Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 19-04-07, 03:14   #1
ѕєαη

Varsayılan Hormonların Etkileri


Hormonların Etkileri

Hormonların insan organizması üzerindeki etkilerinin başlıcası yapı düzenleyici etkilerdir. Hormonlar, henüz büyüme devresinde olan organizmalarda vücut biçimlerinin gelişimini düzenlerler. Gley tarafından hormozon adı verilen bu çeşit hormonlar özellikle erbezleri, yumurtalık, kalkanbezi, ön hipofiz ve boyun altı bezi tarafından salgılanırlar. Bu yüzden, bu bezlerin hormon salgılama işlevlerindeki yozlaşmalar, yani bu bezlerin kötü çalışmaları, büyüme devresindeki bir organizmanın gelişmesini olumsuz bir biçimde etkiler. Bunun sonucu vücudun daha sonraki gelişiminde normalden sapmalar görülür.

Böylece ön hipofiz kökenli bir cücelik ve bir devlik hali, kalkanbezi kökenli bir cücelik hali ve 12-14 yaşlarından önce iğdiş nedeni ile cinsel-bedensel distrofi hali ortaya çıkar. Bu distrofi halinde dış üretim organlarının gelişimi durur, kılların çıkması, kadınlarda göğüslerin büyümesi, sesin kalınlaşması (erkeklerde) gibi ikincil cinsel özellikler ortaya çıkmaz; kol ve bacaklardaki kemikler uzunlamasına gelişir ve bunun sonucu vücut anormal bir şekilde büyür. Bunun sebebi erkeklerde erbezlerinin, kadınlarda da yumurtalıkların hormon salgılamamalarıdır. Bu cinsel hormonlar insanlarda cinsel olgunluğu sağlar ve ayrıca boyun aşırı bir şekilde uzamasına engel olurlar.

Hormonların kimyasal bakımdan düzenleyici etkileri de vardır. Organik metabolizmanın bütün biyokimyasal süreçlerini ayarlarlar. Glisidik yani karbonhidrat metabolizması üzerinde birbirine karşıt iki hormon grubu rol oynar. Bunlar hipoglisemi eştirici hormonlar ve hiperglisemileştirici hormonlar olmak üzere ikiye ayrılır. Hipoglisemileştirici hormonlar glikozu karaciğerde glikojene dönüştürerek ya da dokularda yakarak kandaki glikoz oranını düşürürler (glisemi). Bu hormonlardan başlıcaları en başta pankreasın salgıladığı ensülin ve timusbezi, paratiroitler, cinsel organların (er bezleri, yumurtalıklar) küçük aralıklar içindeki dokular tarafından salgılanan hormonlardır.

Hiperglisemileştirici hormonlar ise, diğerlerinin tam tersine, glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayarak ya da glikozun dokular tarafından kullanılmasını önleyerek kandaki şeker miktarının artmasına yol açarlar. Bu sınıftan olan hormonların başlıcaları böbrek üstü bezi kökenli adrenalin ve kortikosteroitler ve pankreas kökenli glukagondur.

Kalkanbezi hormonları ve bazı cinsel bezlerden (erbezi, yumurtalık) salgılanan hormonlar, insan organizmasında (derialtı dokusunda ve iç organların etrafında) birikmiş olan yağların tüketilmesini sağlayarak lipit metabolizması üzerine etki ederler. Nitekim.cinsel kalkanbezi hormonlarının az salgılanması sonucu yağların insan vücudunda aşırı bir şekilde birikmesinden doğan yağlılık halleri görülür. Üreme bezlerinden salgılanan hormonlar, ön hipofiz hormonu ve ensülin ise organizmayı protein bakımından zenginleştirirler. Proteinler, hücrelerdeki dokuları oluşturan temel maddeyi meydana getirirler.

Öte yandan kalkanbezi kökenli bir hormon, yukardaki işin tam tersini meydana getirir. Bu hormon proteinleri oksitleyerek bunların tüketimini sağlar. Vücuttaki dokuların su metabolizması ise özel bir şekilde antidiüretik (işemeyi önleyen) hormon tarafından düzenlenir. Bu hormon hipofizin arka lobu tarafından salgılanır. Şekersiz diyabette temel yozlaşma, bu arka hipofiz bezi hormonunun az salgılanması sonucu su metabolizmasında ortaya çıkan dengesizlikten ileri gelir. Nihayet, sodyum, potasyum, klor, fosfor, kalsiyum gibi mineral tuzların metabolizmasına paratiroit hormonu ile deoksikortikosteron hormonu etki ederler.

