|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#236 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,414
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bacağa Vuran Ağrılar ve Bel Fıtığı
Bel Fıtığı Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir. Herhangi bir zorlanmayla ortasında çekirdek ve bunu koruyan kapsülden oluşan disk yırtılır. Çekirdek doku arkaya, kanala doğru fıtıklaşırsa sinirlere baskı yapar ve bel fıtığı oluşur. Bel ağrıları son derece yaygın sağlık sorunlarından biridir. Baş ağrılarından sonra en fazla görülen ağrılar arasında yer alan bel ağrıları insanların yüzde 85’inde yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkar. Bel ağrıları bel fıtığının yanı sıra, karın iç organlarındaki rahatsızlıklar, jinekolojik sorunlar, bazı enfeksiyon hastalıkları, romatizmal hastalıklar gibi nedenlerin yanında omurganın bel bölgesindeki bazı sorunlardan da ortaya çıkabilir. En önemli bel ağrısı nedeni olan bel fıtığını tanımlamak için öncelikle omurganın yapısının ve görevlerinin bilinmesi gerekmektedir. Baştan kalçaya kadar uzanan omurganın, omur denen kemikler ve bunları birbirine bağlayan disklerden oluşmaktadır. Diskler esnek bir yapıya sahip kıkırdak dokudan oluşur. Omurga insan vücudunu ayakta tutarak vücudun yükünü taşır. Gövdenin her yöne hareketini sağlar. İçindeki kanal yapısıyla omuriliği korur. Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Vücut ağırlığını en çok taşıyan burasıdır. Dolayısıyla buradaki diskler daha kolay yıpranır. Disk ortada çekirdek ve bunu koruyan kapsülden oluşur. Herhangi bir zorlanmayla koruyucu kısım yırtılıp çekirdek arkaya kanala doğru fıtıklaşırsa buradan bacaklara giden sinirlere basarak bu sinirlerin çalışmasını engeller ve sonuçta belde ve bacakta ağrı, uyuşukluk, kuvvetsizlik oluşabilir; işte buna bel fıtığı denir. Aşırı kilo ve gebelik bel fıtığı nedeni Sağlıklı yetişkinlerin yüzde 20-30’unda bel fıtığı görülebiliyor. Ancak her bel fıtığı ağrıya neden olmuyor. Bel fıtığının görülme sıklığı açısından kadın ve erkekler arasında bir farklılık gözlenmiyor. Diskin fıtıklaşmasına neden olacak etkenlerin başında, buraya binen yükün miktarının geldiği belirtilmektedir. Aşırı kilo, gebelik gibi vücut ağırlığının arttığı durumlarda diskler dengeli bir şekilde bu ağırlığı bacaklara naklederler. Ani bir hareketle bu dengede bozulma olursa, diskin bir kısmına yük fazla binecektir ve orada fıtıklaşma olacaktır. Yüksekten düşme, trafik kazası gibi nedenlerle de disk fıtıklaşabilir. Ayrıca iltihap, romatizma gibi nedenler de diskin koruyucu kısmını gevşeterek fıtıklaşmaya neden olur. Gebelikte aşırı kilo alımı mevcut olan fıtık keselerinde veya fıtık öncüsü bel lezyonlarında atışa neden olarak bel bölgesinde ağrı ve ayağa vuran siyatik ağrılarına neden olabilir. Gebelikte bel fıtığı doktor kontrolleri altında uygun fizik tedavi,ilaç kullanımı,yatak istirahatı ile tedavi edilmeye çalışılır nadiren cerrahi tedavi yöntemleri uygulanması gerekir.Bel fıtığı mevcut olan gebe hastalarda genellikle sezaryen ile doğum tercih edilmektedir. Bel fıtığının belirtileri Bacak ağrısı beldeki sinirin bası altında bulunduğunun ve fıtığın en sık görülen bulgusudur. Bası altındaki sinirin dağıldığı alanda uyuşukluk görülür. Bacakta sinirin çalıştırdığı adalede kuvvetsizlik, yine aynı adalede çalışmamaya bağlı incelme görülebilir. Bunun yanı sıra idrar ve büyük tuvaleti yapmayı sağlayan sinirler bası altında kalmışsa idrar ve büyük tuvaleti yapamama ve hissetmeme gibi ciddi belirtiler de ortaya çıkabilir. Tanı esas olarak muayene sonucu konulmaktadır. Bası altında bulunan sinire yönelik muayene yapılır. Sırt üstü yatan bir hastada bacak düz olarak yukarı kaldırıldığında bası altındaki sinir gerilmeye bağlı olarak bacaktaki ağrı şiddetlenir. Sinirin dağıldığı alandaki duyu ve karşı taraf aynı alan duyusu karşılaştırılarak uyuşukluk olup olmadığına bakılır. Sinirin çalıştırdığı adalenin gücüne bakılır. Örneğin 5. Sinir kökü ayağın bilekten geriye doğru hareketini sağlar. Bu sinir bası altındaysa bu harekette zayıflık olur. Muayene sonucu sinirin bel bölgesinde bası altında kaldığı kararına varılırsa direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, myelografi gibi görüntüleme yöntemleriyle tanı konulur. Hastaların çoğu ameliyatsız tedavi ediliyor. Bel fıtığı tanısı konmuş hastaların yüzde 80’i ameliyat yapılmadan iyileşiyor. Tedavide ilk olarak yatak istirahatı öneriliyor. Yatak istirahatında amacın, vücut ağırlığını disk üzerinden kaldırmak böylece diskin çekirdeğinin tekrar kendi yerine dönmesini sağlamaktır. İstirahat süresi 15 gündür. Hasta rahat edeceği bir yatakta yatar. Yatma şekli ve sağa-sola dönme hareketleri önemli değildir. Ancak hasta yalnızca tuvalet ihtiyacı için ayağa kalkmalıdır. Hasta yatarken ağrı duyuyorsa, ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar verilir. İstirahat bitiminden sonra hasta rahatsa, bel ve karın adalelerini güçlendirecek egzersiz programına alınır. Ne zaman ameliyat öneriliyor? Günümüzde gelişmiş ameliyat teknikleri ve mikroskoplar sayesinde bel fıtığı ameliyatları başarıyla yapılıyor. Bacakta kuvvet kaybı, idrar ve büyük tuvaletini yapamama ve hissetmeme gibi durumlarda istirahat denenmeden ameliyata karar verilmektedir. Yatak istirahatından fayda görmeyen, 3 aydan daha uzun sürede ağrısı geçmeyen, yılda 4 defadan fazla şikayetleri tekrarlayan hastalarda da ameliyata karar verilir. Bel fıtığı ameliyatları ameliyathane şartlarında genel anestezi ile gerçekleştiriliyor. Konusunda uzman bir hekim tarafından gerçekleştirildiğinde bel fıtığı ameliyatlarındaki risk son derece düşüktür. Yapılan ameliyat tekniğine göre, yüzde 1 oranında tekrarlama olasılığı vardır. Bu durumlarda tekrar ameliyat gerekebilir. Peki, bel fıtığı ameliyat edilmezse ne olur? Bel fıtığı tedavi edilmediği taktirde bası altında kalan sinirler zaman içinde görevlerini yapamaz hale gelir. Sinir kökünün seviyesine göre bacakta hissizlik, felç, idrar ve büyük abdest yapmada sorunlar ortaya çıkar. Bunlar kalıcıdır. Ameliyat yapılsa da bir düzelme görülmez. Bu nedenle ilerleyici his kaybı, kuvvetsizlik gibi şikayetler tespit edildiğinde hızlı bir şekilde ameliyat kararı verilmelidir. Koruyucu önlemler Bel ve karın adalelerini güçlendirmeye yönelik egzersizler yapın. Bu en etkili koruma yöntemidir. Güçlü bel ve karın adaleleri diskin üzerine binen vücut ağırlığının yüzde 30’unu azaltır. Fazla kilonuz varsa verin. Bu sayede disk üzerine binecek fazla yükten kurtulabilirsiniz. Eğilme hareketinde dizlerin kırılması ile bele binen yükün kalçalara dağıtılması gerekir. |
|
|
|
|
#237 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,414
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebelik ve Bel Ağrıları
Gebelik ilerledikçe büyüyen uterusun etkisiyle vücudun ağırlık merkezi değişir. Buna bağlı olarak belde bulunan tüm kasların yükü artar. Bunun yanında başta pelvis kemiklerinde yer alan eklemler olmak üzere tüm eklemlerde hormonların etkisiyle doğuma hazırlık yapmak üzere gevşeme meydana gelir. Tüm bunlar anne adaylarında bel ağrısı şikayetlerinin sık yaşanmasına neden olur. Bel ağrısı şikayetlerini daha az yaşamak için sizin kendi kendinize alabileceğiniz çok etkili önlemler var: Ayakkabı kullanımı: Tüm gebelik döneminiz boyunca alçak topuklu ayakkabılar tercih etmelisiniz. Hem yüksek topuklu, hem de topuksuz ayakkabılar bel kemiklerini birbirine bağlayan ligamentlerin (bağların) üzerine binen yükü artırarak bel ağrısı şikayetlerini artırabilirler. Doğru bir postür ("duruş şekli") ve kaslarınız: Vücudunuza "doğru" şekil vermek, omurga ve belde yer alan kemiklere, kaslara ve ligamentlere (bağlara) ağırlığın eşit bir şekilde dağıtılması açısından çok önemlidir. Doğru bir duruş şekli, kamburunuzu çıkarmadan, ya da omuzlarınızı gereğinden fazla yükseltmeden ve arkaya atmadan oluşan doğal duruş şeklidir. Bu duruş şeklinde "göbeğinizin" çıkmasına serbestlik tanımalı ve vücudunuzdaki tüm kaslara ve özellikle belden yukarıda yer alan kaslarınızın gereksiz yere kasılmasını engelleyecek bir şekil vermelisiniz. ?u andan itibaren günün belli saatlerinde ayakta dururken, yürürken, otururken ya da yatarken tüm vücut kaslarınızı teker teker bilinçli olarak gözden geçirin ve hangilerinin gereksiz yere kasılı olduğunu anlamaya çalışın. Gereksiz yere kasılı duran kaslar bel ağrısı dışında yorgunluk, gerginlik hissi, sırt ağrıları ve uykusuzluğa da neden olabilirler. Bedeninizin taşıyabileceğinden daha ağır nesneler kaldırmamalı, yerden bir nesne alırken vücudunuzu belinizden değil dizlerinizden bükmelisiniz. Bel kaslarınızı güçlendirmek ve bel ağrısını azaltmak için yapabileceğiniz egzersizler: Çömelme egzersizleri: bu egzersizler hem bel ve bacak kaslarınızı hem de doğum yaparken kullanacağınız kasları güçlendirmenize yardımcı olur. Resimde gördüğünüz gibi ayaktayken bir sandalye ya da başka bir sabit nesneden ellerinizle destek alın. Topuklarınızın üzerinde yavaş yavaş çömelin ve çömelme esnasında bacaklarınızı birbirinden hafifçe ayırın. Bu esnada ayak tabanınızın yere tümüyle basmasına dikkat edin. Daha önceden yere koyduğunuz bir nesneyi bu şekilde eğilerek yerden alın ve yine yavaşça doğrularak başlangıçtaki pozisyona dönün. Bu egzersizi her seferinde yorulduğunuzu hissedene kadar (örnek: her seferinde 6-10 kez), günde üç kez uygulayabilirsiniz. Bel ve kalça yükseltme egzersizleri: Aşağıdaki egzersizler belinizde bulunan kas ve ligamentlerin (bağların) esnekliğini artırmak yanında karın kaslarınızı da güçlendirir. Bu da bel ağrınızı gidermesi yanında, vücut şeklinizin "düzelmesine" önemli katkılarda bulunur. Ayakta bel ve kalça yükseltme: sağlam bir yerden (koltuk, sandalye) destek alın. Destek aldığınız yerin yarım metre gerisinde durun ve şekilde görüldüğü gibi dirseklerinizi dik tutarak egzersize başlayın. Kalçanızı kademeli bir şekilde arkaya doğru hareket ettirirken dizlerinizi hafifçe bükün ve karın kaslarınızı gevşetin. Bu konumda birkaç saniye kaldıktan sonra şimdi de belinizi öne doğru almaya başlayın ve sanki biri sizi aşağıdan (kalçalarınızdan) yukarıya kaldırmaya çalışıyormuş gibi kalçanızı yükseltin. Bu pozisyonda da birkaç saniye kaldıktan sonra egzersizin başına dönün. Yatar konumda bel ve kalça yükseltme: Bu egzersizi şimdi de yatar konumdayken uygulayın. Yere uzandıktan sonra dizlerinizi şekildeki gibi bükün ve bel ve karın kaslarınızı kullanarak belinizi yerden yükseltin, bu konumda birkaç saniye kalın ve tekrar istirahat konumuna dönün. Diz-dirsek pozisyonunda bel ve kalça yükseltme: Kollarınız ve bacaklarınızı üzerinde şekildeki gibi çömelin. Bu esnada dirsekleriniz bükülmemeli ve bacaklarınız hafifçe aralanmış olmalıdır. Nefes alırken karın kaslarınızın yardımıyla belinizi şekildeki gibi aşağı çekerek bir kavis verin. Nefesinizi birkaç saniye tuttuktan sonra nefesinizi verirken belinizi yeniden orijinal konumuna getirin. Bu 2. grupta yer alan egzersizleri de her seferinde yorulduğunuzu hissedene kadar (örnek: her seferinde 6-10 kez), yine günde üç kez uygulayabilirsiniz. Bu egzersizler esnasında olağandışı bir ağrı ya da başka bir sorun yaşarsınız doktorunuza mutlaka haber verin. |
|
|
|
|
#238 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,414
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebelik ve Depresyon
Depresyon toplumda çok sık görülmekle beraber, ilk kez depresyonun tanımlanması Hipokrat dönemine kadar eskilere uzanır. Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak kişide kederli ve üzgün bir duygu durum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür. Geçmişte yaşanmış olayların olumsuz ve kötü taraflarını görerek kendisini suçlu ve cezalandırılmış hisseder. Aynı şekilde geleceği de umutsuz ve karamsar görerek gelecek adına çaresizlik düşünceleri iyice pekişir. Kişi hayatından zevk alamaz hale gelerek hatta yaşamanın anlamsız olduğunu düşünecek kadar kendini çökkün hissedebilir. Bu olumsuz bakış günlük hayatına, kişiler arası ilişkilere yansıyarak onun okul ve/veya iş hayatındaki performansının düşmesine neden olabilir. Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on beş gündür devam ediyor olması gerekir. DEPRESYONUN Dİ?ER BELİRTİLERİ NELERDİR ? Önceden zevk aldığı günlük aktivite ve meşguliyetlerden zevk alamama, gün içerisinde sürekli veya günün büyük çoğunluğunda kederli ve üzgün olma, gençlerde ve çocuklarda daha çok çabuk sinirlenme duygu durum değişikliği, uyku azalması, sık sık uyanma, erken uyanma veya çok fazla uyuma, iştahsızlık veya çok aşırı yeme, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon azalması, cinsel istekte azalma, çabuk yorulma, akla gelen ölüm düşünceleri, kendini değersiz -çaresiz- işe yaramaz - beceriksiz - suçlu görme, olayları olumsuz değerlendirme, geleceğe yönelik karamsar düşünceler ve buna benzer belirtiler görülür. Bu belirtilerin tamamı olabileceği gibi, önemli bir kısmı da bulunabilir. ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK EK BELİRTİLER NELERDİR ? Son zamanlarda ders başarısızlığının artması, gün içerisinde aşırı sinirlenme, özellikle iştah artışı şeklinde iştah değişiklikleri, uyku bozukluğu ve aşırı uyuma, okul içerisinde yalnız olmayı tercih etme, daha önceden severek yaptığı hobilerinden uzaklaşma, arkadaşlarından uzaklaşma, üzgün bakış, daha çok sessiz sakin olmayı tercih etme, daha çok odasında yalnız vakit geçirmeyi tercih etme ( uzun süre ), tutturma nöbetleri ve öfke krizleri, kendini diğer arkadaşlarına göre beceriksiz ve başarısız görme, ders çalışmada isteksizlik, son zamanlarda madde bağımlılığı, riskli arkadaş gruplarına katılma vb. DEPRESYON NASIL OLU?UR ? Kişide depresyon oluşması için belli bir kişiyi olumsuz yönde etkileyen stres etkeni veya yaşanan bir olay olabilir. Kişiler arası ilişkilerdeki olumsuzluklarda kişiyi depresyona sokabilir . Özellikle günümüzde psikososyal stres etkenlerinin artması ile toplumu oluşturan bireylerin depresyon geçirme riski artmıştır . Depresyon hiçbir dış etken olmadan da kendi kendine kişide endojen dediğimiz şekli ile zamanla gelişebilir. DEPRESYON TİPLERİ NELERDİR ? Melankolik tipte özellikle sabahları çok yoğun çökkünlük hissi ile beraber hemen her şeye karşı zevk kaybı, aşırı yorgunluk ve halsizlik görülür. Atipik şeklinde ise genellikle uyku ve iştah azalması olan tipik şekilde olanın tersi olarak, uyku ve iştah artışı ön plandadır. Mevsimsel tipte tekrarlayan mevsimle birlikte olan depresyon belirtileri vardır. Tipik olanda ise azalmış uyku,iştah, enerji vardır. DEPRESYONDA BEDENSEL ?İKAYETLER NELERDİR ? Depresyondaki kişi bedensel şikayetler diyebileceğimiz; Baş ağrısı, kas ağrıları, aşırı yorgunluk ve halsizlik, sindirim sistemi rahatsızlıkları, kalp ve dolaşım sistemi şikayetleri, cinsel işlev bozuklukları ve buna benzer bedensel yakınmalar ile de çoğunlukla doktora başvurulabilir. DEPRESYONUN AİLEYE ETKİSİ NELER OLABİLİR ? Depresyon durumu aile üyelerinden birisini etkilediği zaman, etkileşim durumunda olan aile bireyleri ister istemez bu durumdan etkilenecektir. Aile üyelerinden herhangi birindeki depresyon hali genelde ailenin de genel atmosferini daha karamsar ve olumsuz hale getirebilir. Depresyondaki aile bireyinin diğer aile bireyleri ile ilişkileri bozulabilir. Örneğin evde babanın depresyondan etkilenmesi onun mesleki performansının azalmasına, işlevselliğinin azalmasına, evine ve ailesine daha az ilgi göstermesine, evdeki anlaşmazlı, tartışma ve sıkıntıların artmasına, ailenin sosyal aktivitelerinin azalmasına, çocuklarda aile içindeki gerilim ve sıkıntılardan dolayı kaygı belirtilerinin oluşmasına (tırnak yeme, altını ıslatmaya veya kirletmeye başlatma, kekeleme, tik bozuklukları, uyku ve iştah bozuklukları vb) yol açabilir. DEPRESYON TEDAVİSİ NASILDIR ? Depresyon tedavisi son zamanlarda daha kolay hale gelmiştir. Genellikle ve çoğunlukla kullanılan tedavi yaklaşımı ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinde ''serotonin '' ve '' noradrenalin'' üzerinden etki yapan antidepresan dediğimiz ilaçlar kullanılır. Aynı zamanda bilişsel olumsuzlukları ve öğrenilmiş çaresizlik düşüncelerini gidermek ve tedaviyi hızlandırmak için psikoterapiye de ihtiyaç olabilir. Nedene yönelik olarak psikososyal stres faktörlerinin de ortadan kaldırılması süreç içerisinde iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bu dönem içerisinde kişinin hayatını mevcut depresyonun ez az şekilde etkilemesi için, durumun bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi ve vakit geçirilmeden tedaviye başlanması önemli olabilmektedir. |
|
|
|
|
#239 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,414
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebelik ve Gece Krampları
Neden? Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde bacaklarda ortaya çıkan krampların temelinde büyüyen uterusun toplardamar sisteminde yarattığı bası ve buna bağlı gelişen dolaşım problemleri yatar. Kalsiyum ya da magnezyum nisbi (gebelikte kanın "sulanmasına bağlı) eksikliğinin kramp oluşumunda etken olduğu düşünülmektedir. Kramplar sıklıkla yatakta ortaya çıkarlar. Öneri: Çeşitli egzersizlerle, masaj, bölgesel sıcak uygulama gibi önlemlerle, dinlenmeyle, kalsiyumdan zengin dengeli beslenmeyle bu krampların hafiflemesi mümkündür. Krampları çözmek için iki egzersiz önerisi: Ellerinizi sağlam bir yere yaslayın. Kramplı olan bacağınızı dizden bükmeden, yerde kaydırabildiğiniz kadar geriye doğru kaydırın. Bu esnada diğer bacağınızı dizden bükebilirsiniz. Son aşamaya geldiğinizde (yani zorlandığınızda) bacağınızı bu pozisyonda tutabildiğiniz kadar tutun. Bu esnada gerili olan bacağınızı "yaylandırarak" hareket ettirin. Yere uzanın. Eşinize bir elini kramplı olan bacağınızın dizine bastırmasını, diğer elini de ayak tabanınızı size doğru germesini söyleyin. Bu egzersizde ayağınız bacağınızla 90 derecelik bir açı oluşturur. Bu esnada baldırlarınızda hafif bir ağrı duymanız normaldir. Eşiniz ayağınızı yumuşak hamlelerle ileri geri hareket ettirdiğinde kramplarınızın hafifleme olasılığı yüksektir. ?ikayetlerinizin geçmemesi durumunda doktorunuzun önerisiyle kullanacağınız kalsiyum veya magnezyum içeren ilaçlar yardımcı olabilir. |
|
|
|
|
#240 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,414
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebelik ve Göğüslerden Süt Gelmesi
Özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra göğüslerinizden süte benzeyen bir sıvı gelebilir. Prolaktin hormonu salgısına bağlı olarak üretilen ve kolostrum adı verilen bu sıvı esas süt yapımına hazırlık aşamasında üretilen bir sıvıdır. Gebelikte göğüslerden süt gelmesi ileri inceleme ve tedavi gerektiren bir durum değildir. Prolaktin hormonu gebeliğin 8. haftasından itibaren kanda artmaya başlar. Bu artışın amacı kadını bebek doğar doğmaz emzirebilir duruma getirmektir. Prolaktin hormonu bu amaçla gebelikte meme dokusunun büyümesini uyarır ve memelerde halk arasında ağız (veya ağız sütü) olarak bilinen kolostrum adı verilen ilk sütün üretimini sağlar. Bazı kadınlarda kolostrum memelerden henüz gebelik döneminde salgılanabilir ve bunun normal olduğu kabul edilir. Memelerdeki bu değişim hormonların etkisi ile olmaktadır, göğüslere gelen kan akışı hızla artar, bu da gerilme ve duyarlılık hissine neden olur. Gebelik ilerledikçe östrojen, progesteron ve prolaktin hormonlarının artışına bağlı olarak süt kanalları büyür ve gelişir. Bazı anne adaylarında son aylarda (20. haftadan itibaren) süte benzer bir sıvı akışı olabilir. Bu durumda göğüsleri sıkmamak gerekir, olağan bir durumdur. Göğüslerinizden gelen sıvının süte benzemediği hissini taşırsanız bu durumu doktora iletin. Meme uçlarınızı kontrol amacıyla asla sıkmayın. |
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com