Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Sanat Tarihi / Arkeoloji
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 29-05-07, 20:49   #1 (permalink)
ℓσνє ιѕ ƒσяєνєя
 
Giriş Tarihi: 03-11-2005
Yer: In İstanbul/BakırköY School: In Akçakoca İş:Gez,Eğlen,Oku
Yaş: 20
Mesajlar: 4,199
Rep Puanı: 15229437
ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11ѕєαη Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 152369
Varsayılan Erken İslam Sanatı


Erken İslam Sanatı
Tarihte her büyük din bir büyük sanat etkinliğini de birlikte getirmiştir. Başka bir deyişle geçmiş dönemlerin sanatı, genellikle dinin etkisiyle doğmuş ve öncelikle onun hizmetinde oluşup gelişmiştir. Bu doğal bir olgudur. Çünkü Budizm, Hıristiyanlık ve Müslümanlık gibi büyük dinler toplumlara yeni dünya görüşleri, yaşama biçimleri getirmiş önemli olaylardır. Yeni oluşan toplumsal yapı bireylerin görüş, düşünüş ve zevklerini de değiştirir, yönlendirir. Sanatçıyı da yeni amaçlar doğrultusunda, değişik formlar ve güzellikler arayıp bulmaya, oluşturmaya sürükler.

Mimari formların ve yapı planlarının değişmesinde insanların yaşayış biçimi kadar, ibadet tarzları da rol oynamıştır. Ev planları toplum ve aile yaşantısının gereklerine nasıl uydurulmuşsa, ibadete ayrılan yapılar da dinin gereklerine öylesine uydurulmak zorunda kalınmıştır. Eski Yunan tapınaklarında ibadet, tapınağın içinde değil, önünde yapıldığı için dış mimariye daha çok önem verilmişti. Hıristiyanlıkta kilisenin doğu-batı doğrultusunda yapılması, ibadet sırasında doğuya yönelmek gereğine dayanıyordu. Ayrıca, kilisede halkın ruhban sınıfından daha geri safta durması gereği yapıların genişliğine değil, derinliğine bir plan formu almasına neden olmuştur. Bu örnekler çoğaltılabilir.

İslam dininin sanata getirdiği en büyük yenilik cami mimarisidir. İslamlıkta her sınıf halkın ayrım gözetilmeden ön saflarda namaz kılabilmesi safların geniş tutulması istediği uyandırmış, bu nedenle kiliselerin aksine camilerde enine mekan tercih edilmiştir. Plan formunun ihtiyaçtan doğması gibi, mihrap, minber, minare türünden mimari ögeler de İslamlığın gelişmesine paralel olarak zamanla ihtiyaçtan doğmuşlardır.
İslamlığın ilk yıllarından, o zamanki haliyle günümüze gelmiş yapı yoktur. Çünkü ilk camiler zamanla değişime uğramış, yerlerine sonradan daha gelişmiş bir mimariyi sergileyen örnekler kurulmuştur. ılk camiler üzerleri açık, kerpiç duvarlı, hurma dallarının gölgelediği çok basit yapılardı.

İlk cami Hazreti muhammed’in Medine’deki eviydi. Kerpiç duvarla çevrili kare bir alanın yalnızca bir tarafında iki sıralı ağaç direklere dayanan, hurma yapraklarıyla örtülü bir dam bulunuyordu. Böylece cemaat bölgenin kavurucu güneşinden korunmuş oluyordu. Bu ilk örnek daha sonra geliştirilmiş, avlunun çevresine birkaç sıralı revaklar yapılmış, asıl ibadet mekanın üzeri eğik çatıyla örtülmüştür. Emeviler döneminin Basra ve Kûfe camileri ile Fustat yani Eski Kahire’deki Amr Camii, plan bakımından Medine Camii’nden pek farklı değildiler. Bu yapılarda minber ve minare yoktu, mihrap ise yalnızca yön belirten bir işaretti, henüz mimari bir öge niteliği kazanmamıştı.

Yapıldığı zamanki durumunu, çok az bir değişmeyle günümüze değin koruyan en eski İslam yapısı, Kudüs’te bulunan Kubbetü’s-Sahra’dır. Yapı şehrin dini merkezi sayılan Harem-i şerif’in en yüksek noktasında yer alır. Bu tepe İslamlıktan önce de kutsal sayılıyordu. Museviler yapının içinde bulunan kayayı ıbrahim Peygamber’in oğlu ısmail’i kurban etmek üzere seçtiği yer sayıyorlardı. Müslümanlar için de burası, Hazreti Muhammed’in miraca çıktığı yerdir. Kubbetü-s-Sahra bu kutsal kayanın ziyaret ve tavâfını kolaylaştırmak için yapılmıştı. Asıl amaç ise İslamlığın merkezini oraya çekmek, Kudüs’ün bir İslam kenti olduğunu kanıtlamaktı. Kubbetü’s-Sahra’nın planı, Hacer-i Muallak denilen kutsal kayanın tavafına uygun biçimde tasarlanmıştı. Dört girişli sekizgen mekan, ziyareti kolaylaştırdığı gibi kayayı her açıdan görebilmeyi de sağlıyordu. Sekizgen dış duvarın içinde ayaklar ve sütunlarla ikinci bir sekizgen oluşturulmuştur. Bunun içinde de kayanın çevresinde dört ayağa dayanan orta mekan yer alır.

Orta mekanı 20 metre çapında ahşap bir kubbe, çevre mekanları ise ortak bir çatı örtmektedir. Bu yapıda İslam mimarisinin ilk mihraplarından biriyle karışlaşırız. Tek parça mermerden yapılmış mihrap, form ve süsleme bakımından çok basittir. Ama daha sonraki mihraplara örnek olması açısından önemli bir yeri vardır. Yapının dışı ve işi değişik tekniklerle zengin biçimde süslenmiştir. Dışta, renkli taş ve mozaik süslemenin yanı sıra özellikle Kanuni dönemindeki onarımda eklenen Osmanlı çinileri dikkati çeker. Dış yapı daha sonra da çeşitli onarımlar görmüştür. Süslemede mozaik tekniği ön plandadır. Altın zemin üzerinde, bitkisel motifler, simetrik düzende yerleştirilmiş kıvrık dallar, hurma ve hayat ağaçları, iri akantus yaprakları başlıca motiflerdir. Bu motiflerde ve motif düzeninde Doğu’nun, özellikle Sasani sanatının etkileri görülür. Ayrıca Helenistik Roma ve Bizans sanatlarının izleri de vardır. Mozaiklerin yapımında Bizanslı ustaların çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu mozaikler, erken İslam süsleme sanatı hakkında fikir vermeleri kadar, ıkonoklast dönemde ortadan kaldırılan Bizans mozaiklerinin özelliklerini göstermeleri bakımından da belgesel bir değer taşır.

Kubbetü’s-Sahra İslamlığın günümüze kalan en eski yapılarından biridir. Ancak bu yapı cami değil bir ziyaretgâhtır. Bu nedenle daha sonraki bir tarihte yapılmış olsa da şam’daki Emeviye Camii, günümüze orijinal planıyla gelebilen en eski cami olma özelliğini taşır. Bu cami Emeviler döneminin en önemli mimarlık örneği sayılabilir. Cami mimarisine birçok yenilikler katmış, hatta çok sonra Anadolu camilerini bile plan yönünden etkilemiştir. Emeviye Camii İslamlıktan önce de kutsal sayılan bir alanda yer alır. Roma döneminde burada bir Jupiter tapınağı bulunuyordu. Hıristiyanlık döneminde aynı yere bir kilise yapıldı. 636 yılından sonra bu kutsal alanın bir köşesi cami olarak, geri kalan kısmı da kilise olarak kullanıldı. 705-707 yıllarında Emevi Halifesi I. Velid, bu kiliseyi yıktırarak, yerine Emeviye Camii’ni yaptırdı. Cami, geçirdiği yangınlara ve onarımlara rağmen, özgün biçimini büyük ölçüde korumuştur.

Bu cami, getirdiği önemli yeniliklerle ilk camilerin birbirini tekrarlayan basit formundan ayrılan, mimarlık alanında özgün bir yaratmadır. Yapının çevre duvarı Roma tapınağının temelleri üzerine oturtulmuştur. Minareler de bu çevre duvarının köşe kuleleri üzerinde yer alır. ıç alanın yarıdan biraz fazlası avlu, kıble tarafındaki dikdörtgen mekan ise asıl ibadet yeri yani harim kısmıdır. Caminin planı, kıble duvarına paralel, birbirinden sütun sıralarıyla ayrılan üç neften ve ortada bunları dik olarak kesen bir neften oluşmuştur. Neflerin kesişme yerinin ortasını bir kubbe örter, bunun dışında kalan mekanlar ise çift meyilli çatılarla kaplıdır. Bu plan, daha sonra küçük farklarla Anadolu’daki bazı camilerde de kullanılmıştır. Ana eksen üzerindeki nefin yan neflerden daha yüksek olması, avludan bakıldığında yapıya anıtsal bir görünüm kazandırmaktadır. ıç mekanda yer alan iki katlı sütun dizileri de aynı anıtsallık etkisini sürdürür. Sütun başlıklarının bir kısmı daha önceki Roma tapınağından alınmış, burada yepyeni bir düzen içinde tekrar kullanılmıştır. Avlu revaklarında da iki katlı düzen görülür. Altta bir ayak, iki sütun; üstte bir ayak, bir sütun alternatif sırayla dizilerek, hareketli bir görünüm sağlanmıştır.

Caminin avlu revaklarında ve iç mekanında yer alan mozaiklerde geç Helenistik üslubun İslam zevki içinde özümlendiği görülür. kemer içlerinin akantus yapraklarıyla süslenmesine karışlık, düz yüzeylerde daha çeşitli ve zengin bir dekorasyon göze çarpar. Bu mozaikler İslam sanatı için olduğu kadar, örnekleri günümüze kalmayan aynı dönem Bizans mozaik sanatı hakkında fikir vermek bakımından da önemlidirler. Ağaçlıklar içinde yer alan bir takım hayali yapıların tasvir edildiği mozaiklerde oldukça gelişmiş bir perspektif anlayışı, gölge-ışıkla sağlanmış bir derinlik etkisi görülür. Gerek bu özellikler gerek dalları budanmış ağaçlar Helenistik duvar resimlerini anımsatırlar.

Ön planda görülen akarsuyun, şam’dan geçen Barada nehri olduğu ileri sürülmüştür. Bu ilginç doğa ve yapı tasvirlerinde insan ve hayvan figürleri görülmez. Çünkü İslamlık dini yapılarda bu tür tasviri yasaklamıştır. Mozaik yapımında kullanılan küçük cam küplerde görülen çeşitli renkler ve bu renklerin değişik tonları, bu mozaiklerin büyük bir ustalıkla ve fırçayla çalışıldığı izlenimini vermektedir.

Emevilerin dini olmayan yapı türlerinin başında saraylar gelir. Bugün bunların tümü de birer yıkıntı halindedir. Yapıların planları, örtü şekilleri ve dekorasyonu kazılarda çıkan buluntulardan öğrenilmiştir. şehirlerden uzakta, çölde bulundukları için, bunlara “Çöl sarayı” ya da “Çöl kasrı” denir. Oysa doğa incelemeleri buraların, o zamanlar sulak topraklar, vahalar olduğunu ortaya koymuştur. Bu saraylar, mimarileri kadar süsleme sanatları açısından da büyük önem taşımaktadırlar.

Amman’ın 35 km. güneyinde bulunan Meşatta Sarayı’nın 8. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı olup, kaleyi andıran kalın duvarları vardır. Kazılar yapının tamamlanamadığını göstermiştir. Ana eksen üzerinde, girişte simetrik konumlu mekanlar ve bir mescit, ortada bir şeref avlusu, kuzeyde ise yonca planlı bir taht salonu ve yine simetrik konumlu mekanlar yer alıyordu. Sarayın çok ince bir işçilik gösteren oyma taş süslemeleri sanat tarihinde büyük önem taşır. Duvar zikzak çizgilerle üçgenlere bölünmüş, her üçgenin ortasına akantus yapraklarından oluşan kabartma birer rozet yerleştirilmiştir. Üçgenlerin zemini de ince kıvrık dallar ve hayvan figürleriyle doldurulmuştur. Bu figürlerde Helenistik etkiler göze çarpar. Mescidin bulunduğu yöndeki duvarda bitkisel motiflerle yetinilmesi, hayvan figürü olmaması ilginçtir.

8. yüzyılın ilk yarısına ait Hırbet el Mefcer, Emevi saraylarının en büyüklerinden biridir. Kazılarla ortaya çıkarılan sarayın, haman bölümünü ve zeminini zengin döşeme mozaikleri kaplamaktadır. Geometrik desenli bu panoların her biri, birer halıyı andırır. Hamamdaki panolardan biri figürlü olmasıyla dikkati çeker. Ortada büyük bir ağaç, ağacın iki yanında da hayvan figürleri yer alır. Solda iki gazal, sağda ise yine bir gazal ile ona saldıran bir aslan tasvir edilmiştir. Bu figürlerin sembolik anlamlar taşıdıkları sanılmaktadır. Saraydaki alçı kabartma ve heykeller de Emevi sanatında önemli bir yer tutar. Dekoratif bir saçak önüne tünemiş gibi sıralanan, doğal büyüklükteki yüksek kabartma keklik figürleri dikkati çeker. Bir alçı tavanın göbeğinde yer alan, akantus yaprakları arasında tasvir edilmiş bir dizi kabartma büst de erken İslam sanatının ilginç örneklerindendir. Sarayda çok sayıda alçı heykel de bulunuyordu. Hamam bölümünde yarı giyinik genç kız figürlerine rastlanması, bu dönem İslam sanatında insan tasviri konusunda geniş bir hoıgörünün varlığını kanıtlar. Bu örnekler arasında bir de Halife heykeli bulunmaktadır. Hangi halifeye ait olduğu bilinmemektedir, ancak en yüksek dini unvana sahip bir kişinin heykelinin yapılabilmiş olması ilgi çekicidir.

Abbasilerden önceki İslam şehirciliği konusundaki bilgilerimiz çok kısıtlıdır. Bu konuda bilinen ilk örnek, 762-765 yıllarında Abbasi halifesi Mansur’un kurdurduğu Bağdad şehridir. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre ilk Bağdad şehiri daire planlıydı ve iç içe iki sur duvarı dıştan bir hendekle çevrelenmişti. şehrin dört kapısına bulundukları yöndeki komıu şehirlerin adı verilmişti. Haç planlı saray ve yanındaki cami şehrin merkezinde yer alıyordu.

766 yılında yapılan Bağdad Ulu Camii kerpiç duvarlı, ahşap sütunlu ve düz damlı basit bir yapıydı. Halife Harun Reşid, 808’de yapıyı planını değiştirtmeden tuğla duvarlı olarak yeniden yaptırmıştır. Bağdat 892’de Abbasilerin başkenti olunca, artan nüfus nedeniyle camiye aynı planda ikinci bir bölüm eklenmiştir. Ancak, Bağdad şehrinin bu dönem yapılarından günümüze, ilk camiye ait basit bir mihraptan başka hiçbir şey gelmemiştir.

Abbasi şehirleri arasında Samarra’nın ayrı bir önemi vardır. Abbasilerden sonra hiç oturulmadığından üzerinde başka dönem ve kültürün izine rastlanmadığı için Abbasi şehirciliğini en katıksız biçimde yansıtır. Samarra, Dicle kenarında Bağdad’ın yakınındadır. Bağdad’ın dairesel ve düzenli planı burada yerini araziye uydurulmuş, uzun bir plana bırakmıştır. Dicle kıvrımlarına paralel olarak uzanan şehrin büyük bölümü kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Buluntular, Abbasi cami, saray, türbe ve ev mimarisi ile zengin süsleme sanatı hakkında bilgi vermektedir. Samarra, 836 yılında Halife Mutasım tarafından abbasi hizmetindeki Türk birlikleri için “ordugah şehri” olarak kurdurulmuş, 883 yılında terkedilmiştir.

Samara Ulu Camii, öteki adıyla Mütevekkiliye Camii, İslam dünyasının en büyük cami yapılarından biridir. 150.000 kişi burada bir arada namaz kılabiliyordu. Basit mimarisi, ilk İslam cami planının anıtsal ölçüler içinde tekrarından ibarettir. Yapımında tuğla ve kerpiç kullanılan caminin ilginç bir minaresi vardır. Kare tabana oturan dev boyutlu bu anıtsal minareye geniş bir rampa ile çıkılır. Bu minare formu, yine Samarra’da Ebu Dulaf Camii’nde tekrarlanmış ve bir daha kullanılmamıştır.

Samarra’ın ikinci büyük camii olan Ebu Dulaf Camii, 860 yılında yapılmıştır. Kalıntılar daha gelişmiş bir mimarinin varlığını ortaya koymaktadır. Harem bölümü, kemerli duvarlarla birbirinden ayrılan neflerden oluşmuş ve üzeri düz bir çatıyla örtülmüştü.

Samarra’nın saray ve evlerinde kullanılan çeşitli süsleme arasında mermer tozu ve alçı karışımıyla yapılan “ıtuk” kabartmalar önemli bir yer tutar. Bu kabartmalarda iki farklı teknik kullanılmıştır: Dik kesim ve eğri kesim. Dik kesimde motifler yaş sıva üzerine dikine olarak oyulmakta, böylece ışık-gölge kesin çizgilerle birbirinden ayrılarak kuvvetli bir kontrast etkisi sağlanmaktadır. Eğik kesimde ise daha yumuşak bir plastik etki söz konusudur. Eğik kesim, Türklerin İslam sanatına belki de ilk katkısıdır. Bu teknik daha önceleri Orta Asya sanatında Türkler tarafından kullanılmıştır. Dik kesimde daha natüralist, eğik kesimde ise daha stilize bir üslup görülür.

İslamlığın erken dönemlerine ait önemli yapılardan biri de Tunus’un Kayrevan şehrindeki Seydi Ukba Camii’dir. Yapımı 670’de Kuzey Afrika fatihi Ukbe bin Nafi tarafından başlatılan cami, ilk İslam camileri planındaydı. 724-727 yıllarında yenilenen yapının minaresi bu sırada yapılmıştır. Cami bugünkü şekliyle Aglebiler dönemine aittir. Harem bölümü, kıbleye dik 17 nefle kıble duvarına paralel bir neften oluşmuştur. Birbirinden sütunlarla ayrılan nefler bir sütun ormanını andırmaktadır. Zengin süslemeli sütun başlıkları eski Kartaca şehrinin kalıntılarından toplanmıştır. Sütunlar da Roma dönemi yapılarından alınmıştır. Orta nef daha geniş olup iki ucunda birer kubbe yer almaktadır. Yapının simetrik planı, ana eksen üzerinde bulunan iki kubbe ile daha belirgin kılınmıştır.

Avluyu kemerli bir revak çevrelemektedir. Minare, Kuzey Afrika’ya özgü kare planlı minarelerin tipik bir örneğidir. Yukarı doğru daralan kübik elemanlardan oluşmuştur. Mihrap ve çevresi zengin süslemeleriyle dikkati çeker. Mihrap duvarında perdahlı teknikte kare çiniler kullanılmış, bunlar köşeleme olarak yerleştirilmişlerdir. Mihrap girintisi ise mermer levhalarla kaplanmıştır. Motiflerin oyma ve ajur teknikleriyle işlendiği mermer levhalarda ustalıklı bir işçilik göze çarpar. Genellikle Helenistik motiflerin İslam zevki içinde eritilmesi söz konusudur. ıstiridye motifleri, akantus ve asma yaprakları çok kullanılmıştır. Ahşap minber de o dönem ahşap işçiliğinin en görkemli örneklerinden biridir. Her birinde değişik motiflerin yer aldığı çeşitli boyutta panolardan oluşmuştur. Panolar oldukça simetrik bir düzende yerleştirilmiştir. Geometrik süslemenin yanı sıra hayat ağacı, kozalak ve asma yaprağı gibi bitkisel motiflere de rastlanmaktadır.

İslam sanatı, İslamlığın yayıldığı bütün bölgelerde yöresel üsluplarla kaynaşarak zengin örnekler ortaya koymuştur. Bu örneklerden biri de ıspanya’nın bugünkü adıyla Cordoba kentindeki Kurtuba Camii’dir. Yapımı Endülüs Emevi hükümdarı I. Abdurrahman tarafından 785 yılında başlatılan cami, Vizigot yapılarından devıirilen malzeme ile kısa sürede tamamlanmıştır. Ancak şehrin daha sonra Hıristiyanların eline geçmesiyle aynı yere yapılan katedralin alanı içinde sıkıp kalmıştır. Harem bölümünde yer alan atnalı biçimindeki çift katlı kemerlerin iki renkli oluşu iç mekana çekici bir görünüm kazandırmaktadır. Yapının iç süslemesindeki desen ve renk zenginliği göz kamaştırıcıdır. Mihrap bölümünde sadelikle ihtişam bir arada, şaşırtıcı bir ustalıkla kullanılmıştır.

İslamlığın bu ilk döneminden sonra bölgelere göre değişen, çok çeşitli üsluplar ortaya çıkmıştır. İslam sanatı, Türklerin İslamlığı kabulünden sonraki katkılarıyla daha da gelişmiştir.
ѕєαη çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-07-07, 00:52   #2 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 30-09-2006
Yer: ♥♥ çคภคккคlє ♥♥
Mesajlar: 18,367
Rep Puanı: 21534752
DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11DeNiZaY Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Erken İslam Sanatı


Teşekkürler...
DeNiZaY çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 18:13
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477