Bunlardan paratiroit hormonu kalsiyum ve fosfor metabolizmasını ayarlar, böbrek üstü kabuğu tarafından salgılanan deoksikortikosteron hormonu ise sodyum, klor, potasyum ve tuz metabolizmasını ayarlar. Bu yüzden bu ikinci hormona sumineral düzenleyicisi adı da verilir. Sonuç olarak organik metabolizmaya birbirine karşıt iki hormon grubu etki eder. Bunlardan bazıları anabolizma uyarıcı, diğerleri ise katabolizma uyarıcıdırlar. Bunlardan anabolizma uyarıcılar organik metabolizmanın anabolizma evresinin özümleme süreçlerini olumlu bir biçimde etkileyerek vücudun şişmanlamasına, yani yağlanmasına yol açarlar. Katabolizma uyarıcılar ise organik metabolizmanın katabolizma evresindeki özümlemenin karşıtı olan süreçleri hızlandırarak, vücudun zayıflamasına yol açarlar. Kalkanbezi tarafından salgılanan hormonlar katabolizma uyarıcı hormonlar sınıfına girerler.

Hormonların sinir düzenleyici etkileri de vardır. Gerçekten de kimi hormonlar merkezsel ve çevresel sinir sisteminin gerginlik ve uyarılabilme özelliğini ayarlarlar, örneğin adrenalin, sempatik sinir sisteminin uyarılabilme gücünü ve derecesini yükseltir. Bu nedenle adrenaline sempatikmimetik hormon adı verilir. Paratiroit bezler tarafından salgılanan parathormon ise kalsiyum, magnezyum, potasyum metabolizması üzerinde yaptığı etkilerle sinir kaslarının uyarılabilme yeteneğini düzenler.

Hormonların bir etkisi de ruhsal düzenlemedir. Ruhsal düzenleyici hormonlar insanın ruh yapısını heyecanlarını, karakter özelliklerini, huy değişikliklerini, ruhsal uyarılabilme derecesini ve zeka yeteneğini ayarlarlar. Örneğin kalkanbezi tarafından salgılanan hormonlar, ruhsal düzenleyici özellik taşırlar. Nitekim Basedow hastalığına yakalanmış kimselerde aşırı duyarlılık, aşırı heyecanlar, aşırı iticilik, şiddetli tepkiler, kavgacılık ani ve çabuk karakter ve huy değişmeleri görülür. Kalkanbezinin aşırı derecede hormon salgılaması ile meydana gelen Basedow hastalığından başka bir de kalkanbezinin az çalışması yani yeterli derecede hormon salgılanmaması yüzünden ortaya çıkan guatr hastalığı vardır.

Hormonların organizma üzerindeki yapısal, kimyasal, sinirsel, ruhsal etkilerinden başka bir de organizmadaki etkinliklerin çeşitli bölümlerini bir arada tutan ve bunların birbirleri ile uyuşmasını sağlayan etkileri vardır. Bu etkiler sayesinde organizmadaki organların her biri kendi hesabına değil de, hep bir arada, birlikte çalışır. Organların bir çırada çalışma işlevini hem hormonlar, hem de vejetatif sinir sistemi gerçekleştirir. Bu yüzden vejetatif sinir sistemi ile hormonlar arasında sıkı bir bağıntı ve işlevsel bir bağımlılık vardır.

Bu çok yönlü işlevsel bağlantı ve uyuşma bütün hayat boyunca hormonlar tarafından gerçekleştirilir. Bununla birlikte bu çok yönlü işlevsel bağlantı ve uyuşma hayat boyunca değişiklikler de gösterir. Çünkü hayatın her devresinde hormonlar ile vejetatif sinir sistemi arasındaki denge değişiktir. Yıllar geçtikçe yeni bir takım hormon salgılanmaları meydana gelir ve buna paralel olarak bazı hormonların etkinlikleri durur. Örneğin üreme bezleri erginlik çağı ile birlikte faaliyete geçerler; boyun altı bezleri ise erginlik çağının başlaması ile etkinliklerini yitirirler. Birtakım hormonlar ise hayatın her devresinde de varlıklarını sürdürürler; fakat hayat boyunca az ya da çok şiddetli fizyolojik değişikliklerle karşılaşırlar.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat