Forum TR
Go Back   Forum TR > Danışman > Sağlık > Sağlık Makaleleri
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Sağlık Makaleleri Gazete ve Dergilerden Bulduğunuz Makaleler

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 29-04-07, 23:33   #1 (permalink)
Moderatör
 
Giriş Tarihi: 24-09-2005
Yer: Isparta
Mesajlar: 28,287
Blog Mesajları: 2
Rep Puanı: 68709195
Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11Aaron Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 687408
Varsayılan “Şeker hastalığı” ile baş etmenin yolları (PDT®)







Kan şekeri kontrolünün sağlanmaması, kısa ve uzun dönemde ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon insanın sorunu olan diyabet, (şeker) yaşam kalitesini düşürdüğü gibi ölümle sonuçlanabilen ağır durumlara da neden oluyor…

Etiler Memorial Polikliniği’nden İç Hastalıkları uzmanı Dr. Murat Görgülü, “Diyabetle baş etmenin yolları” hakkında şu bilgileri verdi.

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen “Diyabetes mellitus”, erken yaşlarda başlayarak insülin kullanımı gerektiren Tip 1 diyabet ve nispeten daha geç başlayıp erken dönemde insülin kullanımı gerektirmeyen, ilaçlar ve diyetle kontrol edilebilen Tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılır. Her iki tipte de amaç, hastanın açlık ve tokluk kan şekerlerinin normal sınırlar içinde tutulmasıdır. İyi kontrol edilmeyen diyabetli hastalarda vücudun metabolik düzenini bozar ve ilerleyen dönemlerde birçok uç organı etkileyen yapısal bozukluklar ile erken başlayan, hızlı seyreden ve yaşamsal organları ilgilendiren damar sertliği ve tıkanıklığı gelişerek, sakatlık ve ölümle sonuçlanabilen ağır durumlar oluşturabilir.

Diyabet hastalığının iyi kontrol edilmemesi sonucu oluşabilecek komplikasyonlar, akut (kısa süre içinde gelişen) ve kronik (daha uzun sürede gelişen) olarak başlıca ikiye ayrılır.

Akut komplikasyonlar, daha çok kan şekeri kontrolünün kısa sürede bozulmasına bağlı; yeni başlamış, tanı konulamamış diyabetlilerde ya da tedavinin yan etkisi olarak gözlenir.

Başlıca akut komplikasyonlar şunlardır:

1- Şeker yüksekliğine ve kullanılamamasına bağlı kanda asit artışı (Diyabetik ketoasidoz koması): Genellikle Tip 1 diyabetli hastalarda, yeni başlamış diyabetli çocuklarda ya da bilinen diyabetik hastada ek bir travmaya bağlı olarak gelişen ağır bir tablodur. Ameliyat, enfeksiyon, bilinçsiz idrar söktürücü ilaç kullanımı, kortizonlu ilaçların kullanımı, sıvı kaybı, gebelik gibi durumlar insülin gereksinimini arttıracağından ketoasidoza zemin hazırlar. Temel bozukluk, yetersiz olan kan insülin hormonu nedeniyle vücudun ve hücrenin enerji gereksiniminin glukozdan sağlanamaması ve çeşitli mekanizmalarla vücuttaki yağların enerji verecek şekilde dönüşümünün yapılmasıdır. Yağların enerji kaynağı olarak kullanılma mekanizması sonucunda vücutta büyük zehir etkisi yapan aseton asetik asit deriveleri oluşur, aseton da bunlardan biridir. Komadaki hastanın bilinç düzeyi her aşamada olabilir, hasta hızlı ve derin soluk alıp verir, buna asidotik solunum tipi adı verilir. Hastanın kasları ve derisi gerginliğini kaybetmiş olarak görülür; genellikle karın ağrısı vardır, hastanın soluğu aseton kokar, hastanın kan gazında asidoz, idrarda keton ve kan şekeri yüksekliği tanıyı koydurur. Hastaya acil olarak kaybettiği sıvı ve elektrolitlerin verilmesi ile düzenli olarak kilosuna göre insülinli dextroz infüzyonu yapılır. Tedavi edilmezse hastada toksik tablo ağırlaşır ve ölüm gerçekleşir.

2- Kanda asitli madde artmadan sıvı kaybına bağlı yoğunluk artışı (Nonketotik hiperosmolar koma): Özellikle diyabetik olduğunu bilmeyen yaşlı hastalarda çok yüksek kan şekeri nedeniyle aşırı sıvı kaybına bağlı olarak gelişen ve kan tuzlarında da orantısızlık oluşması sonucu oluşan bir tablodur. Hastalarda başlıca sıvı kaybının yol açtığı klinik tablolar gelişir, bu tablolar çok hafiften, ağıra kadar değişebilir. Halsizlik, ağız kuruması, bilinçte dalgalanmalar, bazen bilinç kapanıklığı, çarpıntı, hafif ateş, tansiyon düşüklüğü başlıca klinik bulgulardır. Bu hastalarda da genellikle olayı tetikleyen bir durum olabilir, kortizonlu ilaç, idrar söktürücü kullanımı, aşırı beslenme, enfeksiyonlar koma başlangıcına neden olabilir. Hastaya uygun sıvı ve elektrolit tedavisi verilmesi, erken dönemde insülin kullanılarak kan şekeri kontrolünün sağlanması bu tip komanın tedavisini oluşturur.

3- Laktik asidoz koması: İnsan enerji metabolizmasının son ürünlerinden biri olan laktik asit karaciğer ve böbrek tarafından yeniden glukoza çevrilerek enerji olarak kullanılır ya da çeşitli metabolik olaylar sonucunda su ve Co2’ye dönüştürülerek vücuttan atılır. Özellikle ağızdan diyabet ilacı kullanan yaşlı hastalarda, bazı şeker düşürücü ilaçların yan etkisi olarak ve zamanla oluşan kalp, böbrek ve karaciğer yetersizliği nedeniyle vücutta biriken laktik asitin dönüşümü ve atılımı aksar ve vücutta düzeyi artmaya başlar. Çok tehlikeli bir koma türü olan laktik asidoz komasının tanısı ve tedavisi de oldukça zordur. Tanı kesin olarak kanda laktat düzeyinin 5 mEq/l’nin üzerinde olması ile konulur; hastada asidotik solunum, değişken bilinç bozukluğu, karın ağrısı, bulantı ve ağır koma hali gözlenebilir. Tedavide en önemeli basamak, neden olan etkenin ortadan kaldırılmasıdır. Kalp yetersizliğinin, böbrek yetersizliğinin tedavisi ya da neden olan ilacın kesilmesi gibi, daha sonra hastanın sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması, kan şekerinin insülinle ayarlanması ve asidozu düzeltmek için bikarbonat uygulaması yapılır.

4- Kan şekeri düşmesi(Hipoglisemi): Diyabetli hastalarda en sık gözlenen metabolik bozukluklardan biridir. Özellikle insülin ya da sülfanilüre grubu şeker düşürücü hapları kullanan hastalarda görülür. Hastalar ilaçlarını aldıktan sonra zamanında yemeklerini yemez, az yer yada şiddetli efor harcarlarsa hipoglisemi gelişebilir. Bulgular nörolojik (sinir sistemine ait) ve adrenarjik ( böbrek üstü bezi katekolamin salınımına bağlı) olarak ikiye ayrılır. Nörolojik bulgularda; duygu durum değişiklikleri, ağlama krizleri, unutkanlık, koma, el, kol, yüz uyuşması gibi bulgular. Adrenarjik bulgularda ise; çarpıntı, titreme, soğuk terleme ve acıkma hissi sayılabilir. Tedavi olarak hafif olgularda; ağızdan kesme şeker, meyve, meyve suyu alımı yeterli olurken ağır vakalarda hastanın kan elektrolit düzeyi takip edilerek şeker içerikli serumlar uygulanmalıdır.

Kronik komplikasyonlar kan şekerinin iyi ayarlanamaması sonucu daha geç dönemde oluşan ve damar sistemi ile bazı yaşamsal organları etkileyen durumlardır. Kronik komplikasyonlar diyabetli hastalarda sakat kalma ve ölümlerin en önemli nedenidir.

Kronik komplikasyonlar tuttukları organ ve damar büyüklüğüne bağlı olarak mikroanjiopatik (küçük damar hastalığı) ve makroanjiopatik (büyük damar hastalığı) olarak ayrılırlar.

MİROANJİOPATİK komplikasyonlar başlıca şunlardır:

1- Şeker hastalığına bağlı gözdibi damarları bozulması (Diyabetik retinopati): Özelikle uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, diyabetin süresi ve tansiyon, kolesterol, ilaç kullanımı gibi ek risk faktörlerinin olması diyabete bağlı göz damar ağında bozulma, kanama ve damar geçirgenliğinde değişkenliğe neden olur. ABD’ de körlüğün en sık nedeni diyabetik retinopatidir. Göz dibi damar ağında zayıf duvarlı yeni damar yumaklarının oluşumu ve kanamaları, makula ödemi, mikrovasküler tıkanma ve sızıntı ile birlikte göz siniri etrafında ödem gelişmesi ile zamanla ağsı tabaka ve görme siniri hasarı artarak körlüğe neden olabilir. Tedavi başlıca kan şekerinin normal tutularak retinopati gelişimini engellemektir. Hafif vakalar düzenli takip altına alınır, orta ve ağır vakalarda FFA (Fundus Fluoresant Anjografi) yapılarak, gerekirse lazer fotokoagulasyon uygulanır. Damarsal yapının çok arttığı vakalarda grid fotokoagulasyon uygulanabilir. Hastalar düzenli olarak göz ve göz dibi muayenesi takibine alınır.

2- Şeker hastalığına bağlı böbrek bozukluğu(Diyabetik nefropati): Uzun süren kontrolsüz diyabetli hastalarda 5 ile 10 yıl arası değişen süreler içerisinde böbrek etkilenmesi başlayabilir. Diyabetin başlangıç yaşı, ırk, diyabetin süresi de böbrek etkilenmesinin şiddetini değiştirir. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara gibi risk faktörlerinin varlığı da böbrek tutulumunu arttırır. Hastalarda başlangıçta hiçbir bulgu yoktur, yalnızca erken nefropati evresinde çok idrar çıkarma olabilir. Hastalık ilerleyip orta ve ağır duruma geldiğinde; böbrekten protein kaybı ve toksik madde atılımının azalması nedeniyle çeşitli klinik bulgular gelişir. Albümin kaybına bağlı olarak; vücutta yaygın ödem, cilt rengi bozukluğu, kaşıntı, ishal, karın ağrısı, nefes darlığı gibi etkiler görülür. Erken dönemde 24 saatlik idrarda kreatinin klirensi ve protein atılımı bakılarak tanı konulabilir. Hastalık ilerledikçe böbreklerden protein atılımı artar ve süzme kapasitesi azalarak tam böbrek yetersizliğine gidebilir. ABD’de kronik böbrek yetersizliğinin en sık nedeni diyabettir. Tedavi birincil olarak kan şekerinin tam ayarlanmasıdır; hipertansiyon, sigara gibi ek risk faktörlerinin tamamen ortadan kaldırılması önemlidir. Ayrıca tolere eden hastalarda normal kan basıncı olsa dahi ACEİ ve ARB türevi antihipertansif ilaçları kullanmak gerekir, diyette protein kısıtlaması uygulanır, ilerlemiş vakalarda diyaliz ya da transplantasyon tedavisi uygulanmaktadır.

3- Diyabetik nöropatiŞeker hastalığına bağlı sinir sistemi bozukluğu) Diyabetli hastalarda nedeni tamamen açıklığa kavuşmamış olmakla beraber, diyabetin süresi ve kan şekerinin ayarsızlığına bağlı olarak zaman içinde sinirlerde de bir takım bozukluklar gelişir. Sıklıkla eldiven çorap tarzı duyu kusuru dediğimiz el ve ayaklarda uyuşma, batma, yanma, karıncalanma ile olan tip PNP (polinöropati) görülür.

Ayrıca tek sinir tutulumuna bağlı tek kolda güç kaybı ya da göz siniri tutulumuna bağlı şaşılık, görme bozukluğu gibi durumlar gelişebilir. İç organların uyarımını yapan sinirlerin tutulumu ile; kalpte ritm bozuklukları, önlenemeyen ishaller, büyük abdest ve idrar kaçırma durumları da gelişebilir, bazı hastalarda terleme bozukluğu da gelişebilir. Bu hastalarda özellikle sinir kılıfının hasar gördüğü gözlenir, küçük damarlardaki tıkanıklık ve yapısal bozukluklar bu damarlar tarafından beslenen sinirlerde de bozulmaya yol açar. Tedavisi başlıca kan şekerinin düzenlenmesidir, hastalara ayrıca B vitamin komplekslerinin verilmesi, parasetamol verilmesi, amitriptilin türevi antidepresanlar hastalardaki nöropatik ağrıları azaltmakta fayda sağlar. Yeni çıkan bazı antiepileptik ajanlar da nöropatik ağrılara iyi gelmektedir. İç organlarla ilgili nöropatik durumlarda hastaya klinik bulguya göre tedavi ya da bazı durumlarda sinir blokajı uygulanabilir.

Diyabetin bu gruplarda sınıflandırılmayan bir takım başka komplikasyonları da vardır:

-Diyabetik hastalarda göz merceğinde bir tür protein yapısında madde birikmesine bağlı olarak erken başlayan ve hızlı ilerleyen katarakt oluşabilir.

-Diyabetik hastalarda özellikle damarlarda oluşan darlık ve sinir harabiyetine bağlı olarak diyabetik ayak yaraları sık karşılaşılan durumlardır.

-Diyabetik hastada kanda yoğunluk ve pıhtılaşma eğilimi artmıştır, bu da tıkayıcı damar hastalıklarını arttırır.

-Diyabetik hastalarda özellikle kan şekeri ayarı iyi değilse bağışıklık sistemi zayıflar.

-Diyabetik erkek hastalarda damar ve sinir bozukluğuna bağlı impotens( seksüel yetersizlik) riski artar.

-Diyabetik hastalarda depresyon eğilimi yüksek olabilir.

Diyabetik hastalarda görülen başlıca makroanjiopatik komplikasyonlar ise; kalp, beyin, kol, bacak ve bağırsaklar gibi organlara kan götüren, nispeten geniş çaplı damarlardaki tıkanmalara bağlıdır.

1- Koroner damar rahatsızlığına bağlı kalp krizi.

2- Etraf organlara giden damar tıkanıklığına bağlı ayak ülserleri, iyileşmeyen yaralar.

3- Bağırsaklara giden damarlarda tıkanıklığa bağlı mezenter emboli.

4- Beyine giden damarlarda tıkanıklığa bağlı beyin enfarktüsü.

“Şeker hastalığı” ile baş etmenin yolları

Kan şekeri kontrolünün sağlanmaması, kısa ve uzun dönemde ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon insanın sorunu olan diyabet, (şeker) yaşam kalitesini düşürdüğü gibi ölümle sonuçlanabilen ağır durumlara da neden oluyor…

Etiler Memorial Polikliniği’nden İç Hastalıkları uzmanı Dr. Murat Görgülü, “Diyabetle baş etmenin yolları” hakkında şu bilgileri verdi.

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen “Diyabetes mellitus”, erken yaşlarda başlayarak insülin kullanımı gerektiren Tip 1 diyabet ve nispeten daha geç başlayıp erken dönemde insülin kullanımı gerektirmeyen, ilaçlar ve diyetle kontrol edilebilen Tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılır. Her iki tipte de amaç, hastanın açlık ve tokluk kan şekerlerinin normal sınırlar içinde tutulmasıdır. İyi kontrol edilmeyen diyabetli hastalarda vücudun metabolik düzenini bozar ve ilerleyen dönemlerde birçok uç organı etkileyen yapısal bozukluklar ile erken başlayan, hızlı seyreden ve yaşamsal organları ilgilendiren damar sertliği ve tıkanıklığı gelişerek, sakatlık ve ölümle sonuçlanabilen ağır durumlar oluşturabilir.

Diyabet hastalığının iyi kontrol edilmemesi sonucu oluşabilecek komplikasyonlar, akut (kısa süre içinde gelişen) ve kronik (daha uzun sürede gelişen) olarak başlıca ikiye ayrılır.

Akut komplikasyonlar, daha çok kan şekeri kontrolünün kısa sürede bozulmasına bağlı; yeni başlamış, tanı konulamamış diyabetlilerde ya da tedavinin yan etkisi olarak gözlenir.

Başlıca akut komplikasyonlar şunlardır:

1- Şeker yüksekliğine ve kullanılamamasına bağlı kanda asit artışı (Diyabetik ketoasidoz koması): Genellikle Tip 1 diyabetli hastalarda, yeni başlamış diyabetli çocuklarda ya da bilinen diyabetik hastada ek bir travmaya bağlı olarak gelişen ağır bir tablodur. Ameliyat, enfeksiyon, bilinçsiz idrar söktürücü ilaç kullanımı, kortizonlu ilaçların kullanımı, sıvı kaybı, gebelik gibi durumlar insülin gereksinimini arttıracağından ketoasidoza zemin hazırlar. Temel bozukluk, yetersiz olan kan insülin hormonu nedeniyle vücudun ve hücrenin enerji gereksiniminin glukozdan sağlanamaması ve çeşitli mekanizmalarla vücuttaki yağların enerji verecek şekilde dönüşümünün yapılmasıdır. Yağların enerji kaynağı olarak kullanılma mekanizması sonucunda vücutta büyük zehir etkisi yapan aseton asetik asit deriveleri oluşur, aseton da bunlardan biridir. Komadaki hastanın bilinç düzeyi her aşamada olabilir, hasta hızlı ve derin soluk alıp verir, buna asidotik solunum tipi adı verilir. Hastanın kasları ve derisi gerginliğini kaybetmiş olarak görülür; genellikle karın ağrısı vardır, hastanın soluğu aseton kokar, hastanın kan gazında asidoz, idrarda keton ve kan şekeri yüksekliği tanıyı koydurur. Hastaya acil olarak kaybettiği sıvı ve elektrolitlerin verilmesi ile düzenli olarak kilosuna göre insülinli dextroz infüzyonu yapılır. Tedavi edilmezse hastada toksik tablo ağırlaşır ve ölüm gerçekleşir.

2- Kanda asitli madde artmadan sıvı kaybına bağlı yoğunluk artışı (Nonketotik hiperosmolar koma): Özellikle diyabetik olduğunu bilmeyen yaşlı hastalarda çok yüksek kan şekeri nedeniyle aşırı sıvı kaybına bağlı olarak gelişen ve kan tuzlarında da orantısızlık oluşması sonucu oluşan bir tablodur. Hastalarda başlıca sıvı kaybının yol açtığı klinik tablolar gelişir, bu tablolar çok hafiften, ağıra kadar değişebilir. Halsizlik, ağız kuruması, bilinçte dalgalanmalar, bazen bilinç kapanıklığı, çarpıntı, hafif ateş, tansiyon düşüklüğü başlıca klinik bulgulardır. Bu hastalarda da genellikle olayı tetikleyen bir durum olabilir, kortizonlu ilaç, idrar söktürücü kullanımı, aşırı beslenme, enfeksiyonlar koma başlangıcına neden olabilir. Hastaya uygun sıvı ve elektrolit tedavisi verilmesi, erken dönemde insülin kullanılarak kan şekeri kontrolünün sağlanması bu tip komanın tedavisini oluşturur.

3- Laktik asidoz koması: İnsan enerji metabolizmasının son ürünlerinden biri olan laktik asit karaciğer ve böbrek tarafından yeniden glukoza çevrilerek enerji olarak kullanılır ya da çeşitli metabolik olaylar sonucunda su ve Co2’ye dönüştürülerek vücuttan atılır. Özellikle ağızdan diyabet ilacı kullanan yaşlı hastalarda, bazı şeker düşürücü ilaçların yan etkisi olarak ve zamanla oluşan kalp, böbrek ve karaciğer yetersizliği nedeniyle vücutta biriken laktik asitin dönüşümü ve atılımı aksar ve vücutta düzeyi artmaya başlar. Çok tehlikeli bir koma türü olan laktik asidoz komasının tanısı ve tedavisi de oldukça zordur. Tanı kesin olarak kanda laktat düzeyinin 5 mEq/l’nin üzerinde olması ile konulur; hastada asidotik solunum, değişken bilinç bozukluğu, karın ağrısı, bulantı ve ağır koma hali gözlenebilir. Tedavide en önemeli basamak, neden olan etkenin ortadan kaldırılmasıdır. Kalp yetersizliğinin, böbrek yetersizliğinin tedavisi ya da neden olan ilacın kesilmesi gibi, daha sonra hastanın sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması, kan şekerinin insülinle ayarlanması ve asidozu düzeltmek için bikarbonat uygulaması yapılır.

4- Kan şekeri düşmesi(Hipoglisemi): Diyabetli hastalarda en sık gözlenen metabolik bozukluklardan biridir. Özellikle insülin ya da sülfanilüre grubu şeker düşürücü hapları kullanan hastalarda görülür. Hastalar ilaçlarını aldıktan sonra zamanında yemeklerini yemez, az yer yada şiddetli efor harcarlarsa hipoglisemi gelişebilir. Bulgular nörolojik (sinir sistemine ait) ve adrenarjik ( böbrek üstü bezi katekolamin salınımına bağlı) olarak ikiye ayrılır. Nörolojik bulgularda; duygu durum değişiklikleri, ağlama krizleri, unutkanlık, koma, el, kol, yüz uyuşması gibi bulgular. Adrenarjik bulgularda ise; çarpıntı, titreme, soğuk terleme ve acıkma hissi sayılabilir. Tedavi olarak hafif olgularda; ağızdan kesme şeker, meyve, meyve suyu alımı yeterli olurken ağır vakalarda hastanın kan elektrolit düzeyi takip edilerek şeker içerikli serumlar uygulanmalıdır.

Kronik komplikasyonlar kan şekerinin iyi ayarlanamaması sonucu daha geç dönemde oluşan ve damar sistemi ile bazı yaşamsal organları etkileyen durumlardır. Kronik komplikasyonlar diyabetli hastalarda sakat kalma ve ölümlerin en önemli nedenidir.
Aaron çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-07, 16:36   #2 (permalink)
Eski Üye
 
Giriş Tarihi: 02-02-2007
Yer: Rodosto Yeraltı
Mesajlar: 888
Rep Puanı: 1716797
нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11нυηтє∂ Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 17194
Varsayılan C: “Şeker hastalığı” ile baş etmenin yolları (PDT®)


Bilgilendirme İçin Teşekkürler..
нυηтє∂ çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-05-07, 21:29   #3 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 11-03-2007
Mesajlar: 6,430
Rep Puanı: 3352131
Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11Liуα Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: “Şeker hastalığı” ile baş etmenin yolları (PDT®)


Paylaşım için Teşekkürler
Liуα çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-05-07, 01:13   #4 (permalink)
One Turk Against The World.
 
Giriş Tarihi: 22-07-2006
Yer: İstanbul
Mesajlar: 54,756
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 84683233
ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11ALWAYS A CLASSIC Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 847404
Varsayılan C: “Şeker hastalığı” ile baş etmenin yolları (PDT®)

Teşekkürler yararlı bir konu
ALWAYS A CLASSIC çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 17:49
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477