Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Eğitim > Liseler
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Tanzimat Döneminde eski-yeni çatışması?

Eğitim Kategorisinde ve Liseler Forumunda Bulunan Tanzimat Döneminde eski-yeni çatışması? Konusunu Görüntülemektesiniz => Tanzimat Döneminde eski-yeni çatışması dönem ödevi konum. Bu konuda bilgilerinizi paylaşırmısınız?...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 18-04-09, 17:55   #1

Varsayılan Tanzimat Döneminde eski-yeni çatışması?


Tanzimat Döneminde eski-yeni çatışması dönem ödevi konum.
Bu konuda bilgilerinizi paylaşırmısınız?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-04-09, 21:16   #2

Varsayılan C: Tanzimat Döneminde eski-yeni çatışması?


TANZİMAT DÖNEMİ SOSYAL VE SİYASAL DURUMU VE TANZİMAT EDEBİYATININ OLUŞUMU [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Tanzimat,imparatorluğun çöküşünü durdurmak için Batı kurumlarını taklit ederek Türkiye’de uygulanması esasına dayanıyordu.Fakat reformlar yanlış temellere dayandırılmıştı ve imparatorluğun çöküşünü engelleyemedi.
Batı sanayisinin dayandığı ekonomik temelleri tanımayan Tanzimatçıların çıkardığı kanunlar,Türk esnafının ticarette gerilemesine,azınlıkların güçlenmesine neden oldu.
Bu dönemde uygulanan siyaset Avrupa’yı ve Batı dillerini bilenlere üstünlük sağlamış, Osmanlı seçkinlerini geri plâna itmişti.Tanzimat döneminde devleti yönetenler genelde elçiliklerde bulunmuş,Batı’yı tanıyan adamlardı.
Tanzimatçılar,Batı dünyasının düşünce dünyasını hesaba katmadan kültürünü ve yaşam biçimini taklit ediyorlardı.Kadınlı erkekli toplantılar,balolar,Boğaz’da mehtap sefaları Tanzimatçıların Batıllaşma anlayışlarıydı.
Yeni Osmanlılar,Batı’yı taklit eden bu gruba karşı kurulmuş bir cemiyetti ve yazarlarımızın pek çoğu bu hareket içinde yer almışlardı.Yeni Osmanlılar’a ve özellikle Namık Kemal’e göre Avrupa’daki refahı sağlayan şeyler özgürlük,eşitlik ve fen idi.Yeni Osmanlılar İslam ideolojisinden vazgeçmeden,Osmanlılıklarını sürdürerek Batı’dan faydalanmayı amaçlıyorlardı. Bunun için de halkın eğitilmesi gereğine inandılar ve bu eğitim için de gazete ve edebiyata başvurdular.
Halkı eğitmek ve bunun için de dili sadeleştirmek gereğine inanan İbrahim Şinasi,1862’de çıkarmaya başladığı tasvir-i Efkar gazetesi ile hem gazeteyi okul olarak kullanmış hem de edebiyatın halkı eğitmek amacıyla kullanılması gerektiği düşüncesini yaymıştır. Yani halk için sanat yapma anlayışını getirmiştir.
Şinasi,Namık Kemal,Ahmet Mithat Efendi,Şemsettin Sami ve Sami Paşazade Sezai uygarlaşmamız için,roman,şiir ve tiyatroda, Batı anlayışında var olan kavramları işleyerek,bu kavramları topluma öğretmeyi amaçlamışlardır.Özellikle evlenme şekli,kadın,cariyelik kurumu,ticaret anlayışı gibi sorunları seçerek romanlarında eleştirmişlerdir.
Namık Kemal;özgürlük,eşitlik,vatan gibi siyasi konuları tercih ederken,Ahmet Mithat ise eserlerinde ansiklopedik bilgiler vererek halkı eğitmeyi,halkın kültürünü artırmayı amaçlamıştır.Özellikte ticarette çalışkanlığı ve başarılı iş hayatını övmekteydi.Bunun yanında kadın hakları ve esaret konularını da ele almıştır.
Tanzimat romancılarının birleştikleri ortak nokta ise İslam’ın üstünlüğüne olan inançtır.
Sonraki dönemlerde ortaya çıkan Jön Türkler bu fikirlerin dini yönlerini atarak yeni kuşaklara aktardılar.Böylece bir kültür kargaşası ortaya çıktı.
Devlet yönetiminin zayıflayıp Batı’ya bağımlı hale gelmesiyle bütün kurumlar Batı’ya uydurulmaya başlandı.Şer’i mahkemelerin yanında Batı tarzında mahkemeler de kuruldur.Ticaret kanunu Fransızlardan alınarak uyarlandı.Savcılık ve avukatlık kurumları kabul edildi.
Batı tarzı eğitime dayanan okullar kuruldu.( Mekteb-i Harbiye,darül-Maarif,Mekteb-i Mülkiye,Mekteb-i Tıbbiye,Darülmuallimat,Galatasaray Sultanisi) Bu okullardan yetişenler dini değerlere yabancı,pozitivizm,Darwinizm,milliyetçilik gibi akımları yaydılar.Böylece İslam ideolojisinden dolayısıyla da toplumun yerleşik değerlerinden uzaklaşıldı.Toplumdaki iki kesim arasındaki kopukluk iyice artmış oldu.Milletin her kesiminde eski-yeni çatışması ortaya çıktı.
Roman
Bizde roman Batı edebiyatından çeviriler ve taklitlerle başladı. Şemsettin Sami,Namık Kemal,Ahmet Mithat gibi ,romanı ilk deneyen yazarlarımız,Avrupa edebiyatı ve romanını ileri bir uygarlığın işareti,kendi edebiyatımızı,özellikle anlatı türündeki eserlerimizi geriliğin bir işareti sayarlar.
Şemsettin Sami,Batılı yazarların eserlerini okuduktan sonra Leyla ile Mecnun,Ferhat ile Şirin hikayelerini “kaba ve çocukça” bulmuş ve bunları yazmaya tenezzül etmeyeceğini söylemiştir.
Namık Kemal’de hikâyelerimizi ve “Muhayyelat” gibi eserlerimizi romandan farklı ve aşağı bulur.Onları “kocakarı masalı” olarak nitelendirir.Romanda olmuş ve olabilecek olayların anlatıldığını belirten yazar,hikâyelerimizi uygar bir çağa layık görmez.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat