukuk hak kavramının çoğuludur
2-Hukuk halk arasında iyi ilişkileri ifade eder (onunla hukukumuz eskidir)
3-Hukuk bir davanın türünü belirtmek için kullanılır (hukuk davaları, hukuk mahkemeleri)
4- Teknik anlamda hukuk
Hukukun tanımı
(Amaç ve kaynak)
“Hukuk, toplumun genel yararını ve bireylerin ve toplumun ortak iyiliğini sağlamak amacıyla yetkili makam tarafından konulmuş ve Devlet yaptırımıyla donatılmış sosyal kurallar bütünüdür”
Hukuk
(Biçimsel Tanımlama)
Toplum hayatında kişilerin birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu gücü ile desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür

Teknik Anlamda Hukukun Tanımı
“Örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan insanların birbirleriyle veya kişilerin yine kendilerinin meydana getirdikleri topluluklarla ve bu toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen,
kişilerin hukuki güvencesini ve insan haklarını sağlamak amacıyla oluşturulan ve
devlet gücü ile desteklenen,
bağlayıcı, genel ve devamlı hukuk kurallarının bütünüdür.”
Hukukun Görevi (Varlık Sebebi)
Toplum içinde yaşayan insanların aralarında kurarak gerçekleştirdikleri ilişkiye toplumsal ilişki veya sosyal ilişki denir.
Hukukun amacı bu ilişkilerin bir kısmını düzene bağlamaktır.
Hukuk bu yolla:

Hukuk
1-Toplumda Barışı Sağlar
2-Toplumda Hukuksal güvenliği sağlar
3-Toplumda adaleti sağlar
4-Toplumda Oluşum ve gelişimlere cevap verme görevini yerine getirir

I- Hukuk toplumda barışı sağlar
Hukuk toplumdaki güçleri sınırlar, bu güçler arasında denge sağlar, çıkar çatışmalarını güven, eşitlik ve özgürlük içinde bir rekabete çevirmeye çalışır.
Böylece kişilerin maddi ve manevi varlıklarının gelişimi ve toplum barışı sağlanmış olur.
II-Hukuk toplumda hukuksal güvenliği sağlar
Herkesin bağlı olacağı kuralı bilmesinde, davranışlarını ona göre ayarlamasında büyük yarar vardır.
Hukukta şekilcilik (formalizm)ve açıklık (aleniyet) ilkeleri toplumda güven duygusunu sağlamak için öngörülmüştür.
III-Hukuk Toplumda Adaleti Sağlar
Hukukun temel görevleri arasında
Adaleti sağlamak gelir
Terazisiz kılıç kaba kuvvet Kılıçsız terazi hukukun aczi anlamına gelir
Adaletin sağlanması hukuku iki yönden ilgilendirir
1- Adil kurallar koyularak objektif adalete uygun düzen sağlanmış olur
2-Hukuk düzeninin uygulanmasında adaletli olunur
Bu nedenle hukuk adalet bilimi olarak tanımlanır
A-Adalete ilişkin düşünceler
Aristoteles’e göre adalet
1- Geniş anlamda adalet= fazilet (bilgi ve ahlak). Fazilet, akıl yolu ile ifrat, ile tefrit arasındaki en doğru yolu bulmaktır.
2- Dar anlamda adalet: İnsanın dünya nimetlerini paylaşırken ne kendine ne de başkalarına zarar verecek şekilde hareket etmesidir.
a- Denkleştirici b- Paylaştırıcı

Denkleştirici adalet-paylaştırıcı adalet
Denkleştirici adalet: kişilerin kendi aralarındaki ilişkilerini düzenler.
Özellikle eşya ve hizmetlerin değiş tokuşunda uygulanır. Bu değiş-tokuşta bir aritmetik eşitlik düşüncesi benimsenir.
Buna göre edim ile karşı edim arasında bir eşitlik varsa denkleştirici adalet gerçekleşmiştir. Denkleştirici adalet , genç ya da yaşlı , zengin ya da fakir olmasına bakılmaksızın herkesin eşit işleme tabi tutulmasını öngörür.
Ancak denkleştirici adalet aynen uygulandığında her zaman adil davranılmış olmaz. Çünkü kişiler ehliyetleri, bilgi ve yetenekleri açısından birbirinden farklıdır.
Paylaştırıcı (dağıtıcı) adalet
Orantılı bir adalet düşüncesine dayanır
Bu düşünce gereğince, gereksinimleri, yetenekleri ve olanakları bakımından eşit durumda olmayanlara eşit davranılmamalıdır. Çünkü farklı durumdaki kişilere eşit davranmak eşitliğin çiğnenmesidir. Herkesin hakları meziyet ve başarısı ile, görevleri de ehliyet ve yeteneği ile orantılı olmalıdır.
Örneğin herkes yeteneği ve katkısı oranında ücret almalı, gelir vergisi geliri daha çok olandan daha fazla alınmalıdır.
B-Adaletin Nasıl Sağlanacağı Sorunu
1- Ortak yarar kıstası ile adalet sağlanabilir
2- İnsan hakları bildirgesinde belirtilen temel haklar iç hukuka aktarılarak adalet sağlanabilir.
Bireysel insan haklarına dayanan adalet kavramı (19.yy)
Sosyal adalet ilkesine dayanan insan hakları
Sosyal adalet
Sosyal adalet, “ortaklaşa iyi”nin gerçekleştirilmesi amacını güder. Toplumdaki hak ve ödevlerin belirlenmesinde kıstas bütünün iyiliği “ortaklaşa iyi” dir.
Buna göre her kişi sırf kendi yetenek ve özelliklerine göre hakettiği değil aynı zamanda bütünün bir parçası olarak kendisine düşen hak ve ödevler belirlenir. Böylece zayıfların korunduğu bir düzen kurulur.

C-Adaletin gerçekleşmesinde hakkaniyetin rolü
Kanun koyucu adaletin gerçekleştirilmesi için hakkaniyet ilkesini kabul etmiştir (MK 4/BK 44)
Adalet de hakkaniyet de ahlaka yöneliktir, ancak ikisi arasındaki düşünce farklıdır.
Adalet- Hakkaniyet İlişkisi
Adalet hukuk kurallarına egemen en yüksek ahlaki düşünceyi ifade ederken, hakkaniyet somut olayın özelliklerini göz önünde tutarak adalete ulaşmak için başvurulan yollardan biridir (somut olay adaleti).
Hakkaniyet adil olmayan kuralın değil, adil olmayan sonuçların değiştirilmesi amacına hizmet eder.

IV-Hukukun oluşum ve gelişimlere yanıt verme görevi
1- Hakimin hukuk yaratması
2-Hakimin takdir yetkisi
3- Dürüstlük kuralları
4- Hakkın kötüye kullanılması yasağı
HUKUK KURALLARI -HUKUKİ KURUMLAR- HUKUK DÜZENİ- HUKUK SİSTEMİ
Hukuk kuralları:Toplum içinde kişi davranışlarını düzenleyen ve uyulması devlet gücü ile (yaptırım) sağlanmış kurallardır
Hukuki kurumlar: Aynı amaca yönelik hukuk kurallarının oluşturduğu bütün.

Hukuk düzeni: yürürlükteki hukuk kurallarının tümünün getirdiği yetkiler, izinler, yasak ve emirlerin toplamıdır (Türk Hukuku, AB Hukuku)
Hukuk Sistemi: Bir hukuk düzeninin toplumun kendi sosyal, ekonomik, politik gereksinimlerine ve sosyal yaşantısına cevap vermek için esinlendiği büyük sistemler.

BÜYÜK HUKUK SİSTEMLERİ
1- Roma- Cermen Hukuk sistemi
2- Common Law
3- Dini Hukuk sistemi
4- Sosyalist hukuk sistemi
HUKUK KURALLARININ UNSURLARI VE ORTAK NİTELİKLERİ
Hukuk kurallarının unsurları
1-Talep normları: Kişilerin davranışlarına veya ilişkilerine bağlı olarak bazı emirler, yasaklar, izinler ve yetkiler içerir. Bunlar doğrudan doğruya bir davanın temelini oluşturur.
2-Yardımcı normlar: Talep normlarını daha yakından belirleyen, tamamlayan sınırlayan veya değiştiren normlardır.
HUKUK KURALLARININ HUKUKSAL NİTELİKLERİNE GÖRE AYRIMI
Emredici Kurallar
Yedek Kurallar
Tamamlayıcı kurallar
Yorumlayıcı kurallar
Tanımlayıcı kurallar: Bir hukuki kavramın, kurumun hangi anlama geldiğini açıklayan kurallardır:
Örnek: MK 13 ayırdetme gücünü tanımlar
EMREDİCİ KURALLAR
Amacı
Kamu düzenini korumak
Ahlak kurallarını korumak
Zayıfları korumak
Niteliği
Kanunla kuralın emredici olduğu belirtilenler
Açıkça emredici olduğu belirtilmeyenler
Ör:Adam öldürmek yasaktır.bir kişinin kendini öldürtmek için yapacağı ant. geçersizdir.Böyle bir ant. yı gerçekleştiren kişi ceza kanununun ilgili maddesiyle cezalandırılır.
Yedek Kurallar
Tamamlayıcı Kurallar: Taraflar yaptıkları anlaşmada birinci derecedeki noktalarda anlaşmış, ikinci derecedeki nokta-larda anlaşmamışlar ve bu noktaları tamamlayan bir hukuk ku-ralı varsa bu kurallar uygulanır. Bunlar tamamlayıcı kurallardır.
Örnek: Yasal faiz, yasal mal rejimi, aynı zamanda ifa yükümü
Yorumlayıcı Kurallar
Tarafların bir hukuki işlemde kullandıkları ancak ne anlam geldiğini açıklamadıkları hususlara ilişkin bir hüküm kanunda öngörülmüşse o hüküm yorumlayıcı hükümdür.
Örnek:Senedin iadesi borcun ödendiği anlamına gelir.ama taraflar senedin tercüme için veya bir noksanının giderilmesi için verildiği konusunda anlaşabilirler.
Taraflar sözleşmede ayın başı tabirini kullanmış fakat bunla neyi kastettiklerini açıklamamışlarsa bu tabirden ayın 1. günü anlaşılması gerekir.

Tamamlayıcı hukuk kuralları:
Tamamlayıcı hukuk kuralları esasen taraf iradelerinin öncelikli olduğu alanlarda onların iradelerindeki eksiklikleri tamamlamak amacıyla konmuştur.özel hukukun çoğu kuralı tamamlayıcı hukuk kuralıdır.
ÖR:Taraflar bir borç ilişkisinde ödenecek olan faiz oranını kanuni faizden daha farklı olarak tespit ederse bu geçerlidir aksi halde kanuni faiz uygulanır.
TANIMLAYICI HUKUK KURALLARI
Bu kurallar hukuki kurumları tanımlar ve bu kurumların anlaşılmasına yardımcı olurlar.
ÖR:Nişanlanmayı,temyiz kudretini tanımlarlar.bunların farklı anlaşılması söz konusu olamaz.
Hukuk Kurallarının ortak nitelikleri
1- Hukuk kralları maddi kalıp (olgu) ve hukuksal sonuçtan oluşur
-Hem talep normu (tam norm) hem yardımcı norm bağlayıcı bir hukuksal sonucu içerir
-Talep normunda yer alan ve kişi davranışına ilişkin düzenlemenin olduğu kısma maddi kalıp denir.
2-Hukuk kuralları kişi davranışlarını, istisnaen de doğa olaylarını düzenler
3- Hukuk kuralları genel, soyut ve süreklidir
4- Hukuk kuralları bir yaptırıma dayalıdır.
Yaptırım
Yaptırım: Bir hukuk kuralına aykırı davranıldığında o davranışta bulunan kişinin karşılaşması, hukuk düzenince öngörülen sonuç.
ÖR:Adam öldürmeye hapis cezası,borç ödememeye cebri icra,haksız rekabete tazminat, küçüklerle yada akli dengesi yerinde olmayanlarla yapılan işlemlerde hükümsüzlük ve bir hukuk kuralına aykırı idari işleme iptal edilebilirlik…

Eksik borçların çeşitleri



1- Doğuştan eksik borçlar
Kumar ve bahisten doğan borçlar
Ahlaki ödevlerin ifasından doğan borçlar
2- Geçici eksik borçlar
Karı- koca arasındaki alacak borç ilişkisinden doğan borçlar
3- Sonradan eksik borçlar
Zamanaşımına uğramış borçlar


YAPTIRIM TÜRLERİ
CEBRİ İCRA:Mükellefin yerine getirmediği borcunu devlet gücü ile borcunu yerine getirmeye mecbur ettirilmesidir. ÖRS),(A)’ya TV satmışsa (A) TV bedelini satım sözleşmesinde kararlaştırılan şekilde ödemelidir.(A) TV nin bedelini kararlaştırılan zamanda (S)’ye ödememişse (A)’nın cezalandırılması yerine hukuk kuralının zorla uygulanması daha uygun olacaktır.devlet (A)’dan TV bedelini zorla alıp (S)’ye verecektir.
TAZMİNAT:Bir kimsenin bir hukuk kuralına veya yaptığı sözleşmeye aykırı davranması sonucunda doğacak zararı ödeme yükümüdür. ÖR:Trafik kazasında kusursuz olarak yaralananın tedavi masraflarının,nişanın bozulmasıyla kusursuz olan tarafın uğradığı manevi çöküntünün tazmini gibi..

GEÇERSİZLİK:Kurulmuş olan bir hukuki işleme kanun koyucunun tarafların istediği hüküm ve neticelerin bağlanmamasıdır. Eksiklik,butlan ve iptali içerir. ÖR:Bir kişinin öldürtülmesi için yapılan ant.(butlan) Ölüme bağlı tasarrufun tehdit altında yapılması durumunda iptali istenmesi(iptal) Ayırdetme gücüne sahip reşit olmayan (A)nın tan ehliyetli (B)ile yaptığı satış akdi,yasal temsilci onayıyla geçerli olur(eksiklik)
CEZA:Hukuk kurallarına aykırı davranılması sonucu karşılaşılacak sonuç
ÖR:Müebbet hapis,ağır hapis,para cezaları…

ZORALIM:Suç işlenmesiyle ilişkin eşyanın, suç işlenmesinde kullanılan veya bu amaçla hazırlanan malın devlet hazinesine mal edilmesidir. ÖR:Uyuşturucu madde ve kaçak eşyaların kişinin elinden alınması
İDARİ İŞLEMLERDE İPTAL:Hukuk kuralına aykırı olarak yapılmış bir idari işlem bu yüzden menfaatleri zedelenen kişinin talep etmesiyle görevli yargı memurlarınca ortadan kaldırılır. ÖR:Belediyenin aldığı karara dava açılması
Hukukun Çeşitli Anlamları
1-Pozitif Hukuk
2-Mevzu Hukuk
3-Tabii Hukuk
4-Tarihi Hukuk
Pozitif Hukuk
“Belirli bir ülkede,
belirli bir zamanda yürürlükte bulunan hukuk” anlamına gelir.(müspet hukuk)
Mevzu Hukuk
Bir ülkede belli bir zamanda yürürlükte bulunan hukuk kurallarından sadece yazılı olanlarını kapsar.
Yetkili bir makam tarafından konulmuş hukuk kurallarının bütünüdür.
Kanun-KHK-Antlaşma-Tüzük-Yönetmelik
(Mevzuat)
Doğal Hukuk
Pozitif hukukun karşısında doğal hukuk vardır
Yürürlükteki kanunlardan çıkan değil doğadan kaynaklanan hukuk demektir.
Olanı (de lege lata) değil olması gerekeni (de lege ferenda) anlatır. (ideal hukuk)
Tarihi Hukuk
Yürürlükten kalkmış olan hukuktur.
Roma Hukuku,
Osmanlı Hukuku,
....
....
Hukukun Dalları
Kamu Hukuku: Devletin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının , örgütlenişine, işleyişine, gördükleri hizmetlere ilişkin kuralları içerir.

Özel Hukuk:Kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler. Hukuksal ilişkiye katılan taraflar birbirlerine karşı eşit konumdadırlar. Özel hukukta irade serbestisi ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereğince kişiler hukuk düzeni içinde hukuksal ilişkilerini serbestçe düzenlerler.


Kamu hukuku, kişinin Devletle ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile olan ilişkisini ve Devletle diğer bir devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarıdır. ÖR:Anayasa,idare,ceza,yargılama,devletler genel hukuku ve mali hukuk.



Kamu hukuku alanında kişinin devletle ilişkisinde kişi devletin emrine uyar. Ancak Devlet de hukuk kuralları ile bağlı ve sınırlandırılmıştır. Bu aynı zamanda hukuk devleti ile polis devleti arasındaki farkı ortaya çıkarır.

Kamu Hukuku- Özel Hukuk Ayrımına Yönelik Kuramlar
Menfaat Kuramı (Ulpianus, MS.170-228: Kamu hukuku Roma Devletine, özel hukuk kişilerin menfaatine ilişkin hukuktur)
Bir hukuk kuralı ile kamu yararı öngörülmüşse kamu hukuku, bireysel çıkar öngörülmüşse özel hukuk kuralı söz konusudur.
Örn.: Alım- satım, kira gibi ilişikleri düzenleyen kurallar özel hukuk kurallarıdır
Bir kişinin vergi borcunu ödememesi, kamulaştırma halinde devletin menfaati vardır. Kamu hukuku kuralıdır.
İlişkinin Tarafları Kuramı
Montesquieu (1689-1755) Yönetenler-Yönetilenler
Kamu hukuku, yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuktur
Özel hukuk, yönetilenlerin kendi aralarındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarıdır.
Egemenlik Yetkisi Kuramı (Süjeler Kuramı)
Özel hukuk ilişkisinde taraflar (süjeler) arasında eşitlik söz konusu olduğu halde , kamu hukuku ilişkisinde taraflar arasında bir astlık-üstlük ilişkisi vardır. ÖRevlet kişiden vergi alır.Kişiyi askere çağırır.Suç işleyen kişiyi cezalandırır.lüzum görüyorsa bedelini ödeyerek onun taşınmazını kamulaştırır.burada devlet ile özel kişi eşit durumda değildir.

Anayasa Hukuku
Anayasa Hukuku, devletin organizasyonunu, yani şeklini yapısını, organlarını (yasama, yürütme, yargı) ve işleyişini, bunların birbiri ile olan ilişkilerini, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, kişinin devlet karşısındaki durumunu düzenler.
Anayasamızda beş temel ilke yer alır
Anayasanın İlkeleri
1- Milli Devlet İlkesi
2-Demokratik Devlet İlkesi
3-Laik Devlet İlkesi
4-Sosyal Devlet İlkesi
5-Hukuk Devleti İlkesi
Hukuk devleti , vatandaşlarına temel hak ve hürriyetleri tanıyan , yürütme organları ve idari makamların hukuka bağlılığını sağlayan devlettir.
İdare Hukuku
Devletin idaresinin teşkilat ve işleyişini, kişilerin idare ile olan ilişkilerini, kamu hizmetlerinin görülmesini düzenleyen hukuk kurallarıdır.
1- Teşkilat anlamında İdare: Yasama ve yargı organlarının uğraştıkları alanların dışında kalan bütün kamu hizmetlerini yerine getiren organdır.
A) Genel Yönetim aa) Taşra örgütü bb)Merkez örgütü
B) Yerinden yönetim
aa) Yerel Kuruluşlar bb) Hizmet Kuruluşları cc) Meslek Kuruluşları
Memur ve idari işlem kavramları
Memur:İdarenin kendisine düşen hizmetleri yürütebilmesi için personele gereksinim vardır. Bu personele memur denir
İdari İşlem:İdarenin İdare Hukuku alanında hüküm ve sonuç doğurmak üzere yaptığı işlemler.
Tek taraflı idari işlemler (Yönetmelik çıkarma, memur atama)
İki taraflı işlemler (imtiyaz sözleşmeleri)
Ceza Hukuku
Ceza Hukuku, toplum düzenini bozucu ve suç olarak nitelenen davranışların cezalandırılmasıyla ilgili kuralları içerir.
Ceza normlarının bulundukları yer ve niteliklerine göre:
A)temel ceza hukuku-tamamlayıcı ceza hukuku
B)Müşterek ceza hukuku – özel ceza hukuku.
C)yaptırımı olan normlar- bir normun uygulanmasında önemi olan hususları içeren normlar
Ayrımları yapılır.
Devletler Hukuku (uluslar arası hukuk)
Bir devletin diğer devletler ile veya uluslar arası kuruluşların birbirleri ile olan ilişkilerini düzenler.
Başlıca kaynakları, uluslar arası anlaşmalar, hukukun genel ilkeleri,uluslar arası gelenek kurallarıdır.
Yaptırımlar net ve açık değildir (savaş ilanı, ambargo, mukabele-i bilmisil)
Genel Kamu Hukuku
Bu hukuk dalı soyut anlamda Devletin oluşumunu, devlet otoritesinin kaynağını, bu otorite karşısında kişilerin özgürlüklerini hukuk, felsefe, tarih ve sosyoloji açısından inceler.
Pozitif hukuk dallarıyla meşgul olmaktan çok , devlet ve kamu özgürlükleri kavramlarının tarihsel, sosyolojik ve felsefi dayanaklarını araştırıp açıklamaya çalışan soyut bir bilim dalıdır. Bu yüzden “Devlet Kuramları” olarak adlandırılır.
Mali Hukuk(Kambiyo ve Maliye-Vergi Hukuku)
Kambiyo hukuku, uluslararası para ve ticaret ilişkilerini inceler
Maliye-Vergi hukuku ise devletin bütçesini, gelir kaynağı olan verginin konulma çeşitlerini, gerçekleştirilmesini,tahsilini, bunlara ilişkin hukuk kurallarını, resim ve harçları düzenler
Vergi Hukukunun Temel İlkeleri
1-Genellik: Herkesin vergi vermekle yükümlü olması ilkesini ifade eder
2- Adalet: Herkesin mali gücü oranında vergi vermesi ilkesini ifade eder
3- Kanunilik: Vergi, harç, resim vb. mali yükümler ancak kanunla düzenlenebilir.

Vergi: Devletin kişilere yaptığı belli bir hizmet veya iş söz konusu olmaksızın, yasa gereği herkesin ödemekle yükümlü olduğu para
Harç: Devletin yaptığı belirli bir hizmetin karşılığı olarak alınan para (tapu harcı, noter harcı..)
Resim: Belli bir hizmetin yapılmasına izin veya ruhsat verilmesi karşılığı alınan para(damga resmi, eğlence resmi, ilan resmi ..)
Yargılama Hukuku
Mahkemelerin yargı görevini yerine getirirken uyguladıkları yol ve yöntemlerle ilgili hukuk kurallarını içerir.

1- Anayasa yargısı
2- Genel yargı
a) Medeni Yargı (hukuk yargısı)
aa) Çekişmeli yargı
bb) Çekişmesiz yargı
b)Genel Ceza yargısı
3- Uyuşmazlık yargısı
4- Seçim yargısı
5-Hesap yargısı
İcra ve İflas Hukuku
İcra hukuku, özel hukuk alanında ortaya çıkan uyuşmazlıklara ilişkin olarak mahkemeler tarafından verilen kararların gerektiğinde Devlet organları eliyle zorla yerine getirilmesinde yetkili olan organların izleyecekleri yöntemleri belirleyen hukuk dalıdır. İflas hukuku özel bir takip yöntemi olan iflasa uygulanacak kuralları belirler.
-İlamlı takip
-İlamsız takip
Özel Hukuk Dalları
Medeni Hukuk
Borçlar Hukuku
Ticaret Hukuku
Devletler özel Hukuku
Medeni Hukuk
Bir ülkenin yurttaşlarının birbirleriyle ve belirli bir ölçüde yurttaşların devletle doğrudan doğruya veya dolayısıyla olan ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan pozitif bir hukuk dalıdır
1.1.2002 Tarihli Medeni Kanunun Bölümleri
1-Başlangıç Hükümleri
2- Kişiler Hukuku
3- Aile Hukuku
4- Miras Hukuku
5- Eşya Hukuku
Borçlar Hukuku
Borçlar Hukukunun en önemli kaynağını oluşturan Borçlar Kanunu Medeni Kanunun tamamlayıcı bir parçasıdır.Borçlar Hukuku borç ilişkilerini düzenler.
Başka pek çok düzenleme de vardır.
BK, genel hükümler ve özel hükümler olarak iki kısımdan oluşur.
Ticaret Hukuku
Ticari işletme esasına göre getirilmiş hükümlerden oluşan Ticaret Kanunu en temel kaynağını oluşturur.
Kişiler arasındaki ticari nitelikli ilişkileri düzenler. Ticari işletmenin hukukudur.
Ticari işletme, Ticaret şirketleri, Kıymetli Evrak, Deniz Ticareti, Sigorta Hukuku TTK’nın bölümleridir.
Devletler Özel Hukuku
Yabancılara ve aynı uyrukta olmayan kişiler arasındaki özel ilişkilere uygulanacak kuralların tespiti ile ilgilenen hukuktur. Temel Kaynağı MÖHUK ve uluslar arası anlaşmalardır.

Devletler Özel Hukukun Temel Kavramları
Tabiiyet :Kişileri ve şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağ. Kişiler için vatandaşlık, gemi, uçak tüzel kişiler vs. için tabiiyet kavramı kullanılır.
Yabancılar Hukuku: Bir ülkenin vatandaşı olmayanlara (yabancılara) uyguladığı kurallara denir.
Kanunlar Çatışması: Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerindeki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerin ve uygulanacak kuralların esasları.

Karma Nitelikli Hukuk Dalları
1- Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku
2- Hava Hukuku
3- İş Hukuku
4- Bankacılık Hukuku
5- Toprak Hukuku
......
......
Hak Kavramı, Hukuki Olay, Hukuki İlişki, Hukuki İşlem
Hak: Hukuken korunan ve yararlanılması hak sahibinin iradesine bırakılmış menfaatlerdir. ÖR:Yaşamı,beden bütünlüğü,sağlığı,şeref ve haysiyeti
Hukuki Olay: Hukuk düzeni tarafından kendilerine hüküm ve sonuç bağlanan olaylar ÖRoğum,ölüm..
Hukuki İlişki: taraflar arasında hukuksal sonuçlar doğuran ilişki ÖR:Belli bir yerde yerleşme niyetiyle oturmak ikametgah sonucunu doğurur.
Hukuki işlem: Hukuksal sonuç doğuran irade açıklaması ÖR:Bir satım sözleşmesinde satıcının satış bedelini elde etmek konusunda,alıcının ise satılan malın mülkiyetini elde etmek konusundaki iradesi.



KAMU HAKLARI:Kamu hakları kişilerin toplumla olan ilişkilerini düzenleyen,hukuk kurallarından yani kamu hukuk kurallarından doğan haklardır. ÖR:Kişi dokunulmazlığı,özel hayatın gizliliği, din ve vicdan hürriyeti,konut dokunulmazlığı…
ÖZEL HAKLAR:Genellikle kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinden doğan ve özel hukuku ilgilendiren haklardır.Özel hukuk haklarının en belirgin özelliği bu hakların karşısında,bir hukuki yükümlülüğün yer almasıdır. ÖR:Mülkiyet hakkında durum böyledir.herkes kişinin mülkiyet hakkını kullanmasına engel olmamakla yükümlüdür.
Kişisel Kamu Hakları
Kişinin serbestçe gelişmesi amacını güden alana devletin karışmasını önleyen haklar:
Kişi ve konut dokunulmazlığı
Özel yaşamın gizliliği
Vicdan ve düşünce özgürlüğü
....
...
Sosyal ve Ekonomik Kamu Hakları(AY 41-65)
Kişinin toplumsal hayatı içindeki sosyal ve ekonomik faaliyetleri ile ilgili kamu hakları
Ailenin korunması
Sosyal güvenlik hakkı
Öğretim hakkı
Sağlık hakkı
Sözleşme özgürlüğü

Siyasal Kamu Hakları
(AY 66-74)
Kişinin seçim yoluyla devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardır.
Vatandaşlık hakkı
Seçme ve seçilme hakkı
Siyasal partilerle ilgili haklar
Özel Nitelikli Kamu Hakları
Belli kişilerin kamu kuruluşları ile olan ilişkilerini düzenleyen kamu haklarıdır
Kanunlarda tarafların ya da ilgililerin iradelerinden bağımsız olarak düzenlenmiştir.
Örnek:
Memurun aylık hakkı, ücretli izin hakkı ...vs.
Kamu Haklarının Sınırlanması
1- Genel Sınırlama (AY 13)
2- Özel Sınırlama
3- Anayasanın Özünün korunması
Sınırlamanın ancak yasa ile yapılması
Sınırlamanın Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olmaması
Özel Haklar
Özel hukuk tarafından hak süjesine tanınan hukuksal yetkilerdir
Genellik ilkesi geçerlidir (herkes yaralanır)
Eşitlik ilkesi geçerlidir
Her hakkın karşısında kural olarak bir hukuksal yükümlülük yer alır
Genel yükümlülük
Verme, yapma, kaçınma

Malvarlığı Hakları
Malvarlığı, aktif ve pasif iki kısımdır
Aktif malvarlığı, kişinin parayla ifade edilebilen bütün haklarıdır.
Pasif malvarlığına kişinin borçları ve parasal yükümlülükleri girer
Kişinin aktif malvarlığına giren haklarına malvarlığı hakları denilir
Malvarlığı kural olarak başkalarına devredilebilir ve mirasçılara geçer ÖR:Alacak hakkı,ayni haklar
Malvarlığına Girmeyen Haklar
Ekonomik bir değer taşımayıp para ile ölçülemeyen haklardır (kişi varlığı hakları)
Kişiye sıkı sıkıya bağlı olup kural olarak ölümle sona erer, mirasçılara geçmez, devredilemez (fikri haklar istisnadır) ÖR:Kişinin kendi bedeni,sağlığı,şerefi, ismi,resmi…

Devredilebilen haklar
Başkalarına devredilebilirler
Miras yoluyla geçerler
Temsilci aracılığıyla kullanılabilirler
Özel hakların hemen hepsi bu türdendir ÖR:Mülkiyet hakkı,telif hakkı
Devredilemeyen Haklar (kişiye bağlı haklar)
Sadece hak sahibi kişi, tarafından kullanılabilirler
Kural olarak mal varlığı hakları bu kategoriye girmez (oturma ve yaralanma hariç)
Kişilik hakları sıkı biçimde kişiye bağlı haklardandır. Bunlar mirasçıya geçmez, temsilci aracılığı ile kullanılamaz. Maddi sonuçlu olanlar karşı taraf kabul etmedikçe devredilemez, ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. ÖR:Nişanı bozma hakkı,boşanma davası açma hakkı,nişanlanma,nesebin reddi vs.
Bağımsız Haklar
Her hangi bir hakka bağlı olmayan haklardır, hak sahibi bunlara doğrudan sahiptir.
Başkalarına devredilebilir, mirasçılara geçer (istisna : oturma, yararlanma)
ÖR:Mülkiyet hakkı; alacak hakkı; fikri haklar
Bağımlı Haklar
Bağımsız bir hakka belirli bir bağlılığı bulunan haklardır. Doğumu,devamı ve devri asıl hakka bağlıdır.
Asıl hak bulunmazsa bu haklar da olmaz.
Bu hakların amacı:
Asıl hakkın amacına ulaşmasına yardımcı olmak (alacaklının kefile olan hakkI)
Asıl hakkı güçlendirmek (ipotek hakkı gibi)
Asıl hakka güvence vermek yada genişletmek
Bağımlı Hakların Türleri
Eşyaya Bağlı Sınırlı Ayni Haklar: Bir kimsenin bir mala malik olduğu için sahip olduğu haklardır (Paylı mülkiyette ön alım hakkı)
Alacağa bağlı Haklar (Fer’i haklar): Bir alacak hakkına arızi olarak eklenen, doğumu, devamı, sona ermesi alacağa bağlı haklardır. (Faiz isteme, cezai şart, teminat, dava ve takip masrafları)

Borç ilişkisine Bağlı Haklar:Bir borç ilişkisine taraf olunması nedeniyle sahip olunan haklardır.
Borç ilişkisinden doğan yan yükümler
Bir topluluğa mensup olmaya bağlı haklar

Yenilik Doğuran Haklar
Kurucu YDH:yeni bir hukuksal ilişki doğuran haklardır.
Yetkisiz temsilcinin işlemine icazet
Alım, gerialım, önalım hakları
Değiştirici YDH: Mevcut bir hukuksal durumu tek taraflı irade beyanı ile değiştirir
Alacağın ihbarı ile borcu muaccel hale getirme
Gecikmiş ifadan vazgeçip sözleşmeden dönme
Bozucu YDH: Mevcut bir hukuksal ilişkiyi sona erdirir
İptal, fesih, geri alma beyanları

Yenilik Doğuran Hakların Özellikleri
1- Bir kez kullanılmakla sona erer
2- Sahibinin tek taraflı irade açıklamasıyla kullanılır
3-Yardımcı hak olması sebebiyle diğer hak ve hukuki ilişkiler üzerinde sonuç doğurur; bir kişi veya eşya üzerinde sonuç doğurmaz
Bu haklar kullanıldıktan sonra dönülemez
Hakkın kullanımı şarta bağlanamaz



Sağlararası İşlemler
Taahhüt işlemleri
Tasarruf işlemleri
Statü işlemleri
Yetki
Taahhüt İşlemleri (Borçlandırıcı İşlemler)
Kişinin mal varlığının pasifinde bir artış meydana getiren, kişinin borçlarını artıran işlemdir. Her borç sözleşmesinde kural olarak taahhüt işlemi yer alır.
ÖR:Real sözleşme bir taahhüt işlemidir.

Tasarruf İşlemleri (Harcama İşlemleri)
Kişinin malvarlığının aktifinde bulunan haklar üzerinde başkası lehine bir azalma, değiştirme, sınırlama yaratan bir hukuki işlemdir.
Tasarruf işleminin yapılabilmesi için ayrıca tasarruf yetkisi aranır.
Tasarruf yetkisi, fiilen bir malın kullanılması, tahrip, tağyir edilmesi; hukuki yönden devredilmesi biçiminde ortaya çıkar. ÖR:Satış sözleşmesi bir borçlandırıcı işlemdir.bu sözleşmeden doğan mülkiyetin geçirilmesi ve satış bedelinin ödenmesi borçların yerine getirilmesi ise birer tasarruf işlemidir.
Statü İşlemleri-Yetki
Sürekli bir toplum ilişkisi kurmak, değiştirmek veya sona erdirmek amacı ile yapılan işlemlerdir
Örn.: Evlenme akdi, bir derneğin, bir vakfın kurulması
Yetki, yetki verenin hukuksal alanında işlem yapması için, bir başkasını yetkili kılmaktır.
Borçlandırıcı İşlemlerde Sebebe Bağlı- Sebebe Bağlı Olmayan Ayrımı
Sebebe bağlı işlemler hukuki sebebi içlerinde taşırlar.Taşınmaz mülkiyetinin geçişi buna örnektir.
Sebebe bağlı olmayanlarda ise hukuki sebep hukuki işlemin dışındadır. Sebep vardır ancak yapılan işlemde sebep gösterilmemiş-tir.Kıymetli evrak hukukunda soyutluk yani sebebe bağlı olmama ilkesi geçerlidir.
Malvarlığını İlgilendiren İşlemler
Malvarlığını azaltan- artıran işlemler (taahhüt-tasarruf işlemleri)
Borçtan kurtarıcı- Kazandırıcı İşlemler
Yapılan bir hukuki işlemle onun yapanın malvarlığında bir çoğalma meydana getiren işlemler kazanma işlemidir.
Yapılan bir hukuki işlemle onu yapanın malvarlığının pasifinde bir azalma meydana getirirse borçtan kurtulma işlemidir.
Kazandırıcı İşlemler
Taahhüt ve tasarruf işlemleri ile bir kimsenin başkasına ait malvarlığına ait malvarlığına yeni bir hak kazandırması halinde kazandırıcı işlem söz konusu olur.
Kazandırma bir hukuk işlemle olursa kazandırıcı işlem söz konusudur. Bu durumda tasarruf işlemi ya da taahhüt işlemi söz konusudur. Kazandırma bir maddi fiille de olabilir.
Kazandırıcı işlem ivazlı yada ivazsız olabilir ÖR:Satım sözleşmesi(ivazlı),bağış(ivazsız)
Kazandırıcı İşlemlerde Sebep
Sebep, kazandırıcı işlem yapılırken , bu işlemi yapan tarafça gözetilen hukukça önemli amaç veya menfaattir.
Taahhüt işlemlerinde sebep genellikle sözleşmeden çıkarılır
Tasarruf işlemlerinde sebep genellikle, ifa, alacak ya da bağışlama sebebiyle yapılır. Bazan da teminat sebebi, yenileme sebebi ya da karma sebep vardır.


II.Bölüm

MEDENİ HUKUK HAKKINDA GENEL AÇIKLAMALAR
MEDENİ HUKUK VE MEDENİ KANUN
MEDENİ HUKUKUN ANLAMI:
TANIM:Bir ülkenin yurttaşlarının birbirleri ile ve belirli bir ölçüde devletle doğrudan doğruya veya dolayısıyla olan ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan pozitif hukuk dalıdır.
Özel hukukun temelini oluşturur ve kişiler arasındaki özel ilişkileri düzenler. Sadece gerçek kişileri değil tüzel kişilerle ilgili düzenlemeleri de kapsar.


MEDENİ HUKUK VE MEDENİ KANUN ARASINDAKİ İLİŞKİ:
Türk medeni kanunu kişiler arasındaki özel ilişkilerin büyük bir kısmını düzenlemiştir.Yani medeni hukuk kurallarını büyük bir kısmı medeni kanunda yer almaktadır. Medeni kanun her ne kadar medeni hukukun en önemli kaynağı ise de onun tek kaynağı değildir. Medeni hukukun yanında hukuki ilişkileri düzenleyen özel kanunlar da mevcuttur.

Osmanlı İmparatorluğu Devrinde Medeni Hukuk Alanında Kanunlaştırma Hareketi:
Osmanlı imparatorluğunda özel hukuk tanzimatın ilanına kadar dini esaslara dayanmıştır.İslam hukukunu İslam dininin kaynaklarında arayıp bu dinin esaslarına göre kuran disipline ilm-i fıkıh,kuralların bütününe ise Şeriat denir.
İslam hukukunun 4 kaynağı vardır:
-Kitap
-Sünnet(Hadis)
-İcma
-Kıyas






Osmanlı imparatorluğunda yürürlüğe konan hukuk kuralları:

Mecelle-i ahkam-ı adliyye(eşya ve usul hukuku hükümleri)
Kanunname-i araazi-i hümayun(özel hukuk ve taşınmazların hükümleri)
Hukuk-u aile kararnamesi(aile hukuku için)
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİNDE KANUNLAŞTIRMA HAREKETİ
TC nin ilk kurulduğu dönemlerde hukuk alanında yapılacak yeni düzenlemeler için Adalet Bakanlığı tarafından çeşitli komisyonlar kurulmuştur. Bunlardan biri de medeni hukuk komisyo-nudur.Vacibat ve ahkam-ı şahsiye komisyonu olarak 2 ye ayrılmıştır.Önce tutucu saikle kanunlaştırma yoluna gidilmiş fakat başarılı olamayınca devrimci saikle kanunlaştırmaya gidilmiştir.Bunun sonucunda iktibas (resepsiyon) yöntemi benimsenmiştir ve İsviçre medeni kanunu ve borçlar kanunu bazı değişikliklerle yürürlüğe konmuştur.

MEDENİ KANUNUN SİSTEMATİĞİ VE ÖZELLİKLERİ
TÜRK MEDENİ KANUNUN UNSURLARI:
MEDENİ KANUNUN ÖZELLİKLERİ:
Demokratik Karakteri
Ferdiyetçi,Özgürlükçü,Sosyal Karakteri
Halkçı Karakteri
Laik ve Devrimci Karakteri
Milli Olma Karakteri
Genellik Özelliği
MEDENİ HUKUKUN KAYNAKLARI VE UYGULANMASI:
Hukukta kaynak çeşitli anlamlarda kullanılmıştır:
1)Hukuk kuralını koyan,bir kuralı yapan makamı ifade eder.Bunlar yaratıcı kaynaklardır.
2)Medeni hukuk kuralının ortaya çıkarken büründüğü biçimi ifade için de kullanılır.
3)Hukuku tanımamızı bilmemizi sağlayan koşulları ifade eder.Bunlara bilgi kaynakları denir.
MEDENİ HUKUKUN KAYNAKLARI:



YAZILI KAYNAKLAR(Anayasa, Kanun,Tüzük,Yönetmelik, bireysel işlemler)

YAZILI OLMAYAN KAYNAKLAR(örf ve adetler)

KAYNAKLARIN UYGULANMASI:
KANUN
MEDENİ KANUNUN 1. MADDESİ ANLAMINDA KANUNUN KAPSAMI:
ANAYASA:Öteki kanunların hepsinin üstünde yer alan ve yasama,yürütme ve yargı organlarını hepsini bağlayan temel hukuk kurallarını içeren kanundur.
KANUN:Kurallara uygun olarak yetkili yasama organı tarafından çıkarılan metinlerdir.
Kanun projesi:
-kanun tasarısı
-kanun teklifi
kanunların yayınlanması
kanunların yürürlükten kalkması
kanunların yürürlükte kalıp uygulamadan
kalkması

KANUNLARIN YÜRÜRLÜKTEN KALKMASI:
Anayasa Mahkemesi tarafından Kanunun İptali
1- İptal Davası (Soyut norm denetimi)
Cumhurbaşkanı, İktidar ve anamuhalefet partisi meclis grupları ile TBMM üye sayısının en az beşte biri sayısındaki millet vekilleri
Yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde (maddi anlamda aykırılık) 10 gün içinde (şekli anlamda aykırılık) (yalnız C. Başkanı ve 1/5 Milletvekili)
2- İtiraz Yolu (somut norm denetimi)
Kişiler davada uygulanan kuralın Anayasaya aykırı olduğunu iddia eder ve hakim de bunu ciddi görürse, başvurudan itibaren 5 ay içinde karar bağlanır.
KANUN GÜCÜNDE OLAN KAYNAKLAR:
Padişah iradesiyle yürürlüğe konan metinler
Geçici kanunlar
Meclis yorumu
Uluslar arası antlaşmalar
Meclis içtüzükleri
Kanun hükmünde kararname
-Olağan durumlarda
-Olağanüstü durumlarda

Olağan KHK
TBMM’den veya doğrudan Anayasadan aldığı bir yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulunun belli konuları düzenlemek için çıkardığı yazılı hukuk kurallarıdır.
Temel haklar ve ödevler ile siyasal haklar ve ödevler konusunda KHK düzenlenemez.
Resmi Gazetede yayınlanmakla yürürlüğe girerler. Yayımlandıkları gün TBMM’ye onay için sunulurlar.Red ile yürürlükten kalkarlar.
Kanunlar gibi denetlenir.
Olağanüstü KHK
Sıkıyönetim ve olağanüstü halde C. Başkanının başkanlığında toplanan bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır.
Yetki kanununa gerek yoktur.
Konu sınırlaması yoktur.(tek sınır sıkıyönetim ve olağanüstü halin gerekli kıldığı konularla sınırlı olmasıdır)
Onaydan önce Anayasaya aykırılığı iddiası ile AYM de dava açılamaz.
TÜZÜK:
TANIM:Tüzükler anayasanın 115. Maddesi uyarınca kanunların uygulanmasını göstermek ve ye emrettiği işleri belirtmek için kanuna aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek üzere bakanlar kurulu tarafından çıkarılan hukuk kurallarıdır.Cumhurbaşkanı’nca imzalanır ve kanun gibi yayınlanır.
Danıştay’ca denetlenir.
YÖNETMELİK:
TANIM:Kamu kuruluşları kendi görev alanlarına giren konuları çıkaracakları yönetmeliklerle düzenleyebilirler.Yönetmelikler Başbakanlık,Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri tarafından çıkarılır.
Bütün yönetmelikler RG da yayınlanmak zorunda değildir.
İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’ca veya İdare mahkemelerince denetlenir
BAŞLANGIÇ HÜKÜMLERİ


BASLANGIÇ HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN GENEL BİLGİLER
Kanun koyucu 4 kitaptan oluşan Medeni Kanunda önce Başlangıç hükümlerine yer vermiştir.Başlangıç hükümleri Medeni Kanun’un 1-7’nci maddeleri arasında düzenlenmiş olup,özel hukuk kodifikasyonunun genel kısmının vazgeçilemeyecek çekirdeğini temsil eder.
Medeni hukuk ve borçlar hukuku alanında doğrudan doğruya uygulama alanı bulur.Bu hükümler özel hukuk alanının yanında kamu hukuku alanında dolaylı olarak işin mahiyetine uygun düştüğü oranda uygulanır.Medeni Kanun’un 2. Maddesindeki Dürüst Davranma Kuralı kamu hukukunda kıyasen uygulanır.
KANUNUN UYGULANMASI
YORUMU,TAMAMLANMASI
Kanunun uygulanmasında göz önünde tutulacak özellikler:
Hakim önüne gelen somut bir olayı çözümlerken,önce somut olaya ilişkin soyut bir hükmün olup olmadığını araştırır.çünkü her hukuk kuralı soyut bir olguyu ve bir sonuç kısmı içerir.
Yazılı bir hüküm bulunmadığı hallerde hakim 2. Kaynak olarak örf ve adet hukukuna başvurur.
Eğer örf ve adet hukukunda da bir hüküm yoksa hakim kendisi kanun koyucuymuş gibi karar verir.
HAKİMİN KANUN UYGULAMASINDA GÖZÖNÜNE ALACAĞI HUSUSLAR:
KANUNUN ÖNCELİĞİ:Hakim,önüne gelen meseleyi çözüme bağlarken önce yazılı bir hukuk kuralı bulunup bulunmadığını araştırır.
UYGULANACAK HUKUK KURALININ USULÜNE UYGUN DOĞUP DOĞMADIĞI:Hukuk kuralının geçerli bir halde doğması için;
1)yetkili organ tarafından çıkarılması
2)pozitif hukukun öngördüğü usulün takip edilmiş olması
3)söz konusu kuralın uygulanmasını engelleyen başka bir kural olmamalıdır.


UYGULANACAK HUKUK KURALININ GEÇERLİ OLUP OLMADIĞI:Bir kuralın uygulanabilmesi için onun yürürlüğe girmiş olması gerekmektedir.
HUKUK KURALININ BELİRLENMESİuruma uygun bir hukuk kuralı yoksa,örf ve adet hukukuna onda da bir çözüm bulunamaması halinde ise hakimin hukuk yaratmasıyla olay çözüme bağlanır.eğer duruma uygun bir hukuk kuralı varsa göz önünde bulundurulması gereken hüküm belirlenir.
HUKUK KURALININ ESAS ALINACAK METNİ:Bir hukuk kuralı uygulanırken bu kuralın Resmi Gazete’deki metni esas alınır.
KANUNUN HATALI DÜZENLENMİŞ OLMASIeğişik şekillerde ortaya çıkar:
1)İradenin teşekkülü sırasında hata
2)İradenin açıklanması sırasında hata
3)Baskı hataları

KANUNUN YORUMU

Yorum Kavramı:Kanunun yorumu kavramı altında kanun koyucunun düşüncesinin içeriğini açıklaması anlaşılır.Kanun koyucunun düzenleme ile istediği anlam yorum ile belirlenir.Kanun koyucu maddeyi hangi amaçla ve nasıl korumak istemiştir?Burada hareket noktası normun objektif anlamını tespit etmek gerekir.Bir kuralın objektif anlamının verilmesi yorumun amacı olmalıdır.Objektif yorum dürüstlük ilkesine göre yapılır.Objektif
yorum tarihi ve zamana uygun
olmak üzere 2 metotla yapılır.
YORUMDA DAYANILACAK UNSURLAR:
Yorumda Dayanılacak Unsurlar
KANUN METNİ:Kanunda kullanılan sözcükler,dilbilgisi analizleri, metnin yorumunda kanun koyucunun düşüncesini aksettiren en önemli unsurlardır.Fakat bu yolla belli bir anlama ulaşılır.
SİSTEMATİK UNSUR:Bir maddenin anlamını belirlerken o madde tek başına diğer maddelerden izole edilmiş şekilde yorumlanmamalıdır.Kanundaki diğer maddelerle birlikte göz önünde tutulmalıdır.Yorum yapılırken sistematik unsurda şekli yorum metodu olarak atıfta aksi ile kanıttan özel kuralın genel kuraldan önce kullanılması ilkesinden vs. yararlanılır.Ayrıca sistematik unsurdan yararlanılırken yorum anayasaya uygun yapılmalıdır.

AMAÇSAL UNSUR:Jhering ‘amaç bütün hukukun yaratıcısıdır’ demektedir.her kural belli bir amacı ifaya hizmet eder.amaçsal unsur bu amacın tespitinde önem taşır.Kanun koyucunun bir hukuk kuralını öngörmekle belirlemek istediği amacın tespiti amaçsal unsur olarak adlandırılır.
GERÇEĞE UYGUNLUK UNSURU:Yorum yapılırken gerçekler göz önünde tutulmalıdır.çünkü kanun her zaman belli gerçek durumları düzenlemek ister.
TARİHİ UNSUR:Bir kanunun yürürlüğe girmeden önce geçirdiği uzun süreçtir.
YORUM TÜRLERİ
YORUM ÇEŞİTLERİ
KANUNUN TAMAMLANMASI BOŞLUK VE BOŞLUK DOLDURMA
KANUNUN TAMAMLANMASI,BOŞLUK VE BOŞLUK DOLDURMA
Her kanun bilinen belli konuları kişilerin belli davranış biçimlerini düzenler ve belli bir hukuki sonuca bağlar.
Şerhçi okul der ki:Kanun boşluk ihtiva etmez. Ederse bu boşluğu kanunkoyucu doldurur. Hakim hukuk yaratmaz.
Kavram içtihatçılığı görüşünü savunanlar: Kanunda boşluk olduğu zaman bunun doldurulması görevinin kanunkoyucuda olduğunu ileri sürmektedir. Hakimin hareket noktası kavramlardır. Ayrıca hukuku uygulayanlar yazılı hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanunda boşluk:Gerekli kanuni düzenlemelerdeki eksiklik anlaşılır.

Boşluk olarak nitelendirilemeyen durumlar
Hukuk dışı alan :Hukukun ilgilenmediği ahlak din kurallarının geçerli olduğu alan kastedilir. Dolayısıyla bu alana ilişkin düzenlemenin bulunmaması boşluk anlamına gelmez.
Kasıtlı susma :Kanunun belirli bir meselede olumlu bir çözüm verebilen bir kural öngörmemesidir. Kanunkoyucu bazen olumlu bazen olumsuz bir çözüm yolu öngörebilir. Olumsuz çözümler kanunda açıkça yer almaz. Bu durumda olumlu çözümün yorumu yapılır. Kanun koyucu olumlu bir çözüm öngörerek karşıt kavram kanıtı yoluyla aksini öngörmek istemediğini düzenlemiş olabilir. Bu durumda kanunda boşluktan değil kanun koyucunun kasıtlı susmasından söz edilebilir.



KURAL İÇİ BOŞLUK
Kural içi boşlukta kanun koyucu belirli bir hukuki mesele içim bir çözüm öngörmüştür;fakat bu çözümün somut olaya doğrudan doğruya uygulanması mümkün değildir.Kural içi boşlukta kanun koyucu bilinçli olarak adil bir çözüm bulunabilmesi için çözümü uygulamaya ve bilime bırakmıştır.
KURAL DIŞI BOŞLUK
Kural içi boşlukların dışında kalan diğer boşlukların hepsi kural dışı boşluktur.Bu boşlukları kanunkoyucu istemeden bırakmıştır.Kural dışı boşlukların ortaya çıkış nedeni ,kanun koyucu bu boşluğu görmemiş olması veya düzenleme ihtiyacı yaratan hukuki meselelerin kanunen yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkmasıdır.

BOŞLUK DOLDURMA
Boşluk doldurma görevi kanunkoyucuya aittir.Yani kanunda bir boşluk olduğu takdirde hakim bu boşluğu dolduracaktır.Bu husus hakime bir görev olarak verilmiştir.
Boşluk doldurma metodları:
Örf adet hukuku:Bir kuralın örf adet hukuku kuralı haline gelmesi için üç özellik gerekir; sürekli uygulanış,genel inanç,ülkede geniş kitlelerce benimsenmesi.







KIYAS

Kanunda boşluk vardır.
Boşluk kanunkoyucu tarafından açıkça veya ihmal ile bırakılmıştır.
Sonradan ortaya çıkan bir olay söz konusudur.
Benzer bir norm kıyasen uygulanır.




TAKDİR YETKİSİ

TAKDİR YETKİSİ
GENEL OLARAK:Bütün boşluklar medeni kanunun 1. Maddesine göre doldurulamaz.Kural içi boşluk doldurmada,medeni kanunun 4. Maddesine gidilir.kanun koyucunun,hakime açıkça takdir hakkı verdiği ve ya durumun gereği ve ya önemli sebepler gibi deyimleri kullandığı hallerde hakim takdir yetkisine sahiptir.Kanun koyucu hakime medeni kanunun 4. Maddesi ile bu boşlukları ne zaman ve nasıl dolduracağını
göstermiştir.Hakim bu boşlukları
hakkaniyet kuralını göz önünde
tutarak dolduracaktır.
TAKDİR YETKİSİ VE BENZERİ KAVRAMLAR
TAKDİR YETKİSİ-YORUM:Yorum bir kuralın anlamını tespit işlemidir.takdir yetkisinde ise kuralın içinde bilerek bırakılan bir boşluk vardır.
TAKDİR YETKİSİ-AÇIK BOŞLUK:Boşlukta kanun koyucunun istemeden bıraktığı bir boşluk söz konusudur.
TAKDİR YETKİSİ-DELİLLERİN SERBESTÇE TAKDİRİelillerin serbestçe takdiri usul hukuku ile ilgili bir kavramdır.Delillerin takdiri,hukuk kuralı uygulanmadan önce söz konusu olur.
TAKDİR YETKİSİNİN KULLANILMASININ SINIRLARI
TAKDİR YETKİSİNİN KULLANILMASININ SINIRLARI:
KANUNUN TAKDİR YETKİSİ TANIMIŞ BULUNMASI:Kanun koyucu hakimin hangi durumlarda takdir yetkisine sahip olacağını hükme bağlamıştır.Hakim açıkça ve ya yorum yoluyla kendisine takdir yetkisi verildiğini tespit etmedikçe böyle bir yetkiyi kullanamaz.Takdir yetkisini düzenleyen kuralların düzenleniş şekilleri:
Takdir yetkisini açıkça veren hükümler
Durum ve koşulların gerektirdiği
Maddenin yazılış şekli

KANUNUN ÇİZDİĞİ SINIRLAR İÇİNDE KALMAK: Hakim takdir yetkisini kanunun çizdiği sınırlar içinde kullanmalı,bu sınırları aşmamalıdır. ÖR:Ceza hakimi verilecek ceza miktarını takdir ederken kanunun belirlediği alt ve üst sınırları aşamaz.
HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUN KARAR VERME:Hakim kendisine takdir yetkisi verilen yerlerde bu yetkisini
hakkaniyete uygun
kullanacaktır.
HAKİMİN HUKUK YARATMASI- HAKİMİN TAKDİR YETKİSİ
Hakimin hukuk yaratması ile hakimin takdir yetkisi birbirinden farklıdır.hakimin hukuk yaratmasının şartı kural dışı boşluktur.oysa hakimin takdir yetkisinin koşulu kural içi boşluk bulunmasıdır.
TAKDİR YETKİSİNDE ÜST YARGI DENETİMİ
MEDENİ HUKUK UYGULAMASINDA YARDIMCI ARAÇLAR



İLMİ İÇTİHATLAR:Öğreti ekseriya açık olamayan ve tartışmalı hukuki konularda Türk ve ya yabancı hukukçular tarafından öne sürülen fikir ve görüşlerdir.Hakimin ilmi içtihatlardan yararlanması için bunların doğrulanmış ve benimsenmiş olması gerekir.ilmi içtihatların yer aldığı eser tipleri:
Sistematik eserler
Monografiler
Şerhler
Makaleler
Eser ve ya içtihat tahlilleri
Notlu kanunlar
Bibliyografyalar
İçtihat derlemeleri

Sistematik eserler:ele alınan konuyu kanundaki madde sırasına göre değil,yazarın kendi kafasında oluşturduğu bir mantıki silsile içinde bir bütün olarak ele alıp inceleyen eserlerdir.
Monografiler:bir hukuk dalındaki sadece bir konuyu derinlemesine inceleyen eserlerdir.
Şerhler:ele alınan konuyu kanundaki madde sırasına göre teker teker ele alıp inceleyen her maddeyi açıklamaya çalışan eserlerdir.
Makaleler:tek bir konuyu inceleyen ama monografiden kısa çalışmalardır.

Eser ve içtihat tahlilleri:bir eserin veya makalenin incelendiği eleştirildiği yazılardır.
Notlu kanunlar:kanun metnini ihtiva eden aynı zamanda kanun maddeleri hakkında önemli kısa açıklamalar yapan eserlerdir.
Bibliyografyalar:hukuk bilimi ile ilgili eserlerin ne zaman,kimin tarafından yazıldığını,basıldığı yeri,sayfa adedini gösteren eserlerdir.
İçtihat derlemeleri:mahkeme kararlarının kolayca bulunmasını sağlar.
MAHKEME İÇTİHATLARI
GENEL OLARAK:Yargı organı olan mahkemelerce verilen kararlardan çıkan prensipleri ifade eder.

MAHKEME KARARLARI

OLAY KARARLAR PRENSİP KARARLARI
Bir uyuşmazlığı kanunun Kanundaki bir hükmün
basit bir uygulamasıyla yorumlanması bir kanun
çözer. boşluğunun doldurulması
için özellik taşıyan,bir ilkeyi
ortaya koyan yada onaylayan
kararlardır.
MAHKEME KARARLARININ YAYINLANMASI
İçtihadı birleştirme kararları resmi gazetede yayınlanır.Yargıtay kararları sınırlı bir şekilde Yargıtay kararları dergisinde yayınlanır.Ayrıca çeşitli baro dergilerinde hukuk fakülteleri dergilerinde ve özel bazı dergilerde de kararlar yayınlanmaktadır.Fakat bütün bu dergilerin mahkeme kararlarını
tam olarak verdikleri
söylenemez.
DÜRÜSTLÜK İLKESİ
Medeni kanun’un 2. maddesinin muhtevasının genel olarak tanımlanması:
Medeni Kanun’un 2. maddesi,hak sujelerinin hukuki davranışlara uygun olarak hakimin karar -larına ilişkin genel kuralları ihtiva eder.Bu kurallar yazılı olmayan hukuk kurallarıdır.bunlar kişilerin dışında oluşmuş ve zorla benimsetilmiş kurallardır. Hakim dürüstlük kurallarını kendiliğinden uygula- makla yükümlüdür.hakim taraflardan bir talep olamasa da bu kuralları uygulayacaktır.


2. maddenin ilk fıkrası hak sujelerine yöneliktir. Buna göre herkes haklarını kullanmada ve borçlarını ifada dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür.
ÖrA) borcunu vadesinde ödememiş,borcu veren (B)’nin alacağını devamlı istemesi üzerine, parayı gece saat 2 de getirmişse,(A),bu ödemeyi kabul etmek zorunda değildir.Çünkü ödeme , dürüstlük kuralı göz önünde tutulmadan yapılmıştır.
İkinci fıkrası ise,kişiye tanınan hakların açıkça kötüye kullanılması halinde hakime bu durumu bir yaptırıma bağlamasını emreder.Hakime yöneliktir.

DÜRÜSTLÜK KURALLARINA AYKIRI DAVRANMAMA EMRİ
Hukuki işlemlerin uygulanmasında dürüstlük ilkesi
Kanunun uygulanmasında dürüstlük ilkesi
Borçların ifası yönünden dürüstlük ilkesi

HUKUKİ İŞLEMLERDE:
Hukuki işlemlerin kuruluşunda;karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanların varlığı aranır.
Hukuki işlemlerin yorumunda;taraf iradelerinden ne anlaşılmasının gerektiği hususunun tespiti anlaşılır . Tespitte 3 prensip sözkonusudur:
beyan prensibi
irade prensibİ
güven prensibi
Hukuki işlemlerin tamamlanmasında:Tarafların boşluğu görmüş olmaları halinde nasıl bir düzenleme getirecek idiyseler,ona göre bu boşlukların doldurulmasıdır.



Hukuki yükümlülüklerin tahvilinde:taraflar yaptıkları işlemde kanunun aradığı bazı temel unsurlara yer vermiş bazılarına yer vermemişse,kanunkoyucu işlemin tamamını geçersiz saymak yerine çevirme(tahvil) yolu ile tarafların iradelerini geçerli tutma yoluna gider . Hakim bu değerlendirmeyi yaparken dürüstlük kural -larından yararlanır.
Sözleşme öncesi sorumluluk:taraflar bir sözleşme yapıl- madan önceki safhada da dürüstlük kurallarına uymak zorundadırlar.
Sözleşmenin değişen koşullara uydurulması: sözleşmenin devamı taraflardan biri için çekilmez bir hal aldıysa,sözleşmenin değiştirilmesi istenebilir.bu durumda yeni düzenleme de dürüstlük kurallarına uygulanmasıyla gerçekleşir.

HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI YASAĞI:
GENEL OLARAK: Medeni kanun un 2. maddesinin 2. fıkrasında hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı düzenlenmiştir.bir menfaatin hak haline dönüşmesi için hukuk düzeninin bu menfaati korumaya değer bulması gerekir.
HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASINA İLİŞKİN ÖRNEKLER:
Türkiye’de başkasının deniz manzarasını kapamak amacıyla kendi bahçe duvarı üzerine ağaç,parmaklık yapılmasını mahkeme hakkın kötüye kullanılması olarak kabul etmiştir.
Almanya’da bir kadın ölüyor ve kocasının mülkiyeti altında bulunan bir araziye gömülüyor. Koca tamamen kişisel kırgınlıklar nedeniyle annesinin mezarını ziyaret etmek isteyen oğlunun bu araziye girmesine mülkiyet hakkına dayanarak izin vermiyor.Alman mahkemesi bu durumda çocuğun annesinin mezarını ziyaret etmesine engel olunmasını hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirmiştir.


Dava çeşitlerine ilişkin örnekler:
DURDURMA:Kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi saldırıya son verilmesi için dava açabilir.saldırı tamamlanmışsa davanın açılmasının pratik bir yararı yoktur.
TESPİT:Kişinin iznini almadan fotoğrafının bir fotoğrafçı dükkanında teşir edilmesinin kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediğinin ve bu durumun tespiti için dava açılabilir.henüz yapılmamış veya yapılıp bitmiş bir saldırı için açılamaz.
ÖNLEME:Bir kişi anılarını yayınlayacağına dair ilanda bulunuyor ve bu kişiyle geçmişte yakın ilişkisi olmuş kişilerin bu ilişkilerini de ifşa edeceğini bildiriyor.bu durumda onunla yakın ilişkiye girmiş kişiler kişilik haklarına yapılabilecek muhtemel saldırıların önlenmesi için daha anılar yayınlanmadan önce dava açabilir.

TAZMİNAT DAVASI:Nişanın haksız yere bozulması halinde karşı tarafın ana babası tarafından evlenmenin yapılacağı düşüncesiyle yapılan masrafların tazmininin istemi(maddi tazminat davası)
Evlilik dışı bir ilişkiden çocuk meydana getiren kadın babaya karşı,evlenme vaadi,nüfuzun kötüye kullanılması veya cinsek ilişkinin bir suç teşkil etmesi hallerinde manevi tazminat davası açılabilir.(manevi tazminat davası)
Hakkın Kötüye Kullanımına İlişkin
En Önemli Olay Grupları:
Sırf başkasına zarar vermek amacıyla hakkın yarar sağlamaksızın kullanılması.
Yararlar arasında aşırı oransızlık bulunması
Çelişkili tutum
İYİNİYET
İYİNİYET
GENEL OLARAK:Öğretide iyiniyet ,bir hakkın doğumuna engel olan bir durumun olayda varlığı veya hakkın doğumu için gerekli unsurlardan birinin olayda yokluğu konusunda kişideki mazur görülebilen bir bilgisizlik veya yanlış bilgi olarak tanımlanır.
Medeni kanunun 2. ve 3. maddelerinde iyiniyetten söz edilmektedir.2. md.ye göre ‘Herkes hakkını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir.’3. md. ise ‘Bir hakkın doğumu için kanunen hüsnüniyet şartı kılınan hallerde asıl olan onun varlığıdır.’

İYİNİYETİN UNSURLARI:
Yanlış bilgi veya bilgisizlik
Yanlış bilgi veya bilgisizliğin mazur
görülebilir olması
ÖRA) Takım elbisesini temizletmek amacıyla kuru temizlemeye vermiş olsun.kuru temizlemeci bu elbiseyi (B)’ye satar ve teslim ederse (B)’nin elbisenin mülkiyetini kazanabilmesi iyi niyetli olmasına bağlıdır.(B) eğer bu elbisenin temizleyiciye ait olmadığını biliyorsa veya gerekli ihtimamı gösterseydi öğrenebilecek durumdaysa takım elbisenin mülkiyetine sahip olamaz.fakat bilmiyor ve öğrenemeyecek durumdaysa elbisenin kendisine teslimi ile mülkiyetini kazanır

BİLGİSİZLİĞİN YADA EKSİK BİLGİNİN MAZUR GÖRÜLMEDİĞİ HALLER
İYİ NİYETİN KORUNMADIĞI HALLER
ÖRA) Kuru temizleme için elbisesini verirken elbisenin içinde cüzdanını unutmuştur.cüzdanın içinde bir miktar para vardır.kuru temizlemeci parayla öğle yemeği yiyip,elbise ve cüzdanı da (B) ye satmıştır.(B) iyiniyetli bir kişi olarak sahibinin elinden rızası ile çıkan elbisenin maliki olur ayrıca sahibinin elinden rızası dışında çıkan cüzdanın maliki olamaz.öte yandan lokantacı sahibinin rızası dışında çıkmasına karşın kuru temizlemecinin kendirine yemek bedeli olarak verdiği paranın maliki olur.(B) söz konusu cüzdan ve elbiseyi kuru temizlemeciden almış olan bayat pazarı esnafından satın almış olsaydı,elbisenin mülkiyetini kazanacak ama cüzdanın mülkiyetini yine kazanamayacaktı fakat (A)’nın cüzdanı geri istemesi halinde ona ödediği semenin kendisine iadesi koşuluyla cüzdanı verebilecektir.yani (A),(B)’nin cüzdan için ödediği parayı ona vermek zorundadır.
Kanundan dolayı bilme yükümlülüğü:
Kanunen ilanlı zorunlu durumlar
Açıklık ilkesine bağlı olarak tutulan siciller



İYİNİYETİN HUKUKİ SAKATLIĞA BAĞLI SONUÇLARIN TÜMÜNÜ KALDIRMASI:
Hukuk kurallarına uyulmamış olması,kural olarak istenilen amacın doğmaması sonucunu yaratır.ancak kanun koyucu,kişinin iyi niyetli olması halinde bu kurala istisnalar getirmiş; doğmaması gereken bir hakkın doğmasını kabul etmiştir.
ÖRA),(B)’ye muhafaza etmesi için bir kitabını verse;(A) mala emin sıfatıyla zilyet olur.(B) bu kitabı (C)’ye satıp,teslim ederse,(C), durumu bilmiyorsa,malın mülkiyetine sahip olur.



İYİNİYETİN HAKKI GENİŞLETMESİ:
Bazı durumlarda iyiniyetli kişi hukuki durumda lehine değişiklik yapılmasını isteyebilir.
ÖRA),(B)’nin arsasına taşan bir inşaatı mesela bir garajı iyiniyetle yapmışsa,taşan kısmın bir tazminat karşılığı kendisine verilmesini isteyebilir

TAŞINMAZIN TAPU SİCİLİNE İTİMAT PRENSİBİNE DAYANILARAK KAZANILMASINDA İYİNİYETİN ROLÜ
Kanunkoyucu tapuda taşınmazla ilgili kayıtlara ilişkin olarak tapu siciline itimat ilkesini benimsemiştir.bir kimse iyiniyetle bu kayıtlara güvenerek bir hukuki işlem yapmışsa kişi korunur ve hak sahibi olur.
HAKLARIN KAZANILMA TARZI,KAYBI VE KORUNMASI

HAKLARIN KAZANILMA TARZI
HAKLARIN KAZANILMASI:
ASLEN KAZANMA:Hak sahibi bu hakkın ilk sahibi olarak doğrudan doğruya hakkı kazanmaktadır.Hakkın daha önce bir sahibi yoktur.ÖR:avlanmak suretiyle bir hayvanın mülkiyetinin elde edilmesi.
HALEFİYET YOLUYLA KAZANMA:Hak bir başkasından devren kazanılmaktadır.bir kişi şey üzerindeki hakkını kaybederken diğeri bu şeyin sahipliğini kazanmaktadır.ÖR:Miras(külli halefiyet)




MUTLAK KAYIP:hakların sona ermesi ya hakkın bir başkasına geçmesi yada hakkın yok olması yoluyla olur.Bir hakkın yok olmasına hakkın mutlak kaybı denir.
NİSPİ KAYIP:Bir hakkın ait olduğu kişinin hukuki çevresiyle ilişkisinin kesilmesine denir.
ÖReprem,yangın veya sel gibi bir afet nedeniyle oturduğumuz daire yerle bir olursa kat mülkiyetimiz sona erer(hukuki olay nedeniyle). Bir ayakkabının eskidiği için çöpe atılması onun terkedilmesi demektir yani mülkiyet kaybedilmiş olur(hukuki fiille kaybedilmesi).sahip olunan bir kalemin hediye edilmesi sonucu kalemin mülkiyeti verilen kişiye geçer(hukuki işlemle kaybedilmesi)
HAKLARIN KORUNMASININ BAŞLICA YOLLARI:
TALEP:Bir kimsenin başkasından bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme yetkisidir.
DAVA:Hak sahibi talepte bulunmuş fakat sonuç alamamış veya sonuç alamayacağını bildiği için bu yola başvurmamış olabilir.hak sahibi hakkının korunması için Devletin Yargı Organlarına başvurabilir.hak sahibinin sahip olduğu bu yetkiye dava hakkı denir.


DAVAYA KARŞI DAVALININ SAVUNMA İMKANLARIavalı davayı kabul ederse bazı istisnalar dışında dava sona erer.Kabul etmemesine ise inkar denir.İkrar bir tarafın diğer tarafça ileri sürülen ve alehine hukuki sonuç doğuracak nitelikteki bir maddi vakanın doğruluğunu bildirmesidir.


EDA DAVALARI:Bu dava yolu ile davacı davalının bir şeyi yapmaya,vermeye veya yapmamaya mahkum edilmesini ister.Davalının dayandığı hakka göre: istihkak mülkiyete dayanarak mal iadesi isterken ifa borcun ödenmesini isterken tazminat bir zararın tazminini isterken adını alır.
TESPİT DAVASI:Bir hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğunun tespiti için açılan davadır.Bir durumun varlığı için müspet,yokluğu için menfi tespit davası açılır.

YENİLİK DOĞURAN DAVALAR:
Bazı yenilik doğuran haklar kişinin serbest iradesine bırakılmamıştır.hukuki değişiklik yenilik doğuran bir mahkeme kararı ile doğar.bunlara yenilik doğuran davalar denir.
DAVAYA KARŞI DAVALININ SAVUNMA İMKANLARI
İTİRAZ:Bir hakkın doğumuna engel olan veya hakkı sona erdiren olayların ileri sürülmesidir.
DEF’İavalı davacının hakkının varlığına karşı çıkmamakta fakat özel bir sebebe dayanarak borçlu olduğu edimi yerine getirmekten kaçınma hakkına sahip olduğunu ileri sürmektedir.bunun tipik örneği zamana aşımı defi dir.def i bir hak olduğu için mutlaka hak sahibi tarafından ileri sürülmelidir,aksi takdirde hakim bunu dava sırasında kendiliğinden dikkate alamaz.
CEBRİ İCRA
CEBRİ İCRADA TAKİP YOLLARI
KİŞİNİN KENDİ HAKKINI BİZZAT KORUMASI
İSPAT YÜKÜ VE İSPAT VASITALARI
İspat; bir olayın yada konunun varlığı yada yokluğu konusunda yargıcın kanaat sahibi olmasına yönelik bir faaliyettir, bir ikna ameliyesidir
İspata yarayan araçlara delil denir…



Kanunda aksi düzenlenmemişse, herkes hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür…
Hakim önünde “ikrar” edilen olayın ispatı gerekmez…
Medeni usul huk.da müzakere ilkesi benimsenmiş olup,hakim delil araştırmaz,tarafların ileri sürdüğüyle bağlıdır…
Ceza huk.da arşt. soruşturma ilkesi benimsenmiştir. Hakim delil araştırır ve tarafların ileri sürdükleriyle bağlı değildir…
GENEL KURALIN İSTİSNALARI
Olağan durumun aksini iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür
İspat yükünün yer değiştirmesi
Karineler

VARSAYIM ( FARAZİYE )
Aslında mevcut olmayan bir durumu mevcut sayarak; mevcut belirli bir durum için öngörülmüş kuralın eşitliği farz edilen başka bir duruma uygulanmasını öngörür,
Varsayımın aksi ispat edilemez,
Varsayımda hareket noktası mevcut olmayan bir olgudur, bir hayaldir…
RESMİ BELGELER
I. Resmi Sicil
II. Resmi Senet, Senet
III. Resmi Senet ve Sicillerin Hükümleri


Resmi sicil ; kanunun alenileştirilmesini istediği bazı hukuki ilişkileri veya olayları kaydetmek için Devlet memurları yada Noterlikçe tutulan kayıtlardır…

Senet ; bir kimsenin ispat açısından aleyhine delil teşkil etmek üzere düzenlediği belgedir…
Resmi Senet ; kanunun alenileştirilmesini istediği bazı hukuki ilişkileri veya olayları kaydetmek için Devlet memurları veya Noterlikçe tutulan sicillerdir.

Resmi senet düzenleme yetkisi noterlere, tapu sicil memurlarına ve müdürlerine ve bazı hallerde sulh hakimlerine verilmiştir.

Resmi senet ve sicillerin doğru olmadığı ispat edilebilir…
Resmi senet ve sicillerin doğru olmadığı ispat edilmedikçe doğruluğu kabul edilir…

Resmi senet ve sicillerin ispatı kanunda herhangi bir hüküm öngörülmemişse bir şekle bağlı değildir …
Senede karşı senetle ispat zorunluluğu vardır…

Senet ve sicillerin konusu ;
hukuki muamele ise aksi tanık ve senetle ispat edilir
hukuki fiil yada olay ise aksi şahitle ispat edilebilir…
KİŞİLER HUKUKU

KİŞİLİK
KAVRAM:Hak sahibine hukuk dilinde kişi denir. Kişi hukuk kuralının tanıdığı yetkilerden yarar- lanan,yüklediği yükümlülüklerden sorumlu olan varlıklardır.
KİŞİLERİN SINIFLANDIRILMASI:Hukukun hak sahibi saydığı varlıklar,biri gerçek kişi diğeri tüzel kişi olarak iki gruba ayrılır.Gerçek kişiler insanlardır.Tüzel kişiler ise hukukun hak sahibi saydığı insan veya mal topluluklarıdır.Tüzel kişilerde kendi içinde dernekler ve vakıflar olarak ikiye ayrılır.

KİŞİLER HUKUKUNUN KONUSU
Hukukun ilk tespit etmesi gereken husus hak sujesini kim olacağı sorusudur. Hukukun merkezi ve varlık nedeni olan hak sujesini kim olduğu belirlenmeden haklardan,yükümlülüklerden hukuki muamelelerden bahsetmek olanağı yoktur. Kişiyi soyut bir şekilde ele alıp inceleyen kişinin hukuku,diğer hukuki ilişkilerin mesela aile hukukunun,miras hukukunun, eşya hukukunun temelini teşkil eder.


KİŞİLER HUKUKUNA İLİŞKİN
TEMEL İLKELER:

Eşitlik ilkesi

Özgürlük ilkesi

Kişiliğin korunması ilkesi




KİŞİ TÜRLERİ:

GERÇEK KİŞİLER:Gerçek kişiler insanlardır. Hukuk düzeni insanlara kişilik tanımıştır. Modern hukuk düzenlerinde insanlar,hak ve borçlara ehil olabilen,yani kişilik tanınmış varlıklardır.
TÜZEL KİŞİLER:Belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve bağımsız bir kişiliğe sahip, hak ve borçlara ehil olma iktidarı hukuk düzeni tarafından tanınmış kişi ve mal topluluklarına tüzel kişi(hükmi şahıs) denir.
KİŞİLİK KAVRAMI,KİŞİLİĞİN BAŞLANGICI VE SONA ERMESİ
KİŞİLİK KAVRAMI:Kişilik hakları kişi haklarına göre daha geniş bir kavramdır. Yalnız hak ehliyetini değil,fiil ehliyeti,şahsi hal ve şahsiyet haklarını da içermektedir.
KİŞİLİĞİN BAŞLANGICI VE SONA ERMESİ: DOĞUM:Gerçek kişilik doğumla kazanılır.MK’ nın 27. maddesine göre,”şahsiyet çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu andan başlar.”Böylece yasa kişiliğin kazanılması için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi koşulunu aramıştır:sağ ve tam olarak doğmak.. Sağ doğum çocuğun ana rahminden canlı olarak ayrılmasını tam doğum ise ana rahmi dışında bağımsız bir varlık kazanmasını ifade eder.

GERÇEK KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ:Gerçek kişi olan insanların kişiliğinin doğal sona erme sebebi ölümdür.doğal bir olay olmakla birlikte buna çeşitli hukuki sonuçlar bağlanmıştır.ölümle birlikte kişi,kişilik haklarını ve kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklarını kaybeder.Mamelek hakları ise mirasçılara geçer.ceset ise ne bir hak süjesi ne de bir eşya niteliğindedir.Hukuk düzeni hak ve adaba aykırı olduğu gerekçesiyle,ceset üzerinde tasarruf edilmesini yasaklamıştır.İki durumda bu yasak kalkar:
1.Kişini ölümden önce kendi isteğiyle organlarının alınmasına müsaade etmesi
2.Ölen yakınlarının adap çerçevesinde kamu düzenine uygun olarak ceset üzerinde inceleme yapmalarına izin vermeleri.

ÖLÜMÜN İSPATI YOLLARI
ÖLÜMÜN İSPATI YOLLARI
ŞAHSİ DURUM SİCİLİ:Ölümün ispatı nüfus sicilindeki kayıtlara olur.Nüfus memuru durumun kendisine bildirilmesiyle durumu nüfus siciline işler.İddialar bu kayıtlar yardımıyla kanıtlanabilir.
KARİNELER:Karine bilinen olaydan bilinmeyen sonuçlar çıkarmak demektir.İddiasını karine dayandıran kişi iddiasını kanıtlamak zorunda değildir karşı taraf bunun aksini kanıtlamalıdır. Karineler ölüm ve birlikte ölüm karinesi olarak ikiye ayrılır:

ÖLÜM KARİNESİ:Ölüm karinesi MK 30. maddeye göre ölümüne kesin gözle bakılacak bir durumda kaybolan ve cesedi bulunamayan bir kimse ölmüş sayılır.Bu durumda mahallin en büyük mülki amirinin emriyle ölüm kaydı düşülebilir.Örneğin bindiği uçak düşen bir kişinin cesedi bulunamıyorsa ve o kazadan hiç kurtulan yoksa o kişinin ölmüş olduğu konusunda bir karine vardır bunu iddia eden kişi bu karineye dayanabilir.
BİRLİKTE ÖLÜM KARİNESİ:MK 282. maddeye göre hangisinin daha evvel öldüğünün tespiti mümkün olmaksızın ölenler aynı anda ölmüş sayılır.bu miras özellikle miras hukuku bakımından önemlidir.aynı anda ölen kişiler birbirine mirasçı olamazlar.
GAİPLİK
Bu durumda kişinin kaybolmasını gerektiren koşullar,ölüm karinesinden farklı olarak ölümü kesin sayılacak ağırlıkta değildir.Kişinin kaybolmasına yol açan olayın özelliklerine göre,ölümüne kesin değil de, muhtemel gözüyle bakılabilmektedir.
ÖR:Kişi batan denizaltıdadır,fakat kurtulan olmuştur veya kişiden uzun zaman haber alınamamıştır.buna göre gaiplik koşulları:
kişinin ölümünü muhtemel kılan koşulların varlığı
ölüm tehlikesinden en az 1,son haberinden 5 yıl geçmiş olması
mahkemenin gaiplik kararı vermiş olmasıdır.
Gaiplik kararının şartları
GAİPLİK KARARININ ŞEKLİ ŞARTLARI
Belli bir sürenin geçmesi
Alakadarların görevli ve salahiyetli hakimden gaipliğe karar verilmesi için talepte bulunması
İlan(Gaip hakkında bilgileri olan kimseleri ilan yoluyla bu bilgilerini bildirmeye davet etmek)
HAZİNENİN TALEBİ ÜZERİNE GAİPLİK KARARININ ŞARTLARI:
Gaip arkada bir malvarlığı bırakmıştır veya bu arada mirasçı olduğu için,bir malvarlığına sahip olmuştur.
Mal varlığı resmen idare edilmektedir.
Resmen idare en az 10 yıldır devam etmektedir veya gaip bu arada 100 yaşını tamamlamıştır.
KİŞİNİN HAK EHLİYETİ
HAK EHLİYETİNİN TEMEL İLKELERİ
GENELLİK İLKESİ:Herkese hak ehliyeti tanınmıştır.Hak ehliyetine sahip olmak için kişi olmak yeterlidir.Hak ehliyetinin tanınmasında ayrım gözetilmez.
EŞİTLİK İLKESİ:Herkesin aynı kapsamda hak ehliyetine sahip olmasını gerekli kılar.Eşit olanlara eşit davranma anlamındadır.Kanunda hukuk düzeninin sınırları içinde eşitlikten sözedilmektedir.

FİİL EHLİYETİ
KAVRAM:Fiil ehliyeti bir kişinin bizzat kendi fiilleriyle hak sahibi olabilmesi,borç altına girebilmesi yeteneğidir.Fiil ehliyeti hak ehliyetinden farklı olarak aktif bir ehliyettir. Kişi hak ehliyeti gereği fiil ehliyetine sahip olmasa da yasal temsilcisi aracılığıyla hak ve borçlar kazanabilir.Fakat fiil ehliyetine sahip kişi bizzat kendi fiilleriyle hak kazanmakta ve borç altına girmektedir.Fiil ehliyeti bakımından kişiler arasında eşitsizlik söz konusu değildir. Çünkü herkes aynı anda,aynı biçim ve derecede akli psikolojik ve bedensel olgunluğa erişemez.

HUKUKİ İŞLEM EHLİYETİ
TAAHHÜT İŞLEMİ YAPMA EHLİYETİ:Bir kimsenin malvarlığının pasifini arttırıcı işlem yapabilmesi için fiil ehliyetine sahip olmalıdır.
TASARRUF İŞLEMİ YAPMA EHLİYETİ:Bir kimsenin tasarruf işlemi yapabilmesi için tasarruf ehliyetine sahip olması şarttır.
TASARRUF EHLİYETİ:Bir kimsenin tasarruf işlemi yapabilmesi için sahip olması gereken ehliyettir.
PARASAL NİTELİĞİ OLMAYAN HUKUKİ İŞLEMLERİ YAPABİLME EHLİYETİ:Kişinin parasal yönden mal varlığına etki etmeyen hukuki işlemleri yapması(nişan ,evlenme,evlat edinme) için de fiil ehliyetine sahip olması aranır.


DAVA EHLİYETİ:Fiil ehliyetinin usul hukukundaki görünüm şeklidir.Fiil ehliyetine sahip olmayanların dava ehliyeti yoktur.
DAVAYI YÜRÜTME EHLİYETİ:Bir davada,dava konusu üzerinde bir başkası adına tasarrufta bulunabilme ehliyetidir.


TAM FİİL EHLİYETİNİ GEREKTİREN İŞLEMLER:
HUKUKİ İŞLEMLER:
İki taraflı hukuki işlemler
Tek taraflı hukuki işlemler
Kararlar
HUKUKİ İŞLEM BENZERİ FİİLLER
MADDİ FİİLLER(REALAKT)
SADECE AYIRTETME GÜCÜ GEREKTİREN İŞLEMLER
Bu işlemlere ilişkin örnekler:
Kişiler Hukuku:Bazı kişilik haklarının kullanımında erginlik değil sadece ayırt etme gücü olması koşulu aranır.
Aile Hukuku:Kusura dayalı boşanma davası açması sadece kişinin ayırt etme gücüne sahip olmasına bağlıdır.
Miras Hukuku:Miras bırakanın haklı saklı mirasçısını mirastan çıkarabilmesi için miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir.
Eşya Hukuku:Bir mala zilyet olma ayıt etme gücünün varlığını gerektirir.

Borçlar Hukuku:İhtarla bir borcun muaccel hale getirilmesinde,kendisine ihtarda bulunanın ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir.
Hukuka Aykırı Fiiller:Ayırt etme gücüne sahip olanın haksız fiil sorumluluğu mevcuttur.
FİİL EHLİYETİNİN KOŞULLARI
TEMYİZ KUDRETİ(SEZGİNLİK):Fiil ehliyetinin en önemli koşuludur.Bu koşul yoksa kişi tam ehliyetsizdir;yaptığı işlemler hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve kişi sorumluluk altına girmez.Maddi şartları:
*makul bir iradeye sahip olma yeteneği
- tanıma yeteneği
- değerlendirme yeteneği
- karar verme yeteneği
*irdeye uygun davranma yeteneği
Ayırt etme gücünü etkileyebilecek diğer durumlar ise yaş,akıl hastalığı,akıl zayıflığı, sarhoşluk ve buna benzer hallerdir.

RÜŞT(ERGİNLİK):Onsekiz yaşını doldurmuş olan kişi reşittir.istisnai 2 koşulda kişiyi reşit kılar:

FİİL EHLİYETİ AÇISINDAN KİŞİLERİN SINIFLANDIRILMASI

TAM EHLİYETLİLER
Bunlar fiil ehliyetinin üç koşuluna da sahip olan yani sezgin,ergin ve kısıtlanmamış olan kişilerdir.Bunların hukuki işlem ehliyetleri ve haksız fiilden sorumlulukları tamdır.Kendi başlarına her türlü hukuki işlemi yapabilirler.Temyiz kudretine sahip oldukları için kusur ehliyetleri de tamdır.
TAM EHLİYETSİZLER
Bunlar temyiz kudretine sahip olmayan kişilerdir.ne bizzat ne de yasal temsilcilerinin onayıyla hiçbir hukuki işlemde bulunamazlar. Sezgin olmayanların yaptıkları işlemler batıldır.Ancak bu kişilerin toplumsal yaşama katılma gerekleri olduğundan bu işlemleri yasal temsilcileri tarafından yapılır.Fakat yasal temsilcilerin de yapamayacağı işlemler vardır. Haksız fiilden sorumluluklar yoktur.temyiz kudretine sahip olmadıklarından kusur ehliyetleri yoktur.yasa bazı durumlarda tam ehliyetsizin haksız fiilden sorumlu olmasını kabul etmiştir.Birincisi hakkaniyet sorumluluğu,ikincisi ise geçici olarak temyiz kudretini yitirenlerin sorumluluğudur.

TAM EHLİYETSİZİN YASAL TEMSİLCİSİNİN HİÇ YAPAMAYACAĞI İŞLEMLER
Vakıf kurmak

Bağış yapmak

Kefalet akdi yapmak
SINIRLI EHLİYETSİZLER
Temyiz kudretine sahip olmakla birlikte reşit olmayan veya kısıtlı olan kişilerdir.Sınırlı ehliyetsizlerin hukuki işlem ehliyeti yönünden durumlarını ikili bir ayrımla ele alırsak:
Kendi başlarına yapabilecekleri işlemler; Karşılıksız kazandırma sağlayan işlemler yapabilir,kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanabilirler.
Yasal temsilcilerinin yada yasal temsilci izniye sınırlı ehliyetsizlerin yapabileceği işlemler: Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması dışında kalan tüm işlemleri yasal temsilcileri aracılığıyla ya da onayıyla yapabilirler.Onay işlem yapılmadan önce verildiyse izin,sonra verildiyse icazet olur.İşlem onaysızsa askıda hükümsüzdür.sınırlı ehliyetsizler sezgin oldukları için kusur ehliyetleri ve haksız fiilden sorumlulukları tamdır.
SINIRLI EHLİYETLİLER:
Bunlar evliler ile kendilerine kanuni müşavir tayin edilmiş olan kişilerdir. Aslında bu kişiler tam ehliyetliler gibi fiil ehliyetinin her üç koşuluna da sahiplerdir. Fakat bazı işlemlerinin geçerli olabilmesi için belirli bir makamın ya da kanuni müşavirin onayı gerekmektedir.
ÖR:Aile konutunun devri ya da sınırlı ayni hakla kısıtlanması diğer eşin onayına bağlıdır.
Yasal danışmanlık;oy,yönetim ve karma danışmanlık olmak üzere üçe ayrılır.
KİŞİLİK HAKLARI
KİŞİLİK HAKLARININ HUKUKİ MAHİYETİ:
Mutlak hak
Mamaleki varlığı olmayan haklar
Devredilemeyen haklar
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar
Miras yoluyla geçmeyen haklar


Kişilik haklarıyla ilgili kategoriler:
Fiziki kişilik(hayat,vücut sağlığı,sağlık..)
Deruni kişilik(his alemi)
Sosyal kişilik(şeref-haysiyet,ismin korunması,ekonomik özgürlük,hayat alanı)
Kişinin hayat alanının çeşitleri:
Kamuya açık alan
Özel alan
Gizlilik alanı
KİŞİLİĞİN KORUNMASI:
Kişilik değerlerinin ihlaline karşı kişiyi koruma
Kişinin maddi,manevi ve iktisadi varlıklarını üzerindeki haklarının başkalarının müdahalesine karşı korunması gerekmektedir.Buna harici koruma da denilmektedir.Kişiliğin korunmasına dair hususlar sadece medeni kanunda değil,anayasa ve ceza kanununda da vardır.Ayrıca medeni kanunun 24. maddesi de bir davranışın hangi durumlarda hukuka uygunluk unsuru içerdiğini belirtmiştir:
zarar görenin rızası
üstün nitelikte bir özel yararın varlığı
üstün nitelikte bir kamu yararının varlığı
kanunun verdiği yetkiye dayanarak kişilik hakkına yapılan saldırı


Maddi tazminat davası şartları:
Kişilik haklarının ihlali
Zarar
İlliyet bağı
Kusur
Manevi tazminat davası şartları:
Saldırının haksız olması
Kişisel menfaatlerin saldırıya uğraması
Manevi bir zararın varlığı
İlliyet bağı
İSİM VE KORUNMASI:
MK.25.maddeye göre ‘adı ihtilafa mahal veren kimse hakimden hakkının tanınmasını talep edebilir.’’ismi gasp olunmasıyla mutazarrır olan kimse,bunun men’ini ve taksir vukuu takdirinde maddi tazminat talebi hakkına halel gelmemek üzere maruz kaldığı haksızlığın mahiyeti icap ediyorsa manevi tazminat namıyla bir meblağ itasını talep edebilir.’
Bu maddeden de anlaşılacağı gibi kişiliğin korunmasında sözü geçen bütün davalar,durdurma,önleme,tespit,maddi ve manevi tazminat davaları ismin korunması ile ilgili olarak da açılabilir.Medeni kanun un bu hükmü genel olarak ismi korumaktadır.

İsim deyince kişilerin toplumda belirtilmesine ve ayırt edilmesine yarayan varlıkları anlıyorsak,çok çeşitli isimlerle karşılaşırız.Bir kişinin adı soyadından başka lakap ve müstear ad denilen isimler de vardır.Soyadı bir aileye bağlı olanların ortaklaşa kullandıkları isimdir.Kanuna göre soyadı taşımak zorunludur.Önad aynı soyadı taşıyan kişileri birbirinden ayırmak için kullanılır.Önad kullanmak da zorunludur.Soyadı kazanılma yolları ise;doğuştan kazanma,soyadı değişikliğiyle kazanma olarak ikiye ayrılır. Soyadı değişikliğiyle kazanma ise evlenme ile ,evlat edinme ile ve idari karar ile kazanma olarak üçe ayrılır.
Adın unsurları ve çeşitleri:
Soyadı
Ad
Takma ad
Lakap
Ticaret unvanı
İşletme adı
Marka
ADIN KORUNMASI:
Adın kullanılmasının çekişmeli olması
Adın haksız kullanılması:haksız kullanımı halinde açılabilecek davalar:
tespit davası
men davası
önleme davası
maddi tazminat
manevi tazminat
vekaletsiz iş görme
ADIN DEĞİŞTİRİLMESİ
İsim değiştirilmesi talebine ilişkin hükümler:
Kaydın düzeltilmesi davası
İsmin değiştirilmesi davası:Şartları;
1)Haklı sebep
2)Mahkeme kararı
HISIMLIK İLİŞKİLERİ
Hısımlık: Genel olarak:
Gerçek kişiler arasında ya kan bağından ya da yasada belirtilen hukuki işlemlerden doğan ve hukuk düzeninin kendisine sonuçlar bağladığı yakınlık ilişkisidir. Hısımlık ilişkisi çeşitli nedenlerden doğmaktadır.
HISIMLIK ÇEŞİTLERİ

KAN HISIMLIĞI:Kan bağına dayanan hısımlıktır.Kan hısımlığı baba,çocuk,torun, torun çocuğu gibi birbirlerinin soyundan gelenler arasında ise doğrudan kan hısımlığı,kardeşler,kardeş çocukları,amca, hala,dayı ve teyze gibi ortak soydan gelenler arasında ise yan kan hısımlığı olarak adlandırılır.
SIHRİ HISIMLIK(Kayın hısımlığı):MK 18. maddesi sıhri hısımlığı düzenlemektedir. ’eşlerden her birinin soy hısımları ötekinin, özdeş dereceden sıhri hısımları olur.

SÖZLEŞMEDEN DOĞAN HISIMLIK:Medeni kanunun aradığı koşulları yerine getirmek suretiyle kişilerin evlat edinmeleri mümkündür.evlat edinme evlat edinenle evlat edinilen arasında mahkeme kararıyla olur. BU anlamda bu kişiler arasında yapay bir hısımlık meydana gelmektedir.evlatlık ilişkisi nedeniyle taraflar arasında birinci dereceden doğrudan kan hısımlığı gibi bir hısımlık doğar.evlatlık ilişkisinin sona ermesiyle hısımlık da sona erer.
İKAMETGAH (YERLEŞİM YERİ)
Kişinin yerleşmek niyetiyle oturduğu yere o kişinin ikametgahı denir.bu anlamda ikametgah kişinin belirli bir yerle olan hukuki ilişkilerine denmektedir.kural olarak kişiler ikametgahlarını kendi istekleriyle seçerler ya da kişinin ikametgahını yasa belirlemiştir.

ŞEKLİ ANLAMDA KİŞİLER HUKUKU
KİŞİSEL DURUM SİCİLİ:Bir kimsenin kişisel durumunun kaydedildiği siciller kişisel durum sicilidir.Bir kimsenin doğum,ölüm,evlenme,boşanma vs.. Gibi durumları kişisel durum siciline işlenir.Kişisel durum sicili kişiler ve devlet tarafından önem taşır.kişisel durum sicilinin başlıcaları:
medeni kanunda öngörülen kütükler:doğum, ölüm kütüğü
nüfus kanununda öngörülen kütükler:doğum,ölüm evlenme nüfus,kayıt ve yaş düzeltme,evlat edinme, aile,diğer şahsi değişiklikler özellikle cinsiyet,yer değiştirme,boşanma kütüğü..

NUFÜS SİCİLİ:Nüfus kütüğünün içeriğinin doğruluğu karine olarak kabul edilir.Ancak bunların aksi ispat edilebilir.Nufüs kütüğüne ilişkin ilkeler:
--gizlilik ilkesi
--nufüs kayıtlarının ispat gücü
NUFÜS KAYITLARININ DÜZELTİLMESİ:
--Kişisel durumda sonradan ortaya çıkan değişiklik üzerine
--Doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi üzerine
TÜZEL KİŞİLER
GENEL BİLGİLER

MK gerçek kişiler yanında toplulukları da haklara ve borçlara ehil görmüş ve onlara kişilik tanımıştır.Bu açıklamalar karşısında tüzel kişiliği şöyle tanımlayabiliriz:
‘Tüzel kişilik belli bir amaca ulaşmak için bağımsız bir varlık olarak örgütlenmiş olup haklara ve borçlara sahip olabilen hukuk düzenince tanınmış bulunan şahıs ve mal topluluklarıdır.’
Tüzel kişilerin özellikleri:
Belli ve sürekli bir amaç
Bağımsızlık vasfı
Örgütlenme unsuru

Tüzel kişilerin niteliklerine ilişkin teoriler:
Farazi kişilik
Gerçek kişilik teorisi
Amaç kişiliği teorisi ve soyutlama teorisi

TÜZEL KİŞİLİRİĞİ KAZANILMASI VE SONA ERMESİ:
TÜZEL KİŞİLİĞİN KAZANILMASI:Tüzel kişiliğin kazanılmasına ilişkin sistemler:
-izin sistemi
-serbest kuruluş sistemi
-bildirim sistemi
-tescil sistemi
Türk hukukunda benimsenen sistemler:
-dernekler
-milletlerarası beraberlik yapılmasında yarar görülen dernekler
-vakıflar
-kollektif komandit şirketler
-anonim şirketler ve limited şirketler


TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ:
Sonuçları:
- tasfiye
- özgüleme:
# tüzel kişilik mahkeme kararı ile sona ermişse(hukuk ve ya ahlaka aykırı davranış)
# tüzel kişilik fesh edilmişse
Tüzel kişilerin hak ve fiil ehliyetleri:
HAK EHLİYETİ:Tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız olarak haklara ve borçlara sahip olabilirler.Bu onların ayrı bir kişilik olmalarının doğal bir sonucudur.MK’ya göre “tüzel kişiler cins,yaş,hısımlık gibi yaratılış icabı olarak insana özgü olanlardan başka bütün hakları iktisap ve borçları ilzam edebilirler.” Bu anlamda tüzel kişilerin hak ehliyetleri statülerinde gösterdikleri amaç ile sınırlıdır.

FİİL EHLİYETİ:Tüzel kişilerde gerçek kişiler gibi fiil ehliyetine sahiptir.Kendi fiil ve davranışlarıyla kendi kendilerini borç altına sokabilir ve hak sahibi yapabilirler.Bunun için sadece bu işi yapacak organa sahip olmaları yeterlidir.yaş,temyiz kudreti ve kısıtlı olmamak gibi gerçek kişilerin fiil ehliyetiyle ilgili koşullar aranmaz.Tüzel kişilerin bazı organları kanun emri nedeniyle olmak zorundadır,bazıları ise iradidir.Derneklerin yönetim kurulu,genel kurulu,denetim kurulu vakıfların mütevelli heyeti zorunlu kanuni organlardır.ayrıca tüzel kişilerin daha iyi işlemesi bakımından kendi kendinin gerekli görerek ana sözleşmesinde yer verdiği organa iradi organ denir.

DERNEKLER:Kazanç paylaşma dışında yasalarla yasaklanmış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere enaz 7 gerçek kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturduğu tüzel kişiye dernek denir.
VAKIFLAR:Belli bir amaca özgülenmiş mal topluluklarına vakıf denir.Vakıf kurma iradesi vakıf senedinde açıklanır.senedin içeriği yasa tarafından belirlenmiştir.vakıf tescil işlemiyle vakıf tüzel kişilik kazanır ve o andan itibaren tahsis edilen malların mülkiyetini kazanır.vakfın zorunlu organı yönetim organıdır.
AİLE HUKUKU
Aile hukuku medeni hukukun kişilerin aile çevresindeki ilişkilerini düzenleyen kısmıdır.Aile kavramı altında aile üç farklı şekilde düzenlenmiştir:
Dar anlamda aile:eşlerden meydana gelen topluluk.
Geniş anlamda aile:eşler ve çocuklardan meydana gelen topluluk
En geniş anlamda aile:ev reisinin otoritesine tabi olarak aynı çatı altında yaşayan kimselerden meydana gelmiş topluluk.
EVLENME
(evlilik birliğinin oluşması ve sona ermesi)
NİŞANLANMA:Nişanlanma bir evlenme vaadidir.Nişanlanma akdinin tek bir muhtevası olabilir o da tarafların birbirine evlenme vaadinde bulunmalarıdır. Nişanlanma aile hukuku nitelikli bağımsız bir akittir.Bu akit tarafların kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarının açıklanmasıyla doğar. Nişanlanma akdinin temsilci vasıtasıyla yapılması mümkün değildir.Kurucu unsurları;karşılıklı evlenme vaadi ve nişanlanacak kişilerin ayrı cinsten olmalarıdır.


ayırtetme
gücü
kişiye bağlı
koşullar yasal
temsilcinin
Nişanlanmanın onayı
Geçerlilik koşulları ahlaka ve
muhtevaya adaba aykırı
bağlı olmama
koşullar
evlenme
engellerinin
varolmaması

EVLENME:Evlenme nişanlıların evlilik birliği meydana getirmek için yaptıkları bir hukuki işlemdir.Baskın görüşe göre evlilik ayrı cinse mensup kişilerin tam ve sürekli hayat ortaklığı kurmak üzere hukukun aradığı koşullara uygun olarak birleşmesidir.Evlenme akdinin koşulları; maddi ve şekli koşullar olarak ikiye ayrılır.


evlenme ehliyeti
maddi
koşullar evlenme engellerinin
Evlenme bulunmaması
Akdinin
Koşulları evlenme törenine
şekli hazırlık safhası
koşullar evlenme töreni
evlenmeden sonraki
işlemler

BOŞANMA:Evliliği sona erdiren sebeplerden biri de boşanmadır.Boşanma sadece kanunda öngörülen sebeplerin varlığı halinde açılacak bir dava ile ve hakim kararı ile mümkündür.Boşanma davasını eşler açar. Boşanma sebepleri ikiye ayrılır boşanmanın özel ve genel sebepleri olmak üzere ikiye ayrılır.Özel sebepler;zina,hayata kast veya pek kötü veya onur kırıcı davranış,suç işleme ve ya *********** hayat sürme,terk ve akıl hastalığı olarak bölümlere ayrılır.Genel sebepler ise;evlilik birliğinin sarsılması,eşlerin boşanma hususunda anlaşmaları ve müşterek hayatın kurulmamasıdır.
MİRAS HUKUKU

MİRAS HUKUKU
Miras sözcüğünün anlamları:
1)Geniş anlamda:Ölenin terekesinin akıbetini düzenleyen hukuk kuralları.
2)Dar anlamda:Ölüm ile belirli kişilerin edindiği haklar.
Miras hukukunun temel kavramları:
-muris
-mirasçı:yasal/atanmış
-mirasçılık
-miras=tereke
-ölüme bağlı tasarruf:vasiyetname/sözleşme



MİRASTA HAK SAHİBİ OLAMANIN KOŞULLARI
EŞYA HUKUKU

EŞYA HUKUKUNUN KONUSU
Eşya hukuku hak sujesi olan kişinin eşya üzerindeki hakimiyeti ve dolayısıyla ortaya çıkan meseleleri düzenleyen hukuk dalıdır.
Eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklara ayni haklar denir.Bu haklar eşya hukukunun temel konusunu teşkil eder.Kişinin eşya üzerindeki hakimiyeti bir hakka dayanmıyorsa bu hak sadece fiili durumdan ibaret kalıyorsa buna da zilyetlik denir.Taşınır mallarda hakimiyetin dış görünüşü zilyetlik ile taşınmazlarda ise tapu siciliyle sağlanmıştır.


EŞYANIN TANIMI
EŞYANIN UNSURLARI:

Maddi olma
Üzerinde hakimiyet kurma
Kişisel olmama(kişi dışı)
Sınırlanabilir olma
Eşyanın çeşitleri:
Taşınır eşya-taşınmaz eşya
Basit eşya-bileşik eşya-eşya topluluğu-eşya birliği
Misli eşya-gayri misli eşya
Bölünebilir eşya-bölünemeyen eşya
Tüketilebilen eşya-tüketilemeyen eşya
Kamu malları-özel mallar
Sahipli eşya-sahipsiz eşya
AYNI HAKLARIN TÜRLERİ
MÜLKİYET SINIRLI AYNİ
HAKKI HAKLAR

Müstakil birlikte irtifak rehin taşınmaz
Mülkiyet mülkiyet hakkı hakkı yükü

Paylı elbirliği müspet menfi
Mülkiyet mülkiyeti
ZİLYETLİK
ZİLYETLİK KAVRAMI:Zilyetlik iki durumda hukuken önem taşır.Bunlardan biri eşyanın zilyetinin zilyetliğe yapılan bir saldırıya karşı korunmasıdır,diğeri taşınır bir eşyanın mülkiyetinin devrinde malike zilyetliğin naklidir.
ZİLYETLİĞİN UNSURLARI:Birşeyin zilyetliğine sahip olmak için kanun koyucu çoğu zaman iki unsuru bir arada aramıştır. Bunlar1)Eşyaya fiili hakimiyet,(2)Zilyetlik iradesidir
TAPU SİCİLİ
GENEL OLARAK:Ayni hakların herkese karşı ileri sürülebilir olması zorunluluğunu getirmektedir.Taşınır mallarda zilyetlik bu aleniyeti sağlarken taşınmazlarda bu görev tapu siciline verilmiştir.
TAPU SİCİLİ TEŞKİLATI:Merkez(tapu ve kadastro genel müdürlüğü),taşra(tapu sicili grup müdürlükleri) ve ilçe(tapu sicil müdürü ve memurları) teşkilatı olarak 3’e ayrılmıştır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-11-07, 23:14   #2
MISTERFATHER

Varsayılan C: Hukuka Giriş


teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-11-07, 12:30   #3
curtaincall

Varsayılan C: Hukuka Giriş


Çok sağol ,emeğin için
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-08, 10:32   #4
mirz_@

Varsayılan C: Hukuka Giriş


arkadaş teşekkürler emeğine sağlık.Gerçekten bu döküman çok işime yaradı
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-02-08, 23:38   #5
GranuL

Varsayılan C: Hukuka Giriş

paylaşım güzel
allaha şükür altlattık bunu
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat