Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 19-02-07, 13:15   #1
MILITAN86

Arrow Roma'daki Yapıtlar


ROMA
2800 yıllık şehir, sırasıyla ve resmi adlarıyla; eski Roma'nın, Roma Krallığı'nın, Roma Cumhuriyeti'nin, Roma İmparatorluğu'nun, Papalık Yönetiminin, İtalyan Krallığı'nın ve İtalya Cumhuriyeti'nin merkezi ya da başkenti olmuştur.
Roma da, İstanbul gibi, 7 tepe üzerinde kuruludur. Bu tepeler :
• Palatine
• Aventine
• Capitoline
• Quirinal
• Viminal
• Esquiline
• Caelian
Bu yedi tepeden en büyüğü palatine'dir ama tüm tepeler bir hilal oluşturacak şekilde merkezde capitoline tepesinin etrafında sıralanırlar.
"Roma İmparatorluğu" ünlü Latince deyiş Imperium Romanum'un çevirisi olarak da kullanılır. Bu deyişte imperium sözcüğü bir bölge, vilayet anlamında kullanılmaktadır. Roma İmparatorluğu dünyanın Romalıların egemenliği altında kalan kısmı için kullanılan bir isimdi, denilebilir. Aslında Roma kent sınırlarının aşılması ve yayılma politikası imparatorluk döneminden çok önce başlamıştı. Roma İmparatorluğu en geniş olduğu dönemde yaklaşık 5 900 000 km2 büyüklüğündeydi. Avrupa tarihinin klasik antikite dönemindeki en geniş imparatorluğuydu.
Kuruluş Efsaneleri:

1-) Aeneas soyundan gelen Rhea Silvia (Ilia) ile Mars'ın iki ikiz çocuğu doğar. Amcaları kral Amulius çocukların ileride kendi tahtına göz koyabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle Rhea Silvia'yı öldürür. Bebekleri ise boş bir tekneye bindirerek taşmak üzere olan Tiber nehrine bırakır. Nehrin taşması ile tekne karaya vurur ve parçalanır.

Dişi bir kurt bebekleri bulur. Ve onları sütü ile beslemeye başlar. Sonra onları Picus adında bir çoban bulur ve evine götürür.

Karısı Canenzo bebekleri sever ve onları kendi çocukları kabul eder. Picus ve Canenzo bebeklere Romulus ile Remus isimlerini verirler ve onları büyütürler. Çocuklar büyüyünce babalarından çobanlık yapmayı öğrenirler ve çobanlık yapmaya başlarlar. Bir gün kral Amulius'un askerleri ile çobanlar arasında bir tartışma çıkar. Askerler Remus'u yakalayarak gerçek dedeleri olan Numitor'a götürürler. Numitor ikizlerin torunları olduğunu anlar ve onlarla işbirliği yaparak Amulius'u devirir. Numitor kral olur.

Remus ve Romulus kaderlerinde yazılı olan şehri kurmaya karar verirler. Fakat şehri kimin kuracağına dair tartışmaya başlarlar ve sonra da tanrılardan yardım istemeye giderler. Kurdun onları bulduğu kayaya gidip otururlar. Bu kayada Remus'un başının üzerinden altı kuş geçer. Romulus'un başının üzerinden ise on iki kuş geçer. Böylece kurucu belli olur. Roma'yi Romulus kurar.

Ama kardeşi Remus bunu bir türlü kabullenemez ve aralarındaki sorun gün geçtikce büyür. Sonunda Romulus kardeşi Remus'u öldürür. Romulus Roma nüfusunu arttirmaya karar verir. Komşuları Sabinelilerle bir anlaşma yapar ve Sabine kralı Tatius ile birleşir. İki lider ülkeyi yönetmeye başlarlar. Tatius öldükten sonra Romulus iki kralliği birlikte yönetir. Romulus'un ölümünden sonra ise, ülke 100 senatörden oluşan "patres"ler ile senatörlar arasından seçilen ve 12 kişiden oluşan bir konsey tarafından yönetilmeye başlar.

2-) Bir baska efsaneye gore iki kardes roma'nın surlarını örerken romus romulus'un duvarının alçaklığıyla dalga geçer ve bunu kanıtlamak(!) için duvarın üzerinden atlar. romulus buna çok sinirlenir ve remus'u öldürür.
Her iki efsaneye göre de Roma’nın kuruluşunda kardeş kanı dökülmüştür.
İlginç Notlar:
• tersten okunduğunda da anlaşılabileceği gibi aşk için yaratılmış şehir. (amor Latincede aşk anlamına gelir.)
• içinde en çok elçilik bulunan, konsolosluk bulunan şehir. hem diğer ülkelerin yabancı elçiliklerini bünyesinde taşırken hem de vatikan'ın içinde bulunan elçilikleri içinde barındırıyor.
• Öldürülürken, Sezar "Sen de mi Brutus?" değil, "Ve sen, Brutus, oğlum!" demiş imiş! Bir diğer tarihsel yanılgı ise sezaryen ameliyatının adını Sezar'dan almış olduğu inanışı imiş. Sezaryen sözcüğü Sezar'dan değil "kesmek" fiilinin lâtincesinden gelir imiş!
• Romulus Roma'yı kurmuştur kurmasına ancak, minicik bir sorun vardır!
Roma'da kadın nüfus yok denecek kadar az olduğundan, kentin, zürriyetsizlik nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır!
Romulus düşünür taşınır, çareyi komşu Sabinleri şölene çağırmakta bulur. Düğüne çağrılan eşeğin, "ya su lâzımdır, ya odun!" diye düşünmesi gerektiğinden habersiz olan Sabinler, güle, oynaya dâvete icâbet ederler!
Şölen sırasında ise Romalı erkekler yapacaklarını yapar, Sabin kadınlarını kaçırıverirler! Küplere binen Sabinler Romalılara savaş açarlar… Sabin kadınları Romalı eşlerine ısınmaya, hâtta sevmeye başlamıştır. Ve sonunda, Sabinli kadınlar savaşa müdahale ederek birbirlerini öldürmek üzere olan Sabinli babaları ile Romalı kocalarını barıştırırlar.
Ve öyle bir barışma olur ki bu, Sabinler Roma'ya taşınır ve iki halk kayınpeder-damat mutluluğu içerisinde bir arada yaşamaya başlarlar!
"İçgüveyisi" sistemini tersine çeviren Romalılar "içkayınbabası" yöntemini başarıyla yürürlüğe koyuverirler!
• Neron döneminde İ.S. 64 yılında öldürülen havarilerin lideri Aziz Pietro'nun gömüldüğü yerde, şimdi, onun anısına San Pietro Kilisesi yükseliyor! İlginçtir, bir zamanlar Aziz Pietro'nun sırf Hıristiyan olduğu için yakıldığı kent şimdi Katolik Kilisesi'nin merkezi!
• Topu topu beş yüz vatandaşı olmasına karşın Vatikan'ın sahip olduğu şeyler arasında, tren istasyonu, helikopter alanı, postane, otuz dilde yayın yapan radyo istasyonu, 1400 odalık Vatikan Müzesi ile yarım milyon el yazması kitabı barındıran dev bir kütüphane de bulunuyor. Bir ara, "Vatikan ordusunu" oluşturan 80 İsviçreli muhafızdan birkaçı ile karşılaştık. İnanılmaz hoşluktaki rengârenk üniformalarının, Rönesans sanatçısı Michelangelo tarafından çizildiği rivayet olunuyor. Yine rivayete bakılırsa, Vatikan muhafızlığı, babadan oğula geçen ve maaşı hayli dolgun mesleklerdenmiş.
• Eski çağlarda yapılmış binlerce heykel Rönesans döneminde kireç yapılmak için yakılmış. Michelangelo ve diğer sanatçılar bu uygulamalardan şikâyetçi olmuşlarsa da kendilerine pek kulak asan olmamış! (Eski Roma heykellerinin yakılması Rönesans’tan çok sonraları da devam etmiş maalesef)
• İtalya içinde iki ayrı devlet bulunmaktadır. Bunlardan biri San Marino, diğeri de Katoliklerin merkezi Vatikan.

ROMA Mitolojisi
Eski Roma mitolojisi Yunan mitolojisinden belirgin çizgilerle ayrılıyordu. Romalılar çeşitli anlayışları - dürüstlük, doğruluk, cesurluk vb. özellikleri tanrılarla özdeşleştirirlerdi. Roma mitolojisi Yunanların İtalya'ya yerleşmesinden sonra eski Yunan mitolojisinin etkisi altında kalarak bazı değişikliklere uğradı. Önceleri Mars onlar için bitkilerin köklerini besleyen bir tanrı, Venüs ise bahçelerin tanrıçasıydı. Sonradan Yunan mitolojisinin etkisi altında kalarak bu tanrılar savaş ve aşk tanrısı adlarını almışlardı.

Roma mitolojisinin en ilginç tarafı ise Eski Romalıların olaylara bakış açılarıydı. Roma mitolojisi sadece tanrılar ve doğaüstü canlıların öykülerinden oluşmamaktaydı, aynı zamanda halkın ve Roma devletinin ideolojisine yerleşmiş olan bir bakış açısıydı. Gerçek Roma şehrinin kuruluşunun ve halkları idaresi altına almasının çok çok önceden tanrılar tarafından belirlenmiş olmasındaydı. Bu mit Romalıların bir çok savaşı kazanması sonucunda da ortaya çıkmıştı. Romalılar eski devirlerden başlayarak önce kendi çevrelerindeki kabileleri, daha sonra Avrupa, Asya ve nihayet Afrika'da yaşayan bir çok ulusu egemenlikleri altına almışlardı. Eski Romalılar bunu çok doğal olarak karşılamışlardı. Onlara göre Roma tanrılar tarafından seçilmiş bir devletti.

Roma mitolojisi edebiyata yansımış ve ünlü Romalı şair Vergillius 'Aeneas' adlı eserini yazmıştı. 'Aeneas' eserinde şair Troya kahramanlarından biri olan Aeneas'ın halkı ile birlikte İtalya'ya nasıl yerleştiğini anlatmış. Aeneas, Troya'lı prens Ankhises ile tanrıça Aphrodite'nin oğludur. Tanrılar, kral Priamos soyunun sona ermesine Dardanos soyunun ise devam etmesine karar vermiştir. Bu nedenle Aeneas, annesi tanrıça Aphrodite'nin yol göstermesi ile yakınları ve halkıyla İtalya'ya varabilecektir. Uzun ve bol serüvenli bir yolculuktan sonra Aeneas, İtalya'nın Tiber nehri kıyılarına kolonisini kurar. Burada yörenin kralı Latinus ile dost olur ancak, Yunan kolonisinin komutanı Turnus ile döğüşür ve onu yenerek öldürür. Latinus'un kızı Lavinia ile evlenerek Lavinium kentini kurar. Bu kent sonraları Albalonga adını alacaktır. Nihayet kent Roma adını alarak çok ünlenecek ve tarihte önemli roller üstlenecektir. Aeneas soyu, oğlu Iulus ile devam eder ve bu soydan gelen Ilia ünlü ikizler Remus ve Romulus'u (Remo ve Romolo) doğurur.
ROMADAKİ ESERLER
Fontana Di Trevi (Trevi Fountain)(Aşk Çeşmesi):
İspanyol merdivenlerine çok yakin bir yerdedir. Adını üç yolun birleşmesinden alan çeşme, Roma’nın en ünlü Barok yapısı. Nicola Salvi tarafından 1762 yılında tamamlanmış, 26m. yüksekliğinde ve 20m. genişliğindeki çeşme, Roma’nın en geniş ve ünlü çeşmesi. Çeşmenin ana figürü deniz tanrısı Neptün iki Triton heykeli ile çevrelenmiş. Bernini okulundan gelen sanatçılarca da dekore edilmiştir. Çeşmenin aşk çeşmesi olarak anılması, eserin merkezini oluşturan at figürlerinin alegorik anlatımla platonun aşka dair felsefesini betimlemesinden dolayıdır. tematik bütünlük içerisinde tritonlar tarafından dizginlenen iki attan sakin ve uysal olan ve yaşlı sakallı triton tarafından (ki bu ihtimalle Sokratestir) yönetileni akılcı felsefi aşkın, genç ve güzel triton (phaidros) tarafından yönlendirilen asi ve hırçın olanı ise bedensel ve vahşi aşkın timsalleridir. Ortada Neptün, yanlarda bereket ve sağlık tanrıçaları ile süslenmiş, heybetli çeşme.
Hakkında İlginç Notlar:
• Havuza sırt donulur sağ omuzdan para atılır içine.
• Çeşmeye iki para atılır, iki ayrı dilek tutulur. Biri Roma’ya yeniden gidebilmek için, diğeri ise genelde aşkla ilgili.
• Havuzun içinden size göz kırpan Euro’lara ulaşmaya çalışmak boşa bir uğraştır havuzun kenarı meyilli olduğu için sadece rezil olmakla kalırsınız.
Colosseum (Kolezyum):
Forum'un hemen yanında bulunmaktadır. Roma’nın kudret simgesi olan en büyük amfi tiyatrosu 1.yy da inşa edilmiştir. Roma’daki dev boyutta amphi theatre tadında yapı, çılgın gladyatör dövüşleri yapılmış olan mekân. Orijinal adı amphitheatreum filavium'dur. Yaklaşık seksen yedi bin insan alıyormuş. Yunanlıların akıl edemediği ama Romalıların bol bol kullandıkları arch mucizesi sayesinde çok katlı, bol galerili bir mekân olabilmiş. Birinci katı tuscan, ikinci kati ionic, üçüncü kati ise corinthian sütunlar tarafından ayakta durmaktadır. Dördüncü katta duvarın içinde yarı görünür corinthian sütunlar bulunur. 72 yılında imparator Vespasiano tarafından yaptırılmaya başlanan bu amfi tiyatro, 80 yılında oğlu Titus tarafından çok büyük bir seremoni ile açılmıştır. 0 yıllarında flavium, kralları tarafından roma halkına hediye olarak yapılmış amfi tiyatro...50 ile 75 bin kişi kapasiteli, tribünler farklı sosyal sınıfların ayrı oturacağı şekilde düzenlenmiş. En tepede oturanın bile görmesi için 37.5 derece açı ile eğimlendirilmiş tribünleri. Gladyatör savaşlarına tanık olmuş 404 yılına dek... Son av ise 523 yılında yapılmış. Rönesans döneminde bozulması hızlanmış(yapı malzemesi niyetine çalınan malzemeleri yüzünden) sonrasında 18 yüzyılda başlayan restorasyon günümüze dek sürmüş ve sürüyor. Ayrıca taşlar etrafındaki seviye eski Roma’dan kaldığı gibi korunmuş. Ayrıca dünyanın yeni yedi harikasına aday ve önde giden eserlerden.
Hakkında İlginç Notlar:
• Her akşam içinde kediler toplanırmış hala bilinmeyen bir nedenle.
• Bir kısmı 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanarak yıkılmış.
• Tuscon katı su ile doldurulup, bu gölet içinde deniz savaşları şeklinde gladyatör dövüşleri yapılmış.
• Asıl adı amphitheatreum filavium'dur. Yakınlarında Neron'un colossal heykeli bulunduğu için bu adla anılmaktadır.
• Kolezyum, bugünkü stadyumlar gibidir. Kapıları numaralıdır ve girişler biletle yapılmıştır. İzleyicilerin statülerine göre düzenlenmiş tribünleri vardır. Bir tente sistemi sayesinde üstü istenildiği zaman kapatılmıştır.
• Eğlence anlayışları değişik olan Romalılar, bulabildikleri tüm hayvan ve insanları farklı kombinasyonlarla dövüştürmüşler. Bir sürü hayvan türünü buraya getirmeleri, Roma İmparatorluğu'nun gücünün ve büyüklüğünün göstergesiymiş. Çocukken kafa kurcalayan "aslan mı daha güçlüdür timsah mı?" gibi soruların cevaplarını bulmuş olsalar da, amaçları eğlence olduğu için not tutmamışlardır.
• Kolezyum’un kurulduğu yerdeki gölün altında bulunan su kanallarında birkaç değişiklik yapıp arenayı suyla doldurdukları ve gemilerle deniz savaşları düzenledikleri de söylenir. Heyecan olsun diye suya timsah, yılan ve benzeri mahlûkatı da atarlarmış. Bunu sadece ilk açıldığı yıllarda yapmışlar. Sonra daha eğlenceli bir yöntem bulmuşlar ve arenanın altına asansörler kurmuşlar. Dövüş olurken birden arenanın ortasında bir kapak açılır ve oradan vahşi hayvanlar çıkarmış.
• En büyük özelliklerinden birinin herhangi bir katta oturan kişinin ön katlarda oturanı göremeyecek şekilde tasarlanmış mimarisi olduğu yapıdır. Roma zamanında savaşçıları izlemek üzere mekâna gelen halk şimdikinin tersi bir oturma planı izlermiş. Dördüncü kattan aşağı doğru en bayağı(!) halktan en kıdemlisine doğru bir sırayla insanlar otururmuş. Bu durumun çok basit bir açıklaması varmış; soylu olan daha az merdiven çıkar. Dolayısıyla buram buram hiyerarşi kokan ama mimari açıdan kusursuza yakın bir yapıymış.
Pantheon:
Roma'nın en ünlü ve en iyi korunmuş anıtlarından birisidir. Eski roma da tüm tanrılara adanmış bir tapınak. Roma'da bulunan pagan dönemde tapınak olarak kullanılırken çok güzel bir mimarisi olması sebebiyle Katolik kilisesine dönüştürülmüş olan yapı. (böylece yıkılmaktan kurtarılmış) Michalengelo'nun Pieta'sı burada bulunuyordu yanılmıyorsam
Tepesindeki geniş açıklık, hem içerinin aydınlatılması hem de tapınaktakilerin gökyüzünü izleyerek düşüncelere dalmaları amacıyla yapılmıştır. Girişi aux grandshommes la patrie reconnaissante (vatan büyük adamlara minnettardır) seklinde bir yazıyla süslü büyük bir toplu anıt mezar. Catacomba benzeyen bodrum katı ve orda yatan her adamın insanlığın gidişatını bir miktar değiştirmiş olması gerçeği insanı etkiliyor. Girişindeki yazı "m. agrippa l. f. cos. tertium fecit": "Lucius'un oğlu, Marcus Agrippa tarafından, 3. konsülünde yapılmıştır" anlamındadır. Fakat Pantheon u aslında Marcus yapmamıştır. İlk yapılan Pantheon, Roma’nın sıklıkla yaşadığı meşhur yangınlardan biri esnasında oldukça zarar görmüştür. O Pantheon’u yapan Agrippa'dır. Fakat o bina yandıktan sonra, birebir kopyası, eski Pantheon'a yakın bir yere yapılmıştır, ve bu yazı eklenmiştir.
117–125 yılları arasında yapılmıştır Pantheon. Binanın on planındaki yazıdaki bahsi gecen kişi, Marcus Agrippa, binanın mimarı olan Agustus’un yakin arkadaşı ve Pantheon yapılmadan önce o alanda duran yapıtın mimaridir. Yapıtın mimarisi zamanının en komplike mimarilerindendir. Şöyle ki: mimarinin yarım küre kubbesinin tepesinden yere kadar olan mesafe, yarım kürenin çevresine eşit uzunluktadır. O zamanda bu büyüklükte bir yapıtta bu unsuru sağlayabilmek çok zor ve zaman alıcı bir prosedürdü. Duvarları nişler süsler. İnteriorda kubbenin içinde beş sıra olarak bulunan kare bantlar optik bir illüzyon sağlamanın ötesinde kubbenin çökmesini önler. Tapınağın üst kısmında Latincede göz anlamına gelen oculus bulunur. Bu yapıtın sahibinin oculusu oraya koyma sebebi, bantlarla sağladığı illüzyonla birlikte, oculusu Jüpiter'in gözü olarak göstermeye çalışmak idi. Binanın adı, Pantheon, bütün anlamına gelen pan ile tanrılar anlamına gelen theoi kelimelerinin birleşmesi ile oluşur. Binanın, o zamanlar bilinen beş gezegene (Jüpiter, Mars, Merkür, Satürn, Venüs) adandığı söylenir. Pantheon, antik cağdan kalma hala daha ayakta kalan ve içinde dünyanın en büyük kubbesi bulunan pagan donemi tapınağıdır. Pantheon tapınağı 43 metre çapında ve 43 metre yüksekliğinde ortası delik kubbesiyle benzeri bir daha yapılamamış tek tapınaktır. Günümüzde bile ayni yapım tekniği kullanılarak yapılması çok zordur. Tas yığma değildir beton kubbedir. Yapıldığı doneme göre bugün güneşe yolculuk gibi bir teknoloji kullanılmıştır denecek kadar önemli mimari bir bas yapıttır. Kubbenin tepesindeki delik için pek çok hikâye yazılır söylenir. Bastığınız iç zemin döşemesi 2. yüzyılda imparatorların ve Romalıların ayak bastığı o günlerden kalma orijinal döşemedir. İçinde Rafaello'nun ve İtalyan krallarının daha sonradan konmuş mezarları vardır. İçinde şimdilerde nerede olduğu bilinmeyen birçok heykellerin yuvası vardır. Geniş kubbesi güneş ışığını kubbenin alt taraflarına yapılmış karemsi yapılara değecek şekilde ayarlanmıştır. MÖ 100'lü yıllarda yapılan bu eser zamanın pagan ırklarını tapınağıyken sonradan kilisenin gazabına uğramış; heykelleri sökülmüş, orası burası kaldırılıp yontulmuş ama bunlara rağmen hala havasını korumayı başarmıştır.



Hakkında İlginç Notlar:
• Mimarlık tarihi derslerinde okutulan ilk 5 mimari esere girer, en önemlisi kafesleme tekniğiyle yapılmış son derece başarılı kubbesi ve kubbesindeki yuvarlak boşluktan bütün pantheon'un aydınlatılmasıdır.
• Roma 7 tepe üzerine kurulu bir kent. Fakat Pantheon tapınağının o zamanın mimarı şartlarıyla yapımı çok zor olduğu için, aslında Roma’nın daha önceleri 8 tepe üzerine kurulu olduğu ve 8.tepenin Pantheon'un altında olduğu, bu tapınağı da tepeyi kazmak suretiyle(kubbesini yarım bir elips gibi) yapılmış olduğu söylenirmiş.
• Kubbesindeki delikten hava sirkülasyonu sayesinde yağmur yağdığı zaman tek bir damla bile düşmediğine dair bir inanış vardır!
• Yağmur yağdığı zaman içeri damla girmediği doğru bir inanış değildir. Ama açık kubbesinin alt kısımlarına öyle bir ayarlama yapılmış ve kubbeye denk gelen yerlerde çok dikkatli bakıldığında seçilecek delikler açılmıştır ki yağmur damlaları özenle akar gider ve içeri su dolmasını önler.
• Pantheon’un en önemli özelliklerinden biri de girişinde bugünlerde boş olan dev üçgen'in zamanında bronz işlemelerle süslü olduğuydu.
• Şimdilerde bu bronz nerede midir? Kilise hazretlerinin derin emirleriyle paganlığa övgü metinler içeren bu tabaka çıkarılmış, eritilmiş ve yeniden biçimlenmiş bir biçimde san Pietro kilisesinde tüm görkemiyle sergilenmektedir. O cisim Bernini'nin yaptığı devasa taht'tan başka bir şey değildir.
• Piazza Navona'nın yakınında, orijinal kapıları, antik granit sütunları ve haşmetli iç kubbesi ile Pantheon bulunmaktadır. M.Ö. 27'de Venüs ve Mars tapınağı olarak inşa edilmiş, M.S. 125'de Hadrianus tarafından tekrar inşa edilmiş, yedinci yüzyılda kiliseye çevrilmiş olan Pantheon, bugün bile Hadrianus dönemi özelliklerini korumaktadır. Diğer meşhur şahsiyetlerin yanında Raphaello'nun mezarı da burada bulunmaktadır.
Spanish Steps ( İspanyol Merdivenleri ):
Yapımı 1726 yılında tamamlanan, 137 basamaktan oluşan, hanımelileriyle kaplı beyaz taş merdivenler adını İspanyol Elçiliğinin bulunduğu yer olan İspanyol Meydanından alıyor. Merdivenler 19.yy da modeller ve sanatçıların buluşma yeriyken şimdi âşıklar, turistler, etrafı seyretmek için oturan ve fotoğraf çeken insanlarla dolup taşıyor.
Hakkında İlginç Notlar:
• İsmi ile ilgili çeşitli söylentiler vardır bunlardan biri: merdiven yapılamayacak kadar uzun, rampa yapılamayacak kadar dik yerlerde derin ve eğimli basamaklar ile inşa edilen merdiven/rampa türüne İspanyol merdivenleri denilmesi, diğeri ise: İspanyolların şehri fethederken buradan girdiğine olan inanıştan dolayı İspanyol merdivenleri denilmesi.
Palatine ( Palatino ):

Yedi tepe üzerine kurulan Roma’nın en güzel tepesinden biri olan Palatino, Roma aristokrasinin yaşadığı, imparatorların saraylarını inşa ettiği, şehrin tarihi bölümünün en rahatlatıcı ve huzur verici kısmı. Çam ağaçları ve çiçeklerle bezeli bahçelerden en güzel şehir manzarasını izleyebilirsiniz.

Piazza Navona (Navona Meydanı):

Roma’nın en görkemli barok meydanlarından birisi. Bir zamanlar spor müsabakalarının düzenlendiği bir alanın devamına kurulmuş. Meydan bugünkü görünümünü 17. yüzyılda almış. Quattro Fiumi çeşmesi, dünyanın en büyük 4 nehrini temsil eden tanrı figürleri ve büyük bir dikilitaştan oluşan görkemli, bir o kadar da gürültülü bir anıt.

San Pietro (St.Peter) Bazilikası:

60 bin kişilik kapasitesi ile Hıristiyanlığın en büyük kilisesi olan San Pietro Kilisesi İ.S. 324 yılına tarihleniyor. St. Peter dünyanın en büyük katedrali. San Pietro Kilisesi'nin dev kubbesinin tasarımı Michelangelo'ya ait. Hıristiyan dünyasının en eski, en büyük ve en kutsal kilisesi 12 asır ayakta kalmayı başarmış, ancak Rönesans ile birlikte kilise yerle bir edilip yerine yenisi inşa edilmiş!

Hakkında İlginç Notlar:
• İçerisindeki 13. yy.dan kalma bronz St. Peter heykelinin ayağı, burayı ziyaret eden milyonlarca kişi tarafından öpülerek aşınmış.
• Bir diğer önemli heykel Michelangelo’s Pieta, 1972 yılındaki saldırıdan sonra cam bir fanus içinde korunmakta.
• Katedralin içinde günah çıkarmak isteyenler için ayrı dillerde günah çıkarma odaları bulunmakta.
• Piazza San Pietro ( San Pietro Meydanı ) Vatikan’da Papa’nın halka seslendiği yer, Pazar günleri Katoliklerin buluşma yeri.
• Michelangelo, Sistina Şapeli'nin tavan freskleriyle uğraşırken, Papa, sabırsızlıkla eserin ne zaman bitirileceğini sorunca, Michelangelo kabaca, "benim için mümkün olan en kısa zamanda!" deyivermiş. Papa, küplere binmiş, iskele üzerine fırlayıp asasıyla Michelangelo'ya vurmaya başlamış. Bunun üzerine işi bırakan Michelangelo'nun geri gelmesi için Papa tam 500 duka altını vermek zorunda kalmış...
Vatican Museums (Vatikan Müzeleri):

Vatikan müzeleri içinde en dikkate değer olanlar, içinde Mısır koleksiyonunu bulunduran Antik Sanat bölümü, Hıristiyanlığın ilk dönemine ait örneklerin sergilendiği Hıristiyan Sanatı bölümü, 1473 yılında inşa edilen adını Papa Sixtus IV’den alan Sistine şapeli ve Papa Julius II’nin görevlendirdiği Raphael’in dekore ettiği 4 oda, Raphael Odaları.

Erken Hıristiyanlık Anıtları
Hıristiyanlık anıtlarının olağanüstü artistik zenginliklerinin bazıları; S. Callisto ve S. Sebastiano Katakombları, S. Maria Maggiore ve S. Paolo Fuori le Mure Bazilikaları ve S. Sabina, S. Costanza, S. Agnese, S. Pietro in Vincoli Kiliseleri.

Ortaçağ ve Rönesans Anıtları
San Pietro (St. Peter) Bazilikası ve Capitoline sarayları, Palazzo Farnese, Palazzo della Cancelleria, Palazzo Venezia, S. Maria del Popolo Kilisesi, S. Maria degli Angeli Kilisesi.

Barok Anıtlar
San Pietro (St. Peter) Meydanı, Piazza Navona, projesi Papa VIII. Urban tarafından yaptırılmış ve 13. - 16. yüzyıllar arası, Titian ve Raffaello gibi meşhur sanatçıların da eserlerinin sergilendiği Palazzo Barberini.
S. Giovanni in Laterano Bazilikası, Gesu' Kilisesi, Sant'Andrea Kilisesi, Berninin tarafından inşa edilen Kilise ve İtalya'nın Cumhurbaşkanlığı Köşkü olan Palazzo del Quirinale. Roma'nın en meşhur ve en sevilen yerlerinden birisi olan Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi). Sırtı dönük halde iken, havuza iki bozuk para atan ziyaretçilerin, Roma'ya bir gün tekrar geri dönecekleri söylenmektedir.

Müzeler
Roma'nın dünyaca meşhur müzeleri arasında en önemlileri; Musei Vaticani (Vatikan Müzeleri), Museo Nazionale Romano (Roma Ulusal Müzesi), Borghese Galerisi, Musei Capitoline (Capitoline Müzesi), Galeria Nazionale (Ulusal Galeri), Doria Pamphili Galerisi, Villa Giulia Müzesidir.
0,45 kilometrekare alan sahip Dünyanın en küçük bağımsız ülkesi olan Vatikan Şehrine özel bir ziyaret yapılabilir. Devletin başkanı Papa olan Vatikan, Roma'nın sınırları içerisinde bulunmaktadır. Berninin tarafından yapılan 1666 mimber ve Michelangelo tarafından yapılan Pieta' (Merhamet) heykelinin de bulunduğu, 1641 yılında inşaatı tamamlanan San Pietro Bazilikası'na ev sahipliği yapmaktadır.
1508-1512 yılları arasında Michelangelo tarafından yapılan Rönesans dönemi tavan resimleri ile Capella Sistina (Sistina Şapeli), Vatikan Müzelerinin en önemli bölümünü oluşturmaktadır.
Roma'nın yakın çevresinde yerel halkın ve geleneklerinin mirası bulunmaktadır.
Ziyaretçiler, çok iyi korunmuş kalıntılara ve Pompeii ile karşılaştırılamayacak zenginlikteki anıtsal komplekse sahip olan Ostia Antica'yı mutlaka ziyaret etmelidirler; Roma'nın Doğusunda bulunan Tivoli, Roma imparatorluğunun en önemli tanığı olan Hadrianus Villaları ve harikulade güzellikteki bahçeleri ve havuzları dünyaya nam salmış Villa D'Este ile meşhur olmuştur.
Lazio (Latium) bölgesi binlerce yıllık tarihi ve büyük uygarlıkları ile dünyanın bazı önemli sanat etkinliklerinin yer aldığı zengin bir bölgedir. Gezilecek ilk bölge Roma'nın Kuzeyinde bulunan Etrüsk Bölgesidir: Cerveteri, Tarquinia, Tuscania ve Viterbo.
Turistlerin odak noktası olan bir başka yer ise, bir zamanlar yerel Lord'ların villalarının bulunduğu, bugün kiliseler ve anıtlardan ziyade, ırmak ve ağaçlarla bezenmiş, panoramik manzaralı bir bölge olan Castelli Romani'dir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-12-08, 10:56   #2
Grezzy

Varsayılan C: Roma'daki Yapıtlar


eline saglık........
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-12-08, 22:30   #3
mali233

Varsayılan C: Roma'daki Yapıtlar


tşkl er sağol un ......
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-12-08, 22:30   #4
mali233

Varsayılan C: Roma'daki Yapıtlar


forum da vbu arada güzel
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-12-08, 04:13   #5
1234646--*4477474

Varsayılan C: Roma'daki Yapıtlar

Slm yeni bir forumumuz var bize katılmak istermisin.

nsn-tr.net

İyi geceler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat