Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 26-09-09, 15:07   #1
orta kahve

Varsayılan Kim kiminle evli


Hz.Muhammed,Hz.Ebubekir ìn kizi ile evli
Hz.Muhammed,Hz.Ömer`in kizi ile evli
Hz.Ömer Hz.Muhammed`in torunu ile evli
Hz.Osman Hz.Muhammed`in iki kizi ile evlenmis.(aralarindaki yas farkini hesaplayan var mi?)
Arap geleneginde arkadaslarin kizlari hatta torunlari ile evlenmek olabilir.Bu hayat onlarin gelenek görenekleri ile ilgilidir.Bu onlarin hayat tarzi olabilir.
Ancak bu davranislari bize örnek ve önder olarak gösterirseniz yanlis olur,yazik olur.Böyle bir evlilik gelenegini günümüz insani kabul etmez.
Bu insanlarin her yaptigini dogru bulup uygulamak zorunda miyiz?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-09-09, 22:09   #2
hazalims

Varsayılan C: Kim kiminle evli


Alıntı:
Müşriklerin sürekli gündeme getirdikleri bir konuda Hz. Peygamberin ve sahabilerin evlilikleridir. 15 asır önce yaşamış olan Hz. Peygamberin aile hayatı gözler önündedir. Ayrıca bir olayı değerlendirirken o zamanın mevcut şartlarıyla değerlendirmek gerekir. Sırçalı köşkünüzde oturup ta yüzyıllar önceki olayları kahvenizi içerek değerlendiremezsiniz.

Geçmiş toplumlarda çok evlilik olmuştur ve bu yaygındır. Bu sadece Arap toplumuna has bir âdet değildir. Hz. Peygamber evlenirken hiç kimseyle zorla evlenmemiştir ve utanılacak bir şey de yapmamıştır. Eğer toplumun adetlerine aykırı bir şey yapsaydı şimdiki kâfirlerin fikir babaları olan o dönemin kâfir ve müşrikleri bunu dillerine dolar ağızlarına geleni söylerlerdi. Hz. Peygamber “Allah’ım! Ben elimden geldiğince bütün hanımlarım arasında eşit davranmaya çalışıyorum. Gücüm yetmediği için yapamadıklarımdan beni sorumlu tutma. “ diyerek eşleri arasında eşit davrandığını da ifade etmiş.” Hiçbir zaman eşlerini dövmemiş, dövmeyi bırakın bir fiske bile vurmamıştır. Gençliğinde ve evlendikten sonra zina yapmamış, nikâhlanmış eşlerinin ve onların çocuklarının ihtiyaçlarını kendisi karşılamıştır.

Hz. Muhammet (a.s.),VII. yy.da Arabistan’da yaşamış ve Arap kültürü içinde yetişmiştir. Bu kültürün bir üyesi olan Hz. Peygamber, İslam Dini olarak insanlara tebliğ ettiği “Din” ile mensubu bulunduğu kültürde önemli değişiklikler yapmıştır. Sosyal yaşamın birçok alanında ve kurumlarında gelenek haline gelmiş yaşam biçiminde (adetlerde) büyük ölçüde değişimleri gerçekleştirmiştir. Aile yapısı, kadının konumu, evlilik ve boşanma gibi sosyal hayatın en başta değerleri de söz konusu değişimden pay alan kurumlar arasındadır.
Büyük değişimlerin mimarı olmasına rağmen, aynı geleneğin bazı adetleri İslam Dini içinde kabul edilmiş ve sürdürülmüştür. Örneğin evlilik akdi (nikâh) konusunda Hz. Peygamber önemli değişiklikler, düzenlemeler getirmiştir, fakat evliliğin yaşı, evlilik merasimi vs. gibi geleneğin hâkim olduğu cihetlere dokunmamıştır. Hatta kendisi de bu alandaki geleneğe tabi olmuştur. VII. yy. Arap kültürünün bir üyesi olmasına bağlı olarak yapmış olduğu bir kısım davranışları, zaman zaman eleştiri konusu olmuştur. Hz. Aişe ile evliliği de eleştiriye konu olan hususların başında gelmektedir. Özellikle bir kısım Oryantalistler, Arap örfüne (kültürüne) ait özel durumları yanlış yorumlayarak veya kendi kültürlerine kıyaslayarak eleştirilerinde ileri gitmişlerdir. Hz. Peygamberin 9 yaşındaki Hz. Aişe ile evlenmesi olayını “54 yaşlarında bir erkeğin oyuncaklarla oynama çağındaki bir çocukla evlenmesi”olarak nitelendirerek, bu evliliği bir anlamda şehvetperestlik, hatta daha da ileri götürmüşlerdir. Yaşlı bir erkeğin, bakire bir kız çocuğuyla “garip evliliği” diye yorumlamışlardır.


Hz.Peygamber, Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenerek onun, diğer hanımlarından daha iyi bir şekilde İslamî bilgileri kendisinden almasını ve Müslümanlara aktarmasını amaçlamış olabilir. Çünkü, diğer hanımları, hem yaşları hem de zeka seviyeleri bakımından Hz. Âişe ile kıyaslanamazlar. Hz. Âişe’nin, erken yaşlarda peygamber hanesine girmesinin en önemli nedeni bu olmalıdır diye düşünüyoruz. Bu küçük ve zeki kız sayesinde diğer sahabenin göremedikleri Hz Peygamber’in evinde meydana gelen olayların, özellikle kadınlarla ilgili özel meselelerin, Müslümanlara aktarılmasını ve Hz.Peygamber’in Müslüman kadınlarla olan bilgi alışverişini o sağlamıştır. Bundan dolayı, kaynaklarımızda yer alan İslam’i bilgilerin neredeyse tümü Hz. Aişe’den gelmiştir, diyebiliriz.

Hz. Âişe’nin üstlenmiş olduğu bu görevi diğer hanımları üstlenemez miydi, şeklindeki bir soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Hz. Peygamberin diğer hanımları, daha önce birkaç evlilik hayatı geçirmiş, zeka olarak yorulmuş aynı zamanda yaşlanmış olan kadınlardı. Bir kısmının, coçuk sahibi olmak gibi, zihinsel anlamda önemli meşguliyetleri de bulunuyordu ki bu durum, Hz. Âişe’nin bilgi edinmedeki konumu ile kıyaslandığında, hanımlar arasındaki fark daha iyi görülebilir. Hz.Aişe ise, özel yetenekleri, diri zekası ile müstesna bir kadın olarak, İslam’ın bütün Medine dönemi hadiselerini gözlemlemiş ve bizlere aktarmıştır.

“Hz. Peygamberle erken yaşta evlenen Hz.Âişe’nin eğitim ve talimi bizzat Hz.Peygamber’in rehberliği ve nezareti altında gerçekleşti. Hz Aişe çok zeki, tecessüs sahibi, hıfzı kuvvetli, çok çabuk öğrenmeye kabiliyetli idi. Hz.Peygamberden ne görüp duydu ise onu hatırladı ve başkalarına nakletti. Bu sebeple Hz.Peygamber ona çok yakınlık duydu ki her söylediğini dinleyip izlesin ve yaptığını daha hevesli yapsın. Böylece Hz.Aişe, İslam prensiplerini ve Resulün sünnetini diğer hanımlarından daha fazla öğrendi ve hafızasında tuttu. O, bu ilmi Hz.Peygamberden sonra yaklaşık 45 yıl kadar anlattı. Hz.Peygamberden 2210 hadis rivayeti ile en fazla hadis rivayet eden altıncı sahabi olmuştu”. Bütün bunlardan Ö. Rıza Doğrulun öne sürdüğü gerekçelerin, isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.

Dozy gibi müsteşrikler, 54 yaşlarında bir adamla, küçük bir kız çocuğunun evliliğini garip görüldüğünü belirtirlerken bazı yazarlarda insanlık tarihi boyunca böyle bir evliliğin olamayacağını söylemişlerdir.

Dozy kendi kültürünün tesirinde kalarak konuyu değerlendirmiş ve yadırgamıştır. Biz bu iddialara, hem o dönemden, hem de günümüzden örnekler vererek cevap vermek istiyoruz. O dönemde bu tip evlilikler çoktu. 60 yaşlarındaki Halife Ömer’in Hz. Ali’nin çocuk yaşta baliğ olmamış kızı ile evlenmesi o dönemde bu yaş farkının problem olmadığını gösterir.


Zehebi’nin naklettiği şu rivayet bu konuda ilginç bir örnektir. Amr b.el-As. oğlu Abdullah b.Amr dan tam 11 yaş büyüktür.63 İbni Hacer bu yaş farkını 12 olarak verir. Bu rivayete göre. Amr yaklaşık 10-11 yaşlarında evlenmiş olmalıdır. 10 yaşında erkeklerin evlilik gerçekleştirebildiği bir yörede, daha erken ergenliğe giren kızların 9 yaşında evlilik yapması kadar normal bir şey olamaz. Yine 53 yaşlarındaki Hz.Ebubekir’e Hz. Ömer’in 20 yaşlarındaki kızı Hafsa’yı teklif etmesi yaş farkının o dönemde pek de garip karşılanmadığını göstermektedir.

Ergenlik yaşının yüksek olduğu ülkemizde bile kırsal kesimlerde kızlar 12-15 yaş arası evlenebilmektedir. Arabistan bölgesinde ise ergenliğin 8 yaşlarına kadar düştüğünü ve kızların 20 yaşlarında biyolojik gençlik çağını bitirme noktasına geldiğini biliyoruz.

Günümüzde ergenlik çağı yüksek olan Batı ve ABD gibi soğuk bölgelerde bile 12-13 yaşlarında bakire bir kız çocuğu bulmanın çok zor ve bu yaşlardaki çocukların serbestçe cinsel ilişki içerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle insanlık tarihinde, Hz. Peygamberin evliliğinde olduğu gibi bir evlilik olmadığını iddia etmek, bilimsel değildir.
Bu yaşlarda evliliğin halen Batıda ve ABD’nin kırsal kesiminde uygulandığı bilinmektedir. Yapılan tespitlere göre Batı gibi soğuk ülkelerde bile ergenlik yaşları, çok küçük yaşlara kadar düşmüştür. Bu gerçekler göz önüne alındığında, Hz. Peygamber in o yaşta bir kız ile evliliğini garip karşılamamak gerekir. Nitekim Rodinson, Dermenghem, Caetani, gibi bir kısım Oryantalistlerde Hz.Aişe’nin evliliğinin o dönem şartları içerisinde normal olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca insaflı Oryantalistlerden Watt; “Arabistan bölgesinde kızlar erken geliştiği için Âişe’nin bu yaşta evliliği normaldir” demektedir.

Bölgenin iklim yapısını ve evlilik kültürünü göz önüne aldığımızda o zaman ve hatta günümüzde bu tür evliliklerin hiç de garip karşılanamayacağı ortadadır.


ENCODEUM
TRADITION OF HIDDEN KNOWLEDGE
Alıntı:
TARİHTE EVLİLİK YOLUYLA AKRABALIK

Ciğerpâren, yüreğinin bir parçası kızını kime verirsin? Kötü ve suçlu birine, hatta annesi veya kardeşinin kâtiline verir misin? Damadım ve eniştem kelimeleri senin için ne ifâde etmektedir?

Musâhera'nın (evlilik yoluyla akrabalığın), dil bilimi açısından tarifi şu şekildedir: Sâhera (Sâd ve He harfleriyle) fiilinin masdarıdır. Bir topluluktan kız alıp evlenirsen “Sâhertu’l-Kavme”/ “Evlilik yoluyla kavme akraba oldum” denir.
Erkeğin evlilik yoluyla akrabaları, kadının akrabalarıdır. Kadının evlilik yoluyla akrabaları da, erkeğin akrabalarıdır.
Özetle musâhera dilde, kadının akrabalarıdır, erkeğin akrabaları için de kullanılabilir. Allah Subhânehu ve Teâlâ, bu akrabalık türünü âyetinde zikrederek şöyle buyurmuştur:
"Sudan (meniden) bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bağından doğan) yakınlığa dönüştüren de O’dur. Rabbinin her şeye gücü yeter." Furkan Sûresi: 54
Âyetin üzerinde iyice düşün! Nasıl o insan tek başına bir beşer iken Allah onu nesep ve evlilik akrabalığı yoluyla başkası ile irtibatlandırmıştır? Evlilik yoluyla akrabalık, şer’i bir bağdır. Allah bu tür akrabalığı nesep bağıyla birlikte zikretmiştir. Nesep ise, baba tarafından akrabalardır.Âlimlerden bazıları, nesebin genel anlamda akrabalık olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
Allah’ın âyette nesep ile evlilik akrabalığını birlikte zikrettiğine dikkat et! Bunun işaret ettiği büyük anlamlar vardır ki, sakın onlardan gafil olma!

Evlilik yoluyla akrabalığın Arapların yanında özel bir yeri vardır. Araplar, nesepleriyle övünürler. Aynı şekilde kızlarının kocaları ile ve onların toplumsal konumları ile övünürler. Araplar, kendilerinden aşağı konumda olanlara kız vermezler. Bu onların meşhur tavrıdır. Hatta bu tavır Arap olmayan birçok toplulukta da vardır. Bugün Batı’da etnik ayırım toplumsal sorunların en ağırı kabul edilmektedir.

Evlilik yoluyla akrabalık üzerine birçok hüküm kurulur. Nikah akdi (sağlam teminat) kuralının konulması üzerinde düşün. Kişi evlilik isteminde bulunur ve bunun da hükümleri vardır. İsteği kabul edilir veya edilmez. Evlenmek isteyen erkek, âilesinden ve arkadaşlarından evlilik talebine onay alabilmek için yardım talep eder. Kadının ailesi ve velileri ise evlenme talebinde bulunan erkeği araştırır. Erkek hediyeler takdim etse de, mehri vermekte acele etse de nikah akdi yapılmadıkça kız tarafının damat adayını kabul etme ve reddetme hakkı vardır.
Hasan ve Hüseyin’in kızkardeşini, babaları Ali -Allah’ın selâmı hepsinin üzerine olsun-, Ömer b. Hattâb (Allah ondan râzı olsun) ile evlendirmiştir.
Ali’nin Ömer’den korktuğu için kızını ona verdiğini söyleyebilir miyiz?

Öyleyse Ali’nin cesareti nerede?
Kızına olan sevgisi nerede?
Kızını zâlim birine verir mi?
Allah’ın dinine karşı duyarlılığı nerede?
Bu gibi arkası kesilmeyen sorular…
Ya da Ali’nin kızını Ömer’e isteyerek ve ondan hoşnut olarak verdiğini söyleyeceğiz. Evet; Ömer, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in torunu ile hiçbir şüphe ve şâibenin karışmadığı sahih ve şer’i bir nikah ile evlenmiştir. Bu evlilik iki âile arasındaki diyalog ve sevginin delilidir.
Nasıl olmasın?
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- , Ömer’in kızının kocası idi. Yani iki âile arasındaki evlilik akrabalığı Ömer’in Ümmü Gülsüm ile evlenmesinden önce de vardı.
Bu sonuçların en büyüğü, evlilik yoluyla akraba olan iki taraf arasındaki sevgidir. Değilse, çok daha başka sonuçları da vardır. Umarım buraya kadar zikredilenler bu noktada yeterlidir.

Kıymetli okuyucu,
Şeytanların vesvesesini bırak. Ciddî ve derin bir şekilde düşün. Sen müslümansın ve aklın konumunu biliyorsun. Düşünüp tefekkür etmeye teşvik eden ve bunu emreden âyetler pek çoktur. Burada onları ayrıntısıyla anlatacak değiliz.
Bu nedenle, aklımızı kullanarak düşünmemiz gerekir. Taklidi terkedip aklımızla oynamaya kalkanlara karşı dikkatli olmalıyız. İnsan ve cinlerin şeytanlarından, her şeyi hakkıyla işiten ve bilen Allah Teâlâ'ya sığınırız.

Sevgili okuyucu!
Babana ve dedene sövülmesine, âilendeki kadınların en değerlisinin, aşiretinin tümünün istememesine rağmen zorla alındığının söylenmesine râzı olur musun?
“Bu kadını zorla gasbettik” denilmesine râzı olur musun?
Sorular tükenmez...
Hangi akıl bu zırvayı kabul eder ve bu rivâ kabul eder?
Allah’tan, kalplerimizde îmân edenlere karşı kin bırakmamasını dileriz. Allahım!.. Bizlere, tüm sâlih kullarını sevmeyi nasip et, ey âlemlerin Rabbi! Âmîn!..
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Ehli Beyti’ni ve diğer ashâbını -Allah onların hepsinden razı olsun- sevmemiz bize hiçbir zarar vermez. Aksine Kur’an-ı Kerim’e ve sahih rivâyetlere uygun olan da budur. Bunun üzerinde düşün!..
Son olarak, kalplerimizde sahâbeye karşı en ufak bir hoşnutsuzluk varsa, onu kalplerimizden çıkarıp atması, bizlere hakkı göstermesi, nefislerimize ve şeytana karşı bizlere yardım etmesi için Mevlâ Subhânehu ve Teâlâ’ya çokça duâ etmeliyiz. Şüphesiz O, bunun sahibidir ve buna gücü yeter. Allah en iyi bilendir.
Allah Teâlâ, Peygamberimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ve selam eylesin.
Salih b. Abdullah ed-Derviş
SAHÂBE ARASINDAKİ MERHAMET


Hz. Fatıma validemiz evlilik çağına gelince, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gelerek onu Resulullahtan (a.s.m.) istediler. Fakat Peygamber Efendimiz (a.s.m.), "Henüz küçüktür" buyurarak nikâha rıza göstermedi. Aynı talep Hz. Ali'den gelince, uygun gördü ve Hz. Fatıma'yı Hz. Ali ile nikahladı. ( Nesei, Nikah:7) Nitekim, o sıralar Hz. Ebû Bekir 51, Hz. Ömer 42 ve Hz. Ali 24 yaşlarında idiler. Hz. Fatıma ise 18 yaş civarında idi.
Buradanda anlaşılıyorki, iddia edildiği gibi herzaman aynı davranışta bulunulmamıştır.



Farkedersinizki o zamanın örf ve gelenekleriyle bugünün örf ve gelenekleri çok daha farklıdır. O zamanlarda normal görülen adetler günümüzde anormal bir durummuş gibi karşılanmaktadır. Oysa'ki Hz. Muhammed (s.a.v.)i ve onun sahabilerinin o zamanın şartlarına göre bu tür evlilikler yapmaları çok normal bir durum. Günümüzde bu durumun bizlere normal gelmemesi, o mübarek insanları, eleştirme, sorgulama, yargılama hakkını vermez.

Dikkat ederseniz günümüzde, kırsal kesimlerin haricinde, bu denli yaş farkı olan bu tür evlilikler zaten görülmemektedir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-08-10, 11:41   #3
sina23

Post C: Kim kiminle evli


Bunu müslümanların çoğalması için gerekli olarak görebiliriz. Malumunuzu islamiyet o yıllarda yeni bir dindi ve müslüman sayısı da çok azdı. belki bin belki on bin. Müslüman nüfusunun artması için erkekler kendilerinden küçük anaçlarla evlenmiş olabilirler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-08-10, 12:43   #4
aslanbaba898989

Varsayılan C: Kim kiminle evli


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen hazalims Mesajı Göster


Hz. Fatıma validemiz evlilik çağına gelince, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gelerek onu Resulullahtan (a.s.m.) istediler. Fakat Peygamber Efendimiz (a.s.m.), "Henüz küçüktür" buyurarak nikâha rıza göstermedi. Aynı talep Hz. Ali'den gelince, uygun gördü ve Hz. Fatıma'yı Hz. Ali ile nikahladı. ( Nesei, Nikah:7) Nitekim, o sıralar Hz. Ebû Bekir 51, Hz. Ömer 42 ve Hz. Ali 24 yaşlarında idiler. Hz. Fatıma ise 18 yaş civarında idi.
Buradanda anlaşılıyorki, iddia edildiği gibi herzaman aynı davranışta bulunulmamıştır.



Farkedersinizki o zamanın örf ve gelenekleriyle bugünün örf ve gelenekleri çok daha farklıdır. O zamanlarda normal görülen adetler günümüzde anormal bir durummuş gibi karşılanmaktadır. Oysa'ki Hz. Muhammed (s.a.v.)i ve onun sahabilerinin o zamanın şartlarına göre bu tür evlilikler yapmaları çok normal bir durum. Günümüzde bu durumun bizlere normal gelmemesi, o mübarek insanları, eleştirme, sorgulama, yargılama hakkını vermez.

Dikkat ederseniz günümüzde, kırsal kesimlerin haricinde, bu denli yaş farkı olan bu tür evlilikler zaten görülmemektedir.
Teşekkürler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-09-10, 15:51   #5
serkanelif

Varsayılan C: Kim kiminle evli

Teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz


Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat