Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 10-02-07, 17:58   #1
DeepThroat

Varsayılan Türkiyedeki Dokuma ve Şeker Fabrikalarını Gösteriniz..


başlıktaki konu hakkında resimli bir ödev gerekiyor yardım ederseniz sevinirim...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-02-07, 19:00   #2
SanaL_PiyaDe

Varsayılan C: Türkiyedeki Dokuma ve Şeker Fabrikalarını Gösteriniz..



Türkiye sanayi çeşitleri
— Türkiyede sanayi çeşitleri: Türkiyenin sanayii üzerine olan ve sayıya dayanan bilgilerimiz, sa¬nayi sayımlarından ve anketlerinden elde edilmektedir. Memleketimizde sanayi sayımlan türlü tarihlerde yapılmıştır. İlk sanayi sayımı 1915 tef yapılmış, 1) Tarıma dayanan ve besin maddeleri arasında en yaygın bulunan sanayi dalı un fabrikaları ve her biri küçük ölçüde iş yapan de¬ğirmenlerdir. Sütün çokça elde edilebildiği yerlerde yağ ve peynir yapımı yer tut¬muştur. Türkiyede şeker sanayii önemli gelişmeler gös¬termiştir. İlk şeker fabrikamız 1926 da kurulmuştur. Türkiye .söker sanayiinin gelişmesinde önemli yeri olan bir kuruluş "Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş."dir. Memleketimizde üzümden bazı ispirtolu içkiler yapılırdı. Yine bu arada her çeşit meyve suları yapan fabrikaların sayısı da özel¬likle büyük şehirlerde artmış, bunların tüketimi çoğalmıştır. Türkiyenin ana gelir kaynaklarından olan tütün, ham madde olarak Tekel tarafından değerlendirilmektedir. Tülün işleyen başlıca fab¬rikalar İstanbul, İzmir, Samsun, Adana ve Malatyadadır. Önemli tarım ürünümüz olan çayın işlenmesi ve tüketime ha¬zırlanması, çay bitkisinin üretim alanı olan Doğu Karadeniz kıyı böl¬gesinde kurulmuş çok sayıdaki fabrikalarda ve atölyelerde ya¬pılmaktadır. 2) Dokuma endüstrisi, Pamuklu dokuma fabrikaları İstanbul, Adana, Kayseri, Nazilli, Ma¬latya, Konya Hreğlisi, Erzincan. Denizli. Tarsus, Antalya, Aydın, Manisa, İzmir, Karaman gibi şehirlerimizde kurulmuş, ince ve zarif kumaşlar yapılmıştır. Yünlü dokumalar ve yün ipliği yapımı Hereke ve İstanbulda, Bursada yer tutmuş, ayrıca özel sektör tarafından büyük şehirlerimizin bir kısmında yeni fabrikalar kurulmuştur. Halıcılık, Türkiyenin tanınmış eski sanatlarındandır. Tezgâh sayısı bakımından İsparta başta gelir. Bundan sonra Uşak bölgesi ve Gördes, Demirci, Kula ile Kayseri Bünyan, Konya ve Sivas bölgeleri gelir. İpek dokumacılığı, bugün de Bursa ve İstanbulda oldukça önemli yer tutmakta ise de, son zamanlarda suni ipeğin rekabeti nedeniyle asıl ipeğin sürümü azalmıştır. Hayvancılığın yer tuttuğu Türkiyede deri ve kösele yapımı eskiden beri bilinir. Deri ve kösele işletme sanayiinin çoğu İstanbuldadır. Başta Beykoz Deri-Kundura Fabrikası olmak üzere birkaç fabrika vardır. 3) — Maden endüstrisi, Türkiyede dev demir ve çelik fabrikaları (Kırıkkale. Karabük, Ereğli ve İskenderun) yanında; türlü büyüklükte Fabrikalar ve yapımevleri madenle ilgili sanayi gelişme yo¬luna girmiştir: 3 — Türkiyede sanayi çeşitleri: Türkiyenin sanayii üzerine olan ve sayıya dayanan bilgilerimiz, sa¬nayi sayımlarından ve anketlerinden elde edilmektedir. Memleketimizde sanayi sayımlan türlü tarihlerde yapılmıştır. İlk sanayi sayımı 1915 tef yapılmış, 1) Tarıma dayanan ve besin maddeleri arasında en yaygın bulunan sanayi dalı un fabrikaları ve her biri küçük ölçüde iş yapan de¬ğirmenlerdir. Sütün çokça elde edilebildiği yerlerde yağ ve peynir yapımı yer tut¬muştur. Türkiyede şeker sanayii önemli gelişmeler gös¬termiştir. İlk şeker fabrikamız 1926 da kurulmuştur. Türkiye .söker sanayiinin gelişmesinde önemli yeri olan bir kuruluş "Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş."dir. Memleketimizde üzümden bazı ispirtolu içkiler yapılırdı. Yine bu arada her çeşit meyve suları yapan fabrikaların sayısı da özel¬likle büyük şehirlerde artmış, bunların tüketimi çoğalmıştır. Türkiyenin ana gelir kaynaklarından olan tütün, ham madde olarak Tekel tarafından değerlendirilmektedir. Tülün işleyen başlıca fab¬rikalar İstanbul, İzmir, Samsun, Adana ve Malatyadadır. Önemli tarım ürünümüz olan çayın işlenmesi ve tüketime ha¬zırlanması, çay bitkisinin üretim alanı olan Doğu Karadeniz kıyı böl¬gesinde kurulmuş çok sayıdaki fabrikalarda ve atölyelerde ya¬pılmaktadır. 2) Dokuma endüstrisi, Pamuklu dokuma fabrikaları İstanbul, Adana, Kayseri, Nazilli, Ma¬latya, Konya Hreğlisi, Erzincan. Denizli. Tarsus, Antalya, Aydın, Manisa, İzmir, Karaman gibi şehirlerimizde kurulmuş, ince ve zarif kumaşlar yapılmıştır. Yünlü dokumalar ve yün ipliği yapımı Hereke ve İstanbulda, Bursada yer tutmuş, ayrıca özel sektör tarafından büyük şehirlerimizin bir kısmında yeni fabrikalar kurulmuştur. Halıcılık, Türkiyenin tanınmış eski sanatlarındandır. Tezgâh sayısı bakımından İsparta başta gelir. Bundan sonra Uşak bölgesi ve Gördes, Demirci, Kula ile Kayseri Bünyan, Konya ve Sivas bölgeleri gelir. İpek dokumacılığı, bugün de Bursa ve İstanbulda oldukça önemli yer tutmak



DOkuma fabrikalarinin tarihçeesi
Padişah Abdülmecit devrinde, mali ve ekonomik işlerde önemli rolller oynayan Ohannes ve Bogos Dadyan, İzmit'teki Çuha fabrikasının yapımını üstlerine almışlardır. Bu işler nedeniyle İstanbul'dan İzmit'e gidip gelmektedirler. Bu gidiş gelişler sırasında bir gün Hereke'de yemek molası verirler. Bu yemek molasında Hereke'nin doğal güzelliğinden ; zengin akarsuyundan etkilenirler ve İzmit Çuha fabrikasının yapım malzemesi ve masrafı arasında Hereke'de kendi adlarına bir fabrika kurmak isterler. Serasker Rıza paşa'nın da bilgisiyle 1843 yılında 50 adet pamuklu, 25 adet ipekli canfes tezgahından ibaret fabrika Hereke'nin ortasından geçen Ulupınar deresinin etrafında kurulur ve işletmeye açılır. Anlaşıldığına göre Abdülmecit, böyle bir dokuma fabrikasının kurulmuş olduğunu 1844 yılında duymuştur. Kendisinin bilgisi olmadan kurulan bu fabrikanın yapılmasına kızmış ve belki de Serasker Rıza paşa'yı denemek için İzmit'e bir gezi düzenletmiştir. Deniz yolu ile yapılan bu gezide, Hereke'nin önünden geçerken fabrikayı da tesadüfen görmüş gibi bunun ne olduğunu Serasker Rıza paşa'ya sorar. Zeki ve kurnaz paşa durumun nezaketini hemen farketmiş "Sultanım size bir sürprizim vardı bunu size yerinde göstermek istiyordum. Bu yüzden sizden saklamışımdır. Hereke'de müteahhitler tarafından namınıza bir fabrika kuruldu " diye cevap vererek durumu kurtarmış ve fabrikada 1845 yılında sahipleri tarafından Abdülmecit tarafına ferağ olunmuştur. Bu fabrikanın kuruluşu ve üretime başlayışı ile ilgili olarak çok ayrıntılı bilgiler şu ana kadar elde edilememiştir. Ancak ilk müdürün Sarkis ağa olduğu ve İtalyan uyruklu Camaron isimli ressam ile birlikte ilk yönetim kurulunu oluşturduğu anlaşılıyor.

Özellikle saraya ait ipekli canfeslerle sarayın döşemesi için gerekli ipekli döşemelikleri dokumak üzere 1850 yılında Kemhane (ipek)mevkiinde üç katlı büyük bir ahşap bina inşa edilerek 25 olan ipekli tezgah sayısı 100 adede çıkarılmış ve 50 pamuklu tezgahda Bakırköy fabrikasına nakledilerek doğrudan ipekli kumaş imalatına geçilmiştir. 1875 yılında fabrikanın kendi mamullerini satmak üzere Kapalıçarşı'da bir mağaza açılmışsada sarayın müdahalesi ile kapatılmıştır. 1878 yılında Padişah Abdülhamit devrinde filatör ( ipek bükümü ) dairesinin kazanı yandığından fabrika 5 yıl kapalı kalmış ve 1882 yılında filatör dairesinin yeniden inşasıyla tekrar faaliyete geçmiştir.

1891 yılında şu anda Lisenin bulunduğu yerde üzerinde Sultan II. Abdülhamit'in tuğrası bulunan halıhane inşa edilerek 100 tezgahlı halı kısmı açılmıştır. Uluslararası bir ün kazanan bu fabrikanın ürünlerini bizzat görmek üzere 1898 yılında Alman imparatoru Wilhelm II , Osmanlı imparatorluğu gezisinden faydalanarak Hereke'yi de ziyaret etmiş ve bu vesileyle 1894 yılında kıyıdaki tarihi köşk II. Abdülhamit'in sarayında üç haftada yapılarak bir gecede deniz kenarına kurulmuştur. Bu arada ünlü Amerikan sanayicisi Andre Carnegi tarafından La Haye'de yaptırılan Sulh sarayının halı ve perdeleride Hereke fabrikasında dokunmuştur. 1898 yılında fabrika tarafından Hereke'de bir Rüştiye mektebi açılmıştır ( Bugünkü Sümer İlköğretim okulu ). 1902 yılında 20 tezgahlı çuha, şayak ve iplik dairesi kurulmuştur. 1905 yılında fes dairesi faaliyete geçmiştir. 1917 yıılında fabrikanın yünlü dokuma tezgahları 20'den 50'ye çıkarılmıştır. 1925 yılında Maliye bakanlığına bağlı Sanayi ve Maadin bankasına devredilen fabrikada 1932 yılında yünlü şubesinde çıkan yangında binanın büyük bir kısmı ile makinelerin bir kısmı yanmıştır. 1933 yılında fabrika Sümerbank'a devredilmiştir. 1938 yılında dokuma tezgahları 52'den 103 adede çıkarılmıştır.

Hereke Dokuma fabrikasında 1967 yılında 114 ton Strayhgarn iplik, 953.000 metre ham, 874.000 metre mamul yünlü kumaş ve 1366 metre ipekli ipliği sarfedilmiştir. !967 yılında fabrikada 94'ü memur, 852'si işçi olmak üzere toplam 946 kişi çalışmakta idi.

1995 yılında özelleştirilen fabrikada 1993 yılı rakamlarına göre 624 iğ, 74 tezgahla yıllık üretim kapasitesi 321 ton iplik, 2,96 milyon metre dokuma idi. 52'si memur, 430'u işçi toplam 482 kişi çalışmakta idi.

Fabrikanın Sultan II. Abdülhamid devrinde ilk müdürü Hacı Akif Efendidir. Bunu takiben Agah Efendi, Reşat Ağrıboz, Nihat Alpar, Vasıf Dokuman, Sabri Teoman, Kenan Sıdal, Müeyyer Kerimoğlu, Nail Andaç, Cevat Alpar, Saip Serte, Hüsnü Özmen, Ragıp Kulelioğlu, Sabahattin Taray, Nevzat Kınay müdürlük yapmışlardır.


ŞEKER KANUNU...

4 Nisan 2001
Bakanlar Kurulu'nca 14 Aralık tarihinde TBMM'ye sevkedilen "Şeker Kanunu Tasarısı", Plan ve Bütçe Komisyonu, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'nda görüşüldükten sonra 4 Nisan 2001'de TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Yasa, 14 Nisan 2001 tarihinde ilan edilen "yeni ekonomik program"da çıkarılması gereken yasalar arasında yer alıyor.
ŞEKER KANUNU
GENEL GEREKÇE

Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması; bir iktisadî devlet teşekkülü olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile Türkşekerin bağlı ortaklığı durumundaki Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. ve Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş. ile kooperatiflere ait Konya, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikaları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu faaliyetlerinde tüm fabrikalar 6747 sayılı Şeker Kanununa, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile bağlı ortaklıkları ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile şirket ana statüsü hükümlerine tabidir.

Türkiye’de Şeker rejimini düzenleyen 22.6.1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununun birçok maddesinin, zaman içinde özellikle iktisadî devlet teşekkülleri ve kamu iktisadî kuruluşlarının yeniden yapılanmalarına ilişkin kanunî düzenlemeler, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun yürürlüğe girmesi ve şeker istihlak vergisinin katma değer vergisine dönüşmesi ile uygulama olanağı kalmamıştır.

Halen sektörde pazar payları % 20’nin üzerinde bulunan Konya, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikalarının özel fabrikalar olarak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri yanında, 6747 sayılı Şeker Kanununa tabi olmaları, bu fabrikalar için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum arz etmektedir. Birçok teşebbüs gibi Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin de özelleştirilmesinin gündemde olduğu bu günlerde şeker üretimi pazar ve fiyat mekanizmalarının sektör bazında yeniden değerlendirilmesi, böylece hukukî anlamda yeni bir sektörel altyapı oluşturulması gereği ortaya çıkmıştır.

Şeker Kanunu, VII nci Beş Yıllık Kalkınma Planının tarımsal politikalar ile ilgili yapısal değişim projesi kapsamında, güncelleştirilmesi öngörülen kanunî düzenlemeler arasında yer almıştır.

Avrupa Birliği Helsinki Zirvesi sonrasında kazanılan aday ülke statüsü yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki taahhüt ve gelişmeler de şeker rejiminin yeniden düzenlenmesini gerekli kılmıştır.

Bu bakımdan, tasarı ile;

– Şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunması,
– Sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi,
– Avrupa Birliği düzenlemeleri yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası taahhütlere uyum sağlanması,
– Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukukî alt yapının hazırlanması,

ilke olarak benimsenmiştir.

Şeker sektörünün, yarattığı yüksek katma değer yanında tarım ve endüstri kesiminde sağladığı yüksek istihdam düzeyi nedeniyle pancar şekeri üreticisi gelişmiş ülkelerde bile düzenleme altına alınmıştır. Bu düzenlemeler pancar üreticileri ve işleyicilerinin menfaatlerini buluşturan düzenlemeler olup, sektörü yapısal anlamda düzenleyici bir nitelik arz etmektedir.

Ülkemizdeki şeker fabrikalarında halen otuz bin civarında işçi istihdam edilmekte ve binlerce çiftçi ailesi geçimini pancar tarımı ile sağlamaktadır. Bu nedenledir ki halen mevcut ve ileride kurulacak şeker fabrikalarının tam kapasite ile üretim yapmaları ve rasyonel çalışmaları, sadece ekonomik yönden değil sosyal yönden de geçimlerini pancar tarımına bağlamış üreticiler için de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yapılan düzenleme ile şeker fabrikalarının iç pazar paylarının kotalara bağlanması yoluna gidilmiş, sektör, iç piyasada rekabete açık hale getirilmiş, Devletin ilgisi ile sektörün özelliklerinin gerektirdiği asgarî düzeyde tutulmuş, pancarda ve şekerde tek fiyat uygulaması terkedilmiş, şeker fabrikası kurulmasına yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamalar
kaldırılmıştır.



--------------------------------------------------------------------------------


Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(9.2.2001)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanarak, Bakanlar Kurulunca 14.12.2000 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça 20.12.2000 tarihinde esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna, tali komisyon olarak da Komisyonumuza havale edilen "Şeker Kanunu Tasarısı", Komisyonumuzun 30.1.2001 tarihinde yaptığı 26 ncı birleşimde Hükümeti temsilen Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu ile Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü temsilcilerinin katılımıyla incelenip, görüşülmüştür.
Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile bağlı ortaklık ve kooperatiflere ait şeker fabrikalarınca 22.6.1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır. Bu sektörde, kamu fabrikaları yanında sektördeki pazar payları % 20'nin üzerinde olan özel şeker fabrikaları da faaliyette bulunmaktadır. Ancak, özel fabrikaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri yanında, 6747 sayılı Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunma zorunluluğu, söz konusu şirketler için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum arzederek rekabet güçlerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu olumsuzlukları gidermek amacıyla, Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının tarımsal politikalar ile ilgili hukukî ve kurumsal düzenlemeler kapsamında, şeker üretim-tüketim dengesinin gözetilmesi esasına dayalı olarak şeker sanayiinde özel sektörün daha etkin kılınması amacıyla 6747 sayılı Şeker Kanununda gerekli düzenlemeler yapılması öngörülmektedir.
Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde; şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunması, sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi ve özelleştirmeye olanak sağlayacak hukukî alt yapının oluşturulması, Avrupa Birliği düzenlemelerinin yanında Dünya Ticaret Örgütü ve Uluslararası taahhütlere uyum sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Yapılan bu düzenlemeler neticesinde;
– Şeker fabrikalarının iç pazar paylarına kota getirilmesi,
– Sektörün iç piyasada rekabete açılması ve Devletin sektör üzerindeki ilgisinin asgarî düzeye çekilmesi,
– Pancarda ve şekerde tek fiyat uygulamasının kaldırılması,
– Şeker fabrikası kurulmasına yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamaların kaldırılması,
Suretiyle sektöre yeni bir dinamizm kazandırılması amaçlanmıştır.
Tasarının tümü üzerinde yapılan müzakerelerde;
– 2000'li yıllara girerken idarî, malî ve hukukî mevzuatımızın çağın gerekleri ile uluslararası kuruluşlara karşı yükümlülüklerimiz doğrultusunda zaman geçirilmeden yeniden düzenlenmesinin yararlı olacağı, bu çerçevede getirilen düzenlemelerin şeker sektörüne dinamizm kazandırılması açısından önemli olduğu,
– Şeker piyasasında şeker üretimi ile ilgili olarak oluşturulması öngörülen kota sisteminin, serbest rekabetin oluşmasına engel teşkil edebileceği,
– Özelleştirilecek şeker fabrikalarında halen otuzbin işçi istihdam edildiği, üç milyona yakın çiftçi ailesinin geçimini pancar tarımından sağladığı, bu nedenle özelleştirmenin sosyal boyutunun ihmal edilmemesi gerektiği,
– Tasarının, pancar üreticisi açısından önemli olduğu, ancak tasarıda pancar çiftçisinin durumunu iyileştirmeye yönelik tedbirlere yer verilmediği, Avrupa çiftçisinin rekabet gücüne karşın hem üreticinin, hem de ihracatçının desteklenmesine dönük bir prim sisteminin oluşturulmasında yarar görüldüğü,
– Öngörülen düzenlemelerde şeker üreticisine stok zorunluluğu getirilmesinin, üretim maliyetlerini artıracağı, bunun yerine Toprak Mahsulleri Ofisi benzeri merkezî bir kuruluşun stratejik öneme sahip gıda ürünlerinde zorunlu hallerde kullanılmak üzere stoklama yapmasının serbest piyasa ekonomisinin özüne daha uygun düşeceği,
– 1956 yılında yürürlüğe giren 6747 sayılı Kanun ile günümüzün ekonomik ve malî yapısına uyum sağlamanın mümkün olmadığı, bu nedenle getirilen düzenlemelerin memnuniyetle karşılandığı, getirilen düzenlemeler ile şeker sektörünün çağın gereklerine göre yeniden yapılanmasının sağlanacağı,
– Pamukta ve diğer önemli tarım ürünlerinde olmayan bir modelin şeker sektöründe oluşturulmasının serbest piyasa ekonomisi açısından yararlı olmayacağı, bu nedenle kurulması öngörülen kurumun düzenleyici ve denetleyici olmaktan ziyade sektörde yönlendirici olacak şekilde yapılandırılması gerektiği,
Şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
– Ülkemizde şeker rejimini düzenleyen 6747 sayılı Şeker Kanununun 1956 yılında çıkarıldığı, ekonomik ve malî yapıdaki hızlı gelişmeler karşısında bazı maddelerinin güncelliğini yitirdiği, bu nedenle ekonominin yapısal değişim ve gelişmelerini kapsayacak yeni bir düzenleme yapılması ihtiyacının hasıl olduğu,
– Dış ticaret boyutu ile dünya şeker borsalarını etkileyecek büyüklüğe ulaşan şeker sektörünün, Dünya Ticaret Örgütüyle yapılan anlaşmalar ve AB'liğine üyelik sürecinde üstlenilen yükümlülükler çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerektiği,
– Tasarının ülke tarımı ve ekonomisine katkıları gözönüne alınarak, şeker üretimi alanında dengeli bir gelişmenin sürdürülmesinin sağlanmasına yönelik olarak hazırlandığı,
– Türkiye'nin pancar şekeri ve nişasta bazlı şekerlerden oluşan tadlandırıcı sektöründe, 2001 yılı fiyatları ile 1.4 milyar dolarlık üretim kapasitesine ulaştığı,
– Tasarı ile öngörülen düzenlemelerin, şeker sektörünün gelecekteki yapılanmasında önemli bir rol oynayacağı,
– Geçmişte şeker sektöründe yaşanan istikrarsız üretimin yapısının giderilmesi ve pazar büyümesine uyumlu sektörel bir gelişmenin sağlanması amacıyla kota sistemi oluşturulduğu, bu sistemin dünya pancar şekeri üretiminin yaklaşık yarısına sahip AB'de de uygulandığı,
– Kurulun yapısının, sektörün sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla ilişkili olduğu kamu kuruluşları ile organik bağ içinde olması ve kararlarda katılımcılık ilkesini öne çıkartacak doğrultuda oluşturulduğu,
İfade edilmiştir.
Bu görüşmeleri müteakip, konunun daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesini teminen bir alt Komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
Alt Komisyonumuz, 6.2.2001 tarihinde, ilgili Bakanlık ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla yapmış olduğu toplantıda yapılan titiz çalışmalar sonucunda oluşturduğu metni bir raporla birlikte Komisyonumuza sunmuştur.
Alt Komisyonda yapılan çalışmalar sonucunda Tasarının;
• "Kotalar ve kotaların tespiti" başlıklı 3 üncü maddesi; birinci fıkrasına, pancar şekeri üreticilerinin de desteklenmesi amacıyla, nisaşta kökenli şeker üretimine % 12 düzeyinde kota getirilmesine ilişkin bir hükmün eklenmesi suretiyle,
• "Şeker Kurumu" başlıklı 7 nci maddesi, Kurumun ilişkili olduğu Bakanlığın, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olduğuna açıklık getirecek bir düzenlemenin ikinci fıkra olarak eklenmesi suretiyle,
• "Şeker Kurulu" başlıklı 8 inci maddesinin;
– Kurulun yapısının biri Başkan ve biri Başkan vekili olmak üzere 7 üyeden oluşacak şekilde yeniden belirlenmesi,
– Kurul Başkanının sorumluluk alanına, Kurulun işleri ile ilgili olarak kamuya bilgi verilmesinin eklenmesi, Başkanvekilinin seçilme usulünün belirlenmesi ve Başkanvekilinin Başkanın yokluğunda üstleneceği görev ve yetkilerine açıklık getirilmesi,
– Kurul üyelerinin, Bakanlar Kurulunca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığının ilgili olduğu Bakanlık, sakaroz kökenli şeker üreten sermayesi kamuya ait olan şirket ile pancar kooperatiflerinin oluşturduğu üst birliğin göstereceği ikişer temsilciden oluşan adaylar arasından birer üye olmak üzere biri Başkan ve 6 üye seçilmesine imkân verecek doğrultuda yeniden düzenlenmesi,
