Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-09-11, 16:11   #1
berk19955

Varsayılan Nazım birimi, kafiye


4 : Meni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı ahumdan muradum şem'i yanmaz mı
(şem' : mum)
Yukarıdaki şiiri ahenk unsurlarını (nazım birimi, kafiye) bulunuz.
8 : yukarıdaki şiiri açıklayınız.



beyler cevaplarını yazarsanız sevinirim. ayın 9unda sınavım var. çok avil
10. sınıf sorusu

Mesajı son düzenleyen berk19955 ( 09-09-11 - 10:50 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-09-11, 21:57   #2
Adenozin

Varsayılan C: Nazım birimi, kafiye


Lise Bilgi İstekleri bölümüne taşıdım.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-09-11, 15:21   #3
berk19955

Varsayılan C: Nazım birimi, kafiye


yapabilecek arkadaşlara teşekkür ederim sınavım ayın 9unda 2 gün kaldı.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-09-11, 16:27   #4
Raven

Varsayılan C: Nazım birimi, kafiye


Şiirin anlam yönü
Bu şiirde, evrensel ve insana özgü bir tema olan sevgiliye duyulan özlem, aşk ve ona kavuşamamanın verdiği acı ve sevgilinin vefasızlığı teması işlenmiştir.
Şiir, Divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışını yansıtmaktadır. Şiirde dile getirilen sevgili, Divan şiirindeki ortak sevgili tiplemesi ile örtüşmektedir. Bu sevgili âşığa ve onun sevgisine karşı duyarsızdır. Âşık onun eziyetlerinden usandığı hâlde, sevgilinin kendisine çektirdiği cefa yüzünden ah çektiği hâlde sevgili ona eziyet etmekten asla usanmaz. O sevgili bütün dertlilere çareler sunar, ama âşığın derdiyle hiç ilgilenmez. Âşık, sevgiliye duyduğu aşkı ve bu aşktan doğan acıyı gizli tutmaktadır. Çünkü aşkını sevgiliye bildirdiği zaman sevgilinin ona inanacağından emin değildir. Âşık, sevgiliden ayrı olduğu için geceler boyu ağlar, feryat eder, kanlı gözyaşı döker. Ama yine de kötü bahtı tersine dönmez. Âşık, sevgilinin gül yüzüne karşı sürekli gözyaşı döker; bu yaşlar gül mevsimi olmasına rağmen hiç durmaz. Sevgili adeta âşığın aklını başından almıştır. Onu bu yüzden ayıplayanlar, bir gün sevgilinin güzelliğini görünce utanacaklardır. Âşık artık kendinden geçmiş, aklını kaybetmiş bir haldedir ve başına gelen sevdanın ne yaman bir aşk olduğunu da bir türlü anlamamaktadır.
Fuzuli’nin bu şiirine ve diğer eserlerine bakıldığında tasavvuf düşüncesinin geniş yer aldığı görülür. Bu bakımdan, Fuzuli’nin yukarıdaki gazelini açıklarken tasavvufî yönünü özellikle dikkate almak gerekir.
Birinci beytin ilk dizesinde Fuzuli “Sevgili, cefasıyla beni canımdan usandırdı, kendisi cefa etmekten usanmaz mı?” diyor. Tasavvuf anlayışına göre buradaki sevgili Allah’tır. Allah; insanları ve özellikle sevdiği kulları çeşitli sıkıntı ve belâlarla imtihan ederek olgunlaştırır. Dünya ve dünyaya ait şeyleri (mal, mülk, mevki, makam, şöhret vb.) onlardan uzaklaştırır ve o tür şeylere karşı kalbî ilgilerini keser ve onları kendisine yaklaştırır. Bu düşünceye göre Allah, sevdiği kullarına daha fazla belâ verir. Beyitteki candan usandırmak bunu ifade eder.
Yine Fuzuli, “sevgili cefa etmekten usanmaz mı” derken, şikâyet ediyor gibi görünüyor. Ama aslında o, bu durumdan, yani sevgilinin eziyet etmesinden şikâyetçi değildir. Çünkü sevgilinin cefa etmemesi, âşıktan ilgisini kesmesi demektir. Bu da âşık için en büyük felâket sayılır. Cefa etmesi ise onunla ilgilendiğini gösterir. Fuzuli, bir başka gazelinde bunu şöyle ifade eder:
“Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabib Kılma derman kim helakim zehri dermânındadır”
(Ey tabip, ben aşk derdinden memnunum. Bana ilâç yapmaktan vazgeç, beni tedavi etme, çünkü beni öldürecek zehir, senin ilâcındadır.)

Şiirin şekil özellikleri
Şiirin nazım birimi beyittir. Beyitlerde aynı duygu (sevgilinin vefasızlığı) farklı kelimelerle dile getiriliyor. Yani konu bütünlüğü olduğu için bu şiir yek-ahenk gazeldir. Bütün beyitlerinde söyleyiş güzelliği olduğu İçin de şiire, yekâvâz gazel diyebiliriz. “Şeb-i hicran yanar canım döker kan çeşm-i giryânım / Uyarır halkı efgânım şeklindeki beyti en güzel beyit yani beytü’l-gazel olarak kabul edilebilir.
“Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı ahumdan muradım şem’i yanmaz mı”
beyti bu gazelin matla beyitidir. Kendi içinde kafiyeli olan bu beyit şiirin doğduğu beyittir. Şairin, şiirin kafiyesine ve ölçüsüne karar verdiği beyittir. Diğer beyitler buna bağlı olarak yazıldığı için gazelin en önemli beyti sayılır.
Şair, gazelin son beytinde mahlasını söylemiştir ve artık şiirini bitirmiştir. Bunun için bu beyte makta beyiti adı verilir.

Aruzun tefâîlün / mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün kalıbıyla yazılan şiirde ölçü, ses akışı, sesli ve sessiz harflerin tekrarıyla sağlanan ve kulağa çok hoş gelen bir ahenk ve ritm söz konusudur. Ses tekrarları şiirde ritmin daha doğru bir ifadeyle iç ahengin doğuşunu sağlamaktadır. Kafiyenin de bir çeşit ses tekrarı olması nedeniyle şiirdeki musikinin sağlanmasındaki önemi ortadadır. Şiirde geçen “usandırdı, usanmaz mı, yanmaz mı” ve “cânân, ihsan, derman” gibi kelimelerle kurulan kafiye ilişkisiyle iç ahenk sağlanmıştır. Sağlanan bu iç ahenk ise şiirin ses değerini artırmaktadır. Şiirin hem dize ortalarında, hem de dize sonlarında redif ve kafiye kullanılmıştır. Dizeleri ortadan böldüğümüz zaman her beyit bir dörtlük hâlinde yazılabilir:
Meni candan usandurdı Cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı ahumdan Murâdum şem’i yanmaz mı Bu şekilde şiirin dize ortalarında iç kafiye olduğu için şiir mussammat gazeldir.
Tam ve zengin kafiye kullanılan şiir, aa, ba, ca, da, ea, fa, ga şeklinde kafiyelenmiştir. Mısra sonlarındaki usanmaz mı, yanmaz mı, sanmaz mı, inanmaz mı, uyanmaz mı, bulanmaz mı, utanmaz mı kelimelerinde -an hecesi tam kafiye, -maz mı ekleri ise aynı görevde olduğu için rediftir. Canan, ihsan, derman, kelimelerindeki -ân sesi zengin kafiye (bir uzun sesli ve bir sessiz harften oluşan kafiye zengin sayılır); men, ruşen, bilmen kelimelerindeki -en sesi tam kafiye; canım, giryânım, efgânım, kelimelerindeki -ân zengin kafiye; -ım’lar redif; karşu, su, bu kelimelerindeki -u sesi yarım kafiye; mail, zail, gafil kelimelerindeki -il sesi tam kafiyedir. Şeydâdır, rüsvâdır, sevdadır kelimelerindeki -â tam kafiye (uzun olduğu için), -dur hecesi rediftir.

Şiirin dil özellikleri
Fuzuli, bu beyitlerde de “usandırdı, usanmaz mı”, “yandı, yanmaz mı” kelimeleriyle sağladığı tezatlı anlatım ve “cefâdan yâr usanmaz mı?”, “niçin kılmaz bana derman beni bîmâr sanmaz mı?” şeklindeki soru cümlelerinin kullanımıyla konuşma dilinin doğal, rahat söyleyişini yakalamıştır.
Şair konuşma dilinin değişik özelliklerini kullanarak şiirinin anlatımını okuyucuya daha yakın, daha sıcak kılmıştır. Fuzuli’nin bütün şiirlerinde olduğu gibi bu şiirinin anlatımında da içtenlik görülüyor. Fuzuli bu içtenliği doğal söyleyişi ile ve sade, iddiasız, alçakgönüllü dil kullanımıyla gerçekleştirmiştir.
Fuzuli, Bağdat’ta yetiştiği için şiirlerini Azerî Türkçesiyle yazmıştır. Bu gazelde geçen men (ben), mana (bana), ahar (akar) gibi söyleyişler, Azeri şivesinin özellikleridir. Usandurdı, ahum, dutardum gibi söyleyişler ise, o dönem Türkiye Türkçesinde de görülen söyleyiş özelliklerine uygundur.
Şiirde geçen edebi sanatlar ….. ‘ ‘
“Felekler yandı ânımdan” sözünde mübalağa sanatı vardır. Şair, ânının ( ah sesi) göklere kadar ulaştığını ve oraları dahi
yaktığını söylüyor.
“muradım şem’i yanmaz mı” sözüyle telmih yapılmıştır. Burada şair, muradının mumunun yanmadığını yani sevgilisinin, ona duyduğu isteği, sevgiyi görmezlikten geldiğini söylüyor. Murat mumunun yanması, toplum içindeki batıl bir geleneği hatırlatıyor. Bu geleneğe göre bir isteği olanlar büyüklerin türbelerine ya da kutsal sayılan ağaçlara, çeşmelere vb. giderek adak adarlar. İstekleri gerçekleşince de oraya mum yakar.
İkinci beyitte geçen bîmâr (hasta), deva, derd, derman kelimeleri arasında anlam bakımından yakın ilgi vardır. Bu şekilde, anlam yönünden birbiriyle ilgisi olan kelimeleri bir ifade içinde kullanmaya tenasüp (uygunluk) sanatı denir.
Ayrıca ikinci beytin birinci dizesindeki “bîmar” kelimesi hasta anlamı yanında “aşk derdine düşen” anlamına da geldiği için mecaz sanatı yapmıştır.
Üçüncü beyitte pinhan tut- (gizlemek); ruşen kıl- (açıklamak) kelimeleri arasında tezat sanatı vardır.
Dördüncü beyitte çeşm, giryan, efgan, dökmek arasında ve çeşm, şeb, uyandırmak arasında tenasüp sanatı vardır.
Yine dördüncü beyitte “Kara bahtım uyanmaz mı?” sorusu ile cansız bir kavrama, insana özgü bir özellik yüklediği için teşhis sanatı vardır.
Beşinci beyitte şair, sevgilinin yanağını güzelliği ve kırmızılığı sebebiyle güle; kanlı gözyaşlarını ise ilkbaharda bulanık akan sulara benzetiyor. Burada gözyaşının kanlı olmasında sevgilinin gül yanağının kırmızı renginin gözyaşı sularına yansımış ol-
duğu düşüncesi vardır. Bu şekilde şair, bir olayı bilinen nedenin dışında daha güzel bir nedene bağladığı için hüsn-i talil yapmıştır.
Yine bu beyitte geçen “akar su” sözünü, birinci dizede suların akacağını belirtirken, ikinci dizede “akarsu” anlamında kullanıyor. Yazılışları aynı anlamları ayrı olduğu için bunlar arasında cinas sanatı söz konusudur. Ayrıca beşinci beyitteki gül, su, ruhsar, fasl-ı gül (ilkbahar) kelimeleri arasında tenasüp vardır.
Altıncı beyitte şair, arkadaşlarının kendisini ayıplaması üzerine, herkesçe bilinen Yusuf ile Züleyha hikâyesindeki bir olayı hatırlatarak telmih yapıyor. Bu olay şöyle gelişiyor: “Züleyha’nın Hz. Yusuf’a (a.s) âşık olması ve bu aşk yüzünden kötü durumlara düşmesini arkadaşları ayıplıyorlar. Bunun üzerine Züleyha, arkadaşlarını saraya davet ediyor, onlara meyve ikram ediyor. Kadınlar meyvelerini yerken Yusuf’u bir bahaneyle oraya çağırıyor. Yusuf’un güzelliği gören kadınlar kendilerinden geçiyor ve farkında olmadan meyve yerine ellerini kesiyorlar. Bu olaydan sonra Züleyha’yı ayıplamaktan vazgeçiyorlar.
Yedinci beyitte “rindi şeyda” tamlaması ile asıl kastedilen Mec-nun’dur. Bu beytin içinde Leyla ve Mecnun mazmunu vardır.
Şair, şiirin bütününde düşüncelerini, anlatımı etkili kılmak için soru sorarak ifade ediyor. Edebiyatta bu sanata istifham (soru sorma) sanatı denir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-09-11, 22:34   #5
berk19955

Varsayılan C: Nazım birimi, kafiye

anlam veremedim şimdi buna.. yarın sınavım ve bu tarz çıkcak eminim ama nazım birimi kafiye yapan olmadı saolun yinede gece 00.00a kadar bakıcam. yardım edecek olursa teşekkürler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat