|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Sağlık Kategorisinde ve Sağlık Makaleleri Forumunda Bulunan Sağlık makalelerı Konusunu Görüntülemektesiniz => SUDA BOĞULMAKTA OLANLARA İLK YARDIM Suda boğulmakta olan kişiye yapılması gereken ilk şey, can yeleği, can simidi... gibi batmaz bir ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#206 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,361
Rep Puanı: 110958825
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
SUDA BOĞULMAKTA OLANLARA İLK YARDIM
Suda boğulmakta olan kişiye yapılması gereken ilk şey, can yeleği, can simidi... gibi batmaz bir cisim veya yüzme aracı atılmasıdır. Bunlar yoksa,uzun bir sopa, kayık küreği, ip... gibi araçlarla da yardım edilebilir. Yüzerek can kurtarma yöntemlerini bilmeyen kişilerin suya atlayarak kazazedeyi kurtarmaya çalışmaları çok yanlıştır ve çoğu kez kurtarıcının da boğulması kaçınılmazdır. Su yutmuş olan kişi sudan çıkarılır çıkarılmaz şunlar yapılmalıdır: · Ağzındaki takma dişler ve yabancı cisimler derhal çıkarılır · Başı iyice arkaya yatırılır, alt çenesi iki elle kavranıp aşağı ve geriye doğru çekilir. Ensenin altına katlanmış giysiler konabilir. Diğer el, kazazedenin alnına, işaret ve baş parmaklar burnu kapatacak biçimde yerleştirilir · Kurtarıcı derin bir nefes aldıktan sonra, dudaklarını kazazedenin dudaklarına bitiştirerek güçlü bir nefes verir (hayat öpücüğü). Soluk verdikten sonra kazazedenin soluk vermesini sağlamak için ağzı açık tutulur. · Bu işlem iki kere tekrarlandıktan sonra, göğüs kafesine bastırılarak kalp masajına başlanır. · Kurtarıcı kazazedenin yanı başında diz çökerek, bir el göğüs kemiğinin alt bölümüne, öteki el ise bu elin sırtına yerleştirilir. · Göğüs kemiği üzerine omuzun ve vücudun ağırlığı gelecek ve 30-40 kg' lık bir güç oluşturacak şekilde bastırılıp, sonra hızla bırakılır. Suda boğulma olaylarında çok önemli noktalar: · Akciğerlere dolan suyun boşaltılmasına çalışılarak zaman kaybedilmemeli ve derhal yapay solunum başlanılmalıdır. Hastayı baş aşağı getirerek çıkarılan suyun çoğu akciğerlerden değil mideden gelir. |
|
|
|
|
#207 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,361
Rep Puanı: 110958825
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
'Güneş çarpması' öldürüyor
-------------------------------------------------------------------------------- 37 dereceye kadar normal olan vücut ısısı, çok sıcak havalarda ve rutubetin arttığı durumlarda 40-41 dereceye kadar yükselebiliyor. Bu durum hücrelerde özellikle de beyin hücrelerinde tahribat yapıyor. Aşırı sıcağa maruz kalan bir kişinin, beynindeki ısı ayarlama merkezinin fonksiyonu bozuluyor ve 'güneş çarpması' denilen ciddi sağlık sorunu ortaya çıkıyor. Bu sebeple, sıcak çarpması belirtilerine karşı uyanık olunması ve alınan tedbirlerle hasta düzelmezse doktora haber verilmesi, büyük hayati önem taşıyor. Uzmanların belirttiğine göre, ilerlemiş sıcak çarpması çok tehlikeli olup tedavi edilse bile hastaların yüzde 20'si ölüyor. İyileşenlerin ise sinir sisteminde kalıcı hasarlar oluşabiliyor, denge ve koordinasyonlarının normale dönmesi aylar alıyor. İlk belirtiler görüldüğünde teşhis konur ve şuur kaybından önce tedaviye başlanırsa iyileşme şansı oldukça yüksek. Sıcak çarpmasının ilk belirtilerini, 'Çok yüksek ateş (40-41 derece), terleyememe, komaya kadar giden sinir sistemi bozuklukları, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, kusma-bulantı, nabız hızlanması ve cildin kuruması' olarak sıralayan uzmanlar, 'Algılama ve koordinasyon yeteneğinin azalması, görme netliğinin bozulması, göz çukurlarının belirginleşmesi ve bilincin kaybolması' gibi ileri belirtiler ortaya çıkar çıkmaz derhal doktor çağırılması gerektiğini kaydediyor. Uzmanlar, böyle bir vakayla karşılaşıldığında, hastanın hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınması gerektiğini ifade ederek, "Sıkı giysileri gevşetilmeli. Hastanın solunumu kontrol edilmeli (Gerekirse hava yolu açılıp suni solunuma başlanmalı). Hasta su veya vantilatörle soğutulmaya çalışılmalı. Ateşi 39 dereceye düşünceye kadar soğutma işlemine devam edilmeli. Acil olarak hastaneye götürülmelidir" önerisinde bulunuyor. Mecburiyet olmadıkça, güneş sıcaklığının en belirgin olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmaması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker gibi kronik hastalığı olanların buna özellikle dikkat etmeleri gerektiğini bildiriyor. Uzmanlar, aşırı sıcaklarda bol sıvı ve mineral içeren içecekler tüketilmesi gerektiğini belirterek, "Kalp hastalığı veya hipertansiyonu olup tuzsuz diyet alan kişiler dışında gıdalarla tuz alımı arttırılmalıdır. Tuz kısıtlaması olanlar ise sıvı ve tuz kaybı yönünden çok dikkatli olmalıdır. (Susamamış olsanız bile sık sık su için çünkü susamak vücudunuzun su ihtiyacını belirten güvenli bir işaret değildir.) Alkollü içecekler kullanmayın. Hafif yemekler, sulu yiyecekler (meyve, salata, çorba vb.) yenmeli. Yağlı ağır yemeklerden ve tıka basa yemekten kaçınılmalı" diyorlar. İnce, açık renk ve bol giysiler giyilmesi gereğine de işaret eden uzmanlar, "Giysiniz güneş ışığının sizi yakmasını önlesin ama terletip su kaybettirmesin. Geniş kenarlı şapka giyin, yüzünüz doğrudan güneş altında kalmasın. Sık sık duş yapıp serinlemeye çalışın. Dışarıda aktif olarak çalışması gerekenlerin mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, ağır eforlardan kaçınmaya ve sık sık, bol bol sıvı tuzlu gıdalar almaya daha çok dikkat etmeleri gerekir" ifadesini kullanıyor. |
|
|
|
|
#208 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,361
Rep Puanı: 110958825
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Oral sex
oral seks bir kişinin cinsel organlarıyla diğer kişinin ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir. Ağız ve cinsel organlar vücudun kolayca uyarılabilen erojenik bölgeleridir.Ve temas haline geçmeleri de kişilere zevk verir.Bütün memelilerde karşı cinslerin birbirlerini ağız yoluyla uyarması vardır denilebilinir.(mesela erkek köpeğin dişinin vajenini koklaması ve yalaması gibi,atlardada erkeğin çiftleşmeden önce dişinin vajenini yalayarak dişiyi ilişkiye hazır hale getirdiği görülür ) Neden oral seks: - ağızın ve cinsel organların hassas erojen bölgeler olması,ve birbirlerine verdikleri uyarının ve zevkin yoğun olması bu buluşmayı kaçınılmaz yapmaktadır. - En önemli avantajlarından bir taneside gebeliğe neden olmaması yüzünden çiftler tarafından rahatlıkla kullanılmaktadır. - Bakireliğin önemli olduğu toplumlarda bu yolla bakirelik korunmuş olmaktadır. - Erkek te veya kadın da kendi cinsel organını partnerinin ağzında görmekte bir haz yaratmaktadır. Kadının erkek cinsel organını ağzıyla uyarması: Felliato; latinca fellare (emmek) fiilinden türemiştir.Erkek cinsel organlarını yalamak,emmek,öpmek anlamında kullanılır. Erkeklerin tamamına yakını penislerinin emilmesinden ve bu şekilde boşalmaktan hoşlanırlar.Kadınların bir kısmıda partnerlerini bu şekilde uyarmaktan ve boşaltmaktan hoşlanır. Kadın erkeğini ağzıyla uyarırken genelde onun nasıl hoşlandığını sorar veya yaptığı hareketlere dikkat ederek hangilerinden daha fazla zevk aldığına dikkat ederek kendini yönlendirir.Aynı zamanda ellerinide penis etrafına sararak daha fazla uyarı sağlayabilir .Dikkat edilmesi gereken dişlerin penise acı veya zarar vermemesidir.Kadın partnerini bu şekilde boşaltabilir veya yeterli uyarı sağladıktan sonra cinsel ilişkinin başka biçimlerien geçebilirler. Kadın isterse erkeğin spermlerini yutabilir, erkekler bundan inanılmaz psikolojik haz duyarlar , sperm yutmakla hamile kalınmaz . Normal koşullarda sağlıklı bir erkekte sperm hastalık taşımaz. Kadında veya erkekte bulaşıcı bir hastalık varsa bu oral seks sırasında bulaşabilir. Erkeğin kadın cinsel organını ağzıyla uyarması: Cunnilingus; latince cunnus - vulva(kadın da vajen dudakları) ve lingere:yalamak anlamındadır. Erkeğin kadın cinsel organlarını yalaması ve emmesi anlamında kullanılır .Kadının özellikle klitorisi öpmeye,yalamaya ve emmeye aşırı derecede duyarlıdır.Erkek kadının vajen girişini,vajen dudaklarını,klitorisi yalayarak onu uyarır,cinsel birleşmeye hazırlar veya bu şekilde boşaltabilir ,veya ilişki öncesi birkaç kez bu şekilde boşaltarak daha sonra ilişkiye girebilirler.Cinsel ilişkide erkeğin kadın boşalmadan boşaldığı durumlarda kadını bu şekilde boşaltabilir.ve erkek sertliğini kaybedip ilişkiye devam edemediği zamanlarda kadını bu şekilde rahatlatabilir. Erkekte kadının nasıl hoşlandığını sorabilir ve ona göre yönlenebilir gene dikkat edilmesi gereken nokta dişlerin kadına zarar vermemesidir. Vajene hava üflemek gibi şeylerede kadına ağrı veya acı verebilir. Uyarı sırasında kadının vajeninde ıslanma artmakta vajenden sallgılana sıvılar dışarı doğru gelmektedir, normalde bunlar zararsız ve mikrop taşımayan sıvılardır ve erkeğe yutması halinde dahi zarar vermeze (eğer bir enfeksiyon yoksa) oral seks öncesi kadını vajen daha temiz olsun diye vajen içinin sabunla yıkaması vajene zarar verebilir kayganlaşmayı zorlaştırır. ## Normal yani akıntısı olmayan bir kadının kendine has bir vajen kokusu vardır, bu kokuya ''kasolet'' adı verilir ve bu koku erkeklere çekici ve cinsel uyarıcı gelir, bazı kadınlarsa tam tersini düşünür, erkeğin bundan rahatsız olacağı fikrine kapılırlar , bu gereksiz ve yersiz bir endişedir.Yapılmaması gereken bir şeyde o kısımlara sprey sıkmak veya parfüm sürmektir, hem oranın yapısını bozar hem de erkeğe acı bir tat verir. Vajene bir şey sokulmadan yapılan oral seks bakirelerde kızlık zarına zarar vermez. Her aydaki gebe kadına da oral seks yapmanın ne bebeğe nede çiftlere zararı yoktur, eğer düşük veya heyecanın doktor tarafından yasaklandığı özel bir durum yoksa tabiiki. Kişiler oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonları bulup geliştirebilirler. |
|
|
|
|
#209 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,361
Rep Puanı: 110958825
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
'Dalmak' için nelere dikkat etmeli?
-------------------------------------------------------------------------------- Dalgıçlık, günümüzde 'dalma donanımı' ve bir ekiple yapılan gözde bir spor ve hatta bir meslek oldu. Ancak dalgıçlık dikkat edilmezse tehlikeli bir spor olabilir. Denizlerin derinlikleri yüzyıllardan beri insanların ilgisini çekmiştir. Geçmişte daha çok nefes tutularak yapılan dalgıçlık, günümüzde 'dalma donanımı' ve bir ekiple yapılan gözde bir spor ve hatta bir meslek olmuştur. İnsanlar hiç bir alet kullanmadan 20-40 metre derine dalabilmektedirler, ancak 30 metreden daha fazla derine inme ciddi tehlikeler de beraberinde getirir. Nefes almayı, görmeyi sağlayan ve vücut ısısının düşmesini önleyen dalma donanımı ile çok daha derinlere inmek mümkündür, ama bu dalışların ölüme kadar gidebilen çok ciddi tehlikeleri olduğu unutulmamalıdır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim küçükusta, son yıllarda giderek daha çok insan tarafından yaygın olarak yapılan bir uğraş haline gelen dalgıçlık, dalma ile ilgili sağlık problemleri ve kazaların da armasına yol açtığına dikkat çekiyor. Bunların çoğu, dalgıçlık konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan acemi kişilerde görüldüğünü ifade eden Küçükusta, "İyi eğitim almış tecrübeli dalgıçlarda da zaman zaman çeşitli problemler ortaya çıkabilmektedir" dedi. Dalmaya bağlı sağlık sorunlarının çoğu panik, yorgunluk, alkollü olarak dalma ve dalma donanımının yetersizliğinden kaynaklanır. Dalmaya bağlı sağlık sorunlarını 5 başlık altında toplayabiliriz: -Mekanik hasarlar -Azot narkozu -Akciğer yırtılması -Hava embolisi -Dekompresyon hastalığı MEKANİK HASARLAR Derine inildikçe çevre basıncı artar ve bu basınç değişikliği vücut dokuları ve sıvılarına da yansır. Üst solunum yolları infeksiyonu, sinüzit ve orta kulak iltihabı olanlarda, hava içeren kulak ve sinüs boşluklarında negatif basınç gelişerek burada kan ve sıvı toplanmasına neden olur. Şiddetli ağrıya neden olan bu durum, deneyimsiz bir dalgıçta şaşkınlık ve paniğe neden olur.Bundan dolayı, kulak hastalıkları ve sinüzüti olanlar bu rahatsızlıklarını tedavi ettirmeden asla dalmamalıdırlar. Dış kulak yolundaki hava sıkıştıkça, soğuk su kulak yoluna girerek kulak zarını etkiler ve baş dönmesine neden olur. Orta kulaktaki havanın sıkışması durumunda ise, kulak zarı içeri doğru çöker, ağrı, işitme kaybı ve huzursuzluğa yol açar. Bu şikayetler, kapalı gırtlağa karşı nefes verme çabası (ıkınır gibi yaparak) ile düzeltilebilir. Dalgıçlarda en sık rastlanan tablo orta kulak baro-travmasıdır. Belirtileri, basınç hissi, giderek artan işitme kaybı ve baş dönmesidir. Kulak zarı birden yırtılabilir ki, o zaman da ağrı tamamen geçer. Her iki kulaktaki basınç artışlarının farklı olması ise, bulantı, kusma ve şaşkınlık haline neden olur. Bu durum, suyun akciğerlere kaçması ve boğulmaya kadar gidebilir. AZOT NARKOZU Derinlere indikçe akciğerlerdeki azot gazı basıncı artar ve azot akciğer damarlarına geçerek kanla tüm vücuda dağılır. Azot daha çok yağlı dokularda depolanır. Azot depolanan dokunun hacmi hafifçe artar. Bu artış sinir zarlarında olduğunda çok önemlidir, çünkü buradaki azot miktarı fazlalaştıkça sinir iletisi de bozulmaya başlar ve giderek de tamamen kesilir. Komprese edilmiş hava ile dalanlarda, sinir iletisindeki bozulma 20 metreden itibaren kendini gösterir ve 45 metrenin altında da tehlike başlar. Azot narkozu birkaç dakika içinde gelişir ve dalgıç tarafından her zaman farkedilmeyebilir.Dalan kişide sarhoşluk, dalgınlık, umursamazlık hali vardır ve giderek şuur kaybı gelişir. Böyle bir durum hissedildiği zaman, dalgıç hemen 45 metrenin üzerine getirilmeli ve hava yerine helyum-oksijen gazları karışımı solutulması gerekir. Böyle kişilerin doğrudan hemen su yüzeyine çıkarılması sakıncalıdır. AKCİĞER YIRTILMASI Dalmanın en ciddi ve en sık rastlanan zararlarından biridir ve birkaç metrelik derinliklerde bile meydana gelebilir. Daha çok, panikleyen ve hızla yukarı çıkarken nefeslerini tutan deneyimsiz dalgıçlarda rastlanan bir durumdur. Tüm deneyimli dalgıçlar, serbest çıkışlarda sürekli olarak nefes verirler. Akciğer yırtılmasının belirtileri öksürük, nefes darlığı ve solunum yollatı kanamsıdır. Ses kısıklığı, yutma güçlüğü, ensede veya göğüs kemiği arkasında dolgunluk da olabilir. Bu belirtiler, yukarı çıkarken veya su üstüne çıktıktan sonra da gelişebilir. Akciğer yırtılmasıyla ortaya çıkan hava akciğer zarları arasında birikebeileceği gibi (pnömotoraks), deri veya deri altı dokularda da toplanabilir (ciltaltı amfizemi). Tedavi, 2-3 gün sürekli oksijen verilmesidir. Akciğerlerdeki yırtık kendiliğinden tamir olur. Akciğer zarları arasındaki hava fazla ise, göğüs boşluğuna tüp takılması gerekir. HAVA EMBOLİSİ Zedlenen akciğerlerden çıkan hava, kan dolaşımına karışırsa, hava embolisi meydana gelir. Yetersiz eğitim, uygunsuz araç kullanımı, su altında gelişen ani durumlar veya dalma sırasında dalgıcın havayı korumak amacıyla soluğunu tutması sonucu oluşur. Hava embolisi oldukça hızlı gelişir ve beyin damarlarının hava kabarcıkları ile tıkanması sonucu çeşitli belirtiler oluşur: Sarhoşluk hali, el ve ayaklarda karncalanma ve uyuşukluk, kişilik değişiklikleri, konuşma bozuklukları, güçsüzlük ve felçler, kas kasılmaları, şuur kaybı. Böyle bir durumda kişi derhal sol tarafı üzerine baş aşağı gelecek şekilde yatırılır, kalça yukarı kaldırılır. Bu pozisyon, gaz kabarcıklarının beyine gitmesini güçleştirir. Aynı zamanda hemen oksijen de verilmelidir. DEKOMPRESYON HASTALIĞI Bu hastalık halk arasında vurgun adıyla bilinir. Dalan kişi su latında uzun süre kaldığında, vücudunda fazla miktarda azot çözünür. Bu kişi, aniden su yüzeyine çıkarsa, hücre içi veya hücre dışı vücut sıvılarında önemli miktarda azot kabarcıkları oluşur ve bunların miktarına göre vücudun hemen her yerinde hafif veya ağır zaralar ortaya çıkar. Dalgıç denizin derinliklerinde kaldığı sürece vücudun dışındaki basınç, çözünmüş gazları sıvı şekilde tutmaya yetecek bir şekilde bütün vücut dokularını sıkıştırır. Dalgıç aniden su yüzeyine çıkarsa, vücudun dışındaki basınç sadece 1 atmosfer olur ve bu sırada vücut sıvılarının içindeki basınç vücudun dışındaki basınçtan daha fazladır. Bu yüzden çözünmüş durumdaki gazlar kabarcık hailine gelirler. Vurgunun belirtileri, çıkıştan sonraki birkaç dakika ile birkaç saat içinde ortaya çıkar. Nadiren de belirtilerin görülmesi için 6 saatten fazla zaman geçmesi gerekir. Vurgunun belirtileri şunlardır: Deride kaşıntılı lekeler, kas ve eklemlerde şiddetli ağrılar, duyu bozuklukları ya da felçler, şiddetli yorgunluk, göğüste rahatsızlık, öksürük, nefes darlığı, şok ve şuur kaybıdır. Vurgunun tedavisi 'basınç odası' adı verilen özel bir odada yapılır. Dalgıç deniz dibinde çok derinde ve uzun süre kalmış ise, basınç odasında saatlerce kalması gerekir. Tedaviye belirtilerin görülmesinden sonraki ilk 6 saat içinde başlanmalıdır. Önce, 2.5-3 atmosfer basıncındaki oksijen 2-4 saat süreyle verilir ve daha sonra belirtiler giderilinceye kadar tedaviye devam edilir. Daldıktan sonraki 12 saat içinde uçağa binenlerde vurgun ihtimali çok yüksek olduğundan, dalgıçların 12 saat geçmeden uçağa binmeleri son derecede sakıncalıdır. |
|
|
|
|
#210 (permalink) |
|
Admin
![]() Giriş Tarihi: 25-03-2004
Yer: video.frmtr.com
Yaş: 28
Mesajlar: 17,361
Rep Puanı: 110958825
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Mevsim değişikliklerine dikkat
-------------------------------------------------------------------------------- Uzmanlar, mevsim değişikliklerinde birçok yenilikler yapmamız gerektiğini belirtiyor. Hava sıcaklığının artmasıyla birlikte uzmanlar özellikle beslenme konusunda dikkatli olunmasını istiyor. Mevsim dönüşlerinde ağır çalışmaların yavaşlatılması veya günün en serin zamanında yapılması öneriliyor. Hafif, açık renkli kıyafetlerin ısıyı ve güneş ışınlarını yansıttığını ve vücut ısısını korumasına yardımcı olduğunu belirten uzmanlar, "Sentetik kıyafetler yerine pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Protein gibi metabolik ısı üretimini ve aynı zamanda su kaybını artıran yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Vücudumuz serin kalmak için suya ihtiyaç duyar. Kendinizi susamış hissetmiyor olsanız dahi bol bol su tüketin. Alkollü içecekleri içmeyiniz. Doktor tarafından önerilmemişse tuz tabletlerini almayın. Güneş altında fazla kalmayın" tavsiyelerinde bulunuyor. Özellikle hava ısısının yüksek olduğu dönemlerde bol bol sıvı alınması gerekiyor. Sıvıdan kasıt öncelikle su, taze meyve suları, soda, bitki çayları gibi sıvılar olabilir. Toplam miktar ise 2 litrenin altında olmamalı |
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com