|
||||||||
Danışman Kategorisinde ve Sağlık Forumunda Bulunan Kardiyoloji ve kalp cerrahisi Konusunu Görüntülemektesiniz => Kalp ameliyatı ndan sonra hızlandırılmış iyileşme Açık kalp ameliyatlarında hastanede kalış süresini 5 güne düşüren fast track recovery uygulamalarıyla Acıbadem ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#26 |
|
Admin
![]() |
Kalp ameliyatı ndan sonra hızlandırılmış iyileşme Açık kalp ameliyatlarında hastanede kalış süresini 5 güne düşüren fast track recovery uygulamalarıyla Acıbadem Hastanesi’nin ameliyat sonuçları Amerika’nın en ünlü merkezleriyle yarışmaya başladı. Hasta haklarını koruyan, hastane hizmetlerinde kaliteyi yükselten ve maliyetleri düşüren hızlandırılmış iyileştirme “fast track recovery” uygulamalarıyla kalp cerrahisinde yeni bir dönem başladı. Acıbadem Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Merkezi’nde hızlandırılmış iyileştirme uygulamalarıyla açık kalp ameliyatı yapılan hastalar artık 5 günde taburcu ediliyor. Kalp ameliyatı yapılan standart hastanelerde bu süre 12 günü buluyor. Açık kalp ameliyatlarında hastanede kalış süresini yarı yarıya düşüren bu yöntemle Acıbadem Hastanesi’nin ameliyat sonuçları dünyanın en ünlü merkezleriyle yarışmaya başladı. Kalp Damar Cerrahisi Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Cem Alhan, “Biz hastayı 5 günde taburcu ediyoruz. Çünkü hasta kendisini çok iyi hissediyor ve çıkmak istiyor. Biz hastalarımızın yüzde 90’ını 5 gün içinde taburcu ettik” diye konuşuyor. Sonuçlar ABD ile yarışıyor Dünyanın en prestijli örgütlerinden birisi olan Toraks (Göğüs ve Kalp) Cerrahlar Derneği’nin internetten yayınladığı oranlarla Acıbadem Hastanesi’nde yaptıkları ameliyatların sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Cem Alhan, “Benim de üye olduğum bu derneğin sonuçlarına göre ABD’de son 2 yılın kalp ameliyatlarında ölüm oranı yüzde 2.99. Bizim merkezimizde ise bu yüzde 1.1. Ekip olarak sağlık hizmetlerinde toplam kaliteye yürekten inanıyoruz. Sonuçta çabalarımız direkt hastanın sağlığına yansıyor” diyor. Maliyet çok yüksek Kalp cerrahisi tıpta maliyeti en yüksek alanların başında geliyor. Ameliyatından ardından hastaların yoğun bakımda tutulması, bakım için çok nitelikli elemanların gerekmesi bu maliyeti tırmandırıyor. Türkiye’de yılda 60 bin kişiye kalp ameliyatı yapılması gerekirken varolan merkezlerle ancak 20 bin ameliyat yapılabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Cem Alhan, şöyle konuşuyor: ”Yeni merkezler kurulması çok pahalı. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde de varolan merkezlerden Ônasıl daha rantabl yararlanırız?’ sorusunun yanıtları aranıyor. Maliyetlerin düşürülmesine ve hastaların daha çabuk taburcu edilmesi için çalışılıyor. Biz Acıbadem Hastanesi’nde bu merkez kurulduğundan bu yana hızlandırılmış iyileştirme yöntemini uyguluyoruz.” Ekip çalışması çok önemli Acıbadem Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Merkezi’nde tam bir ekip çalışması uygulanıyor. Kalp damar cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Cem Alhan, Op. Dr. Hasan Karabulut, anestezi uzmanı Dr. Fevzi Toraman’dan oluşan ekip tam bir uyum içinde çalışıyor. Hastaların 5 gün içinde hızlandırılarak taburcu edilmesi çok dikkatli anestezi uygulanması, ameliyatın kısa sürede bitirilmesi, hastanın yoğun bakımda kısa süreli ve bire bir hatta bire iki hemşire bakımında tutulmasıyla sağlanıyor. Normalde 5 saat süren açık kalp ameliyatları Acıbadem Hastanesi’nde 2.5 saatte tamamlanıyor. Doç. Dr. Cem Alhan ve Op. Dr. Hasan Karabulut, ameliyatta sürenin yanısıra deneyimin de çok önemli olduğunu hatırlarak ekliyorlar: ”Ameliyatı çok hızlı ve çok iyi yapmak zorundasınız. Çıkabilecek problemlerde hızlı karar vermek durumundasınız. Yani hız deneyimden kaynaklanmalı ve kaliteyi içermeli.” Yoğun bakım stresi Acıbadem Hastanesi’nde kalp ameliyatı olan hastalar yoğun bakımda 22 saat kalıyor. Bu süre standart merkezlerde 48 saati buluyor. Yoğun bakımda gece gündüz farkının olmadığını ve hastaların ağır bir stres yaşadıklarını vurgulayan Dr. Fevzi Toraman, şunları söylüyor: ”Yoğun bakımda kalış süresi ne kadar uzarsa hastanın da psikolojisi o kadar bozulur. Bizim hedefimiz hastayı normal yaşamına mümkün olduğu kadar çabuk kazandırmak. Ameliyat öncesinde hastalara suni solunum için boğazlarına tüp takılacağını söylüyoruz. Ama yoğun bakımda hasta daha uyanmadan bu tüpü çıkarıyoruz. Hastaya iki hemşire bakımı sağlıyoruz. Hastanın ameliyattan ağrısız uyanması da bir hasta hakkıdır. Biz ameliyattan sonra hastaya morfin türevi, solunumunu baskılamayan ağrı kesiciler veriyoruz.” Bunları biliyor musunuz? * Dünyada 1960 yılında başlayan açık kalp ameliyatları Türkiye’de yaygın olarak Siyami Ersek tarafından 1963 yılında başlatıldı. * Türkiye’de ilk kap nakli 1968 yılında Siyami Ersek tarafından yapıldı. * Kalp cerrahisindeki geliştirilen yeni teknikler henüz klasik cerrahinin yerini alamadı. * Bütün dünyada yapılan açık kalp ameliyatlarının yüzde 5-10’u ancak “minimal invaziv” ya da halk arasında pencere ameliyatları adı verilen teknikle yapılıyor. * Kalp ameliyatlarında kadın hastalar açısından risk daha büyük. Kadınlarda kilo ve yüksek tansiyon sorunu daha çok görüldüğü için riskin arttığı belirtiliyor. * ABD’de maliyeti 30 bin dolar olan kalp ameliyatları Türkiye’de 10 bin dolara yapılıyor. Robotlar kalp ameliyatı yapıyor 4-7 Eylül 1999 tarihlerinde Gloskow’da Avrupa Kalp ve Göğüs Cerrahisi Kongresİ’nde robotlarla ameliyat edilen 9 hastalık bir seri sunuldu. Normalde 2 saat süren bir kalp ameliyatı robot cerrarhlarla ancak 10 saatte bitirilebiliyor. Robotu yine bir kalp cerrahı yönlendiriyor. Doç. Dr. Cem Alhan safra kesesi gibi organlarda robotlar aracılığıyla başarılı ameliyatların yapıldığını ama kalbin daha dinamik bir organ olduğunu bu yüzden ameliyatlarda aynı başarının yakalanamadığını vurguluyor. Biyonik kalp Kalp ameliyatlarının geleceğini teknolojideki yenilikler belirliyor. Suni kalp de bunlardan birisi. Bridge to recovery ve Bridge to transplantion adı verilen uygulamalarla kalp nakli bekleyen hastaların yaşam süreleri uzatılıyor. Bu cihazlar dışardan şarz ediliyor ve hasta bu cihazlara bağlı olarak 1 yıl daha yaşayabiliyor. Doç. Dr. Cem Alhan, bu cihazların viral nedenlerle kalbin iltihaplandığı durumlarda Òviral miyokardit’lerde kullanıldığını vurguluyor ve ÒBu hastalar genellikle genç hastalardır. Ancak bu suni kalplerle hastanın kalbini bir süre dinlenmeye alınıyor. Suni kalp çalışırken hastanın kalbi kendisini toparlıyor. Kalpteki iltihap iyileştiğinde suni kalp devre dışı bırakılıyor. Laboratuvarda kalp yetiştirilecek mi? Kalp nakillerinde günümüzdeki en önemli sorun takılan organın vücut tarafından reddedilmesi. İnsanın kendi dokusundan kalp üretilmesi bilim çevrelerinde tartışılıyor. Genetik bilimindeki gelişmelerle by-pass ameliyatlarının ortadan kalkacağı, kalp cerrahisinin ise acil olaylarda kullanılacağı ileri sürülüyor. |
|
|
|
|
#27 |
|
Admin
![]() |
KALP DAMARLARINDA DARALMA Koroner arter hastalığı (KAH) genel bir terimdir ve koroner arterlerin her türlü patolojisini kapsar. KAH yapan çok çeşitli nedenler tablo 1'de gösterilmiştir. Bunlar içerisinde en sık rastlanılan neden koroner aterosklerozdur(Kireçlenme). Koroner arterlerdeki kireçlenme kalp kasının kan perfüzyonunu anormal bulgu verecek şekilde azaltmışsa, aterosklerotik kalp hastalığı (ASKH) veya koroner kalp hastalığı (KKH) diye ad verdiğimiz çeşitli klinik tablolar ortaya çıkar. Bu anlamda bazen iskemik kalp hastalığı terimi de kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletler'inde KKH'na bağlı ölümler son 20 yılda eskiye göre bir azalma göstermiştir ama koroner ölümler halen birinci sıradaki ölüm nedenidir. Yılda yaklaşık 500 binden fazla kişi bu nedenle ölmektedir. Amerikalıların %3.1'inde (7 milyon) aktif koroner arter hastalığı vardır. Kuzey Amerika, Avustralya, Belçika, Finlandiya, Japonya gibi endüstri ülkelerinde 1960'lı yılların sonlarında KKH mortalitesinde önemli yükselme olmuş, sonradan azalmıştır. Rusya, İsveç ve Doğu Avrupa ülkelerindeki KKH'na bağlı ölüm oranı ise halen artmaktadır. Ülkemize gelince, Türk Kardiyoloji Derneği öncülüğünde 1990 yılından beri yürütülen çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, Türkiye genelinde erişkinlerdeki KKH sıklığı %3.8 (erkeklerde %4.1, kadınlarda %3.5)'dir. Ülkemizde yaklaşık 1.200.000 kalp hastası vardır ve yılda 130.000 kişinin bu nedenle öldüğü tahmin edilmektedir. Koroner arter hastalığı nedenleri: - Koroner ateroskleroz (koroner damarlarda kireçlenme) - Koroner embolisi(koroner damarların pıhtıyla tıkanması) - Koroner arterlerin ani sinirsel uyarılarla kasılarak kapanması. - Doğumsal koroner damar anormalikleri KORONER ATEROSKLEROZDAKİ RİSK FAKTÖRLERİ: Ateroskleroz gelişen kişilerde bazı faktörlerin genel populasyona göre daha sık bulunduğu epidemiyolojik çalışmalardan anlaşılmıştır. Bu faktörlere risk faktörleri denilmiştir. Son 20 yılda bu faktörlerin tanımında önemli gelişmeler olmuştur. Risk faktörü kavramı, en az bir risk faktörü olan bir kişide aterosklerotik bir olay gelişme şansının daha fazla veya daha erken olacağı görüşünü kapsar. 65 yaşın altındaki insanların çoğunda bu risk faktörlerinden biri veya fazlası bulunur. Birden çok risk faktörleri varsa aterosklerotik olay daha da hızlanmaktadır. En önemlileri hiperkolesterolemi (kanda kollesterol yüksekliği) ,Hipertensiyon (HT) ve sigara içmedir . Koroner kalp hastalığı için risk faktörleri Pozitif risk faktörleri: - Yaş Erkek > 45 yıl Kadın > 55 yıl ve östrojen tedavisi almamış erken menopoz, -Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanılması - Aile hikayesi: Birinci derecede erkek akrabalarda 55, birinci derecede kadın akrabalarda 65 yaşından önce infarktüs veya ani ölüm bulunması. - Hiperlipidemi: Total Kolesterol > 200 mg/dl. (LDL-Kolesterol >130 mg/dl). - Hipertansiyon veya antihipertansif tedavi alıyor olmak. - Sigara içimi - Diabetes mellitus( Şeker) - HDL-Kolesterol < 35 mg/dl olması. -Obezite, stress, fizik aktivite azlığı Bu faktörlerin bir kısmı önleyici veya koruyucu yöntemlerle değiştirilebilirler. Yaşlanma, cinsiyet ve genetik faktörler ise değiştirilemezler. Yüksek kolesterol düzeyinin düşürülmesi, HT'nun tedavisi, sigaranın yasaklanması ile KKH riski ve ölümleri azaltılabilmektedir. Risk faktörlerinin bir kısmı yaşlanma ile birlikte olduğundan yaşlanma da kompleks faktörlerden biridir. CİNSİYET ve YAŞ: Ateroskleroz uzun yıllar içinde gelişen bir olaydır ve yaş ilerledikçe ateroskleroz sıklığı artar. Erkeklerde 40-45, kadınlarda 50-55 yaştan sonra aterosklerotik olaylar çıkmaya başlar. Kadınların ÖRT (östrojen tedavisi) almaması, erken menapoz veya uzun süreli doğum kontrol hapı kullanılması da riski artırır. Menapozdan önce KKH görülmesi açısından kadın/erkek oranı 1/7'dir. Menapozdan sonra bu fark giderek azalır ve 70 yaştan sonra erkeklere eşitlenir. HİPERTANSİYON: KKH ve serebrovasküler hastalıkta önemli bir risk faktörüdür. Kan Basıncı (KB) artışına paralel olarak risk de artar. Orta yaş grubunda KB 160/95 mmHg'yı aştığı zaman, KB:140/90 mmHg'dan düşük olanlara göre KKH insidansı 5 misli artabilmektedir. Bu durum her iki seks için de geçerlidir.. SİGARA İÇME: Günde 1 paket sigara içilmesi ateroskleroz gelişmesini hızlandırdığı gibi, KKH'dan ölüm oranını da %70 artırır. Sigara içenlerde KKH riski içmeyenlere göre 3-5 misli artmıştır. Mortalite artışı içilen sigara miktarı ile orantılıdır ve yaşlanma ile azalır.Myokard infarktüsüne bağlı ölüm oranı kadın tiryakilerde de artmıştır ama erkeklere göre daha azdır. Diabetik ve hipertansiflerde sigara içilmesi ateroskleroz mortalitesini çok daha fazla artırır. Ani ölüm riski de artar. Sigaranın kesilmesiyle risk oldukça azalır ve 1-2 yılın sonunda içmeyenlerin seviyesine ulaşır. DİABETES MELLİTUS (DM) (ŞEKER HASTALIĞI): Diyabetiklerde, DM olmayanlara göre miyokard enfarktüsü sıklığı 2 misli fazladır. Bu risk genç diyabetiklerde daha fazladır. Yine diyabetik kadınlarda diyabetik erkeklere göre KKH eğilimi artmıştır. OBESİTE (ŞİŞMANLIK) ve FİZİKSEL AKTİVİTE AZLIĞI: Vücud ağırlığı ideal değerlere göre %30'dan fazla olanlarda KKH görülme sıklığı daha yüksektir. Obesite hiperlipidemi, DM ve HT gelişmesini kolaylaştırabilir.Özellikle göbek kısmında yağlanma tipi obesite ile KKH arasındaki ilişki daha fazladır. 50 yaşın altındaki aşırı obesite, tek başına, az da olsa KKH için risk oluşturur. Framingam çalışmaları, sedanter (fiziksel aktivite azlığı ) yaşayan bireylerin ani ölüme daha fazla yatkın olduklarını göstermiştir. Mekanizma tam gösterilemese de fiziksel aktivite azlığının lipid profilini, yağlanmayı, KB'nı, glukoz toleransını, kalp damarlarındaki kapasiteyi kötü yönde etkilediği bilinmektedir. Sedanter kişiler fiziksel aktivitelerini artırırlarsa, risk faktörlerini azaltma şansları vardır. DİYET: Serum Kolesterol ve LDL-Kolesterol düzeyleri yağ alımı ile yakından ilişkilidir. Tuz yenmesi hassas kişilerde Kan basıncını artırır. Tekli ve çoklu doymamış yağlar, balık yağı, lifli gıdalar gibi diyet komponentlerinin ateroskleroz gelişiminde iyi etkisi olduğu gösterilmiştir. STRESS ve PERSONALİTE: Fiziksel veya ruhsal streslerin ve sıkıntıların KKH veya ani ölümü arttırdığına dair klinik izlenimler vardır. HİPERLİPİDEMİ: Kolesterol (C) ve trigliserid (TG) düzeylerinin kanda tek tek veya birlikte yükselmesine hiperlipidemi (lipid yüksekliği) denir. En önemli risk faktörlerinden biridir. Plazma lipid düzeylerinin ölçülmesi hiperlipidemili(lipid yüksekliği olan )kimselerin belirlenmesini sağlar ve böylece erken aterosklerozu tesbitine ve önleyici tedbirlerin alınmasına yardımcı olur. Koroner Damar Hastalıkları(Kalp Krizi/Spazmı) Nasıl Oluşur? Kalbde tıpkı diğer organlar gibi sürekli oksijenlenmeye ve beslenmeye yani kanlanmaya gerek duyar.Kalbin tüm yaşam boyu kesintisiz çalışmasının ilk güvencesi bu kanlanmayı sağlayan koroner damarlardır.Koroner damarların damar sertliği dediğimiz tutulumu kalbin beslenmesini bozarak bir dizi önemli ve bazen hayat tehdit edici olabilen sorunlara neden yolaçmaktadır. Damar sertliği esas olarak,yağ,bazı bağ dokusu elemanları ve kimi dönüşmüş savunma hücrelerinden oluşmuş plak dediğimiz yapıların, damar iç duvarını zaman içinde daraltarak kalbe giden kan akımını kısıtlaması ve bazende tamamen kesmesi sonucunu doğurmaktadır. Damar sertliği dışında daha az rastlanan ve benzer kan akımı kısıtlamasını ama bu kez farklı bir mekanizma ile yapabilen ve genellikle strele tetiklenen dmar spazmınada değinmeden geçmemeliyiz. Nedeni ne olursa olsun kalbe giden azzalmış veya kesilmiş kan akımının ortak sonucu koroner kalp hastalığı denen bir dizi hastalığın oluşumudur.Bunlar: Yalnızca efor srfetme ile göğüs ağrısı vb yakınmaların belirdiği kararlı göğüs ağrıları; kalp krizine evrilme olasılığı yüksek olan yeni başlangıçlı veya istirahatde beliren kararsız ağrılar;kalp krizi ve ani kalp kaynaklı ölümlerdir. Kalp krizi çoğu zaman,kalbi besleyen koroner damarlardaki damar sertliği ile oluşmuş damarı içten daraltan plakların yırtılması ve bu yırtılmanın kan pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyerek damarı tam tıkaması ile oluşur. Tıkanan damarın beslediği alan,yani kalp kası ölmektedir. Pek çok kişide kalp-damar/koroner hastalıkların ilk belirtisi kalp krizi olabilmektedir. Sıklıkla gün içerisinde sabah erken saatlerde ortaya çıkmaktadır. Göğüs ağrısı çoğunlukla döş kemiğinin arkasında geniş bir alanda(örneğin nokta kadar değil) baskı, basınç,ezici tarzdadır.Ağrı heriki kola,omuza boyun ve çeneye,mideye yayılaabilmektedir.Ağrıya terleme, bulantı,halsizlik,kusma eşlik edebilir. Daralmış olan koroner damarlar neden göğüs ağrısına neden olur? Vücudun her yerinde o bölgeye kan, dolayısı ile de dokunun kullanacağı gıda maddeleri ve oksijeni taşıyan damar sistemleri vardır. Koroner damarlar da kalbin kendisini besler. Kalbi besleyen atar damarlarda daralma veya tıkanıklık olduğunda kalp gerekli gıda ve oksijeni alamaz. Kalp gereğinden daha az besin ve oksijenle çalışmak zorunda kalır. Fizik yorgunluk, stres ve ağır yemeklerden sonra kalbin daha fazla çalışması gerektiğinden oksijen ihtiyacı artar. Daralmış olan damar yatağı oksijen ihtiyacını karşılayamaz ve bu göğüs ağrısına neden olur. Şemaya baktığınızda, koroner damarların kalbin dış yüzünü sardığını görürüz. Bu damarların hepsi açıksa sorun yoktur. Biri veya bir kaçının iç hacmi daralmış ise göğüs ağrısı (anjina) oluşur. Eğer damar tamamen tıkanır ve kan akımı durursa, kalp krizi gelişir. Günümüzde kalp krizinde tedavi yaklaşımı krizden sorumlu damarın pıhtı eriticiler veya acil koroner angiografi ile tıkanan damarın belirlenerek buraya balon angioplasti ve/veya stent uygulaması ile açılmasıdır. KORONER ANJİOGRAFİ Koroner anjiografi, özel bir kamera ile kalbinizin atar damarlarının incelendiği bir röntgen film çekimidir. İşlemi kateter laboratuarında gerçekleştirilir. İşlemi gerçekleştiren doktorunuz kolunuzdaki veya bacağınızda büyük atar damarların birine ince küçük bükülebilir bir boruyu (katater) yerleştirir. Daha sonra kalbinizi besleyen küçük atar damarların (koroner damarlar) çıktığı en büyük atar damara (aorta) kadar ilerletir. Daha sonra katater koronerlerin aortaya giriş yerlerine yerleştirilerek, koroner arterlerinize, boyalı bir madde verilir. Böylece çekilen filmlerde koroner damarlarınız görüntülenebilir ve hangi bölgelerinde ne kadar darlık olduğu tesbit edilebilir. Anjiografi doktora hangi bilgileri verir? Anjiografi koroner arter hastalığı bulunup bulunmadığını gösteren en doğru yöntemdir. Damar sertliği nedeni ile koroner arterlerin hangi bölgesinin ne kadar daraldığını ve / veya tıkanığını tesbit edebilir. Kalp kateterizasyonu ile kalp kapaklarının ve duvarlarının işlevlerindeki kusurlar da gösterilebilir. Anevrizma (kalbin bir bölümünün, kalp krizi sonrası, dışarı doğru bombelenmesi) veya kalp delikleri gibi doğumsal kalp hastalıklaının teşhisi için de kullanılabilir. Koroner Kalp Hastalığı'ndan KORUNMA : Yaş, cinsiyet, kalıtım gibi unsurlardan kaçamayız. Kadınlarda menapozu geciktirici ilaç kullanmak ise (bu ilaçların dolaylı olarak KKH oluşumunda rol oynaması nedeniyle) sakıncalıdır.İkinci grup unsurları değiştirmek ve koroner kalp hastalığından korunmak ise bizim elimizdedir. Sigara bırakılabilir, en azından azaltılır.Hipertansiyon tuz kullanımı kısıtlanarak ve ilaçlarla kontrol edilebilir.Diabet (şeker hastalığı) diyet ve ilaçlarla kontrol altına alınabilir.Alkol ve kahve kullanımı azaltılmalıdır.Değiştirilebilir faktörler içinde önlenmesi belki de en zor olanı strestir. Kişinin kendi iradesi, çevre ve ailesinin yardımı, gerekirse psikiyatrist ve psikologların tedavisi ile stres yenilebilir. Sürekli stres altında kalan kişiler öncelikle stresin nedenlerini düşünmeli, bunları ortadan kaldırmaya çalışmalı veya bunlardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır.Bir çeşit kan yağı olan kolesterol total (toplam) düzeyinin azaltılması ve kolesterolün bir alt ünitesi olan HDL-Kolesterol düzeyinin artırılması diyet ve (gerekirse) ilaçlarla sağlanabilir.spor ve egzersiz, akupunktur, bitki çayları, (hekim gerekli görürse) ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi (ameliyat). Bunlar yapılırken dikkat edilmesi gereken nokta kiloların yavaş yavaş ve uzun zamanda verilmesidir; unutulmamalıdır ki hızlı verilen kilolar yine hızlı bir şekilde yerine gelebilir.Hareketsiz (sedanter) yaşamdan mümkün olduğunca kaçınmalı; örneğin yakın mesafeler için araba kullanmamalı, asansör yerine merdivenleri tercih etmeli, hergün düzenli yürüyüşler ve egzersizler yapmalıdır. Yalnız sporu yaşımıza ve bünyemize göre yapmalı, vücuda aşırı yüklenmemelidir. Gut hastalığı varsa hekimin vereceği ilacı düzenli kullamalı, protein diyetine uyulmalıdır. Hiperkalsemi (kan kalsiyum düzeyinin yüksek olması) kan tahlillerinde saptanmışsa doktora başvurmalıdır, kontrol altına alınmalıdır.Bayanların oral kontraseptif denen doğum kontrol haplarını uzun süreli kullanmaları KKH açısından sakıncalıdır, mümkünse diğer doğum kontrol yöntemleri kullanılmalıdır. Bu ilaçlar kullanılmadan önce hekime danışmada fayda vardır. Hastalığın Seyri Koroner kalp hastalığında en çok korkulan olay; koroner damarlardan hiçbirinin kalp kasının kanlanmasını (dolayısıyla oksijenlenmesini) yeterince sağlayamaması, böylece kalbin kasılamaması ve vücuda kan gönderememesidir. Bu olay halk arasında kalp krizi olarak bilinen "myokard infarktüsü"dür. Koroner kalp hastalığı bu safhalara gelinmemesi için zamanında teşhis konulup tedavi edilmelidir; en güzeli ise şüphesiz, daha hiç bu rahatsızlıklar yokken risk faktörlerinin belirlenip bunlardan mümkün olduğunca korunmaktır. Özellikle belli bir yaştan sonra düzenli aralıklarla kalp muayenesi, tansiyon ölçümleri ve check-up yaptırmak hayati önem taşır. KAYNAKLAR: 1.Fuster V. Atherosclerosis-thrombosis and vascular biology. Cecil Textbook of Medicine. Eds. Goldman L, Bennet JC. WB Saunders Company. 21st edition, 2000, 258-296. 2.Theroux T. Angina pectoris. Cecil Textbook of Medicine. Eds. Goldman L, Bennet JC. WB Saunders Company. 21st edition, 2000, 296-303. 3.Sobel BE. Acute myocardial infarction. Cecil Textbook of Medicine. Eds. Goldman L, Bennet JC. WB Saunders Company. 21st edition, 2000, 296-319. 4. ACC/AHA 2002 Guideline Update for the Management of Patients with Unstable Angina and Non-ST-Segment Elevation Myocardial Infarction. J Am Coll Cardiol 2000;36:970-1056. 5. Acute Myocardial Infarction: ACC/AHA Practice Guidelines for the Management of Patients with Acute Myocardial Infarction. J Am Coll Cardiol 1996; 28: 1328-428 |
|
|
|
|
#28 |
|
Admin
![]() |
Kalp hastalıkları nda diyet KALP HASTALARINDA BESLENME Kalp hastaları sindirimi kolay yiyecekler seçmeli ve özellikle tuz (sodyum) yemekten kaçınmalıdırlar. Sindirim ile kalbin çalışması arasında sıkı bir bağ vardır. Kalp hastalıkları belli bir beslenme programma uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun, diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken, kalbin yorulmasını olabildiğince önlemektir. Vücudun dolaşım dengesini yeniden kurabildiği (kompanse) ve kuramadığı (dekompanse) kalp hastalıklarında beslenmenin niteliğinden çok, niceliği değişir. Dekompanse kalp hastalığı dendiğinde kalbin dokuların gereksinimlerini, özellikle de oksijen gereksinimini karşılamada yetersiz kaldığı anlaşılır. Başka bir deyişle kalp kendisine ulaşan bütün kanı pompalayacak ve uygun bir hızla dolaşabilmesi için gerekli gücü uygulayacak durumda değildir. Kompanse kalp hastalığında ise kalp hasta olmakla birlikte dokuların gereksinimlerini karşılamaya yeterli bir kan dolaşımı sağlayabilir. KOMPANSE KALP HASTALIGI Kalp hastası için uygun besinler seçilirken besinlerin sodyum içermemesine ve kolay sindirilebilir olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Sindirim bir iştir. Sindirim sırasında sindirim organlanna önemli miktarda kan gider. Ne kadar çok besin alınır, sindirim ne kadar uzar ve güçleşirse sindirim organlanna da o kadar fazla kan gitmesi gerekir. Kan kütlesinin her hareketi ve genel olarak dolaşımdaki her ağırlaşma, sistemin motor gücü olan kalp üzerinde bir baskı yaratır. Bu nedenle kalp hastalarının tuz yememenin dışında diyet uygulamaları ve öğünlerde çok yememeleri gerekir. Aynca besinlerin hacmi fazla olmamalı, yani çok yer kaplamadan gerekli miktarda kalori içeren besinler seçilmelidir. Böylece mide aşırı gerilmez. Bunun ıki yararı vardır. Birincisi sindirim sistemine daha az miktarda kan gitmesi gerekir; ikincisi diyafram daha az yükselir. Mide hemen diyaframın altında yer aldığından midenin şişmesi diyaframm kalkmasma yol açar. Diyafram başlıca solunum kasıdır; kasıldığında göğüs kafesiniıı kapasitesi artar ve dış ortamdan akciğerlere daha çok oksijen girer. Şişkin mide bu hareketi sınırlayan mekanik bir engel oluşturur. Bu durumda akciğerlere daha az hava girer ve buna bağlı olarak kalp hastasmm zaten yetersiz olan oksijen alımı daha da azahr. Kalp bu eksikliği karşılamak için olabildiğince sık ve uzun süreli kasılmak zorunda kalır. Böylece kan akımım hızlandırmaya ve var olan bütün oksijeni alabilmek için akciğerlerden olabildiğince çok 'sayıda alyuvarın geçmesini sağlamaya çalışır. Ama kalbin yedek kapasiteleri azalmış olduğundan, ağır bir yemekten sonra kalp hastasının solunum güçlüğü çekmesi kaçınılmazdır; çünkü vücut, solunumu sıklaştırarak akciğerlere ulaşan oksijen miktannı artırmaya çalışır. Kalbin aşırı çalışmasını önlemek için kalp hastaları çok yememeli, yemeklerde fazla su ve sıvı içmemeli, gazlı içeceklerden ve bağırsaklarda mayalanmayı artıran sebzelerden kaçınmalıdırlar. Bitkisel besinlerden kaçınmak genel olarak yemeğin hacmini azaltır; çünkü bunların net besin değeri eşit hacimdeki hayvansal besinlerden azdır. Ama burada iki sorun ortaya çıkar. Bunlardan biri kabızlık, öbürü ise hayvansal besinlerdeki yüksek yağ oranıdır. Kalp hastası uygulanan beslenme rejiminden bağımsız olarak zaten kabızlıktan yakınır; bunun nedeni kalp işlevinin zayıflamasına bağlı olarak sindirim kanalında gerçekleşen kan göllenmesıdir. Bu olay özellikle dekompanse kalp hastalığında belirgindir. Kabızlık hem atık maddelerin uzak laştırılmasının yavaşlaması, hem de dışkılama sırasındaki zorlamalar nedeniyle sakıncalıdır. Ikınma kan dolaşımında ani bir yavaşlamaya ve kalbin ancak şiddetli bir zorlanmayla aşabileceği bir basınç artışına yol açar. Kalp hastası bu nedenle dışkılama sırasında çok tehlikeli olabilecek kuvvetli ıkınmalardan kaçınmalıdır. Sorunu bir ölçüde de olsa çözmek, bu arada hastanın yeşillik ve sebzelerden yeterli vitamin ve mineralleri almasını sağlamak için beslenmenin dengeli olması zorunludur. Bir yandan yemeğin hacmi azaltılmalı, bir yandan da vitamin ve mineral eksikliği ile kabızlık önlenmelidir. Kalp hastası akşam yemeğini hafif ve yatmadan en az üç saat önce yemelidir. Yatmadan önce sindirim tamamlanmış olmalıdır, çünkü yatay konumda zaten hasta olan kalbin yükü daha da artar. Yiyecekleri iyice çiğneme ve görece yavaş yeme, sindirimi önemli ölçüde kolaylaştırır. Yavaş ve zor sindirilen bütün besinlerden, büşta kızartmalar olmak üzere her türiü katı yağlardan, pasta, krema ve kurabiyelerden özellikle kaçınılmalıdır; çünkü bunların sindirim salgılarınca yumuşatılması ve işlenmesi güçtür. Gene aynı nedenle taze ekmek yerine bayat ekmek, tost ekmeği ya da grissini yeğ tutulmalıdır. Sebze ve meyveleri pişirmek daha iyidir. Çünkü pişirme bu besinlerin sindirimini kolaylaştırır ve hacmini küçültür. Kalp hastası genel olarak vücut ağırlığına ve yaşına göre önerilen miktardan biraz az kalori almalıdır. Katı yağ oranı çok azaltılmalı, protein oranı normal olmalı, proteinler özellikle etten alınmalı ve yağın azaltılmasını karşılayacak biçimde şeker oranı artırılmalıdır. DEKOMPANSE KALP HASTALIGI Kompanse kalp hastalığı için yapılan bütün öneriler dekompanse kalp hastalığı için de geçeriidir. Ama bu durumda daha katı kısıtlamalara gidilmelidir; çünkü kalp çok daha kötü durumdadır ve her hatanın bedeli hemen ödenir. Günlük kalori miktan 1.500ü aşmamalıdır. Tedavinin başlangıcında hekim gerekli görürse çok sıkı bir rejim uygulayabilir ve beslenmeyi yalnızca sıvılardan oluşan bir diyetle sınırlayabilir. Dekompanse kalp hastasının beslenmesinde tuz (sodyum) sorunu çok önemlidir. Her şeyden önce ödemlerin ortaya çıkmasını önlemek için kesin bir tuz kısıtlamasına gidilir. Hastada ödem varsa kan dolaşımının ağırlaşmasını önlemek ve ödemlerin çözülmesini sağlamak için tuz bütünüyle kesilir. Sodyum başlıca hücre dışı elektrolittir; belirli bir miktarda suyu kendine bağladığından hem damar yatağındaki, hem de dokular arasındaki sıvı miktarını artıran başlıca etkendir. Dekompanse kalp hastalığında alınan sodyum ve su miktan azaltılsa bile, atılan miktar çok daha fazla azaldığından vücutta tutulan su ve sodyum miktarı artar. Tutulan su belirli sınırlan aşarsa ödem ortaya çıkar. Bu sorunu önlemenin en temel yolu alman sodyum miktarını atılan sodyum miktannm azalmasıyla orantılı olarak azaltmaktır. Hastalık ne kadar ağırsa, vücut-ta o kadar fazla sodyum tutulur. Dolayısıyla her durum için uygun olacak bir sodyum miktarı vermek olanaksızdır. Ama besinlerin içindeki doğal sodyum milctannın yeterli olacağı ve yemek hazıriamrken kesinlikle dışandan tuz konmaması gerektiği genel olarak kabul edilir. Kısacası kalp hastası ne yemeğine, ne salatasına, ne de başka bir yiyeceğine tuz katmalıdır. Dekompanse kalp hastalığı olanların günde bir litreden fazla su içmemesi önerilir |
|
|
|
|
#29 |
|
Admin
![]() |
Kalp krizi enfaktüs den sonra cinsel ilişki Kalp krizinden sonra 30 günlük bir ara vermek makul olabilir, ancak cinsel zevklerden hayat boyu el etek çekmek gerekli değildir. Cinsel ilişkinin kalbinize getirdiği zorlama canlı bir yürüyüşün ya da bir - iki kat merdiven tırmanmanın getirdiği zorlamayla hemen hemen aynıdır. Kalp atım hızınız, nefes alıp verme hızınız ve kan basıncınız artar, bu nedenle cinsel etkinlik herhangi bir başka fiziksel etkinlik gibi ele alınmalıdır: makul bir şekilde, dikkatle ama korkmadan. Başlangıçta Kendinizi Zorlamayın Cinsel ilişkiye yeniden başlamadan önce, daha az temasla yetinmek iyi olur. Kalbinizin sağlığına güveniniz arttıkça, yavaş yavaş normal Cinsel faaliyetlerinize başlayabilirsiniz. Kalbiniz üzerindeki yükü en aza indirmek için, her zamanki koşullar altında her zamanki partnerinizle birlikte cinsel ilişkiye yeniden başlamak iyi bir yoldur: tanıdık bir ortamda sevişirken muhtemelen kendinizi daha rahat ve doğal hissedersiniz. Bazı sevişme pozisyonlarında daha rahatsanız. hiç değilse başlangıçta daha az yorucu olan yolu tercih edin. İletişimin Önemi Kendinize ve eşinize güven vermek için, ilişkiden önce ve sonra eşinizle konuşun iletişim yolları açıksa, ortak korkular ve kaygılar hafifleyebilir. Korkularınız ya da kaygılarınız varsa doktorunuzla görüşün. İhtiyaçlarınızın geçici olarak değişmiş olması oldukça normaldir: cinsel arzunuz artabilir ya da azalabilir. Uyancı Belirtileri Tanıyın Cinsel ilişki sırasında göğüs ağrısı, aşırı nefes darlığı ya da düzen-siz kalp atışı hissederseniz, durun. Acele etmeyin. Yaşamınızı sürdürmeniz gerekir, ama bunu makul bir şekilde ve doktorunuz ile sevdiklerinizin yardımı ve rehberliği ile yapmanız akıllıca olur. |
|
|
|
|
#30 |
|
Admin
![]() |
Kalp krizi myokard enfarktüsü
Kalbinizi Tanıyın Kalp krizinin belirtileri, tedavisi ve alınması gereken önlemlerin bilinmesi, kalp krizi için en iyi bakımın elde edilmesini sağlar. Kalbiniz arabanızın motoruna benzer. Bir kas pompası olan kalbiniz günde yaklaşık 100000 kez genişler ve kasılır ('çarpar'); vücudunuzun çalışması için yaklaşık 1000 litre kanın dolaşmasını sağlar. Kalbin çalışmasına müdahale eden her şeyin hemen fark edilmesi ve geriye dönüşü olmayan olası hasarları önlemek için tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde kalp hastalığı birinci sıradaki ölüm nedenidir ve en belirgin belirtisi kalp krizidir. ABD'de her yıl yaklaşık 1.5 milyon kişi kalp krizi geçirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin üçte bir kadarı ilk 20 günde, %3-%12'si de bir yıl içinde yaşamlarını yitirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin yalnızca %30'u krizden sonra 10 yıl yaşayabilmektedir. Günümüzde kalp krizi belirtilerinin daha iyi tanınması, tedavi kalitesinin yükseltilmesi ve tedavi seçeneklerinin artırılması için yoğun çaba harcanmaktadır. Kalp krizi geçirdiğinizi nasıl anlarsınız? Tanının hekim tarafından konulması gerekir, ancak kendiniz ya da bir yakınınızda tipik belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa, derhal 24 saat acil kalp (koroner) bakım birimi olan en yakın hastaneye nakil için ambulans çağırın. Doktor bütün ayrıntılarıyla öykünüzü ve aile öykünüzü alacak, sizi muayene edecek ve kalbinizde hasar olup olmadığını belirlemek amacıyla bir kalp elektrosu (elektrokardiyogram) isteyecektir. KALP KRİZİ SIRASINDA NE OLUR? Kalp krizi, kalbi besleyen koroner atardamarların kalp kasının beslenmesini ciddi ölçüde azaltacak ya da engelleyecek kadar daralmasına ya da tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının bir bölümünün hasara uğraması ya da ölmesiyle (miyokard enfarktüsü) ortaya çıkar. Kalbi besleyen koroner kan damarlarındaki tıkanma, damar çeperlerinde plak oluşmasına ('damar sertliği', ateroskleroz) ya da pıhtı oluşmasına (koroner tromboz) bağlı olabilir. Yineleyen kalp ağrısı ise kalbin oksijensiz kalmasıyla ilişkili olabilir (angina pektoris). KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ: Göğsün ortasında, ani olarak ortaya çıkan ve sıkışma şeklinde ağrı ile çok büyük bir ızdırap arasında değişen şiddetlerde olabilen, 30 dakika ya da daha uzun süren ve istirahat ile geçmeyen ağrı görülür. Ağrı bazen omuzlara, boyna ya da kollara yayılır. Göğüste, nefes darlığının eşlik ettiği rahatsızlık hissi ya da ağrı, huzursuzluk, soğuk ve nemli deri, bulantı ya da kusma ya da bilinç kaybı. RİSK ETMENLERİ: Değiştirilemeyen etmenler: Ailede kalp krizi geçiren kişi bulunması, 65 yaşın üzerinde ve erkek olma, değiştirilmesi mümkün olmayan risk etmenleridir. Değiştirilebilecek etmenler: Sigara içme, yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı, şeker hastalığı, şişmanlık, çok yağlı beslenme ve hareketsizlik. TEDAVİ SEÇENEKLERİ: İlk tedavi önlemleri oksijen, nitrogliserin, düşük doz aspirin ya da ağrı tedavisi olabilir. Kalpteki ritim bozukluklarını giderici antiaritmik ilaçlar ve kalp kasındaki hasarın ilerlemesini önlemek için beta-blokerler verilebilir. Hasta krizden sonraki ilk birkaç saat içinde hastaneye yatırılırsa pıhtıları eritmek için trombolitik ilaçlar verilebilir. Ayrıca anjiyo-plasti (daralan kalp damarlarının genişletilmesi) ya da koroner arter köprüleme (baypas) ameliyatı yapılabilir. |
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
FrmTR Facebook |
FrmTR Twitter |
Vidyotup |
YorumTR | Haberler |
Okul Arkadaşım |
Kıbrıs |
Kısa Link |
Domain
|