|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#1 (permalink) |
|
Türkçe'mizi Koruyalım
![]() ![]() Giriş Tarihi: 12-07-2005
Yer: karşıyaka
Yaş: 54
Mesajlar: 11,144
Rep Puanı: 14193078
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
bir öğrencinin gözüyle, türkiyede bilim üzerine düşünceler
paylaşım amaçlıdır. saygısız yazan olursa,hemen silerim. Bundan birkaç yüzyıl önce yapılan bilimsel atılımları, buluşları düşününce günümüzde bilimin süründüğünü söylemek çok da yanlış olmaz. Bilim insanı sayısı oldukça az olduğu halde çağa damgasını vuracak nitelikte buluşların ve çalışmaların olduğu yıllardan bugünlere geldik. Günümüzde bilimle uğraşanlara bilim insanı demeye dilim varmıyor, daha çok "bilim işçisi" diye nitelemek doğru gibi. Gelişen teknoloji ve olanakların artmasına karşın bilimde iyileşme yerine bir tür tıkanmanın oluşması oldukça düşündürücüdür. Bu konuya ilişkin pek çok soru sorulabilir. Artık dünyada "dahi" yok mu? Yaratıcı, farklı açıdan bakabilen beyinler tükenmiş midir? Toplumların sosyal yapısı Einstein yetiştirmeye el vermiyor mu? Kuşkusuz eğitim sistemi geldiği noktada insanların öğrenme etkinliğini baltaladığı gibi bizleri de ezberci sistemin içine itmekte. Çok acıdır ki, tek tip "odun" gibi yetiştiriliyoruz. Kısır döngü içine girmiş bilimde iyileşme nasıl sağlanabilir? Öncelikle insanları yarışma ortamından çıkarmalı ve düşünmeye, üretmeye, farklı açıdan bakabilmeye yöneltmek gerekli. Mevcut eğitim sisteminin en "başarılı"(!) üyelerinin belki de başarı ölçütleri değişmelidir. Yapılan çalışmaların çoğu "veri tabanı" oluşturma niteliğindedir. Sadece aktörler değişmekte, yapılan çalışmaların niteliği ise hep aynı kalmakta ve çoğu zaman "literatür kirliliği"'ne yol açmakta. Bilim popüler olur mu, ya da popüler bilim nedir? Herkes belli konularda birbirinin takipçisi niteliğinde çalışmalar üretmektedir. Özgünlük olmadığı gibi birbirinin benzeri ya da aynısı (!) olan çalışma sayısı oldukça fazla. Bir bilimsel yayın ne zaman yayınlanma hakkına sahip? Her çalışma bildirilmek zorunda mı? Bizlerin amacı sürekli yaptığımız herşeyi birbirimize rapor etmek mi yoksa bilimsel ilerlemeye katkısı olacak bir çalışmanın yayınlanması mı daha mantıklı? Günümüzde gaz çıkarır gibi makale çıkarılmakta. Bu dünyada da böyle Türkiye'de de böyle. Neymiş yayın sayımız artmışmış, öyleyse bilimde biz ileri bir ülke mi olduk. Yok böyle birşey, yapılan çalışmaların büyük bir bölümü "boşluk"tan ibaret. Gerekli ünvan yükseltmeleri için yapılan çalışmaların sayısı da oldukça fazla. Değeri olan bir çalışmanın sonucunda bildiri sunmak yerine, makale çıkartmak için çalışma yapılması gelinen noktanın vehametini gösteriyor. Bu makale çıkarma konusu ilginçtir, herkes yaptığı çalışmanın patentlik mi olduğunu düşünüyor da yayınlıyor yoksa bir tür tutku haline mi dönüşmüştür yayın yapmak. "Falanca kişi yılda 30 makale çıkarıyor, 40 tane çıkarmazsam bu yıl içim rahat etmeyecek" diye mi düşünmeli. Bana kalırsa "gerçek" bilim insanı kendini öylesine çalışmalarına kaptırmıştır ki ya yayınlayacak zamanı yoktur ya da çoğu zaman gerekli gördüğü zamanlarda bildirme gereği duyar. Makale çıkarmak yanlıştır demiyorum ama korkunç bir "literatür kirliliği" oluştuğu gerçektir. Popüler konular üzerine yayınlanmış binlerce makale bulabilirsiniz ama bunlardan belki sadece on tanesi gerçek anlamda katkı sağlamakta, kalanları ise ya sadece "veri tabanı" ya da "yapılan deneylerin tekrarlanabilirliğini ispatladık" tarzında çalışmalar. Bir de şu oldukça ironik ve acı durum söz konusu: Yayınlanan makalelerin aldığı atıflar kendi aralarında paslaşma şeklinde gerçekleşiyor. Bir makalenin çok atıf alması güzel birşey, çalışmanın nitelikli olduğunu gösterir. Bakıyoruz kimler kaynak göstermiş diye ve görüyoruz ki birbirinin arkadaşı olan bir sürü kişi birbirlerine atfetmiş. Ne güzel, bir dahaki makalade de ben kaynak gösteririm, böyle paslaşır gideriz. Kimi kandırıyorsak? Herşey bu kadar kötü mü? Sanırım değil ama birşeyleri doğru yapmaya çalışan kişi sayısı oldukça az. Öncelikle bilimin hantal yapısı değiştirilmeli ve hareketlilik kazandırılmalı. Her isteyen "profesör" olmamalı ve kişi profesör oldu mu "üretken" değilse ömür boyu profesör olarak kalmamalı. Hiçbirşey üretmeyen bilim işçileri olduğunu düşünün (ki sayıları çok fazla), niye onlar yerlerini koruyor? İnsanların üretkenliğini denetleyen bir kurum olmalı ve "başarısız" ise yerine daha üretken biri getirilmeli. Nitelikli çalışmalar desteklenmeli ve fakat birşey ifade etmeyen yeniliği olmayan "veri tabanları" imha edilmelidir. Tüm bu saptamalardan sonra yapılabilecek en anlamı şey, bu yazının amacına ulaştırılması için sizlerin katkılarıdır. Ne yapılabilir? Bilinçlenerek başlayabiliriz, çalışmalarımızın niteliğini arttırabilir, bu konudaki çekincelerimizi dile getirebiliriz. Özgün çalışmaların peşine düşmeliyiz. "Bir an önce yayın yapmalıyım" düşüncesini kafalardan atıp serbest bırakılmış beyinlerin üretkenliğinde devinmeliyiz. Acele etmeye gerek yok, biraz durup geri çekilip düşünmeliyiz. Gerçekten neyin peşindeyiz? Ağaçların arasında ilerlemeye öylesine kapılmışız ki ormanın aslında bir uçuruma gittiğini göremiyor olabiliriz. Boğulmamızın nedeni suya düşmüş olmamız değil hala orada bulunuyor oluşumuzdur. Berker Fıçıcılar öğrenci |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Sadık Üye
![]() Giriş Tarihi: 20-07-2005
Yer: AtaTürkiye Cumhuriyeti
Yaş: 22
Mesajlar: 2,799
Rep Puanı: 85535
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Ne yazıkki sanılıyor ki bilim teknoloji ilerleme sadece bu buluşları almak ile ilgili hoş bilimi sadece buluş yapmaya indirgeyenler bile var.
Türkiye'nin gençleri yani bizler geri zekalı değiliz heralde ama hala şu anlaşılmadı zekalar farklı farklıdır.. Türkiye'de ne yazık ki yönlerdirme yok..Kendimden örnek vereyim edebiyatım tarihim coğrafyam vs. harika idi şimdi dersiniz ki bunlar ezber dersi kesinlikle değil bunlar yorum dersleri örneğin tarihte sebep sonuç ilişkisini farklı olayların benzer yönlerini vs. bulmak analiz etmek oldukça önemlidir bende bu vardı açıkcası ki inanıyorum ki tarih ile alakalı bir bölüme gidebilse idim Türkiye'nin sayılı tarihçilerinden olurdum..Ama ne yazık ki matematik izin vermedi..Ha matematik zekayı geliştirir şudur budur yalan..Eğer ki matematikten anlıyorsan şıp diye kapıyorsan bu senin matematik zekanın iyi olduğunu gösterir bunların örnekleri de var öğrenci sayısalda mükemmel gel gör ki sözelde sıfır.. Ha çalışsaydın olurdu diyenler olabilir olmaz dı çünkü en ufak bir zevk almıyordum ben matematikten bir tane matematik sorusu çözeceğime 100 tane tarih ile alakalı kitap okurum daha iyi ![]() Öğretmenlerimize soralım karma bir sınıfta mı daha başarılı olurdunuz yada sırf matematiğe yönelmiş öğrenciler ile dolu bir sınıftamı(Bu matematik öğretmenleri için geçerlidir ha aynı şeyi tarih vs. ye de uygulayabiliriz) ki yönlerdirme olmadığı için matematik zekasına sahip öğrenci de köreliyor.. ileri ki yıllarda yönlendirmeye dayalı eğitim sağlanabilirse her şey çok daha iyi olacak eğitim için hem öğretmenlerimiz hem de öğrenciler ilgilendikleri konulara ilişkin dersler görürse daha başarılı olacaklarına şüphem yok açıkcası.. benim görüşüm budur saygılar ![]() |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com