|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#241 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebelikte Kaşıntılar
Gebelikte kaşıntı nispeten sık rastlanan belirtilerden biridir. Bu kaşıntı gebeliğin kendisinden kaynaklanan bir durum olabilir veya gebe olunmayan dönemlerde kaşıntı yapan durumlar gebelik dönemine rastlamış olabilir. Her durumda gebelikte kaşıntı doktor tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Alerjik durumlar gebelikte nispeten daha az sıklıkta görülseler de alerji öyküsü olan anne adaylarında görülen cilt döküntülü kaşıntılarda bu durumu akla getirmek gerekir. Yine uyuz, bitlenme, sinek sokması gibi parazitlere bağlı kaşıntılar da söz konusu olabilir. Uyuz kendini özellikle karın bölgesinde başlayan inatçı kaşıntı ve karın cildinde hastalık için özgün olan cilt lezyonlarıyla belli eder. Aile bireylerinde de genellikle kaşıntı vardır. Uyuz tedavisinde parazite etkili maddeler içeren losyon şeklindeki ilaçlar doktor önerisine göre kullanılır. Bitlenme kendini saçlarda ve/veya genital kılların olduğu bölgede inatçı kaşıntılar şeklinde gösterir. İncelemede bit parazitinin yumurtaları kolaylıkla bulunabilir. Tedavide yine doktor önerisine göre şampuan ve losyon şeklideki ilaçlardan faydalanılır. Gebelikte bölgesel kaşınmanın en sık görülen nedeni genital mantar enfeksiyonudur. Vajina ve vulvada kaşıntı, kızarıklık, şişme ve peynir kesiği gibi akıntı bu enfeksiyonunun özgün belirtileridir. Gebeliğin kendisinden kaynaklanan kaşıntılar Çatlaklar: Karın, göğüs ve bacaklardaki çatlaklar cildi gererek rahatsız edici kaşıntılara neden olabilirler. Gerginliği azaltmak için bademyağı, krem ve ileri durumlarda kaşıntı giderici ilaçlar doktor önerisine göre kullanılabilir. Gebelik kaşıntısı: Gebelik döneminde vücutta yaygın kaşıntının en önemli nedeni gebelik kaşıntısı adı verilen durumdur. Yaklaşık 700 anne adayından birinde genellikle gebeliğin son haftalarında görülen bu hastalıkta artan gebelik hormonların etkisiyle safra kanallarında akım yavaşlamakta ve böylece kanda kaşıntıya neden olan safra asitleri birikmektedir. Gebelik kaşıntısında genellikle tek belirti kaşıntı olmasına karşın ileri durumlarda kaşıntıdan birkaç gün sonra safra kanallarındaki tıkanıklık kanda bilirubin artışına ve sarılık gelişmesine neden olabilir. Tek başına gebelik kaşıntısı gebeliğin seyrini ve bebeğin durumunu olumsuz etkileyen bir durum olarak kabul edilmemekle birlikte beraberinde sarılık olması durumunda gebeliğin daha yakın takibi gereklidir. Gebelik kaşıntısı preeklampsi seyrinde gelişebilen karaciğer tutulumundan ayırt edilmesi gerekli bir durum olmakla beraber bu ayrım tansiyonun normal olması ve idrarda protein çıkışı olmamasıyla kolaylıkla yapılabilir. Gebelik kaşıntısının tedavisinde doktor önerisine göre bölgesel krem veya losyon şeklinde tedavi veya ağızdan tablet alınması şeklinde tedavi yapılabilir Gebelik kaşıntısı genellikle doğumdan iki hafta sonra kaybolur, ancak genellikle her gebelikte tekrarlayıcılık arz eder ve hastalığı geçiren anne adayları doğum kontrol hapı kullandıklarında da aynı belirtiler ortaya çıkabilir. |
|
|
|
|
#242 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Akıntı Sorunları
Fizyolojik akıntılar Kadınların önemli bir kısmında hiç bir hastalık söz konusu olmamasına karşın akıntı vardır. Fizyolojik akıntı olarak nitelendirilen bu akıntının en önemli özellikleri akıntının uzun zamandan beri var olması, hemen her gün bulunması, kokusuz olması, renginin şeffaf-beyaz veya açık sarı renkli olması, beraberinde ağrı, idrar yaparken yanma, kanama ve diğer belirtilerden hiç birinin bulunmamasıdır. Bu özelliklere sahip bir akıntının bir hastalıktan kaynaklanması pek olası değildir. Bazen fizyolojik akıntı ped kullanımı gerektirecek kadar fazla olabilir. Esasen hijyenik ped üreticilerinin "günlük ped" adı altında bir ürün geliştirmelerinin nedeni kadınlarda fizyolojik akıntının nispeten sık görülen bir durum olmasıdır. Fizyolojik akıntı, rahim ağzı salgılarıyla birlikte kendini sürekli olarak yenileyen vajina dokusundaki artıkların atılmasından ibarettir. Bu açıdan bakıldığında fizyolojik akıntının aslında önemli bir işlevi olduğu söylenebilir. Fizyolojik akıntılar hormonlar tarafından kontrol edildiklerinden özellikle aktif hormon üretiminin devam ettiği üreme çağında görülürler. Fizyolojik akıntı adet döngüsünün her gününde var olabileceği gibi yalnızca belli günlerde ortaya çıkabilir. Yumurtlama döneminde rahim ağzından yumurta akı kıvamında, lastik gibi uzayabilen berrak bir sıvı salgılanır ve bu sıvı kadın tarafından çoğunlukla hissedilerek "akıntı" olarak nitelendirilir. Unutmayın: Akıntının özellikleri yukarıdakilere uymuyorsa bu sizde bir sorun olduğuna işaret edebilir. Özellikle yeni başlayan, yani alışkın olmadığınız bir akıntı söz konusuysa kendi kendinize "fizyolojik akıntı" tanısını koymamalı ve doktora başvurmalısınız. Fizyolojik olmayan akıntılar Yeni ortaya çıkmış, koyu sarı, yeşil, kahverengi renkli, kanlı, köpüklenen, kötü kokulu, beraberinde ağrı, idrar yaparken yanma, normal dışı kanama gibi belirtilerle seyreden bir akıntı çoğu durumda bir genital sistem sorununa işaret eder ve mutlaka doktor değerlendirmesi gerektirir. Çoğu durumda neden bir genital enfeksiyondur. Akıntının kaynağı olan genital enfeksiyon çoğu durumda vajinaya sınırlı iken (vajinit), bazı durumlarda rahim ağzı enfeksiyonu (servisit) veya genital sistemin daha üst bölgelerini tutan bir pelvik enfeksiyon söz konusu olabilir. Vajinitler genital hijyenin bozulmasına neden olabileceklerinden ve özellikle de gebelik döneminde yaratmaları muhtemel sorunlar nedeniyle genellikle tedavi edilmeleri önerilen enfeksiyonlardır. Servisit nedeni olan bakteriler üst genital kanala sıçrayarak daha ciddi enfeksiyonlara neden olabileceklerinden mutlaka tedavi edilmelidirler. Pelvik enfeksiyonlar tüplerin tıkanmasına ve abse oluşumuna neden olabileceklerinden her zaman ciddiye alınmalıdırlar. Enfeksiyon dışında, ender görülse de özellikle rahim ağzındaki kanser öncüsü lezyonların ve kanserlerin de yalnızca akıntı şeklinde belirti verebileceği unutulmamalı ve akıntının nedeninin aydınlatılması için kısa zamanda doktora başvurulmalıdır. |
|
|
|
|
#243 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Soğuk Algınlığı
Kadınların çoğu dokuz aylık gebelikleri döneminde hiç değilse bir kez soğuk algınlığına veya gribe yakalanırlar; size çok rahatsızlık verici olsa da böyle hafif bir hastalık gebeliğinizi etkilemeyecektir. Ne var ki bu hastalıklara karşı kullanmaya alışkın olduğumuz soğuk algınlığı tabletleri ve antihistaminik gibi ilaçlar gebeliğinizi etkileyebilir. Bu bakımdan hekim denetimi olmaksızın ne bunları ne de aspirin veya yüksek dozda C vitamini alın. Çünkü böyle bir durumda hangi tedavinin gebelikte uygun olacağını ve sizin durumunuzda en iyi sonucu vereceğini, ancak hekiminiz söyleyebilir. Tabii bunların hiçbiri soğuk algınlığınızı geçirmez ama bazıları belirtilerini hafifletebilir. Bu ilaçların herhangi birinden birkaç doz aldıysanız hemen paniğe kapılmayın. Büyük olasılıkla zarar görmemişsinizdir. Ama yinede endişeniz varsa hekiminize danışın. Neyse ki en iyi soğuk algınlığı ve grip ilaçlarının bazıları siz ve bebeğiniz için en güvenilir ilaçlardır: Soğuk algınlığını,can sıkıcı bir bronşite ya da ikinci bir bulaşıcı hastalığa yol açmadan başından önleyin. İlk aksırıkta yatağa girin ya da biraz daha dinlenmenizi sağlayacak planlar yapın. Yatarken yada uyurken nefes almayı kolaylaştırmak için başınızı hafifçe yüksek tutun. Soğuk algınlığı süresince aç kalmanız ne hastalığınıza nede bebeğe yarar sağlar. Bu yüzden gerekirse kendinizi zorlayın ve iştahınız olsun olmasın Dengeli Beslenme Diyetini sürdürün. Her gün turunçgillerden bir miktar yiyin ama tavsiye olmadan C vitamini takviyesinden kaçının (gebeliğiniz için verilen reçetenin dışında). Bol miktarda sıvı alın. Ateş aksırıklar sürekli akan bir burun vücudunuzda sıvı kaybına yol açar. Yatağınızın yanında bir termos dolusu sıcak greyfurt suyu veya portakal şurubu (1 litre sıcak suya ½ fincan dondurulmuş, şekersiz meyve suyu) bulundurun ve bunlardan hiç olmazsa saatte bir, 1 fincan için. Ayrıca Musevi Penisilini de denilen "tavuk suyu çorba"yı deneyin. Tıbbi araştırmalar tavuk çorbasının sadece kaybolan sıvıları yerine koymakla kalmayıp soğuk algınlığı çekenleri rahatlattığını da ortaya koymuştur. Ya bir nemlendirici ile ya da burnunuzun içine atomizörle sokacağınız tuzlu su ile burun kanallarınızın nemli kalmasını sağlayın. Boğazınız ağrıyor veya tırmalanıyorsa ya da öksürükten şikayetçiyseniz, 1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı tuz ekleyerek gargara yapın. Ateşinizi doğal yollardan düşürün. Soğuk suyla duş alın ya da banyo yapın veya ılık süngerle silinin, soğuk içecekler için ve yatakta hafif şeyler giyin. Eğer ateşiniz 39 derece ya da üstündeyse derhal hekim çağırın. Bilindiği gibi bağışıklık sistemi vücuda yabancı dokulara tepki göstererek onları zararsız hale getirir. Bebek de vücut için yabancı bir dokudur, onun zarar görmesini önlemek için bağışıklık sistemi biraz yavaşlar. Ne yazık ki bu nedenle de gebelik sırasında yakalanılan soğuk algınlıkları daha uzun sürmektedir. Eğer soğuk algınlığı veya grip yemek yemenize ya da uyumanıza engel olacak kadar ciddiyse, sarımsı, yeşilimsi balgam çıkarıyorsanız ve şikayetçiyseniz, 1 haftadan fazla sürecek olursa hekiminize haber verin. Ayrıca gebeliğin son 3 ayı içinde gribe yakalanıp yatağa düşerseniz hekiminize haber verin. Çünkü bu dönemde grip çok şiddetli rahatsızlıklara neden olur, prematüre doğuma yol açabilir. Hem sizin hem de bebeğinizin güvenliği açısından ancak reçeteyle alınabilen ilaçlar gerekebilir. Hekim çağırmayı ihmal etmeyin ve gebelikte bütün ilaçlar zararlıdır diye duyduğunuz için, ki değildir, hekimin verdiği ilaçları almayı reddetmeyin. |
|
|
|
|
#244 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebelik ve İdrar Yolu Enfeksiyonları (sistit)
Gebelik dönemi idrar yolu enfeksiyonlarına eğilimin arttığı bir dönemdir. Bu enfeksiyonlar basit bir sistit (mesane enfeksiyonu) olabileceği gibi, ciddi bir piyelonefrit (böbrek enfeksiyonu) gelişimi de söz konusu olabilir. Özellikle piyelonefrit durumunda bebek de erken doğum gibi ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalabilir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltmak için en erken dönemde idrar kültürü yapılması oldukça etkilidir. İdrar kültüründe üreme olduğunda üreyen bakteriye uygun antibiotik tedavisi verildiğinde gebeliğin kalan döneminde sistit ve piyelonefrit ortaya çıkma olasılığı önemli ölçüde azalır. Normalde idrar steril (bakteri ve diğer enfeksiyon etkenlerini içermeyen) bir maddedir. Bunu sağlayan en önemli mekanizma idrar yolunun böbreklerden aşağı doğru inen idrar akımıyla sürekli olarak "yıkanması" ve temizlenmesidir. Ayrıca mesaneden idrarın dışarı boşalmasını sağlayan uretra adlı kanal yapısı da içeriden dışarıya akıma izin verecek, ancak dışarıdan içeri bakteri geçişine izin vermeyecek yapıdadır. Bakteriler bu engeli aşsalar da mesaneden böbreklere geçişi engelleyen benzer bir kapak mekanizması daha vardır. Gebelik döneminde yukarıda anlatılan koruyucu mekanizmalar olumsuz etkilendiklerinden idrar yolu enfeksiyonlarının meydana gelmesi kolaylaşır. En önemli etken gebelikte fazla miktarlarda salgılanan progesteron hormonunun düz kasları gevşetici etkisidir. İdrar yollarında idrar akımını sağlayan düz kaslar gevşediğinde idrar akımı yavaşlar ve bakteri geçişini engelleyen kapak mekanizmalarının da işlevleri azalır. Ayrıca gebeliğin ilerlemesiyle büyüyen uterusun idrar yollarına baskı yapması da idrar akımının yavaşlamasına katkıda bulunur. Sonuç olarak vajinada normalde bir problem yaratmadan yaşayan enfeksiyon etkenleri önce uretra yoluyla mesaneye buradan da şartlar elverdiğinde böbreklere doğru çıkarak çeşitli şiddette enfeksiyonların oluşmasına neden olurlar. Neler olur? Mesaneye ulaşan bakteriler burada hiç belirti vermeden yaşamlarını sürdürebilirler. Buna asemptomatik bakteriüri (idrarda belirti vermeyen bakteri varlığı) adı verilir. Bu durum bir enfeksiyon olmamakla birlikte şartlar elverdiğinde hemen enfeksiyona dönüşebileceği için mutlaka saptanmalı ve tedavi edilmelidir. Mesanedeki bakteriler her zaman sessiz kalmazlar. Bazı durumlarda bu bakteriler sistit (mesane iltihabı) ya da ileri durumlarda piyelonefrit (böbrek iltihabı) tablolarının ortaya çıkmasına neden olabilirler. Asemptomatik bakteriüri tedavi edilmediğinde sıklıkla sistit ya da piyelonefrit oluşturan bir durumdur. Anne adaylarının yaklaşık %10'unda idrar kültüründe asemptomatik bakteriüri vardır. Tanı için anne adaylarından tercihan gebeliğin ilk haftalarında ya da ilk kontrole geldikleri herhangi bir zamanda idrar kültürü istenir. İdrar kültüründe bakterilerde anlamlı üremenin (>100.000 bakteri kolonisi) olması ve anne adayında hiçbir belirti olmaması durumunda asemptomatik bakteriüri tanısı konur. İdrar kültüründe üreme olduğunda üreyen bakteri cinsinin hangi antibiotiklere hassas olduğunu belirten bir inceleme yapılır. Antibiogram adı verilen bu inceleme sonucuna göre anne adayı en uygun olan antibiotikle tedavi edilir. Tedavinin üzerinden 15 gün geçtikten sonra yapılan kontrol idrar kültüründe kültürün steril gelmesi (üreme olmaması) durumunda tedavi başarılı olmuştur. Bu durumda anne adayına idrar yoluyla ilgili şikayetleri olmadığı sürece yeni bir idrar kültürü yapılmasına gerek yoktur. Sistit yani mesane enfeksiyonu ise ağrılı idrar yapma, sık idrara çıkma, kanlı idrar yapma ve bazen de idrar kaçırma gibi belirtilerle kendini gösterir. Tam idrar tetkikinde idrar sedimentinde akyuvarlar, bakteriler ve bazen de alyuvarlar görülür. İdrar kültürü alındıktan hemen sonra antibiotik tedavisine başlanır. İki ya da üç gün sonra alınan idrar kültürü ve antibiogram sonucunda gerekirse antibiotik uygun olan bir başkasıyla değiştirilir. Sistit geçiren anne adayı idrar akımını artırmak ve idrar yollarının "yıkanmasını" sağlamak için bol sıvı almalıdır. Sistitin erken doğum tehdidi yaptığı konusunda bazı veriler vardır, ancak şu an için kesinleşmiş değildir Piyelonefrit ise böğürde ağrı, ateş ve kendini kötü hissetme gibi belirtilerle ortaya çıkan, tek böbrekte (ya da heriki böbrekte) enfeksiyonun meydana geldiği ciddi bir hastalık tablosudur ve hastanede yatırılarak tedavi edilir. Yapılan idrar tetkiki ve idrar kültüründe enfeksiyon etkeni saptanır. Muayenede genellikle tek taraflı ve sıklıkla sağda böbreğin bulunduğu bölgeye elle hafifçe vurulmasında hassasiyet gözlenir. Piyelonefrit geçiren anne adayında bulantı ve kusma olabilir, ateş genellikle 38 derece üzerindedir ve bazı durumlarda 40 dereceye kadar çıkabilir. Nabız ateşle doğru orantılı olarak hızlanmıştır, hipotansiyona (tansiyon düşmesi) eğilim vardır. Hipotansiyon fetal distres yaratabilir. Her yüksek ateşli hastalıkta olduğu gibi piyelonefritte de tedaviyle ateş düşürülmezse erken doğum eylemi başlayabilir. Bu yüzden hızla uygun antibiotik tedavisine geçildikten sonra erken doğum ve fetal distres belirtileri aranır. Tedavi süresince anne adayı tansiyon, ateş, bebeğin durumu ve doğum eylemi bulguları yönünden sıkı bir izlemeye alınır. Tedavi edilmeyen piyelonefrit böbrekte abse, sepsis (bakterilerin kana karışarak diğer organlara yayılması) ve septik şok gibi hayati tehlike yaratan durumların oluşumuna neden olabilir. Piyelonefrit genellikle önlenebilir bir durumdur. Gebeliğin erken dönemlerinde hiç bir şikayet olmasa bile idrar kültürü yapılmalıdır. İdrar kültüründe üreme çıkması durumunda uygun bir antibiotikle tedavi edilmeli ve tedavi sonrasında tekrar idrar kültürü yapılarak bakteriürinin kaybolduğu gözlenmelidir. |
|
|
|
|
#245 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Vajinit
Gebelikte anne adaylarının önemli bir kısmında akıntı vardır. Ancak çoğu durumda bu gebeliğe bağlı fizyolojik bir akıntıdır ve tedavi edilmesi gerekmez. Bazı anne adaylarında ise vajinada enfeksiyon yapan etkenler söz konusudur ve bu durumda akıntının da nitelikleri fizyolojik akıntı tanımlamasının tamamen dışındadır. Vajinit yani vajina enfeksiyonu mantar, parazit ya da bakteri enfeksiyonlarına bağlı olarak meydana gelir. Bazı durumlarda bu etkenlerin ikisi ya da tümü birden beraberce enfeksiyon yaratırlar. Mantar enfeksiyonu Kadınların yaklaşık %75'i hayatlarında en az bir kez vajinal mantar enfeksiyonu geçirirler. Gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı ve kontrolsüz şeker hastalığı mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir. Candida albicans ve/veya Torulopsis Glabrata adı verilen iki mantarın neden olduğu bu vajinit türünün en sık görülen bulgusu vulva ve vajinada yoğun kaşıntıyla birlikte peynir kesiği şeklinde, beyaz renkli, kokusuz akıntıdır. Bazen akıntı çok yoğun olabilir. Dış genital bölgede enfeksiyonun kendisine ve kaşıntıya bağlı olarak kızarıklık olabilir. Bazı durumlarda kaşınmanın yarattığı tahriş idrar yaparken yanmaya neden olabilir. Bu şikayetlerle başvuran anne adaylarında tanı koymak kolaydır. Gerektiği durumlarda vajinal salgı örneklerinde mantarı görmek ya da kültürde mantarı üretmek gerekebilir. Muayenede tesadüfen mantar saptanması durumunda anne adayının bir şikayeti yoksa tedavi etmeye gerek yoktur. ?ikayetler belirginse gebelikte kullanıma uygun lokal (fitil ya da krem şeklinde) tedavi tercih edilir. Bazı anne adaylarında gebelik boyunca tekrarlayıcı mantar enfeksiyonları meydana gelse de gebeliğin bitiminde bu enfeksiyonlar genellikle ortadan kalkar. Trikomonas vajiniti Gebelikte anne adaylarının yaklaşık %20'sinde trichomonas vaginalis adlı parazitin yarattığı vajinite rastlanır. Kuyruklarıyla hareket eden ve vajinal ortamda kolaylıkla üreyerek vajinite yol açan bu parazit cinsel yolla bulaşabileceği gibi ortak kullanılan tuvaletlerden, havlulardan ve iç çamaşırlardan, havuzdan da bulaşabilmektedir. Yanda bu parazitin mikroskobik görüntüsü yer almaktadır. Trikomonas vajinitinin en sık görülen belirtileri sarı, köpüklü, kötü kokulu bol vajinal akıntı ve sıklıkla vulvada (genital bölgenin dış kısmında) kaşıntıdır. Tedavide gebelikte kullanıma uygun fitil ya da tablet şeklindeki ilaçlar verilir. Trikomonas vajiniti cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer aldığından anne adayıyla birlikte eşinin de tedavi edilmesi gerekir. Enfeksiyondan korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma önlemlerine uyulması çok önemlidir. Ortak kullanıma açık tuvaletlerde dikkatli olmak, iç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak ve temiz olduğundan emin olunmayan havuzlara girmemek uyulması gereken diğer kurallardır. Trikomonas vajinitinin erken doğum tehdidi ya da suların erken gelmesine neden olduğu ileri sürülse de bu henüz kanıtlanmış değildir. Bu şüpheler nedeniyle trikomonas tesadüfen saptandığında anne adayında bir şikayete neden olmasa da mutlaka tedavi edilir. Gardnerella vajiniti (Bakteryel vaginosis) Bu vajinit türü de vajinanın normal florasının doğal bileşeni olan laktobasillerin sayıca azalması ve yerini başta gardnerella vajinalis olmak üzere diğer bazı bakterilerin almasıyla oluşur. "flora" vücudun mukozalarında (barsak, ağız, burun, vajina) ortama zarar vermeden ve hatta bazı önemli işlevleri yerine getirmek için bulunan bakterilerin oluşturduğu topluluktur. Yukarıda normal vajinal floranın mikroskobik görüntüsü yer almaktadır. Laktobasiller siyah çubuk şeklinde gözlenmektedir. Yandaki resimde ise vajinal floaranın bozulmuş şeklinin mikroskobik görüntüsü yer almaktadır. Görüldüğü gibi laktobasiller kaybolmuş, yerini gardneralla bakterileri almıştır. Gardnerella vajinanın normal şartları devam ettiği sürece ve laktobasiller de sayıca normal olduğu sürece vajinada yerleşip çoğalma gücüne sahip değildir. Bakteryel vajinozis enfeksiyonunun en sık görülen belirtisi sarı-gri renkli akıntı ve özellikle cinsel ilişkiden sonra belirginleşen kötü kokudur. Bu koku çoğu durumda balık kokusuna benzer. Bu vajinit türünün meydana gelme mekanizması diğerlerinden farklı olmakla beraber en sık görülen etkenlerden birisi sık sık yapılan vajinal duş uygulamalarıdır. Gebelikte gardnerella vajiniti erken doğum tehdidi, suların erken gelmesi gibi olaylara neden olabileceği gibi koryoamnionit, sezaryen sonrası endometrit gibi ciddi enfeksiyonların oluşumunda da rol oynadığı düşünülmektedir. Bu yüzden mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedavi için gebelikte kullanıma uygun çeşitli ilaçlar vardır. |
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com