– Yüksek Planlama Kurulunca kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyeleri için tespit edilen ücretin, Kurul Başkan ve üyeleri için üç kat olarak belirlenmesi,
– Kurul üyeliklerine seçileceklerde aranan 4 yıllık lisans düzeyinde öğrenim yapmış olma şartından, pancar kooperatiflerinin oluşturduğu üst birlik temsilcisinin muaf tutulması ile Kurul üyeliklerine atanacaklarda özel veya kamu sektöründe olmak üzere mesleklerinde en az 10 yıl süre ile çalışmış olma şartının eklenmesi,
– Kurul üyelerinin 3 yıllık görev sürelerinin 5 yıl olarak değiştirilmesi, herhangi bir nedenle Kurul üyelikleri sona erenlerin yerine Bakanlar Kurulunca en geç 1 ay içinde yeni atama yapılacağının hükme bağlanması,
– Kurulun ayda en az "iki" defa toplanması, Kurulun toplantıları ile Kurul üyelerinin bu toplantılara devamlarına ilişkin esas ve usullere açıklık getirilmesi,
– Kurul kararlarının üye tam sayısının salt çoğunluğunun aynı yöndeki oyu ile alınacağı şeklinde,
Düzenlenmesi suretiyle,
• "Kurulun görev ve yetkileri ile denetimi" başlıklı 9 uncu maddesi;
– Birinci fıkrasının (b) bendi, kurum harcamaları ve işlemleri, depolama primi araştırma geliştirme faaliyetleri ile benzeri idarî giderler için şirketlerden alınacak katılım payının cari yıla ait gayri safi satış gelirlerinin binde beşini aşmayacak şekilde sınırlanması ve bu miktarı bir katına kadar artırma yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmesi, (g) bendine kurul tarafından ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilen bilgilerin tam ve doğru olarak verileceğine açıklık getirecek bir ibarenin eklenmesi ve Kurulun yurt içinde ve yurt dışında faaliyet alanı ile ilgili kuruluşlarla işbirliği yapabilmesine ve bu kuruluşlara gerektiğinde üye
olabilmesine olanak sağlayan bir düzenlemenin fıkraya (k) bendi olarak eklenmesi,
– Üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere; Kurulun, ticari sırları, gizli rekabet bilgileri başta olmak üzere ticari açıdan hassas her türlü bilginin açıklanmasını engelleyici esas ve usulleri belirleyerek uygulamasına imkân veren bir düzenlemenin yeni bir fıkra olarak eklenmesi,
– Dördüncü fıkrası, fıkrada geçen "millî bankalardan" ibaresinin konuya açıklık getirilmesi amacıyla "Türkiye'de yerleşik bankalardan" şeklinde değiştirilmesi,
– Beşinci fıkrası; kurumun idarî yönden Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, malî yönden ise Sayıştayca denetleneceğine açıklık getirilmesi,
Suretiyle,
• "Sekretarya" başlıklı 10 uncu maddesi, Kurumun sekretarya personelinin sayısını gösterir listenin eklenmesi suretiyle,
• "İdari para cezaları" başlıklı 11 inci maddesi; Kurulun belirlediği esas ve usullere aykırı olarak hareket edenlere uygulanacak idarî para cezalarını belirleyen düzenlemelerin eklenmesi, Kurulca verilen idarî para cezalarının % 10'unun kurum özel hesabına aktarılabilmesi ve kalan miktarın bütçeye gelir yazılmak üzere Hazineye intikal ettirilmesine olanak tanıyan düzenlemeler yapılması suretiyle,
• Geçici 2 nci maddesi; Kanunun yürürlük tarihi dikkate alınarak Kurulun hammadde ekim dönemini tespit edebilmesine olanak verecek şekilde yeniden düzenlenmesi suretiyle,
• Geçici 3 üncü maddesi; ilgili kuruluşların kurul üyeliğine atanacak adaylarını bir ay içinde tespit ederek Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bildirmeleri ve Kurul Başkan ve üyelerinin bu süreyi takip eden bir ay içinde atanmalarını öngören hükümleri ihtiva edecek şekilde yeniden düzenlenmek suretiyle,
• Sakaroz kökenli şeker üreten sermayesi kamuya ait Şirketin, özelleştirilmesinden sonra bu Şirkete ait Şeker Kurulu üyeliği kontenjanının, ödenmiş sermayesi en yüksek olan sakaroz kökenli şeker üretimi yapan ikinci şirkete intikal etmesini öngören bir düzenlemenin geçici 6 ncı madde olarak eklenmesi suretiyle,
• Diğer maddeleri ise aynen,
Kabul edilmiştir.
Bu defa Komisyonumuz; 8.2.2001 tarihinde, Hükümeti temsilen Sanayi ve Ticaret Bakanı A. Kenan Tanrıkulu ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla yapmış olduğu 28 inci birleşimde, görüşmelere Alt Komisyon tarafından hazırlanan metnin dikkate alınması suretiyle devam edilmesine karar vermiştir.
Alt Komisyon Metninin;
• "Kotalar ve kotaların tespiti" başlıklı 3 üncü maddesi;birinci fıkrası, nişasta kökenli şekerler için belirlenen toplam A kotası miktarı için öngörülen "% 12"lik toplam ülke A kotası üst sınırının "% 10" olarak değiştirilmesi, üçüncü fıkrasında yer alan "...beşer yıllık..." ibaresinden önce "...müteakip..." ibaresi eklenmesi suretiyle,
• "Şeker ihracat ve ithalat" başlıklı 6 ncı maddesi, madde metninde yer alan "her yıl" ibarelerinin metinden çıkarılması suretiyle,
• "Şeker Kurulu" başlıklı 8 inci maddesinin; üçüncü fıkrasında yer alan "sakaroz ve nişasta kökenli şeker üreten Türkiye'de ödenmiş sermayesi en yüksek olan şirketlerin ayrı ayrı önerecekleri" ibaresi, ifadeye açıklık kazandırmak amacıyla "sakaroz ve nişasta kökenli şeker üreten şirketlerin her grubundan Türkiye'de öz sermayesi en yüksek olan birer şirketin ayrı ayrı önerecekleri" şeklinde değiştirilmesi, dördüncü fıkrası, kurul üyelerine ödenecek ücretin, Tasarıda olduğu gibi, Yüksek Planlama Kurulunca kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyeleri için belirlenen ücret kadar olması doğrultusunda değiştirilmesi suretiyle,
• "Kurulun görev ve yetkileri ile denetimi" başlıklı 9 uncu maddesi; birinci fıkrasının (b) bendi; Tasarının kanunlaşmasından sonra yeni kurulacak şirketlerin ve katılım paylarının ödenmesine ilişkin esasların ilave edilmesi ve (d) bendinde yer alan "her yıl" ibaresinin çıkarılması suretiyle,
• "Sekretarya" başlıklı 10 uncu maddesi; Kurumun sekretarya personelini gösterir cetvelde yer alan kadroların statüleri ile yeni kadro ihdaslarında değişikliklerin Kanunla yapılabileceğinin hükme bağlanması suretiyle,
• "İdarî para cezaları" başlıklı 11 inci maddesi; beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere; Kurulun görevlerini yerine getirmek için; ihtiyaç duyacağı bilgi ve belgelerin ihtiyaca uygun,tam ve doğru olarak zamanında verilmesini sağlamaya dönük bir düzenlemenin altıncı fıkra olarak metne eklenmesi ve yedinci fıkrasında yer alan "Verilen idarî para cezaları" ibaresi, malî mevzuatla uyum sağlaması açısından "Tahsil edilen idarî para cezaları" şeklinde değiştirilmesi suretiyle,
• Geçici 4 üncü maddesi; Kurulun faaliyete geçmesinden sonra, yeterli malî olanaklara kavuşuncaya kadar Kurulun ihtiyaçlarının Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından karşılanabilmesine olanak sağlayacak doğrultuda düzenlenmesi suretiyle,
• Geçici 6 ncı maddesi; madde metninde yer alan "ödenmiş sermayesi en yüksek olan" ibaresi "öz sermayesi en yüksek olan" şeklinde değiştirilmesi ve bu maddeden sonra gelmek üzere; 2001 yılında da pancar fiyatlarının Bakanlar Kurulunca belirleneceğine ilişkin bir düzenlemenin geçici 7 nci madde olarak metne eklenmesi suretiyle,
Diğer maddeleri ise aynen,
Kabul edilmiştir.
Ayrıca, Komisyonumuz, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketinin fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra, Kurulun yeniden yapılandırılmasının ve görevlerinin yeniden düzenlenmesinin zorunlu olacağı, bu nedenle Hükümetin bu gelişmelere karşı duyarlı ve hazırlıklı olunması istenmiştir.
Raporumuz, havalesi gereği Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna sevk edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

MUHALEFET ŞERHİ

1/798 Şeker Kanunu Tasarısı ile ilgili muhalefet şerhimiz, aşağıda arz edilmiştir.
Tasarının gerekçesinde bu tasarı ile şeker üretiminde istikrar sağlanması, sektörde rekabet kurallarının hâkim kılınması, Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütüne karşı taahhütlerin yerine getirilmesi ve özelleştirmeye imkân verecek hukukî şartların hazırlanması hedeflerine ulaşılmak istendiği ifade edilmektedir. Ancak tasarı tetkik edildiğinde bir ucunda pancar üreticisinin, diğer ucunda ise tüketicilerin bulunduğu sektörün rekabet şartlarında ayakta kalabilmesini mümkün kılacak tedbirlerin alınmadığı görülmektedir.
1. Tasarıya göre pancar ve şeker fiyatları serbest bırakılacak, rekabete açılacaktır. Rekabet piyasasında ithal şeker de bulunacaktır.
AB’de şeker 60 sente mal edilmekte, iç piyasada 120 sente tüketilmekte, fazlası 30 sente ihraç edilmektedir. Aradaki farklar fondan karşılanarak çiftçinin pancar ekmesi desteklenmektedir. AB’nin milyonlarca ton şeker fazlası ihraç edilmektedir. Tasarıda pancar çiftçisinin nasıl, ne miktar ve hangi usullerle destekleneceği belli değildir.
İlgili sayın Bakanın komisyonumuzdaki açıklamasına göre; Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ile yaptığı anlaşmalar neticesinde şeker ithalinin engellenmesi ve yerli üretimin fonlarla desteklenmesi imkânsız hale gelmiştir. AB ise WTO ile yaptığı anlaşmalarda kendi çiftçisini ve şeker piyasasını korumuştur. Fonlarla desteklenmektedir.
Bu tasarı kanunlaştığı takdirde son yıllarda pancar ekim alanı devamlı daraltılan çiftçimiz pancar ekemeyecek hale gelecek ve şeker fabrikaları kapanacaktır. Türkiye şekerde dışa bağımlı hale gelecektir.
2. Şeker pancarı, işçiliği fazla olduğu için istihdam destekleyen bir bitki çeşididir.
Şeker pancarı yaprakları, küspesi ve melası ile hayvan besiciliğinde aranan bir bitkidir.
Diğer taraftan şeker pancarı çevre dostu bir bitkidir. Ormanlara göre 7 misli fazla oksijen vermektedir.
Yeni getirilen şeker kanunu ile pancar ekiminin getirdiği bu imkânlar ortadan kalkacaktır.
3. Türkiye şeker piyasası son yıllarda ithal mısıra dayalı nişasta esaslı tatlandırıcı üretiminin baskısı altına girmiştir. Gerekli tedbirler alınmadığı için pancar tarımı giderek gerileyecektir. AB’de mısır esaslı izoglikoz üretimi pancardan üretilen toplam şeker miktarının yüzde 2’si ile sınırlandırılmıştır. 1999/2000 döneminde AB’de pancar şekeri üretimi 14, 5 milyon tondur. Türkiye’de gerekli kontrol olmadığı için mısırdan üretilen izoglikoz kapasitesi 292 000 tona ulaşmıştır. Pancar şekeri üretimi ise 2 milyon ton mertebesindedir.
4. Tasarı ile getirilen Şeker Kurulunun özerk bir kurum olması gerekir. Bu kurulun sadece şeker için değil, bütün tarım sektörü için “Denetleyici ve Düzenleyici” bir kurul olarak kurulması gerekir. Buğday, pamuk, fındık, tütün, süt, et ve diğer tarım ürünleri için güçlü bir kurum kurulmalıdır.
5. Tasarı IMF’ye verilen sözü yerine getirmek için alelacele, iyi hazırlanmadan getirilmiştir.
6. Tasarı kanunlaştığı takdirde öncelikle Doğu ve Güneydoğu Anadoludaki fabrikalar rekabet şartları kalmayacağından kapanacaktır.
7. Et Balık ve Süt Endüstrisi kurumları gerekli tedbirler alınmadan özelleştirilince hayvancılık bugün çökmüştür. Aynı durumla bitkisel üretim ve öncelikle pancar tarımı karşı karşıya kalacaktır.
8. Pancar tarımında ve şeker sanayiinde büyük ağırlığı olan Türk Şeker bünyesindeki Şeker Enstitüsü ne olacak, faaliyetlerine nasıl devam edecek. Bu belli değil.
9. Tasarıda şeker depolama priminin, yani stok maliyetinin, hangi esaslara göre ödeneceği açıklanmamıştır. İlerde ihtilâflara sebep olacak ve sistem çalışmayacaktır.
10. Güvenlik stokunun ticarî ve sınaî kuruluşlar tarafından yapılması hükmü getirilmektedir. Sistemin çalışması mümkün görünmemektedir.
11. Şeker fabrikaları özelleşecekse kurulun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile ilgilendirilmesi gerekir.
Cevat Ayhan Hüseyin Karagöz Aslan Polat
Sakarya Çankırı Erzurum
Sait Açba Dengir Mir Mehmet Fırat S. Metin Kalkan
Afyon Adıyaman Hatay




ŞEKER KANUNU TASARISINA MUHALEFET ŞERHİMİZDİR
Türkiye şeker pancarından şeker üreten bir ülke olarak şeker pancarı üreticilerini desteklemek zorundadır. Entegre olmaya çalıştığımız AB ülkeleri nüfuslarının % 5’ini oluşturan tarım kesimini desteklemeye devam etmektedir. Biz de nüfusumuzun % 40’ını oluşturan tarım kesimimizi desteklemek zorunda olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Şekerpancarı tarım ürünleri içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü şekerpancarı en yüksek katma değer, en yüksek istihdam sağlayan yan ürünlerinin tamamı değerlendirilebilen bir bitkidir. Yetiştirildiği bölgelerin (karşılaştırmalı üstünlüğü) tartışmasız bir bitkisidir. Onun için şekerpancarı üretimi desteklenmesi gereken bir ürün olduğu tartışma götürmez bir gerçektir.
Şeker Fabrikalarının Özellikleri :
Şeker varlığı yüksek pancarların yetiştirildiği, yüksek pancar işleme kapasiteli fabrikaların bulunduğu İç Anadolu Şeker Fabrikalarında şeker üretim maliyeti düşüktür.
Diğer şeker fabrikalarının şeker üretim maliyeti % 20-50 daha fazladır.
Türk şeker, şekeri paçal maliyetle hesap edip, pazarlandığında, bilançosunu başa-baş veya çok cüzi bir zararla kapatmaktadır.
Türk şeker zarar etmemekte, zarar ettirilmektedir.
Şekeri 50 bin TL./Kg ilave bir fiyatla toptan pazarlayabilse, 1.6 milyon ton/yıl şeker satışı ile, 80 trilyon TL. kâr edebilir. Şeker ucuza sattırılmaktadır.
Şeker şirketinin zarar ettirilmesinde, yönetimin ve çalışanların hiçbir kusuru yoktur.
Şeker Kanunu akabinde özelleştirme gündeme gelecektir.
Türk şeker yüksek pancar işleme kapasiteli + sosyal amaçlı fabrikalar ile beraber özelleştirilmelidir.
Sosyal amaçlı fabrikalar, Türk şekerin elinde bırakılır, satılmazsa, bu özelleştirilme değil, kârlı fabrikalara peşkeş çekme olur.
Özelleştirilme sonucu Türk şeker, şeker fabrikalarının tamamını satın alan bir özel sektör şeker fabrikalarının yönetiminde niçin şeker kuruluna tâbi olsun. Özel sektör mevcut tesislerini nasıl çalıştırıyor ise, sistemini kendi kurallarına göre yürütmek ister.
Hem özelleştireceğim diyorsun hem de özelleştireceğin tesisleri katı bir merkeziyetçi yaklaşımla yönetmek istiyorsun. Tüm tesislere sahip olabilecek bir özel sektöre şeker kuruluşundan 2/7 yer veriyorsun.
Tüm şeker fabrikalarını satın alacak bir özel sektör, niçin şeker kurulu tarafından kendine yön verdirsin.
Şeker Kanunu bu yönü itibariyle özelleştirme yaklaşımına ters düşmektedir.
Devlet; iç tüketimi karşılayacak şeker üretimini fabrikalar üzerinden adil paylaştırsın.
Kasıtlı fazla üretene tedbir alsın (burada çok önemli bir gerçek, Türkiye tüm fabrikalarını tam kapasite ile çalıştırıp, 2,4 milyon ton/yıl şeker üretimini gerçekleştirmeli. 400 000 ton/yıl tüketim fazlası şekerin ihracatı için gereken tedbirleri almalıdır.)
Dahili tüketim fazlası şekerin stoklanması/ihracatın esaslarını getirsin.
Sınırlardan kaçak şeker girişini önlesin.
Madde 3
Fabrikada yapılacak modernizasyon yatırımları ile de mevcut şeker fabrikalarının kapasitelerini ve randımanlarını artırmak mümkün olabilmektedir. Şeker fabrikalarının pancar kıyım kalitesini artırıcı, difüzyonda daha az zayiatla pancarın şekerini artırıcı, mesela giden şekeri azaltıcı moder-nizasyon yatırımları ile randıman artırılabilmektedir.
Örneğin, Kayseri ve Konya Şeker Fabrikaları bu tür yatırımlarla şeker üretim randımanlarını yükseltmişlerdir. 40-50 yıllık şeker fabrikaları modernizasyon yatırımlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Fabrikalar özelleştirildiğinde, özel sektör bir yandan maliyeti düşürücü diğer yandan randımanı artırıcı yatırımlar yapmak mecburiyetindedir.
Bu konu teşvik edilmesi gerekirken;
Yasada yer alan “Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için kota temin etmek zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine kurul yetkilidir.” Cümlesi, bu yatırımları engelleyici anlamdadır.
60-70 yıllık Uşak-Alpullu-Eskişehir-Turhal Şeker Fabrikaları çok yüksek bakım-onarım yatırımları ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Özelleştirme sonucu bu fabrikaları alan özel sektörün şehir dışında daha modern, mecburen de daha yüksek kapasitede yeni bir şeker fabrikası inşa etmesine engel olunmamalıdır.
Madde 4
Ülkemizdeki iklim seyri şeker pancarındaki şeker varlığının % 2 daha az oluşmasına sebep olmaktadır. 1 milyon ton pancar işleyen bir fabrikada üretilen şeker % 12 randımanla 120 000 ton, % 14 randımanla 140 000 ton olabilmektedir. 140 000 ton kotası olan bir fabrika, elde edilen şeker olarak iki yıl % 90’ın altına düşebilir.
İyi niyetle fabrikalarını çalıştıracak bir özel sektör, şeker kurulunun insafına bırakılamaz.
“....kota ile arz arasındaki fark kadar kota haklarını Kurulca belirlenecek süre için kaybederler. Şirketler bu süre içinde kaybettikleri kota hakkına karşılık yeni kota sağlayamazlar.”
Çok katı ve özel sektöre itimatsızlık ve güvensizlik ifadesi taşımaktadır.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ni bir yandan özelleştireceksin, diğer yandan,
“Kotaların tespiti, tahsisi, iptali ve transferleri ile yeni kota tahsisine ilişkin hususlar ve uygulamaya ilişkin denetimler Bakanlık tarafından, Müsteşarlığın görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir.” İbaresini yazacaksın. Bunlar, özgürlüğü kısıtlayıcı serbest piyasa ekonomisine ters düşen kararlardır.
Madde 5
“Şeker pancarı ve şeker fiyatları üreticiler ve şeker fabrikasını işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenir.” İfadesine yer verilirken (doğrusu bu) aynı maddede, “buna ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” İfadesi bir mantıksızlık örneğidir.
Madde 6
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ne ait tüm şeker fabrikalarını satın alan özel sektör tüm iyi niyeti ile fabrikalarını çalıştırıp iç tüketimi karşılayacak şekeri üretirken, diğer yönden ihraç gayesiyle ithal ettirilip, iç piyasada satışı kontrol edilmezse, bu uygulama sonucu şeker fabrikalarının hiç biri çalıştırılamaz. Türkiye piyasası mısırdan tatlandırıcı imal eden Amerikan sermayeli firmaların eline geçer.
Her ne sebeple olursa olsun, Türkiye’ye ham veya işlenmiş şeker ithalatı yapılmamalıdır.
Devlet; İmalatçı, ihracatçılara, şekeri yurt içinden temin etmeleri ile ilgili tedbirleri almalıdır.
Madde 7
Şeker kurulu : Toplam 7 üye olmasına rağmen, (E) bendinde, (c) bendinde belirtilen üye dışında,
Nişasta kökenli şeker üreten şirketleri temsil etmek üzere birer üye.
Bu yaklaşım ve anlayış yanlıştır.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ne ait şeker fabrikalarının tamamını satın alan bir şirket, en fazla iki kişiyle temsil ediliyorken (1,6 milyon ton/yıl şeker üreten şirket) 100-200 bin ton/yıl nişasta kökenli şeker üreten şirket bir kişiyle temsil edilmektedir.
Nişasta kökenli şeker üreten şirketlere kota verildikten sonra bunlardan birisinin Genel Müdürüne, Şeker Kurulunda yer vermek gerekir mi?
Madde 11
“C Şekerini Kurul kararı dışında iç piyasada satan veya bedelsiz devredenler hakkında 1 inci fıkrada ön görülen ceza uygulanır.”
İfadesi açık ve anlaşılır değil, 1 inci fıkrada C Şekerinden bahsedilmiyor.
Son derece tehlikeli, sanki kasıtlı olarak anlamı taşımaktadır.
Türkiye Şeker üretim maliyeti paçal : 60 cent/kg, ithal şeker 30 cent/kg.
İthal şeker yurt içinde satılırsa, ithalatçı kilo başına 25 cent kazanabilir.
150 000 tonluk bir ithalatta, (Türkiye’nin bir aylık tüketimi) 150 000 000 kg x 25 cent/kg : 3 750 000 000 cent = 37,5 milyon Dolar = (67 000 TL./kg ile) =25 trilyon TL.’lık bir kazanç demektir.
Madde 13
Geçici Madde :
Ülkemizde şeker fabrikaları 5-10 yılda tamamlanabilmektedir. Yurt içinde şeker fabrikası kurup işletmek üzere Bakanlar Kurulundan izin alanların kota hakkı 3 yıl süre ile geçerli kılınmış. Gerekli finansı bulmakta zorlanan özel sektör, bu madde gereğince, yatırım yapmak istemez.
Bu madde yatırımcılığı engellemektedir.
Türkiye, ileriki yıllarda artan nüfusun şeker ihtiyacını dahili üretimle karşılayamaz duruma gelince ithalat cihetine yönelten bir maddedir.
Kemal Kabataş Oğuz Tezmen Mehmet Dönen
Samsun Bursa Hatay
M. Sadri Yıldırım Necati Yöndar
Eskişehir Bingöl




--------------------------------------------------------------------------------

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu
(19.2.2001)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Şeker Kanunu Tasarısı; Sanayi ve Ticaret, Tarım ve Köyişleri, Maliye Bakanlıkları, Dış Ticaret ve Hazine Müsteşarlıkları, Panko Birlik ile Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği temsilcilerinin de katıldığı 15.2.2001 tarihli Komisyonumuz toplantısında görüşülmüştür.
Kanun Tasarısının tümü üzerinde yapılan müzakerelerde;
Komisyonumuza davet edilen temsilciler, bugün içinde bulunduğumuz konjonktürün, Şeker Kanunu Tasarısının bir an önce yasalaşmasının ve sektörün, rekabete açık, özel sektörün yatırım yapabileceği, devletin sahip olduğu mevcut şeker fabrikalarının özel kesime açılacağı ve şeker ürününün serbestçe ticaretinin yapılabileceği bir altyapının hazırlanmasını zorunlu hale getirmiş bulunduğunu;
Bugün Türkiye’de içinde bulunduğumuz sistemde, Türkiye’nin yaklaşık üçte ikisinin şeker pancarı ziraatıyla uğraştığını, 30 civarında fabrikanın faaliyet gösterdiğini, 3 tane özel şeker fabrikasının bu konuda faaliyette bulunduğunu ayrıca nişasta bazlı şeker üreten 5 özel fabrikanın faaliyette bulunduğu ikili, hatta üçlü diyebileceğimiz bir yapının söz konusu olduğunu;
Dünya şeker üretiminin kaynaklarına bakıldığında ülkemizdeki bu yapının dünyanın diğer ülkelerinde de yürürlükte olan bir yapı olduğunu, Dünya şeker ihtiyacının büyük bir kısmının şeker kamışından, şeker pancarından ve yine ülkemizde olduğu gibi nişasta kökenli, mısır kökenli ürünlerden elde edildiğini, ancak şeker pancarından elde edilen şekerin, şeker kamışından elde edilen veya diğer yollarla elde edilen şekerle rekabet edebilmesinin arkasında herhangi bir destek olmaksızın mümkün olmadığını, bu bakımdan Türkiye için öngörülen bu Kanun Tasarısının;daha çok Türkiye’nin mevcut durumunu dikkate alan, şeker pancarı üretim coğrafyasının ve Türkiye’nin şekeri hangi teknolojiyle ürettiğini dikkate alan ve dolayısıyla, bu mevcut yapıyı muhafaza etmeyi öngören ama Dünyadaki gelişmelere de bir anlamda dikkat etmek suretiyle mevcut gelişmeyi muhafaza etmeye çalışan bir anlayışla hazırlandığını,
Yine, bu Tasarı kapsamında mevcut beş tane nişasta kökenli şeker üreten firmanın da bu rejime dahil edildiğini,
Ayrıca, Avrupa Birliği rejiminde, yapay tatlandırıcıların da bu sisteme dahil edilmesinin söz konusu olduğunu, bu konunun tartışıldığını ancak, bizdeki hububat rejimi içerisinde nişasta kökenliler, kimya rejimi içerisinde yapay tatlandırıcılar çok tartışmaya mahal vermeksizin tanımlanmadığından, sonuç itibariyle bunların şeker veya şeker yerine ikame ediciler pazarında kullanıldığından, bu tanımın bu Kanunla yapılmasının ve Kanunda birtakım kotaların verilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığını, bu düşüncenin Plan ve Bütçe Komisyonunda da, alt komisyon çalışmalarında da kabul gördüğünü, bunun Kanunun en can alıcı noktalarından bir tanesi olduğunu,
İfade etmişlerdir.
Kanun Tasarısının tümü üzerinde yapılan müzakereler sonucunda maddelerin müzakeresine geçilmesi Komisyonumuzca oy birliği ile kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının maddelerinin müzakeresi sonucunda;
1. Kanun Tasarısının 1 inci maddesine şekerin ihraç edilebilme faktörü de göz önüne alınarak “ve gerektiğinde ihracat” ibareleri eklenmiştir.
2. Kanun Tasarısının 2 nci maddesinin (e) bendinde tanımlanan tatlandırıcıların kapsamını genişletmek üzere “kurutulmuş glikoz, glikoz şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu” ibareleri eklenmiş, yine aynı maddenin (i) bendindeki “ile işlenmek üzere ihraç kaydıyla temin edilen ham ve beyaz şekeri” ibareleri, ihracat kaydıyla getirilen ve suiistimal edilerek yurt içinde tüketilen ve büyük haksız kazanç sağlayan şekerlerin yurda girişini önlemek amacıyla metinden çıkarılmıştır.
3. Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin birinici fıkrasına Plan ve Bütçe Komisyonunca eklenen “Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının % 10’unu geçemez” ibareleri, şeker pancarından şeker elde edilmesini teşvik etmek ve şeker pancarı üreticilerini korumak amacıyla benimsenmiştir.
4. Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna 1980 yılında liberal ekonomiye geçen ülkemizde şirketlerin biraraya gelerek tröst yaratmamaları için “şirketler monopol ve oligopolik kararlar alamazlar” cümlesi eklenmiştir.
5. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği 8 inci madde 1 inci fıkrasının birinci cümlesi 7 nci maddenin sonuna eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrası, ülke ekonomisine daha fazla katma değer sağlayan sakaroz kökenli şirketlerin korunmasına katkıda bulunmak ve özel şirketlerin ülke genelindeki üretimlerinin temsil oranlarının hakkaniyet ölçüsünde dağılımını sağlamak, sermayenin fazlalığından ziyade gerçek üretim gücünün büyüklüğünün tam kapasitede kullanılarak üretilmesi, pazarlanması riskine de katılmasını sağlamak, böylece yabancı ve yerli girişimcilerin sadece sermaye artırımı yoluyla söz
sahibi olmak gibi niyetlerini önlemek amacıyla yeniden düzenlenmiş, keza yapılan bu düzenlemeye paralel olarak 7 nci fıkradaki “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Bakanlık” olarak değiştirilerek kabul edilmiştir.
6. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği 9 uncu maddenin son fıkrası Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetim yetkisinin; kuruluşların kendi yasalarıyla ve sermayesinin çoğunluğunun Devlete ait kuruluşların, ayrıca Kamu İktisadî Teşebbüslerinin idarî, sosyal, ekonomik, malî ve teknik açıdan her türlü denetim faaliyetlerini kapsaması ve hazırladığı raporun Yüce Meclis tarafından ibra edilerek daha geniş kapsamlı denetlenmesi amacıyla “Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu” olarak değiştirilmiştir.
7. Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinde yer alan 3 yıllık süre; kurulma izni almış ve kurulma çalışması yapan fabrikaların öngörülen 3 yıllık sürede bitirilememe ihtimali yüksek olduğundan 5 yıllık süreye çıkarılmıştır.
8. Plan ve Bütçe Komisyonunca Kanun Tasarısına geçici 6 ncı madde olarak ilave edilen madde, 8 inci maddede yapılan değişiklik gerekçelerine paralel olarak yeniden düzenlenmiştir.
Kanun Tasarısı üzerinde yapılan bu değişiklikler haricindeki diğer maddeleri Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği şekilde Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Raporumuz gereği yapılmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.



--------------------------------------------------------------------------------

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu
(27.3.2001)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca 14.12.2000 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça 20.12.2000 tarihinde esas komisyon olarak Komisyonumuza havale edilen "Şeker Kanunu Tasarısı" Komisyonumuzun 20.3.2001 tarihinde yaptığı 7 nci birleşiminde, Hükümeti temsilen Sanayi ve Ticaret Bakanı sayın Ahmet Kenan TANRIKULU, Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü temsilcilerinin katılımıyla incelenip görüşülmüştür.
Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması; bir iktisadî devlet teşekkülü olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile Türkşekerin bağlı ortaklığı durumundaki Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. ve Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş. ile kooperatiflere ait Konya, Kayseri ve Amasya şeker fabrikaları tarafından gerçekleştirildiği, bu faaliyetlerinde tüm fabrikaların 6747 sayılı Şeker Kanununa, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile bağlı ortaklıklarının ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile şirket ana statüsü hükümlerine tâbi olduğu,
Türkiye'de şeker rejimini düzenleyen 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununun birçok maddesinin, zaman içinde özellikle iktisadî devlet teşekkülleri ve kamu iktisadî kuruluşlarının yeniden yapılanmalarına ilişkin kanuni düzenlemeler, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun yürürlüğe girmesi ve şeker istihlak vergisinin katma değer vergisine dönüşmesi ile uygulama olanağı kalmadığı,
Halen sektörde pazar payları % 20'nin üzerinde bulunan Konya, Kayseri ve Amasya şeker fabrikalarının özel fabrikalar olarak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri yanında, 6747 sayılı Şeker Kanununa tâbi olmaları, bu fabrikalar için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum arz etmekte; Bir çok teşebbüs gibi Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirilmesinin gündemde olduğu bu günlerde şeker üretimi pazar ve fiyat mekanizmalarının sektör bazında yeniden değerlendirilmesi, böylece hukuki anlamda yeni bir sektörel alt yapı oluşturulması gereğinin ortaya çıktığı,
Şeker Kanunu, VII nci Beş Yıllık Kalkınma Planının tarımsal politikalar ile ilgili yapısal değişim projesi kapsamında, güncelleştirilmesi öngörülen kanuni düzenlemeler arasında yer aldığı,
Avrupa Birliği Helsinki Zirvesi sonrasında kazanılan aday ülke statüsü yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki taahhüt ve gelişmeler de şeker rejiminin yeniden düzenlenmesini gerekli kıldığı,
Bu bakımdan tasarı ile;
- Şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunması,
- Sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi,
- Avrupa Birliği düzenlemeleri yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası taahhütlere uyum sağlanması,
- Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukuki alt yapının hazırlanmasının,
İlke olarak benimsendiği,
Şeker sektörünün, yarattığı yüksek katma değer yanında tarım ve endüstri kesiminde sağladığı yüksek istihdam düzeyi nedeniyle pancar şekeri üretiminin gelişmiş ülkelerde bile düzenleme altına alındığı, bu düzenlemelerin pancar üreticileri ve işleyicilerinin menfaatlerini buluşturan düzenlemeler olup, sektörü yapısal anlamda düzenleyici bir nitelik arz edeceği,
Ülkemizdeki şeker fabrikalarında halen otuz bin civarında işçi istihdam edildiği ve binlerce çiftçi ailesinin geçimini pancar tarımı ile sağladığı, bu nedenledir ki halen mevcut ve ileride kurulacak şeker fabrikalarının tam kapasite ile üretim yapmaları ve rasyonel çalışmalarının, sadece ekonomik yönden değil sosyal yönden de geçimlerini pancar tarımına bağlamış üreticiler için büyük önem taşıdığı, bu nedenle, yapılan düzenleme ile şeker fabrikalarının iç pazar paylarının kotalara bağlanması yoluna gidilmiş, sektör iç piyasada rekabete açık hale getirilmiş, Devletin ilgisi ise sektörün özelliklerinin gerektirdiği asgari düzeyde tutulmuş, pancarda ve şekerde tek fiyat uygulaması terkedilmiş, şeker fabrikası kurulmasına yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamaların
kaldırıldığı belirtilmiştir.
Komisyonda yapılan müzakerelerde;
- Şeker sektörünün iç piyasada rekabete açılması, devletin sektör üzerindeki ilgisinin asgari düzeye çekilmesi,
- Şeker fabrikalarının kurulmasına yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamaların kaldırılması,
- Sektöre yeni bir dinamizmin kazandırılması,
- 1998 yılında şekere kota koyulduğu şeker pancarı üretimiyle ve şeker pancarı çiftçiliğiyle ilgilenen herkesin bunu bildiği, kota meselesinin yeni olmadığı, ayrıca 1999 ve 2000 yıllarında şeker üretimindeki maliyet yüzünden stok şekerin satılamadığı bilhassa dış ticaret pazarlarına bu sebeple sürekli sübvansiyon olduğu bu sübvansiyonun Hazineden karşılandığı, dolayısıyla, bunun yine şeker pancarı üreten ve şeker pancarı üretiminin sonucunda hasıl olan şekeri kullanan Türk Toplumunun her türlü ekonomik ve sosyal kesimini ilgilendiren bir mesele olduğu vurgulanmış,
Geçmişte şeker sektöründe yaşanan istikrarsız üretim yapısının giderilmesi ve pazar büyümesine uyumlu sektörel bir gelişmenin sağlanması amacıyla kota sisteminin oluşturulduğu, bu sistemin Dünya pancar şekeri üretiminin yaklaşık yarısına sahip AB'nde de uygulandığı,
Kurulun yapısının, sektörün sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla, ilişkili olduğu kamu kuruluşları ile organik bağ içinde olması ve kararlarda katılımcılık ilkesini öne çıkaracak doğrultuda oluşturulduğu,
Ülkemizde şeker rejimini düzenleyen 6747 sayılı Şeker Kanununun 1956 yılında çıkarıldığı, ekonomik ve mali yapıdaki hızlı gelişmeler karşısında bazı maddelerinin güncelliğini yitirdiği, bu nedenle ekonominin yapısal değişim ve gelişmelerini kapsayacak yeni bir düzenleme yapılması ihtiyacının hasıl olduğu belirtilmiştir.
Bu görüşmelere müteakip Kanun Tasarısının daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesini teminen bir alt komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
Alt komisyonumuz 15.3.2001 tarihinde ilgili Bakanlık ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla yapmış olduğu toplantıda yapılan çalışmalar sonucunda oluşturduğu metni bir raporla birlikte komisyonumuza sunmuştur.
Komisyonumuz Alt Komisyon metnini çalışmalarında esas alarak Kanun Tasarısının maddelerine geçilmesini oybirliği ile kararlaştırmıştır.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu metninin 1 inci maddesi komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 2 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "kategorilerine" ibaresi daha anlaşılır ve öztürkçe olması gerekçesiyle "türlerine" olarak düzeltilmiş; aynı fıkranın sonuna "Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak % 50'sine kadar artırmaya, % 50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir." ifadesi değişen şartlara göre uygulamaya esneklik kazandırmak amacıyla eklenmiş; Ayrıca, aynı maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin “fabrikaları” ibaresinden sonra " ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar" ibaresi, tevsiat yapmakta olan fabrikaların kotalarının düzenlemesine olanak sağlamak üzere eklenmiş ve 3 ncü madde olarak kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 5 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 6 ncı maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Tasarının 7 nci maddesinin son cümlesi, "Kurumun organları, Şeker Kurulu ve Hizmet Birimlerinden oluşur." şeklinde değiştirilmiş; " Kurum Şeker Kurulu tarafından yönetilir." ifadesi eklenmiş ayrıca, ikinci fıkra olarak "Kurumun ilişkili olduğu Bakanlık Sanayi ve Ticaret Bakanlığıdır." cümlesi eklenerek 7 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası, “grubundan” ibaresinden sonra, "Türkiye'deki fabrikalarından nominal üretim kapasitesinin son üç yıl ortalama üretimi en fazla olan iki şirketin ayrı ayrı önerecekleri ikişer aday arasından birer üye olmak üzere bir başkan ve altı üye seçer ve atar. Başkanvekilini, kurul üyeleri kendi aralarından seçer." şeklinde düzenlenerek 8 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 9 uncu maddesinin (b) bendinin son cümlesi, "Katılım paylarını yeniden belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir" şeklinde düzenlenmiş; (i) bendi, özelleştirme işlemlerinin geçiciliği ve özelleştirme sonrası gerekliliğini kaybedeceğinden madde metninden çıkarılmış; bent numaraları yeniden teselsül ettirilmiş, aynı maddenin sondan ikinci fıkrası, "Kuruma ait gelirler Türkiye'de yerleşik bankalarda açılacak bir hesapta toplanır. Bu hesaplardan Kurul, bu Kanunun amaçlarına uygun olarak harcama yapmaya yetkilidir." şeklinde düzeltilmiş ayrıca son fıkra " Kurumun denetimi Başbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulu tarafından yapılır" şeklinde düzenlenerek 9 uncu madde olarak kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 10 uncu maddesi ve ekli cetveli 7 nci maddeye paralel olarak başlığı ile birlikte yeniden düzenlenerek kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 11 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 12 nci maddesindeki "Sekretaryanın" ibaresi 7 nci maddeye paralel olarak "Hizmet Birimlerinin" olarak düzeltilerek 12 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 13 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu metninin geçici 1 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin geçici 2 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin geçici 3 üncü maddesi aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin geçici 4 üncü maddesindeki "sekretaryanın" ibaresi, "Hizmet Birimlerinin" olarak düzeltilerek kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 5 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu metninin geçici 6 ncı maddesi aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonunun geçici 7 nci maddesi aynen kabul edilmiştir.
1996-2004 dönemi için geçerli olan Dünya Ticaret Örgütü taahhütlerimizin 2005 yılı başından itibaren yenileneceği gözönüne alınarak, oluşabilecek şartlar çerçevesinde Kurum ve organlarının görev ve yetkilerinin sona erdirilebilmesi öngörülmektedir. Ancak, ileriye dönük kararlarda bugünden bağlayıcı olmamak üzere, Bakanlar Kurulu'nun aksi bir karar alabileceği hükmüne de yer verilmesi amacıyla Kanun Tasarısına geçici 8 inci madde olarak yeni bir madde eklenmiştir.
Kanun Tasarısının 14 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 15 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
İşbu raporumuz Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.

MUHALEFET ŞERHİ

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA

Komisyonumuzca görüşülüp kabul edilen Şeker Kanununa aşağıdaki hususlardan dolayı muhalifim. Arz ederim.
1. Kanun, pancar çiftçimizin ihtiyaçlarını gidermekten ve gelişmesine katkı sağlamaktan uzaktır. Bu husus en büyük çiftçi kuruluşumuz TZOB Başkanlığınca da teyid edilmektedir. (Bkz. Şeker ve Şekerpancarı-Sorunları ve Çözüm Önerileri, Faruk Yücel, TZOB Yönetim Kurulu Bşk., Ankara-Mart 2000)
2. Pancar fiyatının önceden belirlenmesi ticaretin temel kuralı ve pancar çiftçisinin talebi olduğu halde bu kanunda bu husus dikkate alınmamıştır.
3. İhraç edilemeyen şekerin ihraç edilememesinin faturası pancar çiftçisine çıkarılarak ayrıca haksızlık yapılmaktadır.
4. 1998 yılından beri uygulanan kota, üretimi düşürmüştür. Son üç yılın ortalamasına göre kota belirlenmesi pancar çiftçisine ikinci bir haksızlıktır.
5. Doğu Anadolu gibi rakımı yüksek olan yörelerimizde pancar üretiminin dışında başka bir sanayi bitkisi üretimi yapılamadığından bu yörelerde de kota uygulanması göç olgusunu artırıcı bir faktördür.
6. Bu Kanun pancar çiftçisinin ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanan bir kanun değil; doğrudan IMF’nin dayatması neticesinde çıkarılmak istenen, pancar üretimini giderek ortadan kaldıran, netice itibariyle Türk çiftçisinden esirgenen desteği giderek yabancı ülke çiftçilerine sağlayacak olan bir kanundur.

21.3.2001
Suat Pamukçu
Bayburt


umarim işine yarayan bilgiler vardir..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-07, 11:46   #3
DeepThroat

Varsayılan C: Türkiyedeki Dokuma ve Şeker Fabrikalarını Gösteriniz..



çok tşk ederim önceden replisin
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat