|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR'nin Diğer Hizmetlerini Gördünüz mü?: - ForumTR Video - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
|
|||
| ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com (istatistik: Günlük 350 Bin Tekil Hit, 1.7 Milyon Sayfa Gösterimi) | |||
|
|
|||
|
|||
|
|||
| Lise Bilgi İstekleri Bilgi İsteklerini Bu Konudan Yazabilirsiniz |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() ![]() Giriş Tarihi: 27-04-2005
Yer: 'IM SENI OSS
Mesajlar: 825
Rep Puanı: 58144
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Arkadaslar bu kitabın özeti elinde olan warmı...warsa çok iyi olacak
paylasana elimden geldigince rep yardımı yapmaya calısırım..tşkler
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 05-04-2007
Yer: izмiя/кαяşıуαкα
Yaş: 25
Mesajlar: 6,491
Rep Puanı: 18797256
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
İnternetteki araştırmalarımda sadece bu kadarını bulabildim daha geniş bir bilgi içermiyor umarım işinize yarar...
Fakir Baykurt (1929–1999) Kaplumbağalar Tür: Roman Adam Yayınları Sayfa Sayısı: 352 Kaplumbağalar Türk köylüsünün yaratıcı gücüne inancın romanıdır; hiç sürülmemiş, üzerinde ot çöp kalmamış, pur taşlarıyla dolu topraklarda bağ yetiştirenlerin (...) Bozkırın rengini değiştirenlerin romanı... Fakir Baykurt köylülerin yaratıcı gücünü gösterebilmek için, kavganın tabiatla insan arasında olmasına özellikle önem vermiş; köylülerin 'kara toprağın rengini değiştirmek' için giriştikleri mücadelede bir sınırlayıcı güçle karşılaşmamalarını istemiş. Alevi köyünü seçmesi sanırım bundan: Ağa da yok. Egemen güçlerin temsilcisi, çıkar koruyucusu bir muhtar da yok; Muhtar Battal, köylülerin ortak çıkarları için, köylülerle birlikte çalışan herhangi bir köylü. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
ℓσνє ιѕ ƒσяєνєя
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 03-11-2005
Yer: In İstanbul/BakırköY School: In Akçakoca İş:Gez,Eğlen,Oku
Yaş: 21
Mesajlar: 4,209
Rep Puanı: 15839735
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Olaylar,Ankara'ya 100,Kızılırmak'a 15 km uzaklıkta olan Tozak köyünde geçmektedir.Tozak,çevresi Sünni köyleriyle çevirli bir Alevi köyüdür.Alevi geleneği ve kültürü bu fakir ve kıraç köyde halen sürmektedir.Neşe ve eğlenceye düşkün Aleviler,şarap ve içkiye bu eğlencelerinde çokça ihtiyaç duymaktadırlar.Fakat köy,her imkandan yoksun,susuz,karasal bir köydür.Üzüm yetişmemektedir.Köylülere civar köylerden de üzüm verilmemektedir.Çünkü Sünniler şarabı günah saymaktadırlar.Bu olaylar gelişirken Eğitmen Rıza bir öneride bulunur.Tozak'ın kuzeyindeki düzlük alan bağ haline getirilebilir.Bütün köy halkı ve Rıza canla başla çalışarak verimsiz,taş dolu,susuz araziyi beş-altı ay içinde bağ haline getirirler.Bağ o kadar verimlidir ki köyün hem şarap hem de üzüm ihtiyacını karşılayabilir.Köy eski neşesinde geri kavuşur.Köylünün "Purluk" dediği bağa kaplumbağalar akın etmeye başlar.Çünkü hayvanlar güneşin yakıcılığından bu yeşilliğe sığınarak kurtulmaktadırlar.Kır Abbası,yaşına rağmen hiç para almadan bağın gelişmesi işlerinde çalışmaktadır.
Bir akşamüstü,köye havadan kara bir şey düşer.Düşen şey,meteoroloji gözlem aracıdır.Köylü,çekinir ve bu yabancı cismden korkar.Bu cismi okulun bir odasına kapatırlar.Ertesi gün köye herkesin mülkünü ölçüp üzerine yazdırdıktan sonra gidecek olan kadastro komisyonu gelir.Köylü komisyon üyelerine temkinli davranır.Beklenmedik bir şey olur ve üyeler Purluk'taki bağın,devlete dait olduğuna karar verir.Köylü bağın kendilerine ait olduğunu ispatlamaya çalışsada başaramaz ve komisyon üyeleri gerekli işlemleri yaparak tutanağı hükümete havale eder.Böylece devlet ile köylü arasında bir çekişme başlar.Köylü cahil ve zayıftır.Devletile başa çıkamaz.Devlet,Tozaklılara Pruluk arazisi yüüznden ev başına yüklü bir kira yükler.Köylüler avukatlara,yarguçlara,memurlara gider fakat en sonunda zorluklarla yeşerttikleri tarlalarını bozarlar.Köydeki bütün sığırları tarlaya sürerler.Yeşil tarla eski haline döner.Kaplumbağalar eskisi gibi güneşin yakıcı alevleri altında kalmıştır.Onlar da köyü terk eder.Kır Abbas,yeni doğan torununa Yeşer ismini verir fakat devlete kırgındır.Rıza da köy okulunda yaşamına devam eder. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
yalnızlık güzeldir, zor da olsa
![]() Giriş Tarihi: 26-05-2007
Yer: sizim, yurtsuzum şimdi...
Yaş: 22
Mesajlar: 1,892
Rep Puanı: 1946649
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
![]() Bir zamanlar Anadolu'da... Fakir Baykurt külliyatı... Kategori: Edebiyat Tarihimizden Bir zamanlar Anadolu'da... Bir zamanlar Anadolu'da... Literatür Yayınevi, Fakir Baykurt külliyatına 'Kaplumbağalar' ile başladı. Bu eserler, Türk toplumunun aynaya yansıyan suretidir aynı zamanda A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi) Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşanan yoksulluk ve zulüm, şu an içinde bulunduğumuz koşullardan daha hafif değildi kuşkusuz. Ama, bugün tarih kitaplarından okuduğumuz modernleşmenin insanlara ödettiği ağır bedellerinin belleklerimizde bir karşılığı yok, çünkü geçmiş hakkındaki 'bilimsel' bilgilerde geçmişin ruhunu, atmosferini, insanların acılarını hissetmemize yarayacak imgeler yer almıyor. Sayılar, istatistikler, köy ve köylülerin sayısı, tarım ürünlerinin fiyatları ve geçim standartları kaydedilmiştir elbette. Ne var ki, insanların yeni yaşam tarzlarına duydukları tepkiler, çektikleri acılar, karşılaştıkları aşağılanmalar ve açlık sınırına dayanan yoksulluk hiçbir zaman 'bilimin' nesnesi olmamıştır. İşte bu yüzden, geçmişin uçucu imgesini yeniden canlandırmak için sanata, edebiyata -en çok da romana- başvurmak zorundayız. Cumhuriyet tarihinin nerdeyse elli yıllık bir döneminin toplumsal hayatını en iyi resmeden metinlerse Fakir Baykurt ismiyle bütünleşen 'köy romanları' kanonuna aittir. 'Köy romanı' Toplumsal sorunlara getirdiği eleştiriler ve çözümler köy-köylü gerçeğinden hareketle incelediği için Fakir Baykurt için köy yazarıdır diyoruz, ancak köy romanları onunla başlamıyor. Osmanlı'da, köyde geçen ilk romanının Nabizade Nazım'ın Karabibik'i(1890) olduğunu biliyoruz. Ancak sayısal azlıkları, köye yönelik romanların ilgi çekmediğinin işaretidir. Cumhuriyet dönemini romanlarına gelince; İstanbullu aydının Anadolu'nun tozlu yollarında, yoksul köylerinde dolaşıp cahil bırakılmış, dini istismarlara uğramış ve köy ağası tarafından sömürülüp devlet görevlileri tarafından ezilmiş köylü milletiyle kucaklaşması -aslında kucaklaşmadan çok el öptürmesi- Çalıkuşu ile başlar. Türk aydınının Osmanlı'dan devraldığı vatan kurtarma görevi, bundan böyle köyü kurtarmak biçiminde simgelenecektir Masa başında üretilmiş köy/köylü romanlarında köye su, elektrik, adalet ve eğitim getirmeye çalışan pek çok aydın roman kahramanı icat edilmiştir. Ne var ki, misyoner tavrıyla kendilerini feda eden bu aydınlarla, konuk oldukları, yaban kaldıkları, kuş uçmaz kervan geçmez memleket köşeleri arasında aslında pek bir bağ yoktur. Anadolu'yu dışarıdan bir bakışla yazan ilk yazarlar için sorun 'ben' merkezlidir; bu, aydınların içinde oldukları düşünsel ve ruhsal vaziyetin 'Ütopyacı Bireysellik' olduğunu gösterir. Sonuç olarak, aydınların bir türlü sevemedikleri, ilişki kuramadıkları ama aşkın değerler adına sevmeleri gerektiğine iman ettikleri uzak bir diyardır diyebiliriz Anadolu için. 1950-70 yılları arasında genelde sanat ve edebiyata, özelde romana yansıyan aydınlanmacı ve kalkınmacı ütopyaların cisimlendiği mekân yine köylerdi. Köy hayatını, köy gerçeğini, köylünün sorunlarını, baskı ve sömürüyü en iyi bilenlerse, bu köylerden sıyrılıp Köy Enistitüleri'nde eğitim görme şansı yakalamış Köy Enistitülüler oldular. Fakir Baykurt ve kuşağı içerden yazdılar o coğrafyayı. Edebi alanda topyekûn bir seferberlik başladı. Dönem, çıplak gerçeklerin -romanlarla- yine çırılçıplak ortaya serildiği bir dönemdi. Böyle gerçekler de -gerçekten- boldu Türkiye'de. Pek çok yazar siyaseten yazdı romanlarını; romanlar köyün kalkınması için -tıpkı elektrik gibi, su gibi, yol gibi, traktör ve okul gibi- birer araçtılar. "Kişileri, çatışmaları ve çözümleri belirleyen de yazarın toplumcu çizgideki bu görüşleri olunca, yaşamı ete kemiğe büründürecek insan yerine, Fethi Naci'nin de dediği gibi, "koşulların betimlenmesinde araç" sayılan kişilerle yürütüldü roman. Romanlardaki sterotiplerin toplumsal sınıf ve katmanları simgelediği, roman kahramanlarının giriştiği mücadelenin, mücadelenin verildiği mekânla sınırlı olmayıp bütün bir ülkeyi ifade ettiği kolaylıkla fark edilebilir. Üstelik çok farklı ideolojilerin çatışma, dışlama, birbirlerini içerme, yer değiştirme, yeni bir biçim alma tarzındaki karmaşık ilişkilerinin kesiştiği mekândır 'köy romanları'. Anadolu köylerinin durumunu, gelişmesini, tarımsal meseleleri, köydeki sınıf ve güç ilişkilerini gerçekçi bir biçimde yansıtmaya çalışan Köy romanlarının sosyolojik önemi edebiyata oranla ağır basar; çünkü o yıllarda köy sorunlarını işlemeyi 'bizim sosyologlarımız, bizim tarihçilerimiz, bizim filozoflarımız, diğer böyle sosyal işlerle uğraşan düşünürlerimiz henüz daha yapmış değiller'ken, köy romanları bir tanıklık, bir otobiyografi tarzında yazılmış, 'icabında otuz sene içinde politikacılara, iş sahiplerine, mesuliyet sahiplerine faydalı olacak döküman durumunda'dırlar. Behice Boran'ın sözleriyle özetlersem; "Ekonomik-sosyal meselelerin bilimsel açıdan incelenmesi, tartışılmasının yasaklandığı uzun yıllarda Türk solu ifadesini sanatta bulmuş, sol fikirler en fazla sanat yoluyla toplumu etkilemiştir." Fakir'in farkı 1950'li yılların sonuna gelindiğinde, Yılanların Öcü (1959) yayımlandı ve edebiyat dünyasının hararetle konuştuğu isim Fakir Baykurt oldu. Gerek konusu gerekse de Anadolu kadını Irazca Ana'sı ile köy romanlarında çığır açan Yılanların Öcü, DP iktidarı tarafından mahkeme kapılarına taşınmıştı. Elbette yılmadı; art arda yazdı hikâye ve romanlarını. Hikâye ve romanlarındaki insanlar ne kurtarılmayı bekleyen kurbanlardır ne korkak ne de haindirler; kişilikleri, eylem ve eğilimleri, ahlak ve alışkanlıkları toplumsal ve ekonomik nedenlerle belirlenen bildiğimiz insanlardır. Bu insanların din adamı, ağa, bürokrat işbirliği karşısındaki çaresizliğini, çaresizliğin başkaldırıya nasıl dönüşebileceğini, Anadolu kadının direnişini, ezilmişliğinin altındaki öfkesini sergilerken arka plana her zaman ekonomik eşitsizliği de yerleştirmiştir. Toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatı yansıtmaya çalışıp kanonun bildik temalarını tekrarlarken Baykurt'un köylüleri idealize edilmiş iyi veya mutlak kötü kategorileri içinde hareket eden sterotipler durumuna düşmezler. Sadece konularıyla değil, roman kişilerinin iç dünyalarını çelişki ve değişimleriyle yansıtabilmesiyle de farklıdır Baykurt'un romanları. Sade ama hikâyesini iyi anlatan, ayrıntıları yakalayan, canlı diyaloglar kuran bir dille Irazca Ana gibi, Kara Bayram gibi unutulmaz karakterler yaratmıştı. Romanlarından uyarlanan sinema filmleriyle daha da popülerleşen Baykurt'un metinlerinin içeriği, TÖS'ün, DISK'in, TIP'in kurulması ve gençlik hareketlerinin başlamasından sonra siyasallaşır, sosyalizm vurgusu giderek artar. Kaplumbağalar (1967) romanından sonra çelişkiyi ağa-köylü ilişkisinin dışına çıkaracak, devlet ve bürokrasi eleştirisini ağırlaştıracaktır. Köylünün otoriter, bürokratik memurlara karşı hak arayışını anlatan Kaplumbağalar, o dönem solunun devlete olan tepkisinin özeti gibidir. 70'li yıllarda köyden kente göçün yarattığı sıkıntıları işleyecek, 80'lerden sonra ise Almanya'daki Türk işçilerinin sorunlarını dillendirecektir. Okumayabilirsiniz, anlatılan mekânlar sizin kentli yaşantınıza uygun düşmeyebilir ya da kaçmak istediğiniz gerçeklerin çıplaklığı vicdanlarınızda gedikler açabilir. sanat ve edebiyatla ilgili ürünlerde ne yoksul köylüleri ne varoşlardaki insanları ne de Güneydoğu'da yaşanan acıları görmek, duymak, düşünmek istemeyebilirsiniz. Ne var ki gerçekliği değiştirmek gelmez elinizden; bugün her biri bir tarihsel/toplumsal belge niteliği taşıyan Fakir Baykurt külliyatı, sizin hikâyeniz, sizin aynanızdır; aynaya yansıyan suretinizi değiştiremezsiniz! Türkiye gerçeğini yazdı Gözaltılar, tutuklanmalar ve baskılarla dolu yaşamında doğrularından ödün vermeyen, hikâye ve romanlarıyla bir dönemin simgesi haline gelen Fakir Baykurt, 1929'da Burdur'un Akçaköy'ünde doğdu. 1948'de bitirdiği Gönen köy entitüsünün ardından beş yıl ilkokul öğretmenliği yaptı. Daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enistitüsünü tamamladı; Sivas, Hafik, ve Şavşat'ta ortaöğretim kurumlarında çalıştı. Bu sırada yazmaya da başlamıştı. Türkiye gerçeğini en çıplak biçimiyle yazıya, edebiyata dökerken, romanlarına yansıyan muhalifliğini hayatına da taşımayı bilmiş, hepimizin muhaliflik kültürüne bir şeyler katmayı başarmıştı. 12 Mart öncesinde TÖS, sonrasında TÖB-DER'de genel başkanlık yapan Baykurt, 12 Eylül darbesinden sonra Almanya'ya göçmek zorunda kaldı. Ancak yaşadığı mekân neresi olursa olsun, bu ülke gerçeklerinden, siyasi ve toplumsal mücadeleden hiç vazgeçmedi. # KAPLUMBAĞALAR Fakir Baykurt, Literatür Yayınevi, 2006, 363 sayfa BAŞARILAR DİLERİM.. Mesajı son düzenleyen TuRMaLiN_fg ( 29-06-07 - 01:00 ). |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com