Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Siyasal Bilgiler / Hukuk
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 07-06-07, 19:49   #1 (permalink)
คğlค๓ค ๒є๒єğเ๓
 
Giriş Tarihi: 09-12-2006
Yer: αηкαяα
Mesajlar: 1,139
Rep Puanı: 2073004
нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11нαzιяαηgє¢єѕι Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 20761
Varsayılan ::: TÜrk Demokrasİsİnde Partİ SeÇİm Sİstemİ :::


TÜRK DEMOKRASİSİNDE PARTİ, SEÇİM SİSTEMİ VE İSTİKRAR


Halk iktidarı ve yönetenlerin halka dayanan meşruluğu şeklinde ifade edebileceğimiz Demokrasi’nin en önemli mekanizmalarından biri “seçim”dir. Seçim, alternatifler arasından en iyiyi, en doğruyu bulup çıkarmaya yönelik fiildir. Seçmenler de zaman zaman seçilenler üzerinde etkili olan bir baskı unsurudur. Demokrasilerdeki bu seçen-seçilen ayrımı, devlet yönetiminin, yani siyasal iktidarın devamlı surette bir baskı, bir denetim altında bulunması sonucunu doğurur. Böylelikle iktidarlar, toplum menfaatlerini herşeyin üzerinde tutmak durumundadırlar. Zira, olumsuz icraatların cezası seçmen tarafından sandıkta verilecektir. Dolayısıyla seçim mekanizması iktidarları iş başına getiren, gerektiğinden onlara destek veren ve gerektiğinde değiştiren bir mekanizmadır.

Türkiye gibi temsili demokrasilerde egemenliğin tek meşru kaynağı olan millet, bu egemenliğini, kendisini temsil eden organlara devretmektedir. Bu organların oluşturulup iş başına getirilmesi ise seçim yoluyla olur. Seçilenler kendilerini seçenleri değil, tüm milleti temsil ederler. Bu, “temsili vekalet”tir. Bu vekalet, yasama organımız olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) aittir. TBMM, toplumsal yaşantıyı düzenleyecek olan ve devlet yaptırımlarıyla desteklenmiş genel ve soyut kuralları çıkarmak, tabiri caizse devlet çarkının mükemmel bir şekilde işlemesini sağlamakla mükelleftir. Oysa ki Türkiye’de uzun zamandır süregelen bir “siyasi istikrarsızlık” söz konusudur. Belli bir düzeyi tutturamama olarak ifade edebileceğimiz istikrarsızlığın kaynağı ise, seçim sisteminden dolayı ülke yönetiminin hep koalisyon hükümetlerinin elinde bulunagelmesidir. Zaten, siyasetin sadece “iktidarı elde ederek onun nimetlerinden faydalanmak için verilen mücadele” tanımına saplanıp kalan popülist politikacıların mevcudiyeti, devlet yönetiminin “halk yararı”nı ön plana çıkaran asli fonksiyonlarının önündeki en büyük engeldir. Kaldı ki, burada seçim sistemine değinmekte de fayda mülahaza ediyoruz.

Türkiye’de seçimler tek turlu, nisbi temsil sistemine göre; genel, serbest, eşit, gizli oyla bütün yurtta anı günde yargı yönetim ve denetiminde yapılmaktadır. Oyların sayımı ve dökümü ise açıktır. Seçimin tek turlu yapılması, istikrarsızlığın en büyük sebeplerinden birisidir. Zira, aslında demokrasinin bir göstergesi sayılan siyasi partiler bakımından, Türkiye’de bir parti enflasyonu mevcuttur. İstikrarlı birkaç siyasal partinin yerine, kimi kişisel çekişmelerle, kimisi de benzer etkenlerle kurulmuş bir takım partilere rastlanmaktadır. Diğer taraftan Türkiye’de seçmenlerin pek çoğunun (hatta hatırı sayılır bir kısmının) eğitim düzeyi, dolayısıyla siyasal kültür ve siyasal bilinci “eksik”tir. Muhakeme kabiliyetleri yüksek olan eğitimli seçmenlerle sıradan seçmenlerin oyları eşit durumdadır. Üstelik yaş, cinsiyet, sınıf ,statü ya da köylü – kentli olma gibi pek çok faktör de siyasal katılmanın bu “seçim” boyutunu önemli ölçüde etkilemekte ve seçmenleri yönlendirmektedir. Seçmenler, “oy” gibi önemli bir silaha sahip bulundukları halde çoğu kez akıldan çok duygunun bilgiden çok reflekslerinin yönlendirmesiyle hareket etmektedirler. Bu bağlamda halkın demokrasiye ne ölçüde sarılabildiği ve onun yaşatabildiği sorunun gündeme gelecektir. O halde, mevcut istikrarsızlığı aşmanın çareleri neler olabilir sorusuna şu cevapları verebiliriz: Her şeyden önce demokrasi denilen mukaddes (!) rejimin baş tacı olan halkın, kendi gücünün ve ehemmiyetinin farkında olması gerekir. Bunun için öncelikle alınacak olan mükemmel bir eğitim, beraberinde mükemmel bir altyapıyı ve kültürü getirecektir. Böylelikle bireyler, çevrelerinde cereyan eden hadiseleri daha iyi idrak edecekler, daha iyi yorumlayacaklar ve daha yerinde çözümler üreteceklerdir. Üstelik hayatın her alanına ve her problemine kafa yorabileceklerdir. Bunun sonucunda, çoğunluğu eğitimsiz seçmenlere ait olan “değersiz” oyların ezici üstünlüğü hafifleyecek, oylar daha değerli hale gelecektir (bir oy, belli bir amaca yönelik kullanıldığı ve bilinçli kullanıldığı zaman değer kazanır.) Değerli oylar, aynı zamanda hedefi onikiden vurmaya hazırlanan oklar gibidir. Bu durum, geçici iktidarlarını olabildiğince karla (!) kapatmayı arzu eden kötü niyetli siyasetçilerin de korkulu rüyası olacaktır. Zira siyaset, aynı zamanda devlet yönetimini ve “herkes” in menfaatine yönelik yapılagelen çalışma ve çabaları da ifade eder Bilinçli oylar, daha istikrarlı hükümetlerin ortaya çıkmasına, kötülerin elenmesine ve siyasetçilerin, attıkları adımlara daha çok dikkat etmelerine sebep olan birer silah olacaktır.

Sistemin tekniğine gelince; yukarıdaki temennileri birer ütopya olarak kabul edecek olursak ve mevcut durumdan hareket etmeye kalkışırsak, bir müddet daha parti enflasyonu, karmaşık meclis aritmetiği ve beraberinde koalisyonlara mahkum oluruz ki, bataklığı seven sivrisinekler gibi çıkarcı popülist siyasetçilerin en çok sevdiği ortamlar bu ortamlardır. Zira, her türlü olumsuzluktan kendilerine pay çıkarmaya çalışan bu insanlar, sistemin işleyişini bozan en önemli tehlikedirler.

İstikrarsızlığın sebeplerinden olan meclis aritmetiğini daha kabul edilebilir, daha istikrarlı yapmanın yolu, belki iki turlu seçim sistemi olabilir. Ola ki, bu bir kısım seçmeni sandıktan kaçırabilir ve “gizli” koalisyonlara sebep olabilir, ancak diğerine oranla daha olumlu sonuçlar alınacağı muhakkaktır. Sorgulanması gereken bir başka husus; Türkiye’de partilerin kendi iç yapılarında demokrasinin olup olmadığıdır. Görülen o ki, Türkiye’deki siyasal partilerde parti içi demokrasi yok. Bunun eş anlamı bir “Liderler Sultası”nın var olduğudur. Üstelik, doğrudan katılma kurumları olarak demokrasilerde önemli bir yer işgal eden siyasi partilerin, seçim dönemlerinde kendi belirlediği aday listelerini seçmene dayattığı gözlenmekte. Bu aşamada seçmenin demokrasiyi işletip işletemediği tartışılabilir. Zira, halk kendi egemenliğini, direkt kendi seçtiği temsilcisine değil, partinin seçtiği temsilciye aktarmaktadır. Bunda babadan oğula, dededen toruna geçen yerel siyasi geleneklerin ve “güdümlü katılım”ın etkisi büyük olsa gerektir. Esasen demokrasinin gereği, bir “körü körüne bağlılık” olmamalıdır. Demokrasi; sorgulama, muhakeme etme ve karara vararak sonuca gitme şeklinde bireyler üzerinde tezahür etmelidir.

Seçim sistemi ne kadar değişirse değişsin, ortaya çıkan en istikrarlı tablolar bile “milli irade”yi değil, “seçmen çoğunluğu”nun siyasal tercihini yansıtacaktır. Bu bakımdan Türkiye için seçim sistemi yerine, belki yönetim sistemini (ya da rejimi) tartışmak daha doğru olur. Kuvvetler ayrılığı prensibine dayanan “Parlamentarizm”in Türkiye’de aldığı hal ortadadır. Sanki tanıma inat edercesine ve aksine Türkiye’de bir kuvvetler birliği ilkesi var. Çoğu zaman yasama organıyla yürütme organı örtüşebiliyor, dolayısıyla yasama organının yürütme üzerindeki heybeti, yahut denetleme mekanizmasi işlevi ortadan kalkarak “fren ve karşı ağırlık” prensibi zayıflayabiliyor. Buna bir de liderinin sözünden çıkmayan milletvekilleri olgusunu eklersek, sistemin bozukluğu ya da işgörmezliği rahatlıkla anlaşılabilir. (Halbuki milletvekilleri şahısları ya da lideri için değil, halkı için çalışmalı ve yalnızca halka karşı sorumlu olmalıdır. )

Sonuç olarak, sistem sorununa son zamanlarda gündeme gelen “Başkanlık” sistemiyle yaklaşılabilir. Sistemin özü, kuvvetler ayrılığı ilkesini hakkını vererek hayata geçirmektir. Bir kralın heybeti ve bir başbakanın yetkilerini taşıyan “Başkan” yürütmenin tek kudreti olarak, daha istikrarlı bir siyaset güdebilir. Bu, Türkiye’de iki başlı yürütmeden daha olumlu görülmektedir. (Türkiye’de yürütme, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın güdümündeki Bakanlar Kurulu vasıtasıyla yerine getirilir.) Üstelik Başkan, parlamentoya “vefa” borcu olan bir Cumhurbaşkanı’ndan daha farklı olacaktır ve yalnızca kendini seçenlere, yani halka karşı borçludur ve sorumludur. Başkanlık sisteminin yasama organı olan Kongre ise, sahip olduğu Temsilciler Meclisi (nisbi temsile dayalı) ve Senato (eşit temsile dayalı) ile, yasaların son derece güvenli ve sağlıklı biçimde çıkmasını sağlayan bir kuruluş görünümündedir. Bağımsız yargı organı olan Yüksek Mahkeme’nin özerkliği ve gücü, tarihsel olaylarla sabittir. (Watergate skandalında, Nixon’un Yüksek Mahkeme’nin bazı üyelerini bizzat belirlediği söylentilerine karşın, mahkeme tarafsızlığını koruyarak, vazifesini tam manasıyla yapmaya çalışmış ve sonuçta Başkan Nixon istifa etmek zorunda kalmıştı. )

Amerika Birleşik Devletleri’nde seçimlerde uygulanan tek turlu çoğunluk sistemi nedeniyle iki büyük parti oluşmuştur. (Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti) Çok partili sistemde oluşan koalisyon hükümetlerinde partiler, başarısızlıklarda suçu birbirlerine atarken, çift parti sisteminde iktidardaki parti, başarısızlık halinde sorumluluktan kaçamamaktadır. Bu durum siyasete, dolayısıyla ülke yönetimine belli bir istikrar getirmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki, iki yüz yıllık bir hürriyet ve demokrasi geleneğinin sahibi olan Amerikan halkının bu sistemi mükemmele yakın işletmesinde, kendine has özellikleri oldukça etkilidir. Bu da “Başkanlık” sisteminin mayasının, başka demokrasilerde tutup tutmayacağı probleminin kafalarda yer edinmesi ve ona göre tavır alınması sonucunu doğurmaktadır. Yine de ısrarla belirtmeliyiz ki, sistemlerin adı ne olursa olsun onu tüm toplum için istikrarlı hale getirecek, tabiri caizse kesintisiz, aksaksız işletecek olanlar siyasetçiler ve onların kontrolündeki görevlilerdir. Bunların üzerine aldıkları işleri layıkıyla yapabilmeleri, onlara yetki veren, sorumluluk veren halkın mükemmel bir eğitime ve bilince sahip olmasıyla mümkündür. Halk görev vermeli, gerektiğinde görevden almalı, olumsuzlukları sorgulamalıdır. Belki tam manasıyla “ideal” demokrasiye ulaşılamayacak, ancak tedricen de olsa bu sayede olumlu adımlar atılabilecektir.
нαzιяαηgє¢єѕι çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 18:04
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477