Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Danışman > Sağlık > Sağlık Makaleleri

Kalbin İlk Vuruşları..

Sağlık Kategorisinde ve Sağlık Makaleleri Forumunda Bulunan Kalbin İlk Vuruşları.. Konusunu Görüntülemektesiniz => Mustafa OZAN Canlı vücudun hayatî fonksiyonların birçoğu düzenli aralıklarla yürüyen ritmler halindedir. Bunlardan en çok bilinen ve her an hissedilen ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 19-07-08, 15:25   #1 (permalink)
Türk Silahlı Kuvvetleri
 
Giriş Tarihi: 03-07-2008
Yer: İstanbul
Mesajlar: 220
Rep Puanı: 46977799
JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11JREmiR Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 469783

Send a message via MSN to JREmiR
Varsayılan Kalbin İlk Vuruşları..


Mustafa OZAN


Canlı vücudun hayatî fonksiyonların birçoğu düzenli aralıklarla yürüyen ritmler halindedir. Bunlardan en çok bilinen ve her an hissedilen solunum ve kalb hareketleri canlı olduğumuzun en büyük delilidir. Söz konusu ritmler, cenin gelişiminin ilk safhalarından başlayarak teşekkül ederler. Embriyon rahim çeperine tutunur tutunmaz (22 günlük iken), düzenli bir dalgalanma hareketi ile kalbin ilk vuruşları ortaya çıkar.
Bir cenin doğuma kadar böbreksiz veya akciğersiz pek âlâ yaşayabilir; fakat kalbsiz yaşayamaz. Tek başına kan dolaşımı, bir ceninin gelişmesinde vazgeçilmez hayatî fonksiyonlardandır. Başlangıçta, yumurta ilk bölünmeleri geçirip henüz küçük bir hücre yığını iken, hücrelerarası madde ve enerji alışverişi difüzyonla hücre yüzeyinden temin edilir. Fakat, embriyon hücrelerinin çoğalmasıyla dış ortam ile içteki hücreler arasındaki alışveriş yetersiz hâle gelir. Öyleyse bir kan dolaşımı sisteminin yaratılması ve böylece metabolizmanın ihtiyaçlarının karşılanması vazgeçilemez bir hususiyet arz etmektedir.

Bütün omurgalı canlılarda olduğu gibi insanda da, midenin yaratılmasından az sonra, ilk inşa edilen organ kalbdir. İnsan cenininde, hamileliğin 22. gününden itibaren kalb atmaya başlar. Söz konusu kalb atışları, henüz farklılaşmamış, kalb kası (myocard) kas hücrelerinin kasılmasına bağlıdır. Peki, bu hücreleri aynı tabakadan oluşan diğer hücrelerden farklı kılacak şekilde farklılaştıran ve onlara tempolu bir şekilde hareket kazandıran şey nedir? Kalb hareketlerindeki uyartıyı hücreden hücreye nakleden ve ilk uyartının da üretildiği çok farklı bir hücre topluluğu vardır. İletim dokusu adını da verebileceğimiz bu doku gelişen ve daha sonra da olgunlaşan kalbin atış hızını ayarlayan özel merkezi meydana getirir.

Cenin gelişiminin erken safhalarında kalb faaliyeti çok özel bir durum gösterir. Karmaşık bir hiyerarşi düzenine göre mucizevî bir şekilde yavaş yavaş mükemmel bir mekanizma ortaya çıkmaktadır. Ergin insanda kalb hareketlerinin düzenlemesinde önemli bir unsur olan sempatik sinir sistemi, cenin gelişiminin 10. haftasına doğru kullanıma hazır hâle gelmiş görünmekle birlikte, çok önceden başlayarak, kalb fonksiyonlarının hem frekans hem da vurum gücü bakımından bütüncül ve hassas bir düzenlenme kendini göstermektedir. Adım adım, tıpkı bir binanın taşlarının yerine konulması gibi yürütülen kalb ve dolaşım sisteminin inşasının hiç şaşırmadan ve aksamadan yürütülmesi çok açık olarak ilmi ve kudreti sonsuz bir Yaratıcı'nın tercihini göstermektedir.

Embriyonda kalb ritmini belirleyen şey nedir? Tıp kaynakları kalbin ilk uyartı merkezi olarak sinoatrial düğüm veya nomotop merkez olarak isimlendirdikleri küçük bir hücre yığınını zahiren bu işten sorumlu tutuyorlar. Sağ kulakçığın duvarında kalb kası hücrelerinin özel bir tipi olarak gömülmüş halde bulunan bu hücre kümesi nasıl oluyor da kendi kendine, sinyali üretebilmekte ve bu sinyalleri ileten özel hücreler vasıtasıyla da bütün kalb hücreleri birlikte kasılabilmektedir? Biyolojik ve kimyevî yapı taşlarının çok hassas bir sıra halinde yaratılırken kodlanmış program gereği art arda gelerek belli bir gelişme sürecinin ortaya çıkmasında asıl fiil ve irade muhakkak ki, ilmi ve kudreti sonsuz bir Yaratıcı'nındır. Diger bütün sebepler ise sadece birer perdedir. Fakat sebeplerin perde olması onları geçersiz ve değersiz kılmamaktadır. Dolayısıyla bu sebeplerden herhangi birini aksatıcı bir bozukluk veya arıza (bir mutasyonla ortaya çıkabilir) kalbin yaratılışını ve çalışma düzenini bozabilir.

Kalb ritmi genellikle hamileliğin ilk üç ayında ceninin sağlık durumunun bir belirleyicisi olarak kabul edilir. Son yıllarda, yeni ultrasonografi dalgalarının kullanımı ile 6 haftalık ceninin kalb atışlarını takib etme imkânına sahibiz. On haftalık gibi daha geç bir devreden itibaren kalb ritminin ölçümünü, kanın kalbte veya göbek atardamarındaki dolaşım hızını ölçerek gerçekleştirebiliyoruz.

Bu yeni teknikle (doppler ultrasonografi) yapılan tespitlere göre başlangıçta çok çabuk gelişen bir kalbin faaliyeti olarak nispeten frekansı düşük (dakikada 60 ila 90) bir atım tespit edilmiştir. Hamileliğin 7. haftasından önce, kalb vuruşları aniden dakikada yaklaşık olarak 115'e çıkar. Ardından, cenin büyüdükçe, üç hafta sonra, kalb ritmi dakikada 170 vuruşa yükselir. 15. haftada ise dakikada 145 vuruş civarında sürekli hâle gelir. Kalb bu frekansı hamileliğin sonuna kadar koruyacaktır.

Embriyon hacim kazandıkça, kalbin çeperlerinin nispî kalınlığı azalır. Böylece kalbin şişme kapasitesi artar. Hamileliğin 9. haftasından itibaren kalb odacıklarının şişmesi incelenerek bu hâdise tespit edilebilir. Yetişkin insanda olduğu gibi ceninde de, her karıncığın şişmesi önce boş karıncık ile dolu kulakçık arasındaki basınç farklılığı sebebiyle pasiftir, hemen ardından aktif kasılma ile şişme tamamlanır. Eğer karıncık kaslarının esneklik ve uyumu iyi ise daha iyi gerilir ve pasif olarak daha çabuk dolar. Hamileliğin 9-20. haftaları arasında pasif şişme hızı ile aktif şişme hızı arasındaki bağ artmaktadır. Atardamarlar arasındaki kanın dolaşım hızı ise yetişkinlere nispeten çok yavaştır. Hamileliğin 10. haftasında saniyede 8 cm'lik ortalama bir hız görülür. Bu hız 20. haftada saniyede 21 cm olur, daha sonra embriyonun yaşı ile orantılı olarak artmaya başlar. Yetişkin bir insanda ise atardamar içindeki kanın hızı saniyede bir metre olup embriyonunkine göre beş misli fazladır.

Embriyon büyüdükçe bütün kalb-damar sisteminden, yeni gelişen farklı bölgeleri beslemek ve bu yeni dokuların ihtiyacını karşılamak için bu bölgelere yeni yeni dallar uzatılmaya başlar. Kan akışının ceninin metabolizma ihtiyaçlarına uygun miktarda ayarlanmasında düzenli olarak artan atardamar basıncı ve kalbin pompalama gücünün çok büyük önemi vardır. Piliç embriyonları üstünde yapılan incelemeler, atardamarın içindeki kan miktarı ile embriyonun ağırlığı arasında doğrudan ve sıkı bir münasebet olduğunu göstermiştir.

Yetişkin bir kalbin kontrol sistemleri (bilhassa da sinirler) henüz hazır değilken, kalbin erken uyarlaması nasıl gerçekleşmektedir? Embriyon, metabolizması için ihtiyaç duyduğu oksijen ve sindirilmiş gıda maddesi miktarının artışını nasıl bilmekte ve ne gibi bir mekanizma ile dengeli büyümesi ile birlikte gittikçe artan ihtiyaçlarını dengeli olarak karşılamaktadır? Bu konuda çeşitli düzenlenme mekanizmalarından bahsedilse de bütün bunlar yine birer eksik sebep olarak kalmakta, Rahmeti ve Şefkati Sonsuz Rabbimiz'e perde olmaktan öte gidememektedir.

Kalb ve damarlara, yaratılışlarındaki esneklik ve hususî mekanik özellikleri sebebiyle kendilerini basınca ve yapılacak işe göre ayarlama kabiliyeti verilmiştir. Böyle bir mekânizma, hamileliğin 15. haftasından önce esas mekânizma durumundadır. Bu mekanizma, bir asra yakın bir zamandan beri yetişkinlerde incelenmekte olan Franck ve Starling mekânizmasını işin içine sokmaktadır. Elâstikî özellikleri sayesinde, kalb, boşaltılan kan hacmini ayarlayıp kendisini atardamar basıncına ve toplardamardan kalbe doğru kanın dönüşüne uyumlu hâle getirir. Böyle bir düzenleme; kalbdeki kan akış miktarını, kalbe yönelik toplardamar dönüşünün önemine uygun hâle getirme imkânı sağlar. Kalb kaslarının kasılmasıyla kalbdeki kan akış miktarı artar. Franck ve Starling kanunu piliç embriyonu üstünde doğrulanabilmiştir. Eğer toplardamardan kalbe dönüş yapan kan miktarı suni olarak artırılırsa, kalbdeki kan akışı miktarı da artar.

Bu Franck ve Starling hipotezi açık bir çelişkiyi açıklama imkânı da verir. Atardamardaki kanın akış hızı, kalbin vuruş frekansı azaldığı halde, hamileliğin 15. haftasına kadar tedricen artar. Peki bu durumu nasıl açıklamalı? Kalb vuruş frekansı azaldıkça, kalbin şişme süresi artar ve böylece boşaltılan kanın hacmi de artar. Hamileliğin 15. haftasında, kanın akış hızı ile kalbin vuruş frekansı arasındaki basit münasebet kaybolur; çünkü artık diğer düzenleme yolları özellikle de sinir sistemi mükemmel bir şekilde hazırlanmıştır. Bundan dolayı, Franck ve Starling mekânizmasının önemi azalmaktadır.

Ayrıca, kalb kasının kendisi de sanki hasıl etmesi gereken basınçları biliyormuş gibi değişime uğrar. Embriyon kalbini yapan kas proteinleri çok özel biyokimyevî değişmeler geçirerek kalbin uyum ve kasılma gücünü artırır. Bu biyokimyevî değişmelerin katiyen tesadüflere verilmesi mümkün olmadığından, ancak kalbin nasıl olması gerektiğini bilecek ve onu değiştirmeye gücü yetecek bir Kudreti Sonsuz'un eseri olduğu açıkça görülmektedir.

Anatomik incelemeler, hamileliğin 9-12. haftaları arasında kalbde sinir dağılımının geliştiğini göstermektedir. Sempatik sinir sisteminin fonksiyonlarının yaratılması, anatomik yaradılışlarından sonra yavaş yavaş olmaktadır. Birbiri ardından gelişen sempatik ve parasempatik sinirler kalbin kas kitlesi içine dağılır. Parasempatik sinir dağılımı, hamileliğin 9. haftasından başlayarak kalb vuruşlarının hızının azalmasını sağlar.

Bununla birlikte, kalbin sinir dağılımı tek sebep değildir. Yaratılmasından önce, kalb-damar sisteminin kendi yapısında bulunmayan başka sistemlerden gelen diğer düzenleme mekânizmaları mevcuttur. Bunu semender larvaları üzerinde yapılan deneylerden anlamaktayız. Aktif hareketler sırasında; kalb, sinir ağları ile donatılmadan önce bile, kalbin atım frekansları artar. Bunun açıklaması adrenalin salgısının tesirinde gizlidir. Adrenalin, böbreküstü bezleri tarafından salgılanan ve kalbin adrenerjik alıcılarını uyaran bir hormondur. Bunun, kas çalışmasına bağlı ihtiyaçları giderecek tarzda, kalbdeki kan miktarını artıran bir tesiri vardır. Bu adrenerjik alıcıları, kalb kasında ve sinir liflerinin gelişmesinden çok önce damarlarda mevcût durumdadır. Söz konusu alıcılar insan embriyonunda ilk kalb vuruşlarından az bir zaman sonra bile çalışmaktadırlar. Uyarıldıkları zaman, kanalların açılmasıyla, kalb kası hücrelerinin içine kasılma olayını sağlayan kalsiyum iyonları akımına sebep olurlar.

Yeni bir inceleme azot monoksitin (NO) önemine parmak basmaktadır. Günümüzde, kan dolaşımının düzenlenmesinde en çok incelenen kimyevî olayın burada gizli olduğu düşünülmektedir. Damarların içini kaplayan tek tabakalı yassı epitel (endotelyum) hücrelerinin ürettiği azotmonoksit, damarların gerginlik durumlarını değiştirmek için çeperler üzerine tesir eder. Yetişkinlerde, azotmonoksit atardamarları genişletir ve bu genişletme, kalb kanı vücuda göndermek için zorlanma yükünü azaltarak işleyişini kolaylaştırır. Söz konusu araştırmalardan biri, damarların genişlemesi üzerinde bu tesiri göstermiştir; bu tesir kanın kalbe ulaşma basıncını yani kalbe dönen kan basıncını azaltma imkânı sağlar. Çok hücreli bir organizmanın çalışmasında vazgeçilmez bir özellik olan, aktif ve güçlü bir kan dolaşımının yaratılması, çok kompleks bir süreci gerektirir. Bütün bir embriyon gelişimi boyunca birçok düzenleyici sistem devreye girer. Bu sistemlerin herbiri, önce kendine has bir motif ile vücûda gelir ve sonra da o kişiye has şeklini bulur. Bu farklı sistemler, zamanla fonksiyonel bir bütünlük oluşturmak üzere birbirlerini tamamlarlar. Kalb-damar sisteminin gelişmesi sadece bu sistemi yapan parçaların tek tek özelliklerine değil, daha genel anlamda, bütün hayatî fonksiyonların mükemmelliğine bağlıdır.

Her türlü sanat, plân, proje ve eserdeki mükemmellik ve hikmetli işleyiş her aklı başında insana o eseri yapanın bir ilim ve kudret sahibi olduğunu, istediği şekilde tercihler yapabildiğini, yaptığı eserin sadece bir kısmını değil her tarafını en ince detayı ile bildiği için de yapılan eserin bir bütünlük arz ettiğini bilir. İnsan gibi yaratılmışların en mükemmeli bir varlığın da benzeri prensiplere uygun şekilde, kendini yapan Sanatkâr'ın bütün isim ve sıfatlarına ayna olacağı gayet açıktır.
JREmiR çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 08:57
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512