Forum TR
Go Back   Forum TR > Danışman > Sağlık
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Sağlık Sağlıklı yaşamla ilgili ansiklopedik bilgiler edinebilirsiniz.

Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 11-10-05, 02:19   #231 (permalink)
Adminwww.frmtr.com - Dünyanın En Büyük Türkçe Forumu
 
Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yaş: 28
Mesajlar: 17,403
Rep Puanı: 71266521
Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 5000000
Varsayılan Cvp: Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)


Bebek Hareketlerinin Sayılması

Bebek hareketleri fetal iyilik halinin belirlenmesinde kullanılan en eski yöntemdir. Bebek hareketlerinin oluşması ve koordine edilmesi kompleks bir sinir sistemi olayı olduğundan fetusun iyilik halini hassas bir şekilde ortaya koyabilir.

Her bebeğin kendine özgü bir hareket etme alışkanlığı vardır ve bu hareket etme alışkanlıklarındaki bir değişiklik anne adayı tarafından kolaylıkla fark edilir. Her anne adayının bebek hareketleri konusunda duyarlı olması ve bebeğinin oynaması azaldığında bunu doktoruna bildirmesi gerekir. Anne adayının bebek hareketlerinin belirgin şekilde azaldığını ifade etmesi her kadın doğum uzmanı tarafından ciddiye alınan bir durumdur.

Tanım
Ona kadar sayma yöntemi bebek hareketleri temel alınarak geliştirilen ve anne adayının kendisinin uygulayabileceği basit bir testtir.

Hangi durumlarda uygulanır?

Bu test genellikle fetal distres gelişme olasılığı yüksek olan fetuslarda uygulanır. Bebek hareketleri günün değişik saatlerinde önemli değişiklikler gösterir ve iş yaşamı yoğun olan anne adayları bebek hareketlerine tam olarak konsantre olamadıklarından normal oynamakta olan bebeği hissedemeyebilirler. Bu da anne adayının endişelenmesine neden olabillir. Önerimiz bebek hareketlerinin genel olarak her anne adayı tarafından izlenmesi ve azaldığını hissettiğinde anne adayının durumu doktoruna bildirmesidir. Ona kadar sayma yöntemi bebek hareketlerinin azaldığını düşünen ancak bundan tam emin olmayan anne adayları için sakin bir köşeye çekilip gerçek bir azalma olup olmadığının belirlenmesi için kullanılabilir.

Uygulanması

Testte anne adayının günde bir kez günün her hangi bir saatinde tercihen akşam saatlerinde bebek hareketlerine konsantre olması istenir. Bebeğin on kez hareket etmesine kadar geçen süre kaydedilir. Bebeğin hıçkırık hareketleri değerlendirme dışı bırakılır. 10 kez hareket etmesi bir saatten daha uzun sürerse doktora haber vermesi istenir.

Yorumlanması

Bebek hareketlerinin azalması gebeliğin ilerlemesiyle birlikte meydana gelen selim bir hadise olabileceği gibi fetal disres belirtisi de olabilir. Ancak gebeliğin hiç bir döneminde bebek hareketlerindeki azalma belli bir sınırın altına düşmez. Bu yüzden ona kadar sayma yönteminde on hareket için geçen sürenin bir saatin üzerinde olması durumunda mutlaka NST ile ileri inceleme yapılmalıdır. Tüm antenatal iyilik hali testlerinde olduğu gibi ona kadar sayma metodunda da bebek hareketlerinin iyi çıkması kordon sarkması ya da ablatio (plasentanın erken ayrılması) gibi ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen olayları ve doğum sonrası gelişmesi muhtemel problemleri tahmin edemez. Ayrıca polihidramnios (bebeğin sıvısının fazla olması) durumunda bebek hareketleri normal olmasına karşın anne adayı tarafından hissedilemeyebilir.
Dr Yucel çevrimiçi  
Eski 11-10-05, 02:20   #232 (permalink)
Adminwww.frmtr.com - Dünyanın En Büyük Türkçe Forumu
 
Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yaş: 28
Mesajlar: 17,403
Rep Puanı: 71266521
Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 5000000
Varsayılan Cvp: Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)


Spiral ve Gebelik

Tüm uygulamalarda olduğu gibi spiral kullanımının da başarısız olma olasılığı vardır. Doğum kontrol yöntemleri söz konusu olduğunda başarısızlık gebelik ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

RIA kullanımında görülen gebeliklerin önemli bir kısmı araçın düşmesi ve düştüğünün fark edilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Nadiren RİA yerindeyken de gebelik oluşabilir. Böyle bir durumda oluşan gebeliğin düşükle sonlanma olasılığı %50'dir. Ancak gebelik fark edildiği anda spiral çıkartılırsa bu oran %25'e düşmektedir. Gebelik devam ettiği halde spiralin çıkartılmaması ise anne adayının hayatını tehtit edebilecek düzeyde ve şiddette bir enfeksiyon riskini de beraberinde taşır. Bu nedenle eğer spiralin ipi görülemiyorsa ya da ultrasonda yeri saptanamıyorsa kürtaj düşünülmesi gereken bir yaklaşım olmalıdır.

Gebelik devam ederken spirali yerinde bırakmak amniyon zarının erken açılması riskini de beraberinde getirir. Bu durumda erken doğum kaçınılmaz olacaktır.

RİA kullanımı ile doğumsal anomali riski arasında bir ilişki bugüne kadar saptanamamıştır. Bu konuda bazı iddialar ortaya atılmış olsa da bu risk RİA kullanan ve kullanmayan kadınlarda aynıdır.

RİA- DI? GEBELİK İLİ?KİSİ

Halk arasındaki yanlış bir inanış da spiralin dış gebeliğe neden olduğudur. Bu kısmen haklı sayılabilecek bir inanıştır. Çünkü spiral kullanırken hamile kalanların önemli bir kısmında dış gebelik görülmektedir. Ancak spiralin dış gebelik riskini arttırdığı doğru değildir. Tam tersine spiral dış gebelik riskinde azalmaya neden olur.

Spiral kullanımı gebelik şansını çok azalttığı için doğal olarak dış gebelik görülme oranlarını da azaltmaktadır. Buna karşın bir gebelik ortaya çıktığında bunun dış gebelik olasılığı yüksek olmaktadır. Bu nedenle spiral kullanan bir kadında adet gecikmesi ortaya çıkarsa aksi kanıtlanana kadar dış gebelik olarak kabul edilmelidir.
Dr Yucel çevrimiçi  
Eski 11-10-05, 02:21   #233 (permalink)
Adminwww.frmtr.com - Dünyanın En Büyük Türkçe Forumu
 
Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yaş: 28
Mesajlar: 17,403
Rep Puanı: 71266521
Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 5000000
Varsayılan Cvp: Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)


Gebelikte Aşerme

Anne olanlar çektikleri, baba olanlar da şahit oldukları için pek çok insanın yaşadığı bu hâdiseyi çok iyi bilirler. Meselenin aslını bilmeyen bazıları; "yine kim bilir ne yedin?" diye hanımını suçlar. Hanımlar da kendi aralarında konuşurken; "Aman benim hâmileliğim çok sıkıntılı oluyor" diyerek tekrar çocuk sahibi olmak istemediklerini söylerler. Bazıları da kış ortasında karpuz, yazın portakal isteyerek etraflarındakileri seferber ettiklerinden söz ederler. Mide bulantısı, kusma veya belli gıdalara karşı aşırı isteklilik veya isteksizlik olarak bilinen, hâmileliğin göstergesi olan belirtiler, halk arasında aşerme deyimi veya sabah hastalığı ile ifade edilmektedir. Aşerme belirtileri genellikle hâmileliğin ilk üç ayı içinde (7-12 haftalar arası) müşahede edilir. Aşermenin klinik göstergesi olan bulantı ve kusmaların şiddeti, bünyeden bünyeye ve beslenme muhteviyatına bağlı olarak değişir. Hâmile kadınların çoğunda bulantı ve kusma şikâyetleri, hâmileliğin dördüncü ayından itibaren kesilir. Çok az kadında bu şikâyetler dördüncü ve beşinci aya kadar uzayabilir.
Son yıllarda yapılan araştırmalar bu hâdisede kudreti ve rahmeti Sonsuz Yaratıcının çok hikmetlerle perdelenmiş bir şefkatini ortaya çıkardı. Evet, aşermek bir sıkıntı veya hastalık değil, tam aksine yavruyu koruyan bir fizyolojik kalkandır.

Normal seyreden aşermelerin, hem anne hem de gelişmekte olan cenin için çok faydalı olduğunu gösteren araştırmalar, ilk anda şaşkınlıkla karşılandı. Bugüne kadar, eğer aşerme çok şiddetli yoğun kusmalara yol açıyorsa; tuz, vitamin eksikliklerine ve vücut sıvılarının dengesinin bozulmasına yol açabileceğinden tedaviye gidilmelidir, deniliyordu. Bu şiddetli bulantı ve kusmalar, tıp dilinde özel bir sendromla (hyperemesis gravidarum) ifade edilir.

Aşermeye ne sebep olur?

Aşermenin kesin sebepleri tam bilinmemekle beraber, hâmilelikle meydana gelen hormonal değişikliklerin veya kan şeker seviyesindeki değişmelerin önemli rolü olduğu bilinmektedir. Hâmileliğin başlangıcında artan ve anne ile yavru arasındaki alış-veriş yolu olan plasentadan salınan östrojen, anne adayının koku alma duyusunun hassasiyetini artırır. Bu açıdan östrojen bakımından daha zengin olan hâmile kadınlar, ilk üç ayda erkeklere nazaran daha iyi koku alırlar. Östrojen ve progesteron hormonları ayrıca beyin sapındaki "kemoreseptörleri aktive edici bölgenin" hassasiyetini artırarak kandaki çok az (eser) miktarda bulunan toksinlerin (zehirlerin) keşfedilmesini sağlar. Beynin bu bölgesi kanda bulunan toksinin farkına vardığında, bulantı ve kusma hislerini harekete geçirir. Helicobacterpylori isimli bakterinin de ciddi bulantı ve sık kusmaların ortaya çıkışında rol aldığına dair raporlar vardır.

Mide bulantısı ve kusmanın, genel olarak bünyenin yabancı cisimlere karşı geliştirdiği bir savunma sistemi olduğu göz önüne alınırsa, aşermenin; bulantı, kusma gibi klinik belirtilerinin bir hastalık olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmalı hale gelmektedir. Östrojen, pro-gesteron ve diğer hormonlardaki değişiklikler, vücudun bu koruyucu sistemle birlikte ortaya çıkardığı nörohormonal cevaplardır. Aşerme sendromlarına sahip olan ve olmayan hâmile kadınlar üzerindeki son araştırmalar, aşermeye, artan hormonların seviyesinin sebep olamayacağını göstermektedir. Ayrıca hâmilelik esnasında bir kadın belli gıdalara karşı tiksinti veya bulantı hissi geliştirirse, bu şikâyeti ortadan kaldırmanın hâmileliğe ve cenine herhangi bir olumlu katkı sağladığına dair bir bilgi de henüz yoktur. Aksine son araştırmalar, bu rahatsızlığın bir hastalık durumundan ziyade, annenin rahminde gelişmeye başlayan cenin için önemli faydaları olan bir korunma sistemi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu konuya 1995 yılında ilk dikkati çeken Margie Profet (The University of California at Berkeley), olmuştu.1 Bu araştırmacı, aşermenin insan bedeninin içinde mucizevî bir şekilde geliştirilen yeni canlıyı muhtemel tehlikelerden sakınmaya müteveccih ilâhî bir rahmet mekânizması olduğunu ve cenini gıdalardaki tabii toksinlerden koruduğunu öne sürmüştü. Tespit ve iddialara göre aşerme sendromlarıyla hâmileliğin kritik dönemlerinde belli gıdaları yemekten uzak kalan bir kadının, sağlıklı bebek dünyaya getirme şansı oldukça artmaktaydı.

Doğumla birlikte gelen sakatlıklar, günümüzde de oldukça önemli bir yer tutar. Sadece Kuzey Amerika'da yıllık doğumların yüzde iki ila üçü ciddi doğum sakatlıklarına sahiptir. Doğuştan gelen ve hâmilelik döneminde oluşan bu sakatlıkların bir kısmının genetik sebepleri bilinmesine karşılık, en az üçte ikisinin sebepleri bilinmemektedir. Profet'in yaklaşımına göre bunun sebebi, hâmilelik esnasında şuursuzca ve ölçüsüzce alınan gıdalarla aşerme sendromu göstermeyen kadınların rast gele yedikleri yiyeceklerdir.

Cornell Üniversitesi'nde araştırmacı olan Paul Sherman ve arkadaşları, hâmile kadınların en az % 80'inin aşermesinin önemli hikmetleri olduğunu 2000 yılında oldukça ikna edici delillerle ortaya koydular.2 Biyolojik bedenin belli gıdalara karşı aşırı hassasiyetinin hikmeti, hem anneyi hem de cenini, besinlerdeki muhtemel tabiî toksin ve mutagenlerden (mutasyon yapıcı zararlı maddeler) korumak olduğunu Sherman ve ekibi de doğruladı. Hâmileliğin başlangıç döneminde bulantı ve kusma hisleri (aşerme), potansiyel olarak toksin riski taşıyan gıda ve sebzeleri, annenin yemesine mani olmaktadır. Akıldan ve ilimden mahrum birçok hayvanın sevk-i İlâhî ile bazı gıdaları bulup yemesi gibi bir şefkat ve rahmet, gelişmekte olan masum bir insan yavrusu için de ihsan edilir.

Hâmilelikte bulantı ve kusmayla karakteristik aşerme sendromunu yaşayan kadınların düşük yapma ihtimalinin çok düşük; aşerme sendromu yaşamayan hâmilelerin ise, düşük yapma ve sakat bebek doğurma risklerinin oldukça yüksek olduğu da ortaya çıkarılmıştır. Flaxman ve Sherman bu yorumlarını yapabilmek için 16 ülkeden 79.000 hâmile kadını içine alan 56 araştırmanın sonuçlarını analiz etmiştir. Hâmile kadınların % 65'inde en az bir gıdaya karşı tiksinti, geğirme ve bulantı hisleri gelişmişti. Aşeren hâmilelerin % 16'sı kafeinli içeceklere karşı tiksinti duyarken, % 8'i ise; brokoli, lâhana gibi sebzelere ve çiçeklere, % 4'ü de baharatlı ve acımtırak yiyeceklere karşı bulantı ve tiksinti hissi geliştirmiştir. Enteresan olan husus, bu sebzelerin ve baharatlı yiyeceklerin hepsinin yapılarında tabiî toksinlerin bulunmasıdır. Sebzelerdeki tabiî toksinler, bitkilerde hastalık yapabilecek ve zarar verecek mikroorganizma ve böceklere karşı, bitkinin korunması için rahmet ve şefkatin ayrı bir boyutu olarak sentez edilmektedir. Ancak bu sebzeler, hiç bir korunma sistemi olmayan ve hızlı bir çoğalma sürecinde olan cenine de zarar verme riski taşıdığından, annenin bünyesinde oluşan bulantı ve tiksinti hissiyle bu yiyeceklerin bünyeye alınması engellenmekte ve bebeğin sağlıklı gelişmesine yardımcı olunmaktadır. Aşeren hâmilelerin % 28'lik kısmında ise; hayvanî gıdalara karşı bir tiksinti ve bulantı hissi ortaya çıkmaktadır. Cornell Üniversitesi'ndeki araştırmacılar 27 farklı toplumdaki aşermeyle ilgili kayıt ve bulguları da karşılaştırarak, tespitlerini güçlendirmişlerdir. 27 toplumun 7 tanesinde aşerme olayı vardı, ama klinik bir problem olarak görülmüyordu. Çünkü bu kişiler, etten ziyade mısır, pirinç ve patatesle beslenme alışkanlığına sahiptiler. 20 toplumda ise aşermeyle ilgili klinik şikâyetler yaygındı. Sebebi ise, bu toplumların beslenme alışkanlığı, et ve hayvanî gıdalar ağırlıklıydı. Etle beslenen hâmile kadınlarda embri-yonun gıdası etteki proteinlerden sağlanacağı için, etteki muhtemel hastalık yapıcı mikroorganizmaların ve parazitlerin cenine zarar vermesi söz konusudur. Onun için annenin, bu gıdaları bünyesine almasının engellenmesi gerekir. Bunun için de annenin tat ve koku alma hassasiyeti, gebeliğin başlangıcında bir kaç yüz misli artırılarak, potansiyel tehlike taşıyan gıdalara karşı bir tiksinti ve bulantı hissi oluşturulmaktadır.

Çoğu hâmile kadına göre bu bulantı ve tiksinti hissinin başlayıp ve bitmesi, aniden ortaya çıkan ve kaybolan bir durum olmasına rağmen, hâmilelik süreci açısından oldukça mânâlıdır. Aşerme ile ilgili şikâyetlerin en yoğun olduğu dönem, aynı zamanda hâmileliğin en kritik dönemidir. Gebeliğin bu ilk üç ayında, organlar oluştuğundan embriyonun kimyevî maddelere en fazla hassas olduğu süredir. Bu dönemde hayatî ve mucizevî bir değişiklik yaratılarak, annenin bağışıklık sistemi, embriyonu red etmemesi için baskılanır. Bu sâyede embriyon reddedilmeden rahmin (uterusun) duvarına ağacın toprağa kök salması gibi sıkıca yapıştırılır. İmmün sistemin baskılanması yavru açısından çok önemli bir avantaj iken, anne için hastalık yapıcı mikroplara karşı açık ve hassas hale gelmesi bir dezavantajdır. Bağışıklık sisteminin baskılandığı bir dönemde hâmile annenin bozulmuş gıdaları ve potansiyel olarak parazit ve hastalık yapıcı mikroorganizmalar taşıyan gıdaları almaması için, annenin beyindeki koku ve tat reseptörleri (alıcılar) çok hassas hale getirilir.

Kahve kokusuna karşı oluşan tiksinti ve bulantı hissi, hâmileliğin önemli bir işaretidir. Kahvede binden fazla tabiî zehir bulunur. Kafein bunlardan sadece biridir. Bitki çaylarında da, baharatlar gibi tabiî toksinler çok boldur. Vitamin bakımından zengin havuç; psoralin olarak bilinen kimyevî maddeyi, mantarlar; hydrazini, fesleğen otu (Ocimum sp.); genetik mutasyonlara yol açan estragol isimli toksik maddeyi, kırmızı lâhana, çiçek, ve beyaz lâhana gibi sebzeler; l-isothiocyanate isimli mutasyon yapıcı maddeyi, patetes ve domatesin kabuğu da; solanin ihtiva eder. Bu bitkiler, söz konusu toksik maddeleri kendilerini düşmanlarından korumak için üretirler. Meselâ hâmile keçi-ler, acı bakla (Lupinus sp.) olarak bilinen tabiî toksin bakımından zengin otsu bitkiden çok miktarda yerlerse, yüksek sıklıkta sakat yavru doğurmaktadırlar. Bu sebze ve meyveleri yiyen insanlar, karaciğerlerinde bulunan detoksifiye edici (zehir yapısını bozucu) enzimler sayesinde, bu gıdaların zararlı tesirlerinden korunmuş olurlar. Ancak bu tabiî toksinler anne rahminde gelişen embriyon için oldukça tehlikelidir. Çünkü hâmileliğin ilk üç ayındaki embriyon, bu tabiî zehirleri zararsız hale getirecek sistemlere ve fizyolojik mekânizmalara henüz sahip değildir. Annenin aldığı ve tabiî toksinleri de ihtiva eden bu gıdaların, gelişen ve hızla çoğalan embriyonda tahribata yol açması kaçınılmaz bir durumdur. Çözüm olarak annenin bu çeşit gıdaları vücuduna almaması gerekir. Bunun için de annenin koku ve tat reseptörleri (alıcıları) aşırı derecede hassas hale getirilir.3

Baharatların içindeki müessir maddelerin bir çoğu antimikrobiyal ve antiparazitik olduğundan baharatların yemeklerde kullanılması, erişkinler ve hâmile olmayan insanlar için koruyucu bir tesir sağlamaktadır. Bilhassa sıcak iklimlerde yaşayan insanların (Urfa-Adana bölgesi gibi), bol baharatlı ve acılı yemekler yemesi oldukça isabetlidir. Çünkü etlerin sıcakta bozulma riskinin yüksek olması ve potansiyel patojen (hastalık yapıcı) organizma bulundurma tehlikesi, bol acılı baharatlar kullanılarak azaltılmaktadır. Yemeklere konan bol acılı baharatlar, bir nevi dezenfektan işlemi görmektedir. Normal sağlıklı insanlar için geçerli bu durum, hâmile kadınlar için ise önemli bir risk unsurudur. Çünkü baharatların çoğu, antimikrobiyal maddeler yanında tabiî zehirler de bulundurmaktadır. Bu tabiî toksinlerin çoğu mutagenik özellik gösterdiğinden hızlı hücre bölünmesi ile büyüyen ceninin genomuna (genetik programına) zarar verme ihtimali çok yüksektir. Hâmile kadına baharatlı yiyeceklere karşı da bir tiksinti ve bulantı hissi verilerek, yavru, baharatların bu muhtemel tehlikelerinden korunmaktadır. Yetişkinlerde ve hâmile olmayanlarda ise; bu toksinlerin zararı karaciğerdeki sitokromlardaki detoksifiye edici (zehir parçalayıcı) enzimler tarafından yok edilmektedir. Ayrıca hâmile olmayanların bir embriyon kadar hızlı çoğalan ve mutagenik tesirlere karşı aşırı hassas organlara sahip olmamaları da ilâve bir koruyucu mekânizmadır.

Aşerme döneminde hâmile kadınların en fazla tiksindikleri ve canlarının çekmediği yiyeceklerin başında; et, balık, tavuk ve yumurta gibi gıdalar gelir. Bu gıdaların (modern hijyenik saklama ve gıda ambalajlama şartları hariç tutulursa) hastalık yapıcı mikroorganizmaları ve parazitleri taşıma ihtimali oldukça yüksektir. Meselâ protozoa'lardan toxoplasma para-zitine, bozulmaya başlayan gıdalarda bol rastlanır (kedilerden bulaşır). Hâmileliğin ilk dönemlerinde gıdalarla alınırsa, annede enfeksiyona ve düşüklere yol açabilir. Bu açıdan hâmileliğin ilk üç ayında gözlenen aşerme durumu, anneyi ve çocuğu bütün bu muhtemel tehlikelerden koruyan fıtrî bir savunma sistemidir. Artık birçok tıp doktoru İngilizce'de "morning sickness-sabah hastalığı" olarak tarif edilen aşermenin, hastalık olarak isimlendirilmesini yanlış bulmaktadır. Aşerme; hastalık değil, anne ve çocuğa şefkat ve merhametin açık bir tecellisinin sahnelendiği fizyolojik uyum hadiseleridir. Dolayısıyla artık hamile hanımların mide bulantıları için aldıkları ilâçlara hiç gerek olmadığı gibi bir durumla karşı karşıya kalmaktayız. Geçmişte bu durumu bir hastalık kabul edip, birçok ilâç kullanan ve bu ilâçlardan dolayı sakat çocuk doğuran zavallı hanımlara şimdi daha çok üzülüyoruz. Keşke bu araştırmalar daha önce yapılsaydı ve aşermenin Rabbimizin verdiği bir nimet olduğu anlaşılabilseydi. Fakat bunun için önce kâinata ve insana bakışımızın değişmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.

Kısacası, hâmileliğin ilk üç ayında gözlenen aşerme hâdisesi, yukarıdaki bilgiler ışığında, hastalık olarak görülmemeli ve tersine hâmileliğin sağlıklı gelişiminin bir göstergesi kabul edilmelidir. Kadının hâmile kalmasıyla başlayan fizyolojik ve psikolojik değişikliklerin, aynı zamanda Yüce Yaratıcının hem cenine, hem de anneye hususî merhamet ve şefkatinin sebepler dairesinde bir tecellisinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Hâmileliğin ilk üç ayından sonra riskli dönem büyük ölçüde atlatıldığından (immün sistemdeki baskının kalkması ve embriyonun organlarının gelişiminin büyük ölçüde tamamlanması gibi) tabiî olarak aşerme şikâyetleri de kaybolmakta ve anne normal beslenme düzenine geri dönmektedir.
Dr Yucel çevrimiçi  
Eski 11-10-05, 02:22   #234 (permalink)
Adminwww.frmtr.com - Dünyanın En Büyük Türkçe Forumu
 
Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yaş: 28
Mesajlar: 17,403
Rep Puanı: 71266521
Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 5000000
Varsayılan Cvp: Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)

Gebelik ve Artmış Tükürük Salgısı

Pityalizm, gebelik sırasında tükürük salgısının fazla miktarda mineral içermesine bağlı olarak yoğunluğunun artması sonucu ağızda metalik acı bir tat oluşmasıdır. Bu rahatsızlık gebeliğin ikinci veya üçüncü haftasında birden bire başlamasıyla karakterizedir. Gebeliğin ilk üç ayında azalıp kendiliğinden kaybolabilir. Ancak gebeliğin sonuna kadar devam eden vakalar mevcuttur.Tükürük salgısındaki yoğunluk yutmayı güçleştirir ve sık tükürme ihtiyacının yanında, bulantı-kusmaya neden olabilir. Ağızda ve özellikle dilde kuruluk, tükürük bezlerinde şişlik, ağızda tahriş ve konuşmada zorlanma olabilir.

Bu durumu oluşturan nedenler tam olarak bilinmemekle birlikte gebelik hormonlarının artması ve gebelikte oluşun bulantı nedeniyle yutmada isteksizliğin sebep olabileceği belirtilmektedir.

Alınacak Önlemler:

Pityalizm in bilinen kesin tedavisi olmadığından belirtilere yönelik tedavi yapılması önerilmektedir. Bu maksatla ağız hijyenine önem verilmesi ve salgı azaltıcı ağız sıvılarının kullanımı faydalı olabilir. Nişastalı hamur işi yiyeceklerinin kullanımının kısıtlanması ve dengeli beslenme önerilebilir.

Eğer aşırı tükürük salgısı varsa hekime müracaat edilerek ağız yaraları, bademcik iltihabı, mide, pankreas ve karaciğer hastalıklarına yönelik ileri tetkiklerin yapılması ve ona göre tedavi edilmesi önerilebilir
Dr Yucel çevrimiçi  
Eski 11-10-05, 02:22   #235 (permalink)
Adminwww.frmtr.com - Dünyanın En Büyük Türkçe Forumu
 
Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yaş: 28
Mesajlar: 17,403
Rep Puanı: 71266521
Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11Dr Yucel Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 5000000
Varsayılan Cvp: Jinekoloji (kadın hastalıkları ve dogum)

Gebelikte Ayaklarda ve Ellerde şişme

Nedenleri
Gebelik ilerledikçe hücrelerarası sahada sıvı miktarı artar ve bu da dokuların daha "şiş" hale gelmesine neden olur. Özellikle ayak bilekleri gibi uterus basısı nedeniyle oluşan dolaşım yavaşlamasından çok etkilenen bölgelerde ödem adı verilen şişlikler ortaya çıkar. Ödemli bölgeye parmakla basıldığında bu bölgenin kolayca içe göçtüğü ve bir çukurluk oluştuğu, bu çukurluğun bir süre değişmeden kaldığı gözlenir. Ödemler çalışanlarda özellikle akşam saatlerinde daha belirgindir ve istirahatle hafifler.

Öneri: Ayaklardaki şişmeleri etkili bir şekilde önleyecek bir tedavi yöntemi yoktur. Eskiden uygulanan tuz kısıtlaması, idrar söktürücü ilaç kullanımı gibi öneriler artık çağdışı olarak kabul edilmektedir. Zira ayaklardaki ödem gebeliğin fizyolojik değişiklikleridirler. Ancak ellerde, yüzde ve diğer bölgelerde oluşan şişliklerin preeklampsi habercisi olabileceğini unutmayın.

Gebelikte eelrde ve ayaklarda şişme problemleri genellikle önemli bir probleme bağlı olmayabilir protein eksikliğine bağlı olarak özellikle ayaklarda şişlikler oluşur protein takviyesi ile bu sıkıntılar azaltılabilir fakat öncelikle gebelik hipertansiyonu ve böbrek rahatsızlıkları gibi gebelikte hayati tehlike yaratabilecek rahatsızlıklar ekarte edildikten sonra semptomatik tedavi yöntemleri uygulanabilir

Eller ve ayaklardaki şişlikler aşırı kilo alımı ile beraber seyrediyors gebelik diyabeti ve gebelik hipretansiyonu mutlaka araştırılması gereken hastalıklar olarak araştırılması gerekir.
Dr Yucel çevrimiçi  
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 23:02
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477