Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 28-05-05, 23:07   #1
thERth

Varsayılan Hepatit B ve Beslenme?


Ben döner olarak kan verdım ve ılgılı vırusun kanımda dolastıgını ogrendım daha sonra bu konuda basktımda her 10 kısıden 1 de oldugunu ogrendım ama kıme sorsam bılmeyen ınsaların coklugundan dolayı sayının dahada artıcagını duydum

Hepatıt B sonrası beslenme onerısı alabılırmıyım !




Ası olmaya davet edıyorum herkezı Hepatit B !!!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-05-05, 23:21   #2
hepatitb

Lightbulb Cvp: Hepatit B ve Beslenme?


Ben küçükken olmuştum.
Beslenme olarak karaciğeri yormayan şeyler tavsiye ederler.
Alkol tamamiyle yasak örneğin..



Hepatit-B şuan HIV virusünden çok daha yaygın bir hastalık ama bir o kadarda aktif olmayan bir hastalık.Taşıyıcılar bu beslenmeye uygulamalıdırlar.Taşıyıcıların fazla bir riski yoktur.Benim bildiklerim bunlardan ibaret forumumuzun doktoru daha ayrıntılı anlatıcaktır sanırsam

Senin için derledim;






Hepatit B ve C’ye karşı lavanta
Prof. Saraçoğlu lavantadaki etkin maddelerin karaciğer kanserine yol açan Hepatit B ve C virüsünü baskı altına aldığını belirtiyor


Bitkilerle gelen sağlık dünyadaki yeni trend. ABD'de ve Batı'da bu konuda her gün yeni çalışmalar ortaya çıkıyor. Doğal ürünlere, doğal sebze ve bitkilere dönüş 21. yüzyılın en güçlü sağlık akımı olarak kendini gösteriyor. Türkiye birçok özel bitkinin anavatanı olan Anadolu üzerinde bulunmasına rağmen, doğal tedavi, bitkisel tedavi gibi yöntemlerle uğraşanların sayısı fazla değil. Üstelik bitkisel tedavi-otacı geleneğini yüzlerce yıl öncesinden günümüze taşıyan birçok kişi de yasal takibatlar sonucu bu işten uzaklaştı. Ancak, son dönemde özellikle Batı'dan gelen etkiler sonucu Türkiye'de bitkisel tedavi yeniden keşfedilmeye başlandı. Bu konuda çalışanlar ve araştıranlar hızla çoğalıyor.
Tempo okurlarının yakından tanıdığı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Türkiye'de bitkisel tedavi ile uğraşan önemli isimlerden birisi. Halen çalışmalarını Antalya'da sürdüren Saraçoğlu, özellikle etkin maddeler üzerine araştırmalar yapıyor. Bunun sonucunda herkesin kendi evinde rahatça uygulayabileceği bitkisel kürler geliştiriyor. Saraçoğlu'nun 2002'de yayınladığı ve geçen yıl 2. baskısını yaptığı "Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi" kitabı bu tür "bitkisel tedavi reçeteleri" ile dolu. Prof. Saraçoğlu aynı zamanda "prostat tedavisinde brokoli kullanımını" dünyaya ilk kez tanıtan ve uluslararası kabul gören isim olarak biliniyor.

Saraçoğlu "lavantanın Hepatit B ve Hepatit C tedavisinde etkin bir çare" olduğunu öne sürüyor. Bunu lavantadaki etkin maddelere dayandırıyor. Lavanta Hepatit'i karaciğerden tamamen atamıyor, ancak yılda bir uygulanacak "lavanta kürü" ile hastalığı baskı altında tutabiliyor. Saraçoğlu'nun belirttiğine göre Lavanta kürünü uygulayanların karaciğer ölçümlerinde kısa sürede belirgin bir iyileşme gözleniyor. Saraçoğlu bu konudaki sorularımızı yanıtladı:

Lavantanın Hepatit tedavisinde kullanılacağı noktasına nasıl geldiniz? Lavanta ile ilişkiyi nasıl buldunuz?

Lavantayı ilk defa çocukluk yıllarımda tanıdım. Anneannemin elbise dolabının bir ayrıcalığı vardı. Özenle katlanmış giysilerinin arasında ince tülbentlere sarılmış, yapraklı lavanta çiçekleri bulunurdu. Onun elbise dolabının kokusu çok farklıydı. Giydiği elbiseleri de ilk bir iki gün yoğun bir biçimde lavanta kokardı. Bazı geceler anneannemin odasında yer yatağında yatardım. Onun odasında uyuduğum geceler, lavanta kokusunu yastık yüzlerinde de derin derin algılardım. Öylesine rahat uyurdum ki... Bir gün, bitkiler üzerine olan araştırma ve çalışmalarım beni lavanta bitkisiyle karşılaştırdı. Onu koklar koklamaz anneannem aklıma geldi. Huzurlu, rahat ve uzun uzun uyduğum geceleri anımsadım. Lavanta üzerine yaptığım çalışmalarımda ilk gördüğüm, içerdiği en az on dört tane sedatif (teskin edici, rahatlatıcı) özelliği olan etkin maddeyi içerdiği idi... O yıllarda, anneannemin odasında uyurken, neden bu denli rahat, sakin ve uzun uyuduğumun sebebini bulmuştum. Günümüzde, yeni yeni yayılmaya ve uygulama alanı bulmaya başlayan aroma terapisinde de kullanılan birçok bitkiden biri olan lavantanın kullanım sebeplerinden birinin de bu olduğunu zannediyorum.

Lavantada ne gibi etkin maddeler var?

Araştırmalarım sonucu bunları şöyle sıralayabilirim: p-cymene, alpha-pinene, cinnamaldehyde ve carvone lavantanın içerdiği sedatif özellikli etkin maddelerden bir kaç tanesi. Lavanta üzerine olan çalışmalarımı tam sonlandıracağım sırada, anneannemin, zaman zaman lavantayı demleyip çayını içtiğini de hatırladım. O yıllarda bunun nedenini sormak aklıma bile gelmezdi. Ancak, şu var ki lavanta çayı içmek sıra dışı bir şey... Nane, papatya, kuşburnu veya adaçayı gibi, bilinen ve demlenip içilen bir türden de değildi. Onun anısına, lavantanın içindeki hikmeti araştırmak için üzerinde tekrar çalışmaya başladım. Lavantanın içerdiği etkin maddelerin kendine özgü bir sistematiği olduğunu gördüm. Bu sistematiğin içerisinde gözlediğim, lavantanın tüm karaciğer metabolizmasını mucizevi bir şekilde düzenleyebileceği idi. Bu buluşumu hatırladığım her zaman o günkü gibi heyecanlanıyorum.

Lavanta karaciğer rahatsızlıklarını mı düzenliyor?

Karaciğer metabolizmasının sağlıksız çalışmasından dolayı yükselen enzim değerlerinin kısa zamanda kontrol altına alınmasında ve tekrar kısa zamanda normal değerlerine indirilmesinde lavanta kürü bulunmaz bir nimet...
Özellikle Hepatit-B ve Hepatit-C virüslerinin aktive olabilmelerine karşı, karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasını ve güçlü kalmasını sağlayabiliyor. Böylece virüsler bastırılarak faaliyete geçmeleri önlenmiş olabiliyordu.

Yani lavanta "koruyucu" fonksiyon mu görüyor?

Sonuçta, lavanta kürünün, bu virüslerin karaciğer dokusunda kansere veya siroza dönüşme riskine karşı da mükemmel bir önleyici rolünün olabileceği gerçeğini de ortaya koyuyor. Karaciğer metabolizmasının düzenli çalışmasında lavantanın çiçeklerinde bulunan 1,8 cineole, delta-3-carene ve herniarin ağırlıklı olarak etkili olurken, yapraklarının içerdiği beta-pinene'de karaciğer enfeksiyonuna karşı adeta doğal bir antibiyotik olarak görev yapmaktadır. Lavantanın yapraklarında bulunan bornyi-acetate etkin maddesi de antiviral olarak görev yapmaktadır.
Tabiat ana lavantaya öylesine cömert, öylesine seçici davranmışki, içerdiği etkin maddeler özenle bir araya toplanıp sanki, genel karaciğer şikayetlerde karşı özel olarak yaratılmış. Gerek çiçeklerinde gerekse de yapraklarında moleküler yapıları ve etkin özellikleri bakımından birbirlerinden tamamen farklı maddeler bulunmaktadır. Yukarıdaki tablodan bu maddelerin etkin özelliklerini görebilirsiniz.

Peki her tür lavanta bu işe uygun mu, örneğin sokakta satılanlar?

Bu amaçla kullanılacak olan lavantanın bir yıldan daha fazla beklememiş olmasına özen gösterilmeli. Aktarlardan alınacak olan lavantanın sadece çiçeklerinin değil eşit oranlarda yapraklarının da bulunması gerektiğine özen gösterilmeli. Aktarlarda lavanta yağı da satılmaktadır. Bu amaçla lavantanın yağı daha da etkili olur düşüncesiyle kesinlikle kullanılmamalı.

Lavantada başka hangi etkin madde var?

Hepatit-C nin sebep olabileceği karaciğer kanserine dönüşme riskini büyük bir ölçüde önleyen etkin maddelerden bir tanesi de lavantanın içerdiği ursolic acid fonksiyonel maddesidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı hatırlatmayı uygun buluyorum; hangi bitki olursa olsun, içerdiği önemli bir etkin madde tek başına veya saf halde istenilen ölçüde veya doğrultuda faydalı olmayabilir. Çünkü, o etkin maddenin metabolizmada arzu edilen başarıyı sağlayabilmesi için, bitkinin içerdiği diğer yardımcı etkin maddelere, medyatör maddelere ve birinci derecede fonksiyonel olan etkin maddenin işlevini artırabilmek için sekonder maddelere de ihtiyaç vardır. Uygulanan bitkisel yardımcı (destekleyici) tedavide sadece etkin maddeyi düşünmemek gerekir. Bu anlamda, kullanılan bitkiyi bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.Önemli olan diğer bir hususda kullanılacak olan bitkinin hangi kısımlarının kullanılacağı, ne müddetle demleneceği, ne zaman ve nasıl içileceği ve ne kadar süreyle, hangi aralıklarla uygulanacağıdır.

Lavanta kürü başka ne gibi rahatsızlıklara iyi gelebilir?

Derideki bazı rahatsızlıkların nedeni karaciğerden kaynaklanmaktadır. Lavanta kürü aynı zamanda, halk arasında ala hastalığı olarak bilinen vitiligo, sedef ve deride ileri yaşlarda oluşan yaşlılık lekelerine karşı da önleyici rol oynamaktadır ve bu hastalıkların tedavisinde de önemli bir yardımcı ve destekleyicidir. Lavanta, saç dökülmesine karşı da çok etkili. Ancak, bu konudaki uygulama dıştan olup, hazırlanması farklıdır.

Lavanta kürünü destekleyen başka beslenme tavsiyeleriniz neler?

Lavanta kürünün başarı oranını çok daha fazla yükseltmek ve daha hızlı bir biçimde sonuca ulaşabilmek için beslenme şeklinize dikkat ederek bazı takviye uygulamalar yapabilirsiniz.
İşte bunlardan bazıları: Her gün öğle yemeklerinden yarım saat önce hiçbir şey ilave etmeden tüketeceğiniz bir porsiyon preslenmiş çilek lapası, karaciğer yetmezliğine karşı önemli bir takviye oluşturur. Tüketeceğiniz çileklerin hormonsuz olmasına özen gösteriniz. Genel olarak, karaciğer metabolizmasının sağlıklı ve düzenli çalışmasında enginarın katkısı yabana atılmayacak kadar büyüktür. Haftada iki-üç defa bir porsiyon, az suda haşlanmış (dilimlenmiş olarak) enginar tüketin. Tuzlamayın ve porsiyon başına bir çorba kaşığından fazla sıvı yağ kullanmayın. Var ise, artakalan haşlama suyunu içiniz. Taze kayısının karaciğerin dostu olduğunu unutmayın. Buradan, lavanta kürünün başarılı olabilmesi için mutlaka yukarıda bahsetmiş olduğum beslenme şekline uymak şarttır diye bir sonuç çıkartmayınız. Beslenme şeklinin uygulanmasında karaciğerin yükü hafiflemekte ve karaciğer daha rahat çalışmaktadır.

Sayın Saraçoğlu, bu kürü deneyenler ne gibi sonuç aldı? Sizin gözleminiz var mı?

Gerek e posta gerek faks ile, interferon tedavisi gördüğü halde sonuç alamayan çeşitli hastalar bu kürü uygulayarak kısa zamanda çok başarılı sonuç aldıklarını belirtmişlerdir. 20 kadar vakada bu olumlu sonuç tespit edilmiştir. Bu hastalar, şüphesiz ki, bir hekim kontrolünde teşhisleri konulan hastalardır. Ve lavanta kürünü bir destekleyici, bir yardımcı tedavi olarak almışlardır.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu kimdir?

-1949 doğumlu aslen Safranbolulu
-Kimya eğitiminden sonra Avusturya Graz Teknik Üniversitesinde doktora yaptı.
-Aynı üniversitede Biyoteknoloji-Mikrobiyoloji kürsüsünde asistan olarak bulundu.
-1985-86 yıllarında Çukurova Üniversitesi’nde çalıştı. 1987’de doçent 1994’te profesör oldu.
-Türkiye’de lab’lı deterjana geçişin öncülüğünü yaptı.
-Karl franzes Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
-AVL Araştırma Merkezi’nde Fizik ve Medikal Sensör bölümlerinde araştırmacı ve üst düey yönetici olarak görev yaptı.
-Viyana Teknik Üniversitesi’nde misafir profesör olarak çalıştı.
-Son yıllarda phyto-biyokimya ağırlıklı çalışan Saraçoğlu, bitkilerin insan sağlığı üzerindeki çalışma ve araştırmalrını aralıksız olarak sürdürüyor. ABD’de ve AB’de internet üzerindeki birçok sağlık sitesi “Prof. Saraçoğlu yöntemlerini” tüm dünyanın hizmetine sunuyor ve binlerce insan bu siteleri ziyaret ediyor.
-Brokolinin prostat ve bph (benigne prostate hyperplazy) üzerine olan etkilerini ilk defa dünyaya tanıtan da Prof. Saraçoğlu’dur.
-Kendisi halen Antalya’da yaşamakta ve çalışmalarını burada sürdürmektedir.

Hepatit virüsün yol açtığı karaciğer iltihabı
Hepatit B nedir?


Karaciğerde hücrelerde hasara sebep olan, siroz ve kansere yol açabilen Hepatit B; cinsel temas, ısırık, bulaşıklı enjektör, iğne, dövme ve kulak delme aletleriyle geçer. Doğumda anneden bebeğe de bulaşır. Ortaya çıkma süresi 6-23 haftadır. Koyu renk idrar, açık renk büyük abdest, sarılık, yorgunluk, ateş gibi belirtileri olur. Bazen hiç belirtisi olmayabilir. Önlem için tıraş aletlerini, bıçaklarını, ustura, berber makaslarını, diş fırçasını, ruju vb. kimseyle paylaşmamak gerekir. Korunmasız cinsel ilişkinin riski de unutulmamalıdır.

Hepatit C nedir?

Hepatit C, kan ve kan ürünleriyle bulaşan bir virüs. Diğer yollarla bulaşması ise henüz kanıtlanmış değil. Cinsel temas sırasında bulaşma riski çok düşük. Kuluçka süresi 2 hafta ile 6 ay arasında. Hepatit C, bu virüse yakalanmış kişilerin % 30-90'ında kronikleşme, % 5-30'unda ise karaciğer sirozu ile kendini belli eder. Çeşitli kronik karaciğer hastalıklarında Hepatit C virüsünün rolü henüz açıklığa kavuşmamıştır. Birçok karaciğer sirozu tiplerinde Hepatit C virüsü gözlenmiştir. Hepatit C'nin henüz etkili bir tedavisi yok. Bir aşı üzerinöe ise hala çalışılıyor.

Lavanta kürünün uygulanışı

Bir tutam lavantayı 0.3 ml (yaklaşık bir buçuk su bardağı) suda dört dakika demleyiniz. Dört dakikadan daha fazla demlemeyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra, ılımasını beklemeden süzülmesi gerekir. Süzme işlemi tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. On beş gün boyunca her gün, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı dolusu içilmesi gerekir. Her defasında (her kullanımda) taze olarak hazırlanması şarttır. Bir gün önce arta kalan miktarı kullanmayınız. Kolay olsun diye bir kaç günlük hazırlayıp buzdolabında koruma altına almayınız. Hiç bir şekilde damak tadına uygun olsun diye içerisine şeker veya benzeri bir katkı ilave etmeyiniz. On beş günlük ilk kür tamamlandıktan sonra rahatsızlığın seyrine göre haftada üç-dört defa, akşam yerneklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı içilmeye devam edilir. Karaciğer metabolizması sağlıklı çalışmaya başladıktan sonra kür sonlandırılmış olur.
Her sağlıklı insanın yılda bir defa on beş günlük lavanta kürünü uygulamasında çok büyük faydalar vardır. Değerli okuyucu hiç bir bitkisel kürü alışkanlık haline getirmeyiniz. Karaciğer yetmezliği şikayeti olanların, Hepatit-B veya Hepatit-C virüsü ile yaşamak zorunda olan insanların zaman zaman lavanta kürünü uygulamalarında çok büyük faydalar vardır.

UYARI

Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Eğer, bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime gidiniz. Buradaki bilgileri teşhis konulduktan sonra destekleyici veya yardımcı tedavi olarak yine hekiminize danışarak uygulayabilirsiniz.



Hepatit B hastalığı aynı adı taşıyan virüsün karaciğere yerleşip orada çoğalarak karaciğeri tahrip etmesi ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Hepatit B ayrıca aşı ile korunulabilir hepatitler içerisinde tek kronikleşen hepatit tipidir.
Hepatit B'de risk birçok bulaşıcı hastalıktan çok farklıdır, çünkü kronik hepatitlilerin %25'i primer karaciğer kanseri ve siroz nedeniyle ölmektedir, çünkü Hepatit B tüm dünyadaki primer karaciğer kanserlerinin %60-80'inden sorumludur. Ve primer karaciğer kanserleri kanser ölümleri içinde ilk üç sırada yer almaktadır. Hepatit B virüsü sigaradan sonra bilinen en yaygın kanser nedenidir.

AIDS'te olduğu gibi kan yoluyla ve çok sıklıkla da yakın temas ile olur. Ancak Hepatit B virüsü AIDS'ten 50 - 100 kat daha bulaşıcıdır. Hepatit B virüsünün bulaşmasında ev içi bulaşmada önemlidir. Derideki bir çatlak ya da açık yara ile temas eden bir damla kan ya da tükrük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir.Anneden bebeğe bulaşmalarda bebeklerde kronikleşme şansı %90 gibi çok yüksek bir değerdir. Hepatit B'nin bir diğer bulaşma yolu cinsel ilişki ile olmaktadır. Kan ve kan ürünlerinin kullanımı, kirli enjektörler, cerrahi müdahale, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür-pedikür setleri, traş bıçakları, makaslar ve diş fırçaları Hepatit B virüsünün bulaşmasına aracılık edebilmektedir. Steril olmayan aletlerle yapılan sünnet ve kulak delme gibi işlemler de Hepatit B'nin bulaşması için önemli bir risk oluşturmaktadır.
Bu virüs ile temas eden her 10 bebekten 9'u ve her 10 erişkinden 1'i belirli bir süre sonunda (yaklaşık 6 ay) mikrobu vücudundan atmayı başaramaz. Bu durumda kişi virüsü yaşam boyu vücudunda "taşıyacak" ve etrafa yayacaktır. Ancak taşıyıcılarda hastalık durumu farklılık gösterir. Bazı kişilerin karaciğerlerinde önemli değişiklikler meydana gelmezken, bazılarının karaciğer hücrelerinde ağır hasarın ortaya çıktığı tablolar oluşabilir. Bu gruptaki bireylerde, yıllar sonra siroz ve karaciğer kanseri görülebilir.
Hepatit B'de risk birçok bulaşıcı hastalıktan çok farklıdır, çünkü kronik hepatitlilerin %25'i primer karaciğer kanseri ve siroz nedeniyle ölmektedir, çünkü Hepatit B tüm dünyadaki primer karaciğer kanserlerinin %60-80'inden sorumludur. Ve primer karaciğer kanserleri kanser ölümleri içinde ilk üç sırada yer almaktadır. Hepatit B virüsü sigaradan sonra bilinen en yaygın kanser nedenidir.
Toplumda yüksek oranda görülmekle birlikte bazı gruplarda risk daha da artmaktadır.Hepatit B'li anneden doğan bebekler, ev içinde Hepatit B hastası yada taşıyıcısı olanlar,birden fazla kişi ile cinsel ilişkisi olanlar,kan ve kan ürünleri kullananlar, damar içi ilaç bağımlıları,hemodiyaliz uygulanan kişiler, sağlık personeli,toplu halde bulunulan yerlerde ( okullar, kreşler, kışlalar, yurtlar, huzurevleri, v.b. ) yaşayanlar,Hepatit B'nin ülkemiz gibi yüksek oranlarda görüldüğü ülkelerde yaşayanlar bu riskli grupta yer almaktadır.

> Korunma Yöntemleri
Tedavisi çok zor olan hastalığa karşı en etkili korunma yolu aşılanmadır. Aşı birer ay ara ile 2 doz ve ilk dozdan 6 ay sonra üçüncü doz olarak uygulanır. Risk oluşan durumlarda ise daha hızlı bağışıklamanın sağlanması amacıyla birer ay ara ile üç doz ve ilk dozdan bir yıl sonra dördüncü doz olarak uygulanır..Aşılamanın ülkemizde ve dünyada milyonlarca doz uygulaması ile etkinliği ve güvenirliği birçok klinik araştırma ile kanıtlanmıştır.
> Tedavi
İnterferon tedavisinde klasik olarak haftada üç gün ve ay ay, 9 veya 10 milyon ünite dozunda ve deri altı enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Ciddi yan etkileri olabileceği belirtiliyor. Genellikle karaciğer sirozu henüz gelişmemiş ve aktif çoğalan kronik hepatit B hastalarında kullanılıyor. Başarı oranı yüzde 30-40 olarak ifade ediliyor.
Bir diğer tedavi şekli ise Lamivudine. Ağız yoluyla alınan, ciddi yan etkisi olmayan kuvvetli ilaç tedavisi. Bu tedavide bir-beş yıl ilaç kullanımı söz konusu. Başarı oranı tedavinin süresi ve hastanın özelliklerine bağlı olarak yüzde 20-70 arasında değişiyor. Klasik kronik hepatit B hastalarının yanı sıra sirozlu ve karaciğer nakli yapılan hastalarda kullanılıyor.
Adefovir tedavisi ise daha interferon tedavisine cevap vermeyen hastalarda ve virüsün mutasyona uğradığı hastalarda kullanılan yeni bir tedavi yöntemi...

Devamı;
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Mesajı son düzenleyen hepatitb ( 28-05-05 - 23:24 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-05-05, 21:26   #3
thERth

Varsayılan Cvp: Hepatit B ve Beslenme?



Gecmıs olsun oncelıkle ,cok tesekurler... sanırım buradan formuda bılgılendırmek guzel olucak hala asılanmayanlar var ıse
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-05, 19:17   #4
Ottoman_Hacker

Varsayılan Cvp: Hepatit B ve Beslenme?



benim dayım gecirmişti hastanede surekli tuzsuz yemek ekmekler de tuzsuz olarak baya bir sure yedi ve baya serum taktılar sonra duzeldi hiç bişeyi kalmadı kan testleri felan hepsi normal
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-05, 19:36   #5
thERth

Varsayılan Cvp: Hepatit B ve Beslenme?

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Ottoman_Hacker
benim dayım gecirmişti hastanede surekli tuzsuz yemek ekmekler de tuzsuz olarak baya bir sure yedi ve baya serum taktılar sonra duzeldi hiç bişeyi kalmadı kan testleri felan hepsi normal
Gecmıs olsun! Insanın basına hersey gelebılıyor bu hayatta da bız ne kadar hazırlıklı olabılıyoruz asıl orası onemlı
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat