Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 09-05-07, 13:00   #1
ѕєαη

Thumbs up Tifo


Tifo
Salmonella typhi mikrobunun ye! açtığı bulaşıcı bir hastalık. Tifo, ya da bağırsak humması, hastalığa tutulmuş olan kişinin incebağırsağından kan yolu ile yayılarak başka organlara da yerleşir. Tifo yalnız insana özgü bir hastalıktır. İnsandan insana ağız yolu ile, hasta ya da sağlam taşıyıcıların dışkı veya sidiği ile pislenmiş yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Tifoya çok benzeyen fakat daha hafif belirtiler veren paratifo hastalığına ise Salmonella paratyphinin A ve B türleri yol açar.

Tifo hastalığı mikrobun ağız yolu ile alınmasından aşağı yukarı on gün sonra başlar. Bu kuluçka döneminde mikroplar incebağırsak duvarında çoğalır ve lenf yollarına yayılırlar. Mikropların bağırsak çeperine iyice yerleşip kan yolu ile başka organlara taşınmasından sonra hastalık belirtilen görülmeye başlar. İlk belirtiler halsizlik, kesiklik, yavaş yavaş yükselen ateş. şiddetli baş ağrısı ve ürperti, karın ağrısı ve kabızlıktır.

İlk hafta sonunda hasta çok ateşlidir, zaman zaman sayıklar. Öksürük ve burun kanaması görülebilir. Bu sırada ince bağırsak yangıları artmıştır. Hastada çok şiddetli sulu sürgün vardır. Dışkı bezelye çorbası görünümündedir. Şiddetli su kaybı hastanın halsizliğini artırdığı gibi vücudun suyunun azalmasına neden olur.

Hastalık ikinci haftasında değişik organları da tutmaya başlar ve durum daha da kötüleşir. Bazen gövde ve karında soluk pembe bir döküntü göze çarpar, fakat birkaç günde kaybolur. Zatürre, menenjit ve öd kesesi spazmı gibi yan etkiler görülebilir. Karaciğer ve dalak yumuşar ve büyür, bu organların hastalığı yenme çabasında olan hücreleri kendilerini istilaya başlayan mikropları sararlar. Etkilenen bütün organlar hemen belirti vermeyebilirler; örneğin kemik ve eklemlerde aylarca sinsi bir gelişme olabilir. Bazen bu durum hastalığın iyileşmesinden sonra da görülür.

Hastalığın üçüncü haftasında hasta iyice zayıf düşmüştür. Bu dönemde bir iyileşme başlayabilir. Hasta yavaş yavaş sağlığını yeniden kazanır. Fakat bazı durumlarda ani bir bağırsak kanaması ya da delinmesi ölüme neden olabilir. Hastalığın gidişi hastanın direncine bağlıdır; tedavi görmeyen her hastanın mutlaka öleceği söylenemez. Antibiyotik tedavisinden önce bitkinlik, kanama ve delinme sonucu görülen ölüm oranı yüzde on iki iken, bugün bu oran yüzde iki, üçe düşmüştür.

Tifo şüphesi durumunda kültür yapılarak ve serumda tifoya karşı bağışıklık cisimlerinin üreyip üremediğine bakılarak kesin sonuca varılır. Serumda bulunan bağışıklık cisimleri hastada tifo basiline karşı bir direncin gelişmekte olduğunu gösterir. Mikrobiyologlar hastalığın ip ucunu bulmak için, hastalığın dönemine göre kan, sidik, dışkı ve doku sıvılarında araştırma yaparlar. Hastalığın iyileşmesinden sonra da bütün mikropların ölüp ölmediğini saptamak için araştırmalar yapılmalıdır.

Bütün bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi tifoda da, çevreye bulaşmayı önlemek amacıyla, bazı tedbirler alınmalıdır. Hasta bakımı, özel olarak ayrılmış bir yerde yapılmalı ve hekim, hemşire ve bakıcıların etkilenmesini önlemek amacıyla da bunların özel giysiler içinde bakım yapmaları sağlanmalıdır. Hasta dışkısı, sidiği ve bulaşmaya neden olabilecek her şey özel yollarla ortadan kaldırılmalıdır.

Ampisilin ve kloramfenikol antibiyotikleri tedavide büyük bir aşamaya yol açmışlardır. Özellikle kloramfenikol sürekli olarak iyi sonuçlar vermektedir. Belirtilerin aşağı yukarı on iki günde ortadan kalkmasını sağlayarak, hastanın kısa sürede sağlığına kavuşmasına neden olmaktadır Yan etkilerin tedavisinde kan nakli, steroid hormonları ve cerrahi yollardan yararlanılmaktadır.

Öd kesesi ve öd yolları, mikropların yerleştiği karaciğerden gelen mikroplu ödün etkisiyle mikroplandığından bağırsaktaki hastalık iyileştikten sonra bile dışkıda mikrop bulunabilir. Bazen öd kesesi ve öd yolları tedavi ile temizlenmesi çok güç olan mikrop yuvaları haline gelirler. Bu organlar görünüşte iyi olan, fakat mikrop kaynağı bir taşıyıcı durumuna gelen hastanın, çok uzun süre dışkı ile mikrop saçmasına neden olabilirler.

Bazen mikrop böbreklere de yerleşebilir. Özellikle Afrika'da şistomiyazis adı verilen bir asalak hastalığı böbrekleri bozarak, tifo mikrobunun yerleşmesine elverişli bir ortam sağlar. Bu kişiler de taşıyıcı olurlar ve sidikleri ile mikrop saçarlar.

Hastalıktan kalkmış taşıyıcılar mikropları zaman zaman saçabilirler. Bunların saptanması çok zor olduğu gibi, uzun antibiyotik tedavileri bile hastalığın yerleştiği son merkezi tam olarak temizlemeyebilir. Genellikle son merkez olan öd kesesinin ameliyat ile alınması hastalık bulaşmasını önleme bakımından yararlı olabilir. Ancak bu yol bile mikrobun tam olarak temizlenmesi bakımından yeterli olmayabilir.

Toplum sağlığı açısından bugün eskisi kadar büyük bir sorun olmayan tifo hastalığının görülme sıklığındaki düşüş, tıp ve tekniğin değişik alanlardaki gelişmelerinin bir sonucudur. Antibiyotikler, gelişen tıp ve bağışıklık bilimi, hastalığın görülme yoğunluğunu düşürmüştür. Hastalığın dönemlerinin ve bulaşma yöntemlerinin iyice anlaşılmış olması halk sağlığını koruma bakımından çok yararlı olmuştur.

Tifoya karşı aşı ilk kez 1897'de uygulanmıştır. Günümüzde kullanılan ve TAB (tifo ve paratifo AB) diye bilinen yeni aşı salgınlar sırasında büyük oranda uygulanır. Aşı kesin olmamakla beraber, üç yıl kadar bağışıklık verebilmektedir. Aşı birer hafta ara ile üç bölümde yapılır. Herkeste aynı tepkiyi oluşturur İğnenin yapıldığı yerde ağrı ve şişme, hafif bir ateş, üşüme, ürperme, baş dönmesi gibi belirtiler görülür; bunlar bir iki günde geçer. Hastalığın sık görüldüğü yerlere gidecek olanlara da koruyucu tedbir olarak aşı yapılır.

Tifonun yayılmasını sağlayan hastalar ya da taşıyıcılar tarafından çıkartılmış canlı mikroplardır. Korunmanın tek yolu ise, mikrop bulaşmış yiyeceklerin ve suyun ağız yolu ile alınmasının önlenebilmesidir. Yiyeceklerin bulaşması genellikle dışkı ile pislenmiş ellerle olur. Ayrıca sinekler de önemli taşıyıcılardır.

Suların yol açtığı salgınlar genellikle nüfusu yoğun şehirlerde görülmektedir. Bunun nedeni, bu gibi yerlerde su kaynaklarının pislikle ilişkisinin daha çok olmasıdır. Su kaynaklarının ve lağımların özenle denetimde tutulması hastalığın görülme sıklığını düşürmüştür. Fakat, savaşlar ve yer sarsıntısı gibi toplumun düzenini bozan durumlarda salgınların görülmesi olanağı artmaktadır.

Tifo ve paratifo mikroplarının girdiği salmonella grubunun 1,300 türü vardır. Bu mikroplar doğada çok yaygındır. Tifo ve paratifo gibi bazı türleri özellikle insanlara yerleşerek kanı tutar ve vücudun bazı yerlerine sürekli olarak oturup kişiyi bir taşıyıcı haline getirebilir. Bazı türleri ise, koyunları, domuzları ve kümes hayvanlarını tutar. İnsana geçince kusma ve sürgün görülür; fakat kana yayılma olmaz.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat