En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 26-05-05, 19:02   #1
FIELD&MERESAL

Varsayılan Moraliniz kansere yakalanmasın!


Moraliniz kansere yakalanmasın!



Sayı: 514 | Fatih Uğur - Zeliş Yıldıral


“Kanser hastalarını akrabalar ile doktorlar öldürüyor.” Bu sözler 21 yılını kanser tedavisine adayan Dr. Muzaffer Çavuşoğlu’na ait. “Doğru tedavi, titiz takip ve doğru doktor bu işin özüdür” diyen Çavuşoğlu’nun tedavi ettiği akciğer kanseri hastası 14 yıldır hayatta.

Okmeydanı SSK Eğitim Hastanesi Onkoloji Merkezi’nin koridorlarında yürüyoruz. Sabahın erken saatlerinde yüzlerce insan doldurmuş hastaneyi. Her biri ayrı telaş içinde. Kimi umutsuz, kimi yol yorgunu. Koridorun derinliklerine doğru ilerledikçe insan denizinde kayboluyorsunuz adeta. Koğuşların bulunduğu üst katlardan, sızılar içinde kıvranan bir hastanın çığlıkları geliyor... Kulaklar koridorda. Bir kanser hastasının son ıstıraplarını morfin bile dindiremiyormuş meğerse.

Dar koridorda sıralanmış kapılarda 4B numarasını arıyoruz. Ondan fazla hasta, kapının önünde çember oluşturmuş. Çare aramak için geldikleri hastanede muayene sırası bekliyorlar. Sosyal Sigortalar Kurumu bünyesindeki birçok hastanede rastlanan kuyruklar değil konumuz. Akciğer ya da mide kanserini yenmiş hastaların peşindeyiz.

Koridorlarında gezindiğimiz SSK Okmeydanı Hastanesi’ne yılda 10 bin yeni kanser hastası başvuruyor. İstatistikler sağlıklı tutulmadığı için Türkiye’deki toplam kanserli sayısı bilinmiyor. En doğru kayıtların tutulduğu Amerika’da her yıl 185 bin kişi kanserden ölüyor. Beş yıl önce kanser teşhisi konan ve tedavi edilen 3 milyon Amerikalı ise yaşıyor. Türkiye’de ne kansere yakalananların ne de bu hastalıktan ölenlerin sayısı biliniyor. Onkoloji Uzmanı Dr. Muzaffer Çavuşoğlu, 27 yıl önce başladığı hekimlik hayatının 21 yılını kanser tedavisine harcamış. Onkoloji bölümünde 13 yıldır çalışıyor. Türkiye’de kanser tedavisiyle ilgili ilk muayenehanelerden birini açmış yıllar önce. Kanseri ‘amansız hastalık’ olarak gösteren meslektaşlarına savaş açan Çavuşoğlu’nun akciğer ve mide kanserini 10-14 yıl önce yenip hayata sarılan, tıp literatürüne girecek beş hastası var.

En uzun yaşayan akciğer kanseri hastası

Hastalardan biri Mahmut Şentürk. 35 yıl boyunca günde bir buçuk paket içtiği sigaranın hançerini yemiş göğsüne 14 yıl önce. Ellisine merdiven dayadığı o günlerde ‘squamöz cel’ teşhisi konmuş kendisine. Yani akciğer kanseri. Şentürk’e ameliyat masasında 18 ay ömür biçilmiş. Kanser hücrelerinin alındığı ameliyattan sonra Dr. Çavuşoğlu’nun hastası olmuş. Radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin ardından doktorunun sıkı takibi sayesinde, masada biçilen ömrü çoktan aşmış. Bugün ameliyatının üstünden 14 yıl geçen ve akciğer kanseri tedavisinden sonra en uzun yaşayan hastalardan biri olan Şentürk, tıp tarihine geçmek üzere. 63 yaşındaki Şentürk, Trabzon’un Of ilçesinde kahve ve sigara dumanlarından uzakta, yayla havasıyla ciğerlerine bayram yaşatıyor. Bundan 4 ay önce beyninde ortaya çıkan tümörleri de yenerek kanseri bir kez daha alt etmiş.

İkinci hasta 74 yaşındaki Mustafa Yılmaz. 45 sene sigara içmiş. 1992 Kasım’ında akciğer kanseri teşhisiyle 61 yaşında ameliyat olmuş. Yanından ayırmadığı sigarasının armağanı akciğer kanserinden kurtulmak için iki arsa ve beş dükkân satmış. Muzaffer Çavuşoğlu ile tanıştıktan sonra sıkı bir disiplin içinde tedavisini sürdürmüş. “Kanserlinin perhizi moraldir” diyor ve ekliyor: “Kanseri yenmenin en kısa yolu doktorunuzdan ve sizden geçiyor.” Onu en çok semtinde, sokağında, yanı başında kansere yenilerek ölen tanıdıkları üzmüş. Bu yüzden tedavinin yarım bırakılmamasını, bir gün bile aksatılmamasını öğütlüyor.

Önce moral ve doktor, sonra sıkı takip

Dr. Çavuşoğlu, 56 yaşındaki İbrahim Öner ve 58 yaşındaki Fatma Hazar isimli mide kanseri hastalarının tedavisinde de başarıya ulaşmış. İbrahim Öner 1992’de ameliyat olup tedaviye başlamış. Öner, 21 gün arayla 6 kez ilaç tedavisi görmüş. Her ay düzenli olarak kontrole geliyor. “Hocam sayesinde bugünlere geldim. Kızartmadan, acılı yemeklerden uzak duruyorum. Onun söylediklerine harfiyen uyuyorum. Hiçbir şikayetim yok” diyor.

70 yaşındaki Hüsnü Abadan da akciğer kanseri. Bu hastalığa 1999’da yakalandı. Ameliyat oldu. Dört kez kemoterapi, 25 kez de radyoterapi gördü. Üç ayda bir kontrollerine devam ediyor: “Hocamın dediği gibi sağlığıma ve moralime çok dikkat ediyorum.”

Çavuşoğlu’nun beş hastası da şimdi hayata umutla bakıyor. Düzenli kontrol ve iyi takiple sağlıklarına kavuştuklarını söyleyen hastaların ortak sözü şu: “Doktorunuza güvenin. Moralinizi yüksek tutun. Kanser de bir hastalık. İnancınızı kaybetmeyin ve onu yenin. Allah size şifanızı veriyor.”

Kanserliyi, “ne zaman ölecek” diyenler öldürüyor!

“Mide kanserinden 4-5 ay gibi kısa sürede hayatını kaybedenler varken, benim hastalarım 11 yılı geride bıraktı” diyor Dr. Çavuşoğlu. Kendisi Türkiye’de kanser hastaları ile en uzun çalışan doktorlardan biri. Tedavinin temeli moral ve hastanın iyileşeceğine olan inancıdır diye ekliyor. En çok, ‘Kanser amansız bir hastalıktır’ tarifine kızıyor. Bütün hasta ve yakınlarına söylediği ilk şey bu. “Onların moralini hiçbir şeyin bozmasına izin vermem” diyor bu yüzden.

Kanser amansız bir hastalıktır imajının ve hekimlerdeki ‘kanserli hasta nasıl olsa ölecektir’ anlayışının on binlerce hastayı ölüme götürdüğüne inanıyor: “İşi bilmeyen ama kanser hastalarını maddî kaygılar yüzünden kaybetmek istemeyen doktorlar ile nasıl kurtarırız yerine, ne zaman ölür diye soran hasta yakınları el ele bu insanları öldürüyor. Bugün kanser hastalarının yüzde 70’i tedavi görüp yaşamaktadır. Meme ve prostat kanseri gibi türlerde hayatta kalma oranı yüzde 97’lere dayandı. Yıllar önce ameliyatını bile yapamadığımız onlarca kanser türüne tıbbın sunduğu yeni cerrahi yöntemlerle müdahale edebiliyoruz.”

‘Tedavi edemediğimiz kanser türü yok’

Çavuşoğlu, çok az görülen glioblastom multi forme (beyin tümörü) kanser türü ile cilt kanserlerinin en tehlikelisi olarak bilinen malinmelenom (habis melanom) dışında 100’e yakın kanser türünde tedavi ve iyileşme şansının yüzde 70-90 arasında değiştiğine işaret ediyor.

Hastalarının yüzde 90’ının tedavi sonrasında hayatta kaldığını belirten Çavuşoğlu, “Bu uzun bir maraton gibi. Hasta da, hekim de, hasta yakını da kesinlikle pes etmemeli. Uzun sürse de kanser türlerinin tamamında tedavi mümkün. En kötü seyreden akciğer ve mide kanseri hastalarını tedavi edip yaşatabiliyoruz. Doğru tedavi, titiz takip ve doğru doktor bu işin özü. Bundan 15 yıl önce kaybettiğimiz yumurtalık kanseri hastalarının yüzde 97’si, testis ve hodgkin (hoçkin) kanseri hastalarının da yüzde 90-97’si iyileşiyor. Meme kanserli kadınların çoğu iyileşiyor. Gelin görün ki, Türkiye’de kanser tedavisi için memesi alınan kadınların üçte biri kanser bile değil. Türkiye’de alanında iyi 30 onkoloji uzmanı var. Ancak on binlerce hekim hastanelerde kanser tedavisi yapıyor. Neden? Çünkü bu iş bir rant kapısı olarak görülüyor? Kanseri kanser uzmanı tedavi etmeli. Her doktor kanser tedavisini üstlenmemeli.”

Onkoloji uzmanı ve yardımcı personel eksikliği dışında Çavuşoğlu’nun dikkat çektiği başka bir nokta ise Türkiye’de hastaları ve ihtisas yapanları tek merkezde toplayacak bir kanser hastanesinin bulunmaması. Çavuşoğlu; eczanesi, radyoterapi birimleri ve onkoloji uzmanlarıyla tam teşekküllü bir ‘kanser hastanesi’nin vakit geçirmeksizin kurulması gerektiğini belirtiyor.

Tedaviye başlamadan hastalara 15 milyar harcanıyor

İkinci en büyük hata hastaların sıkı takibinin yapılmaması. İlaç tedavisine başlayan hastanın bir günlük ihmali bile, bütün emekleri boşa çıkarabiliyor. Çavuşoğlu, onkoloji uzmanı olmayan doktorların elinden kendilerine ulaşana kadar kanser hastaları için 10-15 milyar liralık paranın harcanmış olduğuna dikkat çekerek uyarıyor: “Devlet, kanserli hastaların tedavi masraflarının neredeyse tamamını karşılıyor. Biz Amerika ve İngiltere’deki meslektaşlarımızın yazamadığı ilaçları bile yazıyoruz. Hem SSK hem Sağlık Bakanlığı bunun için büyük paralar ödüyor. İşi ehline vermediğimiz için trilyonlarca lira heba oluyor. Gerçek tedavi ve topyekûn savaş yok.”

Çavuşoğlu, hastane koridorlarında duyduğumuz acı inlemeleri de izah ediyor. “Bir kanser hastası, hastalık tedavi sürecinden çıkınca inanılmaz ağrılar çeker. Hastasını tedavi etmeyen, edemeyen doktorlar onları morfinle uyutuyor. Morfin de etkisiz hâle geldiğinde bu çığlıklar çoğalıyor.”

‘Hastaya kanser olduğunu söyleyin’

Kanser tedavisinde Türkiye ile Amerika’da ya da Uganda’da uygulanan yöntem arasında fark olmadığını anlatıyor Çavuşoğlu: “Kanser de diğer hastalıklar gibi bir hastalık. İnsanlar çok basit hastalıklardan ölebilecekleri gibi, kansere yakalandıkları hâlde yaşayabilirler de. Üstelik kanser hastalarının iyileşme oranı yüzde 70’lerde.” Çavuşoğlu’nun bir başka uyarısı ise, ‘nasılsa kanserim, öleceğim’ düşüncesiyle tedavisini aksatan hastalar. Çavuşoğlu’na göre, kanser teşhisi konmuş hastaların yarıdan fazlası, yaşayacağı hâlde umutsuzluk yüzünden veya doğru tedaviyi bulamadığı için ölüp gidiyor: “Amansız hastalık dediğinde, yüzde yüz iyileşecek hasta, ‘Nasılsa öleceğim’ diyerek tedaviye gelmiyor. ‘Hasta ne zaman ölecek?’ diye soranlara, belki sizden fazla yaşar diyorum.”

Tedaviye başlayanların en önemli sorunu kanserli hücrelerin çoğalmasını önlemek amacıyla başlanan ilaç ve ışın tedavisinde zayıflayan bağışıklık sisteminin geri kazanılamaması. Çavuşoğlu; beslenmesine, uykusuna, moraline dikkat etmeyen hastaları kanserden önce böbrek yetmezliği, bakımsızlık ve kanser paranoyasının öldürdüğüne inanıyor.

Sadece Okmeydanı SSK’ya yılda 10 bin yeni müracaat yapıldığını hatırlatan Çavuşoğlu, istatistikleri bile doğru düzgün tutulmayan kanser hastası sayısının on binlerle ifade edildiğini vurguluyor. Hasta başına daha tedavi başlamadan harcanan para ise 15-20 milyar lira olarak ifade ediliyor. Bir kanser hastasının tedavi masrafları 25-30 bin doların üstünde. Çavuşoğlu’na göre devlet kanser konusunda çok bonkör; bu yüzden hem ilaç firmaları hem de doktor ve bürokratlarca suiistimal ediliyor.

BEŞ SORUYLA KANSER GERÇEĞİ

- Kanser nedir?

Kanser, normal doku veya organ ile koordinasyonunu kaybetmiş, kontrolsüz hücre çoğalması demektir. Bunlar bulundukları organ veya dokunun yapısını bozarak veya başka organlara yayılarak (metastaz) hastalık yapar. Tedavisi güçtür, ancak bugün büyük oranda çözülüyor. Erken tanı önemli. Cerrahi ve radyoterapi lokal tedavi yöntemleri ile kemoterapi ve immünoterapi gibi sistematik tedaviler hastaları iyileştiriyor.

- Kanserin ilerlemesini belirleyen faktörler nelerdir?

Tanı konulmuş hastalarda, hastalık doğru tedavi edilemezse (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi) veya tedaviden iyi sonuç alınmazsa hastalık ilerler.

- Kanser hücresinin tipi, hastalığın evresi nasıl saptanır?

Kanser hücresinin tipi parça alma (biyopsi) ile saptanır. Hastalığın evresi cerrahi sonrası patoloji raporu, radyolojik tetkikler veya tümör belirteçleriyle (marker) belirlenir.

- Kanser hastalarına ömür biçilir mi? Altı aylık ömrü kaldı gibi ifadeler doğru mu?

Kanser hastalarına ömür biçmek, hastayı tedavi etmemekle eşdeğer. Aynı hastalıktaki her insan tedaviye farklı cevap verebilir. Ömür belirlemek değil, hastayı konforlu yaşatmak doktorun görevidir.

- Kanser hastasına hastalığı söylenmeli mi? Gizlenmeli mi?

Doktorların en çok tartıştığı konu bu. Kanser hastasına hastalığı ve şansı söylenmeli. Çoğu iyileşeceği için hastaya hastalığı söylememek tedaviyi aksatıyor. Ön yargılar ortadan kaldırılmalı. Kanserin ölümcül bir hastalık olmadığı iyice anlatılmalı. Tedavi planı ve sonuçları hasta ve yakınlarıyla paylaşılmalı. Kanserin diğer hastalıklardan çok büyük bir farkı yok, hastalar iyileştirilebilir. Bugün kanser hastalarının yüzde 70’i yaşıyor. Bu oran birçok kanser türünde yüzde 97’lere ulaştı.

DR. ÇAVUŞOĞLU’NDAN KANSER HASTALARINA TAVSİYELER

Kanser amansız bir hastalık değildir. Bir-iki türü dışında tamamında tedaviler yüzde 70-90 olumlu sonuç veriyor.

Kanser hastasına hastalığı mutlaka söylenmeli. Yoksa hasta nasıl olsa öleceğim diye tedavisini aksatıyor.

Kanser konusunda iyi doktor bulun ve tedavinize bakın. Etiket ve marka uğruna profesörlere veya yurtdışındaki tedavi merkezlerine milyarlar dökmeyin.

Dünyanın her yerinde kanser tedavisinde uygulanan yöntemler aynı. Hastalara moral ve yaşama inancı kazandırılmalı.

Tedavi bitti demeyin. Bazı doktorlar beş yıl hastalığa yakalanmadıysan kurtuldun diyor. Kanser 20 yıl sonra bile nüksedebilir.

Bu yüzden iyileşen hastalar da sıkı takip altına alınmalı. En geç 6 ayda bir hasta-doktor bir araya gelmeli.

Hurafelere inanmayın. Bu iş çayla, çorbayla olmaz. Hastalığın ilacı, tedavi yolları belli. Doğru doktoru bulup hastalığın üstüne gidin.

Her doktor kanseri tedavi edemez. Mutlaka bir onkoloji uzmanı bulun, tedavinizi o üstlensin.

Kanserden korkmayın; doktorunuzu dinleyin, onun sözüne uyun.(AKSİYON DERGİSİ)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-05-05, 19:59   #2
semihbalcioglu

Varsayılan Cvp: Moraliniz kansere yakalanmasın!


verdiğin bilgiler için sağol.gerçekten hastalıklarda en önemli şey moral.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat