|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#61 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebe muayenesi
Gebelik muayenesinde amaç istenenler gebeliğin annenin sağlığını bozmadan sağlıklı bir bebeğin doğumu ile sonlanmasını sağlamaktır. normal gebelik son adet tarihinden sonra ortalama 280 gün veya 40 hafta sürer. GEBELİK SÜREÇLERİ NELERDİR? Gebelik klasik olarak 13-14 er haftalık 3 dönemde izlenir. Her döneme trimestır denir. 0-14 hafta=1'nci trimestır 15-28 hafta=2'nci trimestır 29-42 hafta=3'nçü trimestır DÜZENLİ YAPILACAK TESTLER 1nci Muayene * Gebeliğin tanısı ve görüntülenmesi * Kan sayımı * İdrar testleri * Kan grubu saptanması ve kan uyuşmazlığının saptanması * Hepatit,bel soğukluğu ve kızamıkçık enfeksiyonları için tarama * Vajenden örnek alınması 2nci Muayene * Bu muayene 3 aylık iken yapılmalı * 11-12. haftalarda bebeğin ense kalınlığına ultrasonografi ile bakılır * Gereğinde bebeğin doğumsal hastalıklarını saptamaya yönelik testler yapılır * Gereğinde bebek alınabilir 3üncü Muayene * 15-16ncı haftalarda 3'lü tarama testi yapılır. * Ayrıca gerekli ise gebelik kesesi içinde su alınarak doğumsal hastalılar saptanabilir 4üncü Muayene * 18-20nci haftalarda ultrasonografi ile doğumsal hastalıklar saptanabilir * Gereğinde bebeğin kan örneklemesi yapılır.(kordosentez) 5inci Muayene * 26-28nci haftalarda oral glukoz tarama testi ile şeker hastalığı saptanabilir. * Kan uyuşmazlığı için aşılama yapılır * Kan sayımı yapılır. 6ncı Muayene * 32-36ncı haftada bebeğin gelişimi ve gebelik kesesi içindeki pozisyonu incelenir. Bunların yanı sıra her muayenede; Tam kan, nabız, kilo artışı, ultrasound ile gerekli ölçümler ve vücutta oluşacak şişliklere bakılır. DÜZENLİ MUAYENE SIKLIĞI NE OLMALIDIR? Muayene sıklığı ilk 28 hafta için 4 haftada bir, 28-36'ncıhaftalar arasında 2 haftada bir 36'ncı haftadan sonra ise haftada bir kez yapılır. Aynı zamanda her ay idrar tetkikleri, 2 ayda bir ise kan ölçümleri yapılmalıdır. |
|
|
|
|
#62 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebede derin ven trombozu
Kadınlar hamilelik, doğum ve özellikle doğum sonrası dönemlerinde kan pıhtıları oluşturmaya daha yatkındırlar. Bu kanın özelliğinin değişmesinden ve pıhtılaşma yeteneğinin, doğum sırasında fazla kanamayı önlemek için,artmasından kaynaklanmaktadır. Bazen çok fazla genişlemiş olan rahim vücudun alt bölümündeki kanın kalbe dönmesini güçleştirir. Her 100 hamileliğin 1 yada 2 sinde yüzeyel toplardamar pıhtıları görülür. Derin ven trombozu ise bacakta daha derindeki toplardamarda oluşan pıhtıdır.Derin ven trombozu eğer tedavi edilmezse pıhtı akciğerlere gidebilir ki buda hayati tehlike oluşturur. Pıhtı oluşturma açısından daha fazla risk taşıyan kadınlar; önceden pıhtı sorunu olanlar,30 yaş üstünde olanlar,üç veya daha çok doğum yapmış olanlar, uzun süre yatağa bağlı kalanlar, aşırı şişman olanlar ve bacaklarında varisli damarları olanlar. Yüzeysel toplardamar pıhtılarında (yüzeysel tromboflebit) uyluk yada baldırda yüzeye yakın damar boyunca kızarıklık ve hassasiyet vardır. Derin trombozda ise bacak ağır ve ağrılıdır, uyluk veya baldırda hassasiyet, şişme, ve ayağı oynatınca (ayak parmaklarını yukarı kaldırınca) baldırda şiddetli ağrı olabilir. Ultrason veya anjiografi gibi yöntemler pıhtının tespitinde kullanılabilir. Eğer kan pıhtısı akciğerlere yürümüşse, göğüs ağrısı, köpüklü ve kanlı balgam, hızlı kalp atışları, dudaklarda ve parmak uçlarında morarma ve ateş görülebilir.Bu belirtiler acil tıbbi gözetim gerektirir. Bu durumun en iyi tedavisi oluşmadan önlemektir. Eğer kan pıhtılarına yatkınlığınız varsa varis çorabı giyin. Yürümeden ve bacaklarınızı azatmadan1 saatten fazla oturmaktan kaçının.Sık sık bacak alıştırmaları yapın.Bir kere pıhtı oluşunca tedavi pıhtının tipine ve yerine göre değişir. Yüzeysel olanlarda;dinlenme,bacağı yüksek tutma,merhemler,sıcak buhar ve varis çorapları işe yarayabilir. Perin pıhtılarda ise akciğerlere gitmesini önlemek amacı ile derhal pıhtı çözen ilaçlarla (genelde heparin) tedaviye başlanır. Kimlerde görülür? Kalça eklemi, diz eklemi ve bacakları içeren ortopedi ameliyatlarını takiben Uzun süre yatmayı gerektiren hastalıklarda Seyahatlerde bacakların uzun süre hareketsiz kaldığında Bazı kan hastalıklarında Bazı habis hasalıklarla birlikte Doğum kontrol haplarının DVT sebep olduğu gözlenmiştir. Belirtileri nelerdir? Bacakta şişme, renk değişikliği (diğer bacakla fark) Yürürken baldırda ağrı, şişkinlik hissi. Baldırda gerginlik ve sertlik (diğer bacakla fark) Baldırda sıkıştırma ile acı (diğer bacakla fark) Bazen ısı farkı Yüzeysel Venlerde dolgunluk (tek taraflı) Nasıl teşhis edilir? Bacakta şişme, renk değişikliği (diğer bacakla fark) %50 hastada muayene ile doğru tanıya varılır. Günümüzde doppler-ultrason en uygun tetkik aracıdır Venografi günümüzde nadiren başvurulan tanı yöntemidir. Isotop venografi Nasıl tedavi edilir? KOPAN PIHTILARIN KALB DAMARLARINI TIKAYARAK ANİ ÖLÜME SEBEP OLMA OLASILIĞI VARDIR. Bu nedenle teşhis edildiğinde acilen, hastane şartlarında Heparin dediğimiz kan sulandırıcı ilaç damar yoluyla verilerek tedaviye başlanır. Bu tedavi 7 gün kadar sürdürülür. Bu süre içinde yatak istirahati şarttır. Hastanın ayakları göğüs hizasından 15-20 cm yukarıda tutularak, kanın geri dönüşü kolaylaştırılır. Daha sonra haplarla (Coumadine) en az 6 ay süre ile kan sulandırılmasına devam edilir. Bu süre içinde orta sıkılıkta veya ölçüye göre hazırlanan varis çorabı kullanılır. İlk 72 saat içinde tedaviye başlanan hastalarda %70-80 oranında tam iyileşme sağlanır. Tromboflebit, takısı nedeniyle iltihabi bir süreci tanımlamakla beraber, bu non-bakteriel bir yangıdır, ve klinik olmaktan çok, patolojik anatomik bir tanımlamadır. Geç kalınırsa ? İlk 7 gün içinde aynı prensiplerle tedavi denenir. Tam başarı oranı %20-50 arasıdır. 7. günden daha geç teşhis edildiğinde, ağızdan kan sulandırıcı ilaçlar, varis çorabı istirahat uygun olacaktır. Bu şartlarda hastalığın bazı sekellerle iyileşmesi olasıdır. Damar içindeki pıhtı ameliyatla alınmaz mı? Atardamarlardaki (arterler) pıhtıların aksine, tromboflebitte, pıhtını cerrahi yöntemlerle çıkartılması, yukarıda tarif edilen tedaviden daha iyi sonuçlar vermemiştir. Ender durumlar dışında (venöz gangren), DVT tedavisi kesinlikle ilaçlarla yapılmaktadır. Pıhtının kalbe gitmesi nasıl önlenir? Erken teşhis ve tedavi en etkin yöntemdir. Özel durumlarda bir kateter ile karındaki ana toplardamar (Vena Cava ) içine filtreler yerleştirilir. Damar içindeki pıhtıyı eriten ilaçlar var mı? Streptokinase, urokinase ve PTA yeni oluşmuş pıhtıları eritmede kullanılan ilaçlardır. Şiddetli yan etkileri ve çok yüksek maliyetleri ve diğer tıbbi tedavilere belirgin üstünlükleri olmadığından DTV tedavisinde tercih edilmezler. Tedavi etkili olmazsa? Herhangi bir sebepten tedavi başarılı olmazsa hastamızda çeşitli derecelerde, Kronik Venöz Yetersizlik olarak adlandırdığımız toplardamar hastalığı ortaya çıkar. |
|
|
|
|
#63 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebede diş sorunları
Gebelik sırasında bütün ilginizi büyüyen karnınıza yoğunlaştırmanız nedeniyle, diş sorunlarınızın gözden kaçması mümkündür. Gebelik hormonları nedeniyle dişetleri, aynı burnunuzun iç yüzeyi gibi şişer, iltihaplanır ve kolayca kanar hale gelir. Ağzınız yardım için basbas bağırana kadar beklememek en iyisidir. Eğer bir çürükten kuşkulanıyorsanız, hemen diş hekiminizden bir randevu alın. Bazen diş bakımınızı yaptırmamak, bebeğinizi, diş bakımı yaptırmaktan çok daha fazla riske sokabilir. (örneğin herhangi bir tıbbi bakıma alınmamış, çok kötü çürük dişler bütün vücuda yayılabilecek enfeksiyon kaynağı olarak hem sizi hem de bebeğinizi büyük bir tehlikenin içine atar. Bununla birlikte gebelik sırasında diş hekiminize başvurduğunuzda size özel bir dikkat gösterilmelidir. Genel anestezik madde kullanıldığında bebeğin oksijen desteğini azaltmadığından emin olmak gerekir. Anestezik madde kullanılmaması da bebeğe zarar verebilir. Bir çok olguda lokal anestezikler yeterli olacaktır. Eğer genel anestezi yapılması gereği kesinse, bunu deneyimli bir anestezi uzmanı yapmalıdır. Anestezi konusunu hem diş hekiminiz hem de doğum hekiminizle konuşun. Ayrıca hep birlikte dişinize yapılacak müdahale öncesinde veya sonrasında antibiyotik kullanımına gerek olup olmadığını kontrol edin. Dişinize yapılan müdahale sonrası, bir süre katı gıdaları çiğneyemeyebilirsiniz ve bu nedenle birtakım diyet değişiklikleri yapmanız gerekebilir. Yalnızca sıvı besinler alabileceğinizden besin gereksinmenizi süt kokteylerinden sık sık içerek sağlayabilirsiniz. Bu süt karışımlarını midenizde bir sorununuz yoksa, portakal suyu, ev yapımı kremayla yapılmış sebze çorbaları, yoğurt ile destekleyebilirsiniz. Yumuşak gıdalara geçince püre haline getirilmiş et ve sebze, ezilmiş yumurta, haşlanmış patates ve yoğurt yiyebilirsiniz. Kuşkusuz bütün diş sorunları için en iyi tedavi korunmadır. Gebelik boyunca ve daha da iyisi bütün hayatınız boyunca diş sağlığınızı koruyucu bir program izlemeniz sizi bir çok diş sorunundan korur. Gebeliğiniz boyunca en az bir kez, daha da iyisi her üç aylık dönemde bir kez dişlerinizi kontrol ettirin. Yalnızca dişeti sorunları değil, çürük oluşumuna olan plakların temizlenmesi de önemlidir. Kesinlikle gerekmedikçe diş sorunlarınız için röntgen çektirmekten kaçının. Anestezi gerektiren rutin tedavi işlemleri sırasında kullanılan lokal anestezikler bile kana karışıp bebeğe ulaşabileceğinden, gebelik sonrasına ertelenmelidir. Eğer dişeti sorunlarınız varsa diş hekimine dişetlerinizi kontrol ettirin. Özellikle öğün aralarında olmak üzere beyaz kristal şekeri ya hiç ya da çok az kullanın (öğün aralarında kurutulmuş meyvelerden de sakınınız) ve yüksek miktarda C vitamini içeren besinler tüketin. Şeker hem diş çürüklerini hem de dişeti hastalıklarını artırır. Buna karşılık C vitamini dişetinizi kuvvetlendirir ve kanama olasılığını azaltır. Günlük kalsiyum ihtiyacınızı aldığınızdan emin olun. Kalsiyum yalnızca gebelikte değil, bütün hayatınız boyunca diş ve kemiklerinizi kuvvetlendirip sağlıklı olmasını sağlar. Diş hekiminizin önerisine uygun olarak, düzenli bir şekilde dişlerinizi fırçalayın. Eğer diş hekiminiz koruyucu önlemlere önem vermiyorsa, muhtemelen yanlış diş hekimine gidiyorsunuz. Ağzınızdaki bakteri miktarını daha da azaltmak için, dişlerinizi fırçaladığınızda dilinizin üstünü de fırçalayın. Bir aynı zamanda nefesinizin hoş kokmasını da sağlar. Eğer yemekten sonra lavaboya veya diş fırçanıza uzaksanız, şekersiz sakız çiğneyebilir veya bir avuç yer fıstığı yiyerek (bunların hepsinin antibakteriyel temizleme kapasiteleri vardır) dişlerinizi fırçalayıncaya kadar ağzınızın içini koruyabilirsiniz. |
|
|
|
|
#64 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebede meme de değişiklikler
Mutlak bir zorunluluk olmamakla birlikte memelerdeki değişiklikler gebeliğin önde gelen berlirtilerinden biridir. Memelerinizin giderek büyümesi ve duyarlaşması östrojen ve progesteron salınımındaki artışa bağlıdır. ( Bu mekanizma, âdet öncesi dönemde memelerimde değişikler hisseden kadınlarda da aynıdır. Tek farkı, gebelik döneminde bu mekanizma daha yoğun olarak işler). Memelerdeki bu değişiklikler nedensiz yere olmamaktadır. Memelerimiz bebeğinizi emzirmeniz için hazırlanmaktadır. İkinci ya da daha sonraki gebeliklerde memelerimizde aynı oranda değişiklikler olmazsa endişelenmeniz yersizdir. Bu sık görülen bir durumdur, ancak sütünüzün daha az geleceği anlamına gelmemektedir. Memelerimizdeki büyümeye ek olarak başka değişiklikler de olacaktır. "Areola", (meme ucunun etrafındaki koyu renkli bölge) daha da koyulaşacak , genişleyecek ve üzerinde koyu renkli pütürler oluşacaktır. Areoladaki bu koyulaşma doğum sonrasında azalır ancak tam olarak kaybolmaz. Areola üzerindeki küçük pütürler yağ (ter) bzleridir ve doğum sonrasında eski durumlarına dönerler. Meme üzerinde âdeta renkli bir harita oluşturan derialtındaki toplardamarlar (ki açık tenli kadınlarda çok daha belirgin biçimde görülürler) her türlü besin ve sıvının anneden bebeğe gitti bir taşınma sistemin göstergesi niteliğindedir. Bu durum doğum sonrasında ya da emzirme döneminin sonrasında normale döner. Alışmakta güçlük çekeceğiniz bir başka değişiklikte de memelerimizde ki duyarlılık ve acı olacaktır. Memeleriniz her ne kadar gittikçe büyüyecek ve neredeyse üç katına yaklaşan büyüklüğe erişecekse de dokunmaya karşı duyarlılıkları 3. yada 4. ayın sonrasında ortadan kalkacaktır. Doğum sonrasında memelerde sarkma olup olmaması en azından kısmen de olsa size bağlıdır. Çünkü her ne kadar genetik özellikler rol oynuyorsa da, doğum sonrasında memelerin sarkması gebelikten değil, gebelik boyunca memelere yeterli destek sağlanmamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle memeleriniz şu anda ne kadar formda olurlarsa olsunlar, geleceği düşünerek mutlaka iyi destekli bir sütyen kullanın memeleriniz çok iri ya da sarkmaya eğilimliyse geceleri bile sütyen takmanız uygun olacaktır. Gebeliğin ilk dönemlerinde memeleriniz büyür ve aniden eski ölçülerine inerse (özellikle de diğer gebelik belirtileri de ortadan kalkmışsa) mutlaka hekiminize başvurunuz. Gebelik sırasında memelerinin büyümesini bekleyen küçük memeli kadınlar, ikinci ya da üçüncü gebeliklerinde hayal kırıklığına uğrarlar. İlk gebeliklerinde irileşen memeleri sonraki gebeliklerinde aynı şekilde irileşmeyebilir. Bunun nedeni ilk gebelik döneminde memelerde oluşan değişiklikler nedeniyle sonraki gebeliklerde memelerde aynı ölçüde bir değişikliğe gereksinim olmaması ve memelerin gebelik hormonlarına ilk gebelikte verdikleri oranda tepki vermemeleridir. Bu kadınların memeleri gebelik süresince ya yavaş büyürler ya da doğum sonrası emzirme başlayana kadar boyutlarını korurlar. |
|
|
|
|
#65 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,412
Rep Puanı: 71452225
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Gebede sık idrar
Gebe kadınlar gebeliğin ilk ve son üç aylık dönemlerinde sık sık tuvalete gitmek zorunda kalırlar. İdrara çıkma sıklığının bu kadar artmasının nedenlerinden biri beden de artan zehirli maddelerin atılımını hızlandırmak amacıyla böbreklerin çalışma hızının artması ve vücut sıvı hacmindeki artıştır. Başka bir neden ise idrar kesesine komşu konumda olan rahim büyüdükçe oluşturduğu basınçtır. Gebeliğin dördüncü ayından sonra rahmin karın içine doğru yükselmesiyle mesane üzerine binen basınç azalır. Ancak iç organların yerleşimi kadından farklılık gösterdiğinden idrara çıkma sıklığı kişiden kişiye değişir. İdrar yaparken öne doğru eğilirseniz idrar kesenizi tam olarak boşaltabilirsiniz. Eğer gece çok sık idrara çıkıyorsanız, akşam üstü saat 4'ten sonra sıvı almamaya dikkat edin. Bunun dışında kesinlikle sıvı kısıtlaması yapmayın. İdrara yapma sıklığında herhangi bir değişiklik olmaması ortada bir sorun olduğu anlamına gelmez, özellikle de sık idrara çıkan bir kişiyseniz. Ayrıca yeterli ölçüde (günde en az 8 bardak su) sıvı alıp almadığınız da çok önemlidir. Yetersiz sıvı alımı yalnızca idrara sık çıkmamaya neden olmaz, ayrıca idrar yolu enfeksiyonu riskini de artırır. |
